12. sure

Yûsuf Suresi يوسف

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 13 konu
  1. Kıssaların en güzeli ve Yûsuf'un rüyası 1–6 karşılaştır — Kıssaların en güzeli ve Yûsuf'un rüyası
  2. Kardeşlerin tuzağı ve kuyu 7–20 karşılaştır — Kardeşlerin tuzağı ve kuyu
  3. Aziz'in evi ve yırtılan gömlek 21–29 karşılaştır — Aziz'in evi ve yırtılan gömlek
  4. Şehirdeki kadınlar 30–35 karşılaştır — Şehirdeki kadınlar
  5. Zindan arkadaşları 36–42 karşılaştır — Zindan arkadaşları
  6. Kralın rüyası ve yorumu 43–49 karşılaştır — Kralın rüyası ve yorumu
  7. Suçsuzluğun ortaya çıkması ve hazinelerin başına geçiş 50–57 karşılaştır — Suçsuzluğun ortaya çıkması ve hazinelerin başına geçiş
  8. Kardeşlerin gelişi ve Bünyâmin şartı 58–68 karşılaştır — Kardeşlerin gelişi ve Bünyâmin şartı
  9. Su kabı ve hırsızlık iddiası 69–79 karşılaştır — Su kabı ve hırsızlık iddiası
  10. Kardeşlerin dönüşü ve Ya'kūb'un hüznü 80–87 karşılaştır — Kardeşlerin dönüşü ve Ya'kūb'un hüznü
  11. Tanışma ve gömleğin götürülüşü 88–98 karşılaştır — Tanışma ve gömleğin götürülüşü
  12. Kavuşma ve Yûsuf'un duası 99–101 karşılaştır — Kavuşma ve Yûsuf'un duası
  13. "Bu kıssa gayb haberidir"; akıl sahipleri için ibret 102–111 karşılaştır — "Bu kıssa gayb haberidir"; akıl sahipleri için ibret

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Kıssaların en güzeli ve Yûsuf'un rüyası 1–6

  1. Yûsuf suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 1. ayet. الٓر تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُبِينِ

    elif-lâm-râ. tilke âyâtü-lkitâbi-lmübîn.

    Mehmet Okuyan

    Elif. Lâm. Râ. dipnot 1 İşte şu(nlar), apaçık Kitabın ayetleridir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mukatta‘a harfleri hakkında bilgi için bkz. Bakara 2:1, dipnot 1.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 1. ayet

  2. Yûsuf suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 2. ayet. إِنَّآ أَنزَلْنَٰهُ قُرْءَٰنًا عَرَبِيًّا لَّعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

    innâ enzelnâhü ḳur'ânen `arabiyyel le`alleküm ta`ḳilûn.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 2. ayet

  3. Yûsuf suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 3. ayet. نَحْنُ نَقُصُّ عَلَيْكَ أَحْسَنَ ٱلْقَصَصِ بِمَآ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ هَٰذَا ٱلْقُرْءَانَ وَإِن كُنتَ مِن قَبْلِهِۦ لَمِنَ ٱلْغَٰفِلِينَ

    naḥnü neḳuṣṣu `aleyke aḥsene-lḳaṣaṣi bimâ evḥaynâ ileyke hâẕe-lḳur'ân. vein künte min ḳablihî lemine-lgâfilîn.

    Mehmet Okuyan

    Biz sana bu Kur'an'ı vahyetmekle (eskilere dair) haberleri sana en güzel şekilde anlatıyoruz. dipnot 1 Elbette sen bundan önce habersizlerdendin.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada Hz. Yusuf kıssasının "kıssaların en güzeli" olmasına işaret edilmesinin yanında, anlatılan bütün kıssaların en güzel şekilde sunulduğuna dikkat çekilmektedir.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 3. ayet

  4. Yûsuf suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 4. ayet. إِذْ قَالَ يُوسُفُ لِأَبِيهِ يَٰٓأَبَتِ إِنِّى رَأَيْتُ أَحَدَ عَشَرَ كَوْكَبًا وَٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ رَأَيْتُهُمْ لِى سَٰجِدِينَ

    iẕ ḳâle yûsüfü liebîhi yâ ebeti innî raeytü eḥade `aşera kevkebev veşşemse velḳamera raeytühüm lî sâcidîn.

    Mehmet Okuyan

    Hani Yusuf, babasına (Yakup'a) şöyle demişti: "Ey Babacığım! Şüphesiz ki ben (rüyamda) on bir gezegeni, güneşi ve ayı gördüm; onları benim için secde ederlerken gördüm." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Yusuf'un gördüğü bu rüyanın yorumunun ne olduğu Yûsuf 12:100'de açıklanmaktadır.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 4. ayet

  5. Yûsuf suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 5. ayet. قَالَ يَٰبُنَىَّ لَا تَقْصُصْ رُءْيَاكَ عَلَىٰٓ إِخْوَتِكَ فَيَكِيدُوا۟ لَكَ كَيْدًا إِنَّ ٱلشَّيْطَٰنَ لِلْإِنسَٰنِ عَدُوٌّ مُّبِينٌ

    ḳâle yâ büneyye lâ taḳṣuṣ ru'yâke `alâ iḫvetike feyekîdû leke keydâ. inne-şşeyṭâne lil'insâni `adüvvüm mübîn.

    Mehmet Okuyan

    (Babası ona) "Ey yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma; sonra sana bir tuzak kurarlar! Şüphesiz ki şeytan, insana apaçık bir düşmandır." demişti.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 5. ayet

  6. Yûsuf suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 6. ayet. وَكَذَٰلِكَ يَجْتَبِيكَ رَبُّكَ وَيُعَلِّمُكَ مِن تَأْوِيلِ ٱلْأَحَادِيثِ وَيُتِمُّ نِعْمَتَهُۥ عَلَيْكَ وَعَلَىٰٓ ءَالِ يَعْقُوبَ كَمَآ أَتَمَّهَا عَلَىٰٓ أَبَوَيْكَ مِن قَبْلُ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْحَٰقَ إِنَّ رَبَّكَ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

    vekeẕâlike yectebîke rabbüke veyü`allimüke min te'vîli-l'eḥâdîŝi veyütimmü ni`metehû `aleyke ve`alâ âli ya`ḳûbe kemâ etemmehâ `alâ ebeveyke min ḳablü ibrâhîme veisḥâḳ. inne rabbeke `alîmün ḥakîm.

    Mehmet Okuyan

    İşte böylece Rabbin seni seçecek; sana (rüyada gördüğün) olayların yorumunun bir kısmını öğretecek ve daha önceki iki atan İbrahim ve İshak'a nimetini tamamladığı gibi sana ve Yakup soyuna da nimetini tamamlayacaktır. Şüphesiz ki Rabbin bilendir, doğru hüküm verendir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette Hz. Yakup'un, oğlu Hz. Yusuf'a söylediği gelecekle ilgili bu bilgilerin kaynağı vahiydir; çünkü Hz. Yakup bu bilgilere vahiy sayesinde sahip kılınmıştır; yoksa herhangi bir şekilde gaybdan haber vermemiştir.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 6. ayet

Kardeşlerin tuzağı ve kuyu 7–20

  1. Yûsuf suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 7. ayet. لَّقَدْ كَانَ فِى يُوسُفَ وَإِخْوَتِهِۦٓ ءَايَٰتٌ لِّلسَّآئِلِينَ

    leḳad kâne fî yûsüfe veiḫvetihî âyâtül lissâilîn.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Yusuf ve kardeşlerinde, (almak) isteyenler için dersler vardır.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 7. ayet

  2. Yûsuf suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 8. ayet. إِذْ قَالُوا۟ لَيُوسُفُ وَأَخُوهُ أَحَبُّ إِلَىٰٓ أَبِينَا مِنَّا وَنَحْنُ عُصْبَةٌ إِنَّ أَبَانَا لَفِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    iẕ ḳâlû leyûsüfü veeḫûhü eḥabbü ilâ ebînâ minnâ venaḥnü `uṣbeh. inne ebânâ lefî ḍalâlim mübîn.

    Mehmet Okuyan

    Hani (kardeşleri) şöyle demişlerdi: "Biz (kalabalık) bir topluluk olmamıza rağmen Yusuf ile kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. Şüphesiz ki babamız apaçık bir şaşkınlık içindedir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen [dalâl-i mübîn] tamlaması, inanç olarak "apaçık bir sapkınlık" anlamında değil de Yûsuf 12:30'da olduğu gibi "apaçık bir şaşkınlık, yanlışlık" anlamında yorumlanmalıdır.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 8. ayet

  3. Yûsuf suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 9. ayet. ٱقْتُلُوا۟ يُوسُفَ أَوِ ٱطْرَحُوهُ أَرْضًا يَخْلُ لَكُمْ وَجْهُ أَبِيكُمْ وَتَكُونُوا۟ مِنۢ بَعْدِهِۦ قَوْمًا صَٰلِحِينَ

    uḳtülû yûsüfe evi-ṭraḥûhü arḍay yaḫlü leküm vechü ebîküm vetekûnû mim ba`dihî ḳavmen ṣâliḥîn.

    Mehmet Okuyan

    Yusuf'u öldürün veya onu (uzak) bir yere bırakın ki babanızın ilgisi dipnot 1 yalnız size kalsın! Ondan sonra da (tevbe ederek) iyi kişiler olursunuz!" dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki [vechu ebîküm] ifadesi "babanızın yüzü" yani onun ilgisi, sevgisi demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Burada Hz. Yusuf'un abilerinin onu yok ettikten sonra babalarıyla aralarını düzeltebileceklerini düşündükleri aktarılmaktadır.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 9. ayet

  4. Yûsuf suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 10. ayet. قَالَ قَآئِلٌ مِّنْهُمْ لَا تَقْتُلُوا۟ يُوسُفَ وَأَلْقُوهُ فِى غَيَٰبَتِ ٱلْجُبِّ يَلْتَقِطْهُ بَعْضُ ٱلسَّيَّارَةِ إِن كُنتُمْ فَٰعِلِينَ

    ḳâle ḳâilüm minhüm lâ taḳtülû yûsüfe veelḳûhü fî gayâbeti-lcübbi yelteḳiṭhü ba`ḍu-sseyyârati in küntüm fâ`ilîn.

    Mehmet Okuyan

    İçlerinden biri "Yusuf'u öldürmeyin; (mutlaka bir şey) yapacaksanız onu o kuyunun görünmeyen yerine bırakın da kervanlardan biri onu alsın." demişti. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki [el-cübb] ifadesi, kuyunun bilinen yani kervanların uğradığı bir kuyu olduğunu göstermektedir. [Ğayâbeh] kelimesi ise kuyunun dibi değil, dışarıdan bakıldığında görünmeyen yeri demektir.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 10. ayet

  5. Yûsuf suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 11. ayet. قَالُوا۟ يَٰٓأَبَانَا مَا لَكَ لَا تَأْمَ۫نَّا عَلَىٰ يُوسُفَ وَإِنَّا لَهُۥ لَنَٰصِحُونَ

    ḳâlû yâ ebânâ mâ leke lâ te'mennâ `alâ yûsüfe veinnâ lehû lenâṣiḥûn.

    Mehmet Okuyan

    (Kardeşler babalarına) şöyle demişti: "Ey babamız! Sana ne oluyor da Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun? dipnot 1 Oysa biz onun için samimi olanlarız. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen [lâ te'mennâ] ifadesi nehiy "yasaklama" kalıbında değil [lâ te'menunâ] şeklinde "Bize güvenmiyorsun!" anlamındadır. Bu nedenle [nûn] harfi üzerinde, bir tecvid kuralı olarak "[işmâm]" yani dudak hareketiyle [ötre] göndermesi yapılır. Böylece bu işaret maksadın [nehiy] değil bir durum tespiti olduğunu ortaya koyar.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette yer alan [nâsıhûne] kelimesi "nasihat edenler" değil, "samimi davrananlar, iyiliğini isteyenler" anlamına gelmektedir.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 11. ayet

  6. Yûsuf suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 12. ayet. أَرْسِلْهُ مَعَنَا غَدًا يَرْتَعْ وَيَلْعَبْ وَإِنَّا لَهُۥ لَحَٰفِظُونَ

    ersilhü me`anâ gadey yerta` veyel`ab veinnâ lehû leḥâfiżûn.

    Mehmet Okuyan

    Yarın onu bizimle birlikte gönder de bol bol gezsin, oynasın! Biz onu mutlaka koruruz."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 12. ayet

  7. Yûsuf suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 13. ayet. قَالَ إِنِّى لَيَحْزُنُنِىٓ أَن تَذْهَبُوا۟ بِهِۦ وَأَخَافُ أَن يَأْكُلَهُ ٱلذِّئْبُ وَأَنتُمْ عَنْهُ غَٰفِلُونَ

    ḳâle innî leyaḥzününî en teẕhebû bihî veeḫâfü ey ye'külehü-ẕẕi'bü veentüm `anhü gâfilûn.

    Mehmet Okuyan

    (Babaları) "Onu götürmeniz şüphesiz ki beni üzer. Siz ondan habersizken onu bir kurdun yemesinden korkarım." demişti.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 13. ayet

  8. Yûsuf suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 14. ayet. قَالُوا۟ لَئِنْ أَكَلَهُ ٱلذِّئْبُ وَنَحْنُ عُصْبَةٌ إِنَّآ إِذًا لَّخَٰسِرُونَ

    ḳâlû lein ekelehü-ẕẕi'bü venaḥnü `uṣbetün innâ iẕel leḫâsirûn.

    Mehmet Okuyan

    (Kardeşler) şöyle demişti: "Gerçekten biz (kalabalık) bir topluluk olduğumuz hâlde onu kurt yerse, o zaman biz kaybedenler oluruz."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 14. ayet

  9. Yûsuf suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 15. ayet. فَلَمَّا ذَهَبُوا۟ بِهِۦ وَأَجْمَعُوٓا۟ أَن يَجْعَلُوهُ فِى غَيَٰبَتِ ٱلْجُبِّ وَأَوْحَيْنَآ إِلَيْهِ لَتُنَبِّئَنَّهُم بِأَمْرِهِمْ هَٰذَا وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

    felemmâ ẕehebû bihî veecme`û ey yec`alûhü fî gayâbeti-lcübb. veevḥaynâ ileyhi letünebbiennehüm biemrihim hâẕâ vehüm lâ yeş`urûn.

    Mehmet Okuyan

    Onu götürüp de o kuyunun görünmeyen yerine bırakmaya birlikte karar verdikleri zaman, (Yusuf'a) "Şüphesiz ki sen onlar farkına varamadan onların bu işlerini kendilerine bildireceksin." diye vahyetmiştik (bildirmiştik). dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki [vahiy], çocuk yaştaki Yusuf'a yönelik olduğu için "bildirmek, ilham etmek" anlamındadır.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 15. ayet

  10. Yûsuf suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 16. ayet. وَجَآءُوٓ أَبَاهُمْ عِشَآءً يَبْكُونَ

    vecâû ebâhüm `işâey yebkûn.

    Mehmet Okuyan

    (Oğulları) yatsı vakti ağlayarak babalarına gelmişlerdi: dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Akşam değil, yatsı vakti gelmelerinin sebebi bir süre Yusuf'u aradıkları izlenimi vermek olabilir.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 16. ayet

  11. Yûsuf suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 17. ayet. قَالُوا۟ يَٰٓأَبَانَآ إِنَّا ذَهَبْنَا نَسْتَبِقُ وَتَرَكْنَا يُوسُفَ عِندَ مَتَٰعِنَا فَأَكَلَهُ ٱلذِّئْبُ وَمَآ أَنتَ بِمُؤْمِنٍ لَّنَا وَلَوْ كُنَّا صَٰدِقِينَ

    ḳâlû yâ ebânâ innâ ẕehebnâ nestebiḳu veteraknâ yûsüfe `inde metâ`inâ feekelehü-ẕẕi'b. vemâ ente bimü'minil lenâ velev künnâ ṣâdiḳîn.

    Mehmet Okuyan

    "Ey babamız! Biz Yusuf'u eşyamızın yanında bırakmış bir şekilde yarışmak üzere (yanından) uzaklaşmıştık. (Ne yazık ki) kurt onu yemiş! Fakat biz doğru söyleyenler olsak da sen asla bize inanmazsın."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 17. ayet

  12. Yûsuf suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 18. ayet. وَجَآءُو عَلَىٰ قَمِيصِهِۦ بِدَمٍ كَذِبٍ قَالَ بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ أَنفُسُكُمْ أَمْرًا فَصَبْرٌ جَمِيلٌ وَٱللَّهُ ٱلْمُسْتَعَانُ عَلَىٰ مَا تَصِفُونَ

    vecâû `alâ ḳamîṣihî bidemin kâẕib. ḳâle bel sevvelet leküm enfüsüküm emrâ. feṣabrun cemîl. vellâhü-lmüste`ânü `alâ mâ teṣifûn.

    Mehmet Okuyan

    Gömleğinin üzerinde sahte bir kan ile (Yusuf'un kanlı gömleğiyle) gelmişlerdi. (Yakup onlara) şöyle demişti: "Hayır! Nefisleriniz sizi (kötü) bir işe sürüklemiş. Artık (bana düşen) güzelce sabretmektir. dipnot 1 Anlattığınız şeyler karşısında yardımına sığınılacak olan Allah'tır."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Yûsuf 12:83.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 18. ayet

  13. Yûsuf suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 19. ayet. وَجَآءَتْ سَيَّارَةٌ فَأَرْسَلُوا۟ وَارِدَهُمْ فَأَدْلَىٰ دَلْوَهُۥ قَالَ يَٰبُشْرَىٰ هَٰذَا غُلَٰمٌ وَأَسَرُّوهُ بِضَٰعَةً وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِمَا يَعْمَلُونَ

    vecâet seyyâratün feerselû vâridehüm feedlâ delveh. ḳâle yâ büşrâ hâẕâ gulâm. veeserrûhü biḍâ`ah. vellâhü `alîmüm bimâ ya`melûn.

    Mehmet Okuyan

    Bir kervan gelmiş ve sucularını (kuyuya) göndermişler, o da kovasını (kuyuya) salmıştı. (Yusuf'u görünce) "Aa, müjde! İşte bir erkek çocuk!" demişti. Onu bir ticaret için saklamışlardı. Allah onların yaptıklarını bilendir.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 19. ayet

  14. Yûsuf suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 20. ayet. وَشَرَوْهُ بِثَمَنٍۭ بَخْسٍ دَرَٰهِمَ مَعْدُودَةٍ وَكَانُوا۟ فِيهِ مِنَ ٱلزَّٰهِدِينَ

    veşeravhü biŝemenim baḫsin derâhime ma`dûdeh. vekânû fîhi mine-zzâhidîn.

    Mehmet Okuyan

    (Kafile Mısır'a vardığında) onu basit bir değere, sayılı birkaç dirheme satmışlardı. dipnot 1 Onlar ona değer vermeyenlerdendiler.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Yusuf'un az bir pahaya satılması aslında onun üzerinde yoğunlaşılmamasını, dikkat çekici bir pozisyonun yaşanmamasını, sıradan bir işlem olarak çok fazla göz önünde olmamasını sağlamış, böylece onun kaybolmuşluğu yönündeki kabul daha geniş bir durum arz etmiştir.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 20. ayet

Aziz'in evi ve yırtılan gömlek 21–29

  1. Yûsuf suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 21. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِى ٱشْتَرَىٰهُ مِن مِّصْرَ لِٱمْرَأَتِهِۦٓ أَكْرِمِى مَثْوَىٰهُ عَسَىٰٓ أَن يَنفَعَنَآ أَوْ نَتَّخِذَهُۥ وَلَدًا وَكَذَٰلِكَ مَكَّنَّا لِيُوسُفَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلِنُعَلِّمَهُۥ مِن تَأْوِيلِ ٱلْأَحَادِيثِ وَٱللَّهُ غَالِبٌ عَلَىٰٓ أَمْرِهِۦ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

    veḳâle-lleẕi-şterâhü mim miṣra limraetihî ekrimî meŝvâhü `asâ ey yenfe`anâ ev netteḫiẕehû veledâ. vekeẕâlike mekkennâ liyûsüfe fi-l'arḍ. velinü`allimehû min te'vîli-l'eḥâdîŝ. vellâhü gâlibün `alâ emrihî velâkinne ekŝera-nnâsi lâ ya`lemûn.

    Mehmet Okuyan

    Mısır'da onu satın alan kişi, hanımına şöyle demişti: "Ona değer ver (güzel bak)! Belki bize yararı olur veya onu evlat ediniriz." dipnot 1 İşte böylece kendisine (rüyadaki) olayların yorumunu öğretmemiz için Yusuf'u o yere (Mısır'a) yerleştirmiştik. Allah işinde üstündür. Fakat insanların çoğu bilmezler. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Yusuf'u köle pazarından satın alan Aziz'in bu sözü daha sonraki dönemlerde Hz. Musa'yı nehirden alan Firavun'un hanımının dilinden de dökülmüştür. Demek ki peygamberlerin başına gelen bu türden olaylarda da büyük benzerlikler söz konusuydu. Ayet için bkz. Kasas 28:9.
    2. metne dön, dipnot 2
      Aslında Hz. Yusuf'un yaşadığı bu olay onun toplumsal hayatta savrulmasına neden olacak bir durumda olmasına rağmen Yüce Allah çok önemli bir planın gereği olarak şehrin yöneticisi konumundaki kişinin onu satın almasını ve evlatlık edinmesini sağlamıştır. Demek ki Hz. Yusuf'un hayat akışında Yüce Allah'ın müdahaleleri yaşanmıştı; nitekim daha sonra ele alınacak olan onun Maliye Bakanlığı görevinde de benzer bir durum söz konusu olmuştur.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 21. ayet

  2. Yûsuf suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 22. ayet. وَلَمَّا بَلَغَ أَشُدَّهُۥٓ ءَاتَيْنَٰهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

    velemmâ belega eşüddeh âteynâhü ḥukmev ve`ilmâ. vekeẕâlike neczi-lmuḥsinîn.

    Mehmet Okuyan

    (Yusuf) yetişkinlik çağına ulaşınca, ona doğru hüküm verme yeteneği ve ilim vermiştik. Güzel davrananları biz işte böyle ödüllendiririz. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer bir ifade için bkz. Kasas 28:14.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 22. ayet

  3. Yûsuf suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 23. ayet. وَرَٰوَدَتْهُ ٱلَّتِى هُوَ فِى بَيْتِهَا عَن نَّفْسِهِۦ وَغَلَّقَتِ ٱلْأَبْوَٰبَ وَقَالَتْ هَيْتَ لَكَ قَالَ مَعَاذَ ٱللَّهِ إِنَّهُۥ رَبِّىٓ أَحْسَنَ مَثْوَاىَ إِنَّهُۥ لَا يُفْلِحُ ٱلظَّٰلِمُونَ

    verâvedethü-lletî hüve fî beytihâ `an nefsihî vegalleḳati-l'ebvâbe veḳâlet heyte lek. ḳâle me`âẕe-llâhi innehû rabbî aḥsene meŝvây. innehû lâ yüfliḥu-żżâlimûn.

    Mehmet Okuyan

    Evinde bulunduğu kadın, (cinsel olarak) ondan yararlanmak istemiş, kapıları kilitlemiş ve "Haydi gel!" dipnot 1 demişti. O da "Allah'a sığınırım! Şüphesiz ki o (eşiniz) benim efendimdir; dipnot 2 bana güzel davrandı." demişti. Gerçek şu ki zalimler başarılı olmaz!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki [heyte leke] "Haydi gel" ifadesi, [hîtü leke] şeklinde "Senin için hazırlandım" anlamında da okunmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yûsuf 12:23, 41, 42 ve 50. ayetlerde geçen [rabb] kelimeleri "efendi, sahip" anlamındadır; yoksa Yüce Allah'ın bir sıfatı olan "rabb", "ilah" anlamında değildir.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 23. ayet

  4. Yûsuf suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 24. ayet. وَلَقَدْ هَمَّتْ بِهِۦ وَهَمَّ بِهَا لَوْلَآ أَن رَّءَا بُرْهَٰنَ رَبِّهِۦ كَذَٰلِكَ لِنَصْرِفَ عَنْهُ ٱلسُّوٓءَ وَٱلْفَحْشَآءَ إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُخْلَصِينَ

    veleḳad hemmet bih. vehemme bihâ. levlâ er raâ bürhâne rabbih. keẕâlike linaṣrife `anhü-ssûe velfaḥşâ'. innehû min `ibâdine-lmuḫleṣîn.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki kadın ona eğilim göstermişti. Rabbinin delilini görmeseydi o da kadına eğilim göster(ecek)ti. dipnot 1 İşte böylece biz kötülük ve çirkinliği ondan uzaklaştırmak için (delilimizi göstermiştik). Şüphesiz ki o, samimi kullarımızdandı.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetin [ve hemme bihâ] ifadesinin sonuna secavend konulmaması gerekmektedir. Çünkü Hz. Yusuf'un o kadına yönelik herhangi bir arzusu vs. yoktu. Buna göre ayetin "O kadın Yusuf'a meyletmişti; Yusuf da o kadına meyletmişti" şeklindeki tercümesi doğru olamaz.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 24. ayet

  5. Yûsuf suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 25. ayet. وَٱسْتَبَقَا ٱلْبَابَ وَقَدَّتْ قَمِيصَهُۥ مِن دُبُرٍ وَأَلْفَيَا سَيِّدَهَا لَدَا ٱلْبَابِ قَالَتْ مَا جَزَآءُ مَنْ أَرَادَ بِأَهْلِكَ سُوٓءًا إِلَّآ أَن يُسْجَنَ أَوْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    vestebeḳe-lbâbe veḳaddet ḳamîṣahû min dübüriv veelfeyâ seyyidehâ lede-lbâb. ḳâlet mâ cezâü men erâde biehlike sûen illâ ey yüscene ev `aẕâbün elîm.

    Mehmet Okuyan

    İkisi de kapıya doğru koşmuş ve o (Züleyha) onun (Yusuf'un) gömleğini arkadan yırtmıştı. Kapının yanında onun efendisine (kocasına) rastlamışlardı. (Züleyha eşine) şöyle demişti: "Senin ailene (eşine) kötülük etmek isteyenin cezası, hapsedilmekten veya elem verici bir azaptan başka ne olabilir ki!"

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 25. ayet

  6. Yûsuf suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 26. ayet. قَالَ هِىَ رَٰوَدَتْنِى عَن نَّفْسِى وَشَهِدَ شَاهِدٌ مِّنْ أَهْلِهَآ إِن كَانَ قَمِيصُهُۥ قُدَّ مِن قُبُلٍ فَصَدَقَتْ وَهُوَ مِنَ ٱلْكَٰذِبِينَ

    ḳâle hiye râvedetnî `an nefsî veşehide şâhidüm min ehlihâ. in kâne ḳamîṣuhû ḳudde min ḳubülin feṣadeḳat vehüve mine-lkâẕibîn.

    Mehmet Okuyan

    (Yusuf) "(Asıl) kendisi cinsel olarak benden yararlanmak istedi!" demişti. Onun (kadının) tarafından bir şahit (bilirkişi) dipnot 1 şöyle şahitlik etmişti: "Gömleği önden yırtılmışsa, kadın doğru söylemiştir; o (Yusuf) ise yalancılardandır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen [şâhid] kelimesi olayı gören kişi anlamında "şahit" değil de olayın çözümüne katkı sağlayan "bilirkişi" demektir.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 26. ayet

  7. Yûsuf suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 27. ayet. وَإِن كَانَ قَمِيصُهُۥ قُدَّ مِن دُبُرٍ فَكَذَبَتْ وَهُوَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

    vein kâne ḳamîṣuhû ḳudde min dübürin fekeẕebet vehüve mine-ṣṣâdiḳîn.

    Mehmet Okuyan

    (Yok) gömleği arkadan yırtılmışsa, kadın yalan söylemiştir; o (Yusuf) ise doğru söyleyenlerdendir."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 27. ayet

  8. Yûsuf suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 28. ayet. فَلَمَّا رَءَا قَمِيصَهُۥ قُدَّ مِن دُبُرٍ قَالَ إِنَّهُۥ مِن كَيْدِكُنَّ إِنَّ كَيْدَكُنَّ عَظِيمٌ

    felemmâ raâ ḳamîṣahû ḳudde min dübürin ḳâle innehû min keydikünn. inne keydekünne `ażîm.

    Mehmet Okuyan

    (Aziz, Yusuf'un) gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu görünce, (eşine) "Şüphesiz ki bu, sizin tuzaklarınızdandır; şüphesiz ki sizin tuzağınız büyüktür." demişti.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 28. ayet

  9. Yûsuf suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 29. ayet. يُوسُفُ أَعْرِضْ عَنْ هَٰذَا وَٱسْتَغْفِرِى لِذَنۢبِكِ إِنَّكِ كُنتِ مِنَ ٱلْخَاطِـِٔينَ

    yûsüfü a`riḍ `an hâẕâ vestagfirî liẕembik. inneki künti mine-lḫâṭiîn.

    Mehmet Okuyan

    (Aziz şöyle demişti): "Yusuf! Sen bundan (bu işi sürdürmekten) vazgeç! (Ey Züleyha)! Sen de günahından dolayı bağışlanma dile! Şüphesiz ki sen günahkârlardan oldun."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 29. ayet

Şehirdeki kadınlar 30–35

  1. Yûsuf suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 30. ayet. وَقَالَ نِسْوَةٌ فِى ٱلْمَدِينَةِ ٱمْرَأَتُ ٱلْعَزِيزِ تُرَٰوِدُ فَتَىٰهَا عَن نَّفْسِهِۦ قَدْ شَغَفَهَا حُبًّا إِنَّا لَنَرَىٰهَا فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    veḳâle nisvetün fi-lmedîneti-mraetü-l`azîzi türâvidü fetâhâ `an nefsih. ḳad şegafehâ ḥubbâ. innâ lenerâhâ fî ḍalâlim mübîn.

    Mehmet Okuyan

    Şehirdeki bazı kadınlar şöyle demişti: "Aziz'in hanımı cinsel olarak delikanlısından yararlanmak istiyormuş. (Yusuf'un) sevdası onu tamamen kaplamış! Doğrusu biz onu apaçık bir şaşkınlık içinde görüyoruz." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen [dalâl-i mübîn] tamlaması, inanç olarak "apaçık bir sapkınlık" anlamında değil de Yûsuf 12:8'de de olduğu gibi "apaçık bir şaşkınlık, yanlışlık" anlamında yorumlanmalıdır.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 30. ayet

  2. Yûsuf suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 31. ayet. فَلَمَّا سَمِعَتْ بِمَكْرِهِنَّ أَرْسَلَتْ إِلَيْهِنَّ وَأَعْتَدَتْ لَهُنَّ مُتَّكَـًٔا وَءَاتَتْ كُلَّ وَٰحِدَةٍ مِّنْهُنَّ سِكِّينًا وَقَالَتِ ٱخْرُجْ عَلَيْهِنَّ فَلَمَّا رَأَيْنَهُۥٓ أَكْبَرْنَهُۥ وَقَطَّعْنَ أَيْدِيَهُنَّ وَقُلْنَ حَٰشَ لِلَّهِ مَا هَٰذَا بَشَرًا إِنْ هَٰذَآ إِلَّا مَلَكٌ كَرِيمٌ

    felemmâ semi`at bimekrihinne erselet ileyhinne vea`tedet lehünne müttekeev veâtet külle vâḥidetim minhünne sikkînev veḳâleti-ḫruc `aleyhinn. felemmâ raeynâhü ekbernehû veḳaṭṭa`ne eydiyehünne veḳulne ḥâşe lillâhi mâ hâẕâ beşerâ. in hâẕâ illâ melekün kerîm.

    Mehmet Okuyan

    (Züleyha) onların dedikodusunu duyunca, dipnot 1 onlara (davetçi) göndermiş, onlar için dayanacak yastıklar (iyi bir sofra ortamı) hazırlamış, her birine bir bıçak vermiş, (Yusuf'a da): "Çık karşılarına!" demişti. (Kadınlar) onu görünce, onu (gözlerinde) büyütmüş, (şaşkınlıklarından) ellerini kesmişler ve şöyle demişlerdi: "Haşa, Rabbimiz! Bu, bir insan olamaz. Bu ancak değerli bir melektir!"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki [mekr] kelimesi, bağlam gereği "tuzak" değil, "dedikodu" anlamına alınmalıdır.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 31. ayet

  3. Yûsuf suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 32. ayet. قَالَتْ فَذَٰلِكُنَّ ٱلَّذِى لُمْتُنَّنِى فِيهِ وَلَقَدْ رَٰوَدتُّهُۥ عَن نَّفْسِهِۦ فَٱسْتَعْصَمَ وَلَئِن لَّمْ يَفْعَلْ مَآ ءَامُرُهُۥ لَيُسْجَنَنَّ وَلَيَكُونًا مِّنَ ٱلصَّٰغِرِينَ

    ḳâlet feẕâlikünne-lleẕî lümtünnenî fîh. veleḳad râvettühû `an nefsihî festa`ṣam. veleil lem yef`al mâ âmüruhû leyüscenenne veleyekûnem mine-ṣṣâgirîn.

    Mehmet Okuyan

    (Züleyha) şöyle demişti: "İşte hakkında beni kınadığınız (şahıs) budur. Yemin olsun ki ben (cinsel olarak) ondan yararlanmak istedim; o, masumdu. Şüphesiz ki kendisine emredeceğimi yapmazsa mutlaka hapse atılacak ve elbette aşağılananlardan olacaktır!" dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki [le yekûnen] fiilinin sonundaki [tenvîn], şeddesiz [nun] (te'kîd [nun]'u) yerindedir. Benzer bir kullanım da ‘Alak 96:15'de [le nesfe‘an] fiilinde söz konusudur.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 32. ayet

  4. Yûsuf suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 33. ayet. قَالَ رَبِّ ٱلسِّجْنُ أَحَبُّ إِلَىَّ مِمَّا يَدْعُونَنِىٓ إِلَيْهِ وَإِلَّا تَصْرِفْ عَنِّى كَيْدَهُنَّ أَصْبُ إِلَيْهِنَّ وَأَكُن مِّنَ ٱلْجَٰهِلِينَ

    ḳâle rabbi-ssicnü eḥabbü ileyye mimmâ yed`ûnenî ileyh. veillâ taṣrif `annî keydehünne aṣbü ileyhinne veeküm mine-lcâhilîn.

    Mehmet Okuyan

    (Yusuf:) "Rabbim! Hapis, bunların benden istediklerinden bana daha sevimlidir! Onların hilelerini benden çevirmezsen onlara eğilim gösterir ve cahillerden olurum!" demişti.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 33. ayet

  5. Yûsuf suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 34. ayet. فَٱسْتَجَابَ لَهُۥ رَبُّهُۥ فَصَرَفَ عَنْهُ كَيْدَهُنَّ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

    festecâbe lehû rabbühû feṣarafe `anhü keydehünn. innehû hüve-ssemî`u-l`alîm.

    Mehmet Okuyan

    Rabbi onun duasına cevap vermiş ve onların hilesini ondan uzaklaştırmıştı. Şüphesiz ki yalnızca O duyandır, bilendir.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 34. ayet

  6. Yûsuf suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 35. ayet. ثُمَّ بَدَا لَهُم مِّنۢ بَعْدِ مَا رَأَوُا۟ ٱلْـَٔايَٰتِ لَيَسْجُنُنَّهُۥ حَتَّىٰ حِينٍ

    ŝümme bedâ lehüm mim ba`di mâ raevu-l'âyâti leyescününnehû ḥattâ ḥîn.

    Mehmet Okuyan

    Sonunda kesin delilleri görmelerine rağmen onu bir süreliğine mutlaka hapse atmaları (gerektiği fikri), onlar (Aziz ve arkadaşları) için belirmişti. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Yusuf sanıldığı gibi Aziz'in eşi Züleyha'nın ona sarkmasından sonra değil, daha sonra diğer kadınların da sarkıntılık isteklerinden sonra hapse atılmıştır. Hz. Yusuf'un hapse atılması elbette görünüşte bir haksızlıktı; çünkü suçsuz yere bir cezaya çarptırılmıştı. Ancak şehirdeki kadınların onunla ilgili farklı düşünceler beslediklerini söylemeleri nedeniyle belki de Hz. Yusuf'un hapse atılması onun için korumaya alınması gibi de düşünülebilir.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 35. ayet

Zindan arkadaşları 36–42

  1. Yûsuf suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 36. ayet. وَدَخَلَ مَعَهُ ٱلسِّجْنَ فَتَيَانِ قَالَ أَحَدُهُمَآ إِنِّىٓ أَرَىٰنِىٓ أَعْصِرُ خَمْرًا وَقَالَ ٱلْـَٔاخَرُ إِنِّىٓ أَرَىٰنِىٓ أَحْمِلُ فَوْقَ رَأْسِى خُبْزًا تَأْكُلُ ٱلطَّيْرُ مِنْهُ نَبِّئْنَا بِتَأْوِيلِهِۦٓ إِنَّا نَرَىٰكَ مِنَ ٱلْمُحْسِنِينَ

    vedeḫale me`ahü-ssicne feteyân. ḳâle eḥadühümâ innî erânî a`ṣiru ḫamrâ. veḳâle-l'âḫaru innî erânî aḥmilü fevḳa ra'sî ḫubzen te'külu-ṭṭayru minh. nebbi'nâ bite'vîlih. innâ nerâke mine-lmuḥsinîn.

    Mehmet Okuyan

    Onunla birlikte hapse iki delikanlı daha girmişti. Onlardan biri "Ben kendimi (rüyamda) içki için (üzüm) sıktığımı görüyorum." demişti. Diğeri de "Ben de kendimi başımın üzerinde kuşların yemekte (gagalamakta) olduğu bir ekmek taşıdığımı görüyorum." demişti. "Bunun yorumunu bize bildir! Çünkü biz seni güzel davrananlardan görüyoruz." (demişlerdi). dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Yusuf'un hapishane arkadaşlarının ondan rüyalarını yorumlamasını istemelerinin muhtemel nedeni daha önce gördüğü rüyayı babasının yorumlamasını kendilerine aktarmış olmasıdır.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 36. ayet

  2. Yûsuf suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 37. ayet. قَالَ لَا يَأْتِيكُمَا طَعَامٌ تُرْزَقَانِهِۦٓ إِلَّا نَبَّأْتُكُمَا بِتَأْوِيلِهِۦ قَبْلَ أَن يَأْتِيَكُمَا ذَٰلِكُمَا مِمَّا عَلَّمَنِى رَبِّىٓ إِنِّى تَرَكْتُ مِلَّةَ قَوْمٍ لَّا يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَهُم بِٱلْـَٔاخِرَةِ هُمْ كَٰفِرُونَ

    ḳâle lâ ye'tîkümâ ṭa`âmün türzeḳânihî illâ nebbe'tükümâ bite'vîlihî ḳable ey ye'tiyekümâ. ẕâlikümâ mimmâ `allemenî rabbî. innî teraktü millete ḳavmil lâ yü'minûne billâhi vehüm bil'âḫirati hüm kâfirûn.

    Mehmet Okuyan

    (Yusuf ise onlara) şöyle demişti: "Size verilecek yemek gelmeden önce, onun (gördüğünüz rüyaların) yorumunu mutlaka size bildireceğim. Bu, Rabbimin bana öğrettiklerindendir. Şüphesiz ki ben Allah'a inanmayan bir kavmin milletinden (dininden) uzaklaştım. Onlar, ahireti inkâr edenlerin ta kendileridir.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 37. ayet

  3. Yûsuf suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 38. ayet. وَٱتَّبَعْتُ مِلَّةَ ءَابَآءِىٓ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ مَا كَانَ لَنَآ أَن نُّشْرِكَ بِٱللَّهِ مِن شَىْءٍ ذَٰلِكَ مِن فَضْلِ ٱللَّهِ عَلَيْنَا وَعَلَى ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَشْكُرُونَ

    vetteba`tü millete âbâî ibrâhîme veisḥâḳa veya`ḳûb. mâ kâne lenâ en nüşrike billâhi min şey'. ẕâlike min faḍli-llâhi `aleynâ ve`ale-nnâsi velâkinne ekŝera-nnâsi lâ yeşkürûn.

    Mehmet Okuyan

    Atalarım İbrahim, İshak ve Yakup'un milletine (dinine) uydum. Allah'a herhangi bir şeyi ortak koşmamız bize yakışmaz. Bu, Allah'ın bize ve insanlara olan lütfundandır. Fakat insanların çoğu şükretmezler.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 38. ayet

  4. Yûsuf suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 39. ayet. يَٰصَٰحِبَىِ ٱلسِّجْنِ ءَأَرْبَابٌ مُّتَفَرِّقُونَ خَيْرٌ أَمِ ٱللَّهُ ٱلْوَٰحِدُ ٱلْقَهَّارُ

    yâ ṣâḥibeyi-ssicni eerbâbüm müteferriḳûne ḫayrun emi-llâhü-lvâḥidü-lḳahhâr.

    Mehmet Okuyan

    Ey iki hapis arkadaşım! Çeşitli rabler mi hayırlıdır yoksa ezici güç sahibi olan tek bir Allah mı?

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 39. ayet

  5. Yûsuf suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 40. ayet. مَا تَعْبُدُونَ مِن دُونِهِۦٓ إِلَّآ أَسْمَآءً سَمَّيْتُمُوهَآ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلْطَٰنٍ إِنِ ٱلْحُكْمُ إِلَّا لِلَّهِ أَمَرَ أَلَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّآ إِيَّاهُ ذَٰلِكَ ٱلدِّينُ ٱلْقَيِّمُ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

    mâ ta`büdûne min dûnihî illâ esmâen semmeytümûhâ entüm veâbâüküm mâ enzele-llâhü bihâ min sülṭân. ini-lḥukmü illâ lillâh. emera ellâ ta`büdû illâ iyyâh. ẕâlike-ddînü-lḳayyimü velâkinne ekŝera-nnâsi lâ ya`lemûn.

    Mehmet Okuyan

    (Allah'ın) peşi sıra taptıklarınız, haklarında Allah'ın hiçbir delil indirmediği, sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir. dipnot 1 Hüküm yalnızca Allah'a aittir. O, size kendisinden başkasına ibadet etmemenizi emretmiştir. İşte doğru din budur fakat insanların çoğu (bu gerçeği) bilmezler. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:81; A‘râf 7:71; Necm 53:23.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Rûm 30:30. Hz. Yusuf'un 37-41. ayetlerde dile getirilen sözleri onun hapishaneyi bir tebliğ alanına çevirdiğinin delilidir. Zira bir peygamber günün her saatinde imkân buldukça hakikati muhataplarına tebliğ etmekle yükümlüdür.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 40. ayet

  6. Yûsuf suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 41. ayet. يَٰصَٰحِبَىِ ٱلسِّجْنِ أَمَّآ أَحَدُكُمَا فَيَسْقِى رَبَّهُۥ خَمْرًا وَأَمَّا ٱلْـَٔاخَرُ فَيُصْلَبُ فَتَأْكُلُ ٱلطَّيْرُ مِن رَّأْسِهِۦ قُضِىَ ٱلْأَمْرُ ٱلَّذِى فِيهِ تَسْتَفْتِيَانِ

    yâ ṣâḥibeyi-ssicni emmâ eḥadükümâ feyesḳî rabbehû ḫamrâ. veemme-l'âḫaru feyuṣlebü fete'külu-ṭṭayru mir ra'sih. ḳuḍiye-l'emru-lleẕî fîhi testeftiyân.

    Mehmet Okuyan

    Ey iki hapis arkadaşım! (Rüyalarınıza gelince), biriniz (eskisi gibi) efendisine dipnot 1 içki içirecek; diğeri ise asılacak ve kuşlar onun başından (beynini) yiyecekler. Yorumunu sorduğunuz iş (bu şekilde) kesinleşmiştir." dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yûsuf 12:23, 41, 42 ve 50. ayetlerde geçen [rabb] kelimeleri, "efendi, sahip" anlamındadır; yoksa Yüce Allah'ın bir sıfatı olan "rabb", "ilah" anlamında değildir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hz. Yusuf'un hapishane arkadaşlarının rüyalarını yorumlamasının sonunda kullandığı "Yorumunu sorduğunuz iş (bu şekilde) kesinleşmiştir" ifadesi, onun bu yorumları vahiy sayesinde yaptığının delilidir. Çünkü bir rüya için "kesinleşmiştir" sözü ancak vahiy ile verilen bilgiler sonucunda kullanılabilir.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 41. ayet

  7. Yûsuf suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 42. ayet. وَقَالَ لِلَّذِى ظَنَّ أَنَّهُۥ نَاجٍ مِّنْهُمَا ٱذْكُرْنِى عِندَ رَبِّكَ فَأَنسَىٰهُ ٱلشَّيْطَٰنُ ذِكْرَ رَبِّهِۦ فَلَبِثَ فِى ٱلسِّجْنِ بِضْعَ سِنِينَ

    veḳâle lilleẕî żanne ennehû nâcim minhüme-ẕkürnî `inde rabbik. feensâhü-şşeyṭânü ẕikra rabbihî felebiŝe fi-ssicni biḍ`a sinîn.

    Mehmet Okuyan

    O iki (arkadaş)ından, kurtulacağını bildiği dipnot 1 kişiye "Beni efendinin yanında an." demişti." Fakat şeytan ona, efendisine anmayı unutturmuştu. Dolayısıyla (Yusuf), birkaç sene daha hapiste kalmıştı.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen [zanne] fiili "kesin olarak bilmek" manasına alınmalıdır. Çünkü Hz. Yûsuf surenin 37. ayetinde de belirttiği gibi bu tür yorumları Yüce Allah'ın bildirmesi sayesinde yapmıştı.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 42. ayet

Kralın rüyası ve yorumu 43–49

  1. Yûsuf suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 43. ayet. وَقَالَ ٱلْمَلِكُ إِنِّىٓ أَرَىٰ سَبْعَ بَقَرَٰتٍ سِمَانٍ يَأْكُلُهُنَّ سَبْعٌ عِجَافٌ وَسَبْعَ سُنۢبُلَٰتٍ خُضْرٍ وَأُخَرَ يَابِسَٰتٍ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمَلَأُ أَفْتُونِى فِى رُءْيَٰىَ إِن كُنتُمْ لِلرُّءْيَا تَعْبُرُونَ

    veḳâle-lmelikü innî erâ seb`a beḳarâtin simâniy ye'külühünne seb`un `icâfüv veseb`a sümbülâtin ḫuḍriv veüḫarâ yâbisât. yâ eyyühe-lmeleü eftûnî fî ru'yâye in küntüm lirru'yâ ta`bürûn.

    Mehmet Okuyan

    Hükümdar şöyle demişti: "Ben (rüyada) yedi zayıf (ineğin) yediği yedi besili inek ile yedi yeşil başak ve diğerlerini de kuru görüyorum. Ey yöneticiler! Rüya yorumluyorsanız, dipnot 1 benim rüyamı da yorumlayın! dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetten anlaşıldığına göre rüyalar tefsir edilmez. Rüyalar için tabir, fetva ve tevil ifadeleri kullanılmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yüce Allah Mısır Kralı'na çok ilginç bir rüya göstererek Hz. Yusuf'un hapisten çıkma sürecini başlatmıştı. Ayette geçen [erâ] fiili geniş zaman kalıbında geldiği için, Kral'ın söz konusu rüyayı bir süredir görmekte olduğu, dolayısıyla onu ciddiye aldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle Kral, durumunu çevresindekilere aktarma ihtiyacı hissetmiştir. Devam eden cümlede rüyanın yorumunu öğrenmek için çağrıda bulunduğu haber verilmektedir.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 43. ayet

  2. Yûsuf suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 44. ayet. قَالُوٓا۟ أَضْغَٰثُ أَحْلَٰمٍ وَمَا نَحْنُ بِتَأْوِيلِ ٱلْأَحْلَٰمِ بِعَٰلِمِينَ

    ḳâlû aḍgâŝü aḥlâm. vemâ naḥnü bite'vîli-l'aḥlâmi bi`âlimîn.

    Mehmet Okuyan

    Onlar şöyle demişlerdi: "Bunlar karmakarışık rüyalardır. Biz böyle rüyaların yorumunu bilenler değiliz."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 44. ayet

  3. Yûsuf suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 45. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِى نَجَا مِنْهُمَا وَٱدَّكَرَ بَعْدَ أُمَّةٍ أَنَا۠ أُنَبِّئُكُم بِتَأْوِيلِهِۦ فَأَرْسِلُونِ

    veḳâle-lleẕî necâ minhümâ veddekera ba`de ümmetin ene ünebbiüküm bite'vîlihî feersilûn.

    Mehmet Okuyan

    (Hapisteki) iki kişiden, kurtulmuş olan, uzun bir zaman sonra (Yusuf'u) hatırlayarak: "Ben size onun yorumunu bildiririm; beni hemen (Yusuf'a) gönderin." demişti.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 45. ayet

  4. Yûsuf suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 46. ayet. يُوسُفُ أَيُّهَا ٱلصِّدِّيقُ أَفْتِنَا فِى سَبْعِ بَقَرَٰتٍ سِمَانٍ يَأْكُلُهُنَّ سَبْعٌ عِجَافٌ وَسَبْعِ سُنۢبُلَٰتٍ خُضْرٍ وَأُخَرَ يَابِسَٰتٍ لَّعَلِّىٓ أَرْجِعُ إِلَى ٱلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَعْلَمُونَ

    yûsüfü eyyühe-ṣṣiddîḳu eftinâ fî seb`i beḳarâtin simâniy ye'külühünne seb`un `icâfüv veseb`i sümbülâtin ḫuḍriv veüḫarâ yâbisâtil le`allî erci`u ile-nnâsi le`allehüm ya`lemûn.

    Mehmet Okuyan

    "Ey Yusuf, ey doğru sözlü kişi! (Rüyada görülen) yedi zayıf ineğin yediği yedi besili inek ile yedi yeşil başak ve diğerleri de kuru olan (başaklar) hakkında bize yorum yap! Ümit ederim ki insanlara (yorumunla) dönerim de belki onlar da (gerçeği) öğrenirler." (demişti).

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 46. ayet

  5. Yûsuf suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 47. ayet. قَالَ تَزْرَعُونَ سَبْعَ سِنِينَ دَأَبًا فَمَا حَصَدتُّمْ فَذَرُوهُ فِى سُنۢبُلِهِۦٓ إِلَّا قَلِيلًا مِّمَّا تَأْكُلُونَ

    ḳâle tezra`ûne seb`a sinîne deebâ. femâ ḥaṣattüm feẕerûhü fî sümbülihî illâ ḳalîlem mimmâ te'külûn.

    Mehmet Okuyan

    (Yusuf ise) şöyle demişti: "Yedi sene âdetiniz üzere ekin ekeceksiniz. (Sonra da) yiyeceklerinizden az bir miktar hariç, biçtiklerinizi başağında bırakınız! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette geçen [‘âm] kelimesi ile 47. ayette geçen [sinîne] kelimesi aslında "yıl, yıllar" anlamına gelmesine rağmen, [sinîne] kelimesi daha çok sıkıntılı, [‘âm] sözcüğü ise daha rahat geçen "yıl" anlamını içermektedir. Nitekim ‘Ankebût 29:14'te Hz. Nuh'la ilgili pasajda da aynı durum söz konusudur.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 47. ayet

  6. Yûsuf suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 48. ayet. ثُمَّ يَأْتِى مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ سَبْعٌ شِدَادٌ يَأْكُلْنَ مَا قَدَّمْتُمْ لَهُنَّ إِلَّا قَلِيلًا مِّمَّا تُحْصِنُونَ

    ŝümme ye'tî mim ba`di ẕâlike seb`un şidâdüy ye'külne mâ ḳaddemtüm lehünne illâ ḳalîlem mimmâ tuḥṣinûn.

    Mehmet Okuyan

    Sonra onun ardından, koruyacaklarınızdan az bir miktar (tohumluk) hariç, biriktirdiklerinizi yiyip (tüketecek) yedi şiddetli (kıtlık yılı) gelecektir.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 48. ayet

  7. Yûsuf suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 49. ayet. ثُمَّ يَأْتِى مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ عَامٌ فِيهِ يُغَاثُ ٱلنَّاسُ وَفِيهِ يَعْصِرُونَ

    ŝümme ye'tî mim ba`di ẕâlike `âmün fîhi yügâŝü-nnâsü vefîhi ya`ṣirûn.

    Mehmet Okuyan

    Sonra onun ardından da bir yıl gelecek ki o yılda, insanlara (Allah tarafından) yardım edilecek ve o yılda (bolca meyve) sıkacaklar."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 49. ayet

Suçsuzluğun ortaya çıkması ve hazinelerin başına geçiş 50–57

  1. Yûsuf suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 50. ayet. وَقَالَ ٱلْمَلِكُ ٱئْتُونِى بِهِۦ فَلَمَّا جَآءَهُ ٱلرَّسُولُ قَالَ ٱرْجِعْ إِلَىٰ رَبِّكَ فَسْـَٔلْهُ مَا بَالُ ٱلنِّسْوَةِ ٱلَّٰتِى قَطَّعْنَ أَيْدِيَهُنَّ إِنَّ رَبِّى بِكَيْدِهِنَّ عَلِيمٌ

    veḳâle-lmelikü-'tûnî bih. felemmâ câehü-rrasûlü ḳâle-rci` ilâ rabbike fes'elhü mâ bâlü-nnisveti-llâtî ḳaṭṭa`ne eydiyehünn. inne rabbî bikeydihinne `alîm.

    Mehmet Okuyan

    Hükümdar "Onu bana getirin!" demişti. Elçi dipnot 1 ona geldiğinde (Yusuf) şöyle demişti: "Efendine dipnot 2 dön ve ona ‘Ellerini kesen o kadınların derdi neydi?' diye sor! Şüphesiz ki Rabbim onların hilesini çok iyi bilendir." dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette geçen [er-rasûl] kelimesi, bilinen anlamda "peygamber" değil, insanlar arasındaki iletişimi sağlayan "elçi, ulak" demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yûsuf 12:23, 41, 42 ve 50. ayetlerde geçen [rabb] kelimeleri, "efendi, sahip" anlamındadır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Yaklaşık 12 yıl hapiste kalan birisinin Kral'ın affına mazhar olması herkesin özlemle beklediği bir durum olmasına rağmen, Hz. Yusuf bunu tercih etmemiş, hapse atılmasındaki haksızlığın ortaya çıkarılmasını ve bunu bütün kamuoyunun böylece duyup bilmesini istemişti. Aksi takdirde üzerine atılı iftira ile ömür boyu yaşayacaktı. Hapisten hatır belası çıkmak yerine, zalim mi yoksa mazlum mu olduğunun ortaya çıkmasını sağlayarak ve aklanarak çıkmak onun en tabiî hakkıydı ki o da bunu uygulamıştı.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 50. ayet

  2. Yûsuf suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 51. ayet. قَالَ مَا خَطْبُكُنَّ إِذْ رَٰوَدتُّنَّ يُوسُفَ عَن نَّفْسِهِۦ قُلْنَ حَٰشَ لِلَّهِ مَا عَلِمْنَا عَلَيْهِ مِن سُوٓءٍ قَالَتِ ٱمْرَأَتُ ٱلْعَزِيزِ ٱلْـَٰٔنَ حَصْحَصَ ٱلْحَقُّ أَنَا۠ رَٰوَدتُّهُۥ عَن نَّفْسِهِۦ وَإِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

    ḳâle mâ ḫaṭbükünne iẕ râvettünne yûsüfe `an nefsih. ḳulne ḥâşe lillâhi mâ `alimnâ `aleyhi min sû'. ḳâleti-mraetü-l`azîzi-l'âne ḥaṣḥaṣa-lḥaḳḳ. ene râvettühû `an nefsihî veinnehû lemine-ṣṣâdiḳîn.

    Mehmet Okuyan

    (Hükümdar, kadınlara) şöyle demişti: "Yusuf'un nefsinden yararlanmak istediğiniz zaman durumunuz neydi?" Onlar "Haşa! Allah için, biz ondan hiçbir kötülük görmedik." demişlerdi. Aziz'in hanımı şöyle demişti: "Şimdi gerçek ortaya çıktı. Ben (cinsel olarak) ondan yararlanmak istemiştim. Şüphesiz ki o doğru söyleyenlerdendir." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yûsuf 12:32'de belirtildiği gibi, Aziz'in hanımı Züleyha, bu itirafını daha önce de yani şehirli kadınlara verdiği davette dile getirmişti.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 51. ayet

  3. Yûsuf suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 52. ayet. ذَٰلِكَ لِيَعْلَمَ أَنِّى لَمْ أَخُنْهُ بِٱلْغَيْبِ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى كَيْدَ ٱلْخَآئِنِينَ

    ẕâlike liya`leme ennî lem eḫunhü bilgaybi veenne-llâhe lâ yehdî keyde-lḫâinîn.

    Mehmet Okuyan

    "Bu (itirafım, Yusuf'un) yokluğunda (o şimdi hapisteyken) ona hainlik etmediğimi ve Allah'ın hainlerin hilesini başarıya ulaştırmayacağını (herkesin) bilmesi içindir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ve bir sonraki ayette geçen konuşmalar sanıldığı gibi Hz. Yusuf'a değil, Züleyha'ya aittir; çünkü surenin 54. ayetinden de açıkça anlaşılıyor ki Hz. Yusuf, bu konuşma esnasında henüz hapisteydi; daha sonra çağrılıp saraya getirtilmişti.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 52. ayet

  4. Buradan itibaren cüz 13

    Yûsuf suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 53. ayet. وَمَآ أُبَرِّئُ نَفْسِىٓ إِنَّ ٱلنَّفْسَ لَأَمَّارَةٌۢ بِٱلسُّوٓءِ إِلَّا مَا رَحِمَ رَبِّىٓ إِنَّ رَبِّى غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    vemâ überriü nefsî. inne-nnefse leemmâratüm bissûi illâ mâ raḥime rabbî. inne rabbî gafûrur raḥîm.

    Mehmet Okuyan

    Nefsimi temize de çıkarmıyorum. Şüphesiz ki Rabbim merhamet etmemiş olsa, o nefis dipnot 1 aşırı şekilde kötülüğü emreder. Şüphesiz ki Rabbim çok bağışlayandır, çok merhametlidir."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada sözü edilen [en-nefs] yani "nefis" Aziz'in hanımına Hz. Yusuf'a karşı kötülük girişimini yaptıran nefstir; zira baştaki [eliflâm] takısı bunun delilidir. Yoksa her nefis kötülük emretmez. Çünkü bu kelime bizzat "insan" manasında da başka anlamlarda da kullanılmaktadır.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 53. ayet

  5. Yûsuf suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 54. ayet. وَقَالَ ٱلْمَلِكُ ٱئْتُونِى بِهِۦٓ أَسْتَخْلِصْهُ لِنَفْسِى فَلَمَّا كَلَّمَهُۥ قَالَ إِنَّكَ ٱلْيَوْمَ لَدَيْنَا مَكِينٌ أَمِينٌ

    veḳâle-lmelikü-'tûnî bihî estaḫliṣhü linefsî. felemmâ kellemehû ḳâle inneke-lyevme ledeynâ mekînün emîn.

    Mehmet Okuyan

    Hükümdar şöyle demişti: "Onu (Yusuf'u) bana getirin; onu kendime özel (danışman) yapayım!' Ona konuşunca "Bugün sen yanımızda yüksek makam sahibisin; güvenilirsin (güvendesin)" demişti.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 54. ayet

  6. Yûsuf suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 55. ayet. قَالَ ٱجْعَلْنِى عَلَىٰ خَزَآئِنِ ٱلْأَرْضِ إِنِّى حَفِيظٌ عَلِيمٌ

    ḳâle-c`alnî `alâ ḫazâini-l'arḍ. innî ḥafîżun `alîm.

    Mehmet Okuyan

    (Yusuf) "Beni o yerin (Mısır'ın) hazinelerine (bakan) ata! Şüphesiz ki ben (hazineyi) korurum; (bu işi iyi) bilirim." demişti. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Yusuf'un bu isteği, göreve talip olmak gerektiğinin bir delilidir. Demek ki her zaman görev verilmesini beklemek doğru değildir. Yetkin, ehliyetli ve liyakatli olanların göreve talip olması da Hz. Yusuf örnekliğinde bize öğretilmektedir.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 55. ayet

  7. Yûsuf suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 56. ayet. وَكَذَٰلِكَ مَكَّنَّا لِيُوسُفَ فِى ٱلْأَرْضِ يَتَبَوَّأُ مِنْهَا حَيْثُ يَشَآءُ نُصِيبُ بِرَحْمَتِنَا مَن نَّشَآءُ وَلَا نُضِيعُ أَجْرَ ٱلْمُحْسِنِينَ

    vekeẕâlike mekkennâ liyûsüfe fi-l'arḍ. yetebevveü minhâ ḥayŝü yeşâ'. nüṣîbü biraḥmetinâ men neşâü velâ nüḍî`u ecra-lmuḥsinîn.

    Mehmet Okuyan

    Böylece Yusuf'a dilediği gibi hareket etmek üzere o yerde (Mısır'da) yetki vermiştik. dipnot 1 Dilediğimiz (layık olan) kimseye rahmetimizi (işte böyle) ulaştırır ve güzel davrananların ödülünü boşa çıkarmayız.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah tıpkı 21. ayette de belirttiği gibi Hz. Yusuf'un hayatıyla ilgili bu sıra dışı olayları kendisinin hayata geçirdiğini ilan etmektedir.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 56. ayet

  8. Yûsuf suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 57. ayet. وَلَأَجْرُ ٱلْـَٔاخِرَةِ خَيْرٌ لِّلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَكَانُوا۟ يَتَّقُونَ

    veleecru-l'âḫirati ḫayrul lilleẕîne âmenû vekânû yetteḳûn.

    Mehmet Okuyan

    İman edip takvâlı (duyarlı) olanlar için ahiret ödülü ise hayırlı olandır.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 57. ayet

Kardeşlerin gelişi ve Bünyâmin şartı 58–68

  1. Yûsuf suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 58. ayet. وَجَآءَ إِخْوَةُ يُوسُفَ فَدَخَلُوا۟ عَلَيْهِ فَعَرَفَهُمْ وَهُمْ لَهُۥ مُنكِرُونَ

    vecâe iḫvetü yûsüfe fedeḫalû `aleyhi fe`arafehüm vehüm lehû münkirûn.

    Mehmet Okuyan

    Yusuf'un kardeşleri gelip huzuruna girmişlerdi. (Yusuf) onları tanımış, onlar ise onu tanımamışlardı.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 58. ayet

  2. Yûsuf suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 59. ayet. وَلَمَّا جَهَّزَهُم بِجَهَازِهِمْ قَالَ ٱئْتُونِى بِأَخٍ لَّكُم مِّنْ أَبِيكُمْ أَلَا تَرَوْنَ أَنِّىٓ أُوفِى ٱلْكَيْلَ وَأَنَا۠ خَيْرُ ٱلْمُنزِلِينَ

    velemmâ cehhezehüm bicehâzihim ḳâle-'tûnî bieḫil leküm min ebîküm. elâ teravne ennî ûfi-lkeyle veenâ ḫayru-lmünzilîn.

    Mehmet Okuyan

    (Yusuf) yüklerini hazırlatınca (onlara) şöyle demişti: "(Bir dahaki sefer) baba bir kardeşinizi (Bünyamin'i) de bana getirin! Görmüyor musunuz, ben ölçeği tam dolduruyorum ve misafirperverlerin en iyisiyim.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 59. ayet

  3. Yûsuf suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 60. ayet. فَإِن لَّمْ تَأْتُونِى بِهِۦ فَلَا كَيْلَ لَكُمْ عِندِى وَلَا تَقْرَبُونِ

    feil lem te'tûnî bihî felâ keyle leküm `indî velâ taḳrabûn.

    Mehmet Okuyan

    Onu bana getirmezseniz, artık benim yanımda size verilecek hiçbir ölçek (tahıl) yoktur; (bu durumda sakın) bana (yanıma) yaklaşmayın!" dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Yusuf'un demek istediği şudur: "Eğer küçük kardeşinizi yani Bünyamin'i bana getirmezseniz benden yakınlık ve iltifat görmeniz bir tarafa, bende size verecek hiçbir ölçek zahire, tahıl olmayacaktır. Dahası yanıma yöreme de sakın yaklaşmayın, semtime uğramayın, gözüme görünmeyin, ülkeme ayak basmayın."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 60. ayet

  4. Yûsuf suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 61. ayet. قَالُوا۟ سَنُرَٰوِدُ عَنْهُ أَبَاهُ وَإِنَّا لَفَٰعِلُونَ

    ḳâlû senürâvidü `anhü ebâhü veinnâ lefâ`ilûn.

    Mehmet Okuyan

    (Kardeşleri) şöyle demişlerdi: "Onu babasından istemeye çalışacağız; bunu elbette yapacağız."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 61. ayet

  5. Yûsuf suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 62. ayet. وَقَالَ لِفِتْيَٰنِهِ ٱجْعَلُوا۟ بِضَٰعَتَهُمْ فِى رِحَالِهِمْ لَعَلَّهُمْ يَعْرِفُونَهَآ إِذَا ٱنقَلَبُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمْ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

    veḳâle lifityânihi-c`alû biḍâ`atehüm fî riḥâlihim le`allehüm ya`rifûnehâ iẕe-nḳalebû ilâ ehlihim le`allehüm yerci`ûn.

    Mehmet Okuyan

    (Yusuf, emrindeki) gençlere demişti ki: "Sermayelerini yüklerinin içine koyun! Olur ki ailelerine döndüklerinde bunun farkına varırlar da belki (tekrar) gelirler."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 62. ayet

  6. Yûsuf suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 63. ayet. فَلَمَّا رَجَعُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَبِيهِمْ قَالُوا۟ يَٰٓأَبَانَا مُنِعَ مِنَّا ٱلْكَيْلُ فَأَرْسِلْ مَعَنَآ أَخَانَا نَكْتَلْ وَإِنَّا لَهُۥ لَحَٰفِظُونَ

    felemmâ race`û ilâ ebîhim ḳâlû yâ ebânâ müni`a minne-lkeylü feersil me`anâ eḫânâ nektel veinnâ lehû leḥâfiżûn.

    Mehmet Okuyan

    Babalarına döndüklerinde (ona şöyle) demişlerdi: "Ey babamız! Böyle bir ölçek (tahıl verilmesi artık) bize yasaklandı. Kardeşimizi (Bünyamin'i) bizimle birlikte gönder de (onun sayesinde) ölçüp alalım! Biz onu mutlaka koruyacağız."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 63. ayet

  7. Yûsuf suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 64. ayet. قَالَ هَلْ ءَامَنُكُمْ عَلَيْهِ إِلَّا كَمَآ أَمِنتُكُمْ عَلَىٰٓ أَخِيهِ مِن قَبْلُ فَٱللَّهُ خَيْرٌ حَٰفِظًا وَهُوَ أَرْحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ

    ḳâle hel âmenüküm `aleyhi illâ kemâ emintüküm `alâ eḫîhi min ḳabl. fellâhü ḫayrun ḥâfiżâ. vehüve erḥamü-rrâḥimîn.

    Mehmet Okuyan

    (Yakup, oğullarına) şöyle demişti: "Daha önce kardeşi (Yusuf) hakkında size ne kadar güvendiysem, bunun hakkında da size ancak o kadar güvenirim; Allah en hayırlı koruyucudur. O, merhametlilerin en merhametlisidir."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 64. ayet

  8. Yûsuf suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 65. ayet. وَلَمَّا فَتَحُوا۟ مَتَٰعَهُمْ وَجَدُوا۟ بِضَٰعَتَهُمْ رُدَّتْ إِلَيْهِمْ قَالُوا۟ يَٰٓأَبَانَا مَا نَبْغِى هَٰذِهِۦ بِضَٰعَتُنَا رُدَّتْ إِلَيْنَا وَنَمِيرُ أَهْلَنَا وَنَحْفَظُ أَخَانَا وَنَزْدَادُ كَيْلَ بَعِيرٍ ذَٰلِكَ كَيْلٌ يَسِيرٌ

    velemmâ feteḥû metâ`ahüm vecedû biḍâ`atehüm ruddet ileyhim. ḳâlû yâ ebânâ mâ nebgî. hâẕihî biḍâ`atünâ ruddet ileynâ. venemîru ehlenâ venaḥfeżu eḫânâ venezdâdü keyle be`îr. ẕâlike keylüy yesîr.

    Mehmet Okuyan

    Eşyalarını açtıklarında sermayelerinin kendilerine geri verildiğini görmüş ve şöyle demişlerdi: "Ey babamız! Daha ne istiyoruz! İşte sermayemiz de bize geri verilmiş. (Onunla yine) ailemize yiyecek getiririz; kardeşimizi korur ve bir deve ölçek (tahıl) da fazla alırız. Bu (aldığımız) az bir ölçek (tahıl)dır."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 65. ayet

  9. Yûsuf suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 66. ayet. قَالَ لَنْ أُرْسِلَهُۥ مَعَكُمْ حَتَّىٰ تُؤْتُونِ مَوْثِقًا مِّنَ ٱللَّهِ لَتَأْتُنَّنِى بِهِۦٓ إِلَّآ أَن يُحَاطَ بِكُمْ فَلَمَّآ ءَاتَوْهُ مَوْثِقَهُمْ قَالَ ٱللَّهُ عَلَىٰ مَا نَقُولُ وَكِيلٌ

    ḳâle len ürsilehû me`aküm ḥattâ tü'tûni mevŝiḳam mine-llâhi lete'tünnenî bihî illâ ey yüḥâṭa biküm. felemmâ âtevhü mevŝiḳahüm ḳâle-llâhü `alâ mâ neḳûlü vekîl.

    Mehmet Okuyan

    (Yakup, oğullarına): "Kuşatılmanız hariç, onu bana mutlaka getireceğinize dair Allah adına bana sağlam bir söz verinceye kadar onu sizinle birlikte asla göndermem!" demişti. Ona (istediği şekilde) güvencelerini verdiklerinde (Yakup) "Söylediklerimize Allah vekildir (şahittir)" demişti. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer bir cümle Hz. Musa tarafından Hz. Şuayb'a söylenmiştir. Ayet için bkz. Kasas 28:28.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 66. ayet

  10. Yûsuf suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 67. ayet. وَقَالَ يَٰبَنِىَّ لَا تَدْخُلُوا۟ مِنۢ بَابٍ وَٰحِدٍ وَٱدْخُلُوا۟ مِنْ أَبْوَٰبٍ مُّتَفَرِّقَةٍ وَمَآ أُغْنِى عَنكُم مِّنَ ٱللَّهِ مِن شَىْءٍ إِنِ ٱلْحُكْمُ إِلَّا لِلَّهِ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَعَلَيْهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُتَوَكِّلُونَ

    veḳâle yâ benîye lâ tedḫulû mim bâbiv vâḥidiv vedḫulû min ebvâbim müteferriḳah. vemâ ugnî `anküm mine-llâhi min şey'. ini-lḥukmü illâ lillâh. `aleyhi tevekkelt. ve`aleyhi felyetevekkeli-lmütevekkilûn.

    Mehmet Okuyan

    "Ey oğullarım! (Şehre) hepiniz bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin! dipnot 1 (Ancak) Allah'tan (gelecek) hiçbir şeyi sizden savamam. Hüküm yalnızca Allah'a aittir. (Onun için) ben yalnızca O'na güvendim. Güvenenler yalnız O'na güvensinler!" demişti.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada, Hz. Yakup'un oğullarına yönelik bir önlem uyarısı vardır. Çünkü kalabalık hâlde bir anda bir yere veya bir yerden girilirse tedirginlik yaşanabilir ve dolayısıyla istenmeyen durumlar olabilir. Bu nedenle Hz. Yakup oğullarına ayrı kapılardan girmelerini emretmiştir.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 67. ayet

  11. Yûsuf suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 68. ayet. وَلَمَّا دَخَلُوا۟ مِنْ حَيْثُ أَمَرَهُمْ أَبُوهُم مَّا كَانَ يُغْنِى عَنْهُم مِّنَ ٱللَّهِ مِن شَىْءٍ إِلَّا حَاجَةً فِى نَفْسِ يَعْقُوبَ قَضَىٰهَا وَإِنَّهُۥ لَذُو عِلْمٍ لِّمَا عَلَّمْنَٰهُ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

    velemmâ deḫalû min ḥayŝü emerahüm ebûhüm. mâ kâne yugnî `anhüm mine-llâhi min şey'in illâ ḥâceten fî nefsi ya`ḳûbe ḳaḍâhâ. veinnehû leẕû `ilmil limâ `allemnâhü velâkinne ekŝera-nnâsi lâ ya`lemûn.

    Mehmet Okuyan

    Babalarının kendilerine emrettiği yerden (çeşitli kapılardan) girdiklerinde (onun emrini yerine getirmişlerdi. Fakat bu önlem) Allah'tan gelecek hiçbir şeyi onlardan savamazdı; dipnot 1 ancak Yakup'un (oğullarını korumak için) söylemek istediği şeyin yerine getirilmesi (söz konusuydu). Şüphesiz ki o, biz kendisine bildirdiğimiz için bilgi sahibiydi. Fakat insanların çoğu (bu gerçeği) bilmezler.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada, tedbir alınmasından sonra elbette Yüce Allah'ın kararının ve kudretinin de erişilmez olduğunun unutulmaması gerektiğine dikkat çekilmektedir. Kula düşen görev, önlem almaktır; takdir ise Yüce Allah'tandır. O'nun takdirine iman edilmelidir; ancak takdirin ne olduğunu kullar bilemediği için onların sorumlu olduğu şey önlem almaktır.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 68. ayet

Su kabı ve hırsızlık iddiası 69–79

  1. Yûsuf suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 69. ayet. وَلَمَّا دَخَلُوا۟ عَلَىٰ يُوسُفَ ءَاوَىٰٓ إِلَيْهِ أَخَاهُ قَالَ إِنِّىٓ أَنَا۠ أَخُوكَ فَلَا تَبْتَئِسْ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    velemmâ deḫalû `alâ yûsüfe âvâ ileyhi eḫâhü ḳâle innî ene eḫûke felâ tebteis bimâ kânû ya`melûn.

    Mehmet Okuyan

    Yusuf'un yanına girdiklerinde kardeşini (Bünyamin'i) yanına almış ve (Yusuf, ona) "Şüphesiz ki ben senin kardeşinim; yapmış olduklarına üzülme!" demişti. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Onların yapmış oldukları şey" ifadesiyle kastedilen, muhtemelen ailenin ortak acısı olan Yusuf'un kaybedilmesi olayıydı. Kardeşler Yûsuf 12:8'de belirtildiği üzere Hz. Yusuf ve kardeşi Bünyamin'le ilgili olarak "Yusuf ile kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. Hâlbuki biz kalabalık bir topluluğuz. Muhakkak ki babamız apaçık bir yanlışlık içindedir" demişlerdi.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 69. ayet

  2. Yûsuf suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 70. ayet. فَلَمَّا جَهَّزَهُم بِجَهَازِهِمْ جَعَلَ ٱلسِّقَايَةَ فِى رَحْلِ أَخِيهِ ثُمَّ أَذَّنَ مُؤَذِّنٌ أَيَّتُهَا ٱلْعِيرُ إِنَّكُمْ لَسَٰرِقُونَ

    felemmâ cehhezehüm bicehâzihim ce`ale-ssiḳâyete fî raḥli eḫîhi ŝümme eẕẕene müeẕẕinün eyyetühe-l`îru inneküm lesâriḳûn.

    Mehmet Okuyan

    (Yusuf) onların yükünü hazırlattığında bir su kabını kardeşinin yükünün içine koy(dur)muştu. (Kervan hareket ettikten) sonra bir seslenici: "Ey kervan! Siz hırsızsınız!" diye seslenmişti.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 70. ayet

  3. Yûsuf suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 71. ayet. قَالُوا۟ وَأَقْبَلُوا۟ عَلَيْهِم مَّاذَا تَفْقِدُونَ

    ḳâlû veaḳbelû `aleyhim mâẕâ tefḳidûn.

    Mehmet Okuyan

    (Yusuf'un kardeşleri) onlara dönerek "Ne arıyorsunuz (neyiniz kayboldu)?" diye sormuşlardı.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 71. ayet

  4. Yûsuf suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 72. ayet. قَالُوا۟ نَفْقِدُ صُوَاعَ ٱلْمَلِكِ وَلِمَن جَآءَ بِهِۦ حِمْلُ بَعِيرٍ وَأَنَا۠ بِهِۦ زَعِيمٌ

    ḳâlû nefḳidü ṣuvâ`a-lmeliki velimen câe bihî ḥimlü be`îriv veenâ bihî za`îm.

    Mehmet Okuyan

    (Onlar) "Hükümdarın su kabını arıyoruz; onu getirene bir deve yükü (ödül) var." demişlerdi. (İçlerinden biri) "Ben buna kefilim." demişti.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 72. ayet

  5. Yûsuf suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 73. ayet. قَالُوا۟ تَٱللَّهِ لَقَدْ عَلِمْتُم مَّا جِئْنَا لِنُفْسِدَ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا كُنَّا سَٰرِقِينَ

    ḳâlû tellâhi leḳad `alimtüm mâ ci'nâ linüfside fi-l'arḍi vemâ künnâ sâriḳîn.

    Mehmet Okuyan

    (Onlar) "Allah'a yemin olsun: Bizim, yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak için gelmediğimizi şüphesiz ki siz de biliyorsunuz. Biz hırsız da değiliz." demişlerdi.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 73. ayet

  6. Yûsuf suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 74. ayet. قَالُوا۟ فَمَا جَزَٰٓؤُهُۥٓ إِن كُنتُمْ كَٰذِبِينَ

    ḳâlû femâ cezâühû in küntüm kâẕibîn.

    Mehmet Okuyan

    (Yusuf'un adamları) "Peki, yalancıysanız bunun (hırsızlığın) cezası nedir?" diye sormuştu.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 74. ayet

  7. Yûsuf suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 75. ayet. قَالُوا۟ جَزَٰٓؤُهُۥ مَن وُجِدَ فِى رَحْلِهِۦ فَهُوَ جَزَٰٓؤُهُۥ كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلظَّٰلِمِينَ

    ḳâlû cezâühû mev vucide fî raḥlihî fehüve cezâüh. keẕâlike neczi-żżâlimîn.

    Mehmet Okuyan

    (Onlar da) "Onun cezası, kayıp eşya kimin yükünde bulunursa işte o (şahsın alıkonulması) onun cezasıdır. Biz zalimleri böyle cezalandırırız." cevabını vermişlerdi. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Yusuf, babasının şeriatında hırsızlığa bu cezanın verildiğini bildiği için kardeşinin yüküne bu su kabını koydurmuş ve onu geri bıraktırma tedbirine başvurmuştu. Muhtemelen ana baba bir kardeşi olan Bünyamin'e durumu önceden bildirerek onun da güvende olmasını sağlamıştı. Kaldı ki bu uygulama 76. ayette Yüce Allah tarafından öğretilmiş bir tedbir olarak da ilan edilmektedir.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 75. ayet

  8. Yûsuf suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 76. ayet. فَبَدَأَ بِأَوْعِيَتِهِمْ قَبْلَ وِعَآءِ أَخِيهِ ثُمَّ ٱسْتَخْرَجَهَا مِن وِعَآءِ أَخِيهِ كَذَٰلِكَ كِدْنَا لِيُوسُفَ مَا كَانَ لِيَأْخُذَ أَخَاهُ فِى دِينِ ٱلْمَلِكِ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ نَرْفَعُ دَرَجَٰتٍ مَّن نَّشَآءُ وَفَوْقَ كُلِّ ذِى عِلْمٍ عَلِيمٌ

    febedee biev`iyetihim ḳable vi`âi eḫîhi ŝümme-staḫracehâ miv vi`âi eḫîh. keẕâlike kidnâ liyûsüf. mâ kâne liye'ḫuẕe eḫâhü fî dîni-lmeliki illâ ey yeşâe-llâh. nerfe`u deracâtim men neşâ'. vefevḳa külli ẕî `ilmin `alîm.

    Mehmet Okuyan

    Bunun üzerine (Yusuf), kardeşinin (Bünyamin'in) yükünden önce onların (diğer kardeşlerinin) yüklerini (aramaya) başlamıştı. dipnot 1 Sonra da onu (kayıp su kabını) kardeşinin (Bünyamin'in) yükünden çıkartmıştı. İşte biz Yusuf'a böyle bir tedbir (çare) öğretmiştik; dipnot 2 (yoksa) -Allah'ın dilemesi hariç- hükümdarın kanununa göre kardeşini (yanında) tutamayacaktı. Biz dilediğimizi (layık olanı) derecelerle yükseltiriz. Her bilgi sahibinin üzerinde daha iyi bilen (birisi) vardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bünyamin'in yükünden başlansaydı bir şüphe meydana gelebilirdi. O nedenle Hz. Yusuf önceliği diğer yüklere vermiş, kardeşinin yükünü en sona bırakmıştı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Burada hırsızlık suçlaması nedeniyle hiç kimse zarar görmemiş ve mağduriyet yaşamamıştı. Bu olay nedeniyle kardeşler üzüntü yaşamışlarsa da bu onların fazlasıyla hak ettiklerinin bir kısmı bile değildi.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 76. ayet

  9. Yûsuf suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 77. ayet. قَالُوٓا۟ إِن يَسْرِقْ فَقَدْ سَرَقَ أَخٌ لَّهُۥ مِن قَبْلُ فَأَسَرَّهَا يُوسُفُ فِى نَفْسِهِۦ وَلَمْ يُبْدِهَا لَهُمْ قَالَ أَنتُمْ شَرٌّ مَّكَانًا وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا تَصِفُونَ

    ḳâlû iy yesriḳ feḳad seraḳa eḫul lehû min ḳabl. feeserrahâ yûsüfü fî nefsihî velem yübdihâ lehüm ḳâle entüm şerrum mekânâ. vellâhü a`lemü bimâ teṣifûn.

    Mehmet Okuyan

    (Kardeşleri) şöyle demişlerdi: "O çalarsa, daha önce onun kardeşi de çalmıştı." dipnot 1 Yusuf onu (düşüncesini) içinde saklamış, onlara açmamıştı. (İçinden): "Siz çok daha kötü durumdasınız! Allah sizin anlattığınızı çok iyi bilendir." demişti.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kardeşleri kıskançlıklarını sürdürerek bu sözleriyle Hz. Yusuf'a iftira atmışlardı.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 77. ayet

  10. Yûsuf suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 78. ayet. قَالُوا۟ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْعَزِيزُ إِنَّ لَهُۥٓ أَبًا شَيْخًا كَبِيرًا فَخُذْ أَحَدَنَا مَكَانَهُۥٓ إِنَّا نَرَىٰكَ مِنَ ٱلْمُحْسِنِينَ

    ḳâlû yâ eyyühe-l`azîzü inne lehû eben şeyḫan kebîran feḫuẕ eḥadenâ mekâneh. innâ nerâke mine-lmuḥsinîn.

    Mehmet Okuyan

    (Kardeşleri) şöyle demişti: "Ey vezir (Yusuf)! dipnot 1 Şüphesiz ki onun büyük, yaşlı dipnot 2 bir babası var. Onun yerine bizim birimizi alıkoy! Şüphesiz ki biz seni güzel davrananlardan görüyoruz."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada Züleyha'nın eşine dendiği gibi Hz. Yusuf'a da "Aziz" denmektedir ki amaç, söz konusu kişiler için kullanılan bu kelimeye "yönetici" anlamı vermektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      [Şeyhan kebîran] tamlaması çok dikkat çekicidir. Çünkü [kebîr] kelimesi "büyük, ileri yaşta, ihtiyar" anlamına gelirken, [şeyh] "saygınlığı, kıymeti olan, dindarlık bakımından önde giden, hatırlı" gibi anlamlara gelmektedir. Oğulları bu kelimeyi kullanarak Hz. Yusuf'un merhametini harekete geçirmeyi hedeflemişlerdi. Benzer kullanım: Kasas 28:23.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 78. ayet

  11. Yûsuf suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 79. ayet. قَالَ مَعَاذَ ٱللَّهِ أَن نَّأْخُذَ إِلَّا مَن وَجَدْنَا مَتَٰعَنَا عِندَهُۥٓ إِنَّآ إِذًا لَّظَٰلِمُونَ

    ḳâle me`âẕe-llâhi en ne'ḫuẕe illâ mev vecednâ metâ`anâ `indehû innâ iẕel leżâlimûn.

    Mehmet Okuyan

    (Yusuf) şöyle demişti: "Eşyamızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını alıkoymaktan Allah'a sığınırız; doğrusu o takdirde biz zalimler oluruz!"

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 79. ayet

Kardeşlerin dönüşü ve Ya'kūb'un hüznü 80–87

  1. Yûsuf suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 80. ayet. فَلَمَّا ٱسْتَيْـَٔسُوا۟ مِنْهُ خَلَصُوا۟ نَجِيًّا قَالَ كَبِيرُهُمْ أَلَمْ تَعْلَمُوٓا۟ أَنَّ أَبَاكُمْ قَدْ أَخَذَ عَلَيْكُم مَّوْثِقًا مِّنَ ٱللَّهِ وَمِن قَبْلُ مَا فَرَّطتُمْ فِى يُوسُفَ فَلَنْ أَبْرَحَ ٱلْأَرْضَ حَتَّىٰ يَأْذَنَ لِىٓ أَبِىٓ أَوْ يَحْكُمَ ٱللَّهُ لِى وَهُوَ خَيْرُ ٱلْحَٰكِمِينَ

    felemme-stey'esû minhü ḫaleṣû neciyyâ. ḳâle kebîruhüm elem ta`lemû enne ebâküm ḳad eḫaẕe `aleyküm mevŝiḳam mine-llâhi vemin ḳablü mâ ferraṭtüm fî yûsüf. felen ebraḥa-l'arḍa ḥattâ ye'ẕene lî ebî ev yaḥküme-llâhü lî. vehüve ḫayru-lḥâkimîn.

    Mehmet Okuyan

    Ondan ümitlerini kesince, (konuyu) gizli görüşmek üzere ayrılıp (bir kenara) çekilmişlerdi. Büyük (olan kardeş)leri dipnot 1 şöyle demişti: "Babanızın sizden Allah adına söz aldığını, daha önce de Yusuf hakkında yaptığınız aşırılığı bilmiyor musunuz? Babam bana izin verinceye veya Allah benim için hükmedinceye kadar bu yerden (Mısır'dan) asla ayrılmayacağım. O hükmedenlerin en hayırlısıdır."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Yusuf'un bu abisi o daha çocukken diğerleri onun öldürülmesi fikrini ileri sürdüklerinde onu kuyuya bırakma fikrini dile getiren abisi olabilir.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 80. ayet

  2. Yûsuf suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 81. ayet. ٱرْجِعُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَبِيكُمْ فَقُولُوا۟ يَٰٓأَبَانَآ إِنَّ ٱبْنَكَ سَرَقَ وَمَا شَهِدْنَآ إِلَّا بِمَا عَلِمْنَا وَمَا كُنَّا لِلْغَيْبِ حَٰفِظِينَ

    irci`û ilâ ebîküm feḳûlû yâ ebânâ inne-bneke seraḳ. vemâ şehidnâ illâ bimâ `alimnâ vemâ künnâ lilgaybi ḥâfiżîn.

    Mehmet Okuyan

    Babanıza dönün ve deyin ki: "Ey babamız! Oğlun hırsızlık yapmış. Biz sadece bildiğimize şahitlik ettik. Biz bilinemeyenlerin bekçileri de değiliz.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 81. ayet

  3. Yûsuf suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 82. ayet. وَسْـَٔلِ ٱلْقَرْيَةَ ٱلَّتِى كُنَّا فِيهَا وَٱلْعِيرَ ٱلَّتِىٓ أَقْبَلْنَا فِيهَا وَإِنَّا لَصَٰدِقُونَ

    ves'eli-lḳaryete-lletî künnâ fîhâ vel`îra-lletî aḳbelnâ fîhâ. veinnâ leṣâdiḳûn.

    Mehmet Okuyan

    (İstersen) içinde bulunduğumuz şehre (Mısır halkına) ve birlikte geldiğimiz kervana sor! Şüphesiz ki biz doğru söyleyenleriz."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 82. ayet

  4. Yûsuf suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 83. ayet. قَالَ بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ أَنفُسُكُمْ أَمْرًا فَصَبْرٌ جَمِيلٌ عَسَى ٱللَّهُ أَن يَأْتِيَنِى بِهِمْ جَمِيعًا إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْعَلِيمُ ٱلْحَكِيمُ

    ḳâle bel sevvelet leküm enfüsüküm emrâ. feṣabrun cemîl. `asa-llâhü ey ye'tiyenî bihim cemî`â. innehû hüve-l`alîmü-lḥakîm.

    Mehmet Okuyan

    (Yakup onlara) şöyle demişti: "Hayır! Nefisleriniz sizi (kötü) bir işe sürüklemiş. Artık (bana düşen) güzelce sabretmektir. dipnot 1 Umulur ki Allah onların hepsini dipnot 2 bana getirir. Şüphesiz ki O bilendir, doğru hüküm verendir."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Yûsuf 12:18.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette "hepsini" denmesinin nedeni kastedilenlerin "Hz. Yusuf", kardeşi "Bünyamin" ve abisi olan "şahıs"tan yani üç kişiden oluşmasıdır.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 83. ayet

  5. Yûsuf suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 84. ayet. وَتَوَلَّىٰ عَنْهُمْ وَقَالَ يَٰٓأَسَفَىٰ عَلَىٰ يُوسُفَ وَٱبْيَضَّتْ عَيْنَاهُ مِنَ ٱلْحُزْنِ فَهُوَ كَظِيمٌ

    vetevellâ `anhüm veḳâle yâ esefâ `alâ yûsüfe vebyeḍḍat `aynâhü mine-lḥuzni fehüve keżîm.

    Mehmet Okuyan

    (Yakup) onlardan yüz çevirmiş (bir kenara çekilmiş) ve "Ah Yusuf'um ah!" diye sızlanmıştı. Kederini içine gömerek üzüntüden dolayı iki gözüne ak inmişti. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İki gözüne ak inmesi", gözlerin kör olması anlamına gelirse açıklanacak herhangi bir şey yoktur. Ancak bu ifade, kederini içine, kalbine gömmesi anlamına da gelebilir. Çünkü hüzünden Hz. Yakup'un gözleri, âdeta başka bir şey görmez olmuştu. Gözleri sürekli yaşlı olan kişinin göz renkleri, gözlerinin içinin akı-karası seçilemez; âdeta su görüntüsü göz hâlini alır. Belli ki Hz. Yakup'un gözlerine inen ak, sürekli ağlayıp gözyaşına boğulmuş hâlini oluşturmuştu. Bu durumla ilgili olarak [a‘mâ] (görme engelli) kelimesinin kullanılmamasının muhtemel sebebi bu olsa gerektir. Gerçeği, Allah Teala bilmektedir.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 84. ayet

  6. Yûsuf suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 85. ayet. قَالُوا۟ تَٱللَّهِ تَفْتَؤُا۟ تَذْكُرُ يُوسُفَ حَتَّىٰ تَكُونَ حَرَضًا أَوْ تَكُونَ مِنَ ٱلْهَٰلِكِينَ

    ḳâlû tellâhi tefteü teẕküru yûsüfe ḥattâ tekûne ḥaraḍan ev tekûne mine-lhâlikîn.

    Mehmet Okuyan

    (Oğulları:) "Allah'a yemin olsun: dipnot 1 Sen hâlâ Yusuf'u anıyorsun. Sonunda ya perişan olacak ya da helak olanlardan olacaksın!" demişlerdi.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yûsuf suresinde dört kez yer alan [tellâhi] ifadesi, Kur'an'da dokuz ayette geçen yeminlerden birisidir (Bkz. Yûsuf 12:73, 85, 91, 95; Nahl 16:56, 63; Enbiyâ 21:57; Şu‘arâ 26:97; Sâffât 37:56).

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 85. ayet

  7. Yûsuf suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 86. ayet. قَالَ إِنَّمَآ أَشْكُوا۟ بَثِّى وَحُزْنِىٓ إِلَى ٱللَّهِ وَأَعْلَمُ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

    ḳâle innemâ eşkû beŝŝî veḥuznî ile-llâhi vea`lemü mine-llâhi mâ lâ ta`lemûn.

    Mehmet Okuyan

    (Yakup ise) şöyle demişti: "Ben, kederimi ve hüznümü yalnızca Allah'a arz ediyorum. dipnot 1 Ben sizin bilemeyeceğiniz şeyleri Allah tarafından (Vahiy ile) biliyorum.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Yakup aslında muhtemelen şunu söylemek istemişti: "Ben sabrımı, içimi, benliğimi allak bullak eden içimdeki bu harareti ve derin hüznü başka kimselere değil, sadece ve sadece Rabbime arz ediyorum." Bu ifade harika bir bilinç ve muhteşem bir teslimiyet ifadesi şeklinde ümmete örnek olarak sunulmaktadır.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 86. ayet

  8. Yûsuf suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 87. ayet. يَٰبَنِىَّ ٱذْهَبُوا۟ فَتَحَسَّسُوا۟ مِن يُوسُفَ وَأَخِيهِ وَلَا تَا۟يْـَٔسُوا۟ مِن رَّوْحِ ٱللَّهِ إِنَّهُۥ لَا يَا۟يْـَٔسُ مِن رَّوْحِ ٱللَّهِ إِلَّا ٱلْقَوْمُ ٱلْكَٰفِرُونَ

    yâ benîye-ẕhebû feteḥassesû miy yûsüfe veeḫîhi velâ tey'esû mir ravḥi-llâh. innehû lâ yey'esü mir ravḥi-llâhi ille-lḳavmü-lkâfirûn.

    Mehmet Okuyan

    Ey yavrularım! Gidin de Yusuf ve kardeşinden (haber almayı) araştırın! Allah'ın merhametinden ümit kesmeyin! Şüphesiz ki kâfirler topluluğundan başkası Allah'ın merhametinden ümit kesmez." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Yakup oğullarına yönelttiği tembihinde Hz. Yusuf, Bünyamin ve şehirde kalan diğer abisiyle ilgili yapacakları araştırmada kararlılık göstermeleri gerektiğini ifadeyle "sakın Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin" diyerek olayın ciddiyetini ortaya koymuştu. Bu cümle ile Zümer 39:53'te geçen "De ki: Ey nefislerine yazık eden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin" ifadesi aynı mesajları vermektedir. Yûsuf 12:87'deki [lâ tey'esû] emri Zümer 39:53'teki [lâ taknetû] emri ile; ayrıca Yûsuf 12:87'deki [ravhillâhi] tamlaması ise Zümer 39:53'teki [rahmetillâhi] tamlamasıyla anlamlandırılmalıdır. Allah'ın rahmetinden kimlerin ümit keseceğiyle ilgili ayrıca bkz. Hicr 15:56.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 87. ayet

Tanışma ve gömleğin götürülüşü 88–98

  1. Yûsuf suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 88. ayet. فَلَمَّا دَخَلُوا۟ عَلَيْهِ قَالُوا۟ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْعَزِيزُ مَسَّنَا وَأَهْلَنَا ٱلضُّرُّ وَجِئْنَا بِبِضَٰعَةٍ مُّزْجَىٰةٍ فَأَوْفِ لَنَا ٱلْكَيْلَ وَتَصَدَّقْ عَلَيْنَآ إِنَّ ٱللَّهَ يَجْزِى ٱلْمُتَصَدِّقِينَ

    felemmâ deḫalû `aleyhi ḳâlû yâ eyyühe-l`azîzü messenâ veehlene-ḍḍurru veci'nâ bibiḍâ`atim müzcâtin feevfi lene-lkeyle veteṣaddaḳ `aleynâ. inne-llâhe yeczi-lmüteṣaddiḳîn.

    Mehmet Okuyan

    (Kardeşleri) Yusuf'un yanına girdiklerinde şöyle demişlerdi: "Ey vezir! Bizi ve ailemizi kıtlık bastı ve biz değersiz (az) bir sermaye ile geldik. Hakkımızı tam ölçerek ver! (Ayrıca) bize bağışta da bulun! Şüphesiz ki Allah bağışta bulunanları ödüllendirir."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 88. ayet

  2. Yûsuf suresi, 89. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 89. ayet. قَالَ هَلْ عَلِمْتُم مَّا فَعَلْتُم بِيُوسُفَ وَأَخِيهِ إِذْ أَنتُمْ جَٰهِلُونَ

    ḳâle hel `alimtüm mâ fe`altüm biyûsüfe veeḫîhi iẕ entüm câhilûn.

    Mehmet Okuyan

    (Yusuf onlara) şöyle demişti: "Siz cahilken Yusuf'a ve kardeşine yaptıklarınızı biliyor (hatırlıyor) musunuz?"

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 89. ayet

  3. Yûsuf suresi, 90. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 90. ayet. قَالُوٓا۟ أَءِنَّكَ لَأَنتَ يُوسُفُ قَالَ أَنَا۠ يُوسُفُ وَهَٰذَآ أَخِى قَدْ مَنَّ ٱللَّهُ عَلَيْنَآ إِنَّهُۥ مَن يَتَّقِ وَيَصْبِرْ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجْرَ ٱلْمُحْسِنِينَ

    ḳâlû einneke leente yûsüf. ḳâle ene yûsüfü vehâẕâ eḫî. ḳad menne-llâhü `aleynâ. innehû mey yetteḳi veyaṣbir feinne-llâhe lâ yüḍî`u ecra-lmuḥsinîn.

    Mehmet Okuyan

    (Kardeşleri) "Yoksa sen -evet sen- Yusuf musun?" diye sormuşlar, o da "(Evet) ben Yusuf'um, bu da kardeşim!" cevabını vermişti. "(Birbirimize kavuşmayı) Allah bize lütfetti. Çünkü kim (Allah'a) karşı takvâlı (duyarlı) olur ve sabrederse, şüphesiz ki Allah güzel davrananların ödülünü boşa çıkarmaz."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 90. ayet

  4. Yûsuf suresi, 91. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 91. ayet. قَالُوا۟ تَٱللَّهِ لَقَدْ ءَاثَرَكَ ٱللَّهُ عَلَيْنَا وَإِن كُنَّا لَخَٰطِـِٔينَ

    ḳâlû tellâhi leḳad âŝerake-llâhü `aleynâ vein künnâ leḫâṭiîn.

    Mehmet Okuyan

    (Kardeşleri): "Allah'a yemin olsun: Şüphesiz ki Allah seni bize üstün kılmış. dipnot 1 Biz ise hataya düşmüşüz." demişlerdi.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen [âsera] fiili "üstün kılmak, tercih etmek" gibi anlamlar içermekte, kardeşleri Hz. Yusuf'un Yüce Allah tarafından kendilerine üstün kılındığını dile getirmişlerdi. Onun üstün kılınması önceki ayette belirtilen "[takvâ] sahibi olmak, sabırlı davranmak ve muhsinlik yapmak" şeklinde özetlenmiştir. Tercih edilmek veya üstün kılınmak bir "sonuç"tur; bunun "sebebi" ise [muttakî] olup sabır göstermek, bir anlamda muhsince davranmak yani işini düzgün yapmaktır.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 91. ayet

  5. Yûsuf suresi, 92. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 92. ayet. قَالَ لَا تَثْرِيبَ عَلَيْكُمُ ٱلْيَوْمَ يَغْفِرُ ٱللَّهُ لَكُمْ وَهُوَ أَرْحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ

    ḳâle lâ teŝrîbe `aleykümü-lyevm. yagfiru-llâhü leküm. vehüve erḥamü-rrâḥimîn.

    Mehmet Okuyan

    (Yusuf ise kendilerine) şöyle demişti: "Bugün sizi kınamak yok; dipnot 1 Allah sizi affetsin! O, merhametlilerin en merhametlisidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ifade, Mekke'nin fethi günü Hz. Muhammed tarafından Mekkelilere yönelik olarak dile getirilmişti. Böylece peygamberlerin aynı değerlerin insanları oldukları ve sonrakilerin öncekileri takip ettiği anlaşılmaktadır.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 92. ayet

  6. Yûsuf suresi, 93. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 93. ayet. ٱذْهَبُوا۟ بِقَمِيصِى هَٰذَا فَأَلْقُوهُ عَلَىٰ وَجْهِ أَبِى يَأْتِ بَصِيرًا وَأْتُونِى بِأَهْلِكُمْ أَجْمَعِينَ

    iẕhebû biḳamîṣî hâẕâ feelḳûhü `alâ vechi ebî ye'ti beṣîrâ. ve'tûnî biehliküm ecme`în.

    Mehmet Okuyan

    Şu gömleğimi götürün de onu babamın yüzüne koyun; görecek duruma gelir. (Ayrıca) bütün ailenizi de bana getirin!"

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 93. ayet

  7. Yûsuf suresi, 94. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 94. ayet. وَلَمَّا فَصَلَتِ ٱلْعِيرُ قَالَ أَبُوهُمْ إِنِّى لَأَجِدُ رِيحَ يُوسُفَ لَوْلَآ أَن تُفَنِّدُونِ

    velemmâ feṣaleti-l`îru ḳâle ebûhüm innî leecidü rîḥa yûsüfe levlâ en tüfennidûn.

    Mehmet Okuyan

    Kafile (Mısır'dan) ayrılınca, babaları (yanındakilere): "Bana bunamış demezseniz ben Yusuf'un kokusunu alıyorum!" demişti.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 94. ayet

  8. Yûsuf suresi, 95. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 95. ayet. قَالُوا۟ تَٱللَّهِ إِنَّكَ لَفِى ضَلَٰلِكَ ٱلْقَدِيمِ

    ḳâlû tellâhi inneke lefî ḍalâlike-lḳadîm.

    Mehmet Okuyan

    (Onlar da:) "Allah'a yemin olsun: Şüphesiz ki sen hâlâ eski şaşkınlığındasın." demişlerdi.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 95. ayet

  9. Yûsuf suresi, 96. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 96. ayet. فَلَمَّآ أَن جَآءَ ٱلْبَشِيرُ أَلْقَىٰهُ عَلَىٰ وَجْهِهِۦ فَٱرْتَدَّ بَصِيرًا قَالَ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ إِنِّىٓ أَعْلَمُ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

    felemmâ en câe-lbeşîru elḳâhü `alâ vechihî fertedde beṣîrâ. ḳâle elem eḳul leküm innî a`lemü mine-llâhi mâ lâ ta`lemûn.

    Mehmet Okuyan

    Müjdeci gelince, gömleği yüzüne koyar koymaz (Yakup) görür olmuştu. dipnot 1 "Ben size ‘Allah tarafından (Vahiy ile) sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim' dememiş miydim!" demişti.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ifade, Hz. Yakup'un sevinç dolu hali nedeniyle yaşayacağı huzuru ortaya koymaktadır. Hz. Yusuf ve kardeşi Bünyamin'in hüznü sebebiyle gözleri âdeta başka bir şey görmeyen Hz. Yakup, artık her şeyi görür olmuştu. Olay, kör olup sonra da görür olmak anlamında ise zaten bu türden izahlara gerek kalmamaktadır. Yüce Allah gerçeği bilendir.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 96. ayet

  10. Yûsuf suresi, 97. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 97. ayet. قَالُوا۟ يَٰٓأَبَانَا ٱسْتَغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَآ إِنَّا كُنَّا خَٰطِـِٔينَ

    ḳâlû yâ ebâne-stagfir lenâ ẕünûbenâ innâ künnâ ḫâṭiîn.

    Mehmet Okuyan

    (Oğulları:) "Ey babamız! (Allah'tan) bizim günahlarımızın affını dile! Doğrusu günahkârlardık." demişlerdi.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 97. ayet

  11. Yûsuf suresi, 98. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 98. ayet. قَالَ سَوْفَ أَسْتَغْفِرُ لَكُمْ رَبِّىٓ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ

    ḳâle sevfe estagfiru leküm rabbî. innehû hüve-lgafûru-rraḥîm.

    Mehmet Okuyan

    (Yakup ise:) "Sizin için Rabbimden af dileyeceğim. Şüphesiz ki O'dur O, çok bağışlayan; çok merhamet eden." cevabını vermişti.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 98. ayet

Kavuşma ve Yûsuf'un duası 99–101

  1. Yûsuf suresi, 99. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 99. ayet. فَلَمَّا دَخَلُوا۟ عَلَىٰ يُوسُفَ ءَاوَىٰٓ إِلَيْهِ أَبَوَيْهِ وَقَالَ ٱدْخُلُوا۟ مِصْرَ إِن شَآءَ ٱللَّهُ ءَامِنِينَ

    felemmâ deḫalû `alâ yûsüfe âvâ ileyhi ebeveyhi veḳâle-dḫulû miṣra in şâe-llâhü âminîn.

    Mehmet Okuyan

    (Hep birlikte Mısır'a gelip) Yusuf'un yanına girdikleri zaman, ana babasını yanına almıştı. (Yusuf onlara:) "Güven içinde Mısır'a girin inşallah!" demişti.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 99. ayet

  2. Yûsuf suresi, 100. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 100. ayet. وَرَفَعَ أَبَوَيْهِ عَلَى ٱلْعَرْشِ وَخَرُّوا۟ لَهُۥ سُجَّدًا وَقَالَ يَٰٓأَبَتِ هَٰذَا تَأْوِيلُ رُءْيَٰىَ مِن قَبْلُ قَدْ جَعَلَهَا رَبِّى حَقًّا وَقَدْ أَحْسَنَ بِىٓ إِذْ أَخْرَجَنِى مِنَ ٱلسِّجْنِ وَجَآءَ بِكُم مِّنَ ٱلْبَدْوِ مِنۢ بَعْدِ أَن نَّزَغَ ٱلشَّيْطَٰنُ بَيْنِى وَبَيْنَ إِخْوَتِىٓ إِنَّ رَبِّى لَطِيفٌ لِّمَا يَشَآءُ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْعَلِيمُ ٱلْحَكِيمُ

    verafe`a ebeveyhi `ale-l`arşi veḫarrû lehû süccedâ. veḳâle yâ ebeti hâẕâ te'vîlü ru'yâye min ḳabl. ḳad ce`alehâ rabbî ḥaḳḳâ. veḳad aḥsene bî iẕ aḫracenî mine-ssicni vecâe biküm mine-lbedvi mim ba`di en nezega-şşeyṭânü beynî vebeyne iḫvetî. inne rabbî leṭîfül limâ yeşâ'. innehû hüve-l`alîmü-lḥakîm.

    Mehmet Okuyan

    Ana babasını tahtın(ın) üstüne çıkartıp oturtmuş ve hepsi onun için (ona kavuştukları için Allah'a) secde etmişlerdi. (Yusuf) şöyle demişti: "Ey babacığım! İşte bu, daha önce (gördüğüm) rüyanın yorumudur. Elbette Rabbim onu gerçekleştirdi. Doğrusu şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra, Rabbim beni hapisten çıkararak ve sizi çölden getirerek bana (çok şey) lütfetti. Şüphesiz ki Rabbim dilediği şeyi çok ince düzenleyendir. dipnot 1 Şüphesiz ki yalnızca O bilendir, doğru hüküm verendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki [latîf] sıfatı, "lütufkâr" anlamına alınarak tercüme "Şüphesiz ki Rabbim dilediğine lütfeder" şeklinde de yapılabilir. Ancak bizim tercihimiz Hz. Yusuf'un hayatı boyunca yaşadığı sıra dışılıkları Yüce Allah'ın takdirine dayalıdır.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 100. ayet

  3. Yûsuf suresi, 101. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 101. ayet. رَبِّ قَدْ ءَاتَيْتَنِى مِنَ ٱلْمُلْكِ وَعَلَّمْتَنِى مِن تَأْوِيلِ ٱلْأَحَادِيثِ فَاطِرَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ أَنتَ وَلِىِّۦ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ تَوَفَّنِى مُسْلِمًا وَأَلْحِقْنِى بِٱلصَّٰلِحِينَ

    rabbi ḳad âteytenî mine-lmülki ve`allemtenî min te'vîli-l'eḥâdîŝ. fâṭira-ssemâvâti vel'arḍi ente veliyyî fi-ddünyâ vel'âḫirah. teveffenî müslimev veelḥiḳnî biṣṣâliḥîn.

    Mehmet Okuyan

    Rabbim! Elbette otoriteden bana (bir pay) verdin ve bana (rüyada görülen) olayların yorumundan da bir kısmını öğrettin. Göklerin ve yerin yoktan yaratanı! dipnot 1 Sen dünyada da ahirette de benim dostumsun. Beni müslüman olarak vefat ettir ve beni iyilere kat!"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:14; İbrâhîm 14:10; Fâtır 35:1; Zümer 39:46; Şûrâ 42:11.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 101. ayet

"Bu kıssa gayb haberidir"; akıl sahipleri için ibret 102–111

  1. Yûsuf suresi, 102. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 102. ayet. ذَٰلِكَ مِنْ أَنۢبَآءِ ٱلْغَيْبِ نُوحِيهِ إِلَيْكَ وَمَا كُنتَ لَدَيْهِمْ إِذْ أَجْمَعُوٓا۟ أَمْرَهُمْ وَهُمْ يَمْكُرُونَ

    ẕâlike min embâi-lgaybi nûḥîhi ileyk. vemâ künte ledeyhim iẕ ecme`û emrahüm vehüm yemkürûn.

    Mehmet Okuyan

    Bu(nlar), sana vahyetmekte olduğumuz gayb (bilinemeyen) haberlerindendir. Onlar tuzak kurarak (kötü) bir işte fikir birliğine vardıklarında sen onların yanında değildin (ki bunları bilesin).

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 102. ayet

  2. Yûsuf suresi, 103. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 103. ayet. وَمَآ أَكْثَرُ ٱلنَّاسِ وَلَوْ حَرَصْتَ بِمُؤْمِنِينَ

    vemâ ekŝeru-nnâsi velev ḥaraṣte bimü'minîn.

    Mehmet Okuyan

    Sen ne kadar üstüne düşsen de insanların çoğu asla iman edecek değildir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette insanların çoğunun hiçbir zaman iman etmeyeceği mesajına yer verilmektedir. Dünyanın bir gün bütünüyle müslümanlardan oluşacağı, birilerinin bütün insanları müslümanlaştıracağı vs. şeklindeki kabuller bu ayete aykırıdır.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 103. ayet

  3. Yûsuf suresi, 104. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 104. ayet. وَمَا تَسْـَٔلُهُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَٰلَمِينَ

    vemâ tes'elühüm `aleyhi min ecr. in hüve illâ ẕikrul lil`âlemîn.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 104. ayet

  4. Yûsuf suresi, 105. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 105. ayet. وَكَأَيِّن مِّنْ ءَايَةٍ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ يَمُرُّونَ عَلَيْهَا وَهُمْ عَنْهَا مُعْرِضُونَ

    vekeeyyim min âyetin fi-ssemâvâti vel'arḍi yemürrûne `aleyhâ vehüm `anhâ mü`riḍûn.

    Mehmet Okuyan

    Göklerde ve yerde nice delil vardır ki onlara uğrarlar da onlardan yüz çevirirler. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette evren kitabının ayetlerine dikkat çekilmektedir. Ayrıca benzer mesaj içeren ayetler için bkz. Neml 27:93; Fussilet 41:53; Zâriyât 51:20-21.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 105. ayet

  5. Yûsuf suresi, 106. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 106. ayet. وَمَا يُؤْمِنُ أَكْثَرُهُم بِٱللَّهِ إِلَّا وَهُم مُّشْرِكُونَ

    vemâ yü'minü ekŝeruhüm billâhi illâ vehüm müşrikûn.

    Mehmet Okuyan

    Onların çoğu ancak ortak koşarak Allah'a iman ederler. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle şirkin imanın içinde gizlenmiş hâlini ortaya koymakta, müminlerin şirke düşmeme noktasında son derece dikkatli davranması gerektiğini içermektedir.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 106. ayet

  6. Yûsuf suresi, 107. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 107. ayet. أَفَأَمِنُوٓا۟ أَن تَأْتِيَهُمْ غَٰشِيَةٌ مِّنْ عَذَابِ ٱللَّهِ أَوْ تَأْتِيَهُمُ ٱلسَّاعَةُ بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

    efeeminû en te'tiyehüm gâşiyetüm min `aẕâbi-llâhi ev te'tiyehümü-ssâ`atü bagtetev vehüm lâ yeş`urûn.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 107. ayet

  7. Yûsuf suresi, 108. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 108. ayet. قُلْ هَٰذِهِۦ سَبِيلِىٓ أَدْعُوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ عَلَىٰ بَصِيرَةٍ أَنَا۠ وَمَنِ ٱتَّبَعَنِى وَسُبْحَٰنَ ٱللَّهِ وَمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ

    ḳul hâẕihî sebîlî ed`û ile-llâhi `alâ beṣîratin ene vemeni-ttebe`anî. vesübḥâne-llâhi vemâ ene mine-lmüşrikîn.

    Mehmet Okuyan

    De ki: "İşte bu, benim yolumdur. Allah'a çağırıyorum; dipnot 1 ben ve bana uyanlar aydınlık bir yol üzerindeyiz. dipnot 2 Allah yücedir! Ben asla ortak koşanlardan değilim."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle davetin başkasına değil, yalnızca Yüce Allah'a yönelik olması gerektiğini göstermektedir. Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:193; Yûnus 10:25; Ra‘d 13:36; İbrâhîm 14:1; Nahl 16:125; Hacc 22:67; Kasas 28:87; Ahzâb 33:46; Fussilet 41:33; Cinn 72:20.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu cümle şöyle de tercüme edilebilir: "De ki: İşte bu benim yolumdur. Allah'a basiretle çağırıyorum; ben ve bana tabi olanlar (böyle yaparız)."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 108. ayet

  8. Yûsuf suresi, 109. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 109. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ إِلَّا رِجَالًا نُّوحِىٓ إِلَيْهِم مِّنْ أَهْلِ ٱلْقُرَىٰٓ أَفَلَمْ يَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَيَنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَلَدَارُ ٱلْـَٔاخِرَةِ خَيْرٌ لِّلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

    vemâ erselnâ min ḳablike illâ ricâlen nûḥî ileyhim min ehli-lḳurâ. efelem yesîrû fi-l'arḍi feyenżurû keyfe kâne `âḳibetü-lleẕîne min ḳablihim. veledâru-l'âḫirati ḫayrul lilleẕîne-tteḳav. efelâ ta`ḳilûn.

    Mehmet Okuyan

    Senden önce de şehirlerin halkından kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını (peygamber olarak) göndermedik. Kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görmek üzere yeryüzünde hiç mi dolaşmadılar? dipnot 1 Ahiret yurdu takvâlı (duyarlı) olanlar için hayırlı olandır. Akıl etmiyor musunuz?

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İbret almak için yeryüzünde gezip dolaşmayla ilgili benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:137; En‘âm 6:11; Nahl 16:36; Hacc 22:46; Neml 27:69; Rûm 30:9, 42; Fâtır 35:44; Mü'min 40:21, 82; Muhammed 47:10.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 109. ayet

  9. Yûsuf suresi, 110. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 110. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا ٱسْتَيْـَٔسَ ٱلرُّسُلُ وَظَنُّوٓا۟ أَنَّهُمْ قَدْ كُذِبُوا۟ جَآءَهُمْ نَصْرُنَا فَنُجِّىَ مَن نَّشَآءُ وَلَا يُرَدُّ بَأْسُنَا عَنِ ٱلْقَوْمِ ٱلْمُجْرِمِينَ

    ḥattâ iẕe-stey'ese-rrusülü veżannû ennehüm ḳad küẕibû câehüm naṣrunâ fenücciye men neşâ'. velâ yüraddü be'sünâ `ani-lḳavmi-lmücrimîn.

    Mehmet Okuyan

    Sonunda elçiler ümitlerini yitirip de kendilerinin (ümmetleri tarafından) yalanlandıklarını kesin olarak anladıkları sırada dipnot 1 onlara yardımımız gelmiş dipnot 2 ve dilediğimiz kimse(ler) kurtarılmıştır. Azabımız, suçlular topluluğundan geri döndürülemez.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki [zannû] fiili "sanmak, zannetmek" değil, kesin olarak "bilmek, anlamak" anlamına gelmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Bakara 2:214; En‘âm 6:34; Hacc 22:40; Sâffât 37:171-173; Mü'min 40:51; Muhammed 47:7.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 110. ayet

  10. Yûsuf suresi, 111. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 111. ayet. لَقَدْ كَانَ فِى قَصَصِهِمْ عِبْرَةٌ لِّأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ مَا كَانَ حَدِيثًا يُفْتَرَىٰ وَلَٰكِن تَصْدِيقَ ٱلَّذِى بَيْنَ يَدَيْهِ وَتَفْصِيلَ كُلِّ شَىْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

    leḳad kâne fî ḳaṣaṣihim `ibratül liüli-l'elbâb. mâ kâne ḥadîŝey yüfterâ velâkin taṣdîḳa-lleẕî beyne yedeyhi vetefṣîle külli şey'iv vehüdev veraḥmetel liḳavmiy yü'minûn.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki onların kıssalarında, öz akıl sahipleri için bir ibret vardır. dipnot 1 (Bu Kur'an, başkaları tarafından tasarlanıp) uydurulabilecek bir söz değildir. Fakat o, kendinden öncekileri onaylayan, her şeyin açıklaması olan (bir kitap)tır; iman eden toplum için bir rahmet ve bir rehberdir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıssaların anlatılma gerekçeleriyle ilgili bilgi için bkz. A‘râf 7:176; Hûd 11:120; Tâhâ 20:99; Kâf 50:37; Hâkka 69:12; Nâzi‘ât 79:26.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 111. ayet