Hac suresi

Hac suresi, 9. ayet

Hac suresi, 9. ayet. ثَانِىَ عِطْفِهِۦ لِيُضِلَّ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ لَهُۥ فِى ٱلدُّنْيَا خِزْىٌ وَنُذِيقُهُۥ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ عَذَابَ ٱلْحَرِيقِ

ŝâniye `iṭfihî liyüḍille `an sebîli-llâh. lehû fi-ddünyâ ḫizyüv venüẕîḳuhû yevme-lḳiyâmeti `aẕâbe-lḥarîḳ.

Diyanet İşleri

(8-9) İnsanlardan öylesi de vardır ki, bir ilmi, bir yol göstericisi, aydınlatıcı bir kitabı olmadığı halde kibirlenerek insanları Allah'ın yolundan saptırmak için, Allah hakkında tartışmaya kalkar. Ona dünyada bir rezillik vardır. Ona kıyamet gününde de yangın azabını tattıracağız.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hac 6–12 · surenin 9. ayeti / 78

Konu Kıyamet sarsıntısı ve dirilişin delili Hac 1–10 3

  1. Hac 6

    Bu böyle. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. Şüphesiz O, ölüleri diriltir ve O, her şeye hakkıyla kadirdir.

  2. Hac 7

    Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. Onda hiçbir şüphe yoktur ve şüphesiz Allah, kabirlerdeki kimseleri diriltecektir.

  3. 8–9

    (8-9) İnsanlardan öylesi de vardır ki, bir ilmi, bir yol göstericisi, aydınlatıcı bir kitabı olmadığı halde kibirlenerek insanları Allah'ın yolundan saptırmak için, Allah hakkında tartışmaya kalkar. Ona dünyada bir rezillik vardır. Ona kıyamet gününde de yangın azabını tattıracağız.

  4. Hac 10

    (Ona), "İşte bu kendi ellerinin önceden işledikleri yüzündendir. Allah, kesinlikle kullara zulmedici değildir" (denir.)

  5. Hac 11

    İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah'a kıyıdan kenardan kulluk eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa, gönlü onunla hoş olur. Şayet başına bir kötülük gelirse, gerisingeri (küfre) dönüverir. O dünyayı da kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu apaçık ziyanın ta kendisidir.

  6. Hac 12

    O, Allah'ı bırakır da kendine ne zarar, ne de fayda veren şeylere tapar. Bu da derin sapıklığın ta kendisidir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

9-10. Bununla birlikte “büyüklenip yüz çevirir”, yanını ve yüzünü başka tarafa döndürür. Bu, onun hakka karşı büyüklenmesini, insanları da hakir görmesini kinayeli olarak anlatan bir ifadedir. O, faydasız bilgisi sebebi ile şımarmış, hak ehlini ve beraberlerinde bulunan hakkı küçümsemiştir. “insanları Allah yolundan saptırmaya çalışır” o, sapıklığın davetçilerindendir. Bunun kapsamına da bütün küfür ve sapıklığın önderleri girer. Daha sonra Yüce Allah, böylesinin dünya ve âhiretteki cezasını söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “Dünyada onun için rüsvaylık vardır.” Yani âhiretten önce o, daha bu dünyada rezil olur. Bu, Yüce Allah’ın hayret verici âyetlerinden birisidir. Küfür ve sapıklığa davet edenlerden olup da layık olduğu şekilde ve durumuna uygun olarak insanlar tarafından kendisine kızılmadık, lanet okunmayan, nefret edilmeyen ve yerilmeyen hiç kimse yoktur. “Kıyamet günü de ona yakıcı ateş azabını tattırırız.” O ateşi, ileri derecedeki sıcaklığını ve aşırı yakıcı alevini tattırırız. Bu azap, dünyada iken kendi elleri ile kazandıkları sebebi iledir. “Yoksa Allah kullarına zulmedici değildir.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

İnsanları imandan ve Yüce Allah'ın dinine girmekten alıkoymak için kibirlenerek boynunu çevirir. Durumu böyle olan kimse kendisini yakalayacak olan ceza ile dünyada zelil olur ve ahirette yakıcı ateşin azabını ona tattırırız.

Kelimeler

15 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ثَانِىَ saniye öteye döndürür kök: ثني
  2. عِطْفِهِۦ itfihi boynunu kök: عطف
  3. لِيُضِلَّ liyudille şaşırtmak için kök: ضلل
  4. عَن an -ndan
  5. سَبِيلِ sebili yolu- kök: سبل
  6. ٱللَّهِ ۖ llahi Allah'ın kök: اله
  7. لَهُۥ lehu onun için vardır
  8. فِى fi
  9. ٱلدُّنْيَا d-dunya dünyada kök: دنو
  10. خِزْىٌۭ ۖ hizyun bir kepazelik kök: خزي
  11. وَنُذِيقُهُۥ ve nuzikuhu ve ona taddıracağız kök: ذوق
  12. يَوْمَ yevme günü kök: يوم
  13. ٱلْقِيَـٰمَةِ l-kiyameti kıyamet kök: قوم
  14. عَذَابَ azabe azabını kök: عذب
  15. ٱلْحَرِيقِ l-hariki yangın kök: حرق

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: خزي (26 geçiş) · Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Ortak kavram: Dünya

    Böylece Allah dünya hayatında onlara zilleti tattırdı. Elbette ki ahiret azabı daha büyüktür. Keşke bilselerdi!

  • Aynı kök: خزي (26 geçiş) · Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Ortak kavram: Dünya

    Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o mutsuz kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı elbette…

  • Aynı kök: حرق (9 geçiş) · Aynı kök: ذوق (63 geçiş)

    Allah; "Şüphesiz, Allah fakirdir, biz zenginiz" diyenlerin sözünü elbette duydu. Onların dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini…

  • Aynı kök: حرق (9 geçiş) · Aynı kök: ذوق (63 geçiş)

    Melekler, kafirlerin yüzlerine ve artlarına vura vura ve "haydi tadın yangın azabını" diyerek canlarını alırken bir görseydin.

  • Aynı kök: حرق (9 geçiş) · Aynı kök: ذوق (63 geçiş)

    Her ne zaman cehennemden, o ızdıraptan çıkmak isteseler, oraya geri döndürülürler ve onlara, "Tadın yangın azabını" denilir.

  • Aynı kök: ثني (29 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    Andolsun, Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik. Allah, şöyle demişti: "Sizinle beraberim.…

  • Aynı kök: خزي (26 geçiş) · Ortak kavram: Dünya

    Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size…

  • Aynı kök: ثني (29 geçiş) · Ortak kavram: Dünya

    Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helal olan (başka)…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Allah yolundan (insanları) saptırmak için yanını eğip bükerek (kibir içinde tartışmaya kalkar). Onun için dünyada bir rezillik vardır; kıyamet gününde ise ona yakıcı azabı tattıracağız.

Mustafa İslamoğlu

Bunlar Allah yolundan çevirebilmek için (hakikati) eğip bükerler. Bu tipin dünyadaki payı onursuzluktur; ama Kıyamet Günü'nde ona yakıp kavurucu bir azabı tattıracak (ve diyeceğiz ki):

Muhammed Esed

(başkalarını) Allah yolundan saptırmak için (hakka) sırt çevirmektedir. Böyle birinin bu dünyadaki payı (manen) gözden düşmedir; Kıyamet Günü'nde ise ona yakıcı azabı tattıracağız;

Ahmed Hulusi

Allah yolundan saptırmak için, hakikate sırtını döner! Dünyada onun için rezillik vardır! Kıyamet sürecinde de ona korkunç yanmanın azabını tattırırız!

Ali Bulaç

Allah'ın yolundan saptırmak amacıyla 'gururla salınıp kasılarak' (bunu yapar); dünyada onun için aşağılanma vardır, kıyamet günü de yakıcı azabı ona taddıracağız.

Ali Özek ve heyeti

Sırf Allah yolundan saptırmak için yanını eğip büker (kibir ve azamet içinde). Onun için dünyada bir rezillik vardır, kıyamet gününde ise ona yakıcı azabı tattıracağız.

Ali Rıza Safa

Allah'ın yolundan saptırmak için, böbürlenerek büyüklük taslar. Ona, dünyada aşağılanma vardır. Yeniden Yaratılış Günü'nde ise yakıcı cezayı tattıracağız.

Bayraktar Bayraklı

- İnsanlardan bazısı, bir bilgisi, bir rehberi ve aydınlatıcı bir kitabı olmadığı halde, sırf Allah yolundan saptırmak için yanını eğip bükerek Allah hakkında tartışmaya kalkar. Onun için dünyada bir rezillik vardır; kıyamet gününde ise ona yakıcı azabı tattıracağız.

Edip Yüksel

ALLAH'ın yolundan saptırmak için kibirle kasılarak gayret eder. Bu dünya hayatında onun için rezillik vardır. Diriliş gününde de ona yakıcı azabı tattırırız.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH'ın yolundan saptırmak için kibirle kasılarak gayret eder. Bu dünya hayatında onun için rezillik vardır. Diriliş gününde de ona yakıcı azabı tattırırız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yanını bükerek (büyüklük taslayarak) Allah yolundan saptırmak için ki, dünyada ona bir rüsvaylık vardır; kıyamet günü de kendisine o yangın azabını tattıracağız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Allah yolundan şaşırtmak için yanını bükerek ki: Dünyada ona bir rüsvalık vardır, Kıyamet günü de kendisine o yangın azabını tattıracağızdır

Erhan Aktaş

Allah'ın yolundan saptırmak için kıvırıp durur. Onun için dünyada rezillik vardır. Ve ona Kıyamet günü yakıcı ateşin azabını tattıracağız.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah'ın yolundan saptırmak için kıvırıp durur. Onun için dünyada rezillik vardır. Ve ona Kıyamet Günü yakıcı ateşin azabını tattıracağız.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah'ın yolundan saptırmak için kıvırıp durur. Onun için dünyada rezillik vardır. Ve ona Kıyamet Günü yakıcı ateşin azabını tattıracağız.

Gültekin Onan

Tanrı'nın yolundan saptırmak amacıyla 'gururla salınıp kasılarak' (bunu yapar); dünyada onun için aşağılanma vardır, kıyamet günü de yakıcı azabı ona tattıracağız.

Hasan Basri Çantay

(8-9) İnsanlar içinde öyle kişi vardır ki ne bir bilgisi, ne istidlal edeceği bir senedi, ne de aydınlatıcı bir kitabı olmaksızın, (sırf insanları) Allah yolundan sapdırmak için, (kibir ve azametle) yanını eğib bükerek Allah hakkında kavga eder durur. Dünyada rüsvaylık onundur. Biz ona kıyamet gününde de yangın (cehennem) azabını tatdıracağız.

İbni Kesir

Allah yolundan saptırmak için, kibirlenerek, yanını eğip büker. Dünyada rüsvaylık onadır. Ve kıyamet günü ona yakıcı azabı tattırırız.

Mehmet Alagaş

(7-11) Saat ise kesinlikle gelecektir ve onun gelmesinde bir şüphe yoktur, Allah kabirlerde kim varsa tekrar diriltecektir. İnsanlardan kimi de Allah’la , ilim dışı, bir kılavuzu olmadan ve de aydınlatıcı bir kitabı olmadan mücadele eder , Allah yolundan saptırmak için boynunu büker (gerdan kırar) Onun için dünyada rezillik vardır, kalkış gününde de kavurucu azabı ona tattıracağız, işte bu / azap senin elinle kazandığındır, Allah kesinlikle kullarına zulmedici değildir. İnsanlardan kimileri Allah’a yar kenarında gibi / uç noktasından tutarak ( eğreti şekilde) ibadet eder. Ona bir iyilik isabet ederse, onunla tatmin olur, eğer ona fitne isabet ederse de (İki seçenekli sınama) yüzünü döndürür , dünyası ve ahireti de hasara uğramıştır, işte apaçık hüsran budur.

Rowwad Tercüme Merkezi

İnsanları Allah’ın yolundan saptırmak için büyüklenerek yüz çevirir. Dünyada onun için rüsvalık vardır, kıyamet günü de biz ona yakıcı ateş azabını tattırırız.

Süleyman Ateş

Allah'ın yolundan şaşırtmak için boynunu öteye döndürerek (kabara kabara tartışmasını sürdürür), dünyada onun için bir kepazelik vardır. Kıyamet günü de ona yangın azabını taddıracağız:

Süleymaniye Vakfı

Bunu, Allah'ın yolundan saptırmak için kibirli bir hale bürünerek yaparlar. Böyle birinin hakkı bu dünyada rezil olmaktır. Kıyamet /mezardan kalkış gününde de ona yangın azabını tattıracağız.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah'ın yolundan saptırmak için kendilerini büyük gösterirler. Onların hakkı bu dünyada alçalmaktır. (Mezardan) kalkış gününde de onlara yangın azabını tattıracağız.

Şaban Britch

Bunu, Allah yolundan saptırmak için (gururla) yanın eğip, bükerek (yapar). Ona dünya hayatında rezillik vardır. Kıyamet günü de ona yakıcı azabı tattırırız.

Şaban Piriş

Allah yolundan saptırmak için gururla salınıp, kasılır. Ona dünya hayatında rezillik vardır. Kıyamet günü de ona yakıcı azabı tattırırız.

Yaşar Nuri Öztürk

Yanını eğip bükerek uğraşır ki, Allah yolundan saptırıversin. Böyle kişiye dünyada bir yüz karası öngörülmüştür. Ve kıyamet günü biz ona, o kasıp kavuran yangının azabını tattıracağız.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

-You see him- bending his side in disdain, and slipping aside from righteousness and piety in order to mislead the people from the path of Allah. He shall suffer shame, dishonour and disgrace and We will make him taste the blazes Hereafter.

Abdul Haleem

turning scornfully aside to lead others away from God’s path. Disgrace in this world awaits such a person and, on the Day of Resurrection, We shall make him taste the suffering of the Fire.

Abdullah Yusuf Ali

(Disdainfully) bending his side, in order to lead (men) astray from the Path of Allah: for him there is disgrace in this life, and on the Day of Judgment We shall make him taste the Penalty of burning (Fire).

Abul A'la Maududi

They wrangle arrogantly, intent on leading people astray from the Way of Allah. dipnot 1 Such shall suffer disgrace in this world and We shall cause them to taste the chastisement of burning (in the Next).

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Verse 3 mentioned those people who have themselves gone astray, but verse 9 mentions those who have not only deviated from the right way themselves but are also bent upon misleading others from it.

Aisha Bewley

turning away arrogantly, to misguide people from the Way of Allah. He will be disgraced in this world and on the Day of Rising We will make him taste the punishment of the Burning:

Al-Hilali & Khan

Bending his neck in pride[1] (far astray from the Path of Allâh), and leading (others) too (far) astray from the Path of Allâh. For him there is disgrace in this worldly life, and on the Day of Resurrection We shall make him taste the torment of burning (Fire).

Ali Quli Qarai

turning aside disdainfully to lead [others] astray from the way of Allah. For such there is disgrace in this world, and on the Day of Resurrection We will make him taste the punishment of the burning:

Amatul Rahman Omar

Turning his side (out of pride) with the result that he leads (some) astray from the path of Allâh. There is for him disgrace in this world and on the Day of Resurrection, We will make him suffer the punishment of burning.

Arthur John Arberry

turning his side to lead astray from God's way; for him is degradation in this world; and on the Resurrection Day We shall let him taste the chastisement of the burning:

Bijan Moeinian

Such people turn their back, in account of their false pride and do your best in order to see the others lost too. They will have nothing but disgrace in this life and, on the Day of Resurrection, I will make them taste the pain of being burnt in the Fire.

E. Henry Palmer

twisting his neck from the way of God; for him is disgrace in this world, and we will make him taste, upon the resurrection day, the torment of burning.

Edip-Layth

Bending his side to misguide from the path of God. He will have humiliation in the world and We will make him taste on the day of Resurrection the retribution of burning.

George Sale

proudly turning his side, that he may seduce men from the way of God. Ignominy shall attend him in this world; and on the day of resurrection We will make him taste the torment of burning,

Hamid S. Aziz

And yet amongst men are those who wrangles about Allah without knowledge, without guidance, and without a Book of Enlightenment;

Mahmoud Ghali

Bending his side (i. e., dissuading) to lead into error away from the way of Allah; for him is disgrace in the present (life), (Literally: the lowly "life", i.e., the life of this world) and on the Day of the Resurrection We will let him taste the torment of burning.

Marmaduke Pickthall

Turning away in pride to beguile (men) from the way of Allah. For him in this world is ignominy, and on the Day of Resurrection We make him taste the doom of burning.

Mohamed Ahmed - Samira

Turning their backs that they may lead away from the path of God. For such there is disgrace in the world, and on the Day of Judgement We shall make them taste the torment of burning.

Muhammad Asad

scornfully turning aside [from the truth] so as to lead [others] astray from the path of God. Disgrace [of the spirit] is in store for him in this world; and on the Day of Resurrection We shall make him taste suffering through fire;

Mustafa Khattab

turning away ˹in pride˺ to lead ˹others˺ astray from Allah’s Way. They will suffer disgrace in this world, and on the Day of Judgment We will make them taste the torment of burning.

Progressive Muslims

Bending his side to misguide from the path of God. He will have humiliation in the world and We will make him taste on the Day of Resurrection the retribution of burning.

Rashad Khalifa

Arrogantly he strives to divert the people from the path of GOD. He thus incurs humiliation in this life, and we commit him on the Day of Resurrection to the agony of burning. 10. This is what your hands have sent ahead for you. GOD is never unjust towards the people.

Sahih International

Twisting his neck [in arrogance] to mislead [people] from the way of Allah. For him in the world is disgrace, and We will make him taste on the Day of Resurrection the punishment of the Burning Fire [while it is said],

Sam Gerrans

Turning aside proudly to lead away from the path of God. For him in the World is disgrace; and on the Day of Resurrection We will let him taste the punishment of the consuming fire:

Shabbir Ahmed

Turning away in pride to divert people from the Path of Allah. Disgrace is in store for them in this world, and on the Day of Resurrection We will make them taste the doom of burning.

Syed Vickar Ahamed

Moving his side, so as to lead (men) astray from the Path of Allah: For him there is dishonor in this life, and on the Day of Judgment We shall make him taste the penalty of burning (Fire).

Taqi Usmani

turning his side away to lead (people) astray from the way of Allah. For him there is disgrace in this world, and We will have him taste the punishment of Fire on the Day of Judgment

The Monotheist Group

Bending his side to misguide from the path of God. He will have humiliation in the world and We will make him taste on the Day of Resurrection the retribution of burning.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hac suresi, 9. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hac suresi, 9. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hac suresi, 9. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩