Hicr suresi

Hicr suresi, 54. ayet

Hicr suresi, 54. ayet. قَالَ أَبَشَّرْتُمُونِى عَلَىٰٓ أَن مَّسَّنِىَ ٱلْكِبَرُ فَبِمَ تُبَشِّرُونَ

ḳâle ebeşşertümûnî `alâ em messeniye-lkiberu febime tübeşşirûn.

Diyanet İşleri

İbrahim, "Bana yaşlılık gelip çatmış iken beni mi müjdeliyorsunuz? Bana neyi müjdeliyorsunuz?" dedi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hicr 51–57 · surenin 54. ayeti / 99
  1. Hicr 51

    Onlara İbrahim'in misafirlerinden de haber ver.

  2. Hicr 52

    Hani misafirler İbrahim'in yanına girmiş ve "Selam" demişlerdi. O da, "Gerçekten biz sizden korkuyoruz" demişti.

  3. Hicr 53

    Onlar, "Korkma, biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz" dediler.

  4. 54

    İbrahim, "Bana yaşlılık gelip çatmış iken beni mi müjdeliyorsunuz? Bana neyi müjdeliyorsunuz?" dedi.

  5. Hicr 55

    "Biz sana gerçeği müjdeledik. Sakın ümitsizlerden olma" dediler.

  6. Hicr 56

    Dedi ki: "Rabbinin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümit keser?"

  7. Hicr 57

    İbrahim, "Ey Elçiler! Göreviniz nedir?" dedi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

54. İbrahim bu müjdeden hayrete düşerek onlara: “Bana ihtiyarlık gelip çatmışken beni mi” bir oğlumun olacağı ile “müjdeliyorsunuz.” Bu, böyle bir şeyden bir bakıma ümitsiz olduğunu göstermektedir. “Bu, neyin müjdesidir?” Ben oğul sahibi olmak için gerekli sebeplere sahip değilken bu müjdeniz nasıl açıklanabilir?

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Kendisine bir erkek çocuk müjdelemelerine şaşıran- İbrahim onlara şöyle dedi: "Benim yaşım geçtiği ve yaşlılık bana gelip çattığı halde mi beni bir erkek çocukla müjdeliyorsunuz? Beni ne yönden müjdelemektesiniz?''

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالَ kale dedi ki kök: قول
  2. أَبَشَّرْتُمُونِى ebeşşertumuni beni mi müjdelediniz? kök: بشر
  3. عَلَىٰٓ ala (rağmen)
  4. أَن en
  5. مَّسَّنِىَ messeniye bana dokunasına kök: مسس
  6. ٱلْكِبَرُ l-kiberu ihtiyarlık kök: كبر
  7. فَبِمَ febime ne tuhaf
  8. تُبَشِّرُونَ tubeşşirune müjdeliyorsunuz kök: بشر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)

    (Meryem), "Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?" dedi. Allah, "Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasını…

  • Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)

    De ki: "Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım, daha çok hayır elde…

  • Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)

    Meryem, "Bana hiçbir insan dokunmadığı ve iffetsiz bir kadın olmadığım halde, benim nasıl çocuğum olabilir?" dedi.

  • Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret) · Ortak kavram: Kibir

    Hacc-ı ekber gününde, Allah ve Resulünden bütün insanlara bir bildiridir: Allah ve Resulü, Allah'a ortak koşanlardan uzaktır. Eğer tövbe ederseniz,…

  • Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret) · Ortak kavram: Kibir

    Kadın, bunların dedikodularını işitince haber gönderip onları çağırdı. (Ziyafet düzenleyip) onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı. Her…

  • Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret) · Ortak kavram: Kibir

    (9-10) Gerçekten bu Kur'an en doğru olan yola götürür ve iyi işler yapan mü'minler için büyük bir mükafat olduğunu ve ahirete inanmayanlar için elem…

  • Ortak kavram: Kibir

    Hani meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük…

  • Ortak kavram: Kibir

    Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

81 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(İbrahim:) "Yaşlılık bana dokunmasına (gelmesine) rağmen beni müjdeliyor musunuz? (Beni) ne ile müjdeliyorsunuz?" diye sormuştu. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Hûd 11:69-73; Zâriyât 51:24-30.

Mustafa İslamoğlu

"Ne! Yaşlılık gelip başıma çökmüşken bana bu müjdeyi veriyorsunuz, öyle mi?" dedi; "Peki neye dayanarak bana müjde veriyorsunuz?"

Muhammed Esed

"Üzerime yaşlılık çökmüş olduğu halde, bana böyle bir müjde veriyorsunuz, öyle mi?" diye sordu (İbrahim), "Peki, hangi (beklenmedik) şeyle müjdeliyorsunuz beni?"

Ahmed Hulusi

(İbrahim) dedi ki: "İhtiyar olduktan sonra mı bana müjde veriyorsunuz? Ne ile müjdeliyorsunuz?"

Ali Bulaç

Dedi ki: "Bana ihtiyarlık gelip çökmüşken mi müjdeliyorsunuz? Beni ne ile müjdelemektesiniz?"

Ali Özek ve heyeti

(İbrahim:) Bana ihtiyarlık çökmesine rağmen beni müjdeliyor musunuz? Beni ne ile müjdeliyorsunuz? dedi.

Ali Rıza Safa

Dedi ki: "Kocamışlık üzerime çökmüşken, bana sevinçli bir haber veriyorsunuz; öyle mi? Bu durumdayken, nasıl sevinçli bir haber verebilirsiniz?"

Bayraktar Bayraklı

İbrahim, "Bana ihtiyarlık çökmesine rağmen beni müjdeliyor musunuz? Beni ne ile müjdeliyorsunuz?" dedi.

Edip Yüksel

"İyice yaşlanmışken beni mi müjdeliyorsunuz! Beni ne ile müjdeliyorsunuz?" dedi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'İyice yaşlanmışken beni mi müjdeliyorsunuz! Beni ne ile müjdeliyorsunuz,' dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İbrahim: "Beni mi müjdelediniz, bana ihtiyarlık gelip çatmışken artık beni neye dayanarak müjdeliyorsunuz?" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Beni mi, dedi: tebşir ettiniz? Bana ihtiyarlık gelib çatmışken, artık beni ne suretle tebşir edersiniz?

Erhan Aktaş

İbrahim: "Ben yaşlı bir beşer olduğum halde mi, beni müjdeliyorsunuz? Neye dayanarak bu müjdeyi veriyorsunuz?"

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İbrahim: "Ben yaşlı bir beşer olduğum halde mi, beni müjdeliyorsunuz? Neye dayanarak bu müjdeyi veriyorsunuz?"

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İbrahim: "Ben yaşlı bir kimse olduğum halde mi, beni müjdeliyorsunuz? Neye dayanarak bu müjdeyi veriyorsunuz?"

Gültekin Onan

Dedi ki: "Bana ihtiyarlık gelip çökmüşken mi müjdeliyorsunuz? Beni ne ile müjdelemektesiniz?"

Hasan Basri Çantay

"Bana, dedi, ihtiyarlık çökmüşken (nasıl olub da) müjde verdiniz? Bu tebşiri neye istinaden yapıyorsunuz"?

İbni Kesir

Ben, kocamışken mi bana müjde veriyorsunuz? O halde neye dayanarak müjdeliyorsunuz? dedi.

Mehmet Alagaş

(49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.

Rowwad Tercüme Merkezi

İbrahim: “Bana yaşlılık gelip çatmış iken beni mi müjdeliyorsunuz? Bana neyi müjdeliyorsunuz?” dedi.

Süleyman Ateş

"Bana ihtiyarlık dokunduktan sonra mı beni müjdelediniz? Ne tuhaf bir şey ile müjdeliyorsunuz beni?" dedi.

Süleymaniye Vakfı

"Yaşlılık üzerime iyice çökmüşken mi beni müjdelediniz! Bana neyin müjdesini veriyorsunuz!" dedi dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Çocuk müjdesi karşısında İbrahim aleyhisselamın karısı da çok şaşırmıştı (Hud 11/72, Zariyat 51/29).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Yaşlılık üzerime iyice çökmüşken mi müjde getiriyorsunuz? Neyin müjdesini veriyorsunuz?"

Şaban Britch

Bana ihtiyarlık gelmiş olduğu halde mi müjde veriyorsunuz? Beni ne ile müjdelemektesiniz?” dedi

Şaban Piriş

-Bana ihtiyarlık gelmiş olduğu halde mi müjde veriyorsunuz? Neye dayanarak müjde veriyorsunuz? dedi

Yaşar Nuri Öztürk

Dedi: "İhtiyarlık yakama yapıştıktan sonra mı bana müjde veriyorsunuz! Neye dayanarak müjde veriyorsunuz?"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"How can you", said Ibrahim, "intimate to me such news when I have been carried through the stealing steps of age to advanced life! Is this an object of a joke that you intimate to me!"

Abdul Haleem

He said, ‘How can you give me such news when old age has come to me? What sort of news is this?’

Abdullah Yusuf Ali

He said: "Do ye give me glad tidings that old age has seized me? Of what, then, is your good news?"

Abul A'la Maududi

Abraham said: "What, do you give me this tiding though old age has smitten me? Just consider what tiding do you give me!"

Aisha Bewley

He said, ‘Do you bring me this good news despite the fact of old age having reached me? What kind of good news are you bringing me?’

Al-Hilali & Khan

[Ibrâhîm (Abraham)] said: "Do you give me glad tidings (of a son) when old age has overtaken me? Of what then is your news?"

Ali Quli Qarai

He said, ‘Do you give me good news though old age has befallen me? What is the good news that you bring me?’

Amatul Rahman Omar

He (-Abraham) said, `Do you give me the good tidings inspite of the fact that old age has come upon me. So on what (basis) are you giving (me this) good tidings.'

Arthur John Arberry

He said, 'What, do you give me good tidings, though old age has smitten me? Of what do you

Bijan Moeinian

Abraham said: "What! How can you give an old man like me a good news like this? Are you sure?"

E. Henry Palmer

He said, 'Do ye give me this glad tidings although old age has touched me? give me the glad tidings then!'

Edip-Layth

He said, "What good news can you bring me when old age has come upon me? Is that your good news?"

George Sale

He said, do ye bring me the promise of a son now old age hath overtaken me? What is it therefore that ye tell me?

Hamid S. Aziz

He said, "Do you bring me this glad tidings when old age has overtaken me? Of what then do you bring good tidings!"

Mahmoud Ghali

He said, "Do you give me glad tidings, though being great (with years) has touched me? (i. e., I am an old man) Of what do you give me glad tidings?"

Marmaduke Pickthall

He said: Bring ye me good tidings (of a son) when old age hath overtaken me? Of what then can ye bring good tidings?

Mohamed Ahmed - Samira

"You bring me the good news now, " he said, "when old age has come upon me. What good news are you giving me then?"

Muhammad Asad

Said he: "Do you give me this glad tiding despite the fact that old age has overtaken me? Of what [strange thing], then, are you giving me a tiding!"

Mustafa Khattab

He wondered, "Do you give me good news despite my old age? What unlikely news!"

Progressive Muslims

He said: "What good news can you bring me when old age has come upon me Is that your good news"

Rashad Khalifa

He said, "How can you give me such good news, when I am so old? Do you still give me this good news?"

Sahih International

He said, "Have you given me good tidings although old age has come upon me? Then of what [wonder] do you inform?"

Sam Gerrans

He said: “Bring you glad tidings to me, though old age has come upon me? Of what then bring you glad tidings?”

Shabbir Ahmed

He said, "How can you give me such glad tiding even though I have been overtaken by old age?"

Syed Vickar Ahamed

He said: "Do you give me the happy news that old age has come over me? Then about what is your good news?"

Taqi Usmani

He said, "Do you give me the good news despite the old age has befallen me? So what good news you are giving to me?"

The Monotheist Group

He said: "What good news can you bring me when old age has come upon me? Is that your good news?"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 54. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 54. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 54. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩