Hucurât suresi · 14–18. ayetler

Bedevîlerin imanı ve Allah'ın bilmesi

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Hucurât suresi, 14. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hucurât suresi, 14. ayet. قَالَتِ ٱلْأَعْرَابُ ءَامَنَّا قُل لَّمْ تُؤْمِنُوا۟ وَلَٰكِن قُولُوٓا۟ أَسْلَمْنَا وَلَمَّا يَدْخُلِ ٱلْإِيمَٰنُ فِى قُلُوبِكُمْ وَإِن تُطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ لَا يَلِتْكُم مِّنْ أَعْمَٰلِكُمْ شَيْـًٔا إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Bedeviler "İman ettik" dediler. De ki: "İman etmediniz. (Öyle ise, "iman ettik" demeyin.) "Fakat boyun eğdik" deyin. Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah'a ve Peygamberine itaat ederseniz, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."

    Mehmet Okuyan

    Göçebe Araplar "İman ettik!" dediler. De ki: "Siz (henüz) iman etmediniz ama ‘Teslim olduk!' deyin! (Çünkü) iman henüz kalplerinize yerleşmedi. Allah'a ve Elçisine itaat ederseniz (Allah) işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez." Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Bedeviler "İman ettik" dediler. De ki: "Henüz iman etmiş sayılmazsınız, lakin 'teslim olduk' diyebilirsiniz, zira iman kalplerinize girmiş değil. Ama eğer Allah ve Rasulü'ne uyarsanız, Allah amellerinizin zerresini eksiltmez: çünkü Allah tarifsiz bir bağış, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.

    Muhammed Esed

    Bedeviler, "Biz imana erdik" derler. De ki (onlara, ey Muhammed!): "Siz (daha) imana ermediniz. 'Biz (zahiren) teslim olduk' demeniz daha doğrudur; çünkü (gerçek) inanç henüz kalplerinize girmiş değil". Ama Allah'a ve Elçisi'ne (gerçekten) kulak verirseniz O, hiçbir işinizin boşa gitmesine izin vermez çünkü şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, bir rahmet kaynağıdır.

    Ahmed Hulusi

    Bedeviler (kabileler - aşiretler halinde şartlanmalarla cahilce yaşayanlar): "İman ettik" dediler. . . De ki: "İman etmediniz! Fakat 'müslüman olduk' deyin! İman henüz bilincinizde açıklık kazanıp yerleşmemiştir! Eğer itaat ederseniz Allah'a ve Rasulüne, (Allah) çalışmalarınızdan hiçbir şey eksiltmez. . . Muhakkak ki Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir. "

    Ali Bulaç

    Bedeviler, dedi ki: "İman ettik." De ki: "Siz iman etmediniz; ancak "İslam (müslüman veya teslim) olduk deyin. İman henüz kalplerinize girmiş değildir. Eğer Allah'a ve Resulü'ne itaat ederseniz, O, sizin amellerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir."

    Ali Özek ve heyeti

    Bedeviler «İnandık» dediler. De ki: Siz iman etmediniz, ama «Boyun eğdik» deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi. Eğer Allah'a ve elçisine itaat ederseniz, Allah işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

    Ali Rıza Safa

    Araplar, "İnandık!" dediler. De ki: "İnanmadınız; ‘Teslim olduk!' deyin. Çünkü daha yüreklerinize inanç girmiş değil!" Allah'a ve O'nun elçisine bağlı kalırsanız, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Kuşkusuz, Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Bedeviler, "İnandık" dediler. De ki: "Siz iman etmediniz, ama 'boyun eğdik' deyiniz. Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah'a ve Peygamberine itaat ederseniz, Allah işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez." Çünkü Allah, affedicidir; merhamet sahibidir.

    Edip Yüksel

    Araplar "Gerçeği onayladık" dediler. De ki: "Siz gerçeği onaylamadınız, fakat gerçeği onaylamak kalbinize girinceye kadar, ‘teslim olduk' deyin. ALLAH'a ve elçisine uyarsanız yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Araplar 'İnandık,' dediler. De ki, 'Siz inanmadınız, fakat inanç kalbinize girinceye kadar, 'teslim olduk' deyin. ALLAH'a ve elçisine uyarsanız yaptıklarınızdan hiç bir şeyi eksiltmez. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bedeviler: "İman ettik." dediler. De ki: "Siz henüz iman etmediniz, fakat henüz iman kalplerinizin içine girmemiş olduğu halde "İslama girdik" deyin. Eğer Allah'a ve peygamberine itaat ederseniz, size amellerinizden hiçbir şey eksiklemez; çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, merhamet edendir."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    A'rabiler iyman ettik dediler, de ki: siz henüz iyman etmediniz ve lakin henüz iyman kalblerinizin içine girmemiş olduğu halde islama girdik deyin ve eğer Allaha ve Resulüne itaat ederseniz size amellerinizden hiçbir şey eksiklemez, çünkü Allah gafur, rahimdir.

    Erhan Aktaş

    Bedevi Araplar, "iman ettik." dediler. De ki: "Siz iman etmediniz, fakat teslim dipnot 1 olduk, deyin. Çünkü henüz iman kalbinize girmedi. Eğer Allah'a ve Resul'üne itaat ederseniz, O, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez." Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Boyun eğdik, Yönetimin yasalarına uymayı kabul ettik; kendimizi güvenceye aldık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bedevi Araplar, "İnandık." dediler. De ki: "Siz inanmadınız, fakat teslim dipnot 1 olduk, deyin. Çünkü henüz iman kalbinize girmedi. Eğer Allah'a ve Resul'üne itaat ederseniz, O, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez." Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Boyun eğdik, İslami yönetimin yasalarına uymayı kabul ettik; kendimizi güvenceye aldık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bedevi Araplar, "İnandık." dediler. De ki: "Siz inanmadınız, fakat teslim dipnot 1 olduk, deyin. Çünkü henüz iman kalbinize girmedi. Eğer Allah'a ve Rasul'üne itaat ederseniz, O, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez." Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Boyun eğdik, İslami yönetimi kabul ettik; kendimizi güvenceye aldık.

    Gültekin Onan

    Bedeviler dedi ki: "İnandık." De ki: "Siz inanmadınız"; ancak "islam (müslüman veya teslim) olduk" deyin. İnanç henüz kalplerinize girmiş değildir. Eğer Tanrı'ya ve Resulü'ne itaat ederseniz, O, sizin amellerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Şüphesiz Tanrı çok bağışlayandır, çok esirgeyendir."

    Hasan Basri Çantay

    Bedeviler "İman etdik" dediler. De ki: "Siz iman etmediniz amma, (bari) müslüman olduk deyin. İman henüz sizin kalblerinize gir (ib yerleş) memişdir. Eğer Allaha ve peygamberine itaat ederseniz O, sizin amel (ve hareket) lerinizden hiçbir şey eksiltmez. Çünkü Allah (mü'minleri) çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir".

    İbni Kesir

    Bedeviler: İman ettik, dediler. De ki: Siz iman etmediniz, ama müslüman olduk, deyin. İman henüz kalblerinize yerleşmedi. Şayet Allah'a ve peygamberine itaat ederseniz; O, amellerinizden hiç bir şey eksiltmez. Muhakkak ki Allah; Gafur'dur, Rahim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (14-15) Araplar dediler ki, iman ettik, deki iman etme diniz ve fakat teslim olduk deyin , zira, iman kalplerinize henüz girmedi, eğer Allah’a ve Resulüne uyarsanız, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez, Muhakkak ki Allah bağışlayandır esirgeyendir. Muhakkak ki müminler öyleleridir ki, Allah’a ve Resulüne güvenirler / iman ederler, sonra da kuşku duymazlar, mallarıyla, kendileriyle Allah yolunda çabalarlar / cihat ederler. İşte onlar sözüne bağlı olanlardır / sadıklardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bedeviler; “İman ettik” dediler. De ki: "Siz iman etmediniz. Fakat teslim/İslam olduk, deyin. Çünkü iman, henüz kalplerinize girmedi. Eğer Allah’a ve Rasûlüne itaat ederseniz, (Allah) amellerinizden hiçbir şey eksiltmez. Nitekim Allah; çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."

    Süleyman Ateş

    Göçebe Araplar: "İnandık" dediler. De ki: "İnanmadınız, fakat 'İslam olduk' deyin. Henüz iman kalblerinize girmedi. Eğer Allah'a ve Elçisine ita'at ederseniz (Allah), yaptığınız güzel işlerden hiçbirinin sevabını size eksik vermez. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir."

    Süleymaniye Vakfı

    Taşralı Araplar: "Biz de iman ettik!" dediler. De ki: "İman etmediniz. Ama '(Size) teslim olduk dipnot 1 ' deyin." İman henüz kalbinize girmedi. Allah'a ve elçisine içten boyun eğerseniz Allah, amellerinizin karşılığından hiçbir şeyi eksiltmez dipnot 2 . Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Teslim olduk" ifadesi, "Allah'a teslim olma" anlamına geldiği gibi "barış ortamına girme" anlamına da gelir (Müfredat). Nitekim Sebe Melikesi Belkıs kendi tahtının Süleyman'ın (a.s.) yanına getirildiğini görünce şöyle demişti: "Sizdeki bu ilim daha önce bize anlatılmıştı. Biz de teslim olduk." (Neml 27/42). Bu, Süleyman'ın (a.s.) sahip olduğu ilme ve devlet gücüne teslimiyettir. Sonra onun Allah'a teslim olduğunu, kendisinin yanlış dinde olduğunu anlamış, o zaman müslüman olmuştu (Neml 27/44). Yukarıdaki ayette sözü edilen çöl arapları da Müslümanların üstünlüğünü ve gücünü görmüş, bu yüzden onlara teslim olmuşlar ama henüz iman etmemişlerdi. Eğer Allah'a teslim olmuş olsalardı ayette "İman etmediniz" denmezdi.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Çöl arapları: "İnanıyoruz" dediler. De ki "Henüz inanıp güvenmediniz. Ama siz ‘Teslim olduk' deyin." Çünkü inancınız henüz kalbinize yerleşmedi. Eğer Allah'a ve elçisine boyun eğiyorsanız işlerinizin değeri azalmaz. Çünkü Allah bağışlar, ikramı boldur.

    Şaban Britch

    Bedeviler “İman ettik” dediler. De ki: Siz iman etmediniz, fakat teslim olduk deyin! Çünkü iman, henüz kalplerinize girmedi. Eğer Allah’a ve Rasûl'üne itaat ederseniz, (Allah) amellerinizden hiç bir şey eksiltmez. Nitekim Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    Şaban Piriş

    Bedeviler "iman ettik" dediler. De ki: -Siz iman etmediniz, fakat teslim olduk deyin! Çünkü iman, henüz kalblerinize girmedi. Eğer Allah'a ve Resulüne itaat ederseniz, (Allah) amellerinizden hiçbir şey eksiltmez. Nitekim Allah, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bedeviler: "İman ettik." dediler. De ki: "Siz iman etmediniz. Ancak 'Müslüman' olduk deyin. İman sizin kalplerinize girmemiştir. Eğer Allah'a ve resulüne itaat ederseniz Allah, yapıp ettiklerinizden hiçbir şey eksiltmez. Çünkü Allah Gafur'dur, Rahim'dir."

  2. Hucurât suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hucurât suresi, 15. ayet. إِنَّمَا ٱلْمُؤْمِنُونَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ ثُمَّ لَمْ يَرْتَابُوا۟ وَجَٰهَدُوا۟ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلصَّٰدِقُونَ

    Diyanet İşleri

    İman edenler ancak, Allah'a ve Peygamberine inanan, sonra şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir.

    Mehmet Okuyan

    Gerçek müminler ancak Allah'a ve Elçisine iman eden, sonrasında şüphe duymayan, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir (fedakârlık yapanlardır). İşte (inancında) doğru olanlar sadece bunlardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Gerçek mü'minler sadece Allah'a ve Rasulü'ne iman edenler, ondan sonra da kuşkunun semtine uğramayanlar ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenlerdir: İşte bunlar sadık olanların ta kendileridir.

    Muhammed Esed

    (Şunu bil ki, gerçek) müminler, yalnızca, Allah'a ve Elçisi'ne iman edenler ve (bu konuda) bütün şüphelerden uzak duranlardır; ve Allah yolunda bütün malları ve canları ile cihad edenlerdir; işte onlardır sözlerinde duranlar!

    Ahmed Hulusi

    İman ehli şu kimselerdir ki, varlıklarını Esma'sıyla yaratan Allah'a ve O'nun Rasulüne iman ettiler; sonra da bunda şüpheye düşmediler; Allah yolunda varlıklarıyla ve nefsleriyle (canlarıyla) savaş verdiler! İşte bunlar sadıkların (hakikati yaşamlarıyla tasdik edenlerin) ta kendileridir!

    Ali Bulaç

    Mü'min olanlar, ancak o kimselerdir ki, onlar, Allah'a ve Resulü'ne iman ettiler, sonra hiçbir kuşkuya kapılmadan Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler. İşte onlar, sadık (doğru) olanların ta kendileridir.

    Ali Özek ve heyeti

    Müminler ancak Allah'a ve Rasûlüne iman eden, ondan sonra asla şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaşanlardır. İşte doğrular ancak onlardır.

    Ali Rıza Safa

    İnananlar, yalnızca Allah'a ve O'nun elçisine inanan, sonra da hiçbir kuşku duymadan, mallarıyla ve canlarıyla Allah'ın yolunda çaba gösterenlerdir. Doğruyu söyleyenler, işte onlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Gerçek müminler, Allah'a ve Peygamberine inanan, sonra şüphe etmeyen ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenlerdir. İşte sözünde duranlaronlardır.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayanlar onlardır ki, ALLAH'ı ve elçisini onayladılar, sonra kuşku beslemediler ve ALLAH yolunda paraları ve canlarıyla savaşım verdiler. Onlar doğru olanlardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnananlar onlardır ki, ALLAH'a ve elçisine inandılar, sonra kuşku beslemediler ve ALLAH yolunda paraları ve canlarıyla savaşım verdiler. Onlar doğru olanlardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Müminler, ancak o kimselerdir ki, Allah'a ve peygamberine iman ettikten sonra şüpheye düşmeyip Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savaşmaktadırtar. İşte doğru olanlar onlardır ancak.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Mü'minler ancak o kimselerdir ki Allaha ve Resulüne iyman ettikten sonra şübheye düşmeyip Allah yolunda mallariyle, canlariyle mücahede etmektedirler işte onlardır ki sadıklardır

    Erhan Aktaş

    Mü'minler, ancak Allah'a ve Resul'üne iman eden, sonra kesinlikle hiçbir kuşkuya yer vermeyen; malları ve canlarıyla Allah yolunda cihad eden kimselerdir. Onlar, özü ve sözü bir olanlardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Mü'minler, ancak Allah'a ve Resul'üne iman eden, sonra kesinlikle hiçbir kuşkuya yer vermeyen; malları ve canlarıyla Allah yolunda cihad eden kimselerdir. Onlar, özü ve sözü bir olanlardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnananlar, ancak Allah'a ve Rasul'üne iman eden, sonra da bunda en küçük bir kuşkuya yer vermeyen; malları ve canlarıyla Allah yolunda cihad eden kimselerdir. Onlar, özü ve sözü bir olanlardır.

    Gültekin Onan

    İnançlılar ancak o kimselerdir ki onlar Tanrı'ya ve Resulü'ne inandılar, sonra hiçbir kuşkuya kapılmadan Tanrı yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler. İşte onlar sadık (doğru) olanların ta kendileridir.

    Hasan Basri Çantay

    Mü'minler ancak o kimselerdir ki Allaha ve resulüne iman etdikden sonra şübheye sapmayıp Allah yolunda mallariyle, canlariyle savaşırlar. İşte onlar (imanlarında) saadık olanların ta kendileridir.

    İbni Kesir

    Mü'minler, ancak onlardır ki; Allah'a ve Rasulüne iman edip sonra şüpheye düşmemiş ve Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad etmişlerdir. İşte onlar, sadıkların kendileridir.

    Mehmet Alagaş

    (14-15) Araplar dediler ki, iman ettik, deki iman etme diniz ve fakat teslim olduk deyin , zira, iman kalplerinize henüz girmedi, eğer Allah’a ve Resulüne uyarsanız, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez, Muhakkak ki Allah bağışlayandır esirgeyendir. Muhakkak ki müminler öyleleridir ki, Allah’a ve Resulüne güvenirler / iman ederler, sonra da kuşku duymazlar, mallarıyla, kendileriyle Allah yolunda çabalarlar / cihat ederler. İşte onlar sözüne bağlı olanlardır / sadıklardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Asıl Müminler, Allah’a ve Rasûlüne iman edip, sonra da hiç şüphe etmeyen ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenlerdir. İşte doğrular/sadıklar onlardır.

    Süleyman Ateş

    Mü'minler onlardır ki Allah'a ve Elçisine inandılar, sonra şüphe etmediler; Allah yolunda mallarıyle, canlarıyle cihad ettiler. İşte (iman sözlerinde) doğru olanlar onlardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Müminler; ancak Allah'a ve elçisine inanıp güvenen, sonra şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad eden /ellerinden geleni yapan kimselerdir dipnot 1 . İşte onlar doğru sözlü kimselerdir dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cihad (جهاد), düşmanın, şeytanın veya arzuların baskısına karşı Allah'ın emrine uymak için verilen her türlü mücadeledir (Müfredat). Allah yolunda savaş, cihadın çok önemli bir parçasıdır.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnanıp güvenenler (müminler) sadece şunlardır: Allah'a ve elçisine güvenen, sonra güveninde şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla mücadele(cihad) edenlerdir. Özü sözü doğru olanlar işte bunlardır.

    Şaban Britch

    Asıl müminler, Allah’a ve Rasûl'üne iman edip, sonra da hiç şüphe etmeyen ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenlerdir. İşte doğrular/sadıklar onlardır.

    Şaban Piriş

    Asıl müminler, Allah'a ve Resulüne iman edip, hiç şüphe etmeyen ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenlerdir. İşte doğrular/sadıklar onlardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Müminler ancak şu kimselerdir ki, Allah'a ve resulüne iman ederler; sonra hiçbir kuşkuya düşmezler ve mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda didinirler. İşte bunlardır, özü sözü birbirine uyanlar.

  3. Hucurât suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hucurât suresi, 16. ayet. قُلْ أَتُعَلِّمُونَ ٱللَّهَ بِدِينِكُمْ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    (Ey Muhammed!) De ki: "Siz Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz? Oysa Allah, göklerdeki ve yerdeki her şeyi bilir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Allah göklerde ve yerde olanları bilmekteyken siz dininizi Allah'a mı öğretiyorsunuz!" dipnot 1 Allah her şeyi bilendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Yûnus 10:18 ve Ra‘d 13:33. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Yüce Allah hiç kimsenin Allah adına hüküm koyamayacağını, kendi ürettiklerini -haşa- Allah'a öğretemeyeceğini, bunun çok büyük bir günah ve haddini aşmak olduğunu bildirmektedir. Allah adına konuşanlar Allah'ın kitabından konuşmak zorundadır. Bunun dışında kendi görüşlerini dile getirenler de bunun kendi kanaatleri olduğunu açıklıkla belirtmelidirler. Din adına konuşurken ne kadar dikkat etmek gerektiği bu şekilde bir kez daha anlaşılmaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Allah'a dininizi siz mi öğreteceksiniz? Ama Allah göklerde ve yerde ne varsa hepsini bilir: zira Allah her şeyi ayrıntısıyla bilendir."

    Muhammed Esed

    De ki: "Siz, Allah'a dininizi(n mahiyetini) mi öğret(mek ist)iyorsunuz? Allah göklerde ve yerde olan her şeyi bilir. Allah her şeyin eksiksiz bilgisine sahiptir!"

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Din anlayışınızı Allah'a mı öğretiyorsunuz! Allah, semalarda ne var ve arzda ne var bilir. . . Allah, Bi-külli şey'in Aliym'dir. "

    Ali Bulaç

    De ki: "Siz Allah'a dininizi mi öğreteceksiniz? Oysa Allah, göklerde ve yerde olanları bilir. Allah, her şeyi bilendir."

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Siz dininizi Allah'a mı öğretiyorsunuz? Oysa Allah göklerde olanları da bilir, yerde olanları da. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Allah'a, dininizi öğreteceksiniz; öyle mi? Allah, göklerde olan her şeyi ve yeryüzünde olan her şeyi bilir. Çünkü Allah, her şeyi Bilendir!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Dininizi Allah'a mı öğretiyorsunuz? Allah, göklerde ve yerde ne varsa hepsini bilir. Allah her şeyi bilmektedir."

    Edip Yüksel

    De ki: "ALLAH'a dininizi mi öğretiyorsunuz? ALLAH göklerde ve yerde olanı bilir. ALLAH her şeyi bilendir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'ALLAH'a dininizi mi öğretiyorsunuz? ALLAH göklerde ve yerde olanı bilir. ALLAH her şeyi bilendir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Siz Allah'a dindarlığınızı mı öğretiyorsunuz? Oysa Allah, göklerdekini ve yerdekini bilir ve Allah herşeyi bilendir"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki: Siz Allaha dindarlığınızı mı öğretiyorsunuz, halbuki Allah Göklerdekini ve Yerdekini bilir ve Allah her şey'e alimdir.

    Erhan Aktaş

    De ki: "Dininizi Allah'a mı öğretiyorsunuz? Allah, göklerde olanları da yerde olanları da bilir. Allah, Her Şeyi En İyi Bilen'dir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Dininizi Allah'a mı öğretiyorsunuz? Allah, göklerde olanları da yerde olanları da bilir. Allah, Her Şeyi En İyi Bilen'dir."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Dininizi Allah'a mı öğretiyorsunuz? Allah, göklerde olanları da, yerde olanları da bilir. Allah, Her Şeyi En İyi Bilen'dir."

    Gültekin Onan

    De ki: "Siz Tanrı'ya dininizi mi ögreteceksiniz? Oysa Tanrı, göklerde ve yerde olanları bilir. Tanrı, her şeyi bilendir."

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Siz dininizi Allaha mı öğretiyorsunuz? Halbuki Allah, göklerde ne var, yerde ne varsa bilir. Allah her şey'i hakkıyle bilendir.

    İbni Kesir

    De ki: Dininizi Allah'a mı öğretiyorsunuz? Halbuki Allah; göklerde olanları da, yerde olanları da bilir. Allah; her şeyi bilendir.

    Mehmet Alagaş

    (16-18) Deki, Dininizi Allah’a mı öğretiyorsunuz? Allah semalarda ne varsa ve yerde ne varsa bilir, Allah her şeyi bilendir. Teslim olmalarından dolayı / İslam olmalarından dolayı senden beklentiye giriyorlar / minnet bekliyorlar, Müslüman olduğunuz için benden he rhangi bir beklentiniz olmasın, eğer sözünüze bağlı kimseler iseniz asıl Allah sizi imana yönlendirdiği için sizlerden beklenti içindedir (O’na borcunuz var), Muhakkak ki Allah semaların ve yerin size gözükmeyenini / gaybını bilir, Allah yaptıklarınızı görendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: "Siz dininizi Allah'a mı öğretiyorsunuz? Allah, göklerde ve yerde ne varsa bilir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir."

    Süleyman Ateş

    De ki: "Siz mi Allah'a din(darlığ)ınızı öğreteceksiniz? Allah, göklerde ve yerde olanları bilir. Allah, her şeyi bilendir."

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Siz dininizi /bu dine girip girmediğinizi Allah'a mı öğretiyorsunuz?" Allah göklerde ve yerde olanları bilir. Allah her şeyi bilendir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Dininizi Allah'a mı öğretiyorsunuz?" Allah göklerde ve yerde olanları bilir. Allah her şeyi bilendir.

    Şaban Britch

    De ki: Dininizi Allah’a mı öğreteceksiniz? Allah, göklerde ve yerde ne varsa bilir. Allah, herşeyi bilendir.

    Şaban Piriş

    De ki: -Dininizi Allah'a mı öğreteceksiniz? Allah, göklerde ve yerde ne varsa bilir. Allah, herşeyi bilendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Siz Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz? Oysaki Allah, gökte ne var, yerde ne var hepsini bilir. Allah her şeyi çok iyi bilmektedir."

  4. Hucurât suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hucurât suresi, 17. ayet. يَمُنُّونَ عَلَيْكَ أَنْ أَسْلَمُوا۟ قُل لَّا تَمُنُّوا۟ عَلَىَّ إِسْلَٰمَكُم بَلِ ٱللَّهُ يَمُنُّ عَلَيْكُمْ أَنْ هَدَىٰكُمْ لِلْإِيمَٰنِ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    Diyanet İşleri

    Müslüman olmalarını bir lütufta bulunmuş gibi sana hatırlatıyorlar. De ki: "Müslüman olmanızı bir lütuf gibi bana hatırlatıp durmayın. Tam tersine eğer doğru kimselerseniz sizi imana erdirmesinden dolayı Allah size lütufta bulunmuş oluyor."

    Mehmet Okuyan

    Onlar, müslüman olmalarını senin başına kakıyorlar. De ki: "Müslümanlığınızı benim başıma kakmayın! Doğruysanız bilin ki size imanı gösterdiği için aslında Allah size iyilikte bulunmaktadır."

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar Müslüman oldular diye seni minnet altına almaya kalkıyorlar. De ki: "Müslüman olmanızdan dolayı beni minnet altına alıp bana lutfettiğinizi sanmayın; eğer (hakikate) sadıksanız, sizi doğru yola yönelttiği için asıl Allah size lutufta bulunmuştur.

    Muhammed Esed

    Birçok insan, (sana) teslim olmak suretiyle (ey Muhammed), sana bir lütufta bulunduklarını zannederler. De ki: "Teslimiyetinizi bana bir lütuf olarak görmeyin! Hayır, tersine size iman yolunu göstermek suretiyle Allah size lütufta bulunmuştur; eğer sözünüzde samimi iseniz!"

    Ahmed Hulusi

    Onlar İslam oldular diye sana lütufta bulunduklarını mı sanıyorlar! De ki: "İslam'ı kabullenmeniz bana bir lütuf değildir (bunu kendi çıkarınız için yapıyorsunuz)! Bilakis sizi imana yönlendirmekle Allah size lütufta bulunmuştur! Eğer (imanınızda) sadıklar iseniz (bilirsiniz böyle olduğunu). "

    Ali Bulaç

    Müslüman oldular diye sana minnet etmektedirler. De ki: "Müslümanlığınızı bana karşı minnet (konusu) etmeyin. Tam tersine, sizi imana yönelttiği için Allah size minnet etmektedir. Eğer doğru sözlüler iseniz (bunu böyle kabullenmeniz gerekir.)"

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar İslâm'a girdikleri için seni minnet altına sokuyorlar. De ki: Müslümanlığınızı benim başıma kakmayın. Eğer doğru kimselerseniz bilesiniz ki, sizi imana erdirdiği için asıl Allah size lütufta bulunmuştur.

    Ali Rıza Safa

    Müslüman olmalarını, senin başına kakıyorlar. De ki: "Müslüman olmanızı, benim başıma kakmayın! Hayır, öyle değil! Sizi inanca eriştirdiği için, Allah, sizin başınıza kakar; eğer doğruyu söylüyorsanız?"

    Bayraktar Bayraklı

    Bedeviler Müslüman olmalarını senin başına kakıyorlar. De ki: "Müslüman olmanızı benim başıma kakmayınız. Tersine, eğer gerçekten inanmışsanız, sizi imana ilettiği için Allah, başınıza kaksa yeridir."

    Edip Yüksel

    Müslüman (teslim) oldular diye seni minnet altında bırakmak istiyorlar. De ki: "Müslümanlığınızı başıma kakmayın. Aslında, sizi gerçeği onaylamaya ulaştırdığı için ALLAH sizi kendisine borçlu görür, eğer doğru kimselerseniz."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Müslüman (teslim) oldular diye seni minnet altında bırakmak istiyorlar. De ki, 'Müslümanlığınızı başıma kakmayın. Aslında, sizi inanca ulaştırdığı için ALLAH sizi kendisine borçlu görür, eğer doğru kimselerseniz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İslam'a girdiklerini senin başına kakıyorlar. De ki: "Müslümanlığınızı benim başıma kakmayın, bilakis size iman yolunu gösterdiği için Allah sizin başınıza kakar, eğer doğru kimseler iseniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İslama girdiklerini senin başına kakıyorlar, de ki islamınızı benim başıma kakmayın, belki sizi iymana hidayet buyurduğundan dolayı Allah sizin başınıza kakar, eğer sadıksanız

    Erhan Aktaş

    Onlar, teslim olmalarını başına kakıyorlar. De ki: "İslam'a boyun eğdiniz diye, benden minnet beklemeyin. Bilakis, eğer özü-sözü bir kimselerseniz, sizi imana erdirdiği için, siz Allah'a minnet duyun."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, teslim olmalarını başına kakıyorlar. De ki: "İslam'a boyun eğdiniz diye, benden minnet beklemeyin. Bilakis, eğer özü-sözü bir kimselerseniz, sizi imana erdirdiği için, siz Allah'a minnet duyun."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, teslim olmalarını başına kakıyorlar. De ki: "İslam'a boyun eğdiniz diye, benden minnet beklemeyin. Bilakis, eğer özü-sözü bir kimselerseniz, sizi imana erdirdiği için, siz Allah'a minnet duyun."

    Gültekin Onan

    Müslüman oldular diye sana minnet etmektedirler. De ki: "Müslümanlığınızı bana karşı minnet (konusu) etmeyin. Tam tersine, sizi inanca yönelttiği için Tanrı size minnet etmektedir. Eğer doğru sözlüler iseniz (bunu böyle kabullenmeniz gerekir)."

    Hasan Basri Çantay

    Onlar İslama girdiklerini senin başına kakıyorlar. (Onlara) de ki: "Müslümanlığınızı benim başıma kakmayın. Bil'akis sizi imana muvaffak etdiği için size Allah minnet eder, eğer size ("İnandık" demenizde) sadık (insan) larsanız.

    İbni Kesir

    Müslüman oldukları için sana minnet ediyorlar. De ki: Müslümanlığınızla bana minnet etmeyin. Bilakis sizi imana erdirdiği için Allah, size minnet eder. Şayet sadıklardan iseniz.

    Mehmet Alagaş

    (16-18) Deki, Dininizi Allah’a mı öğretiyorsunuz? Allah semalarda ne varsa ve yerde ne varsa bilir, Allah her şeyi bilendir. Teslim olmalarından dolayı / İslam olmalarından dolayı senden beklentiye giriyorlar / minnet bekliyorlar, Müslüman olduğunuz için benden he rhangi bir beklentiniz olmasın, eğer sözünüze bağlı kimseler iseniz asıl Allah sizi imana yönlendirdiği için sizlerden beklenti içindedir (O’na borcunuz var), Muhakkak ki Allah semaların ve yerin size gözükmeyenini / gaybını bilir, Allah yaptıklarınızı görendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Müslüman oldular diye seni minnet altında tutmak istiyorlar. De ki: "Müslüman olmanız sebebiyle beni minnet altında bırakmayın. Bilâkis size doğru yolu gösterdiği için Allah sizi minnet altında tutar, eğer samimi iseniz."

    Süleyman Ateş

    İslam olmalarını senin başına kakıyorlar. De ki: "Müslüman olmanızı benim başıma kakmayın. Tersine, eğer gerçekten inanmışsanız, sizi imana ilettiği için Allah, sizin başınıza kaksa yeridir."

    Süleymaniye Vakfı

    Müslüman oldular diye seni minnet altında bırakıyorlar. De ki: "Müslüman oldunuz diye beni minnet altında bırakmayın. Eğer (müslüman olduğunuz konusunda) doğru söyleyen kimselerseniz imana erdirdiği için sizi asıl Allah minnet altında bırakır."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'a teslim dipnot 1 oldular diye seni borçlu çıkarıyorlar. De ki "Sizin müslüman(teslim) olmanız beni size borçlu kılmaz ama imanın dipnot 2 yolunu gösterdiği için siz Allah'a borçlu olursunuz; eğer doğru kimselerseniz."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Teslim olmak anlamı verdiğimiz kelime İSLAM'dır. Teslim kökünden gelen islam kelimesi, kayıtsız şartsız Allah'a teslim olmak, "Allah ne emrediyorsa o!" diyebilmektir. Teslim olana müslüman denir.
    2. metne dön, dipnot 2
      İman: Emin kökünden gelen iman kelimesi Türkçe'de "inanıp güvenmek" anlamına gelir. Allah'a herkes inanır ama herkes güvenmez. Türkçe'deki emniyet kelimesi bu kelimenin dilimize Arapça'dan geçmesi ile oluşmuştur. Örneğin "Emniyet Genel Müdürlüğü" hiçbir Türk için "İnanma Genel Müdürlüğü" anlamına gelmez. Sadece "Güvenlik Genel Müdürlüğü" anlamına gelir. Dolayısıyla Allah'a iman Allah'a inanmak değil güvenmektir.

    Şaban Britch

    Müslüman oldular diye seni minnet altında tutmak istiyorlar. De ki: Müslüman olmanız sebebiyle beni minnet altında bırakmayın, bilakis size doğru yolu gösterdiği için Allah sizi minnet altında tutar, eğer samimi iseniz.

    Şaban Piriş

    Müslüman oldular diye seni minnet altında tutmak istiyorlar. De ki: Müslüman olmanız sebebiyle beni minnet altında bırakmayın, bilakis size doğru yolu gösterdiği için Allah sizi minnet altında tutar, eğer samimi iseniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İslam'a girmelerini senin başına kakıyorlar. De ki: "İslamınızı benim başıma kakmayın! Aksine, eğer özü sözü doğru insanlarsanız, sizi imana kılavuzladığı için Allah, hepinizi minnet borcu altına sokar."

  5. Hucurât suresi, 18. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hucurât suresi, 18. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ غَيْبَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱللَّهُ بَصِيرٌۢ بِمَا تَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin gaybını bilir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.

    Mustafa İslamoğlu

    Şu kesin ki Allah, göklerin ve yerin sırlarını bilir; dahası Allah yaptığınız her şeyi görür.

    Muhammed Esed

    Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin bütün sırlarını bilir ve bütün yaptıklarınızı görür.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki Allah, semaların ve arzın algılanmayanlarını bilir. . . Allah, yaptıklarınızı (varlığınızda olarak) Basıyr'dir.

    Ali Bulaç

    Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin gaybını bilir. Allah, yaptıklarınızı görendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah, şüphesiz, göklerin ve yerin gaybını (gizliliklerini) bilir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Allah, göklerin ve yeryüzünün gizli gerçeklerini bilir. Çünkü Allah, yaptıklarınızı Görendir. dipnot 442

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 442
      "Gizli gerçekler" olarak yazdığımız "Gayb" terimi, Kur'an çevirilerinin çoğunluğunda, Arapça biçimiyle bırakılmıştır. Gayb terimi, Kur'an'da yaklaşık kırk ayette bildirilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin gaybını bilir. Allah yaptıklarınızı görendir.

    Edip Yüksel

    ALLAH göklerin ve yerin gizemlerini bilir. ALLAH yaptıklarınızı görendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH göklerin ve yerin gizemlerini bilir. ALLAH yaptıklarınızı görendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Göklerin, yerin sırrını Allah bilir ve Allah, her ne yaparsanız görür.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Göklerin Yerin gaybını Allah bilir ve Allah görür her ne yaparsanız

    Erhan Aktaş

    Allah, göklerin ve yerin gaybını bilir. Allah, yaptıklarınızı görendir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, göklerin ve yerin gaybını bilir. Allah, yaptıklarınızı görendir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, göklerin ve yerin gaybını bilir. Allah, yaptıklarınızı görendir.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz Tanrı, göklerin ve yerin gaybını bilir. Tanrı, yaptıklarınızı görendir.

    Hasan Basri Çantay

    Şübhesiz göklerin ve yerin gaybını Allah bilir. Allah, ne yapıyorsanız hakkıyle görücüdür.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki Allah; göklerin ve yerin gaybını bilir. Ve Allah; yaptıklarınızı görendir

    Mehmet Alagaş

    (16-18) Deki, Dininizi Allah’a mı öğretiyorsunuz? Allah semalarda ne varsa ve yerde ne varsa bilir, Allah her şeyi bilendir. Teslim olmalarından dolayı / İslam olmalarından dolayı senden beklentiye giriyorlar / minnet bekliyorlar, Müslüman olduğunuz için benden he rhangi bir beklentiniz olmasın, eğer sözünüze bağlı kimseler iseniz asıl Allah sizi imana yönlendirdiği için sizlerden beklenti içindedir (O’na borcunuz var), Muhakkak ki Allah semaların ve yerin size gözükmeyenini / gaybını bilir, Allah yaptıklarınızı görendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah, şüphesiz göklerin ve yerin gaybını bilir. Allah, yapmakta olduğunuz amelleri hakkıyla görendir.

    Süleyman Ateş

    Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin gizlisini bilir. Allah yaptıklarınızı görmektedir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah, göklerde ve yerde gizli olan her şeyi bilir. Ne yapsanız Allah görür.

    Şaban Britch

    Allah, şüphesiz göklerin ve yerin gaybını bilir. Allah, yapmakta olduğunuz amelleri görendir.

    Şaban Piriş

    Allah, şüphesiz göklerin ve yerin gaybını bilir. Allah, yaptıklarınızı görmektedir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şu bir gerçek ki, Allah göklerin ve yerin gaybını bilir. Allah, yaptıklarınızı iyice görmektedir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.