Hucurât suresi

Hucurât suresi, 14. ayet

Hucurât suresi, 14. ayet. قَالَتِ ٱلْأَعْرَابُ ءَامَنَّا قُل لَّمْ تُؤْمِنُوا۟ وَلَٰكِن قُولُوٓا۟ أَسْلَمْنَا وَلَمَّا يَدْخُلِ ٱلْإِيمَٰنُ فِى قُلُوبِكُمْ وَإِن تُطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ لَا يَلِتْكُم مِّنْ أَعْمَٰلِكُمْ شَيْـًٔا إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

ḳâleti-l'a`râbü âmennâ. ḳul lem tü'minû velâkin ḳûlû eslemnâ velemmâ yedḫuli-l'îmânü fî ḳulûbiküm. vein tüṭî`ü-llâhe verasûlehû lâ yelitküm min a`mâliküm şey'â. inne-llâhe gafûrur raḥîm.

Diyanet İşleri

Bedeviler "İman ettik" dediler. De ki: "İman etmediniz. (Öyle ise, "iman ettik" demeyin.) "Fakat boyun eğdik" deyin. Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah'a ve Peygamberine itaat ederseniz, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hucurât 11–17 · surenin 14. ayeti / 18

Konu Bedevîlerin imanı ve Allah'ın bilmesi Hucurât 14–18 3

  1. Hucurât 11

    Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

  2. Hucurât 12

    Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.

  3. Hucurât 13

    Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.

  4. 14

    Bedeviler "İman ettik" dediler. De ki: "İman etmediniz. (Öyle ise, "iman ettik" demeyin.) "Fakat boyun eğdik" deyin. Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah'a ve Peygamberine itaat ederseniz, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."

  5. Hucurât 15

    İman edenler ancak, Allah'a ve Peygamberine inanan, sonra şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir.

  6. Hucurât 16

    (Ey Muhammed!) De ki: "Siz Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz? Oysa Allah, göklerdeki ve yerdeki her şeyi bilir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir."

  7. Hucurât 17

    Müslüman olmalarını bir lütufta bulunmuş gibi sana hatırlatıyorlar. De ki: "Müslüman olmanızı bir lütuf gibi bana hatırlatıp durmayın. Tam tersine eğer doğru kimselerseniz sizi imana erdirmesinden dolayı Allah size lütufta bulunmuş oluyor."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

14. Yüce Allah, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in döneminde İslâm’a girmiş bulunan kimi bedevî Arapların söyledikleri sözleri haber vermektedir. Bunlar, İslâm’a tam bir basiret üzere girmedikleri gibi, imanın gereklerini yerine getirenler kimseler de değildiler. Bununla birlikte “İman ettik” diyerek bütün hususiyetlerini eksiksiz yerine getirdikleri kâmil bir imana sahip oldukları iddiasında bulundular. Zira bu sözün anlamı budur.

Yüce Allah da Rasûlü’ne onlara cevap vermesini emrederek şöyle buyurdu: “De ki: Siz iman etmediniz.” Yani kendiniz lehine iddiada bulunup da zahiren ve batınen kamil manada iman makamında olduğunuzu söylemeyin. “Aksine ‘İslam/teslim olduk’, deyin” yani biz İslâm’a girdik, deyin ve bu kadarla yetinin.

Çünkü “iman henüz kalplerinize girmedi.” Siz korkudan yahut bir şeyler umarak veya buna benzer sebeplerle İslâm’a girdiniz. İman etmenizin esas sebebi budur. Bundan dolayı henüz imanın o sevimli hali kalplerinize girmemiştir. Yüce Allah’ın: “İman henüz kalplerinize girmedi” buyruğu “Siz bu sözü söylediğiniz vakit, henüz iman kalplerinize girmemişti” demektir. Bu ifade, onların ilerdeki hallerine de işaret etmektedir. Nitekim onların pek çoğuna Yüce Allah gerçek imanı ve Allah yolunda cihad etmeyi lütfetmiştir.

“Eğer Allah’a ve Rasûlüne” hayırları işleyerek ve kötülükleri terk ederek “itaat ederseniz, Allah amellerinizden hiçbir şey eksiltmez.” Zerre kadarını dahi eksiltmez. Bilakis karşılıklarını size en mükemmel şekli ile verir. Karşılığını alamayacağınız küçük büyük hiçbir şey kalmaz. “Çünkü Allah Ğafûrdur” kendisine tevbe edip yönelenlerin günahlarını bağışlayıcıdır, “Rahîmdir.” Çünkü tevbe edenin tevbesini kabul etmekle o kimseye merhamet etmiş olur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Çöl ehli bazı Araplar, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına geldiklerinde şöyle dediler: "Bizler Allah'a ve O'nun resulüne iman ettik." Ey Peygamber! Onlara de ki: "Siz iman etmediniz. Fakat teslim olduk ve boyun eğdik, deyin! Çünkü iman, henüz kalplerinize girmedi. İmanın kalplerinize girmesi umulur. Ey çöl ehli bedeviler! Eğer iman edip salih ameller işleyerek ve haramlardan uzak durarak Allah'a ve O'nun resulüne itaat ederseniz, Allah amellerinizin sevabından hiçbir şey eksiltmez. Şüphesiz Yüce Allah tövbe eden kullarının günahlarını çokça örtüp bağışlayandır. Onlara karşı çok merhametlidir."

Kelimeler

27 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالَتِ kaleti dediler kök: قول
  2. ٱلْأَعْرَابُ l-ea'rabu araplar kök: عرب
  3. ءَامَنَّا ۖ amenna inandık kök: امن
  4. قُل kul de ki kök: قول
  5. لَّمْ lem
  6. تُؤْمِنُوا۟ tu'minu inanmadınız kök: امن
  7. وَلَـٰكِن velakin fakat
  8. قُولُوٓا۟ kulu deyin kök: قول
  9. أَسْلَمْنَا eslemna islam olduk kök: سلم
  10. وَلَمَّا velemma henüz
  11. يَدْخُلِ yedhuli girmedi kök: دخل
  12. ٱلْإِيمَـٰنُ l-imanu iman kök: امن
  13. فِى fi
  14. قُلُوبِكُمْ ۖ kulubikum kalblerinize kök: قلب
  15. وَإِن vein ve eğer
  16. تُطِيعُوا۟ tutiu ita'at ederseniz kök: طوع
  17. ٱللَّهَ llahe Allah'a kök: اله
  18. وَرَسُولَهُۥ ve rasulehu ve Elçisine kök: رسل
  19. لَا la
  20. يَلِتْكُم yelitkum size eksiltmez kök: ليت
  21. مِّنْ min -den
  22. أَعْمَـٰلِكُمْ ea'malikum amelleriniz- kök: عمل
  23. شَيْـًٔا ۚ şey'en hiçbir şeyi kök: شيا
  24. إِنَّ inne şüphesiz
  25. ٱللَّهَ llahe Allah kök: اله
  26. غَفُورٌۭ gafurun çok bağışlayandır kök: غفر
  27. رَّحِيمٌ rahimun çok esirgeyendir kök: رحم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عرب (22 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Bedevilerin (savaştan) geri bırakılanlarına de ki: "Siz, güçlü kuvvetli bir kavme karşı teslim oluncaya kadar savaşmaya çağrılacaksınız. Eğer itaat…

  • Aynı kök: دخل (126 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Onda apaçık deliller, Makam-ı İbrahim vardır. Oraya kim girerse, güven içinde olur. Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi, Allah'ın insanlar…

  • Aynı kök: دخل (126 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    İşte bu (hükümler) Allah'ın koyduğu sınırlarıdır. Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu, içinden ırmaklar akan, içinde ebedi…

  • Aynı kök: دخل (126 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya güçlük yoktur. (Bunlar savaşa katılmak zorunda değillerdir.) Kim Allah'a ve Peygamberine itaat…

  • Aynı kök: عرب (22 geçiş) · Aynı kök: دخل (126 geçiş)

    Bedevilerden kimileri de vardır ki, Allah'a ve ahiret gününe inanır. Harcayacaklarını, Allah katında yakınlığa ve Peygamberin dualarını almağa vesile…

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat · Ortak kavram: İslâm

    Göklerdeki ve yerdeki herkes ister istemez O'na boyun eğmişken ve O'na döndürülüp götürülecekken onlar Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar?

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat · Ortak kavram: İslâm

    Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse; bir delik açıp yerin dibine inerek, yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize…

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat · Ortak kavram: Kalp

    Ey iman edenler! Siz eğer kafir olanlara uyarsanız sizi gerisin geriye (küfre) çevirirler de büsbütün hüsrana uğrarsınız.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

64 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Göçebe Araplar "İman ettik!" dediler. De ki: "Siz (henüz) iman etmediniz ama ‘Teslim olduk!' deyin! (Çünkü) iman henüz kalplerinize yerleşmedi. Allah'a ve Elçisine itaat ederseniz (Allah) işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez." Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

Mustafa İslamoğlu

Bedeviler "İman ettik" dediler. De ki: "Henüz iman etmiş sayılmazsınız, lakin 'teslim olduk' diyebilirsiniz, zira iman kalplerinize girmiş değil. Ama eğer Allah ve Rasulü'ne uyarsanız, Allah amellerinizin zerresini eksiltmez: çünkü Allah tarifsiz bir bağış, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.

Muhammed Esed

Bedeviler, "Biz imana erdik" derler. De ki (onlara, ey Muhammed!): "Siz (daha) imana ermediniz. 'Biz (zahiren) teslim olduk' demeniz daha doğrudur; çünkü (gerçek) inanç henüz kalplerinize girmiş değil". Ama Allah'a ve Elçisi'ne (gerçekten) kulak verirseniz O, hiçbir işinizin boşa gitmesine izin vermez çünkü şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, bir rahmet kaynağıdır.

Ahmed Hulusi

Bedeviler (kabileler - aşiretler halinde şartlanmalarla cahilce yaşayanlar): "İman ettik" dediler. . . De ki: "İman etmediniz! Fakat 'müslüman olduk' deyin! İman henüz bilincinizde açıklık kazanıp yerleşmemiştir! Eğer itaat ederseniz Allah'a ve Rasulüne, (Allah) çalışmalarınızdan hiçbir şey eksiltmez. . . Muhakkak ki Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir. "

Ali Bulaç

Bedeviler, dedi ki: "İman ettik." De ki: "Siz iman etmediniz; ancak "İslam (müslüman veya teslim) olduk deyin. İman henüz kalplerinize girmiş değildir. Eğer Allah'a ve Resulü'ne itaat ederseniz, O, sizin amellerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir."

Ali Özek ve heyeti

Bedeviler «İnandık» dediler. De ki: Siz iman etmediniz, ama «Boyun eğdik» deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi. Eğer Allah'a ve elçisine itaat ederseniz, Allah işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

Ali Rıza Safa

Araplar, "İnandık!" dediler. De ki: "İnanmadınız; ‘Teslim olduk!' deyin. Çünkü daha yüreklerinize inanç girmiş değil!" Allah'a ve O'nun elçisine bağlı kalırsanız, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Kuşkusuz, Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.

Bayraktar Bayraklı

Bedeviler, "İnandık" dediler. De ki: "Siz iman etmediniz, ama 'boyun eğdik' deyiniz. Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah'a ve Peygamberine itaat ederseniz, Allah işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez." Çünkü Allah, affedicidir; merhamet sahibidir.

Edip Yüksel

Araplar "Gerçeği onayladık" dediler. De ki: "Siz gerçeği onaylamadınız, fakat gerçeği onaylamak kalbinize girinceye kadar, ‘teslim olduk' deyin. ALLAH'a ve elçisine uyarsanız yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Araplar 'İnandık,' dediler. De ki, 'Siz inanmadınız, fakat inanç kalbinize girinceye kadar, 'teslim olduk' deyin. ALLAH'a ve elçisine uyarsanız yaptıklarınızdan hiç bir şeyi eksiltmez. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bedeviler: "İman ettik." dediler. De ki: "Siz henüz iman etmediniz, fakat henüz iman kalplerinizin içine girmemiş olduğu halde "İslama girdik" deyin. Eğer Allah'a ve peygamberine itaat ederseniz, size amellerinizden hiçbir şey eksiklemez; çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, merhamet edendir."

Elmalılı Hamdi Yazır

A'rabiler iyman ettik dediler, de ki: siz henüz iyman etmediniz ve lakin henüz iyman kalblerinizin içine girmemiş olduğu halde islama girdik deyin ve eğer Allaha ve Resulüne itaat ederseniz size amellerinizden hiçbir şey eksiklemez, çünkü Allah gafur, rahimdir.

Erhan Aktaş

Bedevi Araplar, "iman ettik." dediler. De ki: "Siz iman etmediniz, fakat teslim dipnot 1 olduk, deyin. Çünkü henüz iman kalbinize girmedi. Eğer Allah'a ve Resul'üne itaat ederseniz, O, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez." Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Boyun eğdik, Yönetimin yasalarına uymayı kabul ettik; kendimizi güvenceye aldık.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bedevi Araplar, "İnandık." dediler. De ki: "Siz inanmadınız, fakat teslim dipnot 1 olduk, deyin. Çünkü henüz iman kalbinize girmedi. Eğer Allah'a ve Resul'üne itaat ederseniz, O, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez." Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Boyun eğdik, İslami yönetimin yasalarına uymayı kabul ettik; kendimizi güvenceye aldık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bedevi Araplar, "İnandık." dediler. De ki: "Siz inanmadınız, fakat teslim dipnot 1 olduk, deyin. Çünkü henüz iman kalbinize girmedi. Eğer Allah'a ve Rasul'üne itaat ederseniz, O, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez." Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Boyun eğdik, İslami yönetimi kabul ettik; kendimizi güvenceye aldık.

Gültekin Onan

Bedeviler dedi ki: "İnandık." De ki: "Siz inanmadınız"; ancak "islam (müslüman veya teslim) olduk" deyin. İnanç henüz kalplerinize girmiş değildir. Eğer Tanrı'ya ve Resulü'ne itaat ederseniz, O, sizin amellerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Şüphesiz Tanrı çok bağışlayandır, çok esirgeyendir."

Hasan Basri Çantay

Bedeviler "İman etdik" dediler. De ki: "Siz iman etmediniz amma, (bari) müslüman olduk deyin. İman henüz sizin kalblerinize gir (ib yerleş) memişdir. Eğer Allaha ve peygamberine itaat ederseniz O, sizin amel (ve hareket) lerinizden hiçbir şey eksiltmez. Çünkü Allah (mü'minleri) çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir".

İbni Kesir

Bedeviler: İman ettik, dediler. De ki: Siz iman etmediniz, ama müslüman olduk, deyin. İman henüz kalblerinize yerleşmedi. Şayet Allah'a ve peygamberine itaat ederseniz; O, amellerinizden hiç bir şey eksiltmez. Muhakkak ki Allah; Gafur'dur, Rahim'dir.

Mehmet Alagaş

(14-15) Araplar dediler ki, iman ettik, deki iman etme diniz ve fakat teslim olduk deyin , zira, iman kalplerinize henüz girmedi, eğer Allah’a ve Resulüne uyarsanız, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez, Muhakkak ki Allah bağışlayandır esirgeyendir. Muhakkak ki müminler öyleleridir ki, Allah’a ve Resulüne güvenirler / iman ederler, sonra da kuşku duymazlar, mallarıyla, kendileriyle Allah yolunda çabalarlar / cihat ederler. İşte onlar sözüne bağlı olanlardır / sadıklardır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Bedeviler; “İman ettik” dediler. De ki: "Siz iman etmediniz. Fakat teslim/İslam olduk, deyin. Çünkü iman, henüz kalplerinize girmedi. Eğer Allah’a ve Rasûlüne itaat ederseniz, (Allah) amellerinizden hiçbir şey eksiltmez. Nitekim Allah; çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."

Süleyman Ateş

Göçebe Araplar: "İnandık" dediler. De ki: "İnanmadınız, fakat 'İslam olduk' deyin. Henüz iman kalblerinize girmedi. Eğer Allah'a ve Elçisine ita'at ederseniz (Allah), yaptığınız güzel işlerden hiçbirinin sevabını size eksik vermez. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir."

Süleymaniye Vakfı

Taşralı Araplar: "Biz de iman ettik!" dediler. De ki: "İman etmediniz. Ama '(Size) teslim olduk dipnot 1 ' deyin." İman henüz kalbinize girmedi. Allah'a ve elçisine içten boyun eğerseniz Allah, amellerinizin karşılığından hiçbir şeyi eksiltmez dipnot 2 . Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Teslim olduk" ifadesi, "Allah'a teslim olma" anlamına geldiği gibi "barış ortamına girme" anlamına da gelir (Müfredat). Nitekim Sebe Melikesi Belkıs kendi tahtının Süleyman'ın (a.s.) yanına getirildiğini görünce şöyle demişti: "Sizdeki bu ilim daha önce bize anlatılmıştı. Biz de teslim olduk." (Neml 27/42). Bu, Süleyman'ın (a.s.) sahip olduğu ilme ve devlet gücüne teslimiyettir. Sonra onun Allah'a teslim olduğunu, kendisinin yanlış dinde olduğunu anlamış, o zaman müslüman olmuştu (Neml 27/44). Yukarıdaki ayette sözü edilen çöl arapları da Müslümanların üstünlüğünü ve gücünü görmüş, bu yüzden onlara teslim olmuşlar ama henüz iman etmemişlerdi. Eğer Allah'a teslim olmuş olsalardı ayette "İman etmediniz" denmezdi.
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Çöl arapları: "İnanıyoruz" dediler. De ki "Henüz inanıp güvenmediniz. Ama siz ‘Teslim olduk' deyin." Çünkü inancınız henüz kalbinize yerleşmedi. Eğer Allah'a ve elçisine boyun eğiyorsanız işlerinizin değeri azalmaz. Çünkü Allah bağışlar, ikramı boldur.

Şaban Britch

Bedeviler “İman ettik” dediler. De ki: Siz iman etmediniz, fakat teslim olduk deyin! Çünkü iman, henüz kalplerinize girmedi. Eğer Allah’a ve Rasûl'üne itaat ederseniz, (Allah) amellerinizden hiç bir şey eksiltmez. Nitekim Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Şaban Piriş

Bedeviler "iman ettik" dediler. De ki: -Siz iman etmediniz, fakat teslim olduk deyin! Çünkü iman, henüz kalblerinize girmedi. Eğer Allah'a ve Resulüne itaat ederseniz, (Allah) amellerinizden hiçbir şey eksiltmez. Nitekim Allah, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.

Yaşar Nuri Öztürk

Bedeviler: "İman ettik." dediler. De ki: "Siz iman etmediniz. Ancak 'Müslüman' olduk deyin. İman sizin kalplerinize girmemiştir. Eğer Allah'a ve resulüne itaat ederseniz Allah, yapıp ettiklerinizden hiçbir şey eksiltmez. Çünkü Allah Gafur'dur, Rahim'dir."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

(The desert Arabs say to the Messenger); "We are strongly disposed to believe in Allah and obey His ordinances. " Say to them O Muhammad: "You have not yet been absorbed in the Faith, but you may say; "We have conformed to Islam". But not yet have your hearts been impressed with the image of religious and spiritual virtues. If you obey Allah and the voice and reason of His Messenger, Allah will not depreciate the reward of your good deeds; Allah is Ghafurun and Rahimun.

Abdul Haleem

The desert Arabs say, ‘We have faith.’ [Prophet], tell them, ‘You do not have faith. What you should say instead is, "We have submitted," for faith has not yet entered your hearts.’ If you obey God and His Messenger, He will not diminish any of your deeds: He is most forgiving and most merciful.

Abdullah Yusuf Ali

The desert Arabs say, "We believe." Say, "Ye have no faith; but ye (only) say, 'We have submitted our wills to Allah,' For not yet has Faith entered your hearts. But if ye obey Allah and His Messenger, He will not belittle aught of your deeds: for Allah is Oft-Forgiving, Most Merciful."

Abul A'la Maududi

The Bedouins say: "We believe."(O Prophet), dipnot 1 say to them: “You do not believe; you should rather say: 'We have submitted'”; dipnot 2 for belief has not yet entered your hearts. If you obey Allah and His Messenger, He will not diminish anything from the reward of any of your deeds. Surely Allah is Most Forgiving, Most Compassionate.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This does not imply all the desert Arabs but only a few particular groups of the Bedouins who had become Muslims, seeing the increasing power of Islam, thinking that they would not only remain safe from any attack by the Muslims but would also gain materially from the Islamic conquests. These people had not embraced Islam sincerely but had professed faith only verbally in order to be counted among the Muslims, and their inner state became exposed whenever they would come before the Prophet (peace be upon him) with different sorts of demands and would enumerate and mention their rights as if they had done him a great favor by accepting Islam. Traditions mention several of such tribal groups, e.g. Muzainah, Juhainah, Aslam, Ashja, Ghifar, etc. About the Bani Asad bin Khuzaimah in particular. Ibn Abbas and Saeed bin Jubair have stated that once during a drought they came to Madinah and making a demand for financial help, they said to the Prophet (peace be upon him) again and again: We became Muslims without any conflict, we did not fight against you as have such and such other tribes fought. By this they clearly meant to point out that their refraining from fighting against the Messenger (peace be upon him) of Allah and their accepting Islam was a favor for which they must be rewarded by the Messenger (peace be upon him) and the Muslims. It was this same attitude and conduct of the Bedouin group living around Al- Madinah, which has been commented upon in these verses. One can understand this appraisal better if one reads it together with verses( 90-110 of Surah At-Taubah )and (verses 11-17 of Surah Al-Fatha).
  2. metne dön, dipnot 2
    Another translation of the words qulu aslamna can be; Say: We have become Muslims. From these words some people have concluded that in the language of the Quran, Mumin and Muslim are two opposite terms. A Mumin is he who has believed sincerely and a Muslim he who might have accepted Islam only verbally without true faith. But, in fact, this is an absolutely wrong idea. No doubt the word iman here has been used for sincere affirmation by the heart and the word Islam for only outward and external submission but to understand them as two independent and mutually contradictory terms of the Quran is not correct. A study of the Quranic verses in which the words Islam and Muslim have been used, shows that in the Quranic terminology of Islam is the name of the Faith, which Allah has sent down for mankind. It comprehends the faith and obedience both, and a Muslim is he who believes with a sincere heart and obeys the commands practically. This is borne out by the following verses:

Aisha Bewley

The desert Arabs say, ‘We have iman. ’ Say: ‘You do not have iman. Say rather, "We have become Muslim," for iman has not yet entered into your hearts. If you obey Allah and His Messenger, He will not undervalue your actions in any way. Allah is Ever-Forgiving, Most Merciful.’

Al-Hilali & Khan

The bedouins say: "We believe." Say: "You believe not but you only say, ‘We have surrendered (in Islâm),’ for Faith has not yet entered your hearts. But if you obey Allâh and His Messenger (صلى الله عليه وسلم), He will not decrease anything in reward for your deeds. Verily, Allâh is Oft-Forgiving, Most Merciful."

Ali Quli Qarai

The Bedouins say, ‘We have faith. ’ Say, ‘You do not have faith yet; rather say, ‘‘We have embraced Islam,’’ for faith has not yet entered into your hearts. Yet if you obey Allah and His Apostle, He will not stint anything of [the reward of] your works. Indeed Allah is all-forgiving, all-merciful.’

Amatul Rahman Omar

The Arabs of the desert say, `We believe. ' Say, `You have not yet truly believed, (you should) rather say, "We obey and have submitted," for true faith has not yet entered your hearts. But if you obey Allâh and His Messenger He will not diminish aught of your deeds.' Surely, Allâh is Great Protector, Ever Merciful.

Arthur John Arberry

The Bedouins say, 'We believe. ' Say: 'You do not believe; rather say, "We surrender"; for belief has not yet entered your hearts. If you obey God and His Messenger, He will not diminish you anything of your works. God is All-forgiving, All-compassionate.'

Bijan Moeinian

The Arabs say: "We are believers. " Tell them : “You have not believed yet; you may simply claim that you are Muslims (submitted to God). It is a long way for faith to penetrate inside your heart. If you obey God and His Prophet, He will not diminish anything [in account of your lack of absolute belief] from the reward promised for your good deeds as God is the Most Forgiving, the Most Merciful.

E. Henry Palmer

The desert Arabs say, 'We believe. ' Say, 'Ye do not believe; but say, "We have become Muslims;" for the faith has not entered into your hearts: but if ye obey God and His Apostle He will not defraud you of your works at all: verily, God is forgiving, compassionate!'

Edip-Layth

The Arabs said, "We acknowledge." Say, "You have not acknowledged; but you should say, 'We have peacefully surrendered', for acknowledgement has not yet entered into your hearts." If you obey God and His messenger, He will not put any of your works to waste. God is Forgiver, Compassionate.

George Sale

The Arabs of the desert say, we believe. Answer, ye do by no means believe; but say, we have embraced Islam: For the faith hath not yet entered into your hearts. If ye obey God and his apostle, He will not defraud you of any part of the merit of your works: For God is inclined to forgive, and merciful.

Hamid S. Aziz

The dwellers of the desert (or desert Arabs) say, "We believe". Say, "You believe not, but rather say, 'We submit'; for faith has not yet entered into your heart; and if you obey Allah and His Messenger, He will not diminish aught of your deeds; surely Allah is Forgiving, Merciful."

Mahmoud Ghali

The Arabs (of the desert) have said. "We have believed." Say, (This is addressed to the Prophet) "You have not believed, but (rather) say, ‘We have surrendered, (i.e., we have become Muslims) and belief has not as yet entered your hearts. And in case you obey Allah and His Messenger, He will not withhold you anything of your deeds. Surely Allah is Ever-Forgiving, Ever-Merciful."

Marmaduke Pickthall

The wandering Arabs say: We believe. Say (unto them, O Muhammad): Ye believe not, but rather say "We submit," for the faith hath not yet entered into your hearts. Yet, if ye obey Allah and His messenger, He will not withhold from you aught of (the reward of) your deeds. Lo! Allah is Forgiving, Merciful.

Mohamed Ahmed - Samira

The Arabs of the desert say: "We believe. " Tell them: "You do not believe. Better say: 'We submit'; for belief has not yet penetrated your hearts." If you begin to obey God and His Apostle, He will not withhold the least (of the recompense) of your labour. Verily God is forgiving and kind."

Muhammad Asad

THE BEDOUIN say, "We have attained to faith. " Say [unto them, O Muhammad]: “You have not [yet] attained to faith; you should [rather] say, ‘We have [outwardly] surrendered’ - for [true] faith has not yet entered your hearts. But if you [truly] pay heed unto God and His Apostle, He will not let the least of your deeds go to waste: for, behold, God is much-forgiving, a dispenser of grace.”

Mustafa Khattab

˹Some of˺ the nomadic Arabs say, "We believe." Say, ˹O Prophet,˺ “You have not believed. But say, ‘We have submitted,’ for faith has not yet entered your hearts.[1] But if you obey Allah and His Messenger ˹wholeheartedly˺, He will not discount anything from ˹the reward of˺ your deeds. Allah is truly All-Forgiving, Most Merciful.”

Progressive Muslims

The Nomads said: "We believe. " Say: "You have not believed; but you should Say: 'We have surrendered', for belief has not yet entered into your hearts." If you obey God and His messenger, He will not put any of your works to waste. God is Forgiver, Merciful.

Rashad Khalifa

The Arabs said, "We are Mu'mens (believers)." Say, "You have not believed; what you should say is, 'We are Muslims (submitters),' until belief is established in your hearts." If you obey GOD and His messenger, He will not put any of your works to waste. GOD is Forgiver, Most Merciful.

Sahih International

The bedouins say, "We have believed. " Say, "You have not [yet] believed; but say [instead], 'We have submitted,' for faith has not yet entered your hearts. And if you obey Allah and His Messenger, He will not deprive you from your deeds of anything. Indeed, Allah is Forgiving and Merciful."

Sam Gerrans

The desert Arabs say: “We believe.” Say thou: “You have not believed; but say: ‘We have submitted,’ for faith has not entered into your hearts.” But if you obey God and His messenger, He will not defraud you of anything of your deeds; God is forgiving and merciful.

Shabbir Ahmed

The Bedouins say, "We have attained belief. " Say (O Prophet), "You have not yet attained belief, but rather say, 'We have submitted (to the System)', for the Faith has not yet entered your hearts. Yet, if you obey Allah and His Messenger, He will not diminish (the reward of) any of your works. Verily, Allah is Forgiving, Merciful."

Syed Vickar Ahamed

The desert Arabs (Bedouins) say: "We believe. " Say: "You have no faith: But you (only) say, ‘We have submitted our wills to Allah,’ because Faith has not yet come into your hearts. But if you obey Allah and His Messenger, He will not ignore the smallest of your deeds: Verily, Allah is Often Forgiving (Ghafoor), Most Merciful (Raheem)."

Taqi Usmani

The Bedouins say, "We have come to believe." Say, “You have not come to believe; instead, you (should) say, ‘We have surrendered’ and the belief has not entered your hearts so far. If you obey Allah and His Messenger, He will not curtail (the reward of) any of your deeds in the least. Surely Allah is Most-Forgiving, Very-Merciful.”

The Monotheist Group

The Nomads said: "We believe." Say: "You have not believed; but you should say: 'We have submitted', for belief has not yet entered into your hearts." If you obey God and His messenger, He will not put any of your works to waste. God is Forgiver, Merciful.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hucurât suresi, 14. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hucurât suresi, 14. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hucurât suresi, 14. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩