27. sure

Neml Suresi النمل

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 10 konu
  1. Kur'an müjde ve uyarıdır 1–6 karşılaştır — Kur'an müjde ve uyarıdır
  2. Mûsâ ve dokuz mucize 7–14 karşılaştır — Mûsâ ve dokuz mucize
  3. Dâvûd, Süleymân ve karınca vadisi 15–19 karşılaştır — Dâvûd, Süleymân ve karınca vadisi
  4. Hüdhüd, Sebe' melikesi ve taht 20–44 karşılaştır — Hüdhüd, Sebe' melikesi ve taht
  5. Sâlih ve dokuz kişilik çete 45–53 karşılaştır — Sâlih ve dokuz kişilik çete
  6. Lût 54–58 karşılaştır — Lût
  7. "Allah mı hayırlı, yoksa ortak koştukları mı?" 59–66 karşılaştır — "Allah mı hayırlı, yoksa ortak koştukları mı?"
  8. Dirilişe itiraz ve suçluların sonu 67–75 karşılaştır — Dirilişe itiraz ve suçluların sonu
  9. Kur'an İsrâiloğullarına anlatır; "ölülere duyuramazsın" 76–81 karşılaştır — Kur'an İsrâiloğullarına anlatır; "ölülere duyuramazsın"
  10. Dâbbe, sûr, iyi ve kötü amel; kapanış 82–93 karşılaştır — Dâbbe, sûr, iyi ve kötü amel; kapanış

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Kur'an müjde ve uyarıdır 1–6

  1. Neml suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 1. ayet. طسٓ تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱلْقُرْءَانِ وَكِتَابٍ مُّبِينٍ

    ṭâ-sîn. tilke âyâtü-lḳur'âni vekitâbim mübîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ta-Sin dipnot 1 ! Bunlar Kur'an'ın dipnot 2 , apaçık olan Kitab'ın ayetleridir dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebimize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebimizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam'ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır. Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur'an'a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an, karaa (قرأ) fiilinin mastarı olan kur' (القُرْء) veya kar' (القَرْء)'dan türetilmiştir; anlamı, toplama ve birleştirmedir. Mastar olarak kullanıldığı gibi bütünlük ve küme anlamında isim olarak da kullanılır. Allah'ın kitabına Kur'an denmesi, bütün sureleri toplayıp bir araya getirmesi sebebiyledir (Lisanu'l-Arab). Arapçada kur'an (قُرْآنً)'ın çoğulu olmadığından tekil için de çoğul için de kullanılır. Bu sebeple kur'an (قُرْآن) kelimesine kur'anlar diye de anlam verilebilir.
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Neml suresi, 1. ayet

  2. Neml suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 2. ayet. هُدًى وَبُشْرَىٰ لِلْمُؤْمِنِينَ

    hüdev vebüşrâ lilmü'minîn.

    Ayet detayı — Neml suresi, 2. ayet

  3. Neml suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 3. ayet. ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُم بِٱلْـَٔاخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ

    elleẕîne yüḳîmûne-ṣṣalâte veyü'tûne-zzekâte vehüm bil'âḫirati hüm yûḳinûn.

    Ayet detayı — Neml suresi, 3. ayet

  4. Neml suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 4. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ زَيَّنَّا لَهُمْ أَعْمَٰلَهُمْ فَهُمْ يَعْمَهُونَ

    inne-lleẕîne lâ yü'minûne bil'âḫirati zeyyennâ lehüm a`mâlehüm fehüm ya`mehûn.

    Ayet detayı — Neml suresi, 4. ayet

  5. Neml suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 5. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَهُمْ سُوٓءُ ٱلْعَذَابِ وَهُمْ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ هُمُ ٱلْأَخْسَرُونَ

    ülâike-lleẕîne lehüm sûü-l`aẕâbi vehüm fi-l'âḫirati hümü-l'aḫserûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar, kötü bir azabı hak etmiş kimselerdir; onlar ahirette de değerlerini büsbütün yitirecek olanlardır.

    Ayet detayı — Neml suresi, 5. ayet

  6. Neml suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 6. ayet. وَإِنَّكَ لَتُلَقَّى ٱلْقُرْءَانَ مِن لَّدُنْ حَكِيمٍ عَلِيمٍ

    veinneke letüleḳḳe-lḳur'âne mil ledün ḥakîmin `alîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Şüphesiz bu Kur'an sana, kararları doğru olan ve her şeyi bilen (Allah) katından ulaştırılmaktadır.

    Ayet detayı — Neml suresi, 6. ayet

Mûsâ ve dokuz mucize 7–14

  1. Neml suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 7. ayet. إِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِأَهْلِهِۦٓ إِنِّىٓ ءَانَسْتُ نَارًا سَـَٔاتِيكُم مِّنْهَا بِخَبَرٍ أَوْ ءَاتِيكُم بِشِهَابٍ قَبَسٍ لَّعَلَّكُمْ تَصْطَلُونَ

    iẕ ḳâle mûsâ liehlihî innî ânestü nârâ. seâtîküm minhâ biḫaberin ev âtîküm bişihâbin ḳabesil le`alleküm taṣṭalûn.

    Ayet detayı — Neml suresi, 7. ayet

  2. Neml suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 8. ayet. فَلَمَّا جَآءَهَا نُودِىَ أَنۢ بُورِكَ مَن فِى ٱلنَّارِ وَمَنْ حَوْلَهَا وَسُبْحَٰنَ ٱللَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    felemmâ câehâ nûdiye em bûrike men fi-nnâri vemen ḥavlehâ. vesübḥâne-llâhi rabbi-l`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Oraya vardığında şöyle seslenildi: "Bu ateşte ve çevresinde olan kişiler bereketli kılınmışlardır dipnot 1 . Varlıkların sahibi olan Allah', her türlü eksiklikten uzaktır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Neml suresi, 8. ayet

  3. Neml suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 9. ayet. يَٰمُوسَىٰٓ إِنَّهُۥٓ أَنَا ٱللَّهُ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    yâ mûsâ innehû ene-llâhü-l`azîzü-lḥakîm.

    Ayet detayı — Neml suresi, 9. ayet

  4. Neml suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 10. ayet. وَأَلْقِ عَصَاكَ فَلَمَّا رَءَاهَا تَهْتَزُّ كَأَنَّهَا جَآنٌّ وَلَّىٰ مُدْبِرًا وَلَمْ يُعَقِّبْ يَٰمُوسَىٰ لَا تَخَفْ إِنِّى لَا يَخَافُ لَدَىَّ ٱلْمُرْسَلُونَ

    veelḳi `aṣâk. felemmâ raâhâ tehtezzü keennehâ cânnüv vellâ müdbirav velem yü`aḳḳib. yâ mûsâ lâ teḫaf innî lâ yeḫâfü ledeyye-lmürselûn.

    Süleymaniye Vakfı

    "Değneğini at!" (dedi, o da attı dipnot 1 .) Değneğin yılan gibi kıvrıldığını görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı dipnot 2 . (Allah şöyle dedi:) "Korkma Musa! Elçi olarak görevlendirilenler benim huzurumda korkmazlar dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Aynı olay Tevrat /Mısır'dan Çıkış 4:2-3 pasajlarında anlatılmaktadır.
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Neml suresi, 10. ayet

  5. Neml suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 11. ayet. إِلَّا مَن ظَلَمَ ثُمَّ بَدَّلَ حُسْنًۢا بَعْدَ سُوٓءٍ فَإِنِّى غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    illâ men żaleme ŝümme beddele ḥusnem ba`de sûin feinnî gafûrur raḥîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Yanlış yapan başka dipnot 1 . O da yaptığı kötülükten sonra onun yerine iyilik yaparsa dipnot 2 (bilsin ki) şüphesiz ben daima bağışlayan ve ikramı bol olanım dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet nebilerde ismet sıfatı olmadığının yani nebilerin günahlardan korunmuş olmadıklarının delillerindendir (Nisa 4/105-107, Enfal 8/67-68, Tevbe 9/43, Hud 11/12, İsra 17/73-75, Tahrim 66/1-2).
    2. metne dön, dipnot 2
      Yanlış yapanlar, yanlışlarının arkasından onu giderecek bir iyilik yapsalar bile affedilmeyeceklerinden korkabilir. Nitekim Adem aleyhisselam ve eşi İblis'e uyarak yasak meyveden yemişlerdi. Allah onları uyarınca Adem ve eşi, tevbekar olmuş ve korkularını şöyle dile getirmişti: "Rabbimiz! Biz kendimizi kötü duruma düşürdük. Bizi bağışlamaz ve ikramda bulunmazsan kaybedenlerden oluruz." (A'raf 7/23)
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Neml suresi, 11. ayet

  6. Neml suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 12. ayet. وَأَدْخِلْ يَدَكَ فِى جَيْبِكَ تَخْرُجْ بَيْضَآءَ مِنْ غَيْرِ سُوٓءٍ فِى تِسْعِ ءَايَٰتٍ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَقَوْمِهِۦٓ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًا فَٰسِقِينَ

    veedḫil yedeke fî ceybike taḫruc beyḍâe min gayri sûin fî tis`i âyâtin ilâ fir`avne veḳavmih. innehüm kânû ḳavmen fâsiḳîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Elini koynuna sok; lekesiz, bembeyaz olarak çıksın. Bu, Firavun'a ve halkına göstereceğin dokuz ayetin dipnot 1 /mucizenin içindedir. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir halktır."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Neml suresi, 12. ayet

  7. Neml suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 13. ayet. فَلَمَّا جَآءَتْهُمْ ءَايَٰتُنَا مُبْصِرَةً قَالُوا۟ هَٰذَا سِحْرٌ مُّبِينٌ

    felemmâ câethüm âyâtünâ mübṣiraten ḳâlû hâẕâ siḥrum mübîn.

    Ayet detayı — Neml suresi, 13. ayet

  8. Neml suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 14. ayet. وَجَحَدُوا۟ بِهَا وَٱسْتَيْقَنَتْهَآ أَنفُسُهُمْ ظُلْمًا وَعُلُوًّا فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُفْسِدِينَ

    veceḥadû bihâ vesteyḳanethâ enfüsühüm żulmev ve`ulüvvâ. fenżur keyfe kâne `âḳibetü-lmüfsidîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Mucizelerimiz hakkında, içlerinde bir şüphe kalmadığı halde yanlış yaparak ve büyüklenerek onları bile bile inkar ettiler dipnot 1 . Bak bakalım, o bozguncuların sonu ne oldu.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bütün kafirler önce inanır, sonra hesaplarına gelmediği için ayetleri inkar ederler (Al-i İmran 3/106).

    Ayet detayı — Neml suresi, 14. ayet

Dâvûd, Süleymân ve karınca vadisi 15–19

  1. Neml suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 15. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا دَاوُۥدَ وَسُلَيْمَٰنَ عِلْمًا وَقَالَا ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى فَضَّلَنَا عَلَىٰ كَثِيرٍ مِّنْ عِبَادِهِ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    veleḳad âteynâ dâvûde vesüleymâne `ilmâ. veḳâle-lḥamdü lillâhi-lleẕî feḍḍalenâ `alâ keŝîrim min `ibâdihi-lmü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Biz, Davud'a ve Süleyman'a bir ilim verdik dipnot 1 . Onlar şöyle dediler: "Her şeyi mükemmel yapmak bizi, mümin kullarının çoğundan üstün kılan Allah'a özgüdür."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Neml suresi, 15. ayet

  2. Neml suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 16. ayet. وَوَرِثَ سُلَيْمَٰنُ دَاوُۥدَ وَقَالَ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ عُلِّمْنَا مَنطِقَ ٱلطَّيْرِ وَأُوتِينَا مِن كُلِّ شَىْءٍ إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلْفَضْلُ ٱلْمُبِينُ

    veveriŝe süleymânü dâvûde veḳâle yâ eyyühe-nnâsü `ullimnâ menṭiḳa-ṭṭayri veûtînâ min külli şey'. inne hâẕâ lehüve-lfaḍlü-lmübîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Süleyman, Davud'un varisi oldu. Dedi ki: "Ey insanlar! Bize iki kanatlıların dipnot 1 dili öğretildi ve her şeyden verildi dipnot 2 . İşte bu, açık bir lütuftur."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yerde hareket eden tüm canlılar ve iki kanadıyla uçanlar, tıpkı bizim gibi birer toplumdur. Kıyamet günü onlar da Allah'ın huzurunda toplanacaktır (En'am 6/38). Nebimiz şöyle demiştir: "Kıyamet günü, boynuzsuz koyunun hakkı, boynuzlu koyundan dengiyle alınacaktır" (Müslim, Birr 60, Tirmizi, Kıyamet 2). Hayvanlar imtihana tabi olmadıkları için kararlarını akıllarıyla verir, Allah'ın dininden bir başka dini kabul edemezler (Al-i İmran 3/83). Süleyman aleyhisselama iki kanatlıların dili öğretilmiş ve bunlar, kuşlar ve karıncalarla örneklendirilmiştir (Neml 27/16-19). Bu ayetlerden, onların da yeni bilgiler edindiklerini, o bilgileri değerlendiklerini ve yalan kurgular peşinde de olabileceklerini öğreniyoruz. İnsan, onlardan farklı olarak bir ruha sahip olduğu için kararlarını gönlüyle verir. Gönlü ile aklı arasında tam bir uyum kurarak yanlışlardan sakınanlar imtihanı kazanır, diğerleri kaybeder (Bakara 2/2,177, Zümer 39/32-35). Ayette geçen mantık'at-tayr (مَنطِقَ الطَّيْرِ) kavramı, "kuş dili" diye çevrilmektedir. Oysa karıncalar kuş değildir ama 18 ve 19. ayetlere göre Süleyman aleyhisselam onların dilini de bilmektedir. Karıncalar, biyolojik sınıflandırmada, zar kanatlılar takımında bulunurlar. Üreyebilen özellikteki karıncalar, çiftleşme dönemlerinde kanatlanırlar. Zaten (طيْر) tayr, havada uçan ya da yolculuk eden bütün kanatlılar için kullanılır (Müfredat).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Neml suresi, 16. ayet

  3. Neml suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 17. ayet. وَحُشِرَ لِسُلَيْمَٰنَ جُنُودُهُۥ مِنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ وَٱلطَّيْرِ فَهُمْ يُوزَعُونَ

    veḥuşira lisüleymâne cünûdühû mine-lcinni vel'insi veṭṭayri fehüm yûza`ûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Cinler, insanlar ve uçan hayvanlardan oluşan orduları, Süleyman'ın önünde toplandı. Hepsi düzenli bir biçimde sevk ediliyorlardı.

    Ayet detayı — Neml suresi, 17. ayet

  4. Neml suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 18. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَآ أَتَوْا۟ عَلَىٰ وَادِ ٱلنَّمْلِ قَالَتْ نَمْلَةٌ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّمْلُ ٱدْخُلُوا۟ مَسَٰكِنَكُمْ لَا يَحْطِمَنَّكُمْ سُلَيْمَٰنُ وَجُنُودُهُۥ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

    ḥattâ iẕâ etev `alâ vâdi-nnemli ḳâlet nemletüy yâ eyyühe-nnemlü-dḫulû mesâkineküm. lâ yaḥṭimenneküm süleymânü vecünûdühû vehüm lâ yeş`urûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Karınca vadisine vardıklarında kraliçe karınca dipnot 1 şöyle dedi: "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin de Süleyman ve orduları farkına varmadan sizi ezmesinler."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen "neml" (النمل) kelimesi karınca cinsinden tüm canlıları ifade için kullanılır. Ayette yer alan "nemle" (النملة) kelimesi ise dişil yapıda olsa da erkek ve dişi ayrımı yapılmaksızın tek bir karıncayı ifade eder. Bunun yanı sıra bu karıncanın Süleyman ve ordularını tanıması, onlar hakkında bir değerlendirme yapması ve diğer karıncalara emreder şekilde konuşması onun karıncaların lideri konumunda olduğunu da gösterir. Bu sebeple dişil yapıdaki nemle kelimesine mealde kraliçe karınca anlamı verilmiştir. Nitekim arılar gibi karıncalar da çoğunlukla tek bir kraliçe tarafından yönetilen koloniler halinde yaşayan canlılardır. Kraliçe, döllenme döneminde kanatlanan erkek karıncalar tarafından çiftleşme uçuşuna çıkarak döllenir ve tüm koloninin üremesini sağlar. Yani kolonideki her bireyin annesidir. Kolonideki diğer dişi karıncalar en büyük kalabalığı oluştururlar ve koloninin türüne göre tarım, avcılık, savaşçılık gibi işlerden sorumludurlar. Ayrıca her kolonide güvenlik, yavruların eğitimi ve yetiştirilmesi, kraliçenin yakın koruması ve özel hizmetleri de bu dişi işçi karıncalar tarafından yerine getirilir. Kraliçe karıncalar 90 yıl yaşayabilirler. Bazı türlerde yüzlerce kraliçe karınca da olabilmektedir.

    Ayet detayı — Neml suresi, 18. ayet

  5. Neml suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 19. ayet. فَتَبَسَّمَ ضَاحِكًا مِّن قَوْلِهَا وَقَالَ رَبِّ أَوْزِعْنِىٓ أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ ٱلَّتِىٓ أَنْعَمْتَ عَلَىَّ وَعَلَىٰ وَٰلِدَىَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَٰلِحًا تَرْضَىٰهُ وَأَدْخِلْنِى بِرَحْمَتِكَ فِى عِبَادِكَ ٱلصَّٰلِحِينَ

    fetebesseme ḍâḥikem min ḳavlihâ veḳâle rabbi evzi`nî en eşküra ni`meteke-lletî en`amte `aleyye ve`alâ vâlideyye veen a`mele ṣâliḥan terḍâhü veedḫilnî biraḥmetike fî `ibâdike-ṣṣâliḥîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Süleyman, karıncanın sözünden dolayı tebessüm etti ve şöyle dedi: "Rabbim! Bana destek ver ki hem bana hem anneme-babama verdiğin nimetlere şükredeyim hem de senin razı olacağın iyi işler yapayım. İkramınla da beni iyi kullarının arasına kat dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Neml suresi, 19. ayet

Hüdhüd, Sebe' melikesi ve taht 20–44

  1. Neml suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 20. ayet. وَتَفَقَّدَ ٱلطَّيْرَ فَقَالَ مَا لِىَ لَآ أَرَى ٱلْهُدْهُدَ أَمْ كَانَ مِنَ ٱلْغَآئِبِينَ

    vetefeḳḳade-ṭṭayra feḳâle mâ liye lâ era-lhüdhüd. em kâne mine-lgâibîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Süleyman kuşları teftiş etti. "Neden Hüdhüd'ü göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?" dedi.

    Ayet detayı — Neml suresi, 20. ayet

  2. Neml suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 21. ayet. لَأُعَذِّبَنَّهُۥ عَذَابًا شَدِيدًا أَوْ لَأَا۟ذْبَحَنَّهُۥٓ أَوْ لَيَأْتِيَنِّى بِسُلْطَٰنٍ مُّبِينٍ

    leü`aẕẕibennehû `aẕâben şedîden ev leeẕbeḥannehû ev leye'tiyennî bisülṭânim mübîn.

    Süleymaniye Vakfı

    "Kesinlikle ona çetin bir azap vereceğim veya onu keseceğim. Ya da bana açık bir delille gelecek.

    Ayet detayı — Neml suresi, 21. ayet

  3. Neml suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 22. ayet. فَمَكَثَ غَيْرَ بَعِيدٍ فَقَالَ أَحَطتُ بِمَا لَمْ تُحِطْ بِهِۦ وَجِئْتُكَ مِن سَبَإٍۭ بِنَبَإٍ يَقِينٍ

    femekeŝe gayra be`îdin feḳâle eḥattü bimâ lem tüḥiṭ bihî veci'tüke min sebeim binebeiy yeḳîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Az bir süre bekledi, Hüdhüd çıkageldi ve dedi ki: "Senin tam olarak bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sana Sebe'den dipnot 1 sağlam bir haber getirdim.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yemen'de hüküm sürmüş eski bir devlet.

    Ayet detayı — Neml suresi, 22. ayet

  4. Neml suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 23. ayet. إِنِّى وَجَدتُّ ٱمْرَأَةً تَمْلِكُهُمْ وَأُوتِيَتْ مِن كُلِّ شَىْءٍ وَلَهَا عَرْشٌ عَظِيمٌ

    innî vecettü-mraeten temlikühüm veûtiyet min külli şey'iv velehâ `arşün `ażîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara hükümdarlık eden bir kadın gördüm; ona her şeyden verilmiş, büyük de bir tahtı var.

    Ayet detayı — Neml suresi, 23. ayet

  5. Neml suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 24. ayet. وَجَدتُّهَا وَقَوْمَهَا يَسْجُدُونَ لِلشَّمْسِ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَزَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ أَعْمَٰلَهُمْ فَصَدَّهُمْ عَنِ ٱلسَّبِيلِ فَهُمْ لَا يَهْتَدُونَ

    vecettühâ veḳavmehâ yescüdûne lişşemsi min dûni-llâhi vezeyyene lehümü-şşeyṭânü a`mâlehüm feṣaddehüm `ani-ssebîli fehüm lâ yehtedûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onu ve halkını, Allah'tan önce Güneş'e secde ederlerken gördüm. Şeytan, yaptıklarını güzel göstermiş ve onları Allah'ın yolundan engellemiş de doğru yolda gitmiyorlar.

    Ayet detayı — Neml suresi, 24. ayet

  6. Neml suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 25. ayet. أَلَّا يَسْجُدُوا۟ لِلَّهِ ٱلَّذِى يُخْرِجُ ٱلْخَبْءَ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَيَعْلَمُ مَا تُخْفُونَ وَمَا تُعْلِنُونَ

    ellâ yescüdû lillâhi-lleẕî yuḫricü-lḫab'e fi-ssemâvâti vel'arḍi veya`lemü mâ tuḫfûne vemâ tü`linûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bunu, göklerde ve yerde gizli olan her şeyi ortaya çıkaran, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilen Allah'a secde etmesinler diye yapmış.

    Ayet detayı — Neml suresi, 25. ayet

  7. Neml suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 26. ayet. ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ ٱلْعَرْشِ ٱلْعَظِيمِ secde ayeti

    allâhü lâ ilâhe illâ hüve rabbü-l`arşi-l`ażîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, kendisinden başka ilah olmayandır. O, o büyük arşın dipnot 1 sahibidir."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arş, üst yönetim makamını gösteren mecaz ifadedir (Yusuf 12/100, Neml 27/23). Türkçede onun yerine padişahlar için "taht", diğer yöneticiler için "koltuk" kelimesi kullanılır.

    Ayet detayı — Neml suresi, 26. ayet

  8. Neml suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 27. ayet. قَالَ سَنَنظُرُ أَصَدَقْتَ أَمْ كُنتَ مِنَ ٱلْكَٰذِبِينَ

    ḳâle senenżuru eṣadaḳte em künte mine-lkâẕibîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Süleyman dedi ki: "Doğru mu söylüyorsun yoksa yalancılardan mısın, göreceğiz!

    Ayet detayı — Neml suresi, 27. ayet

  9. Neml suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 28. ayet. ٱذْهَب بِّكِتَٰبِى هَٰذَا فَأَلْقِهْ إِلَيْهِمْ ثُمَّ تَوَلَّ عَنْهُمْ فَٱنظُرْ مَاذَا يَرْجِعُونَ

    iẕheb bikitâbî hâẕâ feelḳih ileyhim ŝümme tevelle `anhüm fenżur mâẕâ yerci`ûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Şu mektubumu götür, onlara bırak, sonra kenara çekil de ne yapacaklarına bak."

    Ayet detayı — Neml suresi, 28. ayet

  10. Neml suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 29. ayet. قَالَتْ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمَلَؤُا۟ إِنِّىٓ أُلْقِىَ إِلَىَّ كِتَٰبٌ كَرِيمٌ

    ḳâlet yâ eyyühe-lmeleü innî ülḳiye ileyye kitâbün kerîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Kraliçe dedi ki: "Ey ileri gelenler! Bana değerli bir mektup bırakıldı;

    Ayet detayı — Neml suresi, 29. ayet

  11. Neml suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 30. ayet. إِنَّهُۥ مِن سُلَيْمَٰنَ وَإِنَّهُۥ بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

    innehû min süleymâne veinnehû bismi-llâhi-rraḥmâni-rraḥîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Süleyman'dan. Mektup şöyle: 'Bismillahirrahmanirrahim /İyiliği sonsuz, ikramı bol Allah'ın adıyla!

    Ayet detayı — Neml suresi, 30. ayet

  12. Neml suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 31. ayet. أَلَّا تَعْلُوا۟ عَلَىَّ وَأْتُونِى مُسْلِمِينَ

    ellâ ta`lû `aleyye ve'tûnî müslimîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bana karşı diklenmeyin! Teslim olarak bana gelin!'

    Ayet detayı — Neml suresi, 31. ayet

  13. Neml suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 32. ayet. قَالَتْ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمَلَؤُا۟ أَفْتُونِى فِىٓ أَمْرِى مَا كُنتُ قَاطِعَةً أَمْرًا حَتَّىٰ تَشْهَدُونِ

    ḳâlet yâ eyyühe-lmeleü eftûnî fî emrî. mâ küntü ḳâṭi`aten emran ḥattâ teşhedûn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Kraliçe) Şöyle dedi: "Ey ileri gelenler! Bu işimde bana sağlam bir görüş bildirin. Sizlerle görüşmeden hiçbir işe karar vermem."

    Ayet detayı — Neml suresi, 32. ayet

  14. Neml suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 33. ayet. قَالُوا۟ نَحْنُ أُو۟لُوا۟ قُوَّةٍ وَأُو۟لُوا۟ بَأْسٍ شَدِيدٍ وَٱلْأَمْرُ إِلَيْكِ فَٱنظُرِى مَاذَا تَأْمُرِينَ

    ḳâlû naḥnü ülû ḳuvvetiv veülû be'sin şedîdiv vel'emru ileyki fenżurî mâẕâ te'mürîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Dediler ki: "Biz kuvvetliyiz, savaş gücümüz de yüksektir; ama son karar senin. Ne emredeceğini düşün."

    Ayet detayı — Neml suresi, 33. ayet

  15. Neml suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 34. ayet. قَالَتْ إِنَّ ٱلْمُلُوكَ إِذَا دَخَلُوا۟ قَرْيَةً أَفْسَدُوهَا وَجَعَلُوٓا۟ أَعِزَّةَ أَهْلِهَآ أَذِلَّةً وَكَذَٰلِكَ يَفْعَلُونَ

    ḳâlet inne-lmülûke iẕâ deḫalû ḳaryeten efsedûhâ vece`alû e`izzete ehlihâ eẕilleh. vekeẕâlike yef`alûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kraliçe dedi ki: "Krallar bir ülkeye girdiler mi oranın düzenini bozarlar, halkın güçlü ve şerefli olanlarını hor ve hakir duruma düşürürler. Bunlar da öyle yapacaklardır.

    Ayet detayı — Neml suresi, 34. ayet

  16. Neml suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 35. ayet. وَإِنِّى مُرْسِلَةٌ إِلَيْهِم بِهَدِيَّةٍ فَنَاظِرَةٌۢ بِمَ يَرْجِعُ ٱلْمُرْسَلُونَ

    veinnî mürsiletün ileyhim bihediyyetin fenâżiratüm bime yerci`u-lmürselûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ben onlara bir hediye göndereceğim ve elçilerin dipnot 1 ne ile döneceklerine bakacağım."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aynı kökten olan resul ve mürsel kelimeleri mutlak olarak "elçi" anlamındadır. Bunlar, Allah'ın gönderdiği elçiyi ifade edebileceği gibi bir insanın bir başkasına gönderdiği elçi için de kullanılır (Yusuf 12/50). Bu ayette geçen "mürsel", Sebe kraliçesinin Süleyman'a gönderdiği elçidir. Aynı kelime, Allah'ın gönderdiği elçiler için de kullanılır (Yasin 36/3).

    Ayet detayı — Neml suresi, 35. ayet

  17. Neml suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 36. ayet. فَلَمَّا جَآءَ سُلَيْمَٰنَ قَالَ أَتُمِدُّونَنِ بِمَالٍ فَمَآ ءَاتَىٰنِۦَ ٱللَّهُ خَيْرٌ مِّمَّآ ءَاتَىٰكُم بَلْ أَنتُم بِهَدِيَّتِكُمْ تَفْرَحُونَ

    felemmâ câe süleymâne ḳâle etümiddûnenî bimâl. femâ etâniye-llâhü ḫayrum mimmâ âtâküm. bel entüm bihediyyetiküm tefraḥûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Elçi Süleyman'a gelince Süleyman dedi ki: "Bana maddi destekte mi bulunuyorsunuz? Allah'ın bana verdikleri, size verdiklerinden değerlidir. Üstelik siz, verdiğiniz hediye ile övünürsünüz.

    Ayet detayı — Neml suresi, 36. ayet

  18. Neml suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 37. ayet. ٱرْجِعْ إِلَيْهِمْ فَلَنَأْتِيَنَّهُم بِجُنُودٍ لَّا قِبَلَ لَهُم بِهَا وَلَنُخْرِجَنَّهُم مِّنْهَآ أَذِلَّةً وَهُمْ صَٰغِرُونَ

    irci` ileyhim felene'tiyennehüm bicünûdil lâ ḳibele lehüm bihâ velenuḫricennehüm minhâ eẕilletev vehüm ṣâgirûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara geri dön! (Teslim olmazlarsa) Kesinlikle karşı koyamayacakları ordularla geliriz ve onları, kesinlikle hor, hakir ve küçük düşürülmüş olarak oradan çıkarırız."

    Ayet detayı — Neml suresi, 37. ayet

  19. Neml suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 38. ayet. قَالَ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمَلَؤُا۟ أَيُّكُمْ يَأْتِينِى بِعَرْشِهَا قَبْلَ أَن يَأْتُونِى مُسْلِمِينَ

    ḳâle yâ eyyühe-lmeleü eyyüküm ye'tînî bi`arşihâ ḳable ey ye'tûnî müslimîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Süleyman dedi ki: "Ey ileri gelenler! Onlar teslim olmuş bir şekilde bana gelmeden önce hanginiz o kadının tahtını bana getirir?"

    Ayet detayı — Neml suresi, 38. ayet

  20. Neml suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 39. ayet. قَالَ عِفْرِيتٌ مِّنَ ٱلْجِنِّ أَنَا۠ ءَاتِيكَ بِهِۦ قَبْلَ أَن تَقُومَ مِن مَّقَامِكَ وَإِنِّى عَلَيْهِ لَقَوِىٌّ أَمِينٌ

    ḳâle `ifrîtüm mine-lcinni ene âtîke bihî ḳable en teḳûme mim meḳâmik. veinnî `aleyhi leḳaviyyün emîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Cinlerden bir ifrit dipnot 1 dedi ki: "Sen makamından kalkana kadar onu sana getiririm. Bu konuda kesinlikle güçlü, güvenilir biriyim."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki ifrit, cinlerin ifritlerinden yani önde gelenlerinden biridir. Çünkü cinlere de hükmeden Süleyman aleyhisselamın söylediği "Ey ileri gelenler!" (Neml 27/39) sözünün muhataplarındandır.

    Ayet detayı — Neml suresi, 39. ayet

  21. Neml suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 40. ayet. قَالَ ٱلَّذِى عِندَهُۥ عِلْمٌ مِّنَ ٱلْكِتَٰبِ أَنَا۠ ءَاتِيكَ بِهِۦ قَبْلَ أَن يَرْتَدَّ إِلَيْكَ طَرْفُكَ فَلَمَّا رَءَاهُ مُسْتَقِرًّا عِندَهُۥ قَالَ هَٰذَا مِن فَضْلِ رَبِّى لِيَبْلُوَنِىٓ ءَأَشْكُرُ أَمْ أَكْفُرُ وَمَن شَكَرَ فَإِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِهِۦ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ رَبِّى غَنِىٌّ كَرِيمٌ

    ḳâle-lleẕî `indehû `ilmüm mine-lkitâbi ene âtîke bihî ḳable ey yertedde ileyke ṭarfük. felemmâ raâhü müsteḳirran `indehû ḳâle hâẕâ min faḍli rabbî. liyeblüvenî eeşküru em ekfür. vemen şekera feinnemâ yeşküru linefsih. vemen kefera feinne rabbî ganiyyün kerîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Kitaptan dipnot 1 bilgisi olan kişi ise dedi ki: "Sen gözünü açıp kapayıncaya kadar onu sana getiririm." Süleyman tahtı yanı başında görünce "Bu, Rabbimin /Sahibimin lütfundandır." dedi. "Bu, onun beni denemesi içindir; ona karşı görevlerimi yerine mi getireceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim? Kim şükrederse /görevlerini yerine getirirse dipnot 2 sadece kendisi için yerine getirir. Kim de nankörlük ederse Rabbimin kimseye ihtiyacı yoktur, o cömerttir."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu kitap, Süleyman aleyhisselama indirilmiş olan kitaptır (Al-i İmran 3/81, Nisa 4/163, En'am 6/84-89). Bütün ilahi kitaplar, Kur'an'la ortak içeriğe sahiptir (Maide 5/48).
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette "görevini yerine getirmek" şeklinde tercüme edilen "şükür", yapılan iyiliğin değerini bilmek, yapanı övmek ve hak edilen karşılığı vermektir (Müfredat).

    Ayet detayı — Neml suresi, 40. ayet

  22. Neml suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 41. ayet. قَالَ نَكِّرُوا۟ لَهَا عَرْشَهَا نَنظُرْ أَتَهْتَدِىٓ أَمْ تَكُونُ مِنَ ٱلَّذِينَ لَا يَهْتَدُونَ

    ḳâle nekkirû lehâ `arşehâ nenżur etehtedî em tekûnü mine-lleẕîne lâ yehtedûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Dedi ki: "Tahtını onu yanıltacak hale getirin, bakalım tanıyacak mı yoksa tanımayacak mı?"

    Ayet detayı — Neml suresi, 41. ayet

  23. Neml suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 42. ayet. فَلَمَّا جَآءَتْ قِيلَ أَهَٰكَذَا عَرْشُكِ قَالَتْ كَأَنَّهُۥ هُوَ وَأُوتِينَا ٱلْعِلْمَ مِن قَبْلِهَا وَكُنَّا مُسْلِمِينَ

    felemmâ câet ḳîle ehâkeẕâ `arşük. ḳâlet keennehû hû. veûtîne-l`ilme min ḳablihâ vekünnâ müslimîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kraliçe gelince "Senin tahtın böyle mi?" diye soruldu. "Sanki bu, o! Sizdeki bu ilim daha önce bize anlatılmıştı. Biz de teslim olduk." dedi.

    Ayet detayı — Neml suresi, 42. ayet

  24. Neml suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 43. ayet. وَصَدَّهَا مَا كَانَت تَّعْبُدُ مِن دُونِ ٱللَّهِ إِنَّهَا كَانَتْ مِن قَوْمٍ كَٰفِرِينَ

    veṣaddehâ mâ kânet ta`büdü min dûni-llâh. innehâ kânet min ḳavmin kâfirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah ile kendi arasına koyarak kulluk ettiği şey, (Süleyman'a teslim olmasını) engellemişti dipnot 1 . Çünkü o, kafirler topluluğundandı.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Neml suresi, 43. ayet

  25. Neml suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 44. ayet. قِيلَ لَهَا ٱدْخُلِى ٱلصَّرْحَ فَلَمَّا رَأَتْهُ حَسِبَتْهُ لُجَّةً وَكَشَفَتْ عَن سَاقَيْهَا قَالَ إِنَّهُۥ صَرْحٌ مُّمَرَّدٌ مِّن قَوَارِيرَ قَالَتْ رَبِّ إِنِّى ظَلَمْتُ نَفْسِى وَأَسْلَمْتُ مَعَ سُلَيْمَٰنَ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    ḳîle lehe-dḫuli-ṣṣarḥ. felemmâ raethü ḥasibethü lüccetev vekeşefet `an sâḳayhâ. ḳâle innehû ṣarḥum mümerradüm min ḳavârîr. ḳâlet rabbi innî żalemtü nefsî veeslemtü me`a süleymâne lillâhi rabbi-l`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ona: "Saraya gir!" denildi. Saraya girince orayı dalgalı bir su sandı ve (eteklerini toplayarak) ayaklarını açtı. Süleyman: "Burası billur döşeli bir saraydır." dedi. Kadın: "Rabbim, ben kendime yanlış yapmışım. Süleyman'la beraber ben de bütün varlıkların Rabbine teslim oldum dipnot 1 ." dedi dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'da her şey, ayrıntılarıyla ve örnekleriyle açıklanmıştır (Nur 24/34-35). Sebe melikesi Belkıs'ın, tek başına karar vermemesi, elçiler göndererek Süleyman aleyhisselamın durumunu görmeye çalışması, çok güçlü olduğunu anlayınca ülkesi uğruna ölümü göze alarak gidip teslim olması, gerçekleri görünce de Güneş'e tapmayı bırakıp Süleyman ile birlikte Allah'a teslim olması, bir kadından iyi bir yönetici olabileceğinin çok net açıklanması ve örneklendirilmesidir. İran Şahı'nın kızının yönetimin başına geçtiğinin duyulması üzerine Muhammed aleyhisselamın şöyle dediği rivayet edilir: "İşlerini bir kadının yetkisine bırakan bir toplum iflah olmaz" (Buhari, Meğazi, 82, Fiten, 18; Tirmizi, Fiten, 75; Nesai, Kudat, 8; Ahmed b. Hanbel, V/43, 51, 38, 47). O Allah'ın resulüdür. Resul olarak görevi, kendinden bir şey katmadan Allah'ın sözünü insanlara ulaştırmak (Maide 5/67, Nahl 16/35) olduğu için Allah'ın elçisine itaat Allah'a itaattir (Nisa 4/80) Muhammed aleyhisselamın nebi sıfatıyla söylediği sözler ve yaptığı uygulamalar, onun hikmet ilmi ile Kur'an'dan yaptığı çıkarımlardır ama çıkarımı yanlış olabileceği gibi (Nisa 4/176) yanlış kararlar da verebilir (Enfal 8/67-68, Tahrim 66/1-2). Bu sebeple onun marufa yani Kur'an'a uymayan emrine itaat gerekmez (Mümtahine 60/12, Ahzab 33/37). Çünkü onun yetkisi, Allah'ın kitabında olanlarla sınırlıdır (Ahzab 33/1-3). Bu sebeple Nebimiz böyle bir şey söylemiş olamaz. Kaldı ki Müslümanların herhangi bir sözü, Nebinn ağzından duymuş olsalar bile Kur'an'a uygunluğunu gözden geçirme denetleme görevleri vardır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Sebe kraliçesinin Süleyman aleyhisselama gelişi, onu çeşitli sorularla sınaması, bilgeliğini ve zenginliğini kendi gözüyle görmesi, Süleyman'ı İsrail tahtına oturtanın Allah olduğunu anlamasını sağlamıştır. Bu konudaki ayrıntılar Tevrat'ın
      1. Krallar 10:1-9 — Eski Ahit, 1. Krallar; alıntıyı aç

      Eski Ahit · 1. Krallar 10:1

      Saba Kraliçesi, RABbin adından ötürü Süleymanın artan ününü duyunca, onu çetin sorularla sınamaya geldi.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      pasajlarında anlatılmaktadır: "Saba Kraliçesi, Rabbin adından ötürü Süleyman'ın artan ününü duyunca, onu çetin sorularla sınamaya geldi. Çeşitli baharat, çok miktarda altın ve değerli taşlarla yüklü büyük bir kervan eşliğinde Yeruşalim'e gelen kraliçe, aklından geçen her şeyi Süleyman'la konuştu. Süleyman onun bütün sorularına karşılık verdi. Kralın ona yanıt bulmakta güçlük çektiği hiçbir konu olmadı. Süleyman'ın bilgeliğini, yaptırdığı sarayı, sofrasının zenginliğini, görevlilerinin oturup kalkışını, hizmetkarlarının özel giysileriyle yaptığı hizmeti, sakilerini ve Rabbin Tapınağı'nda sunduğu yakmalık sunuları gören Saba Kraliçesi hayranlık içinde kaldı. Krala, "Ülkemdeyken yaptıklarınla ve bilgeliğinle ilgili duyduklarım doğruymuş" dedi, "Ama gelip kendi gözlerimle görünceye dek inanmamıştım. Bunların yarısı bile bana anlatılmadı. Bilgeliğin de, zenginliğin de duyduklarımdan kat kat fazla. Ne mutlu adamlarına! Ne mutlu sana hizmet eden görevlilere! Çünkü sürekli bilgeliğine tanık oluyorlar. Senden hoşnut kalan, seni İsrail tahtına oturtan Tanrın Rabbe övgüler olsun! Rab İsrail'e sonsuz sevgi duyduğundan, adaleti ve doğruluğu sağlaman için seni kral yaptı.""

    Ayet detayı — Neml suresi, 44. ayet

Sâlih ve dokuz kişilik çete 45–53

  1. Neml suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 45. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَآ إِلَىٰ ثَمُودَ أَخَاهُمْ صَٰلِحًا أَنِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ فَإِذَا هُمْ فَرِيقَانِ يَخْتَصِمُونَ

    veleḳad erselnâ ilâ ŝemûde eḫâhüm ṣâliḥan eni-`büdü-llâhe feiẕâ hüm ferîḳâni yaḫteṣimûn.

    Ayet detayı — Neml suresi, 45. ayet

  2. Neml suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 46. ayet. قَالَ يَٰقَوْمِ لِمَ تَسْتَعْجِلُونَ بِٱلسَّيِّئَةِ قَبْلَ ٱلْحَسَنَةِ لَوْلَا تَسْتَغْفِرُونَ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

    ḳâle yâ ḳavmi lime testa`cilûne bisseyyieti ḳable-lḥaseneh. levlâ testagfirûne-llâhe le`alleküm türḥamûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Salih dedi ki: "Ey halkım! Niçin iyilikten önce kötülüğün çarçabuk gelmesini istiyorsunuz? Allah'tan bağışlanma dileseniz olmaz mı? Belki ikram görürsünüz."

    Ayet detayı — Neml suresi, 46. ayet

  3. Neml suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 47. ayet. قَالُوا۟ ٱطَّيَّرْنَا بِكَ وَبِمَن مَّعَكَ قَالَ طَٰٓئِرُكُمْ عِندَ ٱللَّهِ بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ تُفْتَنُونَ

    ḳâlu-ṭṭayyernâ bike vebimem me`ak. ḳâle ṭâiruküm `inde-llâhi bel entüm ḳavmün tüftenûn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Halkı:) "Sen ve yanındakiler yüzünden uğursuzluğa uğradık." dediler. Salih dedi ki: "Sizi uğursuzluğa uğratan şey, Allah katındandır. Aksine siz, imtihan dipnot 1 edilen bir topluluksunuz."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Fitne", altını, içindeki yabancı maddelerden ayırmak için ateşe sokmaktır (Müfredat). Kur'an'da bu kelime imtihan (A'raf 7/155), aldatma (A'raf 7/27), cehennem azabı (Zariyat 51/10-14) ve savaş (Bakara 2/216) anlamlarında kullanılmıştır.

    Ayet detayı — Neml suresi, 47. ayet

  4. Neml suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 48. ayet. وَكَانَ فِى ٱلْمَدِينَةِ تِسْعَةُ رَهْطٍ يُفْسِدُونَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا يُصْلِحُونَ

    vekâne fi-lmedîneti tis`atü rahṭiy yüfsidûne fi-l'arḍi velâ yuṣliḥûn.

    Süleymaniye Vakfı

    O şehirde dokuz grup /çete vardı; yeryüzünde düzeni bozuyor, iyileştirmeye de çalışmıyorlardı.

    Ayet detayı — Neml suresi, 48. ayet

  5. Neml suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 49. ayet. قَالُوا۟ تَقَاسَمُوا۟ بِٱللَّهِ لَنُبَيِّتَنَّهُۥ وَأَهْلَهُۥ ثُمَّ لَنَقُولَنَّ لِوَلِيِّهِۦ مَا شَهِدْنَا مَهْلِكَ أَهْلِهِۦ وَإِنَّا لَصَٰدِقُونَ

    ḳâlû teḳâsemû billâhi lenübeyyitennehû veehlehû ŝümme leneḳûlenne liveliyyihî mâ şehidnâ mehlike ehlihî veinnâ leṣâdiḳûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Aralarında Allah'a ant içip şöyle dediler: "Ona ve ailesine mutlaka gece baskını yapalım, sonra da yakınlarına: 'Ailesinin yok oluşunu görmedik. Biz elbette gerçeği söylüyoruz.' diyelim."

    Ayet detayı — Neml suresi, 49. ayet

  6. Neml suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 50. ayet. وَمَكَرُوا۟ مَكْرًا وَمَكَرْنَا مَكْرًا وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

    vemekerû mekrav vemekernâ mekrav vehüm lâ yeş`urûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar bir oyun kurdular. Biz de bir oyun kurmuştuk ama bunu fark edemiyorlardı.

    Ayet detayı — Neml suresi, 50. ayet

  7. Neml suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 51. ayet. فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ مَكْرِهِمْ أَنَّا دَمَّرْنَٰهُمْ وَقَوْمَهُمْ أَجْمَعِينَ

    fenżur keyfe kâne `âḳibetü mekrihim ennâ demmernâhüm veḳavmehüm ecme`în.

    Süleymaniye Vakfı

    Bak bakalım oyunları nasıl sonuçlandı. Biz, onları ve toplumlarının tamamını yerle bir ettik.

    Ayet detayı — Neml suresi, 51. ayet

  8. Neml suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 52. ayet. فَتِلْكَ بُيُوتُهُمْ خَاوِيَةًۢ بِمَا ظَلَمُوٓا۟ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

    fetilke büyûtühüm ḫâviyetem bimâ żalemû. inne fî ẕâlike leâyetel liḳavmiy ya`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte yaptıkları yanlışlar yüzünden çökmüş evleri! Bunda bilenler topluluğu için bir ibret vardır.

    Ayet detayı — Neml suresi, 52. ayet

  9. Neml suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 53. ayet. وَأَنجَيْنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَكَانُوا۟ يَتَّقُونَ

    veenceyne-lleẕîne âmenû vekânû yetteḳûn.

    Süleymaniye Vakfı

    İnanıp güvenen ve yanlışlardan sakınanları (o felaketten) kurtardık.

    Ayet detayı — Neml suresi, 53. ayet

Lût 54–58

  1. Neml suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 54. ayet. وَلُوطًا إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦٓ أَتَأْتُونَ ٱلْفَٰحِشَةَ وَأَنتُمْ تُبْصِرُونَ

    velûṭan iẕ ḳâle liḳavmihî ete'tûne-lfâḥişete veentüm tübṣirûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Lut'u da (elçi gönderdik.) Bir gün o, halkına şöyle demişti dipnot 1 : "Siz eşcinsel ilişkiyi dipnot 2 birbirinizin gözü önünde mi yapıyorsunuz dipnot 3 ?

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Eşcinsellik diye meal verdiğimiz kelime, fuhuş anlamında olan (el-fahişe = الْفَاحِشَةَ)'dir. Türkçede para karşılığı yapılan cinsel ilişkiye fuhuş dendiği için, yanlış anlamaya yol açmasın diye bu anlam verilmiştir. Kur'an'a göre, erkek erkeğe, kadın kadına ve nikahsız olarak kadınla erkek arasındaki ilişkilere fuhuş denir. Ayrıntılar için bkz. Nisa 4/15-16 ve dipnotları.
    3. metne dön, dipnot 3
      O çirkin işi toplandıkları yerlerde yapıyorlardı (Ankebut 29/29).

    Ayet detayı — Neml suresi, 54. ayet

  2. Neml suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 55. ayet. أَئِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ ٱلرِّجَالَ شَهْوَةً مِّن دُونِ ٱلنِّسَآءِ بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ تَجْهَلُونَ

    einneküm lete'tûne-rricâle şehvetem min dûni-nnisâi. bel entüm ḳavmün techelûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Siz kadınları ikinci sıraya atıyor, şehvetle erkeklere mi yanaşıyorsunuz? Aslında siz cahilce davranan bir halksınız."

    Ayet detayı — Neml suresi, 55. ayet

  3. Buradan itibaren cüz 20

    Neml suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 56. ayet. فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِۦٓ إِلَّآ أَن قَالُوٓا۟ أَخْرِجُوٓا۟ ءَالَ لُوطٍ مِّن قَرْيَتِكُمْ إِنَّهُمْ أُنَاسٌ يَتَطَهَّرُونَ

    femâ kâne cevâbe ḳavmihî illâ en ḳâlû aḫricû âle lûṭim min ḳaryetiküm. innehüm ünâsüy yeteṭahherûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Halkının cevabı: "Lut'un ailesini kentinizden çıkarın; çünkü onlar temiz kalmaya çalışan insanlardır!" demekten başka bir şey olmadı.

    Ayet detayı — Neml suresi, 56. ayet

  4. Neml suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 57. ayet. فَأَنجَيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ إِلَّا ٱمْرَأَتَهُۥ قَدَّرْنَٰهَا مِنَ ٱلْغَٰبِرِينَ

    feenceynâhü veehlehû ille-mraeteh. ḳaddernâhâ mine-lgâbirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Biz de karısı hariç onu ve ailesini kurtardık. Karısının, (bedeninin) kalıntısı kalanlardan olmasını kararlaştırdık dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "(Bedeninin) Kalıntısı kalan" anlamı verdiğimiz kelime ğabir (غابر)'dir (Lisan'ul-Arab). Bu kelime sadece, İnanmadıkları için yanardağ patlaması sonucu lav külleri altında kalan Lut aleyhisselamın eşi ve diğerleri ile ilgili olarak bu ayetle birlikte tam yedi ayette geçer (Araf 7/83, Hicr 15/60, Şuara 26/171, Ankebut 29/32-33, Saffat 37/135). Kur'an'da yanardağ patlaması ile helak olduğu bildirilen diğer topluluk Ashab-ı Fil'dir. Orada ğabir kelimesi "içi yenmiş bitki kabuğu gibi" sözü ile örneklendirilir (Fil 105/5). Demek ki yanardağ külleri altında kalan cesetlerin içi yok olur ama dışında bir şeyler kalır. Saffat 37/137-138

    Ayet detayı — Neml suresi, 57. ayet

  5. Neml suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 58. ayet. وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًا فَسَآءَ مَطَرُ ٱلْمُنذَرِينَ

    veemṭarnâ `aleyhim meṭarâ. fesâe meṭaru-lmünẕerîn.

    Ayet detayı — Neml suresi, 58. ayet

"Allah mı hayırlı, yoksa ortak koştukları mı?" 59–66

  1. Neml suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 59. ayet. قُلِ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ وَسَلَٰمٌ عَلَىٰ عِبَادِهِ ٱلَّذِينَ ٱصْطَفَىٰٓ ءَآللَّهُ خَيْرٌ أَمَّا يُشْرِكُونَ

    ḳuli-lḥamdü lillâhi veselâmün `alâ `ibâdihi-lleẕîne-ṣṭafâ. ellâhü ḫayrun emmâ yüşrikûn.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Her şeyi mükemmel yapmak dipnot 1 Allah'a özgüdür! Allah'ın seçtiği kullara selam olsun! Allah mı iyidir, ortak saydıkları mı?"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Hamd", birini kendi yaptığı şeyden dolayı övmektir. "Güzel yemek yapar, arkadaşlığı iyidir." gibi sözler buna girer. "Şükür" ise kendine iyilik yapanı övmek veya yapılan iyiliğe iyilikle karşılık vermektir. Yaptığı her şeyi güzel yapan sadece Allah'tır. Allah'ın yaptığı ile insanların yaptığı arasındaki farkı göstermek için "güzel" yerine "mükemmel" kelimesini kullandık.

    Ayet detayı — Neml suresi, 59. ayet

  2. Neml suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 60. ayet. أَمَّنْ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَأَنزَلَ لَكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَنۢبَتْنَا بِهِۦ حَدَآئِقَ ذَاتَ بَهْجَةٍ مَّا كَانَ لَكُمْ أَن تُنۢبِتُوا۟ شَجَرَهَآ أَءِلَٰهٌ مَّعَ ٱللَّهِ بَلْ هُمْ قَوْمٌ يَعْدِلُونَ

    emmen ḫaleḳa-ssemâvâti vel'arḍa veenzele leküm mine-ssemâi mââ. feembetnâ bihî ḥadâiḳa ẕâte behceh. mâ kâne leküm en tümbitû şecerahâ. eilâhüm me`a-llâh. bel hüm ḳavmüy ya`dilûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Gökleri ve yeri yaratan, sizin için gökten su indiren ve onunla güzel bitkili bahçeleri yetiştiren kimdir dipnot 1 ? Siz onlardaki bitkilerin gövdesini bile bitiremezsiniz. Allah ile birlikte başka bir ilah mı var? Hayır, onlar yoldan çıkmış bir halktır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Neml suresi, 60. ayet

  3. Neml suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 61. ayet. أَمَّن جَعَلَ ٱلْأَرْضَ قَرَارًا وَجَعَلَ خِلَٰلَهَآ أَنْهَٰرًا وَجَعَلَ لَهَا رَوَٰسِىَ وَجَعَلَ بَيْنَ ٱلْبَحْرَيْنِ حَاجِزًا أَءِلَٰهٌ مَّعَ ٱللَّهِ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

    emmen ce`ale-l'arḍa ḳarârav vece`ale ḫilâlehâ enhârav vece`ale lehâ ravâsiye vece`ale beyne-lbaḥrayni ḥâcizâ. eilâhüm me`a-llâh. bel ekŝeruhüm lâ ya`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yeryüzünü yerleşmeye uygun yapan dipnot 1 , aralarında ırmaklar akıtan, orayı sabitleyen dipnot 2 dağlar oluşturan, iki deniz dipnot 3 arasına engel koyan kimdir? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var? Hayır! Onların çoğu bunu bilmez.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      İki deniz: Araplar büyük su kütlelerine deniz derler. Dolayısıyla bu ayeti tatlı ve tuzlu sular arasına engel koyan şeklinde anlamak mümkündür (Bkz: Rahman 55/19-20). Aynı zamanda iki tuzlu denizi birbirinden ayıran kıtaların ifade edildiği de anlaşılabilir (Örneğin Hazar Denizi ve Karadeniz).

    Ayet detayı — Neml suresi, 61. ayet

  4. Neml suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 62. ayet. أَمَّن يُجِيبُ ٱلْمُضْطَرَّ إِذَا دَعَاهُ وَيَكْشِفُ ٱلسُّوٓءَ وَيَجْعَلُكُمْ خُلَفَآءَ ٱلْأَرْضِ أَءِلَٰهٌ مَّعَ ٱللَّهِ قَلِيلًا مَّا تَذَكَّرُونَ

    emmey yücîbü-lmuḍṭarra iẕâ de`âhü veyekşifü-ssûe veyec`alüküm ḫulefâe-l'arḍ. eilâhüm me`a-llâh. ḳalîlem mâ teẕekkerûn.

    Ayet detayı — Neml suresi, 62. ayet

  5. Neml suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 63. ayet. أَمَّن يَهْدِيكُمْ فِى ظُلُمَٰتِ ٱلْبَرِّ وَٱلْبَحْرِ وَمَن يُرْسِلُ ٱلرِّيَٰحَ بُشْرًۢا بَيْنَ يَدَىْ رَحْمَتِهِۦٓ أَءِلَٰهٌ مَّعَ ٱللَّهِ تَعَٰلَى ٱللَّهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ

    emmey yehdîküm fî żulümâti-lberri velbaḥri vemey yürsilü-rriyâḥa büşram beyne yedey raḥmetih. eilâhüm me`a-llâh. te`âle-llâhü `ammâ yüşrikûn.

    Ayet detayı — Neml suresi, 63. ayet

  6. Neml suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 64. ayet. أَمَّن يَبْدَؤُا۟ ٱلْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥ وَمَن يَرْزُقُكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ أَءِلَٰهٌ مَّعَ ٱللَّهِ قُلْ هَاتُوا۟ بُرْهَٰنَكُمْ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    emmey yebdeü-lḫalḳa ŝümme yü`îdühû vemey yerzüḳuküm mine-ssemâi vel'arḍ. eilâhüm me`a-llâh. ḳul hâtû bürhâneküm in küntüm ṣâdiḳîn.

    Ayet detayı — Neml suresi, 64. ayet

  7. Neml suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 65. ayet. قُل لَّا يَعْلَمُ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ٱلْغَيْبَ إِلَّا ٱللَّهُ وَمَا يَشْعُرُونَ أَيَّانَ يُبْعَثُونَ

    ḳul lâ ya`lemü men fi-ssemâvâti vel'arḍi-lgaybe ille-llâh. vemâ yeş`urûne eyyâne yüb`aŝûn.

    Ayet detayı — Neml suresi, 65. ayet

  8. Neml suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 66. ayet. بَلِ ٱدَّٰرَكَ عِلْمُهُمْ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ بَلْ هُمْ فِى شَكٍّ مِّنْهَا بَلْ هُم مِّنْهَا عَمُونَ

    beli-ddârake `ilmühüm fi-l'âḫirah. bel hüm fî şekkim minhâ. bel hüm minhâ `amûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Aslında onların ahiret ile ilgili bilgileri yeterli seviyeye gelmiştir ama yine de o konuda şüphe içindedirler. İşin doğrusu onlar o konuda körlük ediyorlar dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Neml suresi, 66. ayet

Dirilişe itiraz ve suçluların sonu 67–75

  1. Neml suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 67. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَءِذَا كُنَّا تُرَٰبًا وَءَابَآؤُنَآ أَئِنَّا لَمُخْرَجُونَ

    veḳâle-lleẕîne keferû eiẕâ künnâ türâbev veâbâünâ einnâ lemuḫracûn.

    Ayet detayı — Neml suresi, 67. ayet

  2. Neml suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 68. ayet. لَقَدْ وُعِدْنَا هَٰذَا نَحْنُ وَءَابَآؤُنَا مِن قَبْلُ إِنْ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ

    leḳad vu`idnâ hâẕâ naḥnü veâbâünâ min ḳablü in hâẕâ illâ esâṭîru-l'evvelîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bize yapılan bu tehdit, daha önce atalarımıza da yapılmıştı. Bu, öncekilerin yazılarından başka bir şey değildir." dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen esatir (أَسَاطِيرُ) kelimesi, "bir şeye hiza vermek, saf tutturmak" anlamına gelen satr (سطر) kökünden türemiş olan usture (اسطورة) kelimesinin çoğuludur (Müfredat). Satara (سَطَرَ) fiilinin "yazı yazmak" anlamına gelmesi, harflerin hizaya sokulması, anlamlı bir şekilde sıralanması sebebiyledir. Dokuz yerde geçen esatiru'l-evvelin (أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ) ifadesi, Kur'an'da anlatılanların yeni olmadığını, önceki ilahi kitaplarda, diğer kitaplarda, yazıtlarda ya da anlatılarda zaten var olduğunu belirtmek için ayetleri görmezden gelenler tarafından kullanılan alaycı bir ifadedir. Bunu söyleyerek Kur'an'ın önceki ilahi kitapları tasdik etmesini de istismar etmişlerdir (En'am 6/25, Enfal 8/31, Nahl 16/24, Müminun 23/83, Furkan 25/5, Ahkaf 46/17, Kalem 68/15, Mutaffifin 83/13).

    Ayet detayı — Neml suresi, 68. ayet

  3. Neml suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 69. ayet. قُلْ سِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَٱنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُجْرِمِينَ

    ḳul sîrû fi-l'arḍi fenżurû keyfe kâne `âḳibetü-lmücrimîn.

    Ayet detayı — Neml suresi, 69. ayet

  4. Neml suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 70. ayet. وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَلَا تَكُن فِى ضَيْقٍ مِّمَّا يَمْكُرُونَ

    velâ taḥzen `aleyhim velâ tekün fî ḍayḳim mimmâ yemkürûn.

    Ayet detayı — Neml suresi, 70. ayet

  5. Neml suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 71. ayet. وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    veyeḳûlûne metâ hâẕe-lva`dü in küntüm ṣâdiḳîn.

    Ayet detayı — Neml suresi, 71. ayet

  6. Neml suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 72. ayet. قُلْ عَسَىٰٓ أَن يَكُونَ رَدِفَ لَكُم بَعْضُ ٱلَّذِى تَسْتَعْجِلُونَ

    ḳul `asâ ey yekûne radife leküm ba`ḍu-lleẕî testa`cilûn.

    Ayet detayı — Neml suresi, 72. ayet

  7. Neml suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 73. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَشْكُرُونَ

    veinne rabbeke leẕû faḍlin `ale-nnâsi velâkinne ekŝerahüm lâ yeşkürûn.

    Ayet detayı — Neml suresi, 73. ayet

  8. Neml suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 74. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَيَعْلَمُ مَا تُكِنُّ صُدُورُهُمْ وَمَا يُعْلِنُونَ

    veinne rabbeke leya`lemü mâ tükinnü ṣudûruhüm vemâ yü`linûn.

    Ayet detayı — Neml suresi, 74. ayet

  9. Neml suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 75. ayet. وَمَا مِنْ غَآئِبَةٍ فِى ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ إِلَّا فِى كِتَٰبٍ مُّبِينٍ

    vemâ min gâibetin fi-ssemâi vel'arḍi illâ fî kitâbim mübîn.

    Ayet detayı — Neml suresi, 75. ayet

Kur'an İsrâiloğullarına anlatır; "ölülere duyuramazsın" 76–81

  1. Neml suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 76. ayet. إِنَّ هَٰذَا ٱلْقُرْءَانَ يَقُصُّ عَلَىٰ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ أَكْثَرَ ٱلَّذِى هُمْ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ

    inne hâẕe-lḳur'âne yeḳuṣṣu `alâ benî isrâîle ekŝera-lleẕî hüm fîhi yaḫtelifûn.

    Ayet detayı — Neml suresi, 76. ayet

  2. Neml suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 77. ayet. وَإِنَّهُۥ لَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ

    veinnehû lehüdev veraḥmetül lilmü'minîn.

    Ayet detayı — Neml suresi, 77. ayet

  3. Neml suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 78. ayet. إِنَّ رَبَّكَ يَقْضِى بَيْنَهُم بِحُكْمِهِۦ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْعَلِيمُ

    inne rabbeke yaḳḍî beynehüm biḥukmih. vehüve-l`azîzü-l`alîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Rabbin kendi hükmüyle, taraflar arasında kararını verecektir. O daima üstündür, her şeyi bilir.

    Ayet detayı — Neml suresi, 78. ayet

  4. Neml suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 79. ayet. فَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ إِنَّكَ عَلَى ٱلْحَقِّ ٱلْمُبِينِ

    fetevekkel `ale-llâh. inneke `ale-lḥaḳḳi-lmübîn.

    Ayet detayı — Neml suresi, 79. ayet

  5. Neml suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 80. ayet. إِنَّكَ لَا تُسْمِعُ ٱلْمَوْتَىٰ وَلَا تُسْمِعُ ٱلصُّمَّ ٱلدُّعَآءَ إِذَا وَلَّوْا۟ مُدْبِرِينَ

    inneke lâ tüsmi`u-lmevtâ velâ tüsmi`u-ṣṣumme-ddü`âe iẕâ vellev müdbirîn.

    Ayet detayı — Neml suresi, 80. ayet

  6. Neml suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 81. ayet. وَمَآ أَنتَ بِهَٰدِى ٱلْعُمْىِ عَن ضَلَٰلَتِهِمْ إِن تُسْمِعُ إِلَّا مَن يُؤْمِنُ بِـَٔايَٰتِنَا فَهُم مُّسْلِمُونَ

    vemâ ente bihâdi-l`umyi `an ḍalâletihim. in tüsmi`u illâ mey yü'minü biâyâtinâ fehüm müslimûn.

    Ayet detayı — Neml suresi, 81. ayet

Dâbbe, sûr, iyi ve kötü amel; kapanış 82–93

  1. Neml suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 82. ayet. وَإِذَا وَقَعَ ٱلْقَوْلُ عَلَيْهِمْ أَخْرَجْنَا لَهُمْ دَآبَّةً مِّنَ ٱلْأَرْضِ تُكَلِّمُهُمْ أَنَّ ٱلنَّاسَ كَانُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا لَا يُوقِنُونَ

    veiẕâ veḳa`a-lḳavlü `aleyhim aḫracnâ lehüm dâbbetem mine-l'arḍi tükellimühüm enne-nnâse kânû biâyâtinâ lâ yûḳinûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Haklarındaki karar kesinleşince bulundukları yerden onlar için bir dabbe dipnot 1 çıkarırız; onlara, insanların ayetlerimize tam olarak inanmadıklarını söyler.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hareket etme özelliğine sahip her canlı dabbedir (Müfredat). Allah bunları göklere ve yere yerleştirmiştir (Şura 42/29). Ömrünü tamamlamış birinin, öldüğü yerde karşısına çıkıp konuşan canlı, onun için görevlendirilmiş ölüm meleğidir (Secde 32/11). O melek bu sözü, hayatını yanlışlar içinde geçirmiş olanlara söyleyince onlar tam bir teslimiyet gösterir ve «biz kötü bir şey yapmadık ki ki!»derler (Nahl 16/28). Ölüm meleğinin yanındaki melekler (En'am 6/61) onların yüzlerine ve sırtlarına vurup (Muhammed 47/25-28) şöyle derler: 'Çıkarın ruhlarınızı!' Bugün, Allah'a karşı gerçek dışı şeyler söylemiş olmanız ve büyüklük taslayarak ayetlerinden uzaklaşmanız sebebiyle alçaltıcı bir azap ile karşılanacaksınız" (En'am 6/93). Kendilerini düzeltmeleri için ek süre isterler ama verilmez (Müminun 23/99-100). Günahkar olarak ölen Müminler de ek süre isterler. Onların istekleri de kabul edilmez (Münafikun 63/10). Melekler, hayatını Allah'ın istediği gibi geçirmiş olanlara, selam ve mutluluk haberleri ile gelirler (Nahl 16/32, Fussilet 41/30-31). Gelenekte bu ayetteki canlıya dabbet'ul-ard denir ve kıyamet alametlerinden sayılır. Kıyamet alametleri, kıyametin işaretleridir. Onlar, tabiatta her zaman vardır (Muhammed 47/18) Herkes bu konuda kendine göre bir gözlem yapar (Hac 22/5-7, Zuhruf 43/11, Kaf 50/6-11). Kıyamet, ansızın gelecektir. Onun vakti kimseye bildirilmediği için (A'raf 7/187) bir alameti olamaz. Kıyamet alametleri denen şeylerin sağlam bir dayanağı yoktur. Dolayısıyla bu ayetin de kıyamet ile bir ilgisi yoktur. Kıyamet ile ilgili olan ayetler, bu ayetin devamında yer alan ayetlerdir (Neml 27/83-85).

    Ayet detayı — Neml suresi, 82. ayet

  2. Neml suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 83. ayet. وَيَوْمَ نَحْشُرُ مِن كُلِّ أُمَّةٍ فَوْجًا مِّمَّن يُكَذِّبُ بِـَٔايَٰتِنَا فَهُمْ يُوزَعُونَ

    veyevme naḥşüru min külli ümmetin fevcem mimmey yükeẕẕibü biâyâtinâ fehüm yûza`ûn.

    Ayet detayı — Neml suresi, 83. ayet

  3. Neml suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 84. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءُو قَالَ أَكَذَّبْتُم بِـَٔايَٰتِى وَلَمْ تُحِيطُوا۟ بِهَا عِلْمًا أَمَّاذَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    ḥattâ iẕâ câû ḳâle ekeẕẕebtüm biâyâtî velem tüḥîṭû bihâ `ilmen emmâẕâ küntüm ta`melûn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Hesap verme yerine) Geldiklerinde Allah şöyle der: "Tam bir bilgi sahibi olmadan ayetlerim karşısında yalana mı sarıldınız dipnot 1 ? Yoksa yaptığınız neydi?"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Neml suresi, 84. ayet

  4. Neml suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 85. ayet. وَوَقَعَ ٱلْقَوْلُ عَلَيْهِم بِمَا ظَلَمُوا۟ فَهُمْ لَا يَنطِقُونَ

    veveḳa`a-lḳavlü `aleyhim bimâ żalemû fehüm lâ yenṭiḳûn.

    Ayet detayı — Neml suresi, 85. ayet

  5. Neml suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 86. ayet. أَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّا جَعَلْنَا ٱلَّيْلَ لِيَسْكُنُوا۟ فِيهِ وَٱلنَّهَارَ مُبْصِرًا إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

    elem yerav ennâ ce`alne-lleyle liyeskünû fîhi vennehâra mübṣirâ. inne fî ẕâlike leâyâtil liḳavmiy yü'minûn.

    Ayet detayı — Neml suresi, 86. ayet

  6. Neml suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 87. ayet. وَيَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَفَزِعَ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ إِلَّا مَن شَآءَ ٱللَّهُ وَكُلٌّ أَتَوْهُ دَٰخِرِينَ

    veyevme yünfeḫu fi-ṣṣûri fefezi`a men fi-ssemâvâti vemen fi-l'arḍi illâ men şâe-llâh. veküllün etevhü dâḫirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Sura üfleneceği gün, Allah'ın tercih ettikleri dipnot 1 hariç, göklerde ve yerde kim varsa korkudan kaskatı kesilir, hepsi boynu bükük olarak Allah'ın huzuruna gelir dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şae (شاء ) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Neml suresi, 87. ayet

  7. Neml suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 88. ayet. وَتَرَى ٱلْجِبَالَ تَحْسَبُهَا جَامِدَةً وَهِىَ تَمُرُّ مَرَّ ٱلسَّحَابِ صُنْعَ ٱللَّهِ ٱلَّذِىٓ أَتْقَنَ كُلَّ شَىْءٍ إِنَّهُۥ خَبِيرٌۢ بِمَا تَفْعَلُونَ

    vetera-lcibâle taḥsebühâ câmidetev vehiye temürru merra-sseḥâb. ṣun`a-llâhi-lleẕî etḳane külle şey'. innehû ḫabîrum bimâ tef`alûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Dağlara bakarsın, onları hareketsiz sanırsın. Halbuki onlar bulutların hareket ettiği gibi hareket ederler. Bu, her şeyi sağlam yapan Allah'ın işidir. O, yaptığınız her şeyin iç yüzünü bilir.

    Ayet detayı — Neml suresi, 88. ayet

  8. Neml suresi, 89. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 89. ayet. مَن جَآءَ بِٱلْحَسَنَةِ فَلَهُۥ خَيْرٌ مِّنْهَا وَهُم مِّن فَزَعٍ يَوْمَئِذٍ ءَامِنُونَ

    men câe bilḥaseneti felehû ḫayrum minhâ. vehüm min feza`iy yevmeiẕin âminûn.

    Ayet detayı — Neml suresi, 89. ayet

  9. Neml suresi, 90. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 90. ayet. وَمَن جَآءَ بِٱلسَّيِّئَةِ فَكُبَّتْ وُجُوهُهُمْ فِى ٱلنَّارِ هَلْ تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    vemen câe bisseyyieti fekübbet vucûhühüm fi-nnâr. hel tüczevne illâ mâ küntüm ta`melûn.

    Ayet detayı — Neml suresi, 90. ayet

  10. Neml suresi, 91. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 91. ayet. إِنَّمَآ أُمِرْتُ أَنْ أَعْبُدَ رَبَّ هَٰذِهِ ٱلْبَلْدَةِ ٱلَّذِى حَرَّمَهَا وَلَهُۥ كُلُّ شَىْءٍ وَأُمِرْتُ أَنْ أَكُونَ مِنَ ٱلْمُسْلِمِينَ

    innemâ ümirtü en a`büde rabbe hâẕihi-lbeldeti-lleẕî ḥarramehâ velehû küllü şey'. veümirtü en ekûne mine-lmüslimîn.

    Ayet detayı — Neml suresi, 91. ayet

  11. Neml suresi, 92. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 92. ayet. وَأَنْ أَتْلُوَا۟ ٱلْقُرْءَانَ فَمَنِ ٱهْتَدَىٰ فَإِنَّمَا يَهْتَدِى لِنَفْسِهِۦ وَمَن ضَلَّ فَقُلْ إِنَّمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلْمُنذِرِينَ

    veen etlüve-lḳur'ân. femeni-htedâ feinnemâ yehtedî linefsih. vemen ḍalle feḳul innemâ ene mine-lmünẕirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir de Kur'an'ı bağlantılarıyla birlikte okumam emredildi dipnot 1 . Kim yola gelirse sadece kendisi için yola gelir. Kim de yoldan çıkarsa ona de ki: "Ben sadece uyarıda bulunanlardanım dipnot 2 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tilavet sözcüğünün kökü olan t-l-v (تلو), "birden çok şeyin, aralarına kendi cinslerinden olmayan bir şey karışmayacak şekilde peş peşe sıralanması" anlamındadır (Müfredat). Buna göre tilavet, birbiriyle bağlantılı ayetleri birlikte okumaktır. (Kehf 18/27, Ankebut 29/45.)
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Neml suresi, 92. ayet

  12. Neml suresi, 93. ayet — tek başına aç

    Neml suresi, 93. ayet. وَقُلِ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ سَيُرِيكُمْ ءَايَٰتِهِۦ فَتَعْرِفُونَهَا وَمَا رَبُّكَ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

    veḳuli-lḥamdü lillâhi seyürîküm âyâtihî feta`rifûnehâ. vemâ rabbüke bigâfilin `ammâ ta`melûn.

    Ayet detayı — Neml suresi, 93. ayet