Hucurât suresi · 11–13. ayetler

Alay, zan ve gıybet; üstünlük takvadadır

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Hucurât suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hucurât suresi, 11. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا يَسْخَرْ قَوْمٌ مِّن قَوْمٍ عَسَىٰٓ أَن يَكُونُوا۟ خَيْرًا مِّنْهُمْ وَلَا نِسَآءٌ مِّن نِّسَآءٍ عَسَىٰٓ أَن يَكُنَّ خَيْرًا مِّنْهُنَّ وَلَا تَلْمِزُوٓا۟ أَنفُسَكُمْ وَلَا تَنَابَزُوا۟ بِٱلْأَلْقَٰبِ بِئْسَ ٱلِٱسْمُ ٱلْفُسُوقُ بَعْدَ ٱلْإِيمَٰنِ وَمَن لَّمْ يَتُبْ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin! Belki onlar (alay edilenler), kendilerinden (alay edenlerden) daha hayırlıdır. Kadınlar da kadınlarla alay etmesin! Belki onlar (alay edilenler), kendilerinden (alay edenlerden) daha hayırlıdır. Kendi kendinizi ayıplamayın; dipnot 1 birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın! İmandan sonra yoldan çıkmak (anlamındaki kelime) ne kötü bir isimdir! Kim tevbe etmezse işte onlar, zalimlerin ta kendileridir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ifade müslümanların birbirlerini kendileri gibi görmeleri gerektiğini öğretmektedir. Bu ayetten birini küçük görmenin aslında kendini küçük görmek anlamına geldiği mesajını çıkarmak mümkündür.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! Hiçbir kişi ve zümre bir diğer kişi ve zümreyi alaya alıp hor görmesin: belki diğerleri berikilerden daha değerli olabilirler. Yine bir kısım kadınlar da diğerlerini (böyle) görmesinler: ötekiler onlardan daha değerli olabilir. Asla birbirinizi itibardan düşürmek için karalamayın ve (kötü) lakaplar takarak yaralamayın: iman ettikten sonra sapıklıkla anmak-anılmak ne berbat bir şey! Ve kim (bu tür davranışlardan) pişmanlık duyup vazgeçmezse, işte zalim olanlar onlardır.

    Muhammed Esed

    Siz ey imana ermiş olanlar! Hiçbir insan (başka) insanları alaya alıp küçümsemesin! Belki o (alay edip küçümsedik)leri kendilerinden daha hayırlı olabilirler ve hiçbir kadın (başka) kadınları (küçümseyip alaya almasın)! Onlar kendilerinden daha hayırlı olabilirler. Ve hiçbiriniz başka birini karalamasın, birbirinizi (yaralayıcı, incitici) lakaplar ile aşağılamayın! (Kişi) iman ettikten sonra ona hiçbir şekilde günah isnad etmeyin ve (bu suçu işleyen, ama sonra) pişmanlık duymayanlar işte gerçek zalimler onlardır!

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler. . . Bir grup diğer bir grup ile alay etmesin! Onlar (alay ettikleri), kendilerinden daha hayırlı olabilirler! Kadınlar da kadınlarla (alay etmesinler)! Olabilir ki onlar kendilerinden daha hayırlıdır! Nefslerinizi (birbirinizi) ayıplamayın ve birbirinize (kötü) lakaplar takmayın! İmandan sonra fusuk (inancın bozulması) ne kötü bir isimlenmedir! Kim tövbe etmediyse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir!

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, bir kavim (bir başka) kavimle alay etmesin, belki kendilerinden daha hayırlıdırlar; kadınlar da kadınlarla (alay etmesin), belki kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi nefislerinizi (kendi kendinizi) yadırgayıp küçük düşürmeyin ve birbirinizi 'olmadık kötü lakablarla' çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir. Kim tevbe etmezse, işte onlar, zalim olanların ta kendileridir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey müminler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın. Belki de onlar, kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fâsıklık ne kötü bir isimdir! Kim de tevbe etmezse işte onlar zalimlerdir.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Bir toplum, diğer bir toplumu küçümsemesin; belki kendilerinden daha iyilerdir. Kadınlar da başka kadınları küçümsemesin; belki kendilerinden daha iyilerdir. Birbirinizi küçük düşürmeyin ve birbirinizi kötü isimlerle çağırmayın. İnandıktan sonra sapkınlıkla isimlendirilmek çok kötüdür. Zaten kim pişmanlık göstermezse; haksızlık yapanlar, işte onlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey iman edenler! Hiçbir topluluk başka bir toplulukla alay etmesin. Olur ki alay edilenler, onlardan daha iyi olabilirler. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler. Alay edilen kadınlar, kendilerinden daha iyi olabilirler. Birbirinizi ayıplamayınız. Birbirinize kötü lakaplar takmayınız. İmandan sonra, fasık diye anılmak ne kötüdür! Kim tövbe etmezse işte onlar zalimlerdir.

    Edip Yüksel

    Ey iman edenler, bir topluluk diğer bir topluluğu aşağılamasın, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları aşağılamasınlar, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi ayıplamayın ve birbirinizi, küçük düşürücü kelimelerle çağırmayın. Gerçeği onayladıktan sonra yoldan çıkmak ne kötü bir isimdir/niteliktir. Kim tövbe etmezse onlar zalimlerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ey inananlar, bir topluluk diğer bir topluluk ile alay etmesin, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınlarla alay etmesinler, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi ayıplamayın ve birbirinizi, küçük düşürücü kelimelerle çağırmayın. İnançtan sonra yoldan çıkmak ne kötü bir isimdir. Kim tevbe etmezse onlar zalimlerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler! Bir topluluk bir toplulukla alay etmesin; belki de onlar kendilerinden daha hayırlı olurlar; bir takım kadınlar da diğer kadınlarla (alay etmesin), belki onlardan daha hayırlı olurlar. Bir de kendi kendinizi ayıplamayın ve kötü lakaplarla atışmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü isimdir! Her kim de tevbe etmezse, işte onlar kendilerine zulmedenlerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iyman edenler! Alay etmesin bir kavm bir kavm ile belki kendilerinden daha hayırlı olurlar, ne de bir takım kadınlar diğer kadınlarla, belki onlardan daha hayırlı olurlar, hem kendilerinizi ayıblamayın ve kötü lakablarla atışmayın, iymandan sonra fasıklık ne kötü isimdir, her kim de tevbe etmezse artık onlar kendilerine zulmedenlerdir.

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler! Bir halk başka bir halkla alay etmesin. Belki alay edilenler, alay edenlerden daha hayırlıdırlar. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler. Belki alay edilen kadınlar, alay edenlerden daha iyidirler. Birbirinizde kusur aramayın. Birbirinize kötü lakaplar takmayın. İmandan sonra fasık olarak nitelendirilmek ne kötüdür. Kim tevbe etmezse dipnot 1 işte onlar zalimdirler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaptıklarından vazgeçmezse.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey iman edenler! Bir halk başka bir halkla alay etmesin. Belki alay edilenler, alay edenlerden daha hayırlıdırlar. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler. Belki alay edilen kadınlar, alay edenlerden daha iyidirler. Birbirinizde kusur aramayın. Birbirinize kötü lakaplar takmayın. İmandan sonra fasık olarak nitelendirilmek ne kötüdür. Kim tevbe etmezse dipnot 1 işte onlar zalimdirler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaptıklarından vazgeçmezse.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey inananlar! Bir topluluk başka bir toplulukla alay etmesin. Belki alay edilenler, alay edenlerden daha iyidirler. Aynı şekilde, kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler. Belki alay edilen kadınlar, alay edenlerden daha iyidirler. Birbirinizi ayıplamayın. Birbirinize kötü lakaplar takmayın. İmandan sonra fasık dipnot 1 olarak nitelendirilmek ne kötüdür. Kim tövbe etmezse dipnot 2 işte onlar zalimdirler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Doğru yoldan sapan. Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkan. İyi, doğru, temiz ve güzel şeylerden uzak kalan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yaptıklarından vaz geçmezse.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, bir kavim (bir başka) kavimle alay etmesin, belki kendilerinden daha hayırlıdırlar; kadınlar da kadınlarla (alay etmesin), belki kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi nefslerinizi yadırgayıp küçük düşürmeyin ve birbirinizi 'olmadık kötü lakablarla' çağırmayın. İnançtan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir. Kim tevbe etmezse, işte onlar zalim olanların ta kendileridir.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, bir kavm diğer bir kavm ile alay etmesin. Olurki (alay edilenler Allah indinde) kendilerinden (ya'ni alay edenlerden) daha hayırlıdır. Kadınlar da kadınları (eğlenceye almasın). Olurki onlar (eğlenceye alınanlar) kendilerinden daha hayırlıdır. (Kendi) kendinizi ayıblamayın. Birbirinizi kötü lakablarla çağırmayın. İmandan sonra faasıklık ne kötü addır! Kim (Allahın yasak etdiği şeylerden) tevbe etmezse onlar zaalimlerin ta kendileridir.

    İbni Kesir

    Ey iman etmiş olanlar; bir topluluk diğer topluluk ile alay etmesin. Belki de onlar, kendilerinden daha hayırlıdır. Kadınlar da kadınlarla. Belki onlar kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi kendinizi ayıplamayın ve birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü addır. Kim de tevbe etmezse; işte onlar zalimlerin kendileridir.

    Mehmet Alagaş

    (11-12) Ey iman edenler, bir kavim bir kavimle alay etmesin, belki onlardan daha iyi / daha hayırlı olabilirler. Kadınlar da kadınlarla alay etmesin, belki o kadınlar onlardan daha iyi olabilirler , b irbirinizi ayıplamayın, birbirinize lakaplar takmayın, İmandan sonra yoldan çıkmış olarak isimlendirilmek ne kötüdür. Her kim vazgeçmez ise, işte onlar, zalimlerdir. Ey iman edenler, sanmaktan / zannetmekten kaçının çünkü zannın bazısı günahtır ve de gizli yönlerini aramayın / araştırmayın. (Casusluk yapmayın) birbirinizin arkasından konuşmayın / gıybetini yapmayın , sizden biri ölmüş kardeşinin etini yemeyi sever mi? Onu yapmaktan tiksindiniz , Allah’tan sakının, muhakkak ki Allah, vazgeçişleri kabul edendir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey iman edenler! Bir topluluk, diğer bir toplulukla alay etmesin. Belki de onlar (alay edilenler), alay edenlerden daha hayırlıdır. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesin. Belki de onlar, bunlardan daha hayırlıdır. Kendi kendinizi ayıplamayın ve birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir! Kim tevbe etmezse, işte zalimler onlardır.

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, bir topluluk, başka bir toplulukla alay etmesin. Belki (alay ettikleri kimseler), kendilerinden iyidirler. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler. Belki onlar, kendilerinden iyidirler. Birbirinizde kusur aramayın; birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İnandıktan sonra fısk adı, ne kötü bir şeydir! Kim tevbe etmezse, işte onlar, zalimdirler.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Hiçbir topluluk başka bir topluluğu alaya almasın; belki onlar, kendilerinden daha iyi olabilir. Kadınlar da başka kadınları alaya almasınlar; belki onlar kendilerinden daha iyi olabilir. Birbirinizi ayıplamayın. Birbirinize kötü lakaplar takmayın. İnanıp güvendikten sonra adınızın fasığa çıkması ne kötüdür dipnot 1 ! Kim ki tövbe etmez /dönüş yapmazsa işte böyleleri yanlış yapan kimselerdir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler! Bir topluluk diğer topluluğu hafife almasın; hafife alınanlar daha iyi olabilirler. Kadınlar da başka kadınları hafife almasınlar; onlar daha iyi olabilirler. Birbirinizin kusurunu aramayın. Birbirinize kötü lakap takmayın. İnanmış bir kişiyi sapıklıkla nitelemek ne kötüdür! Dönüş yapmayanlar (tevbe etmeyenler) yanlış yapmış olurlar.

    Şaban Britch

    Ey iman edenler! Bir topluluk, diğer bir toplulukla alay etmesin. Alay edilenlerin, alay edenlerden daha hayırlı olabilir. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesin. Belki de onlar, bunlardan daha hayırlıdır. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir! Kim tevbe etmezse, işte zalimler onlardır.

    Şaban Piriş

    -Ey iman edenler! Bir topluluk, diğer bir toplulukla alay etmesin. Alay edilenlerin, alay edenlerden daha hayırlı olması mümkündür. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesin. Belki de onlar, bunlardan daha hayırlıdır. Birbirinizde ayıplar aramayın. Birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İman ettikten sonra fasık adını almak ne kötüdür. Kim tevbe etmezse, işte onlar, zalimler onlardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey inananlar! Bir topluluk başka bir toplulukla alay etmesin! Olabilir ki, alay ettikleri topluluk kendilerinden hayırlıdır. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler. Alay ettikleri, kendilerinden hayırlı olabilir. Öz benliklerinizi ayıplamayın/kendi nefislerinizde ayıplar aramayın; birbinize lakaplar yakıştırmayın. İmandan sonra sapıklıkla adlanmak ne kötü şeydir! Kim ki tövbe etmez, işte böyleleri zalimlerdir.

  2. Hucurât suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hucurât suresi, 12. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱجْتَنِبُوا۟ كَثِيرًا مِّنَ ٱلظَّنِّ إِنَّ بَعْضَ ٱلظَّنِّ إِثْمٌ وَلَا تَجَسَّسُوا۟ وَلَا يَغْتَب بَّعْضُكُم بَعْضًا أَيُحِبُّ أَحَدُكُمْ أَن يَأْكُلَ لَحْمَ أَخِيهِ مَيْتًا فَكَرِهْتُمُوهُ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ إِنَّ ٱللَّهَ تَوَّابٌ رَّحِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Zandan dipnot 1 çok kaçının! dipnot 2 Şüphesiz ki zannın bir kısmı günahtır. dipnot 3 Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin! Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Bundan tiksindiniz (değil mi?). Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun! Şüphesiz ki Allah tevbeyi çok kabul edendir, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Zann], sağlam bilgiye dayanmayan düşüncedir. [Gıybet], bir kişinin yüzüne söylenemeyecek bir sözü arkasından söylemektir. [Tecessüs] ise bir kişinin gizlide kalması gereken hâllerini ortaya çıkarma çabasıdır ki bütün bunlar Yüce Allah tarafından şiddetle yasaklanmaktadır. Çünkü bu üç konu müslümanların toplumsal hayatında uzak durmaları gereken en önemli noktaları içermektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu cümlenin, "Ey iman edenler! zannın çoğundan kaçının!" şeklinde tercüme edilmesi sorunludur.
    3. metne dön, dipnot 3
      Burada zannın günah (haram) olmayan kısmının bulunduğuna işaret edilir ki bu da başkalarıyla değil, kişinin kendisiyle ilgili bazı konulara dair düşünceleridir.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! (Birbiriniz hakkında kötü) zandan şiddetle kaçının! Unutmayın ki zannın bir kısmı ağır bir vebaldir! Birbirinizin gizli saklısını da asla araştırmayın ve birbirinizin gıybetini etmeyin! İçinizde ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanan biri var mı? Bakın, tiksindiniz işte! Sözün özü: Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincine varın! Kuşkusuz Allah tevbeleri kabul eden sınırsız bir rahmet kaynağıdır.

    Muhammed Esed

    Siz ey imana ermiş olanlar! (Birbiriniz hakkında) yersiz zanda bulunmaktan kaçının; çünkü (bu şekildeki) zannın bir kısmı (da) günahtır; birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın ve arkanızdan birbirinizi çekiştirmeye kalkışmayın. Aranızdan, hiç ölmüş kardeşinin etini yemek isteyen kimse çıkar mı? Hayır, siz ondan iğrenirsiniz. Ve Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun. Şüphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir, rahmet kaynağıdır.

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler! Zannın çoğundan (doğruluğundan emin olmadığınız konuda fikir yürütmekten) kaçının! Muhakkak ki bazı zanlar suçtur (şirk veya şirke yola açar)! Tecessüs etmeyin (merakla başkalarının özel yaşantısını araştırmayın)! Kiminiz de kiminizin gıybetini yapmasın! Biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? Bundan tiksindiniz! Allah'tan korunun! Muhakkak ki Allah Tevvab'dır, Rahıym'dir.

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, zandan çok kaçının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. Tecessüs etmeyin (birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın). Kiminiz kiminizin gıybetini yapmasın (arkasından çekiştirmesin.) Sizden biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte, bundan tiksindiniz. Allah'tan korkup sakının. Şüphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir, çok esirgeyendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Sanıdan çok sakının. Aslında, sanının birazı bile suçtur. Ayrıca, bir bölümünüz, diğerlerinizin gizli yönlerini araştırmasın ve arkasından çekiştirmesin. Ölmüş kardeşinin etini hiçbiriniz yemek ister mi? İşte, bundan iğrendiniz. Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın. Kuşkusuz, Allah, Pişmanlıkları Kabul Edendir; Merhametlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey iman edenler! Zandan çok sakınınız. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin ayıplarını araştırmayınız. Birbirinizin arkasından gıybet etmeyiniz. Sizden biri, ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bakın, bundan tiksindiniz. Allah'a saygı duyunuz. Şüphesiz Allah tövbeleri kabul edendir; merhamet sahibidir.

    Edip Yüksel

    Ey iman edenler, zandan çokça sakının, çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin gizli şeylerini araştırmayın ve birbirinizi arkadan çekiştirmeyin. Ölü kardeşinizin etini yemekten hoşlanır mısınız? Elbette ondan iğrenirsiniz. ALLAH'ı dinleyin. ALLAH tövbeleri kabul edendir, Rahimdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ey inananlar, zandan tümüyle sakının, çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin gizli şeylerini araştırmayın ve birbirinizi arkadan çekiştirmeyin. Ölü kardeşinizin etini yemekten hoşlanır mısınız? Elbette ondan iğrenirsiniz. ALLAH'ı dinleyin. ALLAH tevbeleri kabul edendir, Rahimdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan çekinin, çünkü zannın bazısı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın, kiminiz kiminizi arkasından çekiştirmesin! Sizden biriniz kardeşinin ölü halindeki etini yemek ister mi hiç? Demek tiksindiniz! O halde Allah'tan korkun, çünkü Allah, tevbeyi çok kabul edendir. Çok bağışlayıcıdır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iyman edenler! Zannın bir çoğundan çekinin çünkü zannın ba'zısı vebaldir, tecessüs de etmeyin, ba'zınız ba'zınızı gıybet de etmesin, hiç arzu eder mi ki biriniz kardeşinin ölü halinde etini yesin? Demek tiksindiniz! O halde Allaha korunun, çünkü Allah tevvabdır, rahimdir

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler! Zannın dipnot 1 birçoğundan sakının. Kuşkusuz bazı zanlar günahtır. Birbirinizin kusurlarını araştırmayın. Bir kısmınız, bir kısmınızın gıybetini dipnot 2 yapmasın. Hiç sizden biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Elbette ondan tiksinirsiniz. Öyleyse Allah için takva sahibi olun. Kuşkusuz Allah, Tevbeleri Kabul Eden'dir, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vahiy dışı bilgi. Arapça'da zann kelimesi tahmin, sanı anlamında değil; kesin bilgi, doğru sonuç anlamında kullanılmaktadır. Kur'an, bu kelimeyi: Bilgisizlikten kaynaklanan şekk, kuşku, sanı anlamı ile ve kesin bilgi anlamı ile olmak üzere olumlu ve olumsuz iki anlamda da kullanmaktadır. Ayet, övgüden söz ediyorsa zann; "kesin bilgi/yakin" anlamında, yergiden söz ediyorsa "sanı" anlamındadır. Ayrıca kelimeden sonraki edatlar "inne" ve "enne" edatlarıysa zann kelimesi "kesinlik" ifade etmektedir; şayet "in", "en" edatları geliyorsa, zann kelimesi "sanı" anlamında anlaşılmalıdır. Ancak Kur'an, kendi bilgisi ile kıyasladığında kendi dışındaki bilgilerin tamamını bilgi değeri açısından kendi bilgisi yanında zann düzeyinde görmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Gıybetten kasıt, "dedi kodu yapmak, bir kimsenin arkasından konuşmak değildir. Gıybet, "gaybe" ait bir konuda, yani bir kimsenin bilmediği bir konuda yargıda bulunması, biliyormuş gibi konuşmasıdır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey inananlar! Zannın dipnot 1 birçoğundan sakının. Kuşkusuz bazı zanlar günahtır. Birbirinizin kusurlarını araştırmayın. Bir kısmınız, bir kısmınızın gıybetini dipnot 2 yapmasın. Hiç sizden biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Elbette ondan tiksinirsiniz. Öyleyse Allah'a için takva dipnot 3 sahibi olun. Kuşkusuz Allah, Tevbeleri Kabul Eden'dir, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vahiy dışı bilgi. Zann sözcüğü Cahiliye'de tahmin, sanı anlamında değil; kesin bilgi, doğru sonuç anlamında kullanılmaktadır. Kur'an, bu sözcüğü: Bilgisizlikten kaynaklanan şekk, kuşku, sanı anlamı ile ve "yakin"e dayanan kesin bilgi anlamı ile olmak üzere olumlu ve olumsuz iki anlamda da kullanmaktadır. Ayet, övgüden söz ediyorsa zann; "kesin bilgi/yakin" anlamında, yergiden söz ediyorsa "sanı" anlamındadır. Ayrıca sözcükten sonraki edatlar "inne" ve "enne" edatlarıysa zann sözcüğü "kesinlik" ifade etmektedir; şayet "in", "en" edatları geliyorsa, zann sözcüğü "sanı" anlamında anlaşılmalıdır. Ancak Kur'an, kendi hakikati ile kıyasladığında kendi dışındaki bilgilerin tamamını bilgi değeri olarak kendi bilgisi yanında zann olarak görmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Gıybetten kasıt, "dedi kodu yapmak, bir kimsenin arkasından konuşmak değildir. Gıybet, "gaybe" ait bir konuda, yani bir kimsenin bilmediği bir konuda yargıda bulunması, biliyormuş gibi konuşmasıdır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Takva, Vahiy ile kötülükten korunmak, Allah'ın buyruklarına samimiyetle uymak demektir. Kişinin vahye içtenlikle uyarak kendisini kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı koruması ve güvene almasıdır. Takva, sözcük olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey inananlar! Zannın birçoğundan sakının. Kuşkusuz bazı zanlar günahtır. Birbirinizin kusurlarını araştırmayın. Bir kısmınız, bir kısmınızın gıybetini yapmasın. Hiç sizden biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Elbette ondan tiksinirsiniz. Öyleyse Allah'a karşı takva dipnot 1 sahibi olun. Kuşkusuz Allah, Tövbeleri Kabul Eden'dir, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Korunma; Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye almak.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, zandan çok kaçının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. Tecessüs etmeyin (birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın). Kiminiz kiminizin gıybetini yapmasın (arkasından çekiştirmesin). Sizden biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte, bundan tiksindiniz. Tanrı'dan korkup sakının. Şüphesiz Tanrı tevbeleri kabul edendir, çok esirgeyendir.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, zannın bir çoğundan kaçının. Çünkü ba'zı zan (vardır ki) günahdır. Birbirinizin kusurunu araşdırmayın. Kiminiz de kiminizi arkasından çekişdirmesin. Sizden her hangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekden hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allahdan korkun. Çünkü Allah tevbeleri kabul edendir, çok esirgeyicidir.

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; zannın bir çoğundan kaçının. Çünkü bazı zan günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın, kiminiz kiminizi arkasından çekiştirmesin. Hangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır? Bundan tiksindiniz değil mi? Allah'tan korkun, şüphesiz ki Allah; Tevvab'dır, Rahim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (11-12) Ey iman edenler, bir kavim bir kavimle alay etmesin, belki onlardan daha iyi / daha hayırlı olabilirler. Kadınlar da kadınlarla alay etmesin, belki o kadınlar onlardan daha iyi olabilirler , b irbirinizi ayıplamayın, birbirinize lakaplar takmayın, İmandan sonra yoldan çıkmış olarak isimlendirilmek ne kötüdür. Her kim vazgeçmez ise, işte onlar, zalimlerdir. Ey iman edenler, sanmaktan / zannetmekten kaçının çünkü zannın bazısı günahtır ve de gizli yönlerini aramayın / araştırmayın. (Casusluk yapmayın) birbirinizin arkasından konuşmayın / gıybetini yapmayın , sizden biri ölmüş kardeşinin etini yemeyi sever mi? Onu yapmaktan tiksindiniz , Allah’tan sakının, muhakkak ki Allah, vazgeçişleri kabul edendir, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin gizlisini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? Bundan tiksindiniz değil mi? Allah’tan sakının. Kuşkusuz Allah, tevbeleri çokça kabul edendir, çokça merhamet edendir.

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, zandan çok sakının. Zira zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin gizli şeylerini araştırmayın; biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemeği sever mi? İşte bundan iğrendiniz. O halde Allah'tan korkun, şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul eden, çok esirgeyendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler, zannın birçoğundan kaçının dipnot 1 ; çünkü bazı zanlar günahtır dipnot 2 . Kimsenin gizli hallerini araştırmayın. Biriniz diğerinizin gıybetini yapmasın dipnot 3 . Sizden biri, ölü kardeşinin etini yemek ister mi? Tabii bundan tiksindiniz. Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının. Şüphesiz Allah tövbeleri /dönüşleri kabul eder, ikramı boldur.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arapçada zann (ظنّ) hem "kesin bilgi" (Bakara 2/46, Hakka 69/20) hem de "varsayım" (Bakara 2/78, En'am 6/116, Yunus 10/36, 60, 66, Necm 53/28) anlamına gelir. Varsayımların oranı kesin bilgiden çok fazla olacağı için, "zannın birçoğu" ifadesi bilgiye dayalı olmayan zannı yani varsayımları ifade eder.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Günah" olarak tercüme edilen "ism (إثم)", kişiyi sevaptan yani iyiliklerden uzaklaştıran davranış anlamındadır (Müfredat). Allah, 'ism' olarak tanımladığı her davranışı, haram saymıştır (A'raf 7/33).
    3. metne dön, dipnot 3
      Gıybet, "Bir kimsenin arkasından aleyhinde konuşma, duyacağı zaman üzüleceği bir sözü söyleme, çekiştirme, koğuculuk" anlamlarına gelir. Bir hadis şöyledir: "Resulullah (sav), 'Gıybet nedir biliyor musunuz?' diye sordu. Sahabe, 'Allah ve Resulü daha iyi bilir!' karşılığını verdiler. Resulullah, 'Kardeşini hoşlanmadığı bir şey ile anmandır.' buyurdu. 'Ya kardeşimde o söylediğim durum varsa ne dersin?' diye sorulunca Resulullah, 'Söylediğin şey eğer onda varsa gıybet etmişsindir. Şayet yoksa ona iftira etmiş olursun.' buyurdu." (Müslim, Birr 70; Ebu Davud, Edeb 40; Tirmizi, Birr 23). Ama haksızlık yapan kişiyi ilgili mercilere şikayet etmek, kötülüğe engel olma çabasında destek aramak, fetva sormak, insanları kötülüklerden ve zararlardan korumak, zulüm, haksızlık, fesatçılık, ahlaksızlık gibi tutum ve davranışları hayat tarzı haline getirmiş kimseleri kınamak maksadıyla bunların aleyhinde konuşmak gıybet kapsamına girmez (Nisa 4/114, 148, Mücadele 58/9-10).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler! Varsayımların (zanların dipnot 1 ) çoğundan kaçının. Bazı varsayımlar kişiyi doğrulardan uzaklaştırır dipnot 2 . Kimsede kusur aramayın; birbirinizi arkadan çekiştirmeyin dipnot 3 . Hanginiz ölü kardeşinizin etini yemek ister ki! Bundan tiksinirsiniz. Allah'tan çekinin; Allah dönüşleri (tevbeleri) kabul eder, ikramı boldur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Arapçada zann = ظنّ hem "kesin bilgi" hem de "varsayım" anlamına gelir. Varsayımların oranı kesin bilgiden çok fazla olacağı için, "zannın çoğu" ifadesi bilgiye dayalı olmayan zannı, yani varsayımları ifade eder."
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayetteki  إِثْمَ =ism, kişiyi sevaptan yani iyiliklerden ve doğal yapısından uzaklaştıran davranış anlamındadır. (Müfredat).
    3. metne dön, dipnot 3
      Arkadan çekiştirmeyen olarak çevirdiğimiz kısım "وَلَا يَغْتَب (ve la yagteb)"tir. "Gıybet etmeyiniz", "Yokluğunda çekiştirmeyiniz" manasına gelir. Ayetin başında varsayım(zan,sanı) ayrıca yasaklandığından, bu kısımda yasaklanan şeyin, varsayım olmamasına(gerçek olmasına) rağmen kişinin yokluğunda, kötü hal ve davranışları hakkında konuşmak, olduğu anlaşılmaktadır. Yani ister gerçek ister varsayım olsun kişinin arkasından konuşmak yasaklanmıştır.

    Şaban Britch

    Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin gizlisini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? Bundan tiksindiniz değil mi? Allah’tan sakının, kuşkusuz Allah, tevbeleri çokça kabul edendir, çokça merhamet edendir.

    Şaban Piriş

    -Ey iman edenler! Aşırı şüpheden kaçının, çünkü bir kısım şüphe günahtır. Birbirinizin gizlisini araştırmayın. Birbirinizi çekiştirmeyin. Biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? Bundan tiksindiniz değil mi? Allah'tan korkun, kuşkusuz Allah, tevbeleri kabul eden ve merhamet edendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman edenler! Zandan çok sakının! Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Sinsi casuslar gibi ayıp aramayın! Gıybet ederek biriniz ötekini arkasından çekiştirmesin! Sizden biri, ölmüş kardeşinin etini yemek ister mi? Bakın bundan iğrendiniz. Allah'tan sakının! Hiç kuşkusuz, Allah tövbeleri çok kabul eden, rahmeti sonsuz olandır.

  3. Hucurât suresi, 13. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hucurât suresi, 13. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَٰكُم مِّن ذَكَرٍ وَأُنثَىٰ وَجَعَلْنَٰكُمْ شُعُوبًا وَقَبَآئِلَ لِتَعَارَفُوٓا۟ إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِندَ ٱللَّهِ أَتْقَىٰكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌ

    Diyanet İşleri

    Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.

    Mehmet Okuyan

    Ey insanlar! Şüphesiz ki biz sizi bir erkekle bir dişi (hücre türün)den yarattık. dipnot 1 Birbirinizle tanışmanız için sizi toplumlara ve kabilelere ayırdık. Şüphesiz ki Allah katında en değerli olanınız, en çok takvâlı (duyarlı) olanınızdır. dipnot 2 Şüphesiz ki Allah bilendir, haberdardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Nisâ 4:1, Rûm 30:20, Fâtır 35:11 ve Nebe' 78:8. ayetlerle birlikte okunmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Allah sizin suretlerinize ve cesetlerinize bakmaz; fakat kalplerinize ve niyetlerinize bakar" rivayetinde de buna işaret edilmektedir (Müslim, Birr, 32, 34).

    Mustafa İslamoğlu

    Ey insanlık! Elbet sizi bir erkekle bir dişiden yaratan Biziz; derken sizi kavimler ve kabileler haline getirdik ki tanışabilesiniz. Elbet Allah katında en üstününüz, O'na karşı sorumluluk bilinci en güçlü olanınızdır; şüphe yok ki Allah her şeyi bilir, her şeyden haberdardır.

    Muhammed Esed

    Ey insanlar! Bakın, Biz sizi bir erkek ve bir kadından yarattık ve sizi kavimler ve kabileler haline getirdik ki birbirinizi tanıyabilesiniz. Şüphesiz, Allah katında en üstün olanınız, O'na karşı derin bir sorumluluk bilincine sahip olanınızdır. Allah her şeyi bilendir, her şeyden haberdar olandır.

    Ahmed Hulusi

    Ey insanlar. . . Muhakkak ki biz sizi (hep aynı şekilde) bir erkek ile bir dişiden yarattık (Adem hariç kaydı yok bu bildirimde); tearuf (tanışıp birbirinizden farklı özellikleri, kemalatı elde) edesiniz diye sizi ırklar - türler ve toplumlar olarak oluşturduk. . . Muhakkak ki Allah indinde sizin en ekreminiz (en şerefliniz), sizin en muttaki (hakikate uygun şekilde) yaşayanınızdır! Muhakkak ki Allah Aliym'dir, Habiyr'dir.

    Ali Bulaç

    Ey insanlar, gerçekten, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, O'ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah herşeyi hakkıyla bilendir, her şeyden haberdardır.

    Ali Rıza Safa

    Ey insanlar! Aslında, sizi, bir erkek ve bir kadından yarattık. Ve birbirinizi tanımanız için, soylara ve toplumlara ayırdık. Aslında, Allah'ın katında en değerli olanınız, sorumluluk bilincine erişmiş olandır. Kuşkusuz, Allah, Bilendir; Haberlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkek ve bir kadından yarattık ve birbirinizi tanıyıp kaynaşasınız diye sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Şüphesiz Allah katında en üstün olanınız, Allah'a en çok saygı duyanınızdır. Allah her şeyi bilendir; her şeyden haberdar olandır.

    Edip Yüksel

    Ey halk, sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi ırklara ve boylara ayırdık. ALLAH yanında sizin en değerliniz en erdemli olanınızdır. ALLAH Bilendir, Haberdardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ey halk, sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi ırklara ve boylara ayırdık. ALLAH yanında sizin en değerliniz en erdemli olanınızdır. ALLAH Bilendir, Haberdardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışasınız diye sizi milletlere, kabilelere ayırdık. Haberiniz olsun ki, Allah katında en şerefliniz, en takvalınızdır. Muhakkak ki, Allah, bilendir, herşeyden haberdardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün insanlar! Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık, hem de sizi şaab şaab, kabile kabile yaptık ki tanışasınız, haberiniz olsun ki Allah yanında ekreminiz en takvalınızdır, her halde Allah alimdir, habirdir

    Erhan Aktaş

    Ey insanlar! Sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Birbirinizle tanışmanız dipnot 1 için sizi kabilelere ve sülalelere ayırdık. Allah'ın yanında en kerim dipnot 2 olanınız, en çok takva sahibi olanınızdır. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tanıyıp kaynaşmanız, dayanışma ve yardımlaşma içinde bulunmanız, birbirinize sahip çıkmanız, birbirinize güç vermeniz.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şerefli. İtibarlı. İkram olunan. Allah'ın en çok ikramda bulanacağı kimse.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey insanlar! Sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Birbirinizle tanışmanız dipnot 1 için sizi kabilelere ve sülalelere ayırdık. Allah'ın yanında en kerim dipnot 2 olanınız, en çok takva sahibi olanınızdır. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tanıyıp kaynaşmanız, dayanışma ve yardımlaşma içinde bulunmanız, birbirinize sahip çıkmanız, birbirinize güç vermeniz.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şerefli. İtibarlı. İkram olunan. Allah'ın en çok ikramda bulanacağı kimse.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey insanlar! Sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Birbirinizle tanışmanız dipnot 1 için sizi kabilelere ve sülalelere ayırdık. Allah'ın yanında en kerim dipnot 2 olanınız, en çok takva sahibi olanınızdır. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tanıyıp kaynaşmanız, dayanışma ve yardımlaşma içinde bulunmanız, birbirinize sahip çıkmanız, birbirinize güç vermeniz.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şerefli. İtibarlı. İkram olunan. Allah'ın en çok ikramda bulanacağı kimse.

    Gültekin Onan

    Ey insanlar, gerçekten, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Tanrı katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Tanrı, bilendir, haber alandır.

    Hasan Basri Çantay

    Ey insanlar, hakıykat biz sizi bir erkekle bir dişiden yaratdık. Sizi, (sırf) birbirinizle tanışmanız için büyük büyük cem'iyyetiere, küçük küçük kabilelere ayırdık. Şübhesiz ki sizin Allah nezdinde en şerefliniz takvaca en ileride olanınızdır. Hakıykaten Allah her şey'i bilen, her şeyden haberdar olandır.

    İbni Kesir

    Ey insanlar; doğrusu Biz, sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışasınız diye sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Gerçekten Allah katında en değerliniz; O'ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz ki Allah; Alim'dir, Habir'dir.

    Mehmet Alagaş

    (13) Ey insanlar, Muhakkak ki biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık , sizi, tanımanız / maruf olmanız amacıyla şubeler / ayrık halklar ve ayrık boylar / kabileler şeklinde yaptık, Allah’ın yanında en çok ikram edilen kişi sizin en çok sakınanızdır / en takvalınızdır, muhakkak ki Allah bilendir, haberi olandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey insanlar! Biz, sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Sizi tanışasınız diye kollara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerliniz, ondan en çok sakınanınız/takvalı olanınızdır. Şüphesiz Allah; Alim'dir, her şeyden haberdardır.

    Süleyman Ateş

    Ey insanlar, biz sizi bir erkek ve bir kadından yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah yanında en üstün olanınız, (günahlardan) en çok korunanınızdır. Allah bilendir, haber alandır.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey insanlar! Sizi bir erkekle bir dişiden yarattık dipnot 1 . Birbirinizi tanıyasınız diye milletlere ve boylara ayırdık dipnot 2 . Allah katında en değerli olanınız, yanlış yapmaktan en çok sakınanınızdır dipnot 3 . Allah daima bilen, her şeyin iç yüzünden haberdar olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Her insan, Adem aleyhisselamın soyundandır ve aynı derecede saygındır (İsra 17/70). Kimsenin kimseye soy üstünlüğü yoktur. Nebimiz şöyle demiştir: "Ey insanlar! Dikkat edin, Rabbiniz birdir, babanız birdir. Arap'ın Acem'e (Arap olmayana), Acem'in Arap'a; beyaz tenlinin siyaha, siyah tenlinin beyaza bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir." (Ahmed b. Hanbel 5/411). Ayrıca bkz: Sebe 34/37, Leyl 92/17-21.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey insanlar! Sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Birbirinizi tanıyasınız diye oymaklara ve boylara dipnot 1 ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, Allah'tan en çok çekinenizdir. Her şeyin iç yüzünü bilen Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      kabilelere, ırklara

    Şaban Britch

    Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Sizi tanışasınız diye kollara ve kabilelere ayırdık. Allah, katında en değerliniz ondan en çok sakınanınız/takvalı olanınızdır. Şüphesiz Allah, Alim'dir, her şeyden haberdardır.

    Şaban Piriş

    -Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Sizi tanışasınız diye kollara ve kabilelere ayırdık. Allah, katında en şerefliniz, ondan en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah, alimdir, haberdardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey insanlar! Biz sizi, bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve örfler yoluyla tanışıp kaynaşasınız diye sizi milletlere, boylara ayırdık. Hiç kuşkusuz, Allah katında en seçkininiz, sakınılması gereken şeylerden en çok sakınanınızdır. Allah her şeyi bilir, her şeyden haberdardır.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.