Diyanet İşleri
(82-83) (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir.
Hûd suresi
Hûd suresi, 83. ayet. مُّسَوَّمَةً عِندَ رَبِّكَ وَمَا هِىَ مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ بِبَعِيدٍ
müsevvemeten `inde rabbik. vemâ hiye mine-żżâlimîne bibe`îd.
(82-83) (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Lût Hûd 77–83 3
(Lut da:) "Keşke size karşı (koyacak) bir gücüm olsaydı, ya da sağlam bir desteğe dayanabilseydim" dedi.
Konukları şöyle dedi: "Ey Lut! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla ulaşamayacaklar. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. İçinizden kimse ardına bakmasın. Ancak karın müstesna. (Onu bırak.) Çünkü onların (kavminin) başına gelecek olan azap, onun başına da gelecektir. Onların azabla buluşma zamanı sabahtır. Sabah yakın değil midir?!"
(82-83) (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir.
Medyen halkına da kardeşleri Şu'ayb'ı peygamber gönderdik. O, şöyle dedi: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka hiçbir ilahınız yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın. Ben sizi bolluk içinde görüyorum. Ben sizin adınıza kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum."
"Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. İnsanların eşyalarını (mallarını ve haklarını) eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."
"Eğer inanan kimselerseniz Allah'ın bıraktığı helal kazanç sizin için daha hayırlıdır. Ben sizin başınızda bir bekçi değilim."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
83. “(Bu taşlar) Rabbinin katında işaretliydi.” Bu taşlar üzerinde ilâhi azap ve gazabın alâmetleri vardı. “Bu (taşlar)” Lût kavminin yaptıklarına benzer işler yapan “zalimlerden uzak değildir.” Öyleyse kullar, onlara isabet edenlerin kendilerine de isabet etmemesi için onların yaptıklarını yapmaktan sakınmalıdırlar.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Bu taşlar, Allah tarafından özel bir işaret ile işaretlenmiş olan taşlardır. Bu taşlar, Kureyş'ten ve diğerlerinden olan zalimlerden uzak değildir. Aksine bu, onlara yakındır ve Allah Teâlâ, onların üzerine ne zaman indirmeyi takdir ederse o zaman iner.
Aynı kök: سوم (15 geçiş)
Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…
Aynı kök: سوم (15 geçiş)
(Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için),…
Aynı kök: سوم (15 geçiş)
Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar…
Aynı kıssa: Hz. Lût
Lut'u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: "Sizden önce alemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?"
Aynı kıssa: Hz. Lût
"Hakikaten siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz."
Aynı kıssa: Hz. Lût
Kavminin cevabı ise sadece, "Çıkarın bunları memleketinizden! Güya onlar kendilerini fazla temiz tutan insanlar!.." demek oldu.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(82, 83) (Azap) emrimiz gelince, oranın üstünü altına getirmiş ve üzerlerine Rabbin katında işaretlenerek dipnot 1 (balçıktan) pişirilip istif edilmiş taşlar yağdırmıştık. Onlar (işaretli taşlar), zalimlerden uzak değildir.
Rabbin tarafından hedefi belirlenmiş (taşlar)... O taşlar ki, zalimlerin başlarından hiç de uzak değildi.
O taşlar ki, (günaha gömülüp gitmiş böyle toplumları tepelemek için) Rabbinin katında hazırlanmış, işaretlenmiştir. O taşlar ki, zalimlerin başından hiç eksik olmaz!
Rabbinin indinde işaretlenmiş (taşlar). . . Bunlar zalimlerden uzak değildir.
Rabbinin katında 'belli bir biçime sokulmuş, damgalanmış' olarak. Bunlar zalimlerden uzak değildir.
(O taşlar:) Rabbin katında işaretlenerek (yağdırılmıştır). Onlar zalimlerden uzak değildir.
Efendinin katında hazırlanmıştı. Bunlar, haksızlık yapanlardan uzak değildir.
O taşlar Rabbin katında işaretlenerek yağdırılmıştır. Onlar zalimlerden uzak değildir.
Zalimleri bulsun diye Efendin tarafından belirlenmiş...
Zalimleri bulsun diye Rabbin tarafından belirlenmiş (taşlar)..
Rabbin katında damgalanmıştı ve bunlar zalimlerden uzak değildir!
Ki rabbının ındinde damgalanmışlar, ve bunlar zalimlerden baid değildir
Bu taşlar, Rabb'inin katında işaretlenmiştir. dipnot 1 Bunlar, zalimlerden uzak değildir.
Bu taşlar, Rabb'inin katında işaretlenmiştir. dipnot 1 Bunlar, zalimlerden uzak değildir.
Bu taşlar, Rabb'inin katında işaretlenmiştir. dipnot 1 Bunlar, zalimlerden uzak değildir.
Rabbinin katında 'belli bir biçime sokulmuş, damgalanmış' olarak. Bunlar zalimlerden uzak değildir.
(82-83) Vaktaki (azab) emrimiz geldi, (o memleketin) üstünü altına getirdik ve tepelerine balçıkdan pişirilmiş, istif edilmiş taşlar yağdırdik ki onlar Rabbinin katında hep damgalanmışlardı. Onlar zaalimlerden uzak değildir.
Ki bu taşlar, Rabbının katında işaretlenmiştir. Bunlar zalimlerden hiç bir zaman uzak olmayacaktır.
(69-83) Kesin olan şu ki, e lçilerimiz İbrahim’e müjdeyle geldi, selam dediler, o da selam dedi , hemencecik kızarmış bir buzağı getirdi, ellerinin ona uzanamadığını görünce onlardan hoşlanmadı ve bir korku hissetti , korkma dediler muhakkak ki biz Lut kavmine gönderildik. (Lut ve İbrahim zamandaş Resuller) Ayakta duran karısı, biz ona İshak’ı ve İshak’ın ardından da Yakub’u / İsrail’i m üjdelediğimizde güldü. (Oğlu ve torunu şimdiden isimleri ile Sare annemize bildirildi.) Vay bana ki, ben, yaşlı bir kadınım / acuzum ve kocamda yaşlı bir adam / şeyh bir adam, kesinlikle bu şaşırılacak / acayip bir şey dedi. Allah’ın işine mi şaşırıyorsunuz? Ev halkı, Allah’ın rahmeti ve bereketi sizin üzerinizedir, Muhakkak ki O övülendir, şanlıdır dediler. İbrahim ise ürküntüsü gittiğinde ve müjde gel ince, bizimle Lut kavmi hakkında mücadele etti. Muhakkak ki İbrahim yumuşak tabiatlı, ah edip inleyen, gönülden yönelip bağlanan biriydi. Ey İbrahim sen bu işe arkanı dön / bu işle ilgilenme, m uhakkak ki O, Rabbi nin kesin bir emirdir, kesinlikle onlara geri çevrilmesi imkânsız / reddedilemeyecek bir azap gelecektir dediler. Elçilerimiz Lut'a geldiklerinde yüzü onlardan sebep sıkıldı, gönlü dara düştü ve bu, zor bir gündür dedi, (haberi duyan) kavmi aceleyle ona geldiler, bundan önce de kötülük yapıyorlardı, Ey Kavmim işte bunlar kızlarım onlar sizler için daha temizdir , Allah’tan sakının beni misafirlerimin yanında üzmeyin, içinizde yetişkin / reşit biri yok mu? dedi, dediler ki sen bilirsin ki bizim kızlarında bir hakkımız yok ve sen bizim dileğimizin / muradımızın ne olduğunu kesinlikle biliyorsun, keşke size karşı bir kuvvetim, yahut sığınabileceğim şiddetli bir dayanağım olsaydı dedi, e y Lut dediler , biz Rabbinin elçileriyiz, onlar asla sana ulaşamazlar / musallat olamazlar, gecenin bir kısmında yakın çevreni / ehlini al ve çıkıp git , karın hariç bir kişi dahi geride bırakma, Ona / karına isabet edecek olan kesinlikle isabet edecektir , Onlara vaat edilen ise sabah leyin olacaktır , sabahsa pek yakın değil mi dir? Emrimiz geldiği vakit onları alt üst ettik, Rabbinin katından işaretlenmiş / kodlanmış salkım salkım siccilden taşlar yağdırdık, işte onlar / işte taşlar, zalimlerden uzakta değiller.
Rabbinin katından, işaretlenerek (yağdırılmıştır). Bu (azap) şimdi de zalimlerden (Mekkeli'lerden) uzak değildir.
Rabbinin katında işaretlenmiş (taşlar). O, zalimlerden uzak değildir.
Rabbinin katında işaretlenmiş taşları yağdırdık dipnot 1 . Orası, yanlış yapan bu kimselerden (Mekke halkından) uzak değildir dipnot 2 .
Rabbinin katında belirlenmiş taşları yığdık. Onlar (Lut kavminin yaşadığı yer), yanlış yapan bu kimselerden (Mekke'den) uzak değildir.
Rabbinin katından, işaretlenerek (yağdırılmıştır) Bu (azab) şimdi de zalimlerden (Mekkelilerden) uzak değildir.
(82-83) Emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerlerine Rabbin katından, işaretli olarak yığın yığın sert taş yağdırdık. Bunlar şimdi de zalimlerden uzak değildir.
Rabbin katında damgalanmış taşlar. Zalimlerden çok uzak değildir bu.
A punishment especially prepared in heaven's realm and it is not far from the wrongful of actions whom it marks for its own.
marked from your Lord. It is not far from the evildoers.
Marked as from thy Lord: Nor are they ever far from those who do wrong!
marked from your Lord. dipnot 1 Nor is the punishment far off from the wrong-doers. dipnot 2
piled on top of one another in layers, each one earmarked by your Lord. And they are never far from the wrongdoers.
Marked from your Lord; and they are not ever far from the Zâlimûn (polytheists, evil-doers).
marked with your Lord [for the profligate], never far from the wrongdoers.
Ear-marked (for them) by (the decree of) your Lord. And this (sort of punishment) is not far from the unjust people (of the opponents of the Prophet).
marked with thy Lord, and never far from the evildoers.
Each stone was already destined to hit a given person. May the disbelievers [listen to this story and] realize that they [are not immune and that they] may be soon subjected to such a punishment.
marked, from thy Lord, and these are not so far from the unjust!
Marked from your Lord, and they are never far from the wicked.
and being marked, from thy Lord; and they are not far distant from those who act unjustly.
And when Our commandment came, We overthrew (their town), making their high parts into low parts (turned them upside down). And We rained down upon them stones and baked clay one after another,
Marked from the Providence of your Lord, and in no way is it far from the unjust (ones).
Marked with fire in the providence of thy Lord (for the destruction of the wicked). And they are never far from the wrong-doers.
Impressed with (the signs) of your Lord. And such (punishment) is not far for the (other) transgressers.
marked out in thy Sustainer's sight [for the punishment of such as are lost in sin]. And these [blows of God-willed doom] are never far from evildoers
marked by your Lord ˹O Prophet˺. And these stones are not far from the ˹pagan˺ wrongdoers!
Marked from your Lord, and they are never far from the wicked.
Such rocks were designated by your Lord to strike the transgressors.
Marked from your Lord. And Allah 's punishment is not from the wrongdoers [very] far.
Marked in the sight of thy Lord. And it is not far from the wrongdoers.
The stones were marked arrows from your Lord. His Requital is never far from those who displace the right conduct with wrong.
As if marked from your Lord, they (the stones and their cities) are not at all far apart: From those who do wrong!
marked from your Lord. And it is not far from the transgressors.
Marked from your Lord, and they are never far from the wicked.