Diyanet İşleri
Öyle ise sen onlara elem dolu bir azabı müjdele!
İnşikâk suresi
İnşikâk suresi, 24. ayet. فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
febeşşirhüm bi`aẕâbin elîm.
Öyle ise sen onlara elem dolu bir azabı müjdele!
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yemin: halden hale geçiş ve iman etmeyenler İnşikâk 16–25 3
Onlara Kur'an okunduğu zaman secde etmiyorlar.
Daha doğrusu, inkar edenler (Kur'an'ı) yalanlıyorlar.
Halbuki Allah, içlerinde ne sakladıklarını çok iyi bilir.
Öyle ise sen onlara elem dolu bir azabı müjdele!
Ancak iman edip de salih ameller işleyenler başka. Onlar için, bitmez tükenmez bir mükafat vardır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 20–24. ayetler için yazılmıştır.
20-21. “O halde nesi var bunların, niye iman etmiyorlar? Onlara Kur’ân okunduğu zaman secde etmiyorlar!” Niye Kur’ân’a itaat etmiyor, emirlerine ve yasaklarına bağlanmıyorlar?
22. “Aksine inkâr edenler yalanlıyorlar.” Hakkı apaçık görmelerine rağmen inat ediyorlar. O bakımdan onların iman etmeyişleri, Kur’ân’a itaatle boyun eğmeyişleri garip karşılanmamalıdır. Çünkü inat olsun diye hakkı yalanlayan kimseye yapacak bir şey yoktur.
23. “Halbuki Allah, onların saklamakta olduklarını pek iyi bilir.” Gizlice yaptıklarını ve içlerindeki niyetleri bilir. Yüce Allah, onların gizlediklerini de açıklarını da bildiği gibi amellerinin karşılığını da onlara verecek, kötülüklerini de cezalandıracaktır. Bundan dolayı şöyle buyurmaktadır:
24. “O halde sen onlara can yakıcı bir azabı müjdele!” Müjdeleme (anlamına gelen ve kök anlamları içinde “ten” manası da bulunan “البشارة”) işine bu ismin veriliş sebebi, ister sevinç veya ister keder ile ilgili olsun etkilerinin insanın teni üzerinde görülmesinden dolayıdır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Peygamber!- Sen, onları bekleyen acı verici azabı kendilerine haber ver.
Aynı kök: الم (75 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
Allah'ın ayetlerini inkar edenler, Peygamberleri haksız yere öldürenler, insanlardan adaleti emredenleri öldürenler var ya, onları elem dolu bir azap…
Aynı kök: الم (75 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
Münafıklara, kendileri için elem dolu bir azap olduğunu müjdele.
Aynı kök: الم (75 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
Hacc-ı ekber gününde, Allah ve Resulünden bütün insanlara bir bildiridir: Allah ve Resulü, Allah'a ortak koşanlardan uzaktır. Eğer tövbe ederseniz,…
Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her…
Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
De ki: "Her kim Cebrail'e düşman ise, bilsin ki o, Allah'ın izni ile Kur'an'ı; önceki kitapları doğrulayıcı, mü'minler için de bir hidayet rehberi ve…
Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlara elem verici bir azabı müjdele!
Artık onlara şiddetli bir azabı müjdele;
O halde, onlara (öteki dünyada) şiddetli azabı haber ver,
Artık onları feci azapları ile müjdele!
Bu durumda sen, onlara acı bir azab ile müjde ver.
(Rasûlüm!) Onlara acı azabı müjdele!
Artık, acı bir cezayı onlara bildir.
Onlara acıklı azabı müjdele!
Onları acı bir azapla müjdele.
Onları acı bir azapla müjdele.
Onun için onlara acı bir azap müjdele!
Onun için onlara elim bir azab müjdele
O halde onları elem verici azapla haberdar et!
O halde onları elem verici azapla haberdar et!
O halde onları elem verici azapla müjdele!
Bu durumda sen, onlara acı bir azab ile müjde ver.
Bunun için sen (Habibim) onları elem verici bir azab ile müjdele!
Onlara elim bir azabı müjdele.
(7-25) Kimin kitabı sağından verilirse, onun hesabı kolay bir hesap olacaktır, yakın çevresine sevinçli dönecektir, kimin kitabı da sırtının arkasından verilirse yok olmayı çağıracaktır / dua edecektir, aleve atılır, o, yakın çevresindeyken sevinçli idi, Rabbine dönmeyeceğini sanıyordu, bilakis Rabbi de onu görüyordu. Şafağa yemin olsun, geceye ve topladıklarına yemin olsun, toparlak olduğunda aya yemin olsun ki kesinlikle siz tabakadan tabakaya bineceksiniz, onlara ne oluyor ki iman etmiyorlar? Onlara Kur’an okunduğunda secde etmiyorlar, bilakis onlar yok sayıyorlar ve yalanlıyorlar, Allah neyi içlerinde sakladıklarını biliyor , onlara acıtıcı bir azabı müjdele , İman edenler e ve salih amel işleyenlere, onlara da tükenmez (gayrı memnun) bir karşılık / ödül müjdele.
Öyleyse sen onlara elem dolu bir azabı müjdele!
Onlara acı bir azabı müjdele.
Sen onlara acıklı bir azabı müjdele! dipnot 1
Öyleyse onlara acıklı bir azabı müjdele.
Onlara acı bir azabı müjdele.
Onlara acı bir azabı müjdele..
O halde, onlara acıklı bir azap muştula!
Therefore, tell them O Muhammad to expect a condign punishment.
so give them news of a painful torment.
So announce to them a Penalty Grievous,
So give them the good news of a painful chastisement,
Give them the news of a painful punishment –
So announce to them a painful torment.
So warn them of a painful punishment,
So (do not bother about them, rather) give them the news of a woeful punishment.
So give them good tidings of a painful chastisement,
O’ Mohammad, let people know that there is a terrible punishment awaiting them.
So give them the glad tidings of grievous woe!
So inform them of a painful retribution.
Wherefore denounce unto them a grievous punishment,
So announce to them the grievous woe!
So give them tidings of a painful torment,
So give them tidings of a painful doom,
So give them news of painful punishment,
Hence, give them the tiding of grievous suffering [in the life to come] –
So give them good news of a painful punishment.
So inform them of a painful retribution.
Promise them painful retribution.
So give them tidings of a painful punishment,
So give thou them tidings of a painful punishment,
So give them the tiding of an awful doom.
So announce to them a painful penalty,
So, give him the ‘good news’ of a painful punishment,
So inform them of a painful retribution.