Diyanet İşleri
İstediler ki, yumuşak davranasın, böylece onlar da yumuşak davransınlar.
Kalem suresi
Kalem suresi, 9. ayet. وَدُّوا۟ لَوْ تُدْهِنُ فَيُدْهِنُونَ
veddû lev tüdhinü feyüdhinûn.
İstediler ki, yumuşak davranasın, böylece onlar da yumuşak davransınlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yalanlayanlara boyun eğme; kınanan kişi Kalem 8–16 3
(5-6) Hanginizin deli olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.
Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapan kişiyi daha iyi bilir. O, hidayete erenleri de daha iyi bilir.
O halde yalanlayanlara boyun eğme.
İstediler ki, yumuşak davranasın, böylece onlar da yumuşak davransınlar.
(10-14) Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
9. “Onlar” yani müşrikler “senin (kendilerine ve dinlerine karşı) yumuşak davranmanı arzu ederler” İzlemekte oldukları yolda kısmen de olsa sözlü yahut filli olarak kendilerine muvafakat etmeni veya hakkında söz söylenilmesi gereken hususlarda susmak sureti ile göz yummanı isterler. “ki kendileri de (sana karşı) yumuşak davransınlar.” Ancak sen, Allah’ın emrini açıkça dile getir ve İslâm’ı açıkça ilan et! Çünkü onun tam anlamı ile açıklanması, onun zıddı olan şeylerin çürütülmesi ve onunla çelişen şeylerin de yerilmesi demektir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Din adına onlara yumuşak davranmanı ve iyilik yapmanı arzu ederler ki, böylece onlar da sana yumuşak davranıp iyilik yapsınlar.
Aynı kök: دهن (5 geçiş)
Yine o su ile Sina dağında biten bir ağaç (zeytin ağacı) yarattık ki hem yağ, hem de yiyenlere katık verir.
Aynı kök: دهن (5 geçiş)
Gök yarılıp da, yanıp kızaran yağ gibi kırmızı gül haline geldiği zaman (haliniz ne olur?)
Aynı kök: دهن (5 geçiş)
(81-82) Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz ve Allah'ın verdiği rızka O'nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz?
Aynı kök: ودد (29 geçiş)
Andolsun, sen onların, yaşamaya, bütün insanlardan; hatta Allah'a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün. Onların her biri bin yıl…
Aynı kök: ودد (29 geçiş)
Ne Kitab ehlinden inkar edenler ve ne de Allah'a ortak koşanlar, Rabbinizden size bir iyilik gelmesini isterler. Oysa Allah, rahmetini dilediğine…
Aynı kök: ودد (29 geçiş)
Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlar senin (kendilerine) yumuşak davranmanı isterler ki kendileri de (sana) yumuşak davransınlar.
Onlar isterler ki, sen onlara taviz veresin, buna karşılık kendileri de sana...
Onlar senin (kendilerine) yumuşak davranmanı isterler ki kendileri de (sana) yumuşak davransınlar.
Arzu ettiler ki, sen yumuşak (tavizkar) davranasın da, onlar da (sana karşı) hoşgörülü davransınlar!
Onlar, senin kendilerine yaranmanı (uzlaşmanı) arzu ettiler; o zaman onlar da sana yaranıp uzlaşacaklardı.
Onlar isterler ki, sen yumuşak davranasın da onlar da sana yumuşak davransınlar.
Senin yumuşak davranmanı istediler. O zaman, onlar da yumuşak davranacaklardı.
- Yalanlayanlara uyma! Çünkü onlar isterler ki, sen yağcılık yapasın, onlar da sana yağcılık yapsınlar.
Kendilerinin ödün verip uzlaşabilmesi için senin de ödün verip uzlaşmanı istediler.
Kendilerinin ödün verip uzlaşabilmesi için senin de ödün verip uzlaşmanı istediler.
Arzu ettiler ki, sen (onları) yağlasan onlar da sana yağ yapacaklardı.
Arzu ettiler ki müdahene etsen, o vakıt müdahene edeceklerdi
Onlar, uzlaşmacı olmanı ve böylece de seninle uzlaşmayı isterler.
Onlar, uzlaşmacı olmanı ve böylece de seninle uzlaşmayı isterler.
Onlar, uzlaşmacı olmanı ve böylece de seninle uzlaşmayı isterler.
Onlar, senin kendilerine yaranmanı (uzlaşmanı) arzu ettiler; o zaman onlar da sana yaranıp uzlaşacaklardı.
Onlar arzuu etdiler ki sen yumuşak davranasın da kendileri de yumuşaklık göstersinler.
Onlar isterler ki; sen yumuşak davranasın da kendileri de yumuşaklık göstersinler.
(7-16) Mutlaka Rabbin, yolundan kim sapıyor en iyi bilendir ve O y ola girenleri /hidayete erenleri de en iyi bilendir. Yalanlayanlara uyma /tâbi olma. Onlar, sana yumuşak davranmak için senin onlara yumuşak davranmanı arzu ettiler . (Onlara yumuşak davranmaman kibir değil) Sürekli yemin eden adiye / değersize uyma. Gıybetçi / çekiştirici /arabozucu, kusur peşinde koşana da uyma. Hayrı engelleyene, saldırgan kötüye de uyma. Zorbaya da uyma, bunun dışında sırf mal ve oğullar sahibi diye zina çocuğuna da tabi olma. Ona ayetlerimiz sözlü okununca / tilavet edilince bu evvelkilerden masallar dedi. İlerde hortumuna / burnuna nişan /damga vuracağız.
Onlar ister ki, sen müsamaha gösterip, yumuşak davranasın da onlar da sana yumuşak davransınlar.
İstediler ki, sen yağcılık yapasın da onlar da yağcılık yapsınlar (sana yumuşak davransınlar).
Çok arzu ederler ki sen taviz veresin onlar da taviz versinler dipnot 1 .
Onlar çok isterler ki sen onlara yağcılık yapasın, onlar da sana yağcılık yapsınlar.
Onlar ister ki, sen müsamaha gösterip, yumuşak davranasın da onlar da sana yumuşak davransınlar.
Onlar ister ki, sen müsamaha gösteresin de onlar da müsamaha göstersinler.
İstediler ki sen, alttan alıp gevşek davranasın/yağcılık edesin de onlar da yağcılık etsinler/yumuşaklık göstersinler.
They wish you were flexible and they would come to terms with mutual concessions.
they want you to compromise with them and then they will compromise with you––
Their desire is that thou shouldst be pliant: so would they be pliant.
they would wish you to be pliant so that they too may be pliant. dipnot 1
They wish that you would conciliate them, then they too would be conciliating.
They wish that you should compromise (in religion out of courtesy) with them: so they (too) would compromise with you.
who are eager that you should be pliable, so that they may be pliable [towards you].
They wish you to be (dishonestly) pliant (and not condemn their evil deeds in strong language) so they (too) would (in return) adopt a conciliatory attitude.
They wish that thou shouldst compromise, then they would compromise.
They wish you compromise, so that they may compromise too.
they would fain that thou shouldst be smooth with them, then would they be smooth with thee!
They wish that you compromise, so they too can compromise.
They desire that thou shouldest be easy with them, and they will be easy with thee.
They desire that you should be pliant (or compromise) so they too would be pliant (compromise).
They would like (if) you would dissimulate, then they would dissimulate.
Who would have had thee compromise, that they may compromise.
They only want that you should relent, so that they may come to terms.
they would like thee to be soft [with them], so that they might be soft [with thee].
They wish you would compromise so they would yield ˹to you˺.
They wish that you compromise, so they too can compromise.
They wish that you compromise, so they too can compromise.
They wish that you would soften [in your position], so they would soften [toward you].
(They wish that thou shouldst compromise, then would they compromise)
They wish that you strike a deal with them so that they can strike a deal (and compromise on a middle grounds between Truth and Falsehood (10:15), (11:113), (17:74)).
Their desire is that you should be suffering: So they would be suffering.
They wish that you become flexible (in your faith), so that they should become flexible (in their hostile attitude.)
They wish that you compromise, so they too can compromise.