Kalem suresi

Kalem suresi, 9. ayet

Kalem suresi, 9. ayet. وَدُّوا۟ لَوْ تُدْهِنُ فَيُدْهِنُونَ

veddû lev tüdhinü feyüdhinûn.

Diyanet İşleri

İstediler ki, yumuşak davranasın, böylece onlar da yumuşak davransınlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kalem 6–12 · surenin 9. ayeti / 52

Konu Yalanlayanlara boyun eğme; kınanan kişi Kalem 8–16 3

  1. Kalem 6

    (5-6) Hanginizin deli olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.

  2. Kalem 7

    Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapan kişiyi daha iyi bilir. O, hidayete erenleri de daha iyi bilir.

  3. Kalem 8

    O halde yalanlayanlara boyun eğme.

  4. 9

    İstediler ki, yumuşak davranasın, böylece onlar da yumuşak davransınlar.

  5. Kalem 10–12

    (10-14) Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

9. “Onlar” yani müşrikler “senin (kendilerine ve dinlerine karşı) yumuşak davranmanı arzu ederler” İzlemekte oldukları yolda kısmen de olsa sözlü yahut filli olarak kendilerine muvafakat etmeni veya hakkında söz söylenilmesi gereken hususlarda susmak sureti ile göz yummanı isterler. “ki kendileri de (sana karşı) yumuşak davransınlar.” Ancak sen, Allah’ın emrini açıkça dile getir ve İslâm’ı açıkça ilan et! Çünkü onun tam anlamı ile açıklanması, onun zıddı olan şeylerin çürütülmesi ve onunla çelişen şeylerin de yerilmesi demektir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Din adına onlara yumuşak davranmanı ve iyilik yapmanı arzu ederler ki, böylece onlar da sana yumuşak davranıp iyilik yapsınlar.

Kelimeler

4 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَدُّوا۟ veddu istediler ki kök: ودد
  2. لَوْ lev keşke
  3. تُدْهِنُ tudhinu sen yağcılık yapasın kök: دهن
  4. فَيُدْهِنُونَ feyudhinune onlar da yağcılık yapsınlar kök: دهن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: دهن (5 geçiş)

    Yine o su ile Sina dağında biten bir ağaç (zeytin ağacı) yarattık ki hem yağ, hem de yiyenlere katık verir.

  • Aynı kök: دهن (5 geçiş)

    Gök yarılıp da, yanıp kızaran yağ gibi kırmızı gül haline geldiği zaman (haliniz ne olur?)

  • Aynı kök: دهن (5 geçiş)

    (81-82) Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz ve Allah'ın verdiği rızka O'nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz?

  • Aynı kök: ودد (29 geçiş)

    Andolsun, sen onların, yaşamaya, bütün insanlardan; hatta Allah'a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün. Onların her biri bin yıl…

  • Aynı kök: ودد (29 geçiş)

    Ne Kitab ehlinden inkar edenler ve ne de Allah'a ortak koşanlar, Rabbinizden size bir iyilik gelmesini isterler. Oysa Allah, rahmetini dilediğine…

  • Aynı kök: ودد (29 geçiş)

    Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

61 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlar senin (kendilerine) yumuşak davranmanı isterler ki kendileri de (sana) yumuşak davransınlar.

Mustafa İslamoğlu

Onlar isterler ki, sen onlara taviz veresin, buna karşılık kendileri de sana...

Muhammed Esed

Onlar senin (kendilerine) yumuşak davranmanı isterler ki kendileri de (sana) yumuşak davransınlar.

Ahmed Hulusi

Arzu ettiler ki, sen yumuşak (tavizkar) davranasın da, onlar da (sana karşı) hoşgörülü davransınlar!

Ali Bulaç

Onlar, senin kendilerine yaranmanı (uzlaşmanı) arzu ettiler; o zaman onlar da sana yaranıp uzlaşacaklardı.

Ali Özek ve heyeti

Onlar isterler ki, sen yumuşak davranasın da onlar da sana yumuşak davransınlar.

Ali Rıza Safa

Senin yumuşak davranmanı istediler. O zaman, onlar da yumuşak davranacaklardı.

Bayraktar Bayraklı

- Yalanlayanlara uyma! Çünkü onlar isterler ki, sen yağcılık yapasın, onlar da sana yağcılık yapsınlar.

Edip Yüksel

Kendilerinin ödün verip uzlaşabilmesi için senin de ödün verip uzlaşmanı istediler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kendilerinin ödün verip uzlaşabilmesi için senin de ödün verip uzlaşmanı istediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Arzu ettiler ki, sen (onları) yağlasan onlar da sana yağ yapacaklardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Arzu ettiler ki müdahene etsen, o vakıt müdahene edeceklerdi

Erhan Aktaş

Onlar, uzlaşmacı olmanı ve böylece de seninle uzlaşmayı isterler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, uzlaşmacı olmanı ve böylece de seninle uzlaşmayı isterler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, uzlaşmacı olmanı ve böylece de seninle uzlaşmayı isterler.

Gültekin Onan

Onlar, senin kendilerine yaranmanı (uzlaşmanı) arzu ettiler; o zaman onlar da sana yaranıp uzlaşacaklardı.

Hasan Basri Çantay

Onlar arzuu etdiler ki sen yumuşak davranasın da kendileri de yumuşaklık göstersinler.

İbni Kesir

Onlar isterler ki; sen yumuşak davranasın da kendileri de yumuşaklık göstersinler.

Mehmet Alagaş

(7-16) Mutlaka Rabbin, yolundan kim sapıyor en iyi bilendir ve O y ola girenleri /hidayete erenleri de en iyi bilendir. Yalanlayanlara uyma /tâbi olma. Onlar, sana yumuşak davranmak için senin onlara yumuşak davranmanı arzu ettiler . (Onlara yumuşak davranmaman kibir değil) Sürekli yemin eden adiye / değersize uyma. Gıybetçi / çekiştirici /arabozucu, kusur peşinde koşana da uyma. Hayrı engelleyene, saldırgan kötüye de uyma. Zorbaya da uyma, bunun dışında sırf mal ve oğullar sahibi diye zina çocuğuna da tabi olma. Ona ayetlerimiz sözlü okununca / tilavet edilince bu evvelkilerden masallar dedi. İlerde hortumuna / burnuna nişan /damga vuracağız.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar ister ki, sen müsamaha gösterip, yumuşak davranasın da onlar da sana yumuşak davransınlar.

Süleyman Ateş

İstediler ki, sen yağcılık yapasın da onlar da yağcılık yapsınlar (sana yumuşak davransınlar).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar çok isterler ki sen onlara yağcılık yapasın, onlar da sana yağcılık yapsınlar.

Şaban Britch

Onlar ister ki, sen müsamaha gösterip, yumuşak davranasın da onlar da sana yumuşak davransınlar.

Şaban Piriş

Onlar ister ki, sen müsamaha gösteresin de onlar da müsamaha göstersinler.

Yaşar Nuri Öztürk

İstediler ki sen, alttan alıp gevşek davranasın/yağcılık edesin de onlar da yağcılık etsinler/yumuşaklık göstersinler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They wish you were flexible and they would come to terms with mutual concessions.

Abdul Haleem

they want you to compromise with them and then they will compromise with you––

Abdullah Yusuf Ali

Their desire is that thou shouldst be pliant: so would they be pliant.

Abul A'la Maududi

they would wish you to be pliant so that they too may be pliant. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, if you slackened a little in your propagation of Islam, they also would slacken in their opposition to you. Or, if you became inclined to effect some changes in your faith to suit these people, they too would effect a compromise with you.

Aisha Bewley

They wish that you would conciliate them, then they too would be conciliating.

Al-Hilali & Khan

They wish that you should compromise (in religion out of courtesy) with them: so they (too) would compromise with you.

Ali Quli Qarai

who are eager that you should be pliable, so that they may be pliable [towards you].

Amatul Rahman Omar

They wish you to be (dishonestly) pliant (and not condemn their evil deeds in strong language) so they (too) would (in return) adopt a conciliatory attitude.

Arthur John Arberry

They wish that thou shouldst compromise, then they would compromise.

Bijan Moeinian

They wish you compromise, so that they may compromise too.

E. Henry Palmer

they would fain that thou shouldst be smooth with them, then would they be smooth with thee!

Edip-Layth

They wish that you compromise, so they too can compromise.

George Sale

They desire that thou shouldest be easy with them, and they will be easy with thee.

Hamid S. Aziz

They desire that you should be pliant (or compromise) so they too would be pliant (compromise).

Mahmoud Ghali

They would like (if) you would dissimulate, then they would dissimulate.

Marmaduke Pickthall

Who would have had thee compromise, that they may compromise.

Mohamed Ahmed - Samira

They only want that you should relent, so that they may come to terms.

Muhammad Asad

they would like thee to be soft [with them], so that they might be soft [with thee].

Mustafa Khattab

They wish you would compromise so they would yield ˹to you˺.

Progressive Muslims

They wish that you compromise, so they too can compromise.

Rashad Khalifa

They wish that you compromise, so they too can compromise.

Sahih International

They wish that you would soften [in your position], so they would soften [toward you].

Sam Gerrans

(They wish that thou shouldst compromise, then would they compromise)

Shabbir Ahmed

They wish that you strike a deal with them so that they can strike a deal (and compromise on a middle grounds between Truth and Falsehood (10:15), (11:113), (17:74)).

Syed Vickar Ahamed

Their desire is that you should be suffering: So they would be suffering.

Taqi Usmani

They wish that you become flexible (in your faith), so that they should become flexible (in their hostile attitude.)

The Monotheist Group

They wish that you compromise, so they too can compromise.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kalem suresi, 9. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kalem suresi, 9. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kalem suresi, 9. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩