Diyanet İşleri
Şüphesiz biz, vaktiyle "bahçe sahipleri"ne bela verdiğimiz gibi, onlara (Mekkeli inkarcılara) da bela verdik. Hani o bahçe sahipleri, sabah erkenden (fakirler gelmeden) bahçenin ürünlerini devşirmeye yemin etmişlerdi.
Kalem suresi
Kalem suresi, 17. ayet. إِنَّا بَلَوْنَٰهُمْ كَمَا بَلَوْنَآ أَصْحَٰبَ ٱلْجَنَّةِ إِذْ أَقْسَمُوا۟ لَيَصْرِمُنَّهَا مُصْبِحِينَ
innâ belevnâhüm kemâ belevnâ aṣḥâbe-lcenneh. iẕ aḳsemû leyaṣrimünnehâ muṣbiḥîn.
Şüphesiz biz, vaktiyle "bahçe sahipleri"ne bela verdiğimiz gibi, onlara (Mekkeli inkarcılara) da bela verdik. Hani o bahçe sahipleri, sabah erkenden (fakirler gelmeden) bahçenin ürünlerini devşirmeye yemin etmişlerdi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Bahçe sahipleri kıssası Kalem 17–33 3
(10-14) Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.
Ayetlerimiz kendisine okunduğu zaman, "Öncekilerin masalları!" der.
Yakında biz onun burnunu damgalayacağız.
Şüphesiz biz, vaktiyle "bahçe sahipleri"ne bela verdiğimiz gibi, onlara (Mekkeli inkarcılara) da bela verdik. Hani o bahçe sahipleri, sabah erkenden (fakirler gelmeden) bahçenin ürünlerini devşirmeye yemin etmişlerdi.
(Bunu tasarlarken) istisna da yapmıyorlardı. ("İnşaallah" demiyorlardı.)
Nihayet onlar uykuda iken Rabbinden bir afet (ateş) bahçeyi sardı.
Böylece bahçe, (anızı) yakılmış toprağa döndü.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 17–18. ayetler için yazılmıştır.
17-18. Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: Bizler hayrı yalanlayan bu kimseleri sınadık ve onlara mühlet verdik. Onlara dilediğimiz şekilde mal, evlat, uzun ömür ve buna benzer şeyler nasip ettik. Bizim bu verdiklerimiz, onların isteklerine de uygundu. Ancak onlar, nezdimizde değerli oldukları için bunları onlara vermedik. Hatta bu, kendileri için bir istidrâc (farkına varmadıkları bir yerden derece derece azaba yaklaştırma) bile olabilir.
İşte bunların bizim kendilerine mühlet verişimize aldanmaları, tıpkı bahçe sahiplerinin aldanışlarına benzer. Bu bahçe sahiplerinin ortak bir bahçeleri vardı. Ağaçlarının meyve verme zamanı gelmiş, meyveleri olgunlaşmış ve toplanma zamanı gelmişti. Onlar da artık bunları toplayıp elde edeceklerine kesin gözüyle bakmış ve buna engel olacak bir şeyin bulunmadığını zannetmişlerdi. Bu sebeple de inşaallah demek sureti ile istisnâ yapmaksızın sabah vakti mutlaka bu meyveleri toplayıp devşireceklerine yemin etmişlerdi.
Ancak Yüce Allah’ın onları gözetlemekte olduğunun farkına varmadılar. Azabın arkalarından bu bahçeyi gelip bulacağını ve kendileri meyveleri devşirmeden önce orayı kuşatacağını bilemediler.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Meyvelerden fakirlerin yememesi için bahçelerinin meyvelerini sabah vakti alelacele toplayacaklarına dair yemin eden bahçe sahiplerini imtihan ettiğimiz gibi, o müşrikleri de kıtlık ve açlıkla imtihan ettik.
Aynı kök: صرم (3 geçiş) · Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri · Aynı kök: صبح (45 geçiş)
Böylece bahçe, (anızı) yakılmış toprağa döndü.
Aynı kök: صرم (3 geçiş) · Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri
(21-22) Derken, sabahleyin birbirlerine, "Haydi, eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden gidin" diye seslendiler.
Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri · Aynı kök: صبح (45 geçiş) · Ortak kavram: Cennet
(39-40) "Bağına girdiğinde 'Maşaallah! Kuvvet yalnız Allah'ındır' deseydin ya!. Eğer benim malımı ve çocuklarımı kendininkilerden daha az görüyorsan,…
Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri · Aynı kök: صبح (45 geçiş)
"Ya da suyu çekiliverir de (bırak bir daha bulmayı) artık onu arayamazsın bile."
Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri · Aynı kök: صبح (45 geçiş)
Derken bütün serveti helak edildi. (Yıkılmış) çardakları üzerine çökmüş haldeki bağına yaptığı harcamalar karşısında ellerini oğuşturuyor ve şöyle…
Aynı kök: قسم (33 geçiş) · Aynı kök: صبح (45 geçiş)
(O zaman) iman edenler derler ki: "Sizinle beraber olduklarına dair var güçleriyle Allah'a yemin edenler şunlar mı?" Bunların çabaları boşa…
Aynı kök: بلو (38 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…
Aynı kök: بلو (38 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
Bir zaman Rabbi İbrahim'i birtakım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: "Ben seni insanlara önder…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(17, 18) Şüphesiz ki biz, bahçe sahiplerini denediğimiz gibi onları da denemiştik. Hani o (bahçe sahipleri) bahçeyi kesin olarak sabah hasat edeceklerine yemin etmişlerdi; istisna etmemişler(di). dipnot 1
Şüphesiz şu (yukarıdakileri) sınamıştık, tıpkı malum bahçe sahiplerini sınadığımız gibi: Hani onlar, ertesi sabah kesinlikle hasat yapacaklarına dair sözleşmiştiler.
Ve Biz o (günahkar)ları (sadece) sınayacağız, tıpkı ağaçtaki meyveleri ertesi gün kesinlikle toplayacağına yemin eden bazı bahçe sahiplerini sınadığımız gibi;
Doğrusu biz onları, o bahçe halkını belalandırdığımız gibi belalandırdık! Hani, sabah olurken onu mutlaka kesip devşireceklerine kasem etmişlerdi.
Gerçek şu ki, biz o bahçe sahiplerine bela verdiğimiz gibi, bunlara da bela verdik. Hani onlar, sabah vakti (erkenden ve kimseye haber vermeden) onu (bahçeyi) mutlaka devşireceklerine dair and içmişlerdi.
Biz, vaktiyle bahçe sahiplerine belâ verdiğimiz gibi, onlara da belâ verdik. Hani onlar (bahçe sahipleri), sabah olurken (kimse görmeden) onu (mahsullerini) devşireceklerine yemin etmişlerdi.
Ürünlerini sabahleyin kesinlikle toplayacaklarına yemin eden bahçeciler gibi onları sınayacağız.
Biz, bahçe sahiplerini sınadığımız gibi onları da sınıyoruz. Hani bir vakit onlar, sabahleyin kesinlikle meyvelerini toplayacaklarına yemin etmişlerdi.
Onları sınadık; tıpkı bahçe sahiplerini sınadığımız gibi. Sabahleyin devşireceklerine yemin etmişlerdi.
Onları sınadık; tıpkı bahçe sahiplerini sınadığımız gibi. Sabahleyin devşireceklerine yemin etmişlerdi.
Haberiniz olsun ki, Biz onlara bela vermişizdir, (tıpkı) o bağ sahiplerine bela verdiğimiz gibi. O sırada ki, sabah olunca mutlaka onu devşireceklerine yemin etmişlerdi.
Haberiniz olsun ki biz onlara bela vermişizdir. O bağ sahiblerini belalandırdığımız gibi; o sıra ki yemin etmişlerdi; sabah olunca onu mutlaka divşireceklerdi.
Kuşkusuz Biz onları belalandırdık. dipnot 1 Tıpkı, bahçelerinin ürünlerini sabah erkenden dipnot 2 toplayacaklarına dair sözleşen dipnot 3 bahçe sahiplerini belalandırdığımız gibi.
Kuşkusuz Biz onları belalandırdık. dipnot 1 Tıpkı, bahçelerinin ürünlerini sabah erkenden dipnot 2 toplayacaklarına dair sözleşen dipnot 3 bahçe sahiplerini belalandırdığımız gibi.
Gerçek şu ki, Biz onları sınava tabi tuttuk. Tıpkı, bahçelerinin ürünlerini sabah erkenden dipnot 1 toplayacaklarına dair sözleşen dipnot 2 bahçe sahiplerini sınava tabi tuttuğumuz gibi.
Gerçek şu ki, biz o bahçe sahiplerine bela verdiğimiz gibi, bunlara da bela verdik. Hani onlar, sabah vakti (erkenden ve kimseye haber vermeden) onu (bahçeyi) mutlaka devşireceklerine dair and içmişlerdi.
Biz, o bağçe saahiblerini nasıl belaya uğratdiysek muhakkak bunları da belalandırdık. Hani (bağçe saahibleri) sabah olunca onu mutlakaa devşireceklerine, biçeceklerine yemin etmişlerdi.
Biz; vaktiyle o bahçe sahiplerini denediğimiz gibi bunları da denedik. Hani sabah olunca; onu mutlaka devşireceklerine ve biçeceklerine yemin etmişlerdi.
(17-33) Mutlaka bahçe sahiplerine imtihan / bela ettiğimiz gibi onları da belaya / imtihana uğrattık. Yemin ettiler ki sabahlayınca onun ürünlerini biçelim. İstisna da etmediler (İnşallah demediler) onlar uyurlarken Rabbinden bir dolaşan /taif onun üzerinde dolaştı/gezindi. Sabahlayıncaya kadar ürünler biçildi /hasat edildi. Sabah olunca (gece çekilince) haydi eğer ki biçecekseniz erkenden gidin ekinlerinize / harslarınıza diye seslendiler / nidada bulundular. Fırlayıp gidiyorlarken aralarında da bugün beraberinizde miskin biri /çalışma gücü olmayan biri olmasın, ona / bahçeye girmesin diye mırıldanıyorlardı. (Birilerini) mahrum etmek kadriyle / niyetiyle erkenden yola düştüler. (Tüm her şe yin iyice ayarladığı zannıyla bahçeye, cesur bir giriş yapıyorlar) Onu gördüklerinde, yolu şaşırmışız dediler. Bilakis bizler mahrum olduk. Onlardan vasat olanı / orta yolu tutan biri dedi ki, size demedim mi keşke üstün tutsaydık / yüceltseydik. Dediler ki Rabbimiz seni yüceltiyoruz / üstün tutuyoruz, kesinlikle biz zalimler olduk. Az sonra da birbirlerini çekiştirip kınadılar. Yazıklar olsun bizlere kesinlikle biz azgınlarmışız. Umulur ki Rabbimiz bundan hayırlısına bizi tebdil eyler /değiştirir. Kesinlikle rabbimize rağbet ediciyiz / itibar gösteriyoruz / önem veriyoruz. İşte azap böyledir. (Bahçe sahiplerinin azabı mahrumiyettir) Sonraki azap / ahiret azabı da daha büyüktür. Keşke biliyor olsalardı.
Gerçek şu ki biz o bahçe sahiplerini sınadığımız gibi bunları da sınadık: Hani sabah vaktinde onu mutlaka devşireceklerine yemin etmişlerdi.
Biz bunlara da bela verdik, şu bahçe sahiplerine bela verdiğimiz gibi: Hani onlar, sabah olunca bahçeyi mutlaka devşireceklerine yemin etmişlerdi.
Şu bahçenin sahiplerini yıpratıcı bir imtihandan geçirdiğimiz gibi böylelerini de kesinlikle yıpratıcı bir imtihandan geçireceğiz dipnot 1 : Bir gün sahipleri, bahçedeki ürünleri sabahleyin mutlaka toplayacaklarına yemin etmişlerdi.
Şu bahçenin sahiplerini yıpratıcı bir imtihandan geçirdiğimiz gibi bunları da yıpratıcı bir imtihandan geçireceğiz. Bahçenin sahipleri, ürünü sabah erkenden devşireceklerine yemin etmişlerdi.
Biz onları, sabahleyin meyvelerini toplamaya yemin eden bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik.
Biz onları, sabahleyin meyvelerini toplamaya yemin eden bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik.
Biz onları, o bahçe sahiplerini belalandırdığımız gibi belalandırdık. Hani, onlar sabaha çıktıklarında, bahçeyi mutlaka kesip biçeceklerine yemin etmişlerdi.
We have put them -your people- O Muhammad to the test as We had tried the owners of the orchard who decided upon picking up all the fruits by the morrow at dawn to escape notice and evade paying the poor their due. They disregarded alms which are but the vehicles of prayer.
We have tried them as We tried the owners of a certain garden, who swore that they would harvest its fruits in the morning
Verily We have tried them as We tried the People of the Garden, when they resolved to gather the fruits of the (garden) in the morning.
We have put them [i.e., the Makkans] to test even as We put to test the owners of the orchard dipnot 1 when they vowed that they would gather the fruit of their orchard in the morning,
We have tried them as We tried the owners of the garden when they swore that they would harvest in the morning
Verily, We have tried them as We tried the people of the garden, when they swore to pluck the fruits of the (garden) in the morning,
Indeed we have tested them just as We tested the People of the Garden when they vowed they would gather its fruit at dawn,
(Thus) have We made these (opponents) undergo a trial just as We had made the owners of a garden undergo it when they swore (one to another) that they would pluck (all) its fruit with the next morning.
Now We have tried them, even as We tried the owners of the garden when they swore they would pluck in the morning
These people are tried the same way that your Lord tried the owners of the most fruitful gardens who said: "Tomorrow is the that that we will gather the fruits of our garden. "
Verily, we have tried them as we tried the fellows of the garden when they swore, 'We will cut its fruit at morn!'
We have tested them like We tested those who owned the farms, when they swore that they will harvest it in the morning.
Verily We have tried the Meccans, as We formerly tried the owners of the garden; when they swore that they would gather the fruit thereof in the morning,
Surely We will try them as We tried the people of the garden, when they resolved to cut the produce in the morning,
Surely We have tried them as We tried the companions (i. e., owners) of the garden, as they swore that indeed they would definitely wrest away (i.e., gather all) (its fruits) in the (early) morning,
Lo! We have tried them as We tried the owners of the garden when they vowed that they would pluck its fruit next morning,
We have tried you as We tried the owners of the garden when they vowed to gather the fruits in the morning
[As for such sinners, ] behold, We [but] try them as We tried the owners of a certain garden who vowed that they would surely harvest its fruit on the morrow,
Indeed, We have tested those ˹Meccans˺ as We tested the owners of the garden—when they swore they would surely harvest ˹all˺ its fruit in the early morning,
We have tested them like We tested those who owned the paradise, when they swore that they will harvest it in the morning.
We have tested them like we tested the owners of the garden who swore that they will harvest it in the morning.
Indeed, We have tried them as We tried the companions of the garden, when they swore to cut its fruit in the [early] morning
We have tried them as We tried the companions of the garden, when they swore they would reap its fruit in the morning,
Behold, We have tried such people as We tried the owners of the garden who swore that they would pluck its fruit in the morning. (18:32-44).
Surely, We have tried them as We tried the People of the Garden, when they swore to pluck the fruits of the (garden) in the morning,
We have tested them as We had tested the Owners of the Garden, when they had sworn an oath that they would pluck its fruits on the next morning,
We have tested them like We tested those who owned the farm, when they swore that they will harvest it in the morning.