Kalem suresi

Kalem suresi, 17. ayet

Kalem suresi, 17. ayet. إِنَّا بَلَوْنَٰهُمْ كَمَا بَلَوْنَآ أَصْحَٰبَ ٱلْجَنَّةِ إِذْ أَقْسَمُوا۟ لَيَصْرِمُنَّهَا مُصْبِحِينَ

innâ belevnâhüm kemâ belevnâ aṣḥâbe-lcenneh. iẕ aḳsemû leyaṣrimünnehâ muṣbiḥîn.

Diyanet İşleri

Şüphesiz biz, vaktiyle "bahçe sahipleri"ne bela verdiğimiz gibi, onlara (Mekkeli inkarcılara) da bela verdik. Hani o bahçe sahipleri, sabah erkenden (fakirler gelmeden) bahçenin ürünlerini devşirmeye yemin etmişlerdi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kalem 14–20 · surenin 17. ayeti / 52
  1. Kalem 14

    (10-14) Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.

  2. Kalem 15

    Ayetlerimiz kendisine okunduğu zaman, "Öncekilerin masalları!" der.

  3. Kalem 16

    Yakında biz onun burnunu damgalayacağız.

  4. 17

    Şüphesiz biz, vaktiyle "bahçe sahipleri"ne bela verdiğimiz gibi, onlara (Mekkeli inkarcılara) da bela verdik. Hani o bahçe sahipleri, sabah erkenden (fakirler gelmeden) bahçenin ürünlerini devşirmeye yemin etmişlerdi.

  5. Kalem 18

    (Bunu tasarlarken) istisna da yapmıyorlardı. ("İnşaallah" demiyorlardı.)

  6. Kalem 19

    Nihayet onlar uykuda iken Rabbinden bir afet (ateş) bahçeyi sardı.

  7. Kalem 20

    Böylece bahçe, (anızı) yakılmış toprağa döndü.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 17–18. ayetler için yazılmıştır.

17-18. Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: Bizler hayrı yalanlayan bu kimseleri sınadık ve onlara mühlet verdik. Onlara dilediğimiz şekilde mal, evlat, uzun ömür ve buna benzer şeyler nasip ettik. Bizim bu verdiklerimiz, onların isteklerine de uygundu. Ancak onlar, nezdimizde değerli oldukları için bunları onlara vermedik. Hatta bu, kendileri için bir istidrâc (farkına varmadıkları bir yerden derece derece azaba yaklaştırma) bile olabilir.

İşte bunların bizim kendilerine mühlet verişimize aldanmaları, tıpkı bahçe sahiplerinin aldanışlarına benzer. Bu bahçe sahiplerinin ortak bir bahçeleri vardı. Ağaçlarının meyve verme zamanı gelmiş, meyveleri olgunlaşmış ve toplanma zamanı gelmişti. Onlar da artık bunları toplayıp elde edeceklerine kesin gözüyle bakmış ve buna engel olacak bir şeyin bulunmadığını zannetmişlerdi. Bu sebeple de inşaallah demek sureti ile istisnâ yapmaksızın sabah vakti mutlaka bu meyveleri toplayıp devşireceklerine yemin etmişlerdi.

Ancak Yüce Allah’ın onları gözetlemekte olduğunun farkına varmadılar. Azabın arkalarından bu bahçeyi gelip bulacağını ve kendileri meyveleri devşirmeden önce orayı kuşatacağını bilemediler.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Meyvelerden fakirlerin yememesi için bahçelerinin meyvelerini sabah vakti alelacele toplayacaklarına dair yemin eden bahçe sahiplerini imtihan ettiğimiz gibi, o müşrikleri de kıtlık ve açlıkla imtihan ettik.

Kelimeler

10 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِنَّا inna elbette biz
  2. بَلَوْنَـٰهُمْ belevnahum bunlara da bela verdik kök: بلو
  3. كَمَا kema gibi
  4. بَلَوْنَآ belevna bela verdiğimiz kök: بلو
  5. أَصْحَـٰبَ eshabe sahiplerine kök: صحب
  6. ٱلْجَنَّةِ l-cenneti bahçe kök: جنن
  7. إِذْ iz hani
  8. أَقْسَمُوا۟ eksemu onlar yemin etmişlerdi kök: قسم
  9. لَيَصْرِمُنَّهَا leyesrimunneha bahçeyi mutlaka devşireceklerine kök: صرم
  10. مُصْبِحِينَ musbihine sabah olunca kök: صبح

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: صرم (3 geçiş) · Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri · Aynı kök: صبح (45 geçiş)

    Böylece bahçe, (anızı) yakılmış toprağa döndü.

  • Aynı kök: صرم (3 geçiş) · Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri

    (21-22) Derken, sabahleyin birbirlerine, "Haydi, eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden gidin" diye seslendiler.

  • Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri · Aynı kök: صبح (45 geçiş) · Ortak kavram: Cennet

    (39-40) "Bağına girdiğinde 'Maşaallah! Kuvvet yalnız Allah'ındır' deseydin ya!. Eğer benim malımı ve çocuklarımı kendininkilerden daha az görüyorsan,…

  • Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri · Aynı kök: صبح (45 geçiş)

    "Ya da suyu çekiliverir de (bırak bir daha bulmayı) artık onu arayamazsın bile."

  • Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri · Aynı kök: صبح (45 geçiş)

    Derken bütün serveti helak edildi. (Yıkılmış) çardakları üzerine çökmüş haldeki bağına yaptığı harcamalar karşısında ellerini oğuşturuyor ve şöyle…

  • Aynı kök: قسم (33 geçiş) · Aynı kök: صبح (45 geçiş)

    (O zaman) iman edenler derler ki: "Sizinle beraber olduklarına dair var güçleriyle Allah'a yemin edenler şunlar mı?" Bunların çabaları boşa…

  • Aynı kök: بلو (38 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Hani, sizi azabın en kötüsüne uğratan, kadınlarınızı sağ bırakıp, oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbinizden…

  • Aynı kök: بلو (38 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Bir zaman Rabbi İbrahim'i birtakım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: "Ben seni insanlara önder…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

63 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(17, 18) Şüphesiz ki biz, bahçe sahiplerini denediğimiz gibi onları da denemiştik. Hani o (bahçe sahipleri) bahçeyi kesin olarak sabah hasat edeceklerine yemin etmişlerdi; istisna etmemişler(di). dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Burada sözü edilen "istisna etmemek" ifadesi "fakirlerin payını ayırmamak" veya "[inşallah] (Allah dilerse)" dememektir.

Mustafa İslamoğlu

Şüphesiz şu (yukarıdakileri) sınamıştık, tıpkı malum bahçe sahiplerini sınadığımız gibi: Hani onlar, ertesi sabah kesinlikle hasat yapacaklarına dair sözleşmiştiler.

Muhammed Esed

Ve Biz o (günahkar)ları (sadece) sınayacağız, tıpkı ağaçtaki meyveleri ertesi gün kesinlikle toplayacağına yemin eden bazı bahçe sahiplerini sınadığımız gibi;

Ahmed Hulusi

Doğrusu biz onları, o bahçe halkını belalandırdığımız gibi belalandırdık! Hani, sabah olurken onu mutlaka kesip devşireceklerine kasem etmişlerdi.

Ali Bulaç

Gerçek şu ki, biz o bahçe sahiplerine bela verdiğimiz gibi, bunlara da bela verdik. Hani onlar, sabah vakti (erkenden ve kimseye haber vermeden) onu (bahçeyi) mutlaka devşireceklerine dair and içmişlerdi.

Ali Özek ve heyeti

Biz, vaktiyle bahçe sahiplerine belâ verdiğimiz gibi, onlara da belâ verdik. Hani onlar (bahçe sahipleri), sabah olurken (kimse görmeden) onu (mahsullerini) devşireceklerine yemin etmişlerdi.

Ali Rıza Safa

Ürünlerini sabahleyin kesinlikle toplayacaklarına yemin eden bahçeciler gibi onları sınayacağız.

Bayraktar Bayraklı

Biz, bahçe sahiplerini sınadığımız gibi onları da sınıyoruz. Hani bir vakit onlar, sabahleyin kesinlikle meyvelerini toplayacaklarına yemin etmişlerdi.

Edip Yüksel

Onları sınadık; tıpkı bahçe sahiplerini sınadığımız gibi. Sabahleyin devşireceklerine yemin etmişlerdi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onları sınadık; tıpkı bahçe sahiplerini sınadığımız gibi. Sabahleyin devşireceklerine yemin etmişlerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Haberiniz olsun ki, Biz onlara bela vermişizdir, (tıpkı) o bağ sahiplerine bela verdiğimiz gibi. O sırada ki, sabah olunca mutlaka onu devşireceklerine yemin etmişlerdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Haberiniz olsun ki biz onlara bela vermişizdir. O bağ sahiblerini belalandırdığımız gibi; o sıra ki yemin etmişlerdi; sabah olunca onu mutlaka divşireceklerdi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gerçek şu ki, Biz onları sınava tabi tuttuk. Tıpkı, bahçelerinin ürünlerini sabah erkenden dipnot 1 toplayacaklarına dair sözleşen dipnot 2 bahçe sahiplerini sınava tabi tuttuğumuz gibi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İhtiyaç sahiplerinin hakkını gözetmeksizin.
  2. metne dön, dipnot 2
    Allah'ın iradesini hesaba katmadan.

Gültekin Onan

Gerçek şu ki, biz o bahçe sahiplerine bela verdiğimiz gibi, bunlara da bela verdik. Hani onlar, sabah vakti (erkenden ve kimseye haber vermeden) onu (bahçeyi) mutlaka devşireceklerine dair and içmişlerdi.

Hasan Basri Çantay

Biz, o bağçe saahiblerini nasıl belaya uğratdiysek muhakkak bunları da belalandırdık. Hani (bağçe saahibleri) sabah olunca onu mutlakaa devşireceklerine, biçeceklerine yemin etmişlerdi.

İbni Kesir

Biz; vaktiyle o bahçe sahiplerini denediğimiz gibi bunları da denedik. Hani sabah olunca; onu mutlaka devşireceklerine ve biçeceklerine yemin etmişlerdi.

Mehmet Alagaş

(17-33) Mutlaka bahçe sahiplerine imtihan / bela ettiğimiz gibi onları da belaya / imtihana uğrattık. Yemin ettiler ki sabahlayınca onun ürünlerini biçelim. İstisna da etmediler (İnşallah demediler) onlar uyurlarken Rabbinden bir dolaşan /taif onun üzerinde dolaştı/gezindi. Sabahlayıncaya kadar ürünler biçildi /hasat edildi. Sabah olunca (gece çekilince) haydi eğer ki biçecekseniz erkenden gidin ekinlerinize / harslarınıza diye seslendiler / nidada bulundular. Fırlayıp gidiyorlarken aralarında da bugün beraberinizde miskin biri /çalışma gücü olmayan biri olmasın, ona / bahçeye girmesin diye mırıldanıyorlardı. (Birilerini) mahrum etmek kadriyle / niyetiyle erkenden yola düştüler. (Tüm her şe yin iyice ayarladığı zannıyla bahçeye, cesur bir giriş yapıyorlar) Onu gördüklerinde, yolu şaşırmışız dediler. Bilakis bizler mahrum olduk. Onlardan vasat olanı / orta yolu tutan biri dedi ki, size demedim mi keşke üstün tutsaydık / yüceltseydik. Dediler ki Rabbimiz seni yüceltiyoruz / üstün tutuyoruz, kesinlikle biz zalimler olduk. Az sonra da birbirlerini çekiştirip kınadılar. Yazıklar olsun bizlere kesinlikle biz azgınlarmışız. Umulur ki Rabbimiz bundan hayırlısına bizi tebdil eyler /değiştirir. Kesinlikle rabbimize rağbet ediciyiz / itibar gösteriyoruz / önem veriyoruz. İşte azap böyledir. (Bahçe sahiplerinin azabı mahrumiyettir) Sonraki azap / ahiret azabı da daha büyüktür. Keşke biliyor olsalardı.

Rowwad Tercüme Merkezi

Gerçek şu ki biz o bahçe sahiplerini sınadığımız gibi bunları da sınadık: Hani sabah vaktinde onu mutlaka devşireceklerine yemin etmişlerdi.

Süleyman Ateş

Biz bunlara da bela verdik, şu bahçe sahiplerine bela verdiğimiz gibi: Hani onlar, sabah olunca bahçeyi mutlaka devşireceklerine yemin etmişlerdi.

Süleymaniye Vakfı

Şu bahçenin sahiplerini yıpratıcı bir imtihandan geçirdiğimiz gibi böylelerini de kesinlikle yıpratıcı bir imtihandan geçireceğiz dipnot 1 : Bir gün sahipleri, bahçedeki ürünleri sabahleyin mutlaka toplayacaklarına yemin etmişlerdi.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer bir kıssa için bkz: Kehf 18/32-44.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Şu bahçenin sahiplerini yıpratıcı bir imtihandan geçirdiğimiz gibi bunları da yıpratıcı bir imtihandan geçireceğiz. Bahçenin sahipleri, ürünü sabah erkenden devşireceklerine yemin etmişlerdi.

Şaban Britch

Biz onları, sabahleyin meyvelerini toplamaya yemin eden bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik.

Şaban Piriş

Biz onları, sabahleyin meyvelerini toplamaya yemin eden bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz onları, o bahçe sahiplerini belalandırdığımız gibi belalandırdık. Hani, onlar sabaha çıktıklarında, bahçeyi mutlaka kesip biçeceklerine yemin etmişlerdi.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We have put them -your people- O Muhammad to the test as We had tried the owners of the orchard who decided upon picking up all the fruits by the morrow at dawn to escape notice and evade paying the poor their due. They disregarded alms which are but the vehicles of prayer.

Abdul Haleem

We have tried them as We tried the owners of a certain garden, who swore that they would harvest its fruits in the morning

Abdullah Yusuf Ali

Verily We have tried them as We tried the People of the Garden, when they resolved to gather the fruits of the (garden) in the morning.

Abul A'la Maududi

We have put them [i.e., the Makkans] to test even as We put to test the owners of the orchard dipnot 1 when they vowed that they would gather the fruit of their orchard in the morning,

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Here, one should also keep (Surah Al-Kahf, Ayat 32-44 )in view, in which the parable of the owners of two gardens has been cited for teaching a lesson.

Aisha Bewley

We have tried them as We tried the owners of the garden when they swore that they would harvest in the morning

Al-Hilali & Khan

Verily, We have tried them as We tried the people of the garden, when they swore to pluck the fruits of the (garden) in the morning,

Ali Quli Qarai

Indeed we have tested them just as We tested the People of the Garden when they vowed they would gather its fruit at dawn,

Amatul Rahman Omar

(Thus) have We made these (opponents) undergo a trial just as We had made the owners of a garden undergo it when they swore (one to another) that they would pluck (all) its fruit with the next morning.

Arthur John Arberry

Now We have tried them, even as We tried the owners of the garden when they swore they would pluck in the morning

Bijan Moeinian

These people are tried the same way that your Lord tried the owners of the most fruitful gardens who said: "Tomorrow is the that that we will gather the fruits of our garden. "

E. Henry Palmer

Verily, we have tried them as we tried the fellows of the garden when they swore, 'We will cut its fruit at morn!'

Edip-Layth

We have tested them like We tested those who owned the farms, when they swore that they will harvest it in the morning.

George Sale

Verily We have tried the Meccans, as We formerly tried the owners of the garden; when they swore that they would gather the fruit thereof in the morning,

Hamid S. Aziz

Surely We will try them as We tried the people of the garden, when they resolved to cut the produce in the morning,

Mahmoud Ghali

Surely We have tried them as We tried the companions (i. e., owners) of the garden, as they swore that indeed they would definitely wrest away (i.e., gather all) (its fruits) in the (early) morning,

Marmaduke Pickthall

Lo! We have tried them as We tried the owners of the garden when they vowed that they would pluck its fruit next morning,

Mohamed Ahmed - Samira

We have tried you as We tried the owners of the garden when they vowed to gather the fruits in the morning

Muhammad Asad

[As for such sinners, ] behold, We [but] try them as We tried the owners of a certain garden who vowed that they would surely harvest its fruit on the morrow,

Mustafa Khattab

Indeed, We have tested those ˹Meccans˺ as We tested the owners of the garden—when they swore they would surely harvest ˹all˺ its fruit in the early morning,

Progressive Muslims

We have tested them like We tested those who owned the paradise, when they swore that they will harvest it in the morning.

Rashad Khalifa

We have tested them like we tested the owners of the garden who swore that they will harvest it in the morning.

Sahih International

Indeed, We have tried them as We tried the companions of the garden, when they swore to cut its fruit in the [early] morning

Sam Gerrans

We have tried them as We tried the companions of the garden, when they swore they would reap its fruit in the morning,

Shabbir Ahmed

Behold, We have tried such people as We tried the owners of the garden who swore that they would pluck its fruit in the morning. (18:32-44).

Syed Vickar Ahamed

Surely, We have tried them as We tried the People of the Garden, when they swore to pluck the fruits of the (garden) in the morning,

Taqi Usmani

We have tested them as We had tested the Owners of the Garden, when they had sworn an oath that they would pluck its fruits on the next morning,

The Monotheist Group

We have tested them like We tested those who owned the farm, when they swore that they will harvest it in the morning.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kalem suresi, 17. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kalem suresi, 17. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kalem suresi, 17. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩