Kehf suresi

Kehf suresi, 18. ayet

Kehf suresi, 18. ayet. وَتَحْسَبُهُمْ أَيْقَاظًا وَهُمْ رُقُودٌ وَنُقَلِّبُهُمْ ذَاتَ ٱلْيَمِينِ وَذَاتَ ٱلشِّمَالِ وَكَلْبُهُم بَٰسِطٌ ذِرَاعَيْهِ بِٱلْوَصِيدِ لَوِ ٱطَّلَعْتَ عَلَيْهِمْ لَوَلَّيْتَ مِنْهُمْ فِرَارًا وَلَمُلِئْتَ مِنْهُمْ رُعْبًا

vetaḥsebühüm eyḳâżav vehüm ruḳûd. venüḳallibühüm ẕâte-lyemîni veẕâte-şşimâl. vekelbühüm bâsiṭun ẕirâ`ayhi bilveṣîd. levi-ṭṭala`te `aleyhim levelleyte minhüm firârav velemüli'te minhüm ru`bâ.

Diyanet İşleri

Uykuda oldukları halde, sen onları uyanık sanırsın. Biz onları sağa sola çeviriyorduk. Köpekleri de mağaranın girişinde iki kolunu uzatmış (yatmakta idi.) Onları görseydin, mutlaka onlardan yüz çevirip kaçardın ve gördüklerin yüzünden için korku ile dolardı.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kehf 15–21 · surenin 18. ayeti / 110
  1. Kehf 15

    (14-15) Kalkıp da, "Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. O'ndan başkasına asla ilah demeyiz. Yoksa andolsun ki saçma bir söz söylemiş oluruz. Şunlar, şu kavmimiz, O'ndan başka tanrılar edindiler. Onlar hakkında açık bir delil getirselerdi ya! Artık kim Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalimdir?" dediklerinde onların kalplerine kuvvet vermiştik.

  2. Kehf 16

    (İçlerinden biri şöyle dedi:) "Mademki onlardan ve Allah'tan başkasına tapmakta olduklarından yüz çevirip ayrıldınız, o halde mağaraya çekilin ki, Rabbiniz size rahmetini yaysın ve içinde bulunduğunuz durumda yararlanacağınız şeyler hazırlasın."

  3. Kehf 17

    (Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun; mağaralarının sağ tarafına kaydığını, batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. Bu, Allah'ın mucizelerindendir. Allah, kime hidayet ederse işte o, doğru yolu bulandır. Kimi de şaşırtırsa, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.

  4. 18

    Uykuda oldukları halde, sen onları uyanık sanırsın. Biz onları sağa sola çeviriyorduk. Köpekleri de mağaranın girişinde iki kolunu uzatmış (yatmakta idi.) Onları görseydin, mutlaka onlardan yüz çevirip kaçardın ve gördüklerin yüzünden için korku ile dolardı.

  5. Kehf 19

    Böylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: "Ne kadar kaldınız"? dedi. (Bir kısmı) "Bir gün, ya da bir günden az", dediler. (Diğerleri de) şöyle dediler: "Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi siz birinizi şu gümüş para ile kente gönderin de baksın; (şehir halkından) hangisinin yiyeceği daha temiz ve lezzetli ise ondan size bir rızık getirsin. Ayrıca, çok nazik davransın (da dikkat çekmesin) ve sizi hiçbir kimseye sakın sezdirmesin."

  6. Kehf 20

    "Çünkü onlar sizi ele geçirirlerse ya taşlayarak öldürürler, yahut kendi dinlerine döndürürler. O zaman da bir daha asla kurtuluşa eremezsiniz."

  7. Kehf 21

    Böylece biz, (insanları) onların halinden haberdar ettik ki, Allah'ın va'dinin hak olduğunu ve kıyametin gerçekleşmesinde de hiçbir şüphe olmadığını bilsinler. Hani onlar (olayın mucizevi tarafını ve asıl hikmetini bırakmışlar da) aralarında onların durumunu tartışıyorlardı. (Bazıları), "Onların üstüne bir bina yapın, Rableri onların halini daha iyi bilir" dediler. Duruma hakim olanlar ise, "Üzerlerine mutlaka bir mescit yapacağız" dediler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

18. “Uyudukları halde sen onları uyanık sanırdın.” Ey onlara bakan kişi, sen onları uyanıkmış gibi sansan da gerçekte onlar uykudadırlar. Müfessirler derler ki: Buna sebep, gözlerinin bozulmasın diye açık bırakılmış olmasıdır. Bu nedenle onlara bakan kişi uykuda oldukları halde onları uyanık sanırdı. “Biz onları sağa sola çeviriyorduk.” Bu da Allah'ın onların bedenlerini korumasına dahildir. Çünkü kendisine bitişik olan cisimleri yiyip çürütmesi, toprağın tabiatındandır. O nedenle Yüce Allah’ın takdiri, yer vücutlarını bozmayacak şekilde onları sağ ve sol yanlarına çevirmesi şeklinde tecelli etti. Yüce Allah, onları sağ ve sollarına çevirtmeksizin dahi yere karşı korumaya kadirdir. Ancak O, hikmeti sonsuz olandır. Kainattaki kanununun cereyan etmesini ve sebepleri sonuçlara bağlamayı murad etmiştir. “Köpekleri de girişte ön ayaklarını uzatmış duruyordu.” Yani ashab-ı kehf ile bulunan köpek de onları koruduğu esnada onlar gibi uykuya dalmıştı. O, mağaranın kapısında yahut orta düzlüğünde bir yerde ön ayaklarını uzatıp uyumuştu. Yüce Allah, onları bu şekilde yerin zarar vermesinden korumuştu. İnsanlara karşı onları korumasına gelince Allah, onlara vermiş olduğu korkunç manzara ile onları korumuş olduğunu haber vermektedir. Bir kimse, onları görecek olsaydı kalbi hiç şüphesiz korku ile dolar ve gerisin geri kaçarak onlardan uzaklaşırdı. İşte bu kadar uzun süre şehire oldukça yakın olmalarına rağmen kimse onları bulmaksızın bu şekilde kalmalarını sağlayan da bu olmuştur. Şehire yakınlıklarının delili ise uyandıkları vakit aralarından birisini şehirden kendilerine yiyecek almak üzere göndermiş olmaları ve onu beklemek üzere yerlerinde kalmış olmalarıdır. Bu, onların şehire oldukça yakın olduklarının delilidir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey (Ashâb-ı Kehf'in) haberlerini takip eden!- Onlar uykuda oldukları halde gözleri açık olduğundan dolayı sen onları uyanık sanırsın. Hâlbuki gerçek manada uykudadırlar. Onlar uyurken, toprağın cesetlerini çürütmemesi için biz onları bazen sağ taraflarına ve bazen sol taraflarına döndürüyorduk. Onlarla beraber olan köpekleri de mağaranın ağzında ayaklarını uzatmış yatmaktaydı. Eğer onların bu durumlarına muttali olup görseydin; onlardan korktuğundan dolayı yüz çevirip kaçardın ve gördüklerin yüzünden için korku ile dolardı.

Kelimeler

22 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَتَحْسَبُهُمْ ve tehsebuhum sen onları sanırsın kök: حسب
  2. أَيْقَاظًۭا eykazen uyanıklar kök: يقظ
  3. وَهُمْ vehum onlar
  4. رُقُودٌۭ ۚ rukudun uyudukları halde kök: رقد
  5. وَنُقَلِّبُهُمْ ve nukallibuhum ve onları (uykuda) çeviririz kök: قلب
  6. ذَاتَ zate
  7. ٱلْيَمِينِ l-yemini sağlarına kök: يمن
  8. وَذَاتَ ve zate ve
  9. ٱلشِّمَالِ ۖ ş-şimali sollarına kök: شمل
  10. وَكَلْبُهُم vekelbuhum ve köpekleri de kök: كلب
  11. بَـٰسِطٌۭ basitun uzatmış vaziyettedir kök: بسط
  12. ذِرَاعَيْهِ ziraayhi ön ayaklarını kök: ذرع
  13. بِٱلْوَصِيدِ ۚ bil-vesidi girişte kök: وصد
  14. لَوِ levi eğer
  15. ٱطَّلَعْتَ ttalea'te görseydin kök: طلع
  16. عَلَيْهِمْ aleyhim onların durumunu
  17. لَوَلَّيْتَ levelleyte mutlaka dönüp kök: ولي
  18. مِنْهُمْ minhum onlardan
  19. فِرَارًۭا firaran kaçardın kök: فرر
  20. وَلَمُلِئْتَ velemuli'te ve içine dolardı kök: ملا
  21. مِنْهُمْ minhum onlardan
  22. رُعْبًۭا rua'ben korku kök: رعب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf · Aynı kök: شمل (12 geçiş) · Aynı kök: طلع (19 geçiş)

    (Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun; mağaralarının sağ tarafına kaydığını, batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Kendileri…

  • Aynı kök: رعب (5 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    O, kitap ehlinden inkar edenleri ilk toplu sürgünde yurtlarından çıkarandır. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin,…

  • Aynı kök: كلب (6 geçiş) · Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf

    (Ey Muhammed!) Bazıları bilmedikleri şey hakkında atıp tutarak: "Onlar üç kişidirler, dördüncüleri köpekleridir" diyecekler. Yine, "Beş kişidirler,…

  • Aynı kök: كلب (6 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    (Ey Muhammed!) Sana, kendilerine nelerin helal kılındığını soruyorlar. De ki: "Size temiz ve hoş olan şeyler, bir de Allah'ın size verdiği…

  • Aynı kök: رقد (2 geçiş)

    Şöyle derler: "Vay başımıza gelene! Kim bizi diriltip mezarımızdan çıkardı? Bu, Rahman'ın vaad ettiği şeydir. Peygamberler doğru söylemişler."

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    Yoksa sen, (sadece) Ashab-ı Kehf ve Ashab-ı Rakim'i mi bizim ibret verici delillerimizden sandın?

  • Aynı kök: وصد (3 geçiş)

    Üzerlerinde etrafı sımsıkı kapatılmış bir ateş vardır.

  • Aynı kök: وصد (3 geçiş)

    (8-9) Şüphesiz uzatılmış direkler arasında (bağlı oldukları halde) ateş onların üzerine kapatılacaktır.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Kendileri uykuda oldukları hâlde sen onları uyanık sanırdın. Onları sağa sola çeviriyorduk. dipnot 1 Köpekleri de (mağaranın) girişinde ön ayaklarını uzatmıştı. Onları görüp bilseydin dönüp onlardan kaçardın ve gördüklerin yüzünden için korku ile dolardı. dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Onların sağa sola çevrilmesinin gerekçesi, hep bir tarafta yatmalarının çürümeye neden olmasını engellemek olabilir. Mağaradakilerin bu durumundan anlaşılabilecek şey, sebeplere sarılmanın insan olmanın gereği olduğudur. Olayın mucizevi yönü bir tarafa, insanlar herhangi bir işte ellerinden geleni yapmalı, sebeplere sarılmalı, varsa alınacak önlemler onları mutlaka almalıdırlar. Mucizevi bir olayda bile olağan sebeplere sarılmak tedbirli olmanın bir gereğidir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu konu hakkında, 22. ayette mağaradakilerin sayısı ile ilgili ileri geri konuşanların yaptığı gibi davranılmaması gerektiğine dikkat çekilmektedir. Bu ayetlerde ele alınan konuların içyüzüyle ilgili net ve kesin kanaatler ortaya koymaktan özellikle kaçınmaktan yanayız. Bu konuda kastedilenin tam olarak ne olduğunu anlayamadığımızı, diğer kardeşlerimizin bu noktada ileri sürecekleri fikirleri beklediğimizi belirtmemiz gerekir. Gerçeği Yüce Allah bilir.

Mustafa İslamoğlu

Onlar (ölüm uykusuna) yattıkları halde sen onları uyanık sanırdın; dahası, Biz onları bir sağa bir sola döndürüp duruyorduk. Köpekleri ise, girişte ön ayaklarını yaymış öylece duruyordu: Eğer onların üzerine çıkagelseydin, kesinlikle dönüp ardına bakmadan kaçardın; zira bu (manzara)dan dolayı içini bir ürperti kaplardı.

Muhammed Esed

Uykuda oldukları halde sen onları uyanık sanırdın. Öyle ki, Biz onları bir sağa çeviriyorduk, bir sola; ve köpekleri de eşikte ön ayaklarını uzatıp (uyuyakalmıştı). Onlara (bu halleriyle) rastlamış olsaydın arkanı dönüp kaçardın; onlardan yana için korkuyla dolardı.

Ahmed Hulusi

Onlar (ölü gibi) uykuda oldukları halde, sen onları ayıktırlar sanırdın. . . Onları sağlarına sollarına çevirdik. . . Köpekleri de (mağaranın) önüne iki kolunu uzatıp yaymıştı! Onları o halde görseydin, arkanı döner uzaklaşırdın! Onların bu durumundan heyecanlanır ürkerdin!

Ali Bulaç

Sen onları uyanık sanırsın, oysa onlar (derin bir uykuda) uyuşmuşlardır. Biz onları sağ yana ve sol yana çeviriyorduk. Köpekleri de iki kolunu uzatmış yatıyordu. Onları görmüş olsaydın, geri dönüp onlardan kaçardın, onlardan içini korku kaplardı.

Ali Özek ve heyeti

Kendileri uykuda oldukları halde sen onları uyanık sanırdın. Onları sağa sola çevirirdik. Köpekleri de mağaranın girişinde ön ayaklarını uzatmış yatmakta idi. Eğer onların durumlarına muttali olsa idin dönüp onlardan kaçardın ve gördüklerin yüzünden, için korku ile dolardı.

Ali Rıza Safa

Uykuda olmalarına karşın, onları uyanık sanırdın. Sağ yana ve sol yana onları çeviriyorduk; köpekleri de eşikte ön ayaklarını uzatmıştı. Onları görseydin, arkanı dönüp kaçardın; içini kesinlikle korku kaplardı.

Bayraktar Bayraklı

Mağaradakiler uykuda iken sen onları uyanık sanırdın. Biz onları sağa ve sola döndürüyorduk. Köpekleri de dirseklerini eşiğe uzatmıştı. Onları görmüş olsaydın, geri dönüp onlardan kaçardın ve için korku ile dolardı.

Edip Yüksel

Uykuda olmalarına rağmen onları uyanık sanırsın. Onları sağa ve sola doğru çeviririz. Köpekleri de kollarını eşikte uzatmıştır. Onlara baksaydın onlardan dönüp kaçardın ve onlardan dolayı korkuyla dolardın.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Uykuda olmalarına rağmen onları uyanık sanırsın. Onları sağa ve sola doğru çeviririz. Köpekleri de kollarını eşikte uzatmıştır. Onlara baksaydın onlardan dönüp kaçardın ve onlardan dolayı korkuyla dolardın.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de onları uyanık sanırdın, halbuki uykudadırlar ve biz onları sağa sola çevirirdik; köpekleri de giriş kısmında iki kolunu uzatmıştı. Onları görseydin mutlaka onlardan kaçar ve elbette için dehşet ile dolardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de onları uyanıklar zannedersin halbuki uykudalardır ve biz onları sağa sola çeviririz, köpekleri de medhalde iki kolunu uzatmış, üzerlerine çıkıversen mutlaka onlardan döner kaçardın ve her halde onlardan dehşet dolardın

Erhan Aktaş

Uykuda oldukları halde sen onları uyanık sanırsın. Ve biz onları sağ yanlarına ve sol yanlarına çeviririz. Köpekleri de avluda ön ayaklarını öne doğru uzatmıştı. Eğer sen onlarla karşılaşsaydın, gerisin geri kaçardın. Ve korkudan ürperirdin.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Uykuda oldukları halde sen onları uyanık sanırsın. Ve biz onları sağ yanlarına ve sol yanlarına çeviririz. Köpekleri de avluda ön ayaklarını öne doğru uzatmıştı. Eğer sen onlarla karşılaşsaydın, gerisin geri kaçardın. Ve korkudan ürperirdin.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, uykuda oldukları halde sen onları uyanık sanırsın. Ve biz onları sağ yanlarına ve sol yanlarına çeviririz. Köpekleri de avluda ön ayaklarını öne doğru uzatmıştı. Eğer sen onlarla karşılaşsaydın, gerisin geri kaçardın. Ve korkudan ürperirdin.

Gültekin Onan

Sen onları uyanık sanırsın, oysa onlar (derin bir uykuda) uyuşmuşlardır. Biz onları sağ yana ve sol yana çeviriyorduk (nükallibühüm). Köpekleri de iki kolunu uzatmış yatıyordu. Onları görmüş olsaydın, geri dönüp onlardan kaçardın, onlardan içini korku kaplardı.

Hasan Basri Çantay

Sen onları uyanık kimseler sanırsın. Halbuki onlar uyuyanlardır. Biz onları (gah) sağ yanına, (gah) sol yanına çeviriyorduk. Köpekleri de (mağaranın) giriş yerinde iki kolunu (ayağını) uzat (ıb yat) makda idi. Üzerlerine tırmanıb da (hallerini bir) görseydin mutlakaa onlardan yüz çevirir, kaçardın ve her halde için onlardan korku ile dolardı.

İbni Kesir

Onlar uykuda iken; sen, onları uyanık sanırdın. Biz, onları sağa ve sola döndürüyorduk. Köpekleri de dirseklerini eşiğe uzatmıştı. Onları görsen; için korkuyla dolar, geri dönüp kaçardın.

Mehmet Alagaş

(7-22) Kehf halkı ve Rakiimi nasıl değerlendirdin / ne hesap ettin? Onlar şaşırılacak / acayip ayetlerimizdendi , gençler mağaraya sığındı klarında d ediler ki ; Rabbimiz katından bize bir rahmet gönder , işlerimizde doğruyu göster / rüşte eriştir. Ve bizde mağarada onları kulakları üzere senelerce yatırdık, sonra hangi iki taraftan kimin ne kadar müddet kaldığını hesap edebildiğini bilelim diye onları dirilttik , o nların haberlerini sana gerçek olarak anlatıyoruz. Onlar Rablerine iman etmiş gençler idi, onların hidayetlerini artırdık, kalktıklarımda ise kalpleriyle bağlantı kurduk, dediler ki Rabbimiz, semaların ve arzın Rabbi, senden başkasına ilah olarak çağrıda bulunmayız , eğer ki böyle bir şey dersek, saçmalamış oluruz / şatata. İşte bunlar, Ondan başka ilah edinen kavmimizdir, onlar hakkında apaçık bir delil / bir ispat aracı getirirseler ya , Allah'a yalanı iftira edenden daha zalim kim olabilir ? Onlardan ve Allahtan başka ibadet ettiklerinden geri çekilip uzaklaştıklarında / muğtezile iken , mağaraya sığının Rabbiniz sizi de rahmetinden vererek diriltsin, sizin işlerinizi kolaylaştı rıcı şeyler hazırlasın denildi. Güneşi doğarken mağaranın sağ tarafına meylettiğini görürsün batarken de sol taraflarını aşındırırdı , onlar mağaranın yarık boşluğunda idiler , Bu Allah'ın ayet lerindendi, Allah kime hidayet etmişse işte o yola iletilendir, kimi de saptırmış ise, ona ne dost ne de irşat edici / mürşit bulunabilir, sen onları uyanık sanırsın onlar uykudadırlar , o nları sağlarına ve sollarına döndürüyorduk , k öpekleri mağaranın ön eşiğine ayaklarını uzatmıştı , onların durumunu kavrasaydın / muttali olsaydın onlardan kaçar / firar eder dönerdin , onlardan için ürperirdi, Böylece onları, birbirlerine sorsunlar diye tekrar dirilttik, onlardan kalkan biri dedi ki ne kadar kaldınız? Bir gün yahut günün bir kısmı kadar dediler, ne kadar kaldığımızı en iyi Rabbimiz bilir dediler, sizden birini bu gümüş paralarla şehre gönderin ve hangi yemek daha temiz ise baksın ve bize getirsin ondan rızıklanalım , dikkat etsin sizi, herhangi birine sezdirmesin , muhakkak ki onlar sizin farkınıza varırlarsa taşlarlar yahut sizi kendi milletlerine / dinlerine iade ederler artık asla/ ebedi kurtulamazsınız / iflah olmazsınız. Bu şekilde onları bulurduk ki Allah'ın vadi haktır bilinsin ve saat hakkında kuşku olmadığı bilinsin. Aralarında işleri hakkında tartışırlarken bir ara, onların üzerlerine kubbe / bina yapalım dediler. Rableri onların durumlarını daha iyi bilir. İşlerinde başarılı olanlar / galip olanlar dediler ki üzerlerine bir mescit yapacağız. Diyecekler ki, ü çtüler dördüncüleri köpekleriydi , beştiler altıncıları köpekleriydi, Gaybe taş atmaktır, diyecekler ki yediydiler sekizincileri köpekleriydi. De ki adetlerini Rabbim bilir onlar az şey biliyorlar. Görünenin dışında onlarla bu konuda tartışma yapma. Onlardan herhangi birin den kanaat isteme / fetva isteme.

Rowwad Tercüme Merkezi

Uykuda oldukları halde, sen onları uyanık sanırsın. Biz onları sağa sola çeviriyorduk. Köpekleri de mağaranın girişinde ön ayaklarını uzatmış (yatmakta idi.) Onları görseydin, mutlaka onlardan yüz çevirip kaçardın ve gördüklerin yüzünden için korku ile dolardı.

Süleyman Ateş

Uykuda oldukları halde sen onları uyanıklar sanırsın onları (uykuda) sağa sola çeviririz. Köpekleri de girişte iki kolunu (ön ayaklarını) uzatmış vaziyettedir. Onların durumunu görseydin, mutlaka onlardan dönüp kaçardın. Ve onlardan içine korku dolardı.

Süleymaniye Vakfı

Onların uyanık olduklarını sanırdın; halbuki derin bir uykuya dalmışlardı. Onları bir sağlarına ve bir sollarına döndürüyorduk. Köpekleri ise ön ayaklarını mağaranın girişine doğru uzatmıştı. dipnot 1 Onları o durumda görseydin arkanı dönüp kaçardın, için korkuyla dolardı.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onları sağa sola döndürdüğümüzde uyanık olduklarını sanırdın; halbuki uzun bir uykuya dalmışlardı. Köpekleri de önayaklarını dışarıya doğru uzatmıştı. Onlara göz atsaydın için korku ile dolar, arkanı dönüp kaçardın.

Şaban Britch

Onlar uykuda iken sen onları uyanık sanırsın. Biz onları sağa sola döndürüyorduk. Köpekleri de ön ayaklarını eşiğe uzatmıştı. Onları görseydin, onlardan korkup arkana dönüp kaçardın.

Şaban Piriş

Onlar uykuda iken sen onları uyanık sanırsın. Biz onları sağa sola döndürüyorduk. Köpekleri de ön ayaklarını eşiğe uzatmıştı. Onları görseydin, onlardan korkup arkana dönüp kaçardın.

Yaşar Nuri Öztürk

Sen onları uyanıktırlar sanırsın; oysaki onlar uykudadırlar. Onları sağ tarafa da sol tarafa da çeviririz. Köpekleri de iki kolunu girişe uzatıp yaymıştır. Onların durumunu görseydin kesinlikle onlardan yüz çevirip kaçırdın. Ve onlardan içinde mutlaka korku doldurulurdu.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

You would have thought they were awake -probably their eyes were open- though they were fast asleep. And We turned them over from one side to the other right and left while on the threshold lay their dog with his forelegs outstretched. If you had seen them you would have run away from them making your escape, filled with horror.

Abdul Haleem

You would have thought they were awake, though they lay asleep. We turned them over, to the right and the left, with their dog stretching out its forelegs at the entrance. If you had seen them, you would have turned and run away, filled with fear of them.

Abdullah Yusuf Ali

Thou wouldst have deemed them awake, whilst they were asleep, and We turned them on their right and on their left sides: their dog stretching forth his two fore-legs on the threshold: if thou hadst come up on to them, thou wouldst have certainly turned back from them in flight, and wouldst certainly have been filled with terror of them.

Abul A'la Maududi

On seeing them you would fancy them to be awake though they were asleep; and We caused them to turn their sides to their right and to their left, dipnot 1 and their dog sat stretching out its forelegs on the threshold of the Cave. Had you looked upon them you would have certainly fled away from them, their sight filling you with terror. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, if someone could have looked at the seven persons from outside and seen them turning from one side to the other at intervals, he would have thought that they were not asleep but were relaxing themselves.
  2. metne dön, dipnot 2
    Allah had so arranged their refuge that none dared go inside the cave and know about them for it was pitch dark in the cave and the dog was keeping watch at the entrance. If someone ever looked into the cave and saw the sleepers, he took them for some robbers and at once turned on his heels. This was the reason why their refuge remained a secret to the outer world for such a long period.

Aisha Bewley

You would have supposed them to be awake whereas in fact they were asleep. We turned them to the right and to the left, and, at the entrance, their dog stretched out its paws. If you had looked down and seen them, you would have turned from them and run and have been filled with terror at the sight of them.

Al-Hilali & Khan

And you would have thought them awake, whereas they were asleep. And We turned them on their right and on their left sides, and their dog stretching forth his two forelegs at the entrance [of the Cave or in the space near to the entrance of the Cave (as a guard at the gate)]. Had you looked at them, you would certainly have turned back from them in flight, and would certainly have been filled with awe of them.

Ali Quli Qarai

You will suppose them to be awake, although they are asleep. We turn them to the right and to the left, and their dog [lies] stretching its forelegs at the threshold. If you come upon them, you will surely turn to flee from them, and you will surely be filled with a terror of them.

Amatul Rahman Omar

You might think them wary while they are dormant and asleep. We shall make them turn over (now) to the right and (then) to the left while their dog is (present with them) stretching its paws forward on the threshold in the courtyard. If you had become aware of their (true) state you would have turned back from them in fright and you would have surely been filled with great awe of them.

Arthur John Arberry

Thou wouldst have thought them awake, as they lay sleeping, while We turned them now to the right, now to the left,' and their dog 'stretching its paws on the threshold. Hadst thou observed them surely thou wouldst have.turned thy back on them in flight, and been filled with terror of them.

Bijan Moeinian

If you had seen them, it would have appeared to you as if they were awake, when they were in fact asleep. I was making them to turn to their right sides and to their left sides. As to their dog, he was stretching forth his two forelegs at the entrance of the cave. If you (or anybody else) had seen them, you would have been frightened and run away.

E. Henry Palmer

Thou mightst have reckoned them waking though they were sleeping, as we turned them towards the right and towards the left; and their dog spreading out his fore-paws on the threshold. Hadst thou come suddenly upon them thou wouldst surely have turned and fled away from them, and wouldst surely have been filled by them with dread.

Edip-Layth

You would reckon they are awake while they are asleep. We turn them on the right-side and on the left-side, and their dog has his legs outstretched by the entrance. If you looked upon them you would have run away from them and you would have been filled with fear of them!

George Sale

And thou wouldst have judged them to have been awake, while they were sleeping; and We caused them to turn themselves to the right hand, and to the left. And their dog stretched forth his fore-legs in the mouth of the cave: If thou hadst come suddenly upon them, verily thou wouldest have turned thy back and fled from them, and thou wouldest have been filled with fear at the sight of them.

Hamid S. Aziz

You would have deemed them waking though they were asleep, as We turned them towards the right and towards the left; and their dog spreading out his fore-paws on the threshold.

Mahmoud Ghali

And you would have reckoned that they were awake (as) they were lying down, and We turned them about towards the right and towards the left, and their dog stretching out his two fore-legs (Literally: his two arms) on the threshold. If you had viewed them, indeed you would have turned away from them in flight and indeed been filled with horror of them.

Marmaduke Pickthall

And thou wouldst have deemed them waking though they were asleep, and We caused them to turn over to the right and the left, and their dog stretching out his paws on the threshold. If thou hadst observed them closely thou hadst assuredly turned away from them in flight, and hadst been filled with awe of them.

Mohamed Ahmed - Samira

You may have thought that they were awake, yet they were asleep. We made them turn right and left, while their dog lay with his forelegs stretched across the threshold. If you had looked at them you would have surely turned away and fled with horror at the sight.

Muhammad Asad

And thou wouldst have thought that they were awake, whereas they lay asleep. And We caused them to turn over repeatedly, now to the right, now to the left; and their dog [lay] on the threshold, its forepaws outstretched. Hadst thou come upon them [unprepared], thou wouldst surely have turned away from them in flight, and wouldst surely have been filled with awe of them.

Mustafa Khattab

And you would have thought they were awake,[1] though they were asleep. We turned them over, to the right and left, while their dog stretched his forelegs at the entrance. Had you looked at them, you would have certainly fled away from them, filled with horror.

Progressive Muslims

And you would think they are awake while they are asleep. And We turn them on the right-side and on the left-side, and their dog has his legs outstretched in their midst. If you looked upon them you would have run away from them and you would have been filled with terror from them!

Rashad Khalifa

You would think that they were awake, when they were in fact asleep. We turned them to the right side and the left side, while their dog stretched his arms in their midst. Had you looked at them, you would have fled from them, stricken with terror.

Sahih International

And you would think them awake, while they were asleep. And We turned them to the right and to the left, while their dog stretched his forelegs at the entrance. If you had looked at them, you would have turned from them in flight and been filled by them with terror.

Sam Gerrans

And thou thinkest them awake, when they are asleep; and We cause them to turn to the right and the left.) And their dog was stretching out its two paws on the threshold — hadst thou looked upon them, thou wouldst have turned away from them in flight and been filled with terror of them.

Shabbir Ahmed

You would have deemed that they were awake, even when they slept. (They remained alert round the clock). We caused them to frequently change their positions right and left. They had a faithful dog to guard the entrance, with its four paws outstretched, ready to hunt for them. The whole environment was awe-inspiring. Had you come upon them suddenly, you would have turned away from them in flight in awe.

Syed Vickar Ahamed

And you would have thought they were awake, while they were (actually) sleeping, and We turned them on their right and on their left sides: And their dog spreading out his two front legs at the entrance: If you had (just accidentally) found them, you would have truly turned back from them to run away (in flight), and (you) would truly have been filled with fear of them.

Taqi Usmani

And you would think they were awake while they were asleep. We turned them on their sides, right and left. And their dog had its forelegs stretched out to the doorstep. If you had a look at them, you would have fled away from them and would have been filled with awe of them.

The Monotheist Group

And you would think they are awake while they are asleep. And We turn them on the right-side and on the left-side, and their dog has his arms outstretched at the threshold. If you looked upon them you would have run away from them and you would have been filled with terror from them!

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 18. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 18. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 18. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩