Diyanet İşleri
"Çünkü onlar sizi ele geçirirlerse ya taşlayarak öldürürler, yahut kendi dinlerine döndürürler. O zaman da bir daha asla kurtuluşa eremezsiniz."
Kehf suresi
Kehf suresi, 20. ayet. إِنَّهُمْ إِن يَظْهَرُوا۟ عَلَيْكُمْ يَرْجُمُوكُمْ أَوْ يُعِيدُوكُمْ فِى مِلَّتِهِمْ وَلَن تُفْلِحُوٓا۟ إِذًا أَبَدًا
innehüm iy yażherû `aleyküm yercümûküm ev yü`îdûküm fî milletihim velen tüfliḥû iẕen ebedâ.
"Çünkü onlar sizi ele geçirirlerse ya taşlayarak öldürürler, yahut kendi dinlerine döndürürler. O zaman da bir daha asla kurtuluşa eremezsiniz."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Ashâb-ı Kehf Kehf 9–26 3
(Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun; mağaralarının sağ tarafına kaydığını, batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. Bu, Allah'ın mucizelerindendir. Allah, kime hidayet ederse işte o, doğru yolu bulandır. Kimi de şaşırtırsa, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.
Uykuda oldukları halde, sen onları uyanık sanırsın. Biz onları sağa sola çeviriyorduk. Köpekleri de mağaranın girişinde iki kolunu uzatmış (yatmakta idi.) Onları görseydin, mutlaka onlardan yüz çevirip kaçardın ve gördüklerin yüzünden için korku ile dolardı.
Böylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: "Ne kadar kaldınız"? dedi. (Bir kısmı) "Bir gün, ya da bir günden az", dediler. (Diğerleri de) şöyle dediler: "Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi siz birinizi şu gümüş para ile kente gönderin de baksın; (şehir halkından) hangisinin yiyeceği daha temiz ve lezzetli ise ondan size bir rızık getirsin. Ayrıca, çok nazik davransın (da dikkat çekmesin) ve sizi hiçbir kimseye sakın sezdirmesin."
"Çünkü onlar sizi ele geçirirlerse ya taşlayarak öldürürler, yahut kendi dinlerine döndürürler. O zaman da bir daha asla kurtuluşa eremezsiniz."
Böylece biz, (insanları) onların halinden haberdar ettik ki, Allah'ın va'dinin hak olduğunu ve kıyametin gerçekleşmesinde de hiçbir şüphe olmadığını bilsinler. Hani onlar (olayın mucizevi tarafını ve asıl hikmetini bırakmışlar da) aralarında onların durumunu tartışıyorlardı. (Bazıları), "Onların üstüne bir bina yapın, Rableri onların halini daha iyi bilir" dediler. Duruma hakim olanlar ise, "Üzerlerine mutlaka bir mescit yapacağız" dediler.
(Ey Muhammed!) Bazıları bilmedikleri şey hakkında atıp tutarak: "Onlar üç kişidirler, dördüncüleri köpekleridir" diyecekler. Yine, "Beş kişidirler, altıncıları köpekleridir" diyecekler. Şöyle de diyecekler: "Yedi kişidirler, sekizincileri köpekleridir." De ki: "Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir. Zaten onları pek az kimse bilir. O halde, onlar hakkında (Kur'an'daki) apaçık tartışma(yı aktarmak)dan başka tartışmaya girme ve bunlar hakkında onlardan hiçbirine bir şey sorma."
Hiçbir şey hakkında sakın "yarın şunu yapacağım" deme!
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
20. “Çünkü onlar, sizi bir ele geçirirlerse ya sizi taşa tutarlar yahut da kendi dinlerine döndürürler.” Kavimleri, kendilerini fark edecek olsa ya onları taşa tutar ve dinlerine olan aşırı kin ve öfkelerinden dolayı korkunç bir şekilde onları öldürürlerdi. Yahut da dinlerinden döndürmek için onlara işkence edip kendi dinlerine çevirmeye çalışırlardı. Bu durumda ise ebediyen iflâh olamazlar, aksine dinlerini de dünyalarını da âhiretlerini de kaybederlerdi. Bu son iki âyet-i kerime bazı faydalı hususlara delildir:
1. İlme ve ilmî tartışmalara teşvik. Çünkü Yüce Allah, onları bunun için uyandırmıştı.
2. İlmi hususta herhangi bir şüpheye düşen kimsenin, bu işi daha iyi bilene havale ederek bildiğinin sınırında durması edebine riâyet etmek gerektiği.
3. Alış-verişte vekâletin ve bu hususta ortaklığın sahih olduğu.
4. Eğer Allah’ın yasak kılmış olduğu israf sınırına varmayacak olursa hoş, temiz ve lezzetli şeyleri yemenin caiz olduğu. Çünkü: “baksın, hangi yiyecek daha temizse ondan size azık getirsin” buyurmaktadır. Özellikle de kişinin bünyesine ancak bu tür yiyecekler uygun düşüyorsa bu, böyledir. Muhtemeldir ki bu gençlerin hükümdar çocukları olduğunu söyleyen müfessirlerin birçoğu da buna dayanmışlardır. Çünkü onlar içlerinden gönderdikleri kişiye, ileri gelen zenginlerin yemeyi âdet edindiği şekilde en temiz ve iyi yiyeceklerden almasını söylemişlerdi.
5. Dinde fitneye düşürecek yer ve hususlardan uzak kalmak, gerekli ihtiyat ve tedbirleri almak, saklanmak, bu hususta kişinin gerek kendisi, gerekse de din kardeşleri hakkında gizliliğe riâyet etmesi teşvik edilmektedir.
6. Bu delikanlıların dine aşırı bağlılıkları ve dinleri uğrunda her türlü fitneden kaçıp Allah için vatanlarını terk edişleri vurgulanmaktadır.
7. Şerrin, ihtiva ettiği ve ona karşı nefret uyandırıp onu terk etmeye itecek türden zarar ve kötülüklerinin söz edilmesi gerekir. Bu, geçmişteki mü’minlerin de sonraki mü’minlerin de izlediği bir yoldur. Nitekim ashab-ı kehf de: “O zaman ebediyen iflâh olmazsınız” demişlerdir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Zira kavminiz sizin hakkınızda haber alıp yerinizi öğrenirler ise, sizi ya taşlayarak öldürürler yahut Allah'ın sizi hak dine hidayet etmeden önceki sapık dinlerine geri döndürürler. Bu sapık din sizin de eskiden tabi olduğunuz bir dindi. Eğer o sapık dine dönerseniz, ne dünya hayatında ve ne de ahiret hayatında asla kurtuluşa eremezsiniz. Bilakis bunun hepsi Allah'ın hidayet ettiği hak dini terk etmeniz ve o sapık dine dönmeniz sebebiyle olur.
Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf · Aynı kök: رجم (14 geçiş) · Aynı kök: ظهر (59 geçiş)
(Ey Muhammed!) Bazıları bilmedikleri şey hakkında atıp tutarak: "Onlar üç kişidirler, dördüncüleri köpekleridir" diyecekler. Yine, "Beş kişidirler,…
Aynı kök: ملل (18 geçiş) · Aynı kök: عود (63 geçiş)
Şu'ayb'ın kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler dediler ki: "Ey Şu'ayb! Andolsun, ya kesinlikle bizim dinimize dönersiniz ya da mutlaka seni ve…
Aynı kök: ملل (18 geçiş) · Aynı kök: عود (63 geçiş)
"Allah, bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra eğer ona dönersek mutlaka Allah'a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimiz Allah'ın dilemesi olmadıkça,…
Aynı kök: ملل (18 geçiş) · Aynı kök: عود (63 geçiş)
İnkar edenler, peygamberlerine; "Andolsun, ya sizi yurdumuzdan çıkaracağız, ya da bizim dinimize dönersiniz" dediler. Rableri de onlara şöyle…
Aynı kök: ابد (28 geçiş) · Aynı kök: عود (63 geçiş)
Eğer inanıyorsanız, bu gibi şeylere bir daha ebediyyen dönmemeniz için Allah size öğüt veriyor.
Aynı kök: فلح (40 geçiş) · Aynı kök: ظهر (59 geçiş)
Sana, hilalleri soruyorlar. De ki: "Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir. İyilik, evlere arkalarından girmeniz değildir. Ama iyi davranış,…
Aynı kök: فلح (40 geçiş) · Aynı kök: ظهر (59 geçiş)
Mü'min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zinet (yer)lerini…
Aynı kök: ظهر (59 geçiş) · Aynı kök: عود (63 geçiş)
Kadınlarından zıhar yaparak ayrılıp sonra da söylediklerinden dönecek olanlar, eşleriyle birbirlerine dokunmadan önce, bir köle azat etmelidirler.…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki onlar, sizden haberdar olurlarsa sizi taşlarlar (kovarlar) veya sizi kendi dinlerine çevirirler ki o zaman asla kurtulamazsınız.
Çünkü eğer onlar sizin varlığınızı öğrenirlerse, ya sizi öldüresiye taşlarlar, ya da sizi (zorla) kendi inanç sistemlerine döndürürler; o takdirde ise bir daha asla ellerinden kurtulamazsınız."
çünkü, bakın, sizin varlığınızı öğrenirlerse ya sizi taşlayarak öldürürler ya da zor altında sizi kendi dinlerine döndürürler ki, bu durumda, bir daha asla kurtulamazsınız!"
Zira durumunuza vakıf olurlarsa, (ya) sizi taşlayarak öldürürler ya da kendi inançlarına döndürürler. . . O zaman sonsuza dek kurtuluş imkanı bulamazsınız!
"Çünkü onlar üzerinize çıkıp gelirlerse, sizi taşa tutarlar veya dinlerine geri çevirirler; bu durumda ebedi olarak kurtuluş bulamazsınız."
«Çünkü onlar eğer sizi fark ederlerse, ya sizi taşlayarak öldürürler veya kendi dinlerine çevirirler ki, o zaman ebediyyen iflah olmazsınız.»
"Çünkü sizi ellerine geçirirlerse taşlarlar veya kendi dinlerine döndürürler. Ve bu durumda, sonsuza dek asla kurtulamazsınız!"
"Doğrusu, eğer onlar sizi ele geçirirse ya taşlayarak öldürürler veya kendi yollarına döndürürler ve bu durumda asla kurtulamazsınız" dedi.
"Onlar sizi görseler sizi taşlarlar/kovarlar veya sizi zorla kendi dinlerine döndürürler ki bu durumda asla başarıya ulaşamazsınız."
'Onlar sizi farkederlerse sizi taşlarlar veya sizi zorla kendi dinlerine döndürürler ki bu durumda asla başarıya ulaşamazsınız.'
Çünkü sizi ellerine geçirirlerse muhakkak öldürürler, yahut kendi dinlerine döndürürler. O zaman asla kurtuluşa eremezsiniz."
Çünkü ellerine geçirirlerse sizi muhakkak recmederler yahud milletlerine döndürürler ve bu takdirde ebeda felah bulamazsınız
"Onlar sizi fark ederlerse, sizi taşa tutarlar veya kendi milletlerine dipnot 1 döndürürler. O zaman, kesinlikle ebediyen kurtuluşa eremezsiniz."
"Onlar sizi fark ederlerse, sizi taşa tutarlar veya kendi milletlerine dipnot 1 döndürürler. O zaman, kesinlikle ebediyen kurtuluşa eremezsiniz."
Onlar sizi fark ederlerse, sizi taşa tutarlar veya kendi milletlerine dipnot 1 döndürürler. O zaman, kesinlikle ebediyen kurtuluşa eremezsiniz.
"Çünkü onlar üzerinize çıkıp gelirlerse, sizi taşa tutarlar veya dinlerine geri çevirirler; bu durumda ebediyen kurtuluş bulamazsınız."
"Çünkü onlar size galebe ederlerse sizi ya taşla öldürürler, yahud sizi (zorla) kendi dinlerine döndürürler. Bu takdirde ise ebedi felah bulmazsınız".
Çünkü sizden haberleri olacak olursa; sizi, ya taşla öldürürler veya dinlerine döndürürler. Bu takdirde ise asla kurtulamazsınız.
(7-22) Kehf halkı ve Rakiimi nasıl değerlendirdin / ne hesap ettin? Onlar şaşırılacak / acayip ayetlerimizdendi , gençler mağaraya sığındı klarında d ediler ki ; Rabbimiz katından bize bir rahmet gönder , işlerimizde doğruyu göster / rüşte eriştir. Ve bizde mağarada onları kulakları üzere senelerce yatırdık, sonra hangi iki taraftan kimin ne kadar müddet kaldığını hesap edebildiğini bilelim diye onları dirilttik , o nların haberlerini sana gerçek olarak anlatıyoruz. Onlar Rablerine iman etmiş gençler idi, onların hidayetlerini artırdık, kalktıklarımda ise kalpleriyle bağlantı kurduk, dediler ki Rabbimiz, semaların ve arzın Rabbi, senden başkasına ilah olarak çağrıda bulunmayız , eğer ki böyle bir şey dersek, saçmalamış oluruz / şatata. İşte bunlar, Ondan başka ilah edinen kavmimizdir, onlar hakkında apaçık bir delil / bir ispat aracı getirirseler ya , Allah'a yalanı iftira edenden daha zalim kim olabilir ? Onlardan ve Allahtan başka ibadet ettiklerinden geri çekilip uzaklaştıklarında / muğtezile iken , mağaraya sığının Rabbiniz sizi de rahmetinden vererek diriltsin, sizin işlerinizi kolaylaştı rıcı şeyler hazırlasın denildi. Güneşi doğarken mağaranın sağ tarafına meylettiğini görürsün batarken de sol taraflarını aşındırırdı , onlar mağaranın yarık boşluğunda idiler , Bu Allah'ın ayet lerindendi, Allah kime hidayet etmişse işte o yola iletilendir, kimi de saptırmış ise, ona ne dost ne de irşat edici / mürşit bulunabilir, sen onları uyanık sanırsın onlar uykudadırlar , o nları sağlarına ve sollarına döndürüyorduk , k öpekleri mağaranın ön eşiğine ayaklarını uzatmıştı , onların durumunu kavrasaydın / muttali olsaydın onlardan kaçar / firar eder dönerdin , onlardan için ürperirdi, Böylece onları, birbirlerine sorsunlar diye tekrar dirilttik, onlardan kalkan biri dedi ki ne kadar kaldınız? Bir gün yahut günün bir kısmı kadar dediler, ne kadar kaldığımızı en iyi Rabbimiz bilir dediler, sizden birini bu gümüş paralarla şehre gönderin ve hangi yemek daha temiz ise baksın ve bize getirsin ondan rızıklanalım , dikkat etsin sizi, herhangi birine sezdirmesin , muhakkak ki onlar sizin farkınıza varırlarsa taşlarlar yahut sizi kendi milletlerine / dinlerine iade ederler artık asla/ ebedi kurtulamazsınız / iflah olmazsınız. Bu şekilde onları bulurduk ki Allah'ın vadi haktır bilinsin ve saat hakkında kuşku olmadığı bilinsin. Aralarında işleri hakkında tartışırlarken bir ara, onların üzerlerine kubbe / bina yapalım dediler. Rableri onların durumlarını daha iyi bilir. İşlerinde başarılı olanlar / galip olanlar dediler ki üzerlerine bir mescit yapacağız. Diyecekler ki, ü çtüler dördüncüleri köpekleriydi , beştiler altıncıları köpekleriydi, Gaybe taş atmaktır, diyecekler ki yediydiler sekizincileri köpekleriydi. De ki adetlerini Rabbim bilir onlar az şey biliyorlar. Görünenin dışında onlarla bu konuda tartışma yapma. Onlardan herhangi birin den kanaat isteme / fetva isteme.
'Eğer onlar sizi ele geçirirlerse ya taşlayarak öldürürler, yahut kendi dinlerine döndürürler. O zaman da bir daha asla kurtuluşa eremezsiniz.''
"Çünkü onlar sizi ellerine geçirirlerse taşlayarak öldürürler, yahut kendi dinlerine döndürürler ki, o takdirde asla iflah olamazsınız."
Çünkü ellerine geçirseler bizi taşlayarak öldürür ya da kendi dini yaşama biçimlerine döndürürler dipnot 1 de sonsuza kadar umduğumuza kavuşamayız." dipnot 2
"Çünkü ellerine geçirseler taşlayarak bizi öldürürler ya da kendi dinlerine döndürürler de sonsuza kadar umduğumuza kavuşamayız."
Eğer onların sizden haberi olacak olursa, taşa tutarlar veya sizi dinlerine döndürürler. O zaman asla kurtuluşa eremezsiniz.
Eğer onların sizden haberi olacak olursa, taşa tutarlar veya sizi dinlerine döndürürler. O zaman asla kurtuluşa eremezsiniz.
"Çünkü onlar sizi ellerine geçirirlerse ya taşlayarak öldürürler yahut da sizi kendilerinin milletine döndürürler. O takdirde bir daha asla kurtulamazsınız."
"For, should they discover your identity", he continued, "they will over power you, pelt you with stones or else turn you renegades and your purpose shall be defeated here and Hereafter".
if they found you out, they would stone you or force you to return to their religion, where you would never come to any good.’
"For if they should come upon you, they would stone you or force you to return to their cult, and in that case ye would never attain prosperity."
For if they should come upon us, they will stone us to death or force us to revert to their faith whereafter we shall never prosper."
for if they find out about you they will stone you or make you revert to their religion and then you will never have success. ’
"For, if they come to know of you, they will stone you (to death or abuse and harm you) or turn you back to their religion; and in that case you will never be successful."
Indeed should they prevail over you, they will [either] stone you [to death], or force you back into their creed, and then you will never be saved. ’
`(For) if they come to know of you they will condemn you or make you revert to their faith (by force) and in that case (that you revert to their faith), you will never attain your goal and prosper ever. '
If they should get knowledge of you they will stone you, or restore you to their creed, then you will not prosper ever.
only God knows. Now someone should volunteer to go to the town and get a good food for this silver coin, while taking all precautionary measures so that none know about our hide-out place. If our persecutors find us, they will either stone us or force us to join them in disbelief, which, in that case, we will loose our chance to succeed."
Verily, they - should they perceive you - would stone you, or would force you back again unto their faith, and ye would never prosper then. '
"If they discover you, they will stone you or return you to their creed. Then you will never be successful."
Verily, if they come up against you, they will stone you, or force you to return to their religion; and then shall ye not prosper for ever.
Thus did We raise them up that they might question each other. A speaker from amongst them said, "How long have you tarried?" They said, "We have tarried perhaps a day or part of a day." Others said, "Allah knows best how long you have been here. Now send one of you with this money of your s to the city, and let him look for the best food, and let him bring it to you that you may satisfy your hunger. And let him behave with subtlety (unobtrusively or with care and courtesy) and let no one perceive you (or let no one know about you).
Surely in case they get the better of you, they will stone you or bring you back to their creed, and (then) you will never prosper at all. "
For they, if they should come to know of you, will stone you or turn you back to their religion; then ye will never prosper.
If they come to know of you they will stone you to death, or force you to go back to their creed; then you will never succeed. "
for, behold, if they should come to know of you, they might stone you to death or force you back to their faith-in which case you would never attain to any good!"
For, indeed, if they find out about you, they will stone you ˹to death˺, or force you back into their faith, and then you will never succeed."
"If they discover you, they will stone you or return you to their creed. Then you will never be successful."
"If they discover you, they will stone you, or force you to revert to their religion, then you can never succeed."
Indeed, if they come to know of you, they will stone you or return you to their religion. And never would you succeed, then - ever."
“They, if they come to know of you, will stone you, or turn you back to their creed; and you will then not be successful ever.
"For, behold, if they discover you, they will stone you to death or force you to revert to their religion, then you will never succeed. "
"Because if they should find you, they would stone you to death (for believing in your Lord) and force you to return to their (ways of) worship; And then you will never gain prosperity. "
If they (the habitants of the city) will know about you, they will force you to revert to their faith, and in that case, you will never find success."
"If they discover you, they will stone you or return you to their creed. Then you will never be successful."