Diyanet İşleri
O halde, biz onu okuduğumuz zaman, onun okunuşuna uy.
Kıyâmet suresi
Kıyâmet suresi, 18. ayet. فَإِذَا قَرَأْنَٰهُ فَٱتَّبِعْ قُرْءَانَهُۥ
feiẕâ ḳara'nâhü fettebi` ḳur'âneh.
O halde, biz onu okuduğumuz zaman, onun okunuşuna uy.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Vahyi acele alma Kıyâmet 16–19 3
(14-15) Hatta, mazeretlerini ortaya koysa da, o gün insan kendi aleyhine şahittir.
(Ey Muhammed!) Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.
Şüphesiz onu toplamak ve okumak bize aittir.
O halde, biz onu okuduğumuz zaman, onun okunuşuna uy.
Sonra onu açıklamak da bize aittir.
(20-21) Hayır! Siz dünyayı seviyorsunuz ve ahireti bırakıyorsunuz.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 16–19. ayetler için yazılmıştır.
16. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e Cebrail vahiy getirip de Kur’ân’ı okumaya başladığında Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Kur’ân’ı belleme tutkusu dolayısı ile daha o vahyi bitirmeden onu telaffuz etmeye kalkışır, Cebrail’in okuması ile birlikte okumaya gayret ederdi. Yüce Allah, ona bu işten vazgeçmesini emretmiş ve şöyle buyurmuştur: “Sana onun vahyi tamamlanmadan önce Kur’ân’ı okumada acele etme!” (Tâ-Hâ, 20/114)
İşte burada da şöyle buyurmaktadır: “Onu çabuklaştırmak için dilini onunla kıpırdatma!”
17. Daha sonra Yüce Allah, ona Kur’ân-ı Kerîm’i bellemesini, okumasını ve kalbinde onu toplayacağını taahhüt ederek şöyle buyurmaktadır: “Çünkü onu (sana) belletmek de okutmak da Bize düşer.” Senin bu tutkuna sebep teşkil eden şey de onun bazı kelimelerini kaçırmak ve unutmak korkusudur. Allah ise sana bunun teminatını verdiğine göre artık bunu gerektiren bir sebep kalmamıştır.
18. “O halde Biz onu okuduğumuz zaman sen, onun okunuşunu takip et.” Yani Cebrail, sana getirdiği vahyi tamamladıktan sonra o vakit sen de onun okumasını takip et ve onun arkasından sen de oku.
19. “Sonra onu açıklamak da hiç şüphesiz Bize düşer.” Yani manalarını açıklamak da bize aittir. Yüce Allah, ona lafzını korumayı da manalarını korumayı da taahhüt etmiştir. Bu ise korumanın olabilecek en ileri derecesidir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de Allah’ın istediği bu edebi takındı. Cebrail, ona bundan böyle Kur’ân okudu mu (vahyetti mi) onu dinler, o bitirdikten sonra kendisi onu okurdu.
Bu âyet-i kerimede ilim öğrenme edebi de gösterilmektedir. Öğrenci, hoca açıklamakta olduğu meseleyi bitirmeden önce acele etmemelidir. Aksine hoca, açıkladığı meseleyi bitirdikten sonra kavrayamadığı hususu sorma yolunu seçmelidir.
Aynı şekilde eğer sözlerinin baş tarafında reddi yahut güzel bulup onaylamayı gerektiren bir husus var ise yine yapılan bu açıklamayı bitirmeden önce o hususu ret veya kabule kalkışmamalıdır. Böylelikle yapılan açıklamanın doğru veya yanlış olduğu tam manasıyla anlamış olur, anlatılan hususu iyice beller ve o konuda doğru bir şekilde açıklamalarda bulunmak imkânını elde eder.
Aynı şekilde bu ayetler, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in ümmete vahyin lafızlarını açıkladığı gibi manalarını da açıklamış olduğunu göstermektedir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Elçimiz Cebrâil sana Kur'an okuduğu zaman, susup onun kıraatini dinle!
Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
Ayetlerimiz kendilerine apaçık birer delil olarak okunduğunda, (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayanlar, "Ya (bize) bundan başka bir Kur'an getir…
Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)
(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur'an'ın…
Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)
Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah'ın kendi…
Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
"İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar…
Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…
Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: "Allah'ın yolu asıl doğru yoldur." Sana gelen ilimden…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Biz onu okuduğumuz zaman okunuşunu takip et!
artık Biz onu okuduğumuzda sen sadece onun okunuşunu izle;
Böylece, onu telaffuz ettiğimiz zaman, kelimelerini (bütün zihnini vererek) takip et,
Onu okuduğumuzda, Onun okumasına tabi ol!
Şu halde, Biz onu okuduğumuz zaman, sen de onun okunuşunu izle.
O halde, biz onu okuduğumuz zaman, sen onun okunuşunu takip et.
Öyleyse Onu okuduğumuzda, Onun okunuşunu izle.
Biz onu okuttuğumuz zaman, onun okunuşunu takip et!
Biz onu okuduğumuz zaman, onun okunuşunu izle.
Biz onu okuduğumuz zaman, onun okunuşunu izle.
Biz onu (Kur'an'ı) okuduğumuz zaman okuduğunu takip et!
Biz okuduk mu o vakıt ta'kıyb et o Kur'anı
O halde onu okuduğumuz zaman, onun okunuşuna tabi ol. dipnot 1
O halde onu okuduğumuz zaman, onun okunuşuna tabi ol. dipnot 1
O halde onu okuduğumuz zaman, onun okunuşuna tabi ol. dipnot 1
Şu halde, biz onu okuduğumuz zaman, sen de onun okunuşunu izle.
Öyleyse biz onu okuduğumuz vakit sen onun kıraatine uy.
Öyleyse Biz, onu okuduğumuz vakit; sen, onun okunuşunu dinle.
(16-19) Onunla, aceleyle dilini kımıldatma hareket ettirme. Mutlaka onu toparlaması ve onun okutulması bizim üzerimizedir. (O senin işin değil) O sana okunduğunda o okunana uy / tabi ol. Sonra onun açıklaması da bizim üzerimizedir (O da senin işin değil)
O halde, biz onu okuduğumuz zaman onun okunuşuna uy.
O halde sana Kur'an'ı okuduğumuz zaman onun okunuşunu izle.
Onu kur'an /anlam kümesi haline getirdiğimizde onun anlam kümesine uy (ondan çıkan hükme tabi ol)!
Biz onu okurken sen okunanı takip et.
Onu okuduğumuz zaman onun okunuşuna tabi ol.
Onu okuduğumuz zaman onun okunuşuna tabi ol.
O halde, biz onu okuduğumuzda, sen onun okunuşunu izle.
When We read it to you, you follow its intonation.
When We have recited it, repeat the recitation
But when We have promulgated it, follow thou its recital (as promulgated):
And so when We recite it, dipnot 1 follow its recitation attentively;
So when We recite it, follow its recitation.
And when We have recited it to you [O Muhammad صلى الله عليه وسلم through Jibrîl (Gabriel)], then follow its (the Qur’an’s) recital.
And when We have recited it, follow its recitation.
When We recite it, then follow its recitation.
So, when We recite it, follow thou its recitation.
Whenever the verses of Qur’an is recited, follow its orders.
and when we read it then follow its reading.
So when We relate it, you shall follow its revelation.
But when We shall have read the same unto thee by the tongue of the angel, do thou follow the reading thereof:
Therefore when We have recited it, follow its recitation.
So when We have read it, then closely follow its all-evident reading.
And when We read it, follow thou the reading;
So, as We recite it, follow its reading.
Thus, when We recite it, follow thou its wording [with all thy mind]:
So once We have recited a revelation ˹through Gabriel˺, follow its recitation ˹closely˺.
So when We relate it, you shall follow its revelation.
Once we recite it, you shall follow such a Quran.
So when We have recited it [through Gabriel], then follow its recitation.
And when We recite it, follow thou the recitation thereof.
Thus, when We read it, follow you the reading. (Allah has revealed the Qur'an, and bestowed upon us the faculty of understanding, hence, "When We read it.")
And when We have it (known to you), then you follow its recitation (and form):
Therefore, when it is recited by Us (through the angel), follow its recitation (by concentration of your heart).
So when We relate it, you shall follow its revelation.