Kıyâmet suresi

Kıyâmet suresi, 16. ayet

Kıyâmet suresi, 16. ayet. لَا تُحَرِّكْ بِهِۦ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِۦٓ

lâ tüḥarrik bihî lisâneke lita`cele bih.

Diyanet İşleri

(Ey Muhammed!) Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kıyâmet 13–19 · surenin 16. ayeti / 40
  1. Kıyâmet 13

    O gün insana, yapıp önden gönderdiği ve yapmayıp geri bıraktığı şeyler haber verilir.

  2. Kıyâmet 14–15

    (14-15) Hatta, mazeretlerini ortaya koysa da, o gün insan kendi aleyhine şahittir.

  3. 16

    (Ey Muhammed!) Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.

  4. Kıyâmet 17

    Şüphesiz onu toplamak ve okumak bize aittir.

  5. Kıyâmet 18

    O halde, biz onu okuduğumuz zaman, onun okunuşuna uy.

  6. Kıyâmet 19

    Sonra onu açıklamak da bize aittir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 16–19. ayetler için yazılmıştır.

16. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e Cebrail vahiy getirip de Kur’ân’ı okumaya başladığında Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Kur’ân’ı belleme tutkusu dolayısı ile daha o vahyi bitirmeden onu telaffuz etmeye kalkışır, Cebrail’in okuması ile birlikte okumaya gayret ederdi. Yüce Allah, ona bu işten vazgeçmesini emretmiş ve şöyle buyurmuştur: “Sana onun vahyi tamamlanmadan önce Kur’ân’ı okumada acele etme!” (Tâ-Hâ, 20/114)

İşte burada da şöyle buyurmaktadır: “Onu çabuklaştırmak için dilini onunla kıpırdatma!”

17. Daha sonra Yüce Allah, ona Kur’ân-ı Kerîm’i bellemesini, okumasını ve kalbinde onu toplayacağını taahhüt ederek şöyle buyurmaktadır: “Çünkü onu (sana) belletmek de okutmak da Bize düşer.” Senin bu tutkuna sebep teşkil eden şey de onun bazı kelimelerini kaçırmak ve unutmak korkusudur. Allah ise sana bunun teminatını verdiğine göre artık bunu gerektiren bir sebep kalmamıştır.

18. “O halde Biz onu okuduğumuz zaman sen, onun okunuşunu takip et.” Yani Cebrail, sana getirdiği vahyi tamamladıktan sonra o vakit sen de onun okumasını takip et ve onun arkasından sen de oku.

19. “Sonra onu açıklamak da hiç şüphesiz Bize düşer.” Yani manalarını açıklamak da bize aittir. Yüce Allah, ona lafzını korumayı da manalarını korumayı da taahhüt etmiştir. Bu ise korumanın olabilecek en ileri derecesidir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de Allah’ın istediği bu edebi takındı. Cebrail, ona bundan böyle Kur’ân okudu mu (vahyetti mi) onu dinler, o bitirdikten sonra kendisi onu okurdu.

Bu âyet-i kerimede ilim öğrenme edebi de gösterilmektedir. Öğrenci, hoca açıklamakta olduğu meseleyi bitirmeden önce acele etmemelidir. Aksine hoca, açıkladığı meseleyi bitirdikten sonra kavrayamadığı hususu sorma yolunu seçmelidir.

Aynı şekilde eğer sözlerinin baş tarafında reddi yahut güzel bulup onaylamayı gerektiren bir husus var ise yine yapılan bu açıklamayı bitirmeden önce o hususu ret veya kabule kalkışmamalıdır. Böylelikle yapılan açıklamanın doğru veya yanlış olduğu tam manasıyla anlamış olur, anlatılan hususu iyice beller ve o konuda doğru bir şekilde açıklamalarda bulunmak imkânını elde eder.

Aynı şekilde bu ayetler, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in ümmete vahyin lafızlarını açıkladığı gibi manalarını da açıklamış olduğunu göstermektedir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Peygamber!- Senden hiçbir şey kaçmasın diye, Kur'an okurken dilini aceleyle hareket ettirme.

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. لَا la
  2. تُحَرِّكْ tuharrik depretme kök: حرك
  3. بِهِۦ bihi onu
  4. لِسَانَكَ lisaneke diline kök: لسن
  5. لِتَعْجَلَ litea'cele okumak için kök: عجل
  6. بِهِۦٓ bihi onu

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: لسن (25 geçiş)

    Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki, Kitab'dan olmadığı halde Kitab'dan sanasınız diye (okudukları) Kitap'tanmış gibi dillerini eğip bükerler…

  • Aynı kök: لسن (25 geçiş)

    Yahudilerden öyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine…

  • Aynı kök: لسن (25 geçiş)

    İsrailoğullarından inkar edenler, Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle lanetlendi. Bu, onların isyan etmeleri ve hadlerini aşıyor olmalarından ötürüydü.

  • Aynı kök: عجل (47 geçiş)

    Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.

  • Aynı kök: عجل (47 geçiş)

    Musa, kavmine dedi ki: "Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilah edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün…

  • Aynı kök: عجل (47 geçiş)

    Andolsun, Musa size açık mucizeler getirmişti de, arkasından sizler nefislerinize zulüm ederek buzağıyı ilah edinmiştiniz.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

51 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

O sebeple aceleyle dilini oynatıp durma:

Muhammed Esed

(Vahyin sözlerini tekrarlarken) dilini hızla oynatıp durma;

Ahmed Hulusi

Onu dilinle tekrar etme, Onu acele (muhafaza) için.

Ali Bulaç

Onu (Kur'an'ı, kavrayıp belletmek için) aceleye kapılıp dilini onunla hareket ettirip durma.

Ali Özek ve heyeti

(Rasûlüm!) onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.

Ali Rıza Safa

Onu aceleye getirerek, dilini oynatıp durma.

Bayraktar Bayraklı

Vahyi ezberlemek için dilini acele kıpırdatma!

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onu aceleye getirip dilini oynatma.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Depretme ona dilini telaşından onu (tekrarlamak için)!

Elmalılı Hamdi Yazır

Depretme ona dilini ivedinden onu

Erhan Aktaş

Telaşla, geçiştirmeye çalışarak, dilini dolaştırıp durma! dipnot 1

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayetin, Nebi'nin Kur'an'ı ezberlemesindeki aceleciliğini uyarı konusu edindiğine dair yapılan çeviriler doğru değildir. Gerek konu bütünlüğüne ve gerek ayetin bağlamına bakıldığında, "amel defterleri" kendilerine verilip, okumaları istenen Müşrikler'in nasıl bir şaşkınlık ve endişe içinde telaşa kapıldıkları ve deyim yerinde ise dillerinin damaklarına yapıştığını ifade etmektedir. Öncesi ve sonrası ayetler dikkate alınarak okunduğunda bunun böyle olduğu açıkça görülmektedir (17:14. ayetin dipnotu).

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Telaşla, geçiştirmeye çalışarak, dilini dolaştırıp durma! dipnot 1

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayetin, Nebi'nin Kur'an'ı ezberlemesindeki aceleciliğini uyarı konusu edindiğine dair yapılan çeviriler doğru değildir. Gerek konu bütünlüğüne ve gerek ayetin bağlamına bakıldığında, "amel defterleri" kendilerine verilip, okumaları istenen müşriklerin nasıl bir şaşkınlık ve endişe içinde telaşa kapıldıkları ve deyim yerinde ise dillerinin damaklarına yapıştığını ifade etmektedir. Öncesi ve sonrası ayetler dikkate alınarak okunduğunda bunun böyle olduğu açıkça görülmektedir. (Bak: 17:14)

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Telaşla, geçiştirmeye çalışarak, dilini dolaştırıp durma! dipnot 1

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayetin, Nebi'nin Kur'an'ı ezberlemesindeki aceleciliğini uyarı konusu edindiğine dair yapılan çeviriler doğru değildir. Gerek konu bütünlüğüne ve gerek ayetin bağlamına bakıldığında, "amel defterleri" kendilerine verilip, okumaları istenen müşriklerin nasıl bir şaşkınlık ve endişe içinde telaşa kapıldıkları ve deyim yerinde ise dillerinin damaklarına yapıştığını ifade etmektedir. Öncesi ve sonrası ayetler dikkate alınarak okunduğunda bunun böyle olduğu açıkça görülmektedir. (Bkz. 17/İsra, 14)

Gültekin Onan

Onu (Kuran'ı, kavrayıp belletmek için) aceleye kapılıp dilini onunla hareket ettirip durma.

Hasan Basri Çantay

Onu acele (kavrayıb ezber) etmen için (Cebrail vahyi iyice bitirmeden) dilini onunla depretme.

İbni Kesir

Onu acele etmen için dilini onunla beraber oynatma.

Mehmet Alagaş

(16-19) Onunla, aceleyle dilini kımıldatma hareket ettirme. Mutlaka onu toparlaması ve onun okutulması bizim üzerimizedir. (O senin işin değil) O sana okunduğunda o okunana uy / tabi ol. Sonra onun açıklaması da bizim üzerimizedir (O da senin işin değil)

Rowwad Tercüme Merkezi

(Ey Muhammed!) Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.

Süleyman Ateş

(Ey Muhammed,) Onu hemen okumak için diline depretme.

Süleymaniye Vakfı

(Ey Muhammed!) Acele edip onunla (indirilmesi tamamlanmamış ayet kümesi ile) dilini harekete geçirme /hüküm vermeye kalkma dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bir konu ile ilgili ayetlerin tamamı aynı anda inmeyebilir (İsra 17/106). Bu ayet, Nebimizin bir konudaki bütünlüğü oluşturacak ayet kümesi tamamlanmadan hüküm vermesini yasaklamıştır (Taha 20/113-114).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Ona şöyle denir:) "Temize çıkmak için boşuna ağzını yorma.

Şaban Britch

Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.

Şaban Piriş

-Dilini acele ile hareket ettirip durma.

Yaşar Nuri Öztürk

Onu aceleye getiresin diye dilini onunla hareketlendirme!

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Do not rush O Muhammad to speak, but hold your tongue and listen to what the Angel relates.

Abdul Haleem

[Prophet], do not rush your tongue in an attempt to hasten [your memorization of] the Revelation:

Abdullah Yusuf Ali

Move not thy tongue concerning the (Qur'an) to make haste therewith.

Abul A'la Maududi

(O Prophet), dipnot 1 do not stir your tongue hastily (to commit the Revelation to memory).

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The whole passage from here to "Then, indeed, it is upon Us its clarification" is a parenthesis, which has been interposed here as an address to the Prophet (peace be upon him). As we have explained in the introduction above, in the initial stages of the Prophethood when the Prophet (peace be upon him) was not yet fully used to receiving the revelation, he was afraid when revelation came down to him whether he would be able to remember exactly what the Angel Gabriel was reciting to him or not. Therefore, he would try to commit to memory rapidly what he heard from the Angel simultaneously. The same thing happened when Gabriel was reciting these verses of Surah Al- Qiyamah. Therefore, interrupting what was being revealed, the Prophet (peace be upon him) was instructed to the effect: Do not try to memorize the words of the revelation, but listen to it attentively and carefully. It is Our responsibility to enable you to remember it by heart and then to recite it accurately. Rest assured that you will not forget even a word of this revelation, nor ever commit a mistake in reciting it.

Aisha Bewley

Do not move your tongue trying to hasten it.

Al-Hilali & Khan

Move not your tongue concerning (the Qur’ân, O Muhammad صلى الله عليه وسلم) to make haste therewith.

Ali Quli Qarai

Do not move your tongue with it to hasten it.

Amatul Rahman Omar

(Prophet! when We reveal the Qur'ân) do not move your tongue (with a mind) to repeat (this revelation in order to commit it to your memory) hurriedly.

Arthur John Arberry

Move not thy tongue with it to hasten it;

Bijan Moeinian

O’ Mohammad, be patient in reciting and putting this Qur’an together.

E. Henry Palmer

Do not move thy tongue thereby to hasten it.

Edip-Layth

Do not move your tongue with it to make haste.

George Sale

Move not thy tongue, O Mohammed, in repeating the revelations brought thee by Gabriel, before he shall have finished the same, that thou mayest quickly commit them to memory:

Hamid S. Aziz

Move not your tongue with it (the Quran) to make haste with it,

Mahmoud Ghali

Do not move your tongue with it (The Qur'an) to hasten on with it;

Marmaduke Pickthall

Stir not thy tongue herewith to hasten it.

Mohamed Ahmed - Samira

Do not forestall (the revelation before its completion) by acting in haste.

Muhammad Asad

MOVE NOT thy tongue in haste, [repeating the words of the revelation:]

Mustafa Khattab

Do not rush your tongue trying to memorize ˹a revelation of˺ the Quran.

Progressive Muslims

Do not move your tongue with it to make haste.

Rashad Khalifa

Do not move your tongue to hasten it.

Sahih International

Move not your tongue with it, [O Muúammad], to hasten with recitation of the Qur'an.

Sam Gerrans

(Move thou not thy tongue with it to hasten it.

Shabbir Ahmed

(Now whenever you read the verses of the Qur'an) read not in haste stirring your tongue. (20:114).

Syed Vickar Ahamed

Move not your tongue (O Prophet!) about the (Quran) to hurry on with it (in its reading).

Taqi Usmani

(O Prophet,) do not move your tongue (during revelation) for (reciting) it (the Qur’ān) to receive it in hurry.

The Monotheist Group

Do not move your tongue with it to make haste.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kıyâmet suresi, 16. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kıyâmet suresi, 16. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kıyâmet suresi, 16. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩