Diyanet İşleri
(Ey Muhammed!) Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.
Kıyâmet suresi
Kıyâmet suresi, 16. ayet. لَا تُحَرِّكْ بِهِۦ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِۦٓ
lâ tüḥarrik bihî lisâneke lita`cele bih.
(Ey Muhammed!) Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Vahyi acele alma Kıyâmet 16–19 3
O gün insana, yapıp önden gönderdiği ve yapmayıp geri bıraktığı şeyler haber verilir.
(14-15) Hatta, mazeretlerini ortaya koysa da, o gün insan kendi aleyhine şahittir.
(Ey Muhammed!) Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.
Şüphesiz onu toplamak ve okumak bize aittir.
O halde, biz onu okuduğumuz zaman, onun okunuşuna uy.
Sonra onu açıklamak da bize aittir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 16–19. ayetler için yazılmıştır.
16. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e Cebrail vahiy getirip de Kur’ân’ı okumaya başladığında Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Kur’ân’ı belleme tutkusu dolayısı ile daha o vahyi bitirmeden onu telaffuz etmeye kalkışır, Cebrail’in okuması ile birlikte okumaya gayret ederdi. Yüce Allah, ona bu işten vazgeçmesini emretmiş ve şöyle buyurmuştur: “Sana onun vahyi tamamlanmadan önce Kur’ân’ı okumada acele etme!” (Tâ-Hâ, 20/114)
İşte burada da şöyle buyurmaktadır: “Onu çabuklaştırmak için dilini onunla kıpırdatma!”
17. Daha sonra Yüce Allah, ona Kur’ân-ı Kerîm’i bellemesini, okumasını ve kalbinde onu toplayacağını taahhüt ederek şöyle buyurmaktadır: “Çünkü onu (sana) belletmek de okutmak da Bize düşer.” Senin bu tutkuna sebep teşkil eden şey de onun bazı kelimelerini kaçırmak ve unutmak korkusudur. Allah ise sana bunun teminatını verdiğine göre artık bunu gerektiren bir sebep kalmamıştır.
18. “O halde Biz onu okuduğumuz zaman sen, onun okunuşunu takip et.” Yani Cebrail, sana getirdiği vahyi tamamladıktan sonra o vakit sen de onun okumasını takip et ve onun arkasından sen de oku.
19. “Sonra onu açıklamak da hiç şüphesiz Bize düşer.” Yani manalarını açıklamak da bize aittir. Yüce Allah, ona lafzını korumayı da manalarını korumayı da taahhüt etmiştir. Bu ise korumanın olabilecek en ileri derecesidir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de Allah’ın istediği bu edebi takındı. Cebrail, ona bundan böyle Kur’ân okudu mu (vahyetti mi) onu dinler, o bitirdikten sonra kendisi onu okurdu.
Bu âyet-i kerimede ilim öğrenme edebi de gösterilmektedir. Öğrenci, hoca açıklamakta olduğu meseleyi bitirmeden önce acele etmemelidir. Aksine hoca, açıkladığı meseleyi bitirdikten sonra kavrayamadığı hususu sorma yolunu seçmelidir.
Aynı şekilde eğer sözlerinin baş tarafında reddi yahut güzel bulup onaylamayı gerektiren bir husus var ise yine yapılan bu açıklamayı bitirmeden önce o hususu ret veya kabule kalkışmamalıdır. Böylelikle yapılan açıklamanın doğru veya yanlış olduğu tam manasıyla anlamış olur, anlatılan hususu iyice beller ve o konuda doğru bir şekilde açıklamalarda bulunmak imkânını elde eder.
Aynı şekilde bu ayetler, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in ümmete vahyin lafızlarını açıkladığı gibi manalarını da açıklamış olduğunu göstermektedir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Peygamber!- Senden hiçbir şey kaçmasın diye, Kur'an okurken dilini aceleyle hareket ettirme.
Aynı kök: لسن (25 geçiş)
Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki, Kitab'dan olmadığı halde Kitab'dan sanasınız diye (okudukları) Kitap'tanmış gibi dillerini eğip bükerler…
Aynı kök: لسن (25 geçiş)
Yahudilerden öyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine…
Aynı kök: لسن (25 geçiş)
İsrailoğullarından inkar edenler, Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle lanetlendi. Bu, onların isyan etmeleri ve hadlerini aşıyor olmalarından ötürüydü.
Aynı kök: عجل (47 geçiş)
Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.
Aynı kök: عجل (47 geçiş)
Musa, kavmine dedi ki: "Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilah edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün…
Aynı kök: عجل (47 geçiş)
Andolsun, Musa size açık mucizeler getirmişti de, arkasından sizler nefislerinize zulüm ederek buzağıyı ilah edinmiştiniz.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Ey suçlu kişi)! Artık onu (hakkındaki hükmü) çabucak almak için dilini kımıldatma! dipnot 1
O sebeple aceleyle dilini oynatıp durma:
(Vahyin sözlerini tekrarlarken) dilini hızla oynatıp durma;
Onu dilinle tekrar etme, Onu acele (muhafaza) için.
Onu (Kur'an'ı, kavrayıp belletmek için) aceleye kapılıp dilini onunla hareket ettirip durma.
(Rasûlüm!) onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.
Onu aceleye getirerek, dilini oynatıp durma.
Vahyi ezberlemek için dilini acele kıpırdatma!
Onu aceleye getirip dilini oynatma. dipnot 1
Onu aceleye getirip dilini oynatma.
Depretme ona dilini telaşından onu (tekrarlamak için)!
Depretme ona dilini ivedinden onu
Telaşla, geçiştirmeye çalışarak, dilini dolaştırıp durma! dipnot 1
Telaşla, geçiştirmeye çalışarak, dilini dolaştırıp durma! dipnot 1
Telaşla, geçiştirmeye çalışarak, dilini dolaştırıp durma! dipnot 1
Onu (Kuran'ı, kavrayıp belletmek için) aceleye kapılıp dilini onunla hareket ettirip durma.
Onu acele (kavrayıb ezber) etmen için (Cebrail vahyi iyice bitirmeden) dilini onunla depretme.
Onu acele etmen için dilini onunla beraber oynatma.
(16-19) Onunla, aceleyle dilini kımıldatma hareket ettirme. Mutlaka onu toparlaması ve onun okutulması bizim üzerimizedir. (O senin işin değil) O sana okunduğunda o okunana uy / tabi ol. Sonra onun açıklaması da bizim üzerimizedir (O da senin işin değil)
(Ey Muhammed!) Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.
(Ey Muhammed,) Onu hemen okumak için diline depretme.
(Ey Muhammed!) Acele edip onunla (indirilmesi tamamlanmamış ayet kümesi ile) dilini harekete geçirme /hüküm vermeye kalkma dipnot 1 .
(Ona şöyle denir:) "Temize çıkmak için boşuna ağzını yorma.
Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.
-Dilini acele ile hareket ettirip durma.
Onu aceleye getiresin diye dilini onunla hareketlendirme!
Do not rush O Muhammad to speak, but hold your tongue and listen to what the Angel relates.
[Prophet], do not rush your tongue in an attempt to hasten [your memorization of] the Revelation:
Move not thy tongue concerning the (Qur'an) to make haste therewith.
(O Prophet), dipnot 1 do not stir your tongue hastily (to commit the Revelation to memory).
Do not move your tongue trying to hasten it.
Move not your tongue concerning (the Qur’ân, O Muhammad صلى الله عليه وسلم) to make haste therewith.
Do not move your tongue with it to hasten it.
(Prophet! when We reveal the Qur'ân) do not move your tongue (with a mind) to repeat (this revelation in order to commit it to your memory) hurriedly.
Move not thy tongue with it to hasten it;
O’ Mohammad, be patient in reciting and putting this Qur’an together.
Do not move thy tongue thereby to hasten it.
Do not move your tongue with it to make haste.
Move not thy tongue, O Mohammed, in repeating the revelations brought thee by Gabriel, before he shall have finished the same, that thou mayest quickly commit them to memory:
Move not your tongue with it (the Quran) to make haste with it,
Do not move your tongue with it (The Qur'an) to hasten on with it;
Stir not thy tongue herewith to hasten it.
Do not forestall (the revelation before its completion) by acting in haste.
MOVE NOT thy tongue in haste, [repeating the words of the revelation:]
Do not rush your tongue trying to memorize ˹a revelation of˺ the Quran.
Do not move your tongue with it to make haste.
Do not move your tongue to hasten it.
Move not your tongue with it, [O Muúammad], to hasten with recitation of the Qur'an.
(Move thou not thy tongue with it to hasten it.
(Now whenever you read the verses of the Qur'an) read not in haste stirring your tongue. (20:114).
Move not your tongue (O Prophet!) about the (Quran) to hurry on with it (in its reading).
(O Prophet,) do not move your tongue (during revelation) for (reciting) it (the Qur’ān) to receive it in hurry.
Do not move your tongue with it to make haste.