Diyanet İşleri
Şüphesiz onu toplamak ve okumak bize aittir.
Kıyâmet suresi
Kıyâmet suresi, 17. ayet. إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُۥ وَقُرْءَانَهُۥ
inne `aleynâ cem`ahû veḳur'âneh.
Şüphesiz onu toplamak ve okumak bize aittir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Vahyi acele alma Kıyâmet 16–19 3
(14-15) Hatta, mazeretlerini ortaya koysa da, o gün insan kendi aleyhine şahittir.
(Ey Muhammed!) Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.
Şüphesiz onu toplamak ve okumak bize aittir.
O halde, biz onu okuduğumuz zaman, onun okunuşuna uy.
Sonra onu açıklamak da bize aittir.
(20-21) Hayır! Siz dünyayı seviyorsunuz ve ahireti bırakıyorsunuz.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 16–19. ayetler için yazılmıştır.
16. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e Cebrail vahiy getirip de Kur’ân’ı okumaya başladığında Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Kur’ân’ı belleme tutkusu dolayısı ile daha o vahyi bitirmeden onu telaffuz etmeye kalkışır, Cebrail’in okuması ile birlikte okumaya gayret ederdi. Yüce Allah, ona bu işten vazgeçmesini emretmiş ve şöyle buyurmuştur: “Sana onun vahyi tamamlanmadan önce Kur’ân’ı okumada acele etme!” (Tâ-Hâ, 20/114)
İşte burada da şöyle buyurmaktadır: “Onu çabuklaştırmak için dilini onunla kıpırdatma!”
17. Daha sonra Yüce Allah, ona Kur’ân-ı Kerîm’i bellemesini, okumasını ve kalbinde onu toplayacağını taahhüt ederek şöyle buyurmaktadır: “Çünkü onu (sana) belletmek de okutmak da Bize düşer.” Senin bu tutkuna sebep teşkil eden şey de onun bazı kelimelerini kaçırmak ve unutmak korkusudur. Allah ise sana bunun teminatını verdiğine göre artık bunu gerektiren bir sebep kalmamıştır.
18. “O halde Biz onu okuduğumuz zaman sen, onun okunuşunu takip et.” Yani Cebrail, sana getirdiği vahyi tamamladıktan sonra o vakit sen de onun okumasını takip et ve onun arkasından sen de oku.
19. “Sonra onu açıklamak da hiç şüphesiz Bize düşer.” Yani manalarını açıklamak da bize aittir. Yüce Allah, ona lafzını korumayı da manalarını korumayı da taahhüt etmiştir. Bu ise korumanın olabilecek en ileri derecesidir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de Allah’ın istediği bu edebi takındı. Cebrail, ona bundan böyle Kur’ân okudu mu (vahyetti mi) onu dinler, o bitirdikten sonra kendisi onu okurdu.
Bu âyet-i kerimede ilim öğrenme edebi de gösterilmektedir. Öğrenci, hoca açıklamakta olduğu meseleyi bitirmeden önce acele etmemelidir. Aksine hoca, açıkladığı meseleyi bitirdikten sonra kavrayamadığı hususu sorma yolunu seçmelidir.
Aynı şekilde eğer sözlerinin baş tarafında reddi yahut güzel bulup onaylamayı gerektiren bir husus var ise yine yapılan bu açıklamayı bitirmeden önce o hususu ret veya kabule kalkışmamalıdır. Böylelikle yapılan açıklamanın doğru veya yanlış olduğu tam manasıyla anlamış olur, anlatılan hususu iyice beller ve o konuda doğru bir şekilde açıklamalarda bulunmak imkânını elde eder.
Aynı şekilde bu ayetler, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in ümmete vahyin lafızlarını açıkladığı gibi manalarını da açıklamış olduğunu göstermektedir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Şüphesiz onu, senin kalbinde toplamamız ve okunuşunu dilinde sabit kılmamız bizim sorumluluğumuzdur.
Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)
(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur'an'ın…
Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)
Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah'ın kendi…
Aynı kök: قرا (88 geçiş) · Ortak kavram: Kıraat (Okuma)
Hala Kur'an'ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o, Allah'tan başkası tarafından (indirilmiş) olsaydı, mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki onun toplanması ve okunması sadece bize aittir.
Şüphesiz onun toplanması da okunuşu da bize düşer;
çünkü onu (senin kalbine) yerleştirmek ve (gerektiğinde) okutturmak Bizim işimizdir.
Muhakkak ki Onu cem' etmek ve Onun okunması bize aittir.
Şüphesiz, onu (kalbinde) toplamak ve onu (sana) okutmak bize ait (bir iş)tir.
Şüphesiz onu, toplamak (senin kalbine yerleştirmek) ve onu okutmak bize aittir.
Kuşkusuz, Onu toplamak ve okutmak, Bize özgüdür. dipnot 552
Şüphesiz onu kalbinde toplamak ve sana okutturmak yalnızca bize aittir.
Onu toplamak da okutmak da bize düşer.
Onu toplamak da okutmak da bize düşer.
Çünkü onun derlenip toplanması Bize aittir!
Çünkü bize aiddir onun cem'i ve Kur'anı
Kuşkusuz, onun toplanması ve okunması Bize aittir. dipnot 1
Kuşkusuz, onun toplanması ve okunması Bize aittir. dipnot 1
Kuşkusuz, onun toplanması ve okunması Bize aittir. dipnot 1
Şüphesiz, onu (kalbinde) toplamak ve onu (sana) okutmak bize ait (bir iş)tir.
Onu (göğsünde) toplamak, onu (dilinde akıtıb) okutmak şübhesiz bize aiddir.
Şüphesiz onu toplamak ve okutmak Bize aittir.
(16-19) Onunla, aceleyle dilini kımıldatma hareket ettirme. Mutlaka onu toparlaması ve onun okutulması bizim üzerimizedir. (O senin işin değil) O sana okunduğunda o okunana uy / tabi ol. Sonra onun açıklaması da bizim üzerimizedir (O da senin işin değil)
Şüphesiz onu toplamak (senin kalbine yerleştirmek) ve onu okutmak bize aittir.
Onu (senin kalbinde) toplamak ve (sana) okumak bize düşer.
Onu bir araya getirmek ve bir kur'an /anlam kümesi yapmak kesinlikle bizim işimizdir dipnot 1 .
(Yaptığını da yapmadığını da) toparlayıp bir araya getirmek bizim işimizdir.
Hiç şüphesiz onu (kalbinde) toplamak ve onu (diline salarak) okumak bize aittir.
Şüphesiz, onu toplayıp, okumak bize düşer.
Onu toplamak ve okumak bize düşer.
We are responsible for imprinting it in your heart and impressing it on your mind, and We are responsible for its compilation and for its perusal.
We shall make sure of its safe collection and recitation.
It is for Us to collect it and to promulgate it:
Surely it is for Us to have you commit it to memory and to recite it.
Its collection and recitation are Our affair.
It is for Us to collect it and to give you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) the ability to recite it (the Qur’ân).
Indeed it is up to Us to put it together and to recite it.
The responsibility of its collection and its arrangement lies on Us.
Ours it is to gather it, and to recite it.
I (God) am the only one to put this Qur’an together and its recitation is to please Me.
It is for us to collect it and to read it;
It is for Us to collect it and relate it.
For the collecting the Koran in thy mind, and the teaching thee the true reading thereof are incumbent on Us.
Surely it is for Us to collect it and to recite (or enact) it.
Surely upon Us is the gathering of it and its all-evident reading.
Lo! upon Us (resteth) the putting together thereof and the reading thereof.
Surely its collection and recitation are Our responsibility.
for, behold, it is for Us to gather it [in thy heart,] and to cause it to be read [as it ought to be read].
It is certainly upon Us to ˹make you˺ memorize and recite it.
It is for Us to gather it and relate it.
It is we who will collect it into Quran.
Indeed, upon Us is its collection [in your heart] and [to make possible] its recitation.
Upon Us is its gathering and its recitation.
Behold, it is up to Us to gather it (in your heart) and the reading of it. (He will bless whatever effort we put into learning it).
It is for Us to put it together and to make it known and be recited.
It is surely undertaken by Us to store it (in your heart), and to let it be recited (by you after revelation is completed).
It is for Us to gather and relate it.