Diyanet İşleri
Sonra onu açıklamak da bize aittir.
Kıyâmet suresi
Kıyâmet suresi, 19. ayet. ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُۥ
ŝümme inne `aleynâ beyâneh.
Sonra onu açıklamak da bize aittir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Vahyi acele alma Kıyâmet 16–19 3
(Ey Muhammed!) Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.
Şüphesiz onu toplamak ve okumak bize aittir.
O halde, biz onu okuduğumuz zaman, onun okunuşuna uy.
Sonra onu açıklamak da bize aittir.
(20-21) Hayır! Siz dünyayı seviyorsunuz ve ahireti bırakıyorsunuz.
O gün birtakım yüzler aydındır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 16–19. ayetler için yazılmıştır.
16. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e Cebrail vahiy getirip de Kur’ân’ı okumaya başladığında Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Kur’ân’ı belleme tutkusu dolayısı ile daha o vahyi bitirmeden onu telaffuz etmeye kalkışır, Cebrail’in okuması ile birlikte okumaya gayret ederdi. Yüce Allah, ona bu işten vazgeçmesini emretmiş ve şöyle buyurmuştur: “Sana onun vahyi tamamlanmadan önce Kur’ân’ı okumada acele etme!” (Tâ-Hâ, 20/114)
İşte burada da şöyle buyurmaktadır: “Onu çabuklaştırmak için dilini onunla kıpırdatma!”
17. Daha sonra Yüce Allah, ona Kur’ân-ı Kerîm’i bellemesini, okumasını ve kalbinde onu toplayacağını taahhüt ederek şöyle buyurmaktadır: “Çünkü onu (sana) belletmek de okutmak da Bize düşer.” Senin bu tutkuna sebep teşkil eden şey de onun bazı kelimelerini kaçırmak ve unutmak korkusudur. Allah ise sana bunun teminatını verdiğine göre artık bunu gerektiren bir sebep kalmamıştır.
18. “O halde Biz onu okuduğumuz zaman sen, onun okunuşunu takip et.” Yani Cebrail, sana getirdiği vahyi tamamladıktan sonra o vakit sen de onun okumasını takip et ve onun arkasından sen de oku.
19. “Sonra onu açıklamak da hiç şüphesiz Bize düşer.” Yani manalarını açıklamak da bize aittir. Yüce Allah, ona lafzını korumayı da manalarını korumayı da taahhüt etmiştir. Bu ise korumanın olabilecek en ileri derecesidir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de Allah’ın istediği bu edebi takındı. Cebrail, ona bundan böyle Kur’ân okudu mu (vahyetti mi) onu dinler, o bitirdikten sonra kendisi onu okurdu.
Bu âyet-i kerimede ilim öğrenme edebi de gösterilmektedir. Öğrenci, hoca açıklamakta olduğu meseleyi bitirmeden önce acele etmemelidir. Aksine hoca, açıkladığı meseleyi bitirdikten sonra kavrayamadığı hususu sorma yolunu seçmelidir.
Aynı şekilde eğer sözlerinin baş tarafında reddi yahut güzel bulup onaylamayı gerektiren bir husus var ise yine yapılan bu açıklamayı bitirmeden önce o hususu ret veya kabule kalkışmamalıdır. Böylelikle yapılan açıklamanın doğru veya yanlış olduğu tam manasıyla anlamış olur, anlatılan hususu iyice beller ve o konuda doğru bir şekilde açıklamalarda bulunmak imkânını elde eder.
Aynı şekilde bu ayetler, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in ümmete vahyin lafızlarını açıkladığı gibi manalarını da açıklamış olduğunu göstermektedir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Sonra, onun sana tefsir edilmesi de yine bize aittir.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sonra onu açıklamak da sadece bize aittir. dipnot 1
sonra elbet onu beyan etmek de yine Bize düşer.
sonra onun anlamını açıklamak da Bize düşer.
Sonra, muhakkak ki Onun beyanı (açığa çıkarılması) da bize aittir.
Sonra muhakkak onu açıklamak Bize ait (bir iş)tir.
Sonra şüphen olmasın ki, onu açıklamak da bize aittir.
Sonra, kuşkusuz, Onun anlamını açıklamak, Bize özgüdür.
Sonra onu açıklamak da yalnız bize düşer.
Sonra, onu açıklamak da bizim görevimizdir.
Sonra, onu açıklamak da bizim görevimizdir.
Sonra onun açıklaması da yine Bize aittir.
Sonra bize aiddir yine onun beyanı
Sonra, onun beyanı yalnızca Biz'e aittir. dipnot 1
Sonra, onun beyanı yalnızca Bize aittir. dipnot 1
Sonra, onun beyanı yalnızca Bize aittir. dipnot 1
Sonra muhakkak onu açıklamak bize ait (bir iş)tir.
Sonra onu açıklamak da hakıykat bize aiddir.
Sonra şüphesiz onu açıklamak da Bize aittir.
(16-19) Onunla, aceleyle dilini kımıldatma hareket ettirme. Mutlaka onu toparlaması ve onun okutulması bizim üzerimizedir. (O senin işin değil) O sana okunduğunda o okunana uy / tabi ol. Sonra onun açıklaması da bizim üzerimizedir (O da senin işin değil)
Sonra onu açıklamak yine bize aittir.
Sonra onu açıklamak da bize düşer.
Zaten onun (Kur'an'ın) açıklanması da bizim işimizdir dipnot 1 .
Artık onları sayıp dökmek bizim işimizdir dipnot 1 .
Sonra onu açıklamak yine bize aittir.
Sonra onu açıklamak yine bize aittir.
Sonra onu açıklamak da bizim işimiz olacaktır.
We are responsible for its interpretation.
and We shall make it clear.
Nay more, it is for Us to explain it (and make it clear):
then it will be for Us to explain it. dipnot 1
Then its explanation is Our concern.
Then it is for Us (Allâh) to make it clear (to you).
Then, its exposition indeed [also] lies with Us.
The responsibility of explaining it lies again on Us.
Then Ours it is to explain it.
It is only God Who will explain Qur’an to you.
And again it is for us to explain it.
Then it is for Us to clarify it.
And afterwards it shall be our part to explain it unto thee.
Nay, more, it is for Us to explain (and clarify) it.
Thereafter surely upon Us is its evident (exposition).
Then lo! upon Us (resteth) the explanation thereof.
The exposition of its meaning surely rests on Us.
and then, behold, it will be for Us to make its meaning clear.
Then it is surely upon Us to make it clear ˹to you˺.
Then it is for Us to clarify it.
Then it is we who will explain it.
Then upon Us is its clarification [to you].
Then upon Us is its clarification.)
Then, behold! It is for Us to explain it. (The Qur'an is its own best commentary. It explains itself).
Then, it is for Us to explain it (and to make it clear):
Then, it is undertaken by Us to explain it.
Then it is for Us to explain it.