Diyanet İşleri
Elbette kendisi de hoşnut olacaktır.
Leyl suresi
Leyl suresi, 21. ayet. وَلَسَوْفَ يَرْضَىٰ
velesevfe yerḍâ.
Elbette kendisi de hoşnut olacaktır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Ateş ve ondan uzak tutulan Leyl 14–21 3
(17-18) Temizlenmek için malını hayra veren en mutteki (Allah'a karşı gelmekten en çok sakınan) kimse o ateşten uzak tutulacaktır.
(19-20) O, hiç kimseye karşılık bekleyerek iyilik yapmaz. (Yaptığı iyiliği) ancak yüce Rabbinin rızasını istediği için (yapar).
Elbette kendisi de hoşnut olacaktır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 17–21. ayetler için yazılmıştır.
19. “Böylesinin üzerinde hiçbir kimseye ait karşılığı verilmesi gereken bir iyilik yoktur.” Bu “en takvalı kimse” üzerinde mahlukattan herhangi bir kimsenin, karşılığı verilmesi gereken bir iyiliği yoktur. Kimin ona iyiliği dokunmuşsa o, mutlaka ona karşılığını vermiştir. Hatta belki kendisinin diğer insanlar üzerinde karşılığı ödenmedik iyilikleri vardır.
Bu bakımdan o, Allah’ın halis bir kuludur. Çünkü yalnızca O’nun ihsanının kölesidir. İnsanların lütuf ve iyiliği karşısında borçlu kalan kimse, eğer bunların karşılığını vermeyecek olursa mutlaka onların hatırı için bir şeyleri terk eder ya da yapar ki bu da onun ihlâsını eksiltir.
Bu âyet-i kerime elbette ki Ebû Bekir es-Sıddîk radıyallahu anh’ı kapsamına alır. Hatta bu âyetin nüzul sebebinin o olduğu dahi söylenmiştir. Çünkü onun üzerinde kimseye karşılığını vermesi gereken bir minnet borcu yoktur. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bile. Zira onun, onun üzerinde sadece karşılığının ödenmesine imkân bulunmayan Allah Rasûlü olma nimeti vardır. Bu da İslâm dinine davet etmek, hidâyeti öğretmek ve hak dini göstermek nimetidir. Bu yönüyle Allah’ın ve Rasûlünün herkes üzerinde nimeti ve lütfu vardır. Bu lütfun karşılığını vermeye ise imkân yoktur.
Bu âyet-i kerime Ebu Bekir radıyallahu anh’ı öncelikle kapsamına almakla birlikte elbette ki bu üstün vasfa sahip olup hiçbir mahluka karşı minnet borcu olmayan ve böylelikle bütün amelleri sırf Allah rızası için olan herkesi de kapsamına alır. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
20-21. “(O nedenle o, verdiği) ancak en yüce olan Rabbinin rızasını kazanmak için (verir). Yakında da o, elbette (yaptıklarını karşılığını alarak) razı olacaktır.” Bu, en takvalı kişi, Allah’ın kendisine bağışlayacağı pek çok lütuf, ihsan ve mükâfat çeşitlerinden dolayı hoşnut olacaktır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Allah Teâlâ’nın ona vereceği değerli mükâfattan elbette o da razı olacaktır.
Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Ortak kavram: Rıza
Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: "Allah'ın yolu asıl doğru yoldur." Sana gelen ilimden…
Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Ortak kavram: Rıza
(Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın…
Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Ortak kavram: Rıza
İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah'ın rızasını kazanmak için kendini feda eder. Allah, kullarına çok şefkatlidir.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kendisi de ileride memnun olacaktır.
İşte böyle biri, kesinlikle, zamanı gelince (gördüğü karşılıktan) fazlasıyla memnun olacaktır.
işte böyleleri de, zamanı geldiğinde sevinci tadacaklar.
Elbette rızaya erecektir!
Muhakkak kendisi de ileride razı olacaktır.
Ve o (buna kavuşarak) hoşnut olacaktır.
Ve yakında, kesinlikle hoşnut olacaktır.
O kesinlikle ileride memnun olacaktır.
Kendisi de yakında mutlu olacaktır.
Kendisi de yakında mutlu olacaktır.
Ve mutlaka o hoşnutluğa erecektir.
Ve elbette o rızaya irecektir.
Yakında mutlaka hoşnut olacaktır.
Yakında mutlaka hoşnut olacaktır.
Yakında mutlaka hoşnut olacaktır.
Muhakkak kendisi de ileride razı olacaktır.
Her halde kendisi de ileride hoşnuud olacakdır.
Elbette kendisi de hoşnud olacaktır.
(1-21) Kapladığı / bürüdüğü zaman geceye, aydınlığı ortaya çıktığında gündüze, dişi ve erkek olarak ne yarattı ise andolsun ki, çalışmalarınız kesinlikle türlü türlüdür. Bundan böyle kim verir ve de sakınırsa , g üzel olana / hüsniyete bağlılığını ispatlarsa / doğrularsa / tasdiklerse, Onu kolaylığa ulaştırırız / müyesser ederiz. Bundan böyle kim de cimri davranır ve kendime yetebilirim derse / müstağnileşirse, güzel olanı yalanlarsa, onu da z orluğa ulaştırırız / müyesser ederiz. Malı ona, yuvarlandığı vakit fayda vermez, Yola sokmak / hidayete erdirmek kesinlikle bize aittir. İlk olanda / dünya da / sonra olan da / ahirette bizimdir. Çılgınca kışkırtılmış / köpürerek kayna yan ateşle sizi uyardım. İsyancı olanlar / şaki olanlar ona salınacak / atılacak. Öyle ki yalanladı ve yüz çevirirdi. Sakınanlar / takvalılar ise ondan /ateşten uzak tutulacak. Öyle ki malını ver erek arın ırdı. Yüce Rabbinin yüzünü kazanmaktan başka birinden karşılık olarak aldığı yanında herhangi bir nimette yoktu. İleride elbette hoşnut olacaktır / razı olacaktır.
Muhakkak kendisi de ileride razı olacaktır.
Yakında kendisi de (Allah'ın verceği ni'metle) razı olacaktır.
İleride, o da kesinlikle hoşnut olacaktır. dipnot 1
İlerisinde aradığı iltifatı bulacaktır.
Elbette o da hoşnut olacaktır.
Elbette o da hoşnut olacaktır.
Yakında mutlaka hoşnut olacaktır.
Such a person shall be rewarded to his satisfaction.
and he will be well pleased.
And soon will they attain (complete) satisfaction.
He will surely be well-pleased (with him). dipnot 1
They will certainly be satisfied.
He surely will be pleased (when he enters Paradise).
and, surely, soon he will be well-pleased.
Surely, He will be well-pleased (with such a one).
and he shall surely be satisfied.
God indeed will be pleased with them.
in the end he shall be well pleased!
He will be satisfied.
And hereafter he shall be well satisfied with his reward.
In the end he shall be well fulfilled!
And indeed he will eventually be satisfied.
He verily will be content.
Will surely be gratified.
and such, indeed, shall in time be well-pleased.
They will certainly be pleased.
And he will be satisfied.
He will certainly attain salvation.
And he is going to be satisfied.
And he will be satisfied.
And soon he will be pleased.
And soon will they attain (complete) satisfaction.
And surely he will soon be happy.
And he will be pleased.