Diyanet İşleri
Biz, onları (dünyada) biraz yararlandırırız. Sonra da onları ağır bir azaba sürükleriz.
Lokmân suresi
Lokmân suresi, 24. ayet. نُمَتِّعُهُمْ قَلِيلًا ثُمَّ نَضْطَرُّهُمْ إِلَىٰ عَذَابٍ غَلِيظٍ
nümetti`uhüm ḳalîlen ŝümme naḍṭarruhüm ilâ `aẕâbin galîż.
Biz, onları (dünyada) biraz yararlandırırız. Sonra da onları ağır bir azaba sürükleriz.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Hizmete verilenler ve atalara uyma Lokmân 20–24 3
Kendilerine, "Allah'ın indirdiğine uyun" denildiği zaman, "Hayır, biz babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız" derler. Şeytan, kendilerini cehennem azabına çağırıyor olsa da mı?
Kim iyilik yaparak kendini Allah'a teslim ederse, şüphesiz en sağlam kulpa tutunmuştur. İşlerin sonu ancak Allah'a varır.
Kim inkar ederse, onun inkarı seni üzmesin. Onların dönüşleri ancak bizedir. Biz de onlara yaptıklarını haber veririz. Allah, göğüslerin içindekini (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.
Biz, onları (dünyada) biraz yararlandırırız. Sonra da onları ağır bir azaba sürükleriz.
Andolsun, eğer onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, mutlaka "Allah" derler. De ki: "Hamd, Allah'a mahsustur." Fakat onların çoğu bilmezler.
Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Şüphesiz Allah, her bakımdan sınırsız zengin olandır, övülmeye layık olandır.
Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah'ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
24. “Biz onları” günahları daha çok artsın, azapları daha çok biriksin diye dünayda “azıcık faydalandırırız. Sonra da oldukça ağır bir azaba” yani son derece büyük, korkunç, acı ve ızdırap verici, şiddetli bir azaba “mahkûm ederiz.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Dünyada vermiş olduğumuz lezzetlerden az bir zaman onları faydalandırırız. Sonra kıyamet günü onları çetin bir azaba; cehennem azabına sürükleriz.
Aynı kök: متع (70 geçiş) · Aynı kök: ضرر (74 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş)
Hani İbrahim, "Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır" demişti. Allah…
Aynı kök: متع (70 geçiş) · Aynı kök: ضرر (74 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş)
İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelerek O'na yalvarır. Sonra kendi tarafından ona bir nimet verdiği zaman daha önce O'na yalvardığını…
Aynı kök: غلظ (13 geçiş) · Aynı kök: ضرر (74 geçiş)
Andolsun! Başına gelen bir zarardan sonra kendisine tarafımızdan bir rahmet tattırsak mutlaka "Bu benim hakkımdır, Kıyametin kopacağını da…
Aynı kök: متع (70 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş)
(Onların bu refahı) az bir yararlanmadır. Sonra onların barınağı cehennemdir. Ne kötü bir yataktır orası!
Aynı kök: ضرر (74 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş)
Yahut kendisine dua ettiği zaman zorda kalmışa cevap veren ve başa gelen kötülüğü kaldıran, sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile birlikte…
Aynı kök: غلظ (13 geçiş)
Allah'ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen…
Aynı kök: غلظ (13 geçiş)
Hem, siz eşlerinizle birleşmiş ve onlar da sizden sağlam bir söz almış iken, onu nasıl (geri) alırsınız?
Aynı kök: ضرر (74 geçiş)
"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onları biraz yararlandırır, sonra da kendilerini ağır bir azaba sürükleriz. dipnot 1
Tadımlık bir hazzı kısa vadede tüketmelerini sağlarız; ardından onları altında ezilecekleri ağır bir azaba mahkum ederiz.
Onlara kısa bir süre hayatın zevkini yaşatır, ama sonunda şiddetli bir azaba sürükleriz.
Kısa süre dünya zevkini yaşarlar. . . Sonra onları, ağır - şiddetli bir azabı yaşamaya mecbur ederiz.
Biz onları az (bir şey ve zaman) olarak metalandırıp yararlandırırız, sonra onları ağır bir azaba katlandırırız.
Onları biraz faydalandırır, sonra kendilerini ağır bir azaba sürükleriz.
Onları biraz yararlandırır, sonra, çok ağır bir cezaya sürükleriz.
Onları az bir süre faydalandırırız, sonra da kendilerini ağır bir azaba sürükleriz.
Onları biraz yaşatırız, sonra da ağır bir cezaya süreriz.
Onları biraz yaşatırız, sonra da ağır bir cezaya süreriz.
Biz onlara biraz zevk ettiririz de sonra kendilerini korkunç bir azaba mahkum ederiz.
Biz onlara biraz zevk ettiririz de sonra kendilerini galiz bir azaba muztarr kılarız
Onları biraz yararlandırırız. dipnot 1 Sonra ağır bir azaba maruz bırakırız.
Onları biraz yararlandırırız. dipnot 1 Sonra ağır bir azaba maruz bırakırız.
Onları biraz yararlandırırız. dipnot 1 Sonra ağır bir azaba maruz bırakırız.
Biz onları az (bir şey ve zaman) olarak metalandırıp yararlandırırız, sonra onları ağır bir azaba katlandırırız.
Biz onları (dünyada) biraz geçindirib sonra kendilerini ağır bir azaba (katlanmıya) mecbur edeceğiz.
Onları az bir süre geçindirir, sonra da katı bir azaba sürükleriz.
(20-34) Görmediler mi! Allah, göklerde ne varsa ve yerde ne varsa sizin emrinize amade kılmıştır , gizli açık nimetlerini sizin üzerinize bollaştırmıştır , İnsanlardan birileri, Allah’la ilimsizce / bilgisizce tartışıyor / cedelleşiyor , bir yol tutturmuş değiller ve de ışıtıcı / aydınlatıcı bir kitap ları da yok, onlara Allah’ın indirdiğine uyun / tabi olun denildiğinde dediler ki bilakis babalarımızı neyin üzerine bulduysak biz ona uyarız / tabi oluruz. (Babadan atadan gördüğüne uy, diğerlerine sakın uyma dini). Velev ki şeytan onları ateş azabına çağırıyor ise de mi? (Uymaya devam bedeli ne olursa olsun mu? diyecekler) Kim yüzünü Allaha teslim ederse işte o güzel davranandır / muhsindir , sağlam bir kulpu da tutmuştur , (Urvetil vusqa) işlerin sonucu / akıbeti Allah’a varır . Kim yok sayarsa / küfrederse, onun yok sayması seni hüzünlendirmesin, o nların gerisin geri dönecekleri yine bizleriz, yaptıklarını haber vereceğiz, muhakkak ki Allah göğüslerde olanı bilendir. Onları birazcık geçindireceğiz / az bir süre tüketecekler, sonra kaba / galiz bir azaba zorlarız. Onlara sorsan ki semaları ve arzı kim yarattı? Allah diyeceklerdir , Allah’a hamdolsun de , b ilakis insanların çokları / ekserisi bilmiyorlar. Göklerde ve yerde ne varsa Allah içindir, muhakkak ki Allah zengindir / kendine yetendir, övülendir. Eğer ki yeryüzünde ağaçtan kalemler olsa ve deniz de ardından da yedi deniz daha ona katılsa Allah’ın kelimeleri kesinlikle tükenmez, muhakkak ki Allah saygıdeğerdir, gerekçeli / hikmetli karar verendir. Sizi yaratmamız da sizi tekrar diriltmemiz de tek bir kişi / tek b ir nefis gibidir, (İşte bu kadar kolaydır) kesinlikle Allah işitendir, görendir. Görmedin mi? Muhakkak ki Allah gündüze geceyi katar, geceyi de gündüze katar, güneşi ve ayı da emre amade yapar, hepsi belirli bir vakte kadar akar / cereyan eder , muhakkak ki Allah yapıyor olduklarınızdan haberi olandır. İşte bu Allah’ın O’nun Hak olmasındandır / gerçek olmasındandır, O’nun dışında çağrıda bulundukları / dua ettikleri ise iptaldir / geçersizdir/ batıldır, muhakkak ki Allah, O, yücedir, büyüktür. Görmedin mi? Gemi deniz de Allah’ın bir nimeti olarak onun ayetlerini size göstermek için akıyor / cereyan ediyor, işte bunda çokça sabreden, teşekkür eden her bir kimse için ayetler vardır. Bir vakit onları kara bulut şeklinde dalgalar sarmaladı , Allah’a, onun dinini ona has kılarak / katışıksız olarak çağrıda / duada bulundular, karaya doğru onları kurtardığımızda ise onlar ölçülü davrandılar / iktisatlı davrandılar, ayetlerimizle ancak hain kafirler mücadele ederler. Ey insanlar, Rabbinizden sakının, o günden ürperin, baba çocuğuna bir şey ödeyemez, ne de çocuk babasına bir şey ödeyemez, muhakkak ki Allah’ın verdiği söz / Allah’ın vaadi gerçektir , dünya hayatı sizi aldatmasın / gururlandırmasın , aldatıcı sizi Allah’la aldatmasın. Saatin bilgisi de yağmur yağdırmanın bilgisi de Allah’ın yanındadır, rahimlerde olanı da biliyor, yarın için kişi neyi kazanacak / kesbedecek idrak edemez , kişi arzın neresinde öleceğini de idrak edemez, kesinlikle bilen, haberdar olan Allah’tır.
Biz onları azıcık faydalandırırız, sonra da onları şiddetli bir azaba uğratırız.
Onları biraz yaşatırız, sonra kaba bir azaba süreriz.
Onları bir süre nimetlerden yararlandırır, sonra da ağır bir azaba mahkum ederiz dipnot 1 .
Onları, önce biraz nimetlendirir sonra da kaba bir azabı çekmek zorunda bırakırız.
Onları biraz geçindiririz. Sonra da onları şiddetli bir azaba uğratırız.
Onları biraz geçindiririz. Sonra da onları şiddetli bir azaba uğratırız.
Onları birazcık nimetlendiriyoruz. Sonunda hepsini şiddetli bir azaba süreceğiz.
We will satisfy their needs and their desires and make them hold and enjoy the same for a little while and up to a predetermined point of time then We will compel them to pay the heavy price manifested in the unmerciful and unrelenting torment laid upon the damned.
We let them enjoy themselves for a little while, but We shall drive them to a harsh torment.
We grant them their pleasure for a little while: in the end shall We drive them to a chastisement unrelenting.
We allow them to enjoy themselves a while in the world and then We shall drive them in utter helplessness to a harsh chastisement.
We will let them enjoy themselves a little, then drive them to a harsh punishment.
We let them enjoy for a little while, then in the end We shall oblige them to (enter) a great torment.
We will provide for them for a short time, then We will shove them toward a harsh punishment.
We shall let them enjoy (the worldly provisions) for a short while, then We shall drive them helplessly to a severe punishment.
To them We give enjoyment a little, then We compel them to a harsh chastisement.
I will let them enjoy their lives in this world for a while and then let them hopelessly taste the worse punishment.
We will let them enjoy themselves a little; then we will force them to rigorous woe!
We let them enjoy for a while, then We commit them to severe retribution.
We will suffer them to enjoy this world for a little while: Afterwards We will drive them to a severe punishment.
But he who disbelieves, let not his disbelief grieve you; to Us is their return, and We will inform them of what they did; for, verily, Allah is aware of what is in the heart of men.
To them We give enjoyment a little; thereafter We constrain them to a harsh torment.
We give them comfort for a little, and then We drive them to a heavy doom.
We let them enjoy themselves only for a while, then We shall drag them to a severe punishment.
We will let them enjoy themselves for a short while - but in the end We shall drive them into suffering severe.
We allow them enjoyment for a little while, then ˹in time˺ We will force them into a harsh torment.
We let them enjoy for a while, then We commit them to severe retribution.
We let them enjoy temporarily, then commit them to severe retribution.
We grant them enjoyment for a little; then We will force them to a massive punishment.
We will let them enjoy a little; then will We drive them to a stern punishment.
We will let them enjoy themselves for a little while - but ultimately We shall drive them to a heavy doom.
We give them their pleasure for some time: Then in the end shall We push them into a punishment that is terrible.
We let them enjoy a little, then We will drag them to a heavy punishment.
We let them enjoy for a while, then We commit them to a severe retribution.