Lokmân suresi

Lokmân suresi, 24. ayet

Lokmân suresi, 24. ayet. نُمَتِّعُهُمْ قَلِيلًا ثُمَّ نَضْطَرُّهُمْ إِلَىٰ عَذَابٍ غَلِيظٍ

nümetti`uhüm ḳalîlen ŝümme naḍṭarruhüm ilâ `aẕâbin galîż.

Diyanet İşleri

Biz, onları (dünyada) biraz yararlandırırız. Sonra da onları ağır bir azaba sürükleriz.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Lokmân 21–27 · surenin 24. ayeti / 34

Konu Hizmete verilenler ve atalara uyma Lokmân 20–24 3

  1. Lokmân 21

    Kendilerine, "Allah'ın indirdiğine uyun" denildiği zaman, "Hayır, biz babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız" derler. Şeytan, kendilerini cehennem azabına çağırıyor olsa da mı?

  2. Lokmân 22

    Kim iyilik yaparak kendini Allah'a teslim ederse, şüphesiz en sağlam kulpa tutunmuştur. İşlerin sonu ancak Allah'a varır.

  3. Lokmân 23

    Kim inkar ederse, onun inkarı seni üzmesin. Onların dönüşleri ancak bizedir. Biz de onlara yaptıklarını haber veririz. Allah, göğüslerin içindekini (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.

  4. 24

    Biz, onları (dünyada) biraz yararlandırırız. Sonra da onları ağır bir azaba sürükleriz.

  5. Lokmân 25

    Andolsun, eğer onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, mutlaka "Allah" derler. De ki: "Hamd, Allah'a mahsustur." Fakat onların çoğu bilmezler.

  6. Lokmân 26

    Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Şüphesiz Allah, her bakımdan sınırsız zengin olandır, övülmeye layık olandır.

  7. Lokmân 27

    Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah'ın sözleri (yazmakla) yine de tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

24. “Biz onları” günahları daha çok artsın, azapları daha çok biriksin diye dünayda “azıcık faydalandırırız. Sonra da oldukça ağır bir azaba” yani son derece büyük, korkunç, acı ve ızdırap verici, şiddetli bir azaba “mahkûm ederiz.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Dünyada vermiş olduğumuz lezzetlerden az bir zaman onları faydalandırırız. Sonra kıyamet günü onları çetin bir azaba; cehennem azabına sürükleriz.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. نُمَتِّعُهُمْ numettiuhum onları yaşatırız kök: متع
  2. قَلِيلًۭا kalilen biraz kök: قلل
  3. ثُمَّ summe sonra
  4. نَضْطَرُّهُمْ nedtarruhum süreriz kök: ضرر
  5. إِلَىٰ ila
  6. عَذَابٍ azabin bir azaba kök: عذب
  7. غَلِيظٍۢ galizin kaba kök: غلظ

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: متع (70 geçiş) · Aynı kök: ضرر (74 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş)

    Hani İbrahim, "Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır" demişti. Allah…

  • Aynı kök: متع (70 geçiş) · Aynı kök: ضرر (74 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş)

    İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelerek O'na yalvarır. Sonra kendi tarafından ona bir nimet verdiği zaman daha önce O'na yalvardığını…

  • Aynı kök: غلظ (13 geçiş) · Aynı kök: ضرر (74 geçiş)

    Andolsun! Başına gelen bir zarardan sonra kendisine tarafımızdan bir rahmet tattırsak mutlaka "Bu benim hakkımdır, Kıyametin kopacağını da…

  • Aynı kök: متع (70 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş)

    (Onların bu refahı) az bir yararlanmadır. Sonra onların barınağı cehennemdir. Ne kötü bir yataktır orası!

  • Aynı kök: ضرر (74 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş)

    Yahut kendisine dua ettiği zaman zorda kalmışa cevap veren ve başa gelen kötülüğü kaldıran, sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile birlikte…

  • Aynı kök: غلظ (13 geçiş)

    Allah'ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen…

  • Aynı kök: غلظ (13 geçiş)

    Hem, siz eşlerinizle birleşmiş ve onlar da sizden sağlam bir söz almış iken, onu nasıl (geri) alırsınız?

  • Aynı kök: ضرر (74 geçiş)

    "Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

81 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Tadımlık bir hazzı kısa vadede tüketmelerini sağlarız; ardından onları altında ezilecekleri ağır bir azaba mahkum ederiz.

Muhammed Esed

Onlara kısa bir süre hayatın zevkini yaşatır, ama sonunda şiddetli bir azaba sürükleriz.

Ahmed Hulusi

Kısa süre dünya zevkini yaşarlar. . . Sonra onları, ağır - şiddetli bir azabı yaşamaya mecbur ederiz.

Ali Bulaç

Biz onları az (bir şey ve zaman) olarak metalandırıp yararlandırırız, sonra onları ağır bir azaba katlandırırız.

Ali Özek ve heyeti

Onları biraz faydalandırır, sonra kendilerini ağır bir azaba sürükleriz.

Ali Rıza Safa

Onları biraz yararlandırır, sonra, çok ağır bir cezaya sürükleriz.

Bayraktar Bayraklı

Onları az bir süre faydalandırırız, sonra da kendilerini ağır bir azaba sürükleriz.

Edip Yüksel

Onları biraz yaşatırız, sonra da ağır bir cezaya süreriz.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onları biraz yaşatırız, sonra da ağır bir cezaya süreriz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz onlara biraz zevk ettiririz de sonra kendilerini korkunç bir azaba mahkum ederiz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz onlara biraz zevk ettiririz de sonra kendilerini galiz bir azaba muztarr kılarız

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onları biraz yararlandırırız. dipnot 1 Sonra ağır bir azaba maruz bırakırız.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Dünya nimetlerinden.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onları biraz yararlandırırız. dipnot 1 Sonra ağır bir azaba maruz bırakırız.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Dünya nimetlerinden az çok yararlandırırız.

Gültekin Onan

Biz onları az (bir şey ve zaman) olarak metalandırıp yararlandırırız, sonra onları ağır bir azaba katlandırırız.

Hasan Basri Çantay

Biz onları (dünyada) biraz geçindirib sonra kendilerini ağır bir azaba (katlanmıya) mecbur edeceğiz.

İbni Kesir

Onları az bir süre geçindirir, sonra da katı bir azaba sürükleriz.

Mehmet Alagaş

(20-34) Görmediler mi! Allah, göklerde ne varsa ve yerde ne varsa sizin emrinize amade kılmıştır , gizli açık nimetlerini sizin üzerinize bollaştırmıştır , İnsanlardan birileri, Allah’la ilimsizce / bilgisizce tartışıyor / cedelleşiyor , bir yol tutturmuş değiller ve de ışıtıcı / aydınlatıcı bir kitap ları da yok, onlara Allah’ın indirdiğine uyun / tabi olun denildiğinde dediler ki bilakis babalarımızı neyin üzerine bulduysak biz ona uyarız / tabi oluruz. (Babadan atadan gördüğüne uy, diğerlerine sakın uyma dini). Velev ki şeytan onları ateş azabına çağırıyor ise de mi? (Uymaya devam bedeli ne olursa olsun mu? diyecekler) Kim yüzünü Allaha teslim ederse işte o güzel davranandır / muhsindir , sağlam bir kulpu da tutmuştur , (Urvetil vusqa) işlerin sonucu / akıbeti Allah’a varır . Kim yok sayarsa / küfrederse, onun yok sayması seni hüzünlendirmesin, o nların gerisin geri dönecekleri yine bizleriz, yaptıklarını haber vereceğiz, muhakkak ki Allah göğüslerde olanı bilendir. Onları birazcık geçindireceğiz / az bir süre tüketecekler, sonra kaba / galiz bir azaba zorlarız. Onlara sorsan ki semaları ve arzı kim yarattı? Allah diyeceklerdir , Allah’a hamdolsun de , b ilakis insanların çokları / ekserisi bilmiyorlar. Göklerde ve yerde ne varsa Allah içindir, muhakkak ki Allah zengindir / kendine yetendir, övülendir. Eğer ki yeryüzünde ağaçtan kalemler olsa ve deniz de ardından da yedi deniz daha ona katılsa Allah’ın kelimeleri kesinlikle tükenmez, muhakkak ki Allah saygıdeğerdir, gerekçeli / hikmetli karar verendir. Sizi yaratmamız da sizi tekrar diriltmemiz de tek bir kişi / tek b ir nefis gibidir, (İşte bu kadar kolaydır) kesinlikle Allah işitendir, görendir. Görmedin mi? Muhakkak ki Allah gündüze geceyi katar, geceyi de gündüze katar, güneşi ve ayı da emre amade yapar, hepsi belirli bir vakte kadar akar / cereyan eder , muhakkak ki Allah yapıyor olduklarınızdan haberi olandır. İşte bu Allah’ın O’nun Hak olmasındandır / gerçek olmasındandır, O’nun dışında çağrıda bulundukları / dua ettikleri ise iptaldir / geçersizdir/ batıldır, muhakkak ki Allah, O, yücedir, büyüktür. Görmedin mi? Gemi deniz de Allah’ın bir nimeti olarak onun ayetlerini size göstermek için akıyor / cereyan ediyor, işte bunda çokça sabreden, teşekkür eden her bir kimse için ayetler vardır. Bir vakit onları kara bulut şeklinde dalgalar sarmaladı , Allah’a, onun dinini ona has kılarak / katışıksız olarak çağrıda / duada bulundular, karaya doğru onları kurtardığımızda ise onlar ölçülü davrandılar / iktisatlı davrandılar, ayetlerimizle ancak hain kafirler mücadele ederler. Ey insanlar, Rabbinizden sakının, o günden ürperin, baba çocuğuna bir şey ödeyemez, ne de çocuk babasına bir şey ödeyemez, muhakkak ki Allah’ın verdiği söz / Allah’ın vaadi gerçektir , dünya hayatı sizi aldatmasın / gururlandırmasın , aldatıcı sizi Allah’la aldatmasın. Saatin bilgisi de yağmur yağdırmanın bilgisi de Allah’ın yanındadır, rahimlerde olanı da biliyor, yarın için kişi neyi kazanacak / kesbedecek idrak edemez , kişi arzın neresinde öleceğini de idrak edemez, kesinlikle bilen, haberdar olan Allah’tır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Biz onları azıcık faydalandırırız, sonra da onları şiddetli bir azaba uğratırız.

Süleyman Ateş

Onları biraz yaşatırız, sonra kaba bir azaba süreriz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onları, önce biraz nimetlendirir sonra da kaba bir azabı çekmek zorunda bırakırız.

Şaban Britch

Onları biraz geçindiririz. Sonra da onları şiddetli bir azaba uğratırız.

Şaban Piriş

Onları biraz geçindiririz. Sonra da onları şiddetli bir azaba uğratırız.

Yaşar Nuri Öztürk

Onları birazcık nimetlendiriyoruz. Sonunda hepsini şiddetli bir azaba süreceğiz.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We will satisfy their needs and their desires and make them hold and enjoy the same for a little while and up to a predetermined point of time then We will compel them to pay the heavy price manifested in the unmerciful and unrelenting torment laid upon the damned.

Abdul Haleem

We let them enjoy themselves for a little while, but We shall drive them to a harsh torment.

Abdullah Yusuf Ali

We grant them their pleasure for a little while: in the end shall We drive them to a chastisement unrelenting.

Abul A'la Maududi

We allow them to enjoy themselves a while in the world and then We shall drive them in utter helplessness to a harsh chastisement.

Aisha Bewley

We will let them enjoy themselves a little, then drive them to a harsh punishment.

Al-Hilali & Khan

We let them enjoy for a little while, then in the end We shall oblige them to (enter) a great torment.

Ali Quli Qarai

We will provide for them for a short time, then We will shove them toward a harsh punishment.

Amatul Rahman Omar

We shall let them enjoy (the worldly provisions) for a short while, then We shall drive them helplessly to a severe punishment.

Arthur John Arberry

To them We give enjoyment a little, then We compel them to a harsh chastisement.

Bijan Moeinian

I will let them enjoy their lives in this world for a while and then let them hopelessly taste the worse punishment.

E. Henry Palmer

We will let them enjoy themselves a little; then we will force them to rigorous woe!

Edip-Layth

We let them enjoy for a while, then We commit them to severe retribution.

George Sale

We will suffer them to enjoy this world for a little while: Afterwards We will drive them to a severe punishment.

Hamid S. Aziz

But he who disbelieves, let not his disbelief grieve you; to Us is their return, and We will inform them of what they did; for, verily, Allah is aware of what is in the heart of men.

Mahmoud Ghali

To them We give enjoyment a little; thereafter We constrain them to a harsh torment.

Marmaduke Pickthall

We give them comfort for a little, and then We drive them to a heavy doom.

Mohamed Ahmed - Samira

We let them enjoy themselves only for a while, then We shall drag them to a severe punishment.

Muhammad Asad

We will let them enjoy themselves for a short while - but in the end We shall drive them into suffering severe.

Mustafa Khattab

We allow them enjoyment for a little while, then ˹in time˺ We will force them into a harsh torment.

Progressive Muslims

We let them enjoy for a while, then We commit them to severe retribution.

Rashad Khalifa

We let them enjoy temporarily, then commit them to severe retribution.

Sahih International

We grant them enjoyment for a little; then We will force them to a massive punishment.

Sam Gerrans

We will let them enjoy a little; then will We drive them to a stern punishment.

Shabbir Ahmed

We will let them enjoy themselves for a little while - but ultimately We shall drive them to a heavy doom.

Syed Vickar Ahamed

We give them their pleasure for some time: Then in the end shall We push them into a punishment that is terrible.

Taqi Usmani

We let them enjoy a little, then We will drag them to a heavy punishment.

The Monotheist Group

We let them enjoy for a while, then We commit them to a severe retribution.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Lokmân suresi, 24. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Lokmân suresi, 24. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Lokmân suresi, 24. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩