Lokmân suresi

Lokmân suresi, 32. ayet

Lokmân suresi, 32. ayet. وَإِذَا غَشِيَهُم مَّوْجٌ كَٱلظُّلَلِ دَعَوُا۟ ٱللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ فَلَمَّا نَجَّىٰهُمْ إِلَى ٱلْبَرِّ فَمِنْهُم مُّقْتَصِدٌ وَمَا يَجْحَدُ بِـَٔايَٰتِنَآ إِلَّا كُلُّ خَتَّارٍ كَفُورٍ

veiẕâ gaşiyehüm mevcün keżżuleli de`avu-llâhe muḫliṣîne lehü-ddîn. felemmâ neccâhüm ile-lberri feminhüm muḳteṣid. vemâ yecḥadü biâyâtinâ illâ küllü ḫattârin kefûr.

Diyanet İşleri

Onları, (denizde) bir dalga gölgelikler gibi kapladığında, dini Allah'a has kılarak O'na yalvarırlar. Allah, onları kurtarıp karaya çıkarınca, onlardan bir kısmı orta yolu tutar. Bizim ayetlerimizi ise ancak son derece kaypak, son derece nankör olanlar inkar eder.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Lokmân 29–34 · surenin 32. ayeti / 34

Konu Gemiler ve kıyametin bilgisi Lokmân 31–34 3

  1. Lokmân 29

    Görmedin mi ki, Allah, geceyi gündüzün içine ve gündüzü de gecenin içine sokuyor. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Her biri (kendi yörüngesinde) belli bir zamana kadar akar gider. Şüphesiz Allah, işlediklerinizden hakkıyla haberdardır.

  2. Lokmân 30

    Bu böyledir. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir, onu bırakıp da taptıkları ise batıldır. Şüphesiz Allah yücedir, büyüktür.

  3. Lokmân 31

    Görmedin mi ki, gemiler Allah'ın nimetiyle denizde akıp gitmektedir. Allah, bunu ayetlerinden bir kısmını size göstermek için yapmaktadır. Şüphesiz ki bunda hakkıyla sabreden, hakkıyla şükreden herkes için ibretler vardır.

  4. 32

    Onları, (denizde) bir dalga gölgelikler gibi kapladığında, dini Allah'a has kılarak O'na yalvarırlar. Allah, onları kurtarıp karaya çıkarınca, onlardan bir kısmı orta yolu tutar. Bizim ayetlerimizi ise ancak son derece kaypak, son derece nankör olanlar inkar eder.

  5. Lokmân 33

    Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Hiçbir babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamayacağı, hiçbir çocuğun da babasına hiçbir yarar sağlayamayacağı günden korkun! Şüphesiz Allah'ın va'di gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. O aldatıcı şeytan da Allah hakkında sizi aldatmasın.

  6. Lokmân 34

    Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi şüphesiz yalnızca Allah katındadır. O, yağmuru indirir, rahimlerdekini bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

32. Yüce Allah, insanların denizde yolculuk yapıp da dalgaların, üzerlerini gölge gibi kaplamasını ve onların, bu halde Allah’a ihlâs ile dua ettiklerini söz konusu etmektedir. “Onları kurtarıp karaya çıkarınca da” iki kısım olurlar: “Onlardan kimileri orta yolu tutar.” Yani gereği gibi, tam bir şekilde Allah’a şükretmez. Aksine günahkâr ve kendi nefislerine zulmeden kimseler olurlar. Diğer bir kesim ise Allah’ın nimetlerine karşı nankörlük eder, onları inkâr edip küfre sapar. Bundan dolayı da Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “Âyetlerimizi pek vefasız, çok nankör kimselerden başkası inkâr etmez.”

Bu gibi vefasızların vefasızlıklarından birisi de şudur: Bunlar, Rablerine “Eğer sen bizi bu denizden ve sıkıntıdan kurtaracak olursan şükredenlerden olacağız”, diyerek verdikleri sözlerinde durmayışlarıdır. Bunlar verdikleri bu sözü bozarlar, bunun gereğini yerine getirmezler. Bununla birlikte bu gibileri Allah’ın nimetlerini de inkâr eden “çok nankör” kimselerdir.

Peki, Allah’ın böyle bir sıkıntıdan kurtarmış olduğu kimselere Allah’ın nimetlerine tam anlamı ile şükretmekten başka bir davranış yakışır mı?

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onları her yönden dağlar gibi dalgalar ve bulutlar kuşattığında, ibadeti ve duayı yalnızca Allah'a has kılarak O'na yalvarırlar. Allah, onların duasına icabet edip onları karaya çıkarıp boğulmaktan selamette kıldığında, onlardan bazısı üzerine gerekli olan şükrü tam manası ile yerine getirmemiş, bazısı da Allah'ın nimetine nankörlük etmiştir. Ayetlerimizi ancak vefasız olan -kendisini kurtardığında Allah'a şükredenlerden olacağına dair söz veren kimse - Allah'ın nimetlerine nankörlük eden, kendisine nimetleri ile rızık veren Rabbine şükretmeyen kimse inkâr eder.

Kelimeler

22 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِذَا ve iza ve zaman
  2. غَشِيَهُم gaşiyehum onları sardığı kök: غشو
  3. مَّوْجٌۭ mevcun dalga(lar) kök: موج
  4. كَٱلظُّلَلِ kazzuleli gölgeler gibi kök: ظلل
  5. دَعَوُا۟ deavu yalvarırlar kök: دعو
  6. ٱللَّهَ llahe Allah'a kök: اله
  7. مُخْلِصِينَ muhlisine yalnız has kılarak kök: خلص
  8. لَهُ lehu O'na
  9. ٱلدِّينَ d-dine dini kök: دين
  10. فَلَمَّا felemma fakat o zaman
  11. نَجَّىٰهُمْ neccahum onları kurtarınca kök: نجو
  12. إِلَى ila
  13. ٱلْبَرِّ l-berri karaya çıkarıp kök: برر
  14. فَمِنْهُم feminhum içlerinden bir kısmı
  15. مُّقْتَصِدٌۭ ۚ muktesidun orta yolu tutar kök: قصد
  16. وَمَا ve ma zaten
  17. يَجْحَدُ yechadu inkar etmez kök: جحد
  18. بِـَٔايَـٰتِنَآ biayatina bizim ayetlerimizi kök: ايي
  19. إِلَّا illa başkası
  20. كُلُّ kullu her kök: كلل
  21. خَتَّارٍۢ hattarin gaddarlardan kök: ختر
  22. كَفُورٍۢ kefurin inkarcıdan kök: كفر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: موج (7 geçiş) · Aynı kök: برر (32 geçiş) · Aynı kök: خلص (31 geçiş)

    O, sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgarla…

  • Aynı kök: برر (32 geçiş) · Aynı kök: خلص (31 geçiş) · Aynı kök: نجو (84 geçiş)

    Gemiye bindikleri zaman dini Allah'a has kılarak O'na dua ederler. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise bir de bakarsın ki, Allah'a ortak…

  • Aynı kök: برر (32 geçiş) · Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Birr (İyilik)

    De ki: "Sizler, açıktan ve gizlice O'na 'Eğer bizi bundan kurtarırsa, elbette şükredenlerden olacağız' diye dua ederken, sizi karanın ve denizin…

  • Aynı kök: برر (32 geçiş) · Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Birr (İyilik)

    Denizde size bir sıkıntı dokunduğunda bütün taptıklarınız (sizi yüzüstü bırakıp) kaybolur, yalnız Allah kalır. Fakat sizi kurtarıp karaya çıkarınca…

  • Aynı kök: خلص (31 geçiş) · Aynı kök: دين (101 geçiş) · Ortak kavram: Din

    De ki: "Rabbim adaleti emretti. Her secde yerinde yüzlerinizi (O'na) doğrultun. Dini Allah'a has kılarak O'na ibadet edin. Sizi başlangıçta yarattığı…

  • Aynı kök: خلص (31 geçiş) · Aynı kök: دين (101 geçiş) · Ortak kavram: Din

    O halde, kafirlerin hoşuna gitmese de, siz dini Allah'a has kılarak O'na ibadet edin.

  • Aynı kök: خلص (31 geçiş) · Aynı kök: دين (101 geçiş) · Ortak kavram: Din

    O, diridir. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. O halde sadece Allah'a itaat ederek (samimi olarak) O'na ibadet edin. Hamd, alemlerin Rabbine mahsustur.

  • Aynı kök: موج (7 geçiş) · Aynı kök: غشو (29 geçiş)

    Yahut (inkarcıların küfür içindeki halleri) derin bir denizdeki karanlıklar gibidir. (Bir deniz ki) onu dalga üstüne dalga kaplıyor, üstünde de…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

84 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Dalgalar, onları gölgeler gibi kuşattığı zaman, dini yalnız O'na özgü kılarak Allah'a yalvarırlar. dipnot 1 (Allah) onları karaya kurtarınca (çıkarınca), içlerinden bir kısmı orta (dengeli yolda) olur. Bizim ayetlerimizi nankör gaddarlardan başkası inkâr etmez. dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Yûnus 10:12; Nahl 16:54; İsrâ 17:67; ‘Ankebût 29:65; Rûm 30:33; Zümer 39:8, 49; Şûrâ 42:48.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesajlar: Yûnus 10:12; Nahl 16:54; İsrâ 17:67; ‘Ankebût 29:65; Rûm 30:33; Zümer 39:8.

Mustafa İslamoğlu

Derken, dalgalar onları zifiri gölgeler gibi kuşattığında, yalnız O'na yönelerek başlarlar Allah'a yalvarıp yakarmaya; fakat onları sağ salim karaya çıkarır çıkarmaz, onlardan kimileri ortada kalarak (inanmakla inanmamak arasında) bocalar durur: zaten ayetlerimizi, habis kafirlerden başkası bile bile inkar etmez.

Muhammed Esed

Nitekim, dalgalar onları (ölümün) gölgeleri gibi kuşattığında, (o anda) bütün içtenlikleriyle yalnız ve sadece Allah'a bağlanarak O'na sığınırlar fakat Allah onları sağ salim kıyıya ulaştırdığında da bir kısmı yolun ortasında (inanmak ile inkar etmek arasında) kalıverirler. Ama hiç kimse, haince bir nankörlüğe kapılmadıkça mesajlarımızı bile bile reddetmez.

Ahmed Hulusi

Onları kara bulutlar gibi bir dalga kapladığında, inançlarını sadece O'na halis kılarak Allah'a dua ederler. . . Onları karaya (çıkarıp) kurtardığımızda, onlardan bazısı orta yolu tutar. İşaretlerimizi çok gaddar ve çok nankör olandan başkası bile bile inkar etmez.

Ali Bulaç

Onları kara gölgeler gibi dalgalar sarıverdiği zaman, dini yalnızca O'na 'halis kılan gönülden bağlılar' olarak Allah'a yalvarıp yakarırlar (dua ederler). Böylece onları karaya çıkarıp kurtarınca, artık onlardan bir kısmı orta yolu tutuyor. Bizim ayetlerimizi gaddar, nankör olandan başkası inkar etmez.

Ali Özek ve heyeti

Onları dağlar gibi dalgalar örttüğü zaman, dîni Allah'a hâs kılarak O'na yalvarırlar. Onları karaya çıkarıp kurtarınca, içlerinden bir kısmı doğru yolu tutar. Zaten ayetlerimizi gaddar ve nankör olanlardan başkası inkâr etmez.

Ali Rıza Safa

Karanlık gölgelere benzeyen dalgalar, karabasan gibi onların üzerine çöktüğünde, dini yalnızca Allah'a özgüleyerek, O'na yakarışlarda bulunurlar. Onları kurtarıp karaya çıkardığımız zaman, onlardan bir bölümü orta yolu tutar. Zaten alçaklık yapan nankörlerden başkası ayetlerimizi inkar etmez.

Bayraktar Bayraklı

Dağlar gibi dalgalar kendilerini kuşattığında, içten inanarak Allah'a yalvarırlar. Ama Allah, onları kurtarıp karaya çıkarınca, onlardan bir kısmı sözünde durur. Ayetlerimizi nankörlerden başkası inkar etmez.

Edip Yüksel

Onları koca dalgalar sardığında, dini sadece ALLAH'a has kılarak O'na yalvarmaya başlarlar. Onları karaya çıkarıp kurtardığımız zaman bir kısmı orta bir yol tutar. Hain nankörlerden başkası ayetlerimizi reddetmez.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onları koca dalgalar sardığında, dini sadece ALLAH'a has kılarak O'na yalvarmaya başlarlar. Onları karaya çıkarıp kurtardığımız zaman bir kısmı orta bir yol tutar. Hain nankörlerden başkası ayetlerimizi reddetmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onları kara bulutlar gibi bir dalga sardığı zaman, dini yalnız kendisine has kılarak Allah'a yalvarırlar. Sonra karaya çıkardığı zaman içlerinden doğru giden de bulunur. Bizim ayetlerimize ancak gaddar, nankör olanlar çıfıtlık eder.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve kara bulutlar gibi dalga sardığı vakıt onları dini Allaha halis kılarak yalvarırlar, sonra karaya çıkarıldığı vakıt içlerinden doğru giden de bulunur ve bizim ayetlerimize ancak gaddar, nankör olanlar çıfıtlık eder

Erhan Aktaş

Ve karanlık gölgeler gibi dalgalar onları sardığı zaman, dini O'na has kılarak Allah'a yalvarırlar. Ama onları karaya çıkarıp kurtardığı zaman, onlardan bir kısmı orta bir yol tutar. Ve Biz'im ayetlerimize ancak, tam hain ve tam nankör olanlardan başkası bile bile ilgisiz kalmaz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve karanlık gölgeler gibi dalgalar onları sardığı zaman, dini O'na has kılarak Allah'a yalvarırlar. Ama onları karaya çıkarıp kurtardığı zaman, onlardan bir kısmı orta bir yol tutar. Ve Bizim ayetlerimize ancak, tam hain ve tam nankör olanlardan başkası bile bile ilgisiz kalmaz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve karanlık gölgeler gibi dalgalar onları sardığı zaman, dini O'na has kılarak Allah'a yalvarırlar. Ama onları karaya çıkarıp kurtardığı zaman, onlardan bir kısmı gerçek doğru yolu tutar. Ve Bizim ayetlerimizi ancak, tam hain ve tam nankör olanlardan başkası bile bile yalanlamaz.

Gültekin Onan

Onları kara gölgeler gibi dalgalar sarıverdiği zaman dini yalnızca O'na 'halis kılan gönülden bağlılar' olarak Tanrı'ya yalvarıp yakarırlar (dua ederler). Böylece onları karaya çıkarıp kurtarınca, artık onlardan bir kısmı orta yolu tutuyor. Bizim ayetlerimize gaddar ve (çok) kafirlerden başkası kafa tutmaz (cehadü).

Hasan Basri Çantay

Onları altında gölgeler yapan (dağlar) gibi dalga sardığı vakit din (i) yalınız Kendisine (Ya'ni Allaha) tahsıys etmek suretiyle (ve haalis ve) muhlis (insan) lar olarak Allahı çağırırlar. Sonra (Allah) onları selametle karaya çıkardığı zaman içlerinden bir kısmı orta yolu tutar. Ayetlerimizi gaddar, nankör olan (lar) ın her birinden başkası bilerek inkar etmez.

İbni Kesir

Onları dağlar gibi dalgalar sardığı vakit; dini yalnız Allah'a tahsis ederek O'na yalvarırlar. Onları karaya çıkararak kurtardığı zaman da; içlerinden bir kısmı orta yolu tutar. Ayetlerimizi gaddar ve nankör olanın dışında başkası bilerek inkar etmez.

Mehmet Alagaş

(20-34) Görmediler mi! Allah, göklerde ne varsa ve yerde ne varsa sizin emrinize amade kılmıştır , gizli açık nimetlerini sizin üzerinize bollaştırmıştır , İnsanlardan birileri, Allah’la ilimsizce / bilgisizce tartışıyor / cedelleşiyor , bir yol tutturmuş değiller ve de ışıtıcı / aydınlatıcı bir kitap ları da yok, onlara Allah’ın indirdiğine uyun / tabi olun denildiğinde dediler ki bilakis babalarımızı neyin üzerine bulduysak biz ona uyarız / tabi oluruz. (Babadan atadan gördüğüne uy, diğerlerine sakın uyma dini). Velev ki şeytan onları ateş azabına çağırıyor ise de mi? (Uymaya devam bedeli ne olursa olsun mu? diyecekler) Kim yüzünü Allaha teslim ederse işte o güzel davranandır / muhsindir , sağlam bir kulpu da tutmuştur , (Urvetil vusqa) işlerin sonucu / akıbeti Allah’a varır . Kim yok sayarsa / küfrederse, onun yok sayması seni hüzünlendirmesin, o nların gerisin geri dönecekleri yine bizleriz, yaptıklarını haber vereceğiz, muhakkak ki Allah göğüslerde olanı bilendir. Onları birazcık geçindireceğiz / az bir süre tüketecekler, sonra kaba / galiz bir azaba zorlarız. Onlara sorsan ki semaları ve arzı kim yarattı? Allah diyeceklerdir , Allah’a hamdolsun de , b ilakis insanların çokları / ekserisi bilmiyorlar. Göklerde ve yerde ne varsa Allah içindir, muhakkak ki Allah zengindir / kendine yetendir, övülendir. Eğer ki yeryüzünde ağaçtan kalemler olsa ve deniz de ardından da yedi deniz daha ona katılsa Allah’ın kelimeleri kesinlikle tükenmez, muhakkak ki Allah saygıdeğerdir, gerekçeli / hikmetli karar verendir. Sizi yaratmamız da sizi tekrar diriltmemiz de tek bir kişi / tek b ir nefis gibidir, (İşte bu kadar kolaydır) kesinlikle Allah işitendir, görendir. Görmedin mi? Muhakkak ki Allah gündüze geceyi katar, geceyi de gündüze katar, güneşi ve ayı da emre amade yapar, hepsi belirli bir vakte kadar akar / cereyan eder , muhakkak ki Allah yapıyor olduklarınızdan haberi olandır. İşte bu Allah’ın O’nun Hak olmasındandır / gerçek olmasındandır, O’nun dışında çağrıda bulundukları / dua ettikleri ise iptaldir / geçersizdir/ batıldır, muhakkak ki Allah, O, yücedir, büyüktür. Görmedin mi? Gemi deniz de Allah’ın bir nimeti olarak onun ayetlerini size göstermek için akıyor / cereyan ediyor, işte bunda çokça sabreden, teşekkür eden her bir kimse için ayetler vardır. Bir vakit onları kara bulut şeklinde dalgalar sarmaladı , Allah’a, onun dinini ona has kılarak / katışıksız olarak çağrıda / duada bulundular, karaya doğru onları kurtardığımızda ise onlar ölçülü davrandılar / iktisatlı davrandılar, ayetlerimizle ancak hain kafirler mücadele ederler. Ey insanlar, Rabbinizden sakının, o günden ürperin, baba çocuğuna bir şey ödeyemez, ne de çocuk babasına bir şey ödeyemez, muhakkak ki Allah’ın verdiği söz / Allah’ın vaadi gerçektir , dünya hayatı sizi aldatmasın / gururlandırmasın , aldatıcı sizi Allah’la aldatmasın. Saatin bilgisi de yağmur yağdırmanın bilgisi de Allah’ın yanındadır, rahimlerde olanı da biliyor, yarın için kişi neyi kazanacak / kesbedecek idrak edemez , kişi arzın neresinde öleceğini de idrak edemez, kesinlikle bilen, haberdar olan Allah’tır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onları dağlar gibi bir dalga kapladığında dinlerini yalnız Allah’a halis kılarak O'na dua ederler. Allah; onları kurtarıp karaya çıkarınca, onlardan bir kısmı orta yolu tutar. Ayetlerimizi hain ve çokça nankörlük edenden başkası bilerek inkâr etmez.

Süleyman Ateş

(Denizde) onları, gölgeler gibi dalga(lar) sardığı zaman, dini yalnız kendisine has kılarak Allah'a yalvarırlar. Fakat O, onları kurtarıp karaya çıkarınca içlerinden bir kısmı iktisad eder (Allah'a yönelmeyi kısar, gevşetir); zaten bizim ayetlerimizi (öyle) nankör gaddarlardan başkası inkar etmez.

Süleymaniye Vakfı

Dalgalar onları gölgelikler gibi kuşatınca Allah'ın dinine bir şey katmadan sadece ona yalvarırlar. Allah onları karaya çıkarıp kurtarınca, içlerinden (yalnızca) bir kısmı doğru yolda kalır dipnot 1 . Sürekli döneklik ve nankörlük edenler dışında hiç kimse ayetlerimizi bile bile inkar etmez dipnot 2 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
  2. metne dön, dipnot 2
    Önceki ayet ile bu ayet ve benzeri diğer ayetler gösteriyor ki kendine ateist diyenler, zor zamanlarında Allah'a yalvarır. "Allah'a aracısız ulaşılamaz" diyenler de böyle bir zamanda aracıları unutarak doğrudan Allah'a yalvarırlar. Demek ki her insan Allah konusunda gerçekleri bilir ama bile bile yanlış yola girer (Ankebut 29/47, 49).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dalgalar onları kara bulutlar gibi kuşatınca, dini Allah'a has kılarak ona yalvarırlar. Allah onları kurtarıp karaya çıkardı mı içlerinden bir kısmı doğru yolda kalır. Sözünde durmayan nankörler dışında hiç kimse ayetlerimizi bile bile inkar etmez.

Şaban Britch

Onları dağlar gibi dalgalar kuşattığı zaman, dini tamamen Allah’a halis kılarak O’na dua ederler. Allah onları karaya çıkararak kurtardığı vakit içlerinden bir kısmı (tam, hakkıyla değil) ortada kalırlar. Ayetlerimizi (sözünden) cayan ve nankör olanlardan başkası bile bile inkâr etmez.

Şaban Piriş

Onları dağlar gibi dalgalar sardığı zaman, dini tamamen Allah'a tahsis ederek O'na dua ederler. Ama kurtulup, karaya ayak bastıklarında, içlerinden bazısı orta yolu tutar. Ayetlerimizi gaddar ve nankör olanlardan başkası bile bile inkar etmez.

Yaşar Nuri Öztürk

Kara bulutlar gibi dalga kendilerini kuşattığı zaman; Allah'a, dini O'na özgüleyerek yalvarırlar. Fakat onları karaya çıkarıp kurtarınca, içlerinden sadece bir kısmı doğru yolu tutar. Bizim ayetlerimize, gaddar nankörlerin tümünden başkası karşı çıkmaz.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And when they-people at large-are overwhelmed at sea with waves rising in billows they invoke Allah for mercy and they invoke Him exclusively. And when He saves them and delivers them to safety, then only some of them do keep their promise and begin to adopt an honest and godly course of life and eventually lift to Him their inward sight. And no one denies Our divine signs and favours ignoring Our revelations but the one who professes friendship in order to betray, mislead, deceive or seduce others and disappoint their hopes and expectations and impels himself to the feeling of ingratitude and ungratefulness.

Abdul Haleem

When the waves loom over those on board like giant shadows they call out to God, devoting their religion entirely to Him. But, when He has delivered them safely to land, some of them waver- only a treacherous, thankless person refuses to acknowledge Our signs.

Abdullah Yusuf Ali

When a wave covers them like the canopy (of clouds), they call to Allah, offering Him sincere devotion. But when He has delivered them safely to land, there are among them those that halt between (right and wrong). But none reject Our Signs except only a perfidious ungrateful (wretch)!

Abul A'la Maududi

When waves engulf them (in the sea) like canopies, they call upon Allah, consecrating their faith solely to Him. But when He delivers them safely to the land, some of them become lukewarm. dipnot 1 None denies Our Signs except the perfidious, the ungrateful. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    These two qualities are the antithesis of the two qualities mentioned in the preceding verse. A treacherous person is he who is utterly disloyal and who has no regard for his promise and pledge, and the ungrateful he who does not acknowledge the good and the gains and the benefits received by him, and even behaves rebelliously towards his benefactor. The people having these qualities return to their disbelief, their atheism and their polytheism without any hesitation as soon as the danger has been averted. They do not admit that they had perceived some signs in their own selves as well as outside themselves of Allah’s existence and of His being only One when overwhelmed by the storm, and their invoking Allah was in fact the result of their recognition of the same reality. The atheists among them explain away their act, saying, "It was a weakness which we manifested in the state of confusion and bewilderment, whereas there exists no God, Who might have saved us from the storm: we in fact succeeded in escaping by virtue of such and such a device and means and resources." As for the mushriks, they generally say, “We had the succor and protection of such and such a saint or god and goddess available to us by virtue of which we escaped.” Therefore, as soon as they land on the shore, they start giving thanks to these false gods and presenting offerings at their shrines. They do not bother to think that when they had lost hope, there was none beside Allah, the One, whom they might have implored and invoked for help.
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, "The relationship of a person with his friend, or his leader, or his spiritual guide, etc. is not that close and intimate as the relationship that exists between the children and their parents. But on the Day of Resurrection even the son and the father will not be able to help each other. The father will not have the courage to come forward and say that he may be seized instead of the son for his sins, nor will the son have the nerve to say that he may be sent to Hell instead of the father. How can then a person expect that one will be able to avail something for the other there? Therefore, foolish is the person who spoils his Hereafter in the world for the sake of another, or adopts the way of sin and deviation by dependence on others. Here, one should keep in view the theme of verse 15, in which the children have been admonished not to accept deviation in the matter of the faith and religion on behest of the parents, though in affairs of mundane life they are duty bound to serve them as best as they can."

Aisha Bewley

When the waves hang over them like canopies, they call on Allah, making their deen sincerely His. But then when He delivers them safely to the land, some of them are ambivalent. None but a treacherous, thankless man denies Our Signs.

Al-Hilali & Khan

And when a wave covers them like shades (i.e. like clouds or the mountains of sea-water), they invoke Allâh, making their invocations for Him only. But when He brings them safe to land, there are among them those that stop in between (Belief and disbelief). But none denies Our Signs except every perfidious ingrate.[1]

Ali Quli Qarai

When waves cover them like awnings, they invoke Allah, putting exclusive faith in Him. But when He delivers them towards land, [only] some of them remain unswerving. And no one will impugn Our signs except an ungrateful traitor.

Amatul Rahman Omar

And when a huge wave covers (the sailors) like (so many) canopies, they call upon Allâh bearing sincere faith in Him. But when He brings them safe to land then (only) some of them keep to the right course (and some of them become indifferent). Yet none denies Our signs except every perfidious ungrateful person.

Arthur John Arberry

And when the waves cover them like shadows they call upon God, making their religion sincerely His; but when He has delivered them to the land, some of them are lukewarm. And none denies Our signs, except every ungrateful traitor.

Bijan Moeinian

When a violent wave [reminding the leashed power of the nature] approaches the ship, the passengers panic and [no matter how pagan they are] invoke God [to leash the awesome power of the nature for them] sincerely devoting their prayers to God alone. When God brings them safely to the land, some of them take the middle course [to please both Caesar and God!] Only a treacherous [who lied in his prayers] and an unappreciative person [who did not thank God for being taken to safety from a dangerous situation] deny the revelations of the Lord.

E. Henry Palmer

And when a wave like shadows covers them, they call on God, being sincere in their religion; and when He saves them to the shore, then amongst them are some who halt between two opinions. But none gainsays our signs save every perfidious misbeliever.

Edip-Layth

When waves surround them like mountains, they call on God, sincerely devoting the system to Him. But when He saves them to the shore, some of them revert. None discard Our signs except those who are betrayers, ingrates.

George Sale

When waves cover them, like overshadowing clouds, they call upon God, exhibiting the pure religion unto him; but when He bringeth them safe to land, there is of them who halteth between the true faith and idolatry.

Hamid S. Aziz

Do you not see that the ship rides on in the sea by the favour of Allah, that He may show you of His wonders? Verily, in that are signs to every grateful heart.

Mahmoud Ghali

And when the waves envelop them like overshadowings, they invoke Allah, making the religion His faithfully; yet as soon as He delivers them safe to the land, then (some) of them are moderate; and in no way does anybody repudiate Our signs except everyone (who is) a most perfidious, constantly ungrateful disbeliever.

Marmaduke Pickthall

And if a wave enshroudeth them like awnings, they cry unto Allah, making their faith pure for Him only. But when He bringeth them safe to land, some of them compromise. None denieth Our signs save every traitor ingrate.

Mohamed Ahmed - Samira

When the waves overshadow them like a canopy, they pray to God with all-exclusive faith in Him. But after He has safely brought them to the shore, there are some who vacillate between doubt and belief, but no one rejects Our signs except those who are perverse and disbelieve.

Muhammad Asad

For [thus it is with most men:] when the waves engulf them like shadows [of death], they call unto God, sincere [at that moment] in their faith in Him alone: but as soon as He has brought them safe ashore, some of them stop half-way [between belief and unbelief] Yet none could knowingly reject Our messages unless he be utterly perfidious, ingrate.

Mustafa Khattab

And as soon as they are overwhelmed by waves like mountains, they cry out to Allah ˹alone˺ in sincere devotion. But when He delivers them ˹safely˺ to shore, only some become relatively grateful. And none rejects Our signs except whoever is deceitful, ungrateful.

Progressive Muslims

And when waves surround them like mountains, they call on God, sincerely devoting the system to Him. But when He saves them to the shore, some of them revert. None discard Our signs except those who are betrayers, unappreciative.

Rashad Khalifa

When violent waves surround them, they implore GOD, sincerely devoting their prayers to Him alone. But as soon as He saves them to the shore, some of them revert. None discards our revelations except those who are betrayers, unappreciative.

Sahih International

And when waves come over them like canopies, they supplicate Allah, sincere to Him in religion. But when He delivers them to the land, there are [some] of them who are moderate [in faith]. And none rejects Our signs except everyone treacherous and ungrateful.

Sam Gerrans

And when a wave covers them like canopies they call to God, sincere to Him in doctrine; then when He delivers them to the land, some among them are lukewarm. And none rejects Our proofs but everyone treacherous and ungrateful.

Shabbir Ahmed

And so, when violent waves surround them like shadows of gloom, they call unto Allah, sincere in their faith in Him (and work according to Divine Laws). But as soon as We save them ashore, some of them compromise (with falsehood). Yet none could knowingly reject Our Messages unless he is a betrayer to his own "Self", ungrateful for such blessing.

Syed Vickar Ahamed

And when waves come over them like blankets, they (the men call to and) invoke Allah, giving Him (their) true prayers (and love). But when He has brought them safely to land, there are from them, those who stop midway between (right and wrong). And none deny Our Signs except those who break their promise and who are ungrateful.

Taqi Usmani

And when they are covered by waves like canopies, they pray to Allah, having faith exclusively in Him. Then, once He brings them safe to the land, some of them remain balanced, (while others turn ungrateful by denying Allah’s signs.) And no one denies Our signs except every ungrateful traitor.

The Monotheist Group

And when waves surround them like mountains, they call on God, sincerely devoting the system to Him. But when He saves them to the shore, some of them return. None discard Our signs except those who are betrayers, rejecters.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Lokmân suresi, 32. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Lokmân suresi, 32. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Lokmân suresi, 32. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩