29. sure

Ankebût Suresi العنكبوت

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 9 konu
  1. İmtihan; ana babaya iyilik; yüklerini taşıyanlar 1–13 karşılaştır — İmtihan; ana babaya iyilik; yüklerini taşıyanlar
  2. Nûh, İbrâhim ve Lût 14–27 karşılaştır — Nûh, İbrâhim ve Lût
  3. Lût kavminin helâki 28–35 karşılaştır — Lût kavminin helâki
  4. Şu'ayb, Âd, Semûd, Kārûn, Firavun ve Hâmân 36–40 karşılaştır — Şu'ayb, Âd, Semûd, Kārûn, Firavun ve Hâmân
  5. Örümcek ağı meseli 41–44 karşılaştır — Örümcek ağı meseli
  6. Kitabı oku, namazı kıl; Kitap ehliyle en güzel tartışma 45–49 karşılaştır — Kitabı oku, namazı kıl; Kitap ehliyle en güzel tartışma
  7. Mucize isteği ve azabın acele istenmesi 50–55 karşılaştır — Mucize isteği ve azabın acele istenmesi
  8. "Arzım geniştir"; her can ölümü tadacak; rızık 56–63 karşılaştır — "Arzım geniştir"; her can ölümü tadacak; rızık
  9. Dünya hayatı oyun ve eğlencedir; cihad edenler 64–69 karşılaştır — Dünya hayatı oyun ve eğlencedir; cihad edenler

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

İmtihan; ana babaya iyilik; yüklerini taşıyanlar 1–13

  1. Ankebût suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 1. ayet. الٓمٓ

    elif-lâm-mîm.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 1. ayet

  2. Ankebût suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 2. ayet. أَحَسِبَ ٱلنَّاسُ أَن يُتْرَكُوٓا۟ أَن يَقُولُوٓا۟ ءَامَنَّا وَهُمْ لَا يُفْتَنُونَ

    eḥasibe-nnâsü ey yütrakû ey yeḳûlû âmennâ vehüm lâ yüftenûn.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 2. ayet

  3. Ankebût suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 3. ayet. وَلَقَدْ فَتَنَّا ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَلَيَعْلَمَنَّ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ صَدَقُوا۟ وَلَيَعْلَمَنَّ ٱلْكَٰذِبِينَ

    veleḳad fetenne-lleẕîne min ḳablihim feleya`lemenne-llâhü-lleẕîne ṣadeḳû veleya`lemenne-lkâẕibîn.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Elbette Allah doğruları bil(dir)ip (ortaya çıkaracak)tır; yalancıları da mutlaka bil(dir)ip (ortaya çıkaracaktır). dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Yüce Allah'ın bilmesi" ifadesiyle ilgili izahımız ve ilgili ayetler için bkz. Al-i İmrân 3:140, dipnot 2.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 3. ayet

  4. Ankebût suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 4. ayet. أَمْ حَسِبَ ٱلَّذِينَ يَعْمَلُونَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ أَن يَسْبِقُونَا سَآءَ مَا يَحْكُمُونَ

    em ḥasibe-lleẕîne ya`melûne-sseyyiâti ey yesbiḳûnâ. sâe mâ yaḥkümûn.

    Mehmet Okuyan

    Yoksa kötülükleri yapanlar, bizi geçebileceklerini (bizden kaçabileceklerini) mi sandılar? Ne kadar kötü hüküm veriyorlar!

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 4. ayet

  5. Ankebût suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 5. ayet. مَن كَانَ يَرْجُوا۟ لِقَآءَ ٱللَّهِ فَإِنَّ أَجَلَ ٱللَّهِ لَـَٔاتٍ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

    men kâne yercû liḳâe-llâhi feinne ecele-llâhi leâtin. vehüve-ssemî`u-l`alîm.

    Mehmet Okuyan

    Kim Allah'a kavuşmayı umuyorsa, bilsin ki Allah'ın (belirlediği) zaman elbette gelecektir. O duyandır, bilendir.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 5. ayet

  6. Ankebût suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 6. ayet. وَمَن جَٰهَدَ فَإِنَّمَا يُجَٰهِدُ لِنَفْسِهِۦٓ إِنَّ ٱللَّهَ لَغَنِىٌّ عَنِ ٱلْعَٰلَمِينَ

    vemen câhede feinnemâ yücâhidü linefsih. inne-llâhe leganiyyün `ani-l`âlemîn.

    Mehmet Okuyan

    Cihad eden (fedakârlık yapan) ancak kendisi için cihad etmiş (fedakârlık yapmış) olur. Şüphesiz ki Allah âlemlerden zengindir.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 6. ayet

  7. Ankebût suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 7. ayet. وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَنُكَفِّرَنَّ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْ وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ أَحْسَنَ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    velleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti lenükeffiranne `anhüm seyyiâtihim velenecziyennehüm aḥsene-lleẕî kânû ya`melûn.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 7. ayet

  8. Ankebût suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 8. ayet. وَوَصَّيْنَا ٱلْإِنسَٰنَ بِوَٰلِدَيْهِ حُسْنًا وَإِن جَٰهَدَاكَ لِتُشْرِكَ بِى مَا لَيْسَ لَكَ بِهِۦ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَآ إِلَىَّ مَرْجِعُكُمْ فَأُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    veveṣṣayne-l'insâne bivâlideyhi ḥusnâ. vein câhedâke litüşrike bî mâ leyse leke bihî `ilmün felâ tüṭi`hümâ. ileyye merci`uküm feünebbiüküm bimâ küntüm ta`melûn.

    Mehmet Okuyan

    Biz insana ana babasına güzel davranmasını emrettik. dipnot 1 Onlar seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme! dipnot 2 Dönüşünüz sadece banadır. Elbette yapmış olduklarınızı size bildireceğim.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:83; Nisâ 4:36; En‘âm 6:151; İsrâ 17:23-24; Meryem 19:14, 32; Lokmân 31:14; Ahkâf 46:15.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Lokmân 31:15.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 8. ayet

  9. Ankebût suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 9. ayet. وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَنُدْخِلَنَّهُمْ فِى ٱلصَّٰلِحِينَ

    velleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti lenüdḫilennehüm fi-ṣṣâliḥîn.

    Mehmet Okuyan

    İman edip iyi işler yapanları elbette iyilere katacağız.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 9. ayet

  10. Ankebût suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 10. ayet. وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَقُولُ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ فَإِذَآ أُوذِىَ فِى ٱللَّهِ جَعَلَ فِتْنَةَ ٱلنَّاسِ كَعَذَابِ ٱللَّهِ وَلَئِن جَآءَ نَصْرٌ مِّن رَّبِّكَ لَيَقُولُنَّ إِنَّا كُنَّا مَعَكُمْ أَوَلَيْسَ ٱللَّهُ بِأَعْلَمَ بِمَا فِى صُدُورِ ٱلْعَٰلَمِينَ

    vemine-nnâsi mey yeḳûlü âmennâ billâhi feiẕâ ûẕiye fi-llâhi ce`ale fitnete-nnâsi ke`aẕâbi-llâh. velein câe naṣrum mir rabbike leyeḳûlünne innâ künnâ me`aküm. eveleyse-llâhü bia`leme bimâ fî ṣudûri-l`âlemîn.

    Mehmet Okuyan

    İnsanlardan kimi vardır ki "Allah'a inandık." der; Allah uğrunda eziyete uğratıldığı zaman, insanlar(ın) eziyeti(ni) Allah'ın azabı gibi görür. Rabbinden bir yardım gelecek olsa, mutlaka "Doğrusu biz de sizinleydik!" derler. Allah insanların göğüslerinde (kalplerinde) olanları iyi bilen değil midir!

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 10. ayet

  11. Ankebût suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 11. ayet. وَلَيَعْلَمَنَّ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَلَيَعْلَمَنَّ ٱلْمُنَٰفِقِينَ

    veleya`lemenne-llâhü-lleẕîne âmenû veleya`lemenne-lmünâfiḳîn.

    Mehmet Okuyan

    Allah iman edenleri elbette bil(dir)ip (ortaya çıkaracaktır); dipnot 1 iki yüzlüleri de elbette bil(dir)ip (ortaya çıkaracaktır). dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetteki "Allah bilsin!" ifadeleri, 4. ayette de olduğu gibi "Allah'ın bildirmesi ve/veya ortaya çıkarması" demektir. Benzer mesajlar: Bakara 2:143; Al-i İmrân 3:140, 142, 166, 167; Tevbe 9:16; Kehf 18:12; ‘Ankebût 29:3; Sebe' 34:21; Muhammed 47:31; Hadîd 57:25.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ankebût suresinin 10 ve 11. ayetlerinde münafıklardan söz edildiği için bu ayetlerin Medine dönemi ayetlerinden olduğu anlaşılmaktadır.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 11. ayet

  12. Ankebût suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 12. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّبِعُوا۟ سَبِيلَنَا وَلْنَحْمِلْ خَطَٰيَٰكُمْ وَمَا هُم بِحَٰمِلِينَ مِنْ خَطَٰيَٰهُم مِّن شَىْءٍ إِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ

    veḳâle-lleẕîne keferû lilleẕîne âmenü-ttebi`û sebîlenâ velnaḥmil ḫaṭâyâküm. vemâ hüm biḥâmilîne min ḫaṭâyâhüm min şey'. innehüm lekâẕibûn.

    Mehmet Okuyan

    Kâfir olanlar iman edenlere "Bizim yolumuza uyun, sizin günahlarınızı da biz yüklenelim!" derler. (Oysa) günahlarından hiçbir şeyi asla yüklenici değillerdir. dipnot 1 Şüphesiz ki onlar yalancıdır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:48, 123; En‘âm 6:164; İsrâ 17:15; ‘Ankebût 29:12; Lokmân 31:33; Fâtır 35:18; Zümer 39:7; Necm 53:38; Mümtehine 60:3.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 12. ayet

  13. Ankebût suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 13. ayet. وَلَيَحْمِلُنَّ أَثْقَالَهُمْ وَأَثْقَالًا مَّعَ أَثْقَالِهِمْ وَلَيُسْـَٔلُنَّ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ عَمَّا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ

    veleyaḥmilünne eŝḳâlehüm eŝḳâlem me`a eŝḳâleküm. veleyüs'elünne yevme-lḳiyâmeti `ammâ kânû yefterûn.

    Mehmet Okuyan

    Elbette kendi yüklerini (günahlarını, ayrıca) kendi yükleriyle (günahlarıyla) birlikte (sebep oldukları diğer) yükleri (günahları) da taşıyacaklardır; dipnot 1 uydurdukları şeylerden kıyamet günü mutlaka sorguya çekileceklerdir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Nisâ 4:85 ile birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 13. ayet

Nûh, İbrâhim ve Lût 14–27

  1. Ankebût suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 14. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوْمِهِۦ فَلَبِثَ فِيهِمْ أَلْفَ سَنَةٍ إِلَّا خَمْسِينَ عَامًا فَأَخَذَهُمُ ٱلطُّوفَانُ وَهُمْ ظَٰلِمُونَ

    veleḳad erselnâ nûḥan ilâ ḳavmihî felebiŝe fîhim elfe senetin illâ ḫamsîne `âmâ. feeḫaẕehümu-ṭṭûfânü vehüm żâlimûn.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki biz Nuh'u kendi halkına göndermiştik; bin seneden elli yıl eksik dipnot 1 bir süre onların arasında kalmıştı. Onlar haksızlık ederken (sonunda) tufan kendilerini yakalamıştı.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki "1000 sene" ifadesi ile Hz. Nuh'un kavminin içerisinde verimsiz ve çok uzun seneler geçirdiği, "50 yıl" ifadesi ile de peygamberlik yaptığı verimli süre kastedilmiş olabilir. "Bin seneden elli yıl eksik" ifadesini bir bütün olarak ele aldığımızda, ayette hem [seneh] (sene) hem de [‘âm] (yıl) kelimelerinin kullanılmış olması bir ayrıma dikkat çekmektedir. Zira Râğıb el-Isfehânî'nin de belirttiği gibi, Yûsuf 12:47'de geçen [seneh] kelimesi daha çok verimsiz ve kurak seneler için kullanılırken, iki ayet sonra Yûsuf 12:49'da geçen [‘âm] sözcüğü ise bereketli ve yağışlı yıllar anlamında kullanılmıştır.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 14. ayet

  2. Ankebût suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 15. ayet. فَأَنجَيْنَٰهُ وَأَصْحَٰبَ ٱلسَّفِينَةِ وَجَعَلْنَٰهَآ ءَايَةً لِّلْعَٰلَمِينَ

    feenceynâhü veaṣḥâbe-ssefîneti vece`alnâhâ âyetel lil`âlemîn.

    Mehmet Okuyan

    Biz onu ve gemideki halkı kurtarmış ve onu âlemlere ibret yapmıştık. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki amaç, geminin yani onun içindekilerle gemiye binmeyip boğulanların yaşadığı olayların sonrakiler için bir ders olduğuna dikkat çekmektir.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 15. ayet

  3. Ankebût suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 16. ayet. وَإِبْرَٰهِيمَ إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ وَٱتَّقُوهُ ذَٰلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

    veibrâhime iẕ ḳâle liḳavmihi-`büdü-llâhe vetteḳûh. ẕâliküm ḫayrul leküm in küntüm ta`lemûn.

    Mehmet Okuyan

    İbrahim'i de (elçi olarak göndermiştik). Kavmine şöyle demişti: "Allah'a kulluk edin! O'na karşı takvâlı (duyarlı) olun! Bilirseniz bu, sizin için hayırlı olandır.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 16. ayet

  4. Ankebût suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 17. ayet. إِنَّمَا تَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَوْثَٰنًا وَتَخْلُقُونَ إِفْكًا إِنَّ ٱلَّذِينَ تَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ لَا يَمْلِكُونَ لَكُمْ رِزْقًا فَٱبْتَغُوا۟ عِندَ ٱللَّهِ ٱلرِّزْقَ وَٱعْبُدُوهُ وَٱشْكُرُوا۟ لَهُۥٓ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

    innemâ ta`büdûne min dûni-llâhi evŝânev vetaḫluḳûne ifkâ. inne-lleẕîne ta`büdûne min dûni-llâhi lâ yemlikûne leküm rizḳan febtegû `inde-llâhi-rrizḳa va`büdûhü veşkürû leh. ileyhi türce`ûn.

    Mehmet Okuyan

    Siz Allah'ın peşi sıra birtakım putlara tapıyor, asılsız sözler uyduruyorsunuz. Şüphesiz ki Allah'ın peşi sıra taptıklarınız, size rızık veremezler. Rızkı Allah katında arayın! O'na kulluk edin ve O'na şükredin! Yalnızca O'na döndürüleceksiniz."

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 17. ayet

  5. Ankebût suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 18. ayet. وَإِن تُكَذِّبُوا۟ فَقَدْ كَذَّبَ أُمَمٌ مِّن قَبْلِكُمْ وَمَا عَلَى ٱلرَّسُولِ إِلَّا ٱلْبَلَٰغُ ٱلْمُبِينُ

    vein tükeẕẕibû feḳad keẕẕebe ümemüm min ḳabliküm. vemâ `ale-rrasûli ille-lbelâgu-lmübîn.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 18. ayet

  6. Ankebût suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 19. ayet. أَوَلَمْ يَرَوْا۟ كَيْفَ يُبْدِئُ ٱللَّهُ ٱلْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥٓ إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٌ

    evelem yerav keyfe yübdiü-llâhü-lḫalḳa ŝümme yü`îdüh. inne ẕâlike `ale-llâhi yesîr.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın yaratmaya nasıl başladığını, dipnot 1 sonra da bunu (nasıl) tekrarladığını hiç düşünmezler mi? Şüphesiz ki bu, Allah'a kolaydır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet yaratılışın bir süreç hâlinde gerçekleşmekte olduğunun delilidir. Benzer mesajlar: A‘râf 7:29; Yûnus 10:34; Enbiyâ 21:104; Neml 27:64; ‘Ankebût 29:19, 20; Rûm 30:11, 27; Burûc 85:13.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 19. ayet

  7. Ankebût suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 20. ayet. قُلْ سِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَٱنظُرُوا۟ كَيْفَ بَدَأَ ٱلْخَلْقَ ثُمَّ ٱللَّهُ يُنشِئُ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْـَٔاخِرَةَ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    ḳul sîrû fi-l'arḍi fenżurû keyfe bedee-lḫalḳa ŝümme-llâhü yünşiü-nneş'ete-l'âḫirah. inne-llâhe `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Yeryüzünde dolaşın ve (Allah) yaratmaya nasıl başlamış bir bakın!" Allah bundan sonra son yaratılışı (ahiret hayatını) da gerçekleştirecektir. Şüphesiz ki Allah her şeye gücü yetendir.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 20. ayet

  8. Ankebût suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 21. ayet. يُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ وَيَرْحَمُ مَن يَشَآءُ وَإِلَيْهِ تُقْلَبُونَ

    yü`aẕẕibü mey yeşâü veyerḥamü mey yeşâ'. veileyhi tuḳlebûn.

    Mehmet Okuyan

    O, dileyene (layık gördüğüne) azap eder; dileyene (layık gördüğüne) ise merhamet eder. dipnot 1 Yalnızca O'na döndürüleceksiniz.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle şöyle de tercüme edilebilir: "Allah dilediğine (layık olana) azap eder, dilediğine (layık olana) ise merhamet eder"; "(Allah azabı tercih edip) dileyene azap eder; (bağışlanmayı tercih edip) dileyene ise merhamet eder." Benzer mesajlar: Bakara 2:284; Al-i İmrân 3:129; Mâide 5:18, 40; Fetih 48:14.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 21. ayet

  9. Ankebût suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 22. ayet. وَمَآ أَنتُم بِمُعْجِزِينَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فِى ٱلسَّمَآءِ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ

    vemâ entüm bimü`cizîne fi-l'arḍi velâ fi-ssemâ'. vemâ leküm min dûni-llâhi miv veliyyiv velâ neṣîr.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 22. ayet

  10. Ankebût suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 23. ayet. وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَلِقَآئِهِۦٓ أُو۟لَٰٓئِكَ يَئِسُوا۟ مِن رَّحْمَتِى وَأُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    velleẕîne keferû biâyâti-llâhi veliḳâihî ülâike yeisû mir raḥmetî veülâike lehüm `aẕâbün elîm.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkâr edenler -işte onlar- benim merhametimden ümitlerini kesmişlerdir ve onlar için elem verici bir azap vardır.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 23. ayet

  11. Ankebût suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 24. ayet. فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِۦٓ إِلَّآ أَن قَالُوا۟ ٱقْتُلُوهُ أَوْ حَرِّقُوهُ فَأَنجَىٰهُ ٱللَّهُ مِنَ ٱلنَّارِ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

    femâ kâne cevâbe ḳavmihî illâ en ḳâlu-ḳtülûhü ev ḥarriḳûhü feencâhü-llâhü mine-nnâr. inne fî ẕâlike leâyâtil liḳavmiy yü'minûn.

    Mehmet Okuyan

    (İbrahim'in) kavminin cevabı ise "Onu öldürün veya yakın!" demelerinden başka bir şey olmamıştı. (Ama) Allah onu ateşten kurtarmıştı. dipnot 1 Şüphesiz ki bunda iman eden bir toplum için dersler vardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Konuyla ilgili ayetlerde geçen [nüneccî] , [encâ], [enceynâ] vs. aynı kökten gelen -bazı kullanımlar hariç- (Bakara 2:49; En‘âm 6:63; A‘râf 7:165; Yûnus 10:22, 23, 92; Yûsuf 12:45; Tâhâ 20:40; Enbiyâ 21:88), diğer yerlerde "azaba veya sıkıntıya girmeden kurtarılmak" anlamını vermektedir. Nitekim peygamberlerin ve müminlerin çeşitli şekillerde helak edilen kavimlerinin akıbetinden kurtarılmasından söz edilen ayetlerdeki ifadelerde de bu kökten kelimeler kullanılmıştır ve elbette kastedilen "o helakin içinden" değil de "o helake uğramadan" kurtarılmak şeklinde belirlenmiştir. Bu çerçevede Hz. İbrahim'in de ateşe hiç atılmadan kurtarılmış olma ihtimali çok yüksektir. Bu konuda ayrıca bkz. Enbiyâ 21:71, dipnot 5.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 24. ayet

  12. Ankebût suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 25. ayet. وَقَالَ إِنَّمَا ٱتَّخَذْتُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ أَوْثَٰنًا مَّوَدَّةَ بَيْنِكُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا ثُمَّ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ يَكْفُرُ بَعْضُكُم بِبَعْضٍ وَيَلْعَنُ بَعْضُكُم بَعْضًا وَمَأْوَىٰكُمُ ٱلنَّارُ وَمَا لَكُم مِّن نَّٰصِرِينَ

    veḳâle inneme-tteḫaẕtüm min dûni-llâhi evŝânem meveddete beyniküm fi-lḥayâti-ddünyâ. ŝümme yevme-lḳiyâmeti yekfüru ba`ḍuküm biba`ḍiv veyel`anü ba`ḍuküm ba`ḍâ. veme'vâküm-nnâru vemâ leküm min nâṣirîn.

    Mehmet Okuyan

    (İbrahim) şöyle demişti: "Siz sadece aranızdaki dünya hayatına özel bir sevgi uğruna Allah'ın peşi sıra birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet günü birbirinizi tanımazlıktan gelecek dipnot 1 ve bir kısmınız bir kısmına lanet edecektir. dipnot 2 Barınağınız ateştir; sizin için asla yardımcılar da yoktur!"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen [yekfuru] fiili "örtmek", "inkâr etmek" anlamlarından hareketle "tanımazlıktan gelmek" şeklinde anlaşılmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:28-29; İbrâhîm 14:22; Nahl 16:86; Meryem 19:82; Furkân 25:18-19; Kasas 28:63; ‘Ankebût 29:25; Rûm 30:13; Sebe' 34:41; Fâtır 35:14; Ahkâf 46:6.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 25. ayet

  13. Ankebût suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 26. ayet. فَـَٔامَنَ لَهُۥ لُوطٌ وَقَالَ إِنِّى مُهَاجِرٌ إِلَىٰ رَبِّىٓ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    feâmene lehû lûṭ. veḳâle innî mühâcirun ilâ rabbî. innehû hüve-l`azîzü-lḥakîm.

    Mehmet Okuyan

    Lut (da) ona iman etmişti ve (İbrahim) "Doğrusu ben Rabbime (emrettiği yere) hicret ediyorum. dipnot 1 Şüphesiz ki yalnızca O güçlüdür, doğru hüküm verendir." demişti.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Şu‘arâ 26:62; Kasas 28:22; Sâffât 37:99; Zuhruf 43:27.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 26. ayet

  14. Ankebût suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 27. ayet. وَوَهَبْنَا لَهُۥٓ إِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ وَجَعَلْنَا فِى ذُرِّيَّتِهِ ٱلنُّبُوَّةَ وَٱلْكِتَٰبَ وَءَاتَيْنَٰهُ أَجْرَهُۥ فِى ٱلدُّنْيَا وَإِنَّهُۥ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ لَمِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

    vevehebnâ lehû isḥâḳa veya`ḳûbe vece`alnâ fî ẕürriyyetehü-nnübüvvete velkitâbe veâteynâhü ecrahû fi-ddünyâ. veinnehû fi-l'âḫirati lemine-ṣṣâliḥîn.

    Mehmet Okuyan

    Biz ona (İbrahim'e), İshak ve (İshak'ın oğlu) Yakup'u lütfetmiş, peygamberliği ve Kitabı onun soyundan gelenlere vermiştik. Ona (böylece) dünyada ödülünü vermiştik. Şüphesiz ki o, ahirette de iyilerden (olacak)tır.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 27. ayet

Lût kavminin helâki 28–35

  1. Ankebût suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 28. ayet. وَلُوطًا إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦٓ إِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ ٱلْفَٰحِشَةَ مَا سَبَقَكُم بِهَا مِنْ أَحَدٍ مِّنَ ٱلْعَٰلَمِينَ

    velûṭan iẕ ḳâle liḳavmihî inneküm lete'tûne-lfâḥişeh. mâ sebeḳaküm bihâ min eḥadim mine-l`âlemîn.

    Mehmet Okuyan

    Lut'u da (elçi olarak göndermiştik). Kavmine şöyle demişti: "Şüphesiz ki siz, sizden önce âlemlerden (insanlardan) kimsenin yapmadığı bir çirkinliği yapıyorsunuz. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: A‘râf 7:80-81; Hicr 15:70-71; Neml 27:54-55.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 28. ayet

  2. Ankebût suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 29. ayet. أَئِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ ٱلرِّجَالَ وَتَقْطَعُونَ ٱلسَّبِيلَ وَتَأْتُونَ فِى نَادِيكُمُ ٱلْمُنكَرَ فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِۦٓ إِلَّآ أَن قَالُوا۟ ٱئْتِنَا بِعَذَابِ ٱللَّهِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

    einneküm lete'tûne-rricâle vetaḳṭa`ûne-ssebîle vete'tûne fî nâdîkümü-lmünker. femâ kâne cevâbe ḳavmihî illâ en ḳâlü-'tinâ bi`aẕâbi-llâhi in künte mine-ṣṣâdiḳîn.

    Mehmet Okuyan

    Siz erkeklere yaklaşacak, yol kesecek dipnot 1 ve toplantılarınızda o çirkinliği mi yapacaksınız!" dipnot 2 Kavminin cevabı ise "Doğru söyleyenlerdensen bize Allah'ın azabını getir!" demelerinden başka bir şey olmamıştı.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Yol kesme" ifadesi, bilinen anlamda "yol kesmek" anlamına gelebileceği gibi, neslin üreme yolunu kesmek anlamına da alınabilir ki bu tercih konu bütünlüğüne daha uygundur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ifade Hz. Lut'un sapkın kavminin bu sapkınlığı gruplar halinde, kulüplerde, topluca yaptıklarının delilidir.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 29. ayet

  3. Ankebût suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 30. ayet. قَالَ رَبِّ ٱنصُرْنِى عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْمُفْسِدِينَ

    ḳâle rabbi-nṣurnî `ale-lḳavmi-lmüfsidîn.

    Mehmet Okuyan

    (Lut:) "Rabbim! Şu bozguncu topluma karşı bana yardım et!" demişti.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 30. ayet

  4. Ankebût suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 31. ayet. وَلَمَّا جَآءَتْ رُسُلُنَآ إِبْرَٰهِيمَ بِٱلْبُشْرَىٰ قَالُوٓا۟ إِنَّا مُهْلِكُوٓا۟ أَهْلِ هَٰذِهِ ٱلْقَرْيَةِ إِنَّ أَهْلَهَا كَانُوا۟ ظَٰلِمِينَ

    velemmâ câet rusülünâ ibrâhîme bilbüşrâ ḳâlû innâ mühlikû ehli hâẕihi-lḳaryeh. inne ehlehâ kânû żâlimîn.

    Mehmet Okuyan

    Elçilerimiz (melekler) İbrahim'e (çocuk) dipnot 1 müjdesi getirdiklerinde şöyle demişlerdi: "Biz bu şehir halkını helak edeceğiz. Şüphesiz ki oranın halkı zalim kişilerdir."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu müjdenin çocuk ile ilgili olduğunun delili Hûd 11:71-73, Hicr 15:53-54 ve Zâriyât 51:28. ayetlerdir.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 31. ayet

  5. Ankebût suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 32. ayet. قَالَ إِنَّ فِيهَا لُوطًا قَالُوا۟ نَحْنُ أَعْلَمُ بِمَن فِيهَا لَنُنَجِّيَنَّهُۥ وَأَهْلَهُۥٓ إِلَّا ٱمْرَأَتَهُۥ كَانَتْ مِنَ ٱلْغَٰبِرِينَ

    ḳâle inne fîhâ lûṭâ. ḳâlû naḥnü a`lemü bimen fîhâ. lenünecciyennehû veehlehû ille-mraeteh. kânet mine-lgâbirîn.

    Mehmet Okuyan

    (İbrahim) şöyle demişti: "Ama orada Lut var!" (Melekler ise): "Biz orada kimin bulunduğunu çok iyi bilenleriz. Onu ve ailesini elbette kurtaracağız. Sadece hanımı hariç; dipnot 1 o, (azapta) kalacaklar arasındadır." demişlerdi. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. İbrahim iç yüzünü bilmediği bir konuda meleklere karşı "ama orada Lut da var" diyerek helakin geleceği endişesini dile getirmiştir. Ancak meleklerin "orada kimin olduğunu gayet iyi biliyoruz" şeklindeki ifadelerinden sonra ısrarını sürdürmemiş olmalıdır. Çünkü bu diyalogdan sonrasına dair Kur'an'da herhangi bir açıklama yer almamaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: A‘râf 7:83; Hûd 11:74-75; Hicr 15:60; Neml 27:57; Sâffât 37:135.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 32. ayet

  6. Ankebût suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 33. ayet. وَلَمَّآ أَن جَآءَتْ رُسُلُنَا لُوطًا سِىٓءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًا وَقَالُوا۟ لَا تَخَفْ وَلَا تَحْزَنْ إِنَّا مُنَجُّوكَ وَأَهْلَكَ إِلَّا ٱمْرَأَتَكَ كَانَتْ مِنَ ٱلْغَٰبِرِينَ

    velemmâ en câet rusülünâ lûṭan sîe bihim veḍâḳa bihim ẕer`av veḳâlû lâ teḫaf velâ taḥzen. innâ müneccûke veehleke ille-mraeteke kânet mine-lgâbirîn.

    Mehmet Okuyan

    Elçilerimiz Lut'a gelince, (Lut) onların yüzünden üzülmüş ve onlardan dolayı içi daralmıştı. dipnot 1 Ona "Korkma, tasalanma! Şüphesiz ki biz seni de aileni de kurtaracağız. Yalnız, (azapta) kalacaklar arasında bulunan hanımın hariç!" demişlerdi.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Hûd 11:77.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 33. ayet

  7. Ankebût suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 34. ayet. إِنَّا مُنزِلُونَ عَلَىٰٓ أَهْلِ هَٰذِهِ ٱلْقَرْيَةِ رِجْزًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ بِمَا كَانُوا۟ يَفْسُقُونَ

    innâ münzilûne `alâ ehli hâẕihi-lḳaryeti riczem mine-ssemâi bimâ kânû yefsüḳûn.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki biz yoldan çıkmalarına karşılık bu şehir halkının üzerine, gökten bir azap indireceğiz. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette yoldan çıkmak "sebep", helak "sonuç"tur.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 34. ayet

  8. Ankebût suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 35. ayet. وَلَقَد تَّرَكْنَا مِنْهَآ ءَايَةًۢ بَيِّنَةً لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

    veleḳat teraknâ minhâ âyetem beyyinetel liḳavmiy ya`ḳilûn.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki biz aklını kullanacak bir toplum için oradan apaçık bir delil bırakmışızdır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu pasajda 15. ayette Hz. Nuh'un gemisi için, 24. ayette Hz. İbrahim'in kıssası için kullanılan "ayet" ifadesi Hz. Lut'un helak edilen kavmi için de söz konusu edilmekte, bu ayette kendisine gönderme yapılan yerin Lut Gölü olarak bilinen Ölüdeniz olduğu ifade edilmektedir. Burası bir zamanlar Sodom ve Gomore'nin bulunduğu yöreyi kapsamakta ve suları hiçbir balık ve bitki türünün yaşayamayacağı oranda sülfür ve potasyum içermekteydi. Bu gölün bugünkü hali ve gölün güney yönündeki Lisân (Dil) adı verilen ucunda boydan boya görülen derin bir fay hattının günümüzde açıkça gözlemlenmesi, muhtemelen bu olay sonucunda göl suyunun hiçbir canlının yaşamasına izin vermeyen kimyasal yapısı, o beladan geriye kalan açık işaretlerden bazıları olarak sayılabilir (Esed, [Kur'an Mesajı], s. 810'da 29. not; İslamoğlu, [Hayat Kitabı Kur'an], s. 784'te 6. not).

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 35. ayet

Şu'ayb, Âd, Semûd, Kārûn, Firavun ve Hâmân 36–40

  1. Ankebût suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 36. ayet. وَإِلَىٰ مَدْيَنَ أَخَاهُمْ شُعَيْبًا فَقَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ وَٱرْجُوا۟ ٱلْيَوْمَ ٱلْـَٔاخِرَ وَلَا تَعْثَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ مُفْسِدِينَ

    veilâ medyene eḫâhüm şu`ayben feḳâle yâ ḳavmi-`büdü-llâhe veercü-lyevme-l'âhira velâ ta`ŝev fi-l'arḍi müfsidîn.

    Mehmet Okuyan

    Medyen'e de kardeşleri Şuayb'ı (elçi göndermiştik). Şöyle demişti: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin! Ahiret gününe ümit bağlayın ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın!" dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: A‘râf 7:85.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 36. ayet

  2. Ankebût suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 37. ayet. فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَتْهُمُ ٱلرَّجْفَةُ فَأَصْبَحُوا۟ فِى دَارِهِمْ جَٰثِمِينَ

    fekeẕẕebûhü feeḫaẕethümü-rracfetü feaṣbeḥû fî dârihim câŝimîn.

    Mehmet Okuyan

    (Kavmi) onu yalanlamıştı. Kendilerini (korkunç) bir sarsıntı yakalamıştı ve yurtlarında diz üstü çökmüşlerdi. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: A‘râf 7:78, 91.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 37. ayet

  3. Ankebût suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 38. ayet. وَعَادًا وَثَمُودَا۟ وَقَد تَّبَيَّنَ لَكُم مِّن مَّسَٰكِنِهِمْ وَزَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ أَعْمَٰلَهُمْ فَصَدَّهُمْ عَنِ ٱلسَّبِيلِ وَكَانُوا۟ مُسْتَبْصِرِينَ

    ve`âdev veŝemûde veḳat tebeyyene leküm mim mesâkinihim. vezeyyene lehümü-şşeyṭânü a`mâlehüm feṣaddehüm `ani-ssebîli vekânû müstebṣirîn.

    Mehmet Okuyan

    Âd ve Semûd'u da (helak etmiştik). Sizin için, (onların durumu) oturdukları yerler(in kalıntıların)dan anlaşılmaktadır. Şeytan, yaptıkları işleri kendilerine süslü göstermiş ve onları doğru yoldan alıkoymuştur. (Oysa) bakıp görebilecek durumdaydılar.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 38. ayet

  4. Ankebût suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 39. ayet. وَقَٰرُونَ وَفِرْعَوْنَ وَهَٰمَٰنَ وَلَقَدْ جَآءَهُم مُّوسَىٰ بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَٱسْتَكْبَرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا كَانُوا۟ سَٰبِقِينَ

    veḳârûne vefir`avne vehâmâne veleḳad câehüm mûsâ bilbeyyinâti festekberû fi-l'arḍi vemâ kânû sâbiḳîn.

    Mehmet Okuyan

    Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da (helak etmiştik). Yemin olsun ki Musa onlara apaçık deliller getirmişti de onlar yeryüzünde kibirlenmişlerdi. (Azabımızı) geçebilecek değillerdi.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 39. ayet

  5. Ankebût suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 40. ayet. فَكُلًّا أَخَذْنَا بِذَنۢبِهِۦ فَمِنْهُم مَّنْ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِ حَاصِبًا وَمِنْهُم مَّنْ أَخَذَتْهُ ٱلصَّيْحَةُ وَمِنْهُم مَّنْ خَسَفْنَا بِهِ ٱلْأَرْضَ وَمِنْهُم مَّنْ أَغْرَقْنَا وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلَٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

    feküllen eḫaẕnâ biẕembih. feminhüm men erselnâ `aleyhi ḥâṣibâ. veminhüm men eḫaẕethu-ṣṣayḥah. veminhüm men ḫasefnâ bihi-l'arḍ. veminhüm men agraḳnâ. vemâ kâne-llâhü liyażlimehüm velâkin kânû enfüsehüm yażlimûn.

    Mehmet Okuyan

    Nitekim onlardan her birini günahı sebebiyle cezalandırmıştık. Kiminin üzerine taş göndermiştik. dipnot 1 Kimini korkunç bir ses yakalamıştı. dipnot 2 Kimini yerin dibine geçirmiştik. dipnot 3 Kimini de suda boğmuştuk. dipnot 4 Allah onlara haksızlık edecek değildi fakat onlar kendi kendilerine haksızlık etmekteydiler.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Lut'un kavminin bu şekilde helaki için bkz. Hûd 11:82-83; Hicr 15:74; Kamer 54:34.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hz. Hud, Hz. Şuayb ve Hz. Salih'in kavimlerinin bu şekilde helakleri için bkz. Hûd 11:67, 9; Hicr 15:73, 83; Mü'minûn 23:41; Kamer 54:31.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu, Kasas 28:81'de olduğu gibi "Kârûn'un helaki"dir. Bkz. Nahl 16:45; İsrâ 17:68; Mülk 67:16.
    4. metne dön, dipnot 4
      Bu helak biçimi de Bakara 2:52, A‘râf 7:64, 136, Enfâl 8:54, Yûnus 10:73, İsrâ 17:103, Enbiyâ 21:77, Furkân 25:37, Şu‘arâ 26:66, 120, Sâffât 37:82, Zuhruf 43:55 gibi ayetlerde de belirtildiği gibi "Hz. Nuh'un kavmi ile Firavun ve adamlarının helaki"dir.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 40. ayet

Örümcek ağı meseli 41–44

  1. Ankebût suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 41. ayet. مَثَلُ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَوْلِيَآءَ كَمَثَلِ ٱلْعَنكَبُوتِ ٱتَّخَذَتْ بَيْتًا وَإِنَّ أَوْهَنَ ٱلْبُيُوتِ لَبَيْتُ ٱلْعَنكَبُوتِ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ

    meŝelü-lleẕîne-tteḫaẕû min dûni-llâhi evliyâe kemeŝeli-l`nkebût. itteḫaẕet beytâ. veinne evhene-lbüyûti lebeytü-l`nkebût. lev kânû ya`lemûn.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın peşi sıra dostlar edinenlerin örneği, yuva edinen örümceğin örneği gibidir. dipnot 1 Şüphesiz ki yuvaların en dayanıksız olanı elbette örümcek yuvasıdır. dipnot 2 Keşke bilselerdi!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki [el-‘ankebût] sözcüğü "dişi örümcek" anlamına geldiği için, bu durum çok önemli bir Kur'an mucizesine işaret etmektedir. Çünkü örümceklerin ağlarını dişi örümcekler yapmaktadır. Dolayısıyla [el-‘ankebût] sözcüğü bu gerçeğe dikkat çekmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Burada şirkin ve putperestliğin ne kadar sakat bir inanış biçimi olduğuna dikkat çekilmektedir.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 41. ayet

  2. Ankebût suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 42. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ مَا يَدْعُونَ مِن دُونِهِۦ مِن شَىْءٍ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    inne-llâhe ya`lemü mâ yed`ûne min dûnihî min şey'. vehüve-l`azîzü-lḥakîm.

    Mehmet Okuyan

    Allah onların kendisinin peşi sıra yalvardıkları şeyleri bilmektedir. O güçlüdür, doğru hüküm verendir.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 42. ayet

  3. Ankebût suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 43. ayet. وَتِلْكَ ٱلْأَمْثَٰلُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ وَمَا يَعْقِلُهَآ إِلَّا ٱلْعَٰلِمُونَ

    vetilke-l'emŝâlü naḍribühâ linnâs. vemâ ya`ḳilühâ ille-l`âlimûn.

    Mehmet Okuyan

    İşte biz şu örnekleri insanlar için veriyoruz; dipnot 1 onları (gerçeği) bilenlerden başkası akıl etmez. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: İsrâ 17:41, 89; Kehf 18:54; Furkân 25:33; Rûm 30:58; Zümer 39:27; Haşr 59:21.
    2. metne dön, dipnot 2
      Alim olmak için akıl etmek şarttır. Akıl etmek/tefekkür-iman-akıl-ilim ilişkisi hakkında bkz. En‘âm 6:125; Enfâl 8:22, 55; Yûnus 10:100; ‘Ankebût 29:43; Fâtır 35:27-28; Haşr 59:21.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 43. ayet

  4. Ankebût suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 44. ayet. خَلَقَ ٱللَّهُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِٱلْحَقِّ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّلْمُؤْمِنِينَ

    ḫaleḳa-llâhü-ssemâvâti vel'arḍa bilḥaḳḳ. inne fî ẕâlike leâyetel lilmü'minîn.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 44. ayet

Kitabı oku, namazı kıl; Kitap ehliyle en güzel tartışma 45–49

  1. Ankebût suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 45. ayet. ٱتْلُ مَآ أُوحِىَ إِلَيْكَ مِنَ ٱلْكِتَٰبِ وَأَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَ إِنَّ ٱلصَّلَوٰةَ تَنْهَىٰ عَنِ ٱلْفَحْشَآءِ وَٱلْمُنكَرِ وَلَذِكْرُ ٱللَّهِ أَكْبَرُ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ

    ütlü mâ ûḥiye ileyke mine-lkitâbi veeḳimi-ṣṣalâh. inne-ṣṣalâte tenhâ `ani-lfaḥşâi velmünker. veleẕikru-llâhi ekber. vellâhü ya`lemü mâ taṣne`ûn.

    Mehmet Okuyan

    Sana vahyedilen Kitabı tilavet dipnot 1 et (okuyup aktar) ve namazı kıl! Şüphesiz ki namaz, çirkinlikten ve kötülükten alıkoyar. dipnot 2 Allah'ı anmak dipnot 3 elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki tilâvet etmek "okuyup aktarmak" anlamının yanında "uygulamak" anlamını da içermektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayette bütün ibadetler gibi namazın da hayata dair sonuçlarına değinilmekte, ibadet-hayat ilişkisine dikkat çekilmektedir. Benzer mesaj: Hûd 11:87.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu cümle "Allah'ın (seni) hatırlaması en büyük (ödül)dür" şeklinde de tercüme edilebilir. Bkz. Bakara 2:152; Tâhâ 20:14.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 45. ayet

  2. Buradan itibaren cüz 21

    Ankebût suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 46. ayet. وَلَا تُجَٰدِلُوٓا۟ أَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ إِلَّا بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ إِلَّا ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مِنْهُمْ وَقُولُوٓا۟ ءَامَنَّا بِٱلَّذِىٓ أُنزِلَ إِلَيْنَا وَأُنزِلَ إِلَيْكُمْ وَإِلَٰهُنَا وَإِلَٰهُكُمْ وَٰحِدٌ وَنَحْنُ لَهُۥ مُسْلِمُونَ

    velâ tücâdilû ehle-lkitâbi illâ billetî hiye aḥsen. ille-lleẕîne żalemû minhüm veḳûlû âmennâ billeẕî ünzile ileynâ veünzile ileyküm veileyhâ veilâhüküm vâḥidüv venaḥnü lehû müslimûn.

    Mehmet Okuyan

    İçlerinden haksızlık edenler hariç, kitap ehliyle ancak en güzel şekilde mücadele edin dipnot 1 ve deyin ki: "Bize indirilene de size indirilene de iman ettik. Bizim ilahımız da sizin ilahınız da tektir ve biz O'na teslim olmuşuzdur."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetteki "zalimlik yapanlar", müslümanlara karşı tutumları gereği yahudi ve hristiyanlardır. Bunlar içinde hakikatleri reddeden, haksızlığı esas alan, aşırılığa sapan, "Allah'ın oğlu vardır", "Allah'ın eli kilitlidir", "Allah fakirdir" gibi yalanlar söyleyen, Hz. Muhammed'e eziyet eden ve kibirli olan insan tipi bu anlamda zalimler kategorisinde kabul edilmelidir.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 46. ayet

  3. Ankebût suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 47. ayet. وَكَذَٰلِكَ أَنزَلْنَآ إِلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ فَٱلَّذِينَ ءَاتَيْنَٰهُمُ ٱلْكِتَٰبَ يُؤْمِنُونَ بِهِۦ وَمِنْ هَٰٓؤُلَآءِ مَن يُؤْمِنُ بِهِۦ وَمَا يَجْحَدُ بِـَٔايَٰتِنَآ إِلَّا ٱلْكَٰفِرُونَ

    vekeẕâlike enzelnâ ileyke-lkitâb. felleẕîne âteynâhümü-lkitâbe yü'minûne bih. vemin hâülâi mey yü'minü bih. vemâ yecḥadü biâyâtinâ ille-lkâfirûn.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 47. ayet

  4. Ankebût suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 48. ayet. وَمَا كُنتَ تَتْلُوا۟ مِن قَبْلِهِۦ مِن كِتَٰبٍ وَلَا تَخُطُّهُۥ بِيَمِينِكَ إِذًا لَّٱرْتَابَ ٱلْمُبْطِلُونَ

    vemâ künte tetlû min ḳablihî min kitâbiv velâ teḫuṭṭuhû biyemînike iẕel lertâbe-lmübṭilûn.

    Mehmet Okuyan

    Sen bundan önce ne (kutsal) bir kitap okur ne de onu sağ elinle yazardın. Öyle olsaydı (gerçeği) iptal edenler elbette kuşku duyarlardı. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Hz. Muhammed'in Kur'an'dan önce herhangi bir ilahî metin okumadığını göstermektedir. Kasas 28:86 ve Şûrâ 42:52'de verilen bilgiler de bunun delilidir. Demek ki buradaki mesaj Hz. Muhammed'in okuma-yazma bilmediğiyle ilgili değil, dini metinlerle içli dışlı olmak anlamında entelektüel bir din meşguliyetine sahip olmamasıyla ilişkilidir. Hz. Muhammed'in ümmiliği de onun kitap ehlinden olmaması, Tevrat'ı bilmemesi ve Mekkeli oluşu demektir; konunun okuma-yazma bilmemeyle herhangi bir ilişkisi olamaz.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 48. ayet

  5. Ankebût suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 49. ayet. بَلْ هُوَ ءَايَٰتٌۢ بَيِّنَٰتٌ فِى صُدُورِ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ وَمَا يَجْحَدُ بِـَٔايَٰتِنَآ إِلَّا ٱلظَّٰلِمُونَ

    bel hüve âyâtüm beyyinâtün fî ṣudûri-lleẕîne ûtü-l`ilm. vemâ yecḥadü biâyâtinâ ille-żżâlimûn.

    Mehmet Okuyan

    Hayır! O (Kur'an), kendilerine ilim verilenlerin göğüslerinde (kalplerinde) apaçık ayetlerdir. Ayetlerimizi zalimlerden başkası inkâr etmez.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 49. ayet

Mucize isteği ve azabın acele istenmesi 50–55

  1. Ankebût suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 50. ayet. وَقَالُوا۟ لَوْلَآ أُنزِلَ عَلَيْهِ ءَايَٰتٌ مِّن رَّبِّهِۦ قُلْ إِنَّمَا ٱلْـَٔايَٰتُ عِندَ ٱللَّهِ وَإِنَّمَآ أَنَا۠ نَذِيرٌ مُّبِينٌ

    veḳâlû levlâ ünzile `aleyhi âyâtüm mir rabbih. ḳul inneme-l'âyâtü `inde-llâh. veinnemâ ene neẕîrum mübîn.

    Mehmet Okuyan

    (O zalimler:) "Ona Rabbinden (başka) ayetler (mucizeler) indirilmeli değil miydi?" demişlerdi. dipnot 1 De ki: "Ayetler (mucizeler) ancak Allah katında(n)dır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müşriklerin, inkârcıların ve kitap ehlinin Hz. Muhammed'den mucize istekleri ve onlara verilen cevaplarla ilgili olarak bkz. En‘âm 6:7-8; Yûnus 10:15-16, 20; Hûd 11:12; Ra‘d 13:27; Hicr 15:7, 14-15; İsrâ 17:59, 90-93; Enbiyâ 21:5; Furkân 25:4-5, 7, 21; ‘Ankebût 29:50-51; Zuhruf 43:53.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 50. ayet

  2. Ankebût suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 51. ayet. أَوَلَمْ يَكْفِهِمْ أَنَّآ أَنزَلْنَا عَلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ يُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَرَحْمَةً وَذِكْرَىٰ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

    evelem yekfihim ennâ enzelnâ `aleyke-lkitâbe yütlâ `aleyhim. inne fî ẕâlike leraḥmetev veẕikrâ liḳavmiy yü'minûn.

    Mehmet Okuyan

    Kendilerine tilavet edilmekte (okunup aktarılmakta) olan Kitabı (Kur'an'ı) sana indirmemiz onlara yetmedi mi? dipnot 1 Elbette iman eden bir toplum için onda rahmet ve (gerçeğin) hatırla(t)ması vardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle Kur'an dışı mucize beklentileri, mucize kabulleri ve iddialarının geçersizliğini göstermektedir. Bkz. İsrâ 17:59; Kamer 54:2. Kur'an, başka deliller veya mucizeler getirme taleplerinin hepsini gereksiz kılacak değerde ve özelliktedir. Eğer birilerine delil veya mucize olarak Kur'an yetmiyorsa ona hiçbir şey fayda vermez. Bilindiği gibi her peygamberin kendi hayatında ve kendi çağdaş ümmetleri için geçerli olan birer mucizesi olagelmiştir. Ancak o peygamberler vefat edince mucizeleri de geçerliliğini yitirmiştir. Buna karşılık Hz. Muhammed'e verilen Kur'an mucizesi ebedidir ve meydan okuyucu yapısıyla fertleri ve toplumları dönüştürücü işlevi Son Saat'e kadar devam edecektir.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 51. ayet

  3. Ankebût suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 52. ayet. قُلْ كَفَىٰ بِٱللَّهِ بَيْنِى وَبَيْنَكُمْ شَهِيدًا يَعْلَمُ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱلْبَٰطِلِ وَكَفَرُوا۟ بِٱللَّهِ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ

    ḳul kefâ billâhi beynî vebeyneküm şehîdâ. ya`lemü mâ fi-ssemâvâti vel'arḍ. velleẕîne âmenû bilbâṭili vekeferû billâhi ülâike hümü-lḫâsirûn.

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Göklerde ve yerde ne varsa (hepsini) bilir." Batıla inanıp Allah'ı inkâr edenler (var ya), işte onlar kaybedenlerin ta kendileridir.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 52. ayet

  4. Ankebût suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 53. ayet. وَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِٱلْعَذَابِ وَلَوْلَآ أَجَلٌ مُّسَمًّى لَّجَآءَهُمُ ٱلْعَذَابُ وَلَيَأْتِيَنَّهُم بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

    veyesta`cilûneke bil`aẕâb. velevlâ ecelüm müsemmel lecâehüm-l`aẕâb. veleye'tiyennehüm bagtetev vehüm lâ yeş`urûn.

    Mehmet Okuyan

    Senden, azabı acele (getirmeni) istiyorlar. Önceden belirlenmiş bir vade olmasaydı, azap onlara elbette gelip çatmıştı. Onlar farkında değilken, (o azap) ansızın kendilerine gelecektir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:31, 47; A‘râf 7:187; Yûsuf 12:107; Enbiyâ 21:40; Hacc 22:55; Şu‘arâ 26:202; Zümer 39:55; Zuhruf 43:66; Muhammed 47:18.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 53. ayet

  5. Ankebût suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 54. ayet. يَسْتَعْجِلُونَكَ بِٱلْعَذَابِ وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمُحِيطَةٌۢ بِٱلْكَٰفِرِينَ

    yesta`cilûneke bil`aẕâb. veinne cehenneme lemüḥîṭatüm bilkâfirîn.

    Mehmet Okuyan

    (Evet) senden azabı acele (getirmeni) istiyorlar. Şüphesiz ki cehennem kâfirleri çepeçevre kuşatıcıdır.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 54. ayet

  6. Ankebût suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 55. ayet. يَوْمَ يَغْشَىٰهُمُ ٱلْعَذَابُ مِن فَوْقِهِمْ وَمِن تَحْتِ أَرْجُلِهِمْ وَيَقُولُ ذُوقُوا۟ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    yevme yagşâhümü-l`aẕâbü min fevḳihim vemin taḥti ercülihim veyeḳûlü ẕûḳû mâ küntüm ta`melûn.

    Mehmet Okuyan

    O gün azap, onları hem üstlerinden hem de ayaklarının altından kaplayacak ve (Allah onlara) "Yaptıklarınızın (cezasını) tadın!" diyecektir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette cehennem azabının onların üstlerinden ve ayaklarının altından, yani bir anlamda tepeden tırnağa kendilerini çepeçevre kuşatacağı haber verilmekte ve kendilerine dünyada yapıp ettiklerinin tadını almaları hitaplarında bulunulacağı belirtilmektedir. Dünyada yapıp edilenler "sebep", azabın tadılması ise "sonuç"tur. Benzer mesajlar: A‘râf 7:41; Zümer 39:16; Mürselât 77:29-34.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 55. ayet

"Arzım geniştir"; her can ölümü tadacak; rızık 56–63

  1. Ankebût suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 56. ayet. يَٰعِبَادِىَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّ أَرْضِى وَٰسِعَةٌ فَإِيَّٰىَ فَٱعْبُدُونِ

    yâ `ibâdîye-lleẕîne âmenû inne arḍî vâsi`aten feiyyâye fa`büdûn.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman eden kullarım! dipnot 1 Şüphesiz ki benim arzım (yerim) geniştir. Yalnızca bana kulluk edin!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer hitaplar için bkz. İbrâhîm 14:31; Zümer 39:10, 53. Bu hitapların kullanılmasındaki amaç, insanların Yüce Allah'ın kulları oldukları gerçeğini değişik bir ifade ile dile getirmektir.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 56. ayet

  2. Ankebût suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 57. ayet. كُلُّ نَفْسٍ ذَآئِقَةُ ٱلْمَوْتِ ثُمَّ إِلَيْنَا تُرْجَعُونَ

    küllü nefsin ẕâiḳatü-lmevti ŝümme ileynâ türce`ûn.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 57. ayet

  3. Ankebût suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 58. ayet. وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَنُبَوِّئَنَّهُم مِّنَ ٱلْجَنَّةِ غُرَفًا تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا نِعْمَ أَجْرُ ٱلْعَٰمِلِينَ

    velleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti lenübevviennehüm mine-lcenneti gurafen tecrî min taḥtihe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ. ni`me ecru-l`âmilîn.

    Mehmet Okuyan

    İman edip iyi işler yapanları -evet onları- içlerinde ebedî kalmak üzere altlarından ırmaklar akan cennet köşklerine dipnot 1 elbette yerleştireceğiz. (Böyle iyi) işler yapanların ödülü ne güzeldir! dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette [ğurfeh/el-ğurfeh] kelimesinin çoğulu olarak kullanılan [ğuraf] kelimesi Zümer 39:20'de de iki kez geçmekte ve "odalar", "köşkler" manasına gelmektedir. Furkân 25:75'te ise bu kelimenin tekil hali [el-ğurfeh] sözcüğü kullanılmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:136; Zümer 39:74.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 58. ayet

  4. Ankebût suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 59. ayet. ٱلَّذِينَ صَبَرُوا۟ وَعَلَىٰ رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ

    elleẕîne ṣaberû ve`alâ rabbihim yetevekkelûn.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 59. ayet

  5. Ankebût suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 60. ayet. وَكَأَيِّن مِّن دَآبَّةٍ لَّا تَحْمِلُ رِزْقَهَا ٱللَّهُ يَرْزُقُهَا وَإِيَّاكُمْ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

    vekeeyyim min dâbbetil lâ taḥmilü rizḳahâ. allâhü yerzüḳuhâ veiyyâküm. vehüve-ssemî`u-l`alîm.

    Mehmet Okuyan

    Nice canlı var ki rızkını (yanında) taşımıyor. Onlara da size de rızık veren Allah'tır. O duyandır, bilendir.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 60. ayet

  6. Ankebût suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 61. ayet. وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَسَخَّرَ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُ فَأَنَّىٰ يُؤْفَكُونَ

    velein seeltehüm men ḫaleḳa-ssemâvâti vel'arḍa veseḫḫara-şşemse velḳamera leyeḳûlünne-llâh. feennâ yü'fekûn.

    Mehmet Okuyan

    Onlara "Gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı emri altında tutan kimdir?" diye sorsan, elbette "Allah." derler. dipnot 1 (Allah'a kulluktan) nasıl da döndürülüyorlar!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:31; Mü'minûn 23:84-89; ‘Ankebût 29:63; Lokmân 31:25; Zümer 39:38; Zuhruf 43:9, 87.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 61. ayet

  7. Ankebût suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 62. ayet. ٱللَّهُ يَبْسُطُ ٱلرِّزْقَ لِمَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ وَيَقْدِرُ لَهُۥٓ إِنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

    allâhü yebsüṭu-rrizḳa limey yeşâü min `ibâdihî veyaḳdiru leh. inne-llâhe bikülli şey'in `alîm.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 62. ayet

  8. Ankebût suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 63. ayet. وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّن نَّزَّلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَحْيَا بِهِ ٱلْأَرْضَ مِنۢ بَعْدِ مَوْتِهَا لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُ قُلِ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ

    velein seeltehüm men nezzele mine-ssemâi mâen feaḥyâ bihi-l'arḍa mim ba`di mevtihâ leyeḳûlünne-llâh. ḳuli-lḥamdü lillâh. bel ekŝeruhüm lâ ya`ḳilûn.

    Mehmet Okuyan

    Onlara "Gökten su indirip onunla ölümünün ardından yeri canlandıran kimdir?" diye sorsan, mutlaka "Allah" derler. De ki: "Hamd (övgü) Allah içindir; esasında onların çoğu akıl etmezler."

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 63. ayet

Dünya hayatı oyun ve eğlencedir; cihad edenler 64–69

  1. Ankebût suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 64. ayet. وَمَا هَٰذِهِ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَآ إِلَّا لَهْوٌ وَلَعِبٌ وَإِنَّ ٱلدَّارَ ٱلْـَٔاخِرَةَ لَهِىَ ٱلْحَيَوَانُ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ

    vemâ hâẕihi-lḥayâtü-ddünyâ illâ lehvüv vele`ib. veinne-ddâra-l'âḫirate lehiye-lḥayevân. lev kânû ya`lemûn.

    Mehmet Okuyan

    Bu dünya hayatı, dipnot 1 oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Şüphesiz ki ahiret yurdu(na gelince), işte asıl hayat odur. Keşke bilmiş olsalardı!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'da geçen bütün [el-hayâtü'd-dünya] tamlamaları "yakın, içinde bulunulan hayat" demektir; kastedilen "bu âlemde yaşanan hayat"tır. "Dünya hayatı" şeklindeki çeviri anlam merkezlidir; yoksa metnin birebir karşılığı değildir.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 64. ayet

  2. Ankebût suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 65. ayet. فَإِذَا رَكِبُوا۟ فِى ٱلْفُلْكِ دَعَوُا۟ ٱللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ فَلَمَّا نَجَّىٰهُمْ إِلَى ٱلْبَرِّ إِذَا هُمْ يُشْرِكُونَ

    feiẕâ rakibû fi-lfülki de`avu-llâhe muḫliṣîne lehü-ddîn. felemmâ neccâhüm ile-lberri iẕâ hüm yüşrikûn.

    Mehmet Okuyan

    (65, 66) Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız O'na özgü kılarak Allah'a yalvarırlar. Fakat onları karaya kurtarınca (çıkarınca), bir de bakarsın ki kendilerine verdiklerimize karşılık nankörlük etmeleri için (Allah'a) ortak koşmaktadırlar. dipnot 1 (Bir süre daha) yararlansınlar (bakalım)! İleride (gerçeği) bilecekler! dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:12; Nahl 16:54; İsrâ 17:67; Rûm 30:33; Lokmân 31:32; Zümer 39:8, 49; Şûrâ 42:48.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Nahl 16:55; Rûm 30:34.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 65. ayet

  3. Ankebût suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 66. ayet. لِيَكْفُرُوا۟ بِمَآ ءَاتَيْنَٰهُمْ وَلِيَتَمَتَّعُوا۟ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

    liyekfürû bimâ âteynâhüm veliyetemette`û. fesevfe ya`lemûn.

    Mehmet Okuyan

    (65, 66) Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız O'na özgü kılarak Allah'a yalvarırlar. Fakat onları karaya kurtarınca (çıkarınca), bir de bakarsın ki kendilerine verdiklerimize karşılık nankörlük etmeleri için (Allah'a) ortak koşmaktadırlar. dipnot 1 (Bir süre daha) yararlansınlar (bakalım)! İleride (gerçeği) bilecekler! dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:12; Nahl 16:54; İsrâ 17:67; Rûm 30:33; Lokmân 31:32; Zümer 39:8, 49; Şûrâ 42:48.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Nahl 16:55; Rûm 30:34.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 66. ayet

  4. Ankebût suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 67. ayet. أَوَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّا جَعَلْنَا حَرَمًا ءَامِنًا وَيُتَخَطَّفُ ٱلنَّاسُ مِنْ حَوْلِهِمْ أَفَبِٱلْبَٰطِلِ يُؤْمِنُونَ وَبِنِعْمَةِ ٱللَّهِ يَكْفُرُونَ

    evelem yerav ennâ ce`alnâ ḥaramen âminev veyüteḫaṭṭafü-nnâsü min ḥavlehüm. efebilbâṭili yü'minûne vebini`meti-llâhi yekfürûn.

    Mehmet Okuyan

    Çevrelerinde insanlar kapılıp götürülürken, (Mekke'yi) güven içinde saygın bir yer yaptığımızı görmediler mi? Onlar Allah'ın nimet(ler)ine nankörlük edip batıla mı inanıyorlar! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Kasas 28:57. ayetle birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 67. ayet

  5. Ankebût suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 68. ayet. وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَوْ كَذَّبَ بِٱلْحَقِّ لَمَّا جَآءَهُۥٓ أَلَيْسَ فِى جَهَنَّمَ مَثْوًى لِّلْكَٰفِرِينَ

    vemen ażlemü mimmeni-fterâ `ale-llâhi keẕiben ev keẕẕebe bilḥaḳḳi lemmâ câeh. eleyse fî cehenneme meŝvel lilkâfirîn.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 68. ayet

  6. Ankebût suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Ankebût suresi, 69. ayet. وَٱلَّذِينَ جَٰهَدُوا۟ فِينَا لَنَهْدِيَنَّهُمْ سُبُلَنَا وَإِنَّ ٱللَّهَ لَمَعَ ٱلْمُحْسِنِينَ

    velleẕîne câhedû fînâ lenehdiyennehüm sübülenâ. veinne-llâhe leme`a-lmuḥsinîn.

    Mehmet Okuyan

    Bizim uğrumuzda cihad edenleri (fedakârlık yapanları) elbette kendi yollarımıza ulaştıracağız. Şüphesiz ki Allah güzel davrananlarla beraberdir.

    Ayet detayı — Ankebût suresi, 69. ayet