Mâide suresi

Mâide suresi, 119. ayet

Mâide suresi, 119. ayet. قَالَ ٱللَّهُ هَٰذَا يَوْمُ يَنفَعُ ٱلصَّٰدِقِينَ صِدْقُهُمْ لَهُمْ جَنَّٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا رَّضِىَ ٱللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا۟ عَنْهُ ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

ḳâle-llâhü hâẕâ yevmü yenfe`u-ṣṣâdiḳîne ṣidḳuhüm. lehüm cennâtün tecrî min taḥtihe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ ebedâ. raḍiye-llâhü `anhüm veraḍû `anh. ẕâlike-lfevzü-l`ażîm.

Diyanet İşleri

Allah, şöyle diyecek: "Bugün, doğrulara, doğruluklarının yarar sağlayacağı gündür." Onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler vardır. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte bu büyük başarıdır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mâide 116–120 · surenin 119. ayeti / 120

Konu Kıyamet günü Îsâ'ya sorulan ve gökten inen sofra Mâide 109–120 3

  1. Mâide 116

    Allah, kıyamet günü şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara, Allah'ı bırakarak beni ve anamı iki ilah edinin, dedin?" İsa da şöyle diyecek: "Seni bütün eksikliklerden uzak tutarım. Hakkım olmayan bir şeyi söylemem, benim için söz konusu olamaz. Eğer ben onu söylemiş olsaydım, elbette sen bunu bilirdin. Sen benim içimde olanı bilirsin, ama ben sende olanı bilemem. Şüphesiz ki yalnızca sen gaybları hakkıyla bilensin."

  2. Mâide 117

    "Ben onlara, sadece bana emrettiğin şeyi söyledim: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin (dedim.) Aralarında bulunduğum sürece onlara şahit (ve örnek) idim. Ama beni içlerinden aldığında, artık üzerlerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen, her şeye hakkıyla şahitsin."

  3. Mâide 118

    "Eğer onlara azap edersen, şüphe yok ki onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, yine şüphe yok ki sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.

  4. 119

    Allah, şöyle diyecek: "Bugün, doğrulara, doğruluklarının yarar sağlayacağı gündür." Onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler vardır. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte bu büyük başarıdır.

  5. Mâide 120

    Göklerin, yerin ve bunlardaki her şeyin hükümranlığı yalnızca Allah'ındır. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 111–120. ayetler için yazılmıştır.

111. “Hani Havarilere…” Yani üzerindeki şu nimetimi de hatırla ki sana uyacak kimseler ve yardımcılar ihsan etmiştim. Ben havarilere “vahyetmiştim”, yani ilham etmiştim, kalplerine bana ve peygamberime iman etmeleri ilhamını yerleştirmiştim. Veya senin ağzından, senin vasıtanla onlara vahyetmiştim. Yani Allah’tan sana gelen vahiy ile onlara emretmiştim, onlar da bu emri kabul ederek boyun eğmiş ve: “İman ettik, müslümanlar olduğumuza şahit ol, demişlerdi.” Böylelikle zahiren, salih ameller ile emre itaat etmeyi kapsayan İslâm’ı ve kişiyi münafıklıktan ve iman zafiyetinden kurtaran batınî imanı bir arada ifade ettiler.

Havariler, ensar/yardımcılar demektir. Nitekim Meryem oğlu İsa aleyhisselam havarilere: “Allah’a giden yolda benim yardımcılarım kim olacak? demiş, Havariler de: Biziz Allah yardımcıları, demişlerdi.” (es-Saff, 61/14)

112. “Bir vakit Havariler: “Ey Meryem oğlu İsa, Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?” Yani üzerinde yiyecek şeyler bulunan bir sofra indirebilir mi? “dediler.” Onların bu şekilde soru sormaları, Yüce Allah’ın kudreti ve buna güç yetirebilmesi hususunda herhangi bir şüpheden ileri gelmiyordu. Onların sözlerinde bir teklif ve edebe riâyet eden bir üslup görülmektedir. Bu gibi mucizelerin gösterilmesini istemek, hakka bağlılığa aykırıdır. Havarilerden sadır olan bu sözlerin böyle bir şeyi vehmettirme ihtimali bulunduğundan dolayı İsa aleyhisselam onlara öğüt vererek: “Eğer mümin iseniz, Allah’tan korkup sakının, dedi.” Çünkü mü’min bir kimsenin sahip olduğu iman, Allah’ın emrine itaat etmesini ve sonra ne olacağı belli olmayan türden bir takım mucizelerin gösterilmesi talep etmemesini gerektirir.

113. Havariler bu istekte bulunmaktan maksatlarının böyle olmadığını, aksine iyi bir maksatla ona ihtiyaç duyduklarından dolayı bu talepte bulunduklarını haber verdiler ve “dediler ki: Biz istiyoruz ki o sofradan yiyelim”; bu onların sofraya ihtiyaçlarının bulunduğuna delildir. Gözlerimizle bakacağımız mucizeleri görelim de “kalplerimiz” iman ile “tatmin olsun” daha önce ilme’l-yakîn olan imanımız böylelikle ayne’l-yakîn olsun. Nitekim İbrahim el-Halil aleyhisselam da Yüce Rabbinden, ölüleri nasıl dirilttiğini kendisine göstermesini isteyince: “(Rabbi:) İnanmadın mı yoksa? buyurdu, o da: İnandım, fakat kalbimin tatmin olması için demişti.” (el-Bakara, 2/260)

Kulun her zaman için ilminin, yakînin ve imanının artmasına ihtiyacı vardır. Bundan dolayı Allah azze ve celle: “Senin bize doğru söylediğini (yakinen) bilelim” dediklerini aktarmaktadır. Yani senin getirdiklerinin doğru, hak ve gerçek olduğunu bilelim. “ve ona şahitlik edenlerden olalım.” Böylelikle bu, bizden sonrakiler için de bir maslahat olsun. Biz senin doğruluğuna şahit olalım da bu yolla başkalarına karşı delil ortaya konmuş olsun ve senin doğruluğunun delili daha bir pekişsin.

114. İsa aleyhisselam bu sözü işitip de onların maksatlarını öğrenince onların isteklerini kabul ederek şöyle dedi: “Ey Allah’ım, ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki bizim için hem önceden gelenlerimize, hem sonra geleceklerimize bir bayram ve senden bir mucize olsun.” Yani sofranın ineceği vakit bu büyük mucizenin hatırlanacağı bir bayram olsun. Bu, iyice bellensin ve zaman boyunca unutulmasın, yıllar geçtikçe hatırlanmaya devam edilsin. Nitekim Allah azze ve celle müslümanların bayramlarını ve belli vakitlerdeki ibadetlerini de ilâhi belgelerini hatırlatan, peygamberlerin sünnetlerine, onların izledikleri dosdoğru yola, Allah’ın üzerlerindeki lütuf ve ihsanına dikkat çeken birer sebep kılmıştır. “Bizi rızıklandır. Sen rızık verenlerin en hayırlısısın.” Yani o sofrayı bize bir rızık olarak ihsan et. İsa aleyhisselam bu sofranın indirilmesini birisi kalıcı bir mucize olması şeklindeki dini maslahat, diğeri ise rızık olması şeklindeki dünyevi maslahat olmak üzere iki maslahat için istemişti.

115. “Allah buyurdu ki: “Ben onu size elbette indiririm. Ama ondan sonra içinizden her kim küfre saparsa, ona âlemlerden hiç kimseye yapmayacağım bir azap ile azap ederim.” Çünkü o, bu göz kamaştırıcı mucizeyi görmekle birlikte sırf inat ve zulmü dolayısı ile küfre sapmış demektir. Böylece can yakıcı azabı ve çetin cezayı hak etmiş olur.

Yüce Allah hem bu sofrayı indireceği vaadinde bulunmuş hem de eğer küfre sapacak olurlarsa bu azap ile onları tehdit etmiştir. Ancak sofranın indirildiğinden söz etmemiştir. Buna göre onların bunu tercih etmemiş olmaları sebebi ile sofranın inmemiş olma ihtimali vardır. Şu anda hristiyanların elinde bulunan İncillerde bundan hiçbir şekilde söz edilmemesi de buna delalet etmektedir. Ancak Allah’ın vaadettiği gibi bu sofranın indirilmiş olma ihtimali de vardır. Çünkü O, sözünden caymaz. Bu durumda hristiyanların ellerinde bulunan İncillerde bu sofradan söz edilmemesi kendilerine verildiği halde sonradan unuttukları bölümlerden olması sebebiyledir. Yahut da İncil’de bundan söz edilmemiş, bu sadece aralarında sonrakilerin öncekilerden nakledegeldikleri bir bilgi mirası olmuştur. Bu yüzden de Allah azze ve celle bununla yetinerek ayrıca İncil’de bundan söz etmemiş olabilir. Nitekim Yüce Allah’ın: “ve biz de ona şahitlik edenlerden olalım” buyruğu da buna delil teşkil etmektedir. Durumun gerçek mahiyetini en iyi bilen Allah’tır.

116. “Allah: “Ey Meryem oğlu İsa, insanlara Allah’ı bırakıp da beni ve anamı iki ilâh edinin, diye sen mi söyledin?” diyeceği zaman…” Bu buyruk, “Şüphesiz Allah, üçün üçüncüsüdür” diyen hristiyanlara bir azarlamadır. Yüce Allah bu sözü İsa’ya söyleyecek, İsa ise böyle bir sözle ilişkisinin olmadığını belirtip: “Seni” böyle bir çirkin bir sözden ve sana yakışmayan her husustan “tenzih ederim” diyecektir. “Hakkım olmayan bir sözü söylemek bana yaraşmaz.” Benim niteliklerim arasında yer almayan, haklarım arasında bulunmayan herhangi bir sözü söylemek bana yakışmaz ve bu benim yapabileceğim bir şey değildir. Çünkü ne mukarreb melekler ne mürsel peygamberler ne de onlardan başka herhangi bir yaratılmışın, uluhiyet makamında hakkı yoktur, böyle bir hakka sahip olması, böyle bir hakkı elde etmesi de söz konusu değildir. Aksine bütün kullar Yüce Allah’ın idaresi altındadır. Allah'ın idaresine boyun eğmişlerdir ve hepsi de muhtaç ve acizdirler.

“Şâyet ben onu söylemiş isem zaten sen onu bilirsin. Sen içimde olanı bilirsin, ama ben Sende olanı bilemem.” Zira Sen benim kalbimde olanı benden de iyi bilirsin. “Şüphesiz Sen gaybı en iyi bilensin.” Bu, Mesih aleyhisselam’ın Rabbine hitabında kemal derecesinde edepli olduğunu göstermektedir. Çünkü O: “Ben böyle bir şey söylemedim” dememiştir. Aksine kendisinin o şerefli ve üstün makamına aykırı hiçbir söz söylemeyeceğini ve böyle bir şeyin esasen imkânsız olduğunu haber vererek, Rabbini böyle bir sözden tam anlamı ile tenzih etmiş; sonra da bu husustaki kesin bilgiyi gizliyi de açığı da bilen Allah’a havale etmiştir.

117. Daha sonra İsa İsrailoğullarına neyi emretmiş olduğunu açıkça söz konusu ederek şöyle demiştir: “Ben onlara bana emrettiğinden başkasını söylemedim.” Çünkü ben senin emrine uyan bir kulum. Senin azametine karşı cüretkârlık gösterebilmem ise söz konusu değildir. “Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a ibadet edin” dedim. Yani ben onlara yalnızca Allah’a ibadet etmelerini, dini sadece O’na halis kılmalarını emrettim. Benim bu emrim, Allah’tın dışında beni ve anamı iki ilâh edinmelerini yasaklama anlamı ihtiva ettiği gibi, aynı zamanda benim, senin rububiyetini kabul eden bir kul olduğuma dair bir açıklamayı da ihtiva etmekteydi. Zira ben: O, sizin Rabbiniz olduğu gibi benim de Rabbimdir, dedim.

“Aralarında bulunduğum sürece üzerlerinde şahit idim.” Bu emri kimin yerine getirdiği, kimin de getirmediği hususunda tanıklık ediyordum. “Beni aralarından aldıktan sonra artık onlar üzerinde (tek) gözetleyici Sen oldun.” ve onların sırlarına da gizlediklerine de sen muttali oldun. “Sen her şeye” ilminle, işitmenle, görmenle “şahitsin.” Senin ilmin, ilme konu olan her şeyi; işitmen, işitmeye konu olan her şeyi; görmen de görülebilecek her şeyi kuşatmıştır. Kullarına onların yaptıklarını bildiğin hayra ve şerre göre karşılık, mükâfat veya ceza veren sensin.

118. “Şayet onlara azap edersen, şüphe yok ki onlar senin kullarındır (dilediğini yaparsın)” Sen onlara kendilerinden daha çok acırsın. Onların hallerini en iyi sen bilirsin. Eğer onlar bile bile azgınlıkta direnen kullar değillerse zaten onlara azap etmezsin. “Eğer onları mağfiret edersen şüphe yok ki Sen Azîzsin” yani sen acizliğinden ve kudretsizliğinden dolayı mağfiret ve affeden değilsin. Mağfireti, kemal derecesindeki izzet ve kudretinden tecelli edensin “Hakîmsin.” Senin hikmetin, günahlarının bağışlanmasını gerektiren sebepleri yerine getiren kimselere mağfiret etmeni gerektirir.

119. “Allah (bütün bunlardan sonra)” Kıyamet gününde kullarının halini, onlardan kimin kurtulacağını, kimin helâk olacağını, kimin bedbaht, kimin de bahtiyar olacağını açıklayarak “buyurur: Bugün doğru olanların doğruluklarının kendilerine fayda vereceği gündür.” Doğru olanlar (sadıklar); sözleri, amelleri ve niyetleri, Sırat-ı müstakim üzere ve hidâyete uygun şekilde dosdoğru olan kimselerdir. Bunlar bu doğruluğun meyvesini Kıyamet gününde Allah subhanehu’nun onları “her şeye gücü yeten mutlak hükümdar nezdindeki doğruluk makamına” (el-Kamer, 54/55) çıkartacağı vakit alacaklardır. İşte bundan dolayı Allah şöyle buyurulmaktadır: “Onlara altlarından ırmaklar akan ve içlerinde ebediyyen kalacakları cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. İşte en büyük kurtuluş budur.” Yalancılar ise doğru olanların tam zıddıdırlar. Onlar da söyledikleri yalanların ve iftiraların zararını, bozuk amellerinin neticesini göreceklerdir.

120. “Göklerin, yerin ve onlarda ne varsa hepsinin hükümranlığı Allah’ındır.” Onları yaratan, hem kaderî hükmü gereğince hem şer’î hükmü gereğince hem de amellere karşılık olmak üzere koyduğu cezai hükmü gereğince onları idare edip yöneten O’dur. Bundan dolayı da: “O, her şeye gücü yetendir” buyurmuştur. Hiçbir şey O’nu aciz bırakmaz. Aksine her şey, O’nun meşîetine ve emrine boyun eğmektedir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah İsa -aleyhisselam'a şöyle buyurur: İşte bugün niyetleri, amelleri ve sözleri doğru olanlara doğruluklarının fayda vereceği bir gündür. Onlar için köşklerinin ve ağaçlarının altından nehirler akan cennetler vardır. Onlar o cennetlerde ebedî ikamet ederler. Onlara ölüm gelip çatmaz. Allah onlardan razı olur ve onlara ebedîyen öfkelenip gazaplanmaz. Nail olmuş oldukları kesintisiz nimetlerden dolayı onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. Bu mükâfat ve onlardan razı olması büyük bir başarıdır. Bu başarının eşi benzeri yoktur.

Kelimeler

24 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالَ kale buyurdu kök: قول
  2. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  3. هَـٰذَا haza bu
  4. يَوْمُ yevmu gündür kök: يوم
  5. يَنفَعُ yenfeu fayda sağlayacağı kök: نفع
  6. ٱلصَّـٰدِقِينَ s-sadikine sadıklara kök: صدق
  7. صِدْقُهُمْ ۚ sidkuhum doğruluklarının kök: صدق
  8. لَهُمْ lehum onlar için vardır
  9. جَنَّـٰتٌۭ cennatun cennetler kök: جنن
  10. تَجْرِى tecri akan kök: جري
  11. مِن min
  12. تَحْتِهَا tehtiha altlarından kök: تحت
  13. ٱلْأَنْهَـٰرُ l-enharu ırmaklar kök: نهر
  14. خَـٰلِدِينَ halidine kalacakları kök: خلد
  15. فِيهَآ fiha içinde
  16. أَبَدًۭا ۚ ebeden ebediyyen kök: ابد
  17. رَّضِىَ radiye razı olmuştur kök: رضو
  18. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  19. عَنْهُمْ anhum onlardan
  20. وَرَضُوا۟ ve radu onlar da razı olmuşlardır kök: رضو
  21. عَنْهُ ۚ anhu O'ndan
  22. ذَٰلِكَ zalike işte budur
  23. ٱلْفَوْزُ l-fevzu başarı kök: فوز
  24. ٱلْعَظِيمُ l-azimu büyük kök: عظم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: فوز (29 geçiş) · Aynı kök: ابد (28 geçiş) · Aynı kök: تحت (51 geçiş)

    İslam'ı ilk önce kabul eden muhacirler ve ensar ile, iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da O'ndan razı olmuşlardır.…

  • Aynı kök: فوز (29 geçiş) · Aynı kök: تحت (51 geçiş) · Aynı kök: جري (64 geçiş)

    Allah, mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara, ebedi olarak kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde çok güzel köşkler…

  • Aynı kök: ابد (28 geçiş) · Aynı kök: تحت (51 geçiş) · Aynı kök: جري (64 geçiş)

    Rableri katında onların mükafatı, içlerinden ırmaklar akan, içlerinde ebedi kalacakları Adn cennetleridir. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da…

  • Aynı kök: فوز (29 geçiş) · Aynı kök: ابد (28 geçiş) · Aynı kök: تحت (51 geçiş)

    Toplanma vakti için Allah'ın sizi toplayacağı günü düşün. O gün aldanışın ortaya çıkacağı gündür. Kim Allah'a inanır ve salih amel işlerse, Allah…

  • Aynı kök: ابد (28 geçiş) · Aynı kök: تحت (51 geçiş) · Aynı kök: جري (64 geçiş)

    İman edip salih ameller işleyenleri de ebedi olarak kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Allah, gerçek bir vaadde bulunmuştur.…

  • Aynı kök: تحت (51 geçiş) · Aynı kök: جري (64 geçiş) · Aynı kök: رضو (73 geçiş)

    De ki: "Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde…

  • Aynı kök: تحت (51 geçiş) · Aynı kök: جري (64 geçiş) · Aynı kök: رضو (73 geçiş)

    Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun, babaları, oğulları, kardeşleri yahut kendi soy sopları olsalar bile, Allah'a ve peygamberine…

  • Aynı kök: ابد (28 geçiş) · Aynı kök: تحت (51 geçiş) · Aynı kök: جري (64 geçiş)

    İman edip salih ameller işleyenleri ise, içinden ırmaklar akan, içlerinde ebedi kalacakları cennetlere koyacağız. Onlara orada tertemiz eşler vardır.…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Allah şöyle demiş (olacak)tır: "Bu(gün), doğrulara, doğruluklarının yarar sağlayacağı gündür. Onlara, içinde ebedî kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Allah kendilerinden razı, onlar da O'ndan memnun olmuşlardır. dipnot 1 İşte bu, büyük kurtuluştur."

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Tevbe 9:100; Mücâdele 58:22; Beyyine 98:8.

Mustafa İslamoğlu

(O gün) Allah şöyle diyecek: "Bugün, sözlerine sadık olanların sadaketlerinin hayrını görecekleri gündür. Zemininden ırmaklar çağlayan, içinde ebedi kalacakları cennetler onlarındır. Allah onlardan razı, onlar da Allah'tan razıdırlar: İşte bu muhteşem bir başarıdır.

Muhammed Esed

(Ve Hesap Günü) Allah şöyle diyecektir. "Bugün sözlerine sadık olanlar hakikate sadakatlerinin faydasını görecekler: sonsuza kadar kalacakları, içinden ırmaklar akan hasbahçeler onların olacak; Allah onlardan çok hoşnuttur ve onlar da Allahtan çok hoşnutturlar: Bu büyük bir mazhariyettir".

Ahmed Hulusi

Allah buyurdu: "Bu, sadıklara, tasdiklerinin (hakikati şüphesiz ve tereddütsüz) sonucunun yaşandığı gündür! İçinde ebedi kalıcılar olarak, altlarından nehirler akan cennetler var onlar için". . . Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı. . . İşte budur büyük kurtuluş!

Ali Bulaç

Allah dedi ki: "Bu, doğrulara, doğru söylemelerinin yarar sağladığı gündür. Onlar için, içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı oldu, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur."

Ali Özek ve heyeti

(Bu konuşmadan sonra) Allah şöyle dedi: Bu, doğrulara, doğruluklarının fayda vereceği gündür. Onlara, içinde ebedî kalacakları , zemininden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş ve kazanç budur.

Ali Rıza Safa

Allah dedi ki: "Bugün, doğruyu söyleyenlere, doğruluklarının yarar sağlayacağı gündür. Onlar için, altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Sonsuza dek orada kalacaklardır. Allah, onlardan hoşnut olmuştur. Onlar da O'ndan hoşnut olmuşlardır. En büyük başarı, işte budur!"

Bayraktar Bayraklı

Bu konuşmadan sonra Allah şöyle buyuracaktır: "Bu, doğrulara, doğruluklarının fayda vereceği gündür. Onlara, içinde süreli kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş budur."

Edip Yüksel

ALLAH ilan edecek: "Bu, doğrulara doğruluklarının yarar sağladığı gündür." Onlar için içlerinden ırmaklar akan ve orada sürekli kalacakları bahçeler var. ALLAH onlardan, onlar da O'ndan hoşnut olmuştur. Büyük başarı işte bu...

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH ilan edecek: 'Bu, doğrulara doğruluklarının yarar sağladığı gündür.' Onlar için içlerinden ırmaklar akan ve orada sürekli kalacakları cennetler (bahçeler) var. ALLAH onlardan, onlar da O'ndan hoşnut olmuştur. Büyük başarı işte bu...

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah buyurur ki: "İşte bu, doğrulara, doğruluklarının fayda vereceği gündür. Onlar için, altlarından ırmaklar akan, içlerinde ebedi kalacakları cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan. İşte o büyük kurtuluş budur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Allah buyurur ki: bu, işte sadıklara sadakatlerinin faide vereceği gündür, onlara altından ırmaklar akar cennetler var ebediyyen içlerinde kalmak üzere onlar, Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allahdan razı, işte o fevzı azim bu

Erhan Aktaş

Allah: "Bugün, doğruluklarının doğrulara fayda sağlayacağı gündür." dedi. Onlar için, içinden nehirlerin aktığı Cennetler vardır. Orada süresiz kalacaklar. Allah onlardan, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük başarı budur.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah: "Bugün, doğruluklarının doğrulara fayda sağlayacağı gündür." dedi. Onlar için, içinden nehirlerin aktığı Cennetler vardır. Orada süresiz kalacaklar. Allah onlardan, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük başarı budur.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah: "Bugün, doğruluklarının doğrulara fayda sağlayacağı gündür." dedi. Onlar için, içinden nehirlerin aktığı cennetler dipnot 1 vardır. Orada süresiz kalacaklar. Allah onlardan, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük başarı budur.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bahçeler.

Gültekin Onan

Tanrı dedi ki: "Bu, doğrulara doğru söylemelerinin yarar sağladığı gündür. Onlar için altlarından ırmaklar akan ve orada ebediyen kalacakları cennetler vardır. Tanrı onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur."

Hasan Basri Çantay

(Bu sual ve cevablardan sonra) Allah dedi (diyecek) ki: "Bu (gün) doğru söyleyenlerin sadakatları kendilerine faide vereceği bir gündür. Altından ırmaklar akan cennetler — ki orada ebedi ve daimi kalıcıdırlar — Onlarındır. Allah kendilerinden raazi olmuşdur, kendileri de Ondan raazi olmuşlardır ve işte bu, en büyük kurtuluş ve seadetdir".

İbni Kesir

Allah buyurdu ki: Bu, doğru söyleyenlerin doğruluklarının fayda verdiği gündür. Onlara; altından ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetler vardır. Allah; onlardan hoşnud olmuştur, onlar da Allah'dan hoşnud olmuşlardır. Büyük kurtuluş işte budur.

Mehmet Alagaş

(119-120) Allah dedi ki bugün, sözüne bağlılara / sadıklara bağlılıklarının / sadakatlerinin fayda vereceği gündür, onlara altlarından nehirler akan cennetler vardır, oralarda ebedi olarak kalıcıdırlar, Allah onlardan hoşnut oluştur onlarda O’ndan hoşnutlar, işte bu büyük bir başarıdır, semaların, yerin ve bu ikisinin içinde olanların egemenliği / mülkiyeti / (onlar hakkında dilediğini yapabilme özgürlüğü) Allah’a aittir. Ve O her şeyi güç yetirip ayarlayandır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Allah, şöyle diyecek: “Bugün, doğrulara, doğruluklarının yarar sağlayacağı gündür.” Onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler vardır. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte bu büyük başarıdır.

Süleyman Ateş

Allah buyurdu: "Bu, sadıklara, doğruluklarının fayda sağlayacağı gündür. Onlar için altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler vardır." Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük başarı budur!

Süleymaniye Vakfı

Allah şöyle diyecektir: Doğru olanlara doğruluklarının fayda vereceği gün işte bugündür. İçinden ırmaklar akan cennetler onlarındır. Orada ölümsüz olarak sonsuza dek kalacaklardır dipnot 1 . Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. Büyük başarı budur.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kur'an'da, cennetlik ve cehennemlik olanlar için iki kelime kullanılır. Birisi 'ebeden' diğeri 'halid'tir. Ebeden, 'sonsuza kadar', halid ise 'ölümsüz olan' anlamına gelir. Cennetlikler için Nisa 4/57,122; Maide 5/119, Tevbe 9/22,100; Tegabun 64/9, Talak 65/11, Beyyine 98/8 ayetlerine; cehennemlikler için Nisa 4/169, Ahzab 33/65, Cin 72/23 ayetlerine bakınız.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah diyecek ki "Bugün doğruların doğruluklarından yararlanacağı gündür. İçinden ırmaklar akan cennetler onlarındır ve ebediyen orada kalacaklardır. Allah onlardan razıdır, onlar da Allah'tan razı olacaklardır. En büyük kurtuluş işte budur."

Şaban Britch

Allah şöyle der: İşte bugün, doğrulara doğruluklarının fayda vereceği bir gündür. Onlar için, içinde ebedi kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuştur. Onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte bu, büyük bir kazançtır.

Şaban Piriş

Allah ise şöyle dedi: -İşte bugün, doğrulara doğrulukları fayda verir. Onlar için, içinde ebedi kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuştur. Onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte bu, büyük bir kurtuluştur.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah buyurdu: "Özü-sözü doğru olanlara, doğruluklarının yarar sağlayacağı gün budur. Altlarından ırmaklar akan cennetler var onlar için. Sonsuza dek kalacaklardır orada." Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte budur büyük kurtuluş.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

There and then says Allah "This is the Day when truth shall advantage the virtuous, and truthfulness is their attribute. There awaits them a blissful life in gardens of surpassing beauty beneath which rivers flow wherein they will have passed through nature to Eternity, Allah well pleased with them and they with Him. This is indeed triumph supreme".

Abdul Haleem

God will say, ‘This is a Day when the truthful will benefit from their truthfulness. They will have Gardens graced with flowing streams, there to remain for ever. God is pleased with them and they with Him: that is the supreme triumph.’

Abdullah Yusuf Ali

Allah will say: "This is a day on which the truthful will profit from their truth: theirs are gardens, with rivers flowing beneath,- their eternal Home: Allah well-pleased with them, and they with Allah: That is the great salvation, (the fulfilment of all desires).

Abul A'la Maududi

Thereupon Allah will say: 'This day truthfulness shall profit the truthful. For them are Gardens beneath which rivers flow. There they will abide for ever. Allah is well- pleased with them, and they well-pleased with Allah. That indeed is the mighty triumph.'

Aisha Bewley

Allah will say, ‘This is the Day when the sincerity of the sincere will benefit them. They will have Gardens with rivers flowing under them, remaining in them timelessly, for ever and ever. Allah is pleased with them and they are pleased with Him. That is the Great Victory.’

Al-Hilali & Khan

Allâh will say: "This is a Day on which the truthful will profit from their truth: theirs are Gardens under which rivers flow (in Paradise) - they shall abide therein forever. Allâh is pleased with them and they with Him. That is the great success (Paradise).

Ali Quli Qarai

Allah will say, ‘This day truthfulness shall benefit the truthful. For them there will be gardens with streams running in them, to remain in them forever. Allah is pleased with them and they are pleased with Him. That is the great success.’

Amatul Rahman Omar

Allâh said, `This is the day when their truth shall benefit the truthful. They shall have Gardens served with running streams (to keep them green and flourishing); there they shall live for ever and ever. Allâh is well pleased with them and they are well pleased with Him. That indeed is the greatest triumph.'

Arthur John Arberry

God said, 'This is the day the truthful shall be profited by their truthfulness. For them await gardens underneath which rivers flow, therein dwelling forever and ever; God being well-pleased with them and they well-pleased with Him; that is the mighty triumph.'

Bijan Moeinian

Then God will say: "This is the Day that the truthfulness of the truthful ones will save them. Theirs is the Gardens under which the rivers flow. They will stay there forever. God is pleased with them and they are grateful to their Lord; this is indeed the greatest success."

E. Henry Palmer

God said, 'This is the day when their confession shall profit the, confessors, for them are gardens beneath which rivers flow, to dwell therein for ever and for aye. ' God is well pleased with them, and they well pleased with Him; that is the mighty happiness.

Edip-Layth

God will say, "This is a day when the truth will benefit the truthful." They will have gardens with rivers flowing beneath; eternally they will abide therein. God has become pleased with them and they are pleased with Him. Such is the greatest victory.

George Sale

Allah will say, 'This is a day when only the truthful shall profit by their truthfulness. For them are Gardens beneath which streams flow; therein shall they abide forever. Allah is well pleased with them, and they are well pleased with Him; that indeed is the supreme achievement.'

Hamid S. Aziz

Allah said, "This is the day when their truthfulness shall profit the truthful, for them are Gardens beneath which rivers flow, wherein they dwell in security for ever. Allah is well pleased with them, and they well pleased with Him; that is the great triumph (happiness, fulfilment, achievement, success)."

Mahmoud Ghali

Allah said, "This is the Day the sincere ones will profit by their sincerity (Literally: their sincerity will benefit the sincere "ones"). For them are Gardens from beneath which Rivers run, eternally (abiding) therein forever. Allah is satisfied with them, and they are satisfied with Him. That is the magnificent triumph."

Marmaduke Pickthall

Allah saith: This is a day in which their truthfulness profiteth the truthful, for theirs are Gardens underneath which rivers flow, wherein they are secure for ever, Allah taking pleasure in them and they in Him. That is the great triumph.

Mohamed Ahmed - Samira

God will say: 'This is the day when the truthful shall profit by their truthfulness. For them will be gardens with streams running by, where they will for ever abide." God will accept them, and they will be gratified in (obeying) Him. This will surely be happiness supreme.

Muhammad Asad

[AND on Judgment Day] God will say: "Today, their truthfulness shall benefit all who have been true to their word: theirs shall be gardens through which running waters flow, therein to abide beyond the count of time; well-pleased is God with them, and well-pleased are they with Him: this is the triumph supreme. "

Mustafa Khattab

Allah will declare, "This is the Day when ˹only˺ the faithful will benefit from their faithfulness. Theirs are Gardens under which rivers flow, to stay there for ever and ever. Allah is pleased with them and they are pleased with Him. That is the ultimate triumph."

Progressive Muslims

God will Say: "This is a Day when the truth will benefit the truthful; they will have gardens with rivers flowing beneath, eternally they will abide therein; God has become pleased with them and they are pleased with Him. Such is the greatest victory."

Rashad Khalifa

GOD will proclaim, "This is a day when the truthful will be saved by their truthfulness." They have deserved gardens with flowing streams. They abide therein forever. GOD is pleased with them, and they are pleased with Him. This is the greatest triumph.

Sahih International

Allah will say, "This is the Day when the truthful will benefit from their truthfulness. " For them are gardens [in Paradise] beneath which rivers flow, wherein they will abide forever, Allah being pleased with them, and they with Him. That is the great attainment.

Sam Gerrans

God will say: “This is the day in which their truthfulness benefits the truthful.” They have gardens beneath which rivers flow, they abiding eternally therein forever; God is pleased with them, and they pleased with Him; that is the Great Achievement.

Shabbir Ahmed

Allah will say, "This is a Day when the truthful will benefit form their truthfulness. For them are Gardens with rivers flowing beneath, wherein they will be immortal. Allah is pleased with them and they are pleased with Him. This is the Greatest Triumph."

Syed Vickar Ahamed

Allah will say: "This is a day on which the truthful will profit from their truth: Theirs are Gardens, with rivers flowing below— Their eternal Home: Allah well-pleased with them, and they with Allah: That is the great Joy (and Peace, the fulfillment of all desires). "

Taqi Usmani

Allah will say, "This is a day on which the truth of the truthful shall benefit them. For them there are gardens beneath which rivers flow, where they will live forever. Allah is well-pleased with them and they are well-pleased with Him. That is the great achievement.

The Monotheist Group

God will say: "This is a Day when the truth will benefit the truthful; they will have estates with rivers flowing beneath them, abiding therein eternally; God has become pleased with them and they are pleased with Him. Such is the greatest victory."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 119. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 119. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 119. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩