9. sure

Tevbe Suresi التوبة

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 14 konu
  1. Müşriklerle antlaşmaların bozulması ve berâet ilanı 1–16 karşılaştır — Müşriklerle antlaşmaların bozulması ve berâet ilanı
  2. Mescidlerin imarı; akrabayı Allah'a tercih etmemek 17–24 karşılaştır — Mescidlerin imarı; akrabayı Allah'a tercih etmemek
  3. Huneyn günü ve cizye 25–29 karşılaştır — Huneyn günü ve cizye
  4. Hahamlar ve rahipler; haram aylar 30–37 karşılaştır — Hahamlar ve rahipler; haram aylar
  5. Sefere çağrı ve ağırdan alanlar 38–49 karşılaştır — Sefere çağrı ve ağırdan alanlar
  6. Münafıkların tutumu ve sadakalar hakkında dil uzatmaları 50–59 karşılaştır — Münafıkların tutumu ve sadakalar hakkında dil uzatmaları
  7. Zekâtın sarf yerleri; münafık erkekler ve kadınlar 60–72 karşılaştır — Zekâtın sarf yerleri; münafık erkekler ve kadınlar
  8. Münafıklarla cihad ve verdikleri sözü tutmayanlar 73–80 karşılaştır — Münafıklarla cihad ve verdikleri sözü tutmayanlar
  9. Seferden geri kalanlar; cenaze namazı yasağı 81–89 karşılaştır — Seferden geri kalanlar; cenaze namazı yasağı
  10. Bedevîler: mazeret ileri sürenler ve samimi olanlar 90–99 karşılaştır — Bedevîler: mazeret ileri sürenler ve samimi olanlar
  11. Öne geçen muhacirler ve ensar; günahını itiraf edenler 100–106 karşılaştır — Öne geçen muhacirler ve ensar; günahını itiraf edenler
  12. Mescid-i Dırâr 107–110 karşılaştır — Mescid-i Dırâr
  13. Allah'ın mü'minlerden satın alması; tövbesi kabul edilen üç kişi 111–118 karşılaştır — Allah'ın mü'minlerden satın alması; tövbesi kabul edilen üç kişi
  14. Sadıklarla beraber olun; her sureye verilen tepkiler ve kapanış 119–129 karşılaştır — Sadıklarla beraber olun; her sureye verilen tepkiler ve kapanış

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

Müşriklerle antlaşmaların bozulması ve berâet ilanı 1–16

  1. Tevbe suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 1. ayet. بَرَآءَةٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦٓ إِلَى ٱلَّذِينَ عَٰهَدتُّم مِّنَ ٱلْمُشْرِكِينَ

    berâetüm mine-llâhi verasûlihî ile-lleẕîne `âhettüm mine-lmüşrikîn.

    Mehmet Okuyan

    (Bu), Allah ve Elçisi'nden kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz müşriklere bir ayrılış (uyarısı)dır! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sure ültimatom, son uyarı ve saldıranlara karşı savaş ayetleriyle başladığı için başında [Besmele] yoktur.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 1. ayet

  2. Tevbe suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 2. ayet. فَسِيحُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِى ٱللَّهِ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُخْزِى ٱلْكَٰفِرِينَ

    fesîḥû fi-l'arḍi erbe`ate eşhüriv va`lemû enneküm gayru mü`cizi-llâhi veenne-llâhe muḫzi-lkâfirîn.

    Mehmet Okuyan

    Yeryüzünde dört ay daha dolaşın! İyi bilin ki Allah'ı aciz bırakıcı değilsiniz; Allah ise kâfirleri rezil edecektir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 2. ayet

  3. Tevbe suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 3. ayet. وَأَذَٰنٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦٓ إِلَى ٱلنَّاسِ يَوْمَ ٱلْحَجِّ ٱلْأَكْبَرِ أَنَّ ٱللَّهَ بَرِىٓءٌ مِّنَ ٱلْمُشْرِكِينَ وَرَسُولُهُۥ فَإِن تُبْتُمْ فَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَإِن تَوَلَّيْتُمْ فَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِى ٱللَّهِ وَبَشِّرِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ

    veeẕânüm mine-llâhi verasûlihî ile-nnâsi yevme-lḥacci-l'ekberi enne-llâhe berîüm mine-lmüşrikîne verasûlüh. fein tübtüm fehüve ḫayrul leküm. vein tevelleytüm fa`lemû enneküm gayru mü`cizi-llâh. vebeşşiri-lleẕîne keferû bi`aẕâbin elîm.

    Mehmet Okuyan

    (Bu), en büyük hac gününde dipnot 1 Allah ve Elçisinden (bütün) insanlara bir bildiridir: Allah müşriklerden uzaktır, Elçisi de. Tevbe ederseniz, bu sizin için hayırlı olandır. Yüz çevirirseniz, bilin ki siz Allah'ı aciz bırakacak değilsiniz. O kâfir olanlara elem verici bir azabı müjdele!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [el-Haccu'l-ekberu] tamlaması "en büyük hac günü" anlamına gelmektedir. Sözü edilen bu günün Zilhicce'nin onuncu günü yani Kurban Bayramı'nın birinci günü olduğu genel kabul gören görüştür. Bunun Hz. Muhammed'in katıldığı tek hac olan Veda haccı olduğu da önemli bir görüş olarak dile getirilmektedir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 3. ayet

  4. Tevbe suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 4. ayet. إِلَّا ٱلَّذِينَ عَٰهَدتُّم مِّنَ ٱلْمُشْرِكِينَ ثُمَّ لَمْ يَنقُصُوكُمْ شَيْـًٔا وَلَمْ يُظَٰهِرُوا۟ عَلَيْكُمْ أَحَدًا فَأَتِمُّوٓا۟ إِلَيْهِمْ عَهْدَهُمْ إِلَىٰ مُدَّتِهِمْ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُتَّقِينَ

    ille-lleẕîne `âhettüm mine-lmüşrikîne ŝümme lem yenḳuṣûküm şey'ev velem yüżahirû `aleyküm eḥaden feetimmû ileyhim `ahdehüm ilâ müddetihim. inne-llâhe yüḥibbü-lmütteḳîn.

    Mehmet Okuyan

    Ancak kendileriyle antlaşma yaptığınız müşriklerden (antlaşma şartlarına uyan), hiçbir şeyi size eksik bırakmayan ve sizin aleyhinize herhangi bir kimseye arka çıkmayanlar (bu hükmün) dışındadır. Onların antlaşmalarını süreleri bitinceye kadar tamamlayın! Şüphesiz ki Allah muttakîleri (duyarlı olanları) sever.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 4. ayet

  5. Tevbe suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 5. ayet. فَإِذَا ٱنسَلَخَ ٱلْأَشْهُرُ ٱلْحُرُمُ فَٱقْتُلُوا۟ ٱلْمُشْرِكِينَ حَيْثُ وَجَدتُّمُوهُمْ وَخُذُوهُمْ وَٱحْصُرُوهُمْ وَٱقْعُدُوا۟ لَهُمْ كُلَّ مَرْصَدٍ فَإِن تَابُوا۟ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُا۟ ٱلزَّكَوٰةَ فَخَلُّوا۟ سَبِيلَهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    feiẕe-nseleḫa-l'eşhüru-lḥurumü faḳtülü-lmüşrikîne ḥayŝü vecettümûhüm veḫuẕûhüm vaḥṣurûhüm vaḳ`udû lehüm külle merṣad. fein tâbû veeḳâmu-ṣṣalâte veâtevu-zzekâte feḫallû sebîlehüm. inne-llâhe gafûrur raḥîm.

    Mehmet Okuyan

    Haram aylar çıkınca (antlaşmayı bozan) o müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün; dipnot 1 onları yakalayın; onları hapsedin ve onları her gözetleme yerinde oturup bekleyin! Tevbe eder, namazı kılar, zekâtı da verirlerse artık yollarını serbest bırakın! Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet [el-müşrikîne] kelimesinin başındaki [eliflâm] takısı gereği herhangi bir müşriki değil, antlaşmayı bozan, fiilî savaş durumunda olan müşriklerle ilgilidir. Bu ayet Bakara 2:190-193, 256, Nisâ 4:89-91, Enfâl 8:39-40, Tevbe 9:2-4, 12, 36, 73, 123; Hacc 22:39, Mümtehine 60:8-9, Tahrîm 66:9 ile okunmalıdır.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 5. ayet

  6. Tevbe suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 6. ayet. وَإِنْ أَحَدٌ مِّنَ ٱلْمُشْرِكِينَ ٱسْتَجَارَكَ فَأَجِرْهُ حَتَّىٰ يَسْمَعَ كَلَٰمَ ٱللَّهِ ثُمَّ أَبْلِغْهُ مَأْمَنَهُۥ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لَّا يَعْلَمُونَ

    vein eḥadüm mine-lmüşrikîne-stecârake feecirhü ḥattâ yesme`a kelâme-llâhi ŝümme eblighü me'meneh. ẕâlike biennehüm ḳavmül lâ ya`lemûn.

    Mehmet Okuyan

    Müşriklerden biri senden yakınlık (güvence) dilerse, Allah'ın kelamını (duyup) dinleyinceye kadar ona yakınlık (güvence) ver! Sonra (Müslüman olmazsa) onu güven içinde bulunacağı bir yere ulaştır! İşte bu (hoşgörü, gerçeği) bilmeyen bir topluluk olmalarından dolayıdır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Tevbe 9:5'teki hükmün mesajını doğru anlamada çok önemlidir; yani bu ayet inançsız olup her önüne geleni öldürmenin bir emir olmadığını, aksine onlara fırsat verilmesi gerektiğini, iman etmezlerse de güvence içerisinde onları güvenli bir yere ulaştırmanın gerekliliği hükmünü içermektedir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 6. ayet

  7. Tevbe suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 7. ayet. كَيْفَ يَكُونُ لِلْمُشْرِكِينَ عَهْدٌ عِندَ ٱللَّهِ وَعِندَ رَسُولِهِۦٓ إِلَّا ٱلَّذِينَ عَٰهَدتُّمْ عِندَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ فَمَا ٱسْتَقَٰمُوا۟ لَكُمْ فَٱسْتَقِيمُوا۟ لَهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُتَّقِينَ

    keyfe yekûnü lilmüşrikîne `ahdün `inde-llâhi ve`inde rasûlihî ille-lleẕîne `âhettüm `inde-lmescidi-lḥarâm. feme-steḳâmû leküm festeḳîmû lehüm. inne-llâhe yüḥibbü-lmütteḳîn.

    Mehmet Okuyan

    Mescid-i Haram'ın yanında kendileriyle antlaşma yaptıklarınızın dışında, müşriklerin Allah ve Elçisi yanında nasıl bir sözü olabilir ki! dipnot 1 Onlar size karşı dürüst davrandıkları sürece siz de onlara dürüst davranın! Şüphesiz ki Allah muttakîleri (duyarlı olanları) sever.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah müslümanlarla müşriklerin sözleşme yapmaları ve antlaşma imzalamalarıyla ilgili olarak bir detay vermekte, Mescid-i Haram'da antlaşma yapılanlar hariç, içlerinde ihanet bulunanların Allah ve Elçisi katında da sözleşmelerinin olamayacağını ifade etmektedir. Bu kişilerin kötü niyetli olduklarının delili bir sonraki ayetteki bilgilerdir. Böyle olunca sözlerinde durmayan kişilerin yaptıkları antlaşmaların Allah ve Elçisi katında hiçbir değerinin olmadığı bildirilmektedir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 7. ayet

  8. Tevbe suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 8. ayet. كَيْفَ وَإِن يَظْهَرُوا۟ عَلَيْكُمْ لَا يَرْقُبُوا۟ فِيكُمْ إِلًّا وَلَا ذِمَّةً يُرْضُونَكُم بِأَفْوَٰهِهِمْ وَتَأْبَىٰ قُلُوبُهُمْ وَأَكْثَرُهُمْ فَٰسِقُونَ

    keyfe veiy yażherû `aleyküm lâ yerḳubû fîküm illev velâ ẕimmeh. yürḍûneküm biefvâhihim vete'bâ ḳulûbühüm. veekŝeruhüm fâsiḳûn.

    Mehmet Okuyan

    Nasıl (onların bir sözü) olabilir ki! Onlar size galip gelselerdi, sizin hakkınızda söz de antlaşma da gözetmezlerdi. Onlar ağızlarıyla sizi razı ediyorlar; (oysa) kalpleri yüz çeviriyor. Onların çoğu yoldan çıkmışlardır.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 8. ayet

  9. Tevbe suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 9. ayet. ٱشْتَرَوْا۟ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ ثَمَنًا قَلِيلًا فَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِهِۦٓ إِنَّهُمْ سَآءَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    işterav biâyâti-llâhi ŝemenen ḳalîlen feṣaddû `an sebîlih. innehüm sâe mâ kânû ya`melûn.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın ayetlerini az bir değer karşılığında sattılar ve (insanları) O'nun yolundan alıkoydular. Şüphesiz ki onların yapmakta oldukları şeyler ne kötüdür!

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 9. ayet

  10. Tevbe suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 10. ayet. لَا يَرْقُبُونَ فِى مُؤْمِنٍ إِلًّا وَلَا ذِمَّةً وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُعْتَدُونَ

    lâ yerḳubûne fî mü'minin illev velâ ẕimmeh. veülâike hümü-lmü`tedûn.

    Mehmet Okuyan

    Bir mümin hakkında söz ve antlaşma gözetmezler. (Çünkü) onlar, saldıranların ta kendileridir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 10. ayet

  11. Tevbe suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 11. ayet. فَإِن تَابُوا۟ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُا۟ ٱلزَّكَوٰةَ فَإِخْوَٰنُكُمْ فِى ٱلدِّينِ وَنُفَصِّلُ ٱلْـَٔايَٰتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

    fein tâbû veeḳâmu-ṣṣalâte veâtevu-zzekâte feiḫvânüküm fi-ddîn. venüfeṣṣilü-l'âyâti liḳavmiy ya`lemûn.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 11. ayet

  12. Tevbe suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 12. ayet. وَإِن نَّكَثُوٓا۟ أَيْمَٰنَهُم مِّنۢ بَعْدِ عَهْدِهِمْ وَطَعَنُوا۟ فِى دِينِكُمْ فَقَٰتِلُوٓا۟ أَئِمَّةَ ٱلْكُفْرِ إِنَّهُمْ لَآ أَيْمَٰنَ لَهُمْ لَعَلَّهُمْ يَنتَهُونَ

    vein nekeŝû eymânehüm mim ba`di `ahdihim veṭa`anû fî dîniküm feḳâtilû eimmete-lküfri innehüm lâ eymâne lehüm le`allehüm yentehûn.

    Mehmet Okuyan

    Antlaşmalarından sonra yeminlerini bozar ve dininize dil uzatırlarsa, yeminleri olmayan (yeminlere sadakat göstermeyen) küfrün önderlerine karşı savaşın! Umulur ki küfre son verirler. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Bakara 2:190-193, 256, Nisâ 4:89-91, Enfâl 8:39-40, Tevbe 9:2-4, 36, 123; Hacc 22:39, Mümtehine 60:8-9. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 12. ayet

  13. Tevbe suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 13. ayet. أَلَا تُقَٰتِلُونَ قَوْمًا نَّكَثُوٓا۟ أَيْمَٰنَهُمْ وَهَمُّوا۟ بِإِخْرَاجِ ٱلرَّسُولِ وَهُم بَدَءُوكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍ أَتَخْشَوْنَهُمْ فَٱللَّهُ أَحَقُّ أَن تَخْشَوْهُ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

    elâ tüḳâtilûne ḳavmen nekeŝû eymânehüm vehemmû biiḫrâci-rrasûli vehüm bedeûküm evvele merrah. etaḫşevnehüm. fellâhü eḥaḳḳu en taḫşevhü in küntüm mü'minîn.

    Mehmet Okuyan

    Antlaşma yeminlerini bozan, Elçiyi (yurdundan) çıkarmaya çalışan ve ilk önce size karşı (savaşa) başlamış olan bir kavme karşı savaşmayacak mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? dipnot 1 (Gerçek) müminlerseniz, (bilin ki) Allah kendisinden korkmanıza daha layıktır. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah antlaşma yeminlerinden dönen müşriklerle savaşılması gerektiği noktasında müslümanları teşvik etmekte, bu amaçla sözü edilen müşriklerin hem yeminlerini bozduklarını, hem Hz. Muhammed'i ve beraberindeki müminleri yurtlarından yani Mekke'den çıkarmak için ellerinden gelen her şeyi yaptıklarını, hem de müslümanlarla savaşı ilk defa onların başlattığını hatırlatmaktadır. Yüce Allah bu şekilde üç gerekçeyi bildirerek müslümanların saldıran müşriklere karşı savaşması için kendilerini teşvik etmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayetin sonundaki "gerçekten inanıyorsanız" ifadesi, müminlerin Yüce Allah'a sadece "inanmalarını" değil, aynı zamanda "güvenmeleri" gerektiğini de içermektedir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 13. ayet

  14. Tevbe suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 14. ayet. قَٰتِلُوهُمْ يُعَذِّبْهُمُ ٱللَّهُ بِأَيْدِيكُمْ وَيُخْزِهِمْ وَيَنصُرْكُمْ عَلَيْهِمْ وَيَشْفِ صُدُورَ قَوْمٍ مُّؤْمِنِينَ

    ḳâtilûhüm yü`aẕẕibhümü-llâhü bieydîküm veyuḫzihim veyenṣurküm `aleyhim veyeşfi ṣudûra ḳavmim mü'minîn.

    Mehmet Okuyan

    Onlarla savaşın ki Allah sizin ellerinizle onları cezalandırsın, onları rezil etsin; onlara karşı size yardım etsin ve mümin topluluğun kalplerini ferahlatsın! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah antlaşma yeminlerinden dönen müşriklerle savaşılması gerektiği noktasında müslümanları teşvik etmektedir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 14. ayet

  15. Tevbe suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 15. ayet. وَيُذْهِبْ غَيْظَ قُلُوبِهِمْ وَيَتُوبُ ٱللَّهُ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

    veyüẕhib gayża ḳulûbihim. veyetûbü-llâhü `alâ mey yeşâ'. vellâhü `alîmün ḥakîm.

    Mehmet Okuyan

    Kalplerinden öfkeyi gidersin! Allah dileyenin (layık gördüğünün) tevbesini kabul eder. Allah bilendir, doğru hüküm verendir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 15. ayet

  16. Tevbe suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 16. ayet. أَمْ حَسِبْتُمْ أَن تُتْرَكُوا۟ وَلَمَّا يَعْلَمِ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ جَٰهَدُوا۟ مِنكُمْ وَلَمْ يَتَّخِذُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَا رَسُولِهِۦ وَلَا ٱلْمُؤْمِنِينَ وَلِيجَةً وَٱللَّهُ خَبِيرٌۢ بِمَا تَعْمَلُونَ

    em ḥasibtüm en tütrakû velemmâ ya`lemi-llâhü-lleẕîne câhedû minküm velem yetteḫiẕû min dûni-llâhi velâ rasûlihî vele-lmü'minîne velîceh. vellâhü ḫabîrum bimâ ta`melûn.

    Mehmet Okuyan

    Yoksa Allah, sizden cihad edip (fedakârlık yapıp) Allah'tan, Elçisinden ve müminlerden başkasını kendilerine sırdaş edinmeyenleri bil(dir)meden (ortaya çıkarmadan) dipnot 1 terk edileceğinizi (bırakılacağınızı) mı sandınız? Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetteki "Allah bilsin!" ifadesi, "Allah'ın bildirmesi ve/veya ortaya çıkarması" demektir. Benzer mesajlar: Bakara 2:143; Al-i İmrân 3:140, 142, 166, 167; Kehf 18:12; ‘Ankebût 29:3, 11; Sebe' 34:21; Muhammed 47:31; Hadîd 57:25.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 16. ayet

Mescidlerin imarı; akrabayı Allah'a tercih etmemek 17–24

  1. Tevbe suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 17. ayet. مَا كَانَ لِلْمُشْرِكِينَ أَن يَعْمُرُوا۟ مَسَٰجِدَ ٱللَّهِ شَٰهِدِينَ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِم بِٱلْكُفْرِ أُو۟لَٰٓئِكَ حَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ وَفِى ٱلنَّارِ هُمْ خَٰلِدُونَ

    mâ kâne lilmüşrikîne ey ya`mürû mesâcide-llâhi şâhidîne `alâ enfüsihim bilküfr. ülâike ḥabiṭat a`mâlühüm. vefi-nnâri hüm ḫâlidûn.

    Mehmet Okuyan

    Müşriklerin, kendilerinin kâfirliğine bizzat kendileri şahitlik ederlerken, dipnot 1 Allah'ın mescitlerini imar etme görevleri yoktur. Onların bütün işleri boşa gitmiştir. Onlar, ateşte ebedî kalacaklardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ifade "kâfirliklerine kendileri şahit iken", "nefislerinin küfrünü, inkârını göre göre" manasına gelmekte, putlara tapmaları, vahyi inkâr etmeleri, Hz. Muhammed'in risaletini reddetmeleri vs. hususlar ortada dururken, Allah'ın mescitlerini inşaya, imara, onları yaşatmaya hiçbir şekilde haklarının bulunmadığı belirtilmektedir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 17. ayet

  2. Tevbe suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 18. ayet. إِنَّمَا يَعْمُرُ مَسَٰجِدَ ٱللَّهِ مَنْ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَأَقَامَ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَى ٱلزَّكَوٰةَ وَلَمْ يَخْشَ إِلَّا ٱللَّهَ فَعَسَىٰٓ أُو۟لَٰٓئِكَ أَن يَكُونُوا۟ مِنَ ٱلْمُهْتَدِينَ

    innemâ ya`müru mesâcide-llâhi men âmene billâhi velyevmi-l'âḫiri veeḳâme-ṣṣalâte veâte-zzekâte velem yaḫşe ille-llâhe fe`asâ ülâike ey yekûnû mine-lmühtedîn.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan (kişiler) ömürlendirir. dipnot 1 İşte doğru yola ulaşanlardan olmaları umulanlar bunlardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen [ya‘muru] fiili, "imar etmek"ten ziyade "ömür vermek, şenlendirmek, ayakta tutmak, layık olmak" gibi anlamlarda yorumlanmalıdır.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 18. ayet

  3. Tevbe suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 19. ayet. أَجَعَلْتُمْ سِقَايَةَ ٱلْحَآجِّ وَعِمَارَةَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ كَمَنْ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَجَٰهَدَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ لَا يَسْتَوُۥنَ عِندَ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    ece`altüm siḳâyete-lḥâcci ve`imârate-lmescidi-lḥarâmi kemen âmene billâhi velyevmi-l'âḫiri vecâhede fî sebîli-llâh. lâ yestevûne `inde-llâh. vellâhü lâ yehdi-lḳavme-żżâlimîn.

    Mehmet Okuyan

    (Ey müşrikler)! Siz hacılara su vermeyi ve Mescid-i Haram'ı onarmayı, Allah'a ve ahiret gününe iman edip Allah yolunda cihad edenlerin (fedakârlık yapanların) imanı ile bir mi tutuyorsunuz? (Oysa) onlar Allah katında eşit değillerdir. dipnot 1 Allah o zalimler topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah kendilerince yaptıkları bazı hizmetleri abartılı gösterenlerin algısını şiddetle eleştirmektedir. Bu çerçevede hac mevsiminde hacılara su hizmeti vermekle Mescid-i Haram'ı tamir etmeyi Yüce Allah'a ve ahiret gününe iman ile Allah yolunda cihad etmeyi bir sayanların bu kabulünü reddetmektedir. Yüce Allah Mekkeli müşriklerin kendilerince yapıp yeterli gördükleri bu iki işle birlikte, müslümanların Yüce Allah'a ve ahiret gününe imanlı bir şekilde Allah yolunda yapıp ettikleri her türlü fedakârlığı aynı düzeyde kabul etmeyi şiddetle reddetmektedir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 19. ayet

  4. Tevbe suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 20. ayet. ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَهَاجَرُوا۟ وَجَٰهَدُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ أَعْظَمُ دَرَجَةً عِندَ ٱللَّهِ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَآئِزُونَ

    elleẕîne âmenû vehâcerû vecâhedû fî sebîli-llâhi biemvâlihim veenfüsihim a`żamü deraceten `inde-llâh. veülâike hümü-lfâizûn.

    Mehmet Okuyan

    İman edip hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler (fedakârlık yapanlar), derece bakımından Allah katında daha üstündürler. İşte onlar kurtulanların ta kendileridir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 20. ayet

  5. Tevbe suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 21. ayet. يُبَشِّرُهُمْ رَبُّهُم بِرَحْمَةٍ مِّنْهُ وَرِضْوَٰنٍ وَجَنَّٰتٍ لَّهُمْ فِيهَا نَعِيمٌ مُّقِيمٌ

    yübeşşiruhüm rabbühüm biraḥmetim minhü veriḍvâniv vecennâtil lehüm fîhâ ne`îmüm müḳîm.

    Mehmet Okuyan

    Rableri onlara, tarafından bir merhamet ve hoşnutluk ile kendileri için içinde kalıcı (tükenmez) nimetler bulunan cennetler müjdeler.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 21. ayet

  6. Tevbe suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 22. ayet. خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا إِنَّ ٱللَّهَ عِندَهُۥٓ أَجْرٌ عَظِيمٌ

    ḫâlidîne fîhâ ebedâ. inne-llâhe `indehû ecrun `ażîm.

    Mehmet Okuyan

    Onlar orada ebedî kalacaklardır. Şüphesiz ki büyük ödül yalnızca Allah'ın katındadır.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 22. ayet

  7. Tevbe suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 23. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَّخِذُوٓا۟ ءَابَآءَكُمْ وَإِخْوَٰنَكُمْ أَوْلِيَآءَ إِنِ ٱسْتَحَبُّوا۟ ٱلْكُفْرَ عَلَى ٱلْإِيمَٰنِ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tetteḫiẕû âbâeküm veiḫvâneküm evliyâe ini-steḥabbü-lküfra `ale-l'îmân. vemey yetevellehüm minküm feülâike hümu-żżâlimûn.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Küfrü imana tercih ediyorlarsa dipnot 1 babalarınızı ve kardeşlerinizi (bile) dostlar edinmeyin! Sizden kim onları dost edinirse işte onlar zalimlerin ta kendileridir. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki [istehabbû] fiili "tercih etmek" anlamına gelebileceği gibi "sevmek" anlamına da gelebilir. Benzer mesajlar: İbrâhîm 14:3; Nahl 16:107; Fussilet 41:17.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yüce Allah burada bir sevgi-iman ilişkisi ortaya koymaktadır. Bu çerçevede eğer karşı tarafta inkarcılık ve onları sevdirme girişimi varsa kişinin en yakınları bile olsalar bunu yapanların dost edinilmemesi gerektiği belirtilmektedir. Al-i İmrân 3:28, Nisâ 4:138-139, 144, Mâide 5:51, 57, Mümtehine 60:1, 9 gibi ayetlerde ifade edildiği üzere, inkârcıları, yahudileri ve hristiyanları dost edinmemek gerektiği bildirilmektedir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 23. ayet

  8. Tevbe suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 24. ayet. قُلْ إِن كَانَ ءَابَآؤُكُمْ وَأَبْنَآؤُكُمْ وَإِخْوَٰنُكُمْ وَأَزْوَٰجُكُمْ وَعَشِيرَتُكُمْ وَأَمْوَٰلٌ ٱقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَٰرَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَٰكِنُ تَرْضَوْنَهَآ أَحَبَّ إِلَيْكُم مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَجِهَادٍ فِى سَبِيلِهِۦ فَتَرَبَّصُوا۟ حَتَّىٰ يَأْتِىَ ٱللَّهُ بِأَمْرِهِۦ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْفَٰسِقِينَ

    ḳul in kâne âbâüküm veebnâüküm veiḫvânüküm veezvâcüküm ve`aşîratüküm veemvâlün-ḳteraftümûhâ veticâratün taḫşevne kesâdehâ vemesâkinü terḍavnehâ eḥabbe ileyküm mine-llâhi verasûlihî vecihâdin fî sebîlihî feterabbeṣû ḥattâ ye'tiye-llâhü biemrih. vellâhü lâ yehdi-lḳavme-lfâsiḳîn.

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, kesada uğramasından (yok olup gitmesinden) korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah'tan, Elçisinden ve Allah yolunda cihad etmekten (fedakârlık yapmaktan) daha sevgili ise artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin!" dipnot 1 Allah yoldan çıkanlar topluluğunu doğru yola ulaştırmaz. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen "emir"den maksat, Yüce Allah'ın "azap emri"dir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet müslümanlara bir sevgi ahlakı öğretmekte, Allah sevgisinin önüne başka sevgileri geçirmemek gerektiği mesajını içermektedir. Bu ayet Mücâdele 58:22 ve Mümtehine 60:1. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 24. ayet

Huneyn günü ve cizye 25–29

  1. Tevbe suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 25. ayet. لَقَدْ نَصَرَكُمُ ٱللَّهُ فِى مَوَاطِنَ كَثِيرَةٍ وَيَوْمَ حُنَيْنٍ إِذْ أَعْجَبَتْكُمْ كَثْرَتُكُمْ فَلَمْ تُغْنِ عَنكُمْ شَيْـًٔا وَضَاقَتْ عَلَيْكُمُ ٱلْأَرْضُ بِمَا رَحُبَتْ ثُمَّ وَلَّيْتُم مُّدْبِرِينَ

    leḳad neṣarakümü-llâhü fî mevâṭine keŝîrativ veyevme ḥuneynin iẕ a`cebetküm keŝratüküm felem tugni `anküm şey'ev veḍâḳat `aleykümü-l'arḍu bimâ raḥubet ŝümme velleytüm müdbirîn.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Allah birçok yerde ve Huneyn gününde dipnot 1 size yardım etmişti. Hani çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş, (fakat bu durum) sizden hiçbir (sıkıntıyı) gidermemişti. dipnot 2 Yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti; dipnot 3 sonunda (bozulup) geri dönenler olarak yüz çevirmiştiniz (kaçmıştınız).

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Huneyn, Mekke ile Taif arasında, Taif'e üç mil uzakta bir vadidir. (Huneyn'de) iki ordu karşı karşıya gelince, müslümanlardan birisi ‘Biz bugün bu az sayıdaki ordu karşısında mağlup olmayacağız!' demiş, bu kelime Hz. Muhammed'i üzmüştü. İşte Yüce Allah'ın "Çokluğunuz sizi gururlandırmıştı" hitabında kastedilen budur (Râzî, [Mefâtîhu'l-Ğayb], XVI, 21).
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu cümle savaşta kalabalıkların değil, inanmış, kaliteli kişilerin galip geleceğini göstermektedir. Benzer mesajlar: Bakara 2:249; Enfâl 8:19, 65.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesaj: Tevbe 9:118.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 25. ayet

  2. Tevbe suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 26. ayet. ثُمَّ أَنزَلَ ٱللَّهُ سَكِينَتَهُۥ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ وَعَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ وَأَنزَلَ جُنُودًا لَّمْ تَرَوْهَا وَعَذَّبَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَذَٰلِكَ جَزَآءُ ٱلْكَٰفِرِينَ

    ŝümme enzele-llâhü sekînetehû `alâ rasûlihî ve`ale-lmü'minîne veenzele cünûdel lem teravhâ ve`aẕẕebe-lleẕîne keferû. veẕâlike cezâü-lkâfirîn.

    Mehmet Okuyan

    Sonra Allah, Elçisine ve müminlere güven indirmişti. Sizin görmediğiniz ordular (melekler) göndermişti dipnot 1 de kâfirlere azap etmişti. İşte bu, kâfir olanların cezasıdır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Tevbe 9:40; Ahzâb 33:9.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 26. ayet

  3. Tevbe suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 27. ayet. ثُمَّ يَتُوبُ ٱللَّهُ مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    ŝümme yetûbü-llâhü mim ba`di ẕâlike `alâ mey yeşâ'. vellâhü gafûrur raḥîm.

    Mehmet Okuyan

    Sonra Allah bunun ardından yine dilediğinin (layık olanın) tevbesini kabul edecektir. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 27. ayet

  4. Tevbe suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 28. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّمَا ٱلْمُشْرِكُونَ نَجَسٌ فَلَا يَقْرَبُوا۟ ٱلْمَسْجِدَ ٱلْحَرَامَ بَعْدَ عَامِهِمْ هَٰذَا وَإِنْ خِفْتُمْ عَيْلَةً فَسَوْفَ يُغْنِيكُمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦٓ إِن شَآءَ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû inneme-lmüşrikûne necesün felâ yaḳrabü-lmescide-lḥarâme ba`de `âmihim hâẕâ. vein ḫiftüm `ayleten fesevfe yugnîkümü-llâhü min faḍlihî in şâ'. inne-llâhe `alîmün ḥakîm.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Müşrikler ancak bir pisliktir. dipnot 1 Onun için bu yıllarından sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar! Yoksulluktan korkarsanız, (bilin ki) Allah dilerse sizi kendi lütfundan zengin edecektir. Şüphesiz ki Allah bilendir, doğru hüküm verendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki [neces] "pislik" kelimesi, müşriklerin hem maddi anlamda pis olduklarını hem de şirk ve küfürle eşdeğer manevi pislik barındırdıklarını içermektedir. Benzer kullanım için bkz. Tevbe 9:95.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 28. ayet

  5. Tevbe suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 29. ayet. قَٰتِلُوا۟ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَلَا بِٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَلَا يُحَرِّمُونَ مَا حَرَّمَ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَلَا يَدِينُونَ دِينَ ٱلْحَقِّ مِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ حَتَّىٰ يُعْطُوا۟ ٱلْجِزْيَةَ عَن يَدٍ وَهُمْ صَٰغِرُونَ

    ḳâtilü-lleẕîne lâ yü'minûne billâhi velâ bilyevmi-l'âḫiri velâ yüḥarrimûne mâ ḥarrame-llâhü verasûlühû velâ yedînûne dîne-lḥaḳḳi mine-lleẕîne ûtü-lkitâbe ḥattâ yü`ṭü-lcizyete `ay yediv vehüm ṣâgirûn.

    Mehmet Okuyan

    Kendilerine kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah'ın ve Elçisinin haram kıldığını haram saymayan ve gerçek dini din edinmeyen kişilerle, küçülerek elden (peşin) cizye dipnot 1 verinceye kadar savaşın! dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Cizyeh] kelimesi "antlaşma yapanın antlaşmasına göre verdiği şey", bir anlamda "güvenlik vergisi", "vatandaşlık borcu" gibi anlamlar içermektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Burada savaş, sadece iman yoksunluğu sebebine değil, diğer şartların da gerçekleştirilmesine bağlıdır.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 29. ayet

Hahamlar ve rahipler; haram aylar 30–37

  1. Tevbe suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 30. ayet. وَقَالَتِ ٱلْيَهُودُ عُزَيْرٌ ٱبْنُ ٱللَّهِ وَقَالَتِ ٱلنَّصَٰرَى ٱلْمَسِيحُ ٱبْنُ ٱللَّهِ ذَٰلِكَ قَوْلُهُم بِأَفْوَٰهِهِمْ يُضَٰهِـُٔونَ قَوْلَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن قَبْلُ قَٰتَلَهُمُ ٱللَّهُ أَنَّىٰ يُؤْفَكُونَ

    veḳâleti-lyehûdü `uzeyrun-bnü-llâhi veḳâleti-nneṣâra-lmesîḥu-bnü-llâh. ẕâlike ḳavlühüm biefvâhihim. yüḍâhiûne ḳavle-lleẕîne keferû min ḳabl. ḳâtelehümü-llâh. ennâ yü'fekûn.

    Mehmet Okuyan

    (Bazı) yahudiler, "Üzeyir dipnot 1 Allah'ın oğludur." demişlerdi. (Bazı) hristiyanlar da "Mesih (İsa) Allah'ın oğludur." demişlerdi. Bu, onların ağızlarındaki (anlamsız) sözleridir. (Sözlerini) daha önce kâfir olanların sözlerine benzetiyorlar. dipnot 2 Allah onları kahretsin! Nasıl da (gerçeklerden) döndürülüyorlar!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müslüman âlimlerin çoğu Hz. Üzeyir'i yahudi geleneğindeki Ezrâ ile özdeşleştirmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Mekkeli müşrikler "Allah'ın çocukları var" diyerek melekleri O'nun kızları saymış ve O'na kız çocuklar yakıştırmışlardı. Bazıları ise Yüce Allah ile cinler arasında soy ilişkisi iddiasında bulunmuşlardı. Bu ayetin dışında, Mâide 5:18'de "bütün yahudi ve hristiyanların kendilerinin Allah'ın oğlu olduklarını" iddia ettikleri bildirilmektedir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 30. ayet

  2. Tevbe suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 31. ayet. ٱتَّخَذُوٓا۟ أَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَٰنَهُمْ أَرْبَابًا مِّن دُونِ ٱللَّهِ وَٱلْمَسِيحَ ٱبْنَ مَرْيَمَ وَمَآ أُمِرُوٓا۟ إِلَّا لِيَعْبُدُوٓا۟ إِلَٰهًا وَٰحِدًا لَّآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ سُبْحَٰنَهُۥ عَمَّا يُشْرِكُونَ

    itteḫaẕû aḥbârahüm veruhbânehüm erbâbem min dûni-llâhi velmesîḥa-bne meryem. vemâ ümirû illâ liya`büdû ilâhev vâḥidâ. lâ ilâhe illâ hû. sübḥânehû `ammâ yüşrikûn.

    Mehmet Okuyan

    (Yahudiler) hahamlarını (bilginlerini), (hristiyanlar) da rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih'i (İsa'yı) Allah'ın peşi sıra rabler edinmişlerdi. dipnot 1 (Oysa) onlara ancak tek bir ilaha kulluk etmeleri emrolunmuştu. O'ndan başka ilah yoktur. O, onların ortak koştuklarından yücedir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetin, Yüce Allah'ın buyrukları dışında insanların helal ve haram kılmalarını din kabul edenlerin onları [rabb] edinmesi anlamında olduğu anlaşılmaktadır. Rivayet olunduğuna göre, Adiyy b. Hâtim, henüz hristiyanken (boynunda bir haç varken) bir gün Hz. Muhammed'e gelmişti. Hz. Muhammed o esnada Berâe (tevbe) suresini okuyordu. Bu ayete yani Tevbe 9:31. ayete gelince Adiyy ‘Ben Peygamber'e ‘Biz, onlara tapmıyoruz ki?' dedim.' Bunun üzerine Hz. Muhammed şöyle buyurdu: ‘Onlar, Yüce Allah'ın helal kıldığını haram kılmıyorlar mı; bundan dolayı siz de onları haram kabul etmiyor musunuz? Yine o [ruhban] ve [ahbâr] (yani din adamları) Allah'ın haram kıldığı şeyleri helal saymıyorlar mı; böylece de siz onları helal kabul etmiyor musunuz?' Ben de ‘Evet' cevabını verince Hz. Muhammed ‘İşte bu, onlara ibadet etmek demektir' buyurdu' demiştir" (Mukâtil b. Süleyman, [Tefsîr], II, 165).

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 31. ayet

  3. Tevbe suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 32. ayet. يُرِيدُونَ أَن يُطْفِـُٔوا۟ نُورَ ٱللَّهِ بِأَفْوَٰهِهِمْ وَيَأْبَى ٱللَّهُ إِلَّآ أَن يُتِمَّ نُورَهُۥ وَلَوْ كَرِهَ ٱلْكَٰفِرُونَ

    yürîdûne ey yuṭfiû nûra-llâhi biefvâhihim veye'be-llâhü illâ ey yütimme nûrahû velev kerihe-lkâfirûn.

    Mehmet Okuyan

    Onlar ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. (Oysa) kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlamaktan asla vazgeçmez. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzeri Saff 61:8'de geçen bu ayette Yüce Allah hahamların ve rahiplerin çoğunun, Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmeye çalıştıklarını bildirmektedir. İnkarcılar ne kadar direnirlerse dirensinler, hangi çabayı ortaya koyarlarsa koysunlar, hangi entrika ve tuzaklara girişirlerse girişsinler, Yüce Allah hakikat dediği nurunu elbette tamamlayacaktır; çünkü O'nun isteği insanların hak ve hakikate ulaşmalarıdır. Bu yüzden insanlara akıl, irade, fıtrat ve vicdan vermiş, peygamberler görevlendirmiş, kitaplar göndermiştir. Benzer mesajlar: İbrâhîm 14:9; Saff 61:7-8; Nûh 71:7.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 32. ayet

  4. Tevbe suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 33. ayet. هُوَ ٱلَّذِىٓ أَرْسَلَ رَسُولَهُۥ بِٱلْهُدَىٰ وَدِينِ ٱلْحَقِّ لِيُظْهِرَهُۥ عَلَى ٱلدِّينِ كُلِّهِۦ وَلَوْ كَرِهَ ٱلْمُشْرِكُونَ

    hüve-lleẕî ersele rasûlehû bilhüdâ vedîni-lḥaḳḳi liyużhirahû `ale-ddîni küllihî velev kerihe-lmüşrikûn.

    Mehmet Okuyan

    Müşrikler istemese de (dinini) bütün din(ler)e üstün kılmak için Elçisini bir rehber ve gerçek din ile gönderen O'dur. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetin izahı için bkz. Fetih 48:28, dipnot 3, 4.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 33. ayet

  5. Tevbe suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 34. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّ كَثِيرًا مِّنَ ٱلْأَحْبَارِ وَٱلرُّهْبَانِ لَيَأْكُلُونَ أَمْوَٰلَ ٱلنَّاسِ بِٱلْبَٰطِلِ وَيَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱلَّذِينَ يَكْنِزُونَ ٱلذَّهَبَ وَٱلْفِضَّةَ وَلَا يُنفِقُونَهَا فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû inne keŝîram mine-l'aḥbâri verruhbâni leye'külûne emvâle-nnâsi bilbâṭili veyeṣuddûne `an sebîli-llâh. velleẕîne yeknizûne-ẕẕehebe velfiḍḍate velâ yünfiḳûnehâ fî sebîli-llâhi febeşşirhüm bi`aẕâbin elîm.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! (Bilin ki) hahamlardan ve rahiplerden birçoğu insanların mallarını batıl yollarla yerler ve (insanları) Allah yolundan engellerler. dipnot 1 Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda infak etmeyenler (vermeyenler) var ya, işte onlara elem verici bir azabı müjdele!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah yahudilerin hahamlarının ve hristiyan rahiplerinin yaptığı büyük bir yanlışa değinmektedir. Burada genellemeci bir tavır değil, ayrıştırıcı bir üslup tercih edilerek, din adamlarının içinden bu türden yanlışlıklara düşmeyenlerin bulunduğuna da dikkat çekilmiş olmaktadır. Çünkü ayette yer alan [kesîran] kelimesi "çoğu", "çoğunluğu" anlamına gelmektedir. Çoğunluk hatalı olsa da onlardan ayrı olan bir başka grup benzer yanlışlıkları yapmamayı başarmışlardır.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 34. ayet

  6. Tevbe suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 35. ayet. يَوْمَ يُحْمَىٰ عَلَيْهَا فِى نَارِ جَهَنَّمَ فَتُكْوَىٰ بِهَا جِبَاهُهُمْ وَجُنُوبُهُمْ وَظُهُورُهُمْ هَٰذَا مَا كَنَزْتُمْ لِأَنفُسِكُمْ فَذُوقُوا۟ مَا كُنتُمْ تَكْنِزُونَ

    yevme yuḥmâ `aleyhâ fî nâri cehenneme fetükvâ bihâ cibâhühüm vecünûbühüm veżuhûruhüm. hâẕâ mâ keneztüm lienfüsiküm feẕûḳû mâ küntüm teknizûn.

    Mehmet Okuyan

    O gün cehennem ateşinde (bu biriktirilen şeylerin) üzeri kızdırılacaktır ve bu (birikim)lerle onların alınları, yanları ve sırtları dağlanacaktır. (Kendilerine şöyle denecektir): "İşte bu, kendiniz için biriktirdiğiniz (servet)tir. Artık yığmış olduğunuz şeylerin (azabını) tadın!" dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetlerde mal ve servet ahlakı öğretilmekte, biriktirilip sonunda Allah yolunda infak edilmeyen malların kişilerin azabına dönüşeceği haber verilmektedir. Bu ayet Al-i İmrân 3:180 ile birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 35. ayet

  7. Tevbe suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 36. ayet. إِنَّ عِدَّةَ ٱلشُّهُورِ عِندَ ٱللَّهِ ٱثْنَا عَشَرَ شَهْرًا فِى كِتَٰبِ ٱللَّهِ يَوْمَ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ مِنْهَآ أَرْبَعَةٌ حُرُمٌ ذَٰلِكَ ٱلدِّينُ ٱلْقَيِّمُ فَلَا تَظْلِمُوا۟ فِيهِنَّ أَنفُسَكُمْ وَقَٰتِلُوا۟ ٱلْمُشْرِكِينَ كَآفَّةً كَمَا يُقَٰتِلُونَكُمْ كَآفَّةً وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلْمُتَّقِينَ

    inne `iddete-şşühûri `inde-llâhi-ŝnâ `aşera şehran fî kitâbi-llâhi yevme ḫaleḳa-ssemâvâti vel'arḍa minhâ erbe`atün ḥurum. ẕâlike-ddînü-lḳayyimü felâ tażlimû fîhinne enfüseküm veḳâtilü-lmüşrikîne kâffeten kemâ yüḳâtilûneküm kâffeh. va`lemû enne-llâhe me`a-lmütteḳîn.

    Mehmet Okuyan

    Gökleri ve yeri yarattığı günde Allah'ın kitabına (yasasına) göre Allah katında ayların sayısı on iki olup, dipnot 1 bunlardan dördü haram aylardır. dipnot 2 İşte bu doğru dindir (yasadır). Onlarda (haram aylar konusunda) kendinize haksızlık etmeyin ve onlar nasıl sizinle topyekûn savaşıyorlarsa siz de müşriklerle topyekûn savaşın! dipnot 3 Bilin ki Allah muttakîlerle (duyarlı olanlarla) beraberdir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müşrikler, yahudiler ve hristiyanlar yılın ayları üzerinde oynamalar yapıyorlardı. Belirli bazı görevlerin zamanında yapılmamasına, bazı yılların on üç ay olmasına neden oluyorlar, haccın yapılması gereken Zilhicce ayının yerini değiştiriyorlardı. Yüce Allah takvimi 12 ay üzerinden benimsetmek için yaratılışın en başından beri yasasının bu olduğunu bildirmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      İçinde savaş yapılmaması için saygın kabul edilenler Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarıdır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu ayet Bakara 2:190-193, 256, Nisâ 4:89-91, Enfâl 8:39-40, Tevbe 9:2-4, 12, 123; Hacc 22:39, Mümtehine 60:8-9 gibi ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 36. ayet

  8. Tevbe suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 37. ayet. إِنَّمَا ٱلنَّسِىٓءُ زِيَادَةٌ فِى ٱلْكُفْرِ يُضَلُّ بِهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يُحِلُّونَهُۥ عَامًا وَيُحَرِّمُونَهُۥ عَامًا لِّيُوَاطِـُٔوا۟ عِدَّةَ مَا حَرَّمَ ٱللَّهُ فَيُحِلُّوا۟ مَا حَرَّمَ ٱللَّهُ زُيِّنَ لَهُمْ سُوٓءُ أَعْمَٰلِهِمْ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْكَٰفِرِينَ

    inneme-nnesîü ziyâdetün fi-lküfri yüḍallü bihi-lleẕîne keferû yüḥillûnehû `âmev veyüḥarrimûnehû `âmel liyüvâṭiû `iddete mâ ḥarrame-llâhü feyüḥillû mâ ḥarrame-llâh. züyyine lehüm sûü a`mâlihim. vellâhü lâ yehdi-lḳavme-lkâfirîn.

    Mehmet Okuyan

    (Haram ayları) ertelemek (sayısını artırmak), sadece küfürde bir artış (sebebi)dir. Onunla, kâfir olanlar saptırılır. O (haram ayı)nı bir yıl helal sayarlar, bir yıl haram sayarlar ki Allah'ın haram kıldığının sayısını denk getirsinler ve (böylece) Allah'ın haram kıldığını helal kılsınlar. dipnot 1 (Bu şekilde) onların kötü işleri kendilerine güzel gösterilmiştir. Allah kâfirler topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Araplar, hesaplarını ‘kamerî aya' göre düzenlemeleri halinde, hac zamanının bazen kışa, bazen de yaza geleceğini biliyorlardı. Bu zamanlarda hac yolculuğuna çıkmak kendilerine zor geliyordu. Araplar, bu durumu, ‘kameri yıla' göre ayarlamanın dünyevi menfaat ve çıkarlarını haleldar ettiğini anlamışlardı. Güneş yılı, belirli bir miktar ay yılından daha fazla olunca da onlar Şubat ayına bir gün ilave etme ihtiyacını duydular. Bu ilaveden dolayı bazı yılları 13 ay kabul etmeye başlamışlardı. Böylece hac mevsimi, hac aylarından çıkıp, diğer aylara aktarılmış oldu. Muharrem ayının haramlığını Safer ayına erteliyor, bu sebeple Safer ayını haram, Muharrem ayını da helâl sayıyorlardı (Râzî, [Mefâtîhu'l-Ğayb], XVI, 56).

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 37. ayet

Sefere çağrı ve ağırdan alanlar 38–49

  1. Tevbe suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 38. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَا لَكُمْ إِذَا قِيلَ لَكُمُ ٱنفِرُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ٱثَّاقَلْتُمْ إِلَى ٱلْأَرْضِ أَرَضِيتُم بِٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا مِنَ ٱلْـَٔاخِرَةِ فَمَا مَتَٰعُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ إِلَّا قَلِيلٌ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû mâ leküm iẕâ ḳîle lekümü-nfirû fî sebîli-llâhi-ŝŝâḳaltüm ile-l'arḍ. eraḍîtüm bilḥayâti-ddünyâ mine-l'âḫirah. femâ metâ`u-lḥayâti-ddünyâ fi-l'âḫirati illâ ḳalîl.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Size ne oldu ki "Allah yolunda savaşa çıkın!" dendiği zaman yere çakılıp kalıyorsunuz! Dünya hayatını ahirete tercih mi ediyorsunuz! Dünya hayatının geçimliği (yararı) ahirete göre azdır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah ölümden korktukları için savaştan kaçınan ve bu yüzden "keşke ertelenseydi" diye isteklerini dile getirenlere cevap vermekte, dünya geçimliklerinin ve hayatının az olduğunu bildirmektedir. Buna karşılık [muttakî] (duyarlı) ve sorumluluk sahibi olanlar, yani dünya hayatında şirk, inkâr ve nifak gibi hastalıklardan korunanlar için ahiretin hayırlı olduğunu ifade etmektedir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 38. ayet

  2. Tevbe suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 39. ayet. إِلَّا تَنفِرُوا۟ يُعَذِّبْكُمْ عَذَابًا أَلِيمًا وَيَسْتَبْدِلْ قَوْمًا غَيْرَكُمْ وَلَا تَضُرُّوهُ شَيْـًٔا وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    illâ tenfirû yü`aẕẕibküm `aẕâben elîmev veyestebdil ḳavmen gayraküm velâ teḍurrûhü şey'â. vellâhü `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Mehmet Okuyan

    (Gerektiğinde savaşa) çıkmazsanız, (Allah) sizi elem verici bir azapla cezalandırır ve yerinize sizden başka bir toplum getirir. Siz (savaşa çıkmamakla) ona hiçbir zarar veremezsiniz. Allah her şeye gücü yetendir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 39. ayet

  3. Tevbe suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 40. ayet. إِلَّا تَنصُرُوهُ فَقَدْ نَصَرَهُ ٱللَّهُ إِذْ أَخْرَجَهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ثَانِىَ ٱثْنَيْنِ إِذْ هُمَا فِى ٱلْغَارِ إِذْ يَقُولُ لِصَٰحِبِهِۦ لَا تَحْزَنْ إِنَّ ٱللَّهَ مَعَنَا فَأَنزَلَ ٱللَّهُ سَكِينَتَهُۥ عَلَيْهِ وَأَيَّدَهُۥ بِجُنُودٍ لَّمْ تَرَوْهَا وَجَعَلَ كَلِمَةَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ٱلسُّفْلَىٰ وَكَلِمَةُ ٱللَّهِ هِىَ ٱلْعُلْيَا وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

    illâ tenṣurûhü feḳad neṣarahü-llâhü iẕ aḫracehü-lleẕîne keferû ŝâniye-ŝneyni iẕ hümâ fi-lgâri iẕ yeḳûlü liṣâḥibihî lâ taḥzen inne-llâhe me`anâ. feenzele-llâhü sekînetehû `aleyhi veeyyedehû bicünûdil lem teravhâ vece`ale kelimete-lleẕîne keferü-ssüflâ. vekelimetü-llâhi hiye-l`ulyâ. vellâhü `azîzün ḥakîm.

    Mehmet Okuyan

    Siz ona (Tebük'te) dipnot 1 yardım etmezseniz (bu önemli değil); kâfir olanlar onu, iki kişinin ikincisi olarak (Mekke'den) çıkardıklarında elbette Allah ona yardım etmişti. Hani onlar mağaradaydı da (Elçi), arkadaşına "Üzülme, şüphesiz ki Allah bizimledir." diyordu. dipnot 2 (Bunun üzerine) Allah ona güven duygusu indirmiş, onu sizin görmediğiniz bir ordu ile desteklemişti. dipnot 3 Kâfir olanların sözünü alçaltmıştı. Allah'ın sözü gerçek yüce olandır. dipnot 4 Allah güçlüdür, doğru hüküm verendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Surenin 38. ayetinden itibaren sonuna kadarki bölüm çok büyük oranda Tebük Gazvesi ile ilişkilidir. Tebük Gazvesi'nin bir saldırı olmadığı ve hristiyanların müslümanlara saldırı hazırlığına karşılık düzenlendiğinin tarihi bir gerçeklik olduğunu ifade etmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Peygamberlerin teslimiyetini içeren benzer mesajlar: Şu‘arâ 26:62; ‘Ankebût 29:26; Sâffât 37:99.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesajlar: Tevbe 9:26; Ahzâb 33:9.
    4. metne dön, dipnot 4
      En yüce söz en yücenin sözüdür ki o da Yüce Allah'ın kelamı olan Kur'an'dır. Demek ki sesi değil, sözü yükseltmek gerekir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 40. ayet

  4. Tevbe suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 41. ayet. ٱنفِرُوا۟ خِفَافًا وَثِقَالًا وَجَٰهِدُوا۟ بِأَمْوَٰلِكُمْ وَأَنفُسِكُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ذَٰلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

    infirû ḫifâfev veŝiḳâlev vecâhidû biemvâliküm veenfüsiküm fî sebîli-llâh. ẕâliküm ḫayrul leküm in küntüm ta`lemûn.

    Mehmet Okuyan

    Gerek hafif, gerek ağır olarak savaşa çıkın; dipnot 1 mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin (fedakârlık yapın)! Bilirseniz bu sizin için hayırlı olandır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu emrin kapsamı bağlamında şu ihtimaller söz konusudur: "Ona yoğun arzunuzdan dolayı ve ona olan nefretiniz hafif olarak", "çoluk çocuğunuz az olduğu için hafif olarak, çok olduğu için ağır olarak", "hafif silahlarla, ağır silahlarla", "binek üzerinde olarak, yaya olarak", "gençler olarak, ihtiyarlar olarak", "sağlıklı olarak, hasta olarak" (Taberî, [Câmi‘u'l-beyân], X, 136-140; Râzî, [Mefâtîhu'l-Ğayb], XVI, 69-70). Bu ihtimaller savaşa katılmanın önünde engeller bulundurmamak gerektiğine dikkat çekmektedir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 41. ayet

  5. Tevbe suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 42. ayet. لَوْ كَانَ عَرَضًا قَرِيبًا وَسَفَرًا قَاصِدًا لَّٱتَّبَعُوكَ وَلَٰكِنۢ بَعُدَتْ عَلَيْهِمُ ٱلشُّقَّةُ وَسَيَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ لَوِ ٱسْتَطَعْنَا لَخَرَجْنَا مَعَكُمْ يُهْلِكُونَ أَنفُسَهُمْ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ إِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ

    lev kâne `araḍan ḳarîbev veseferan ḳâṣidel lettebe`ûke velâkim be`udet `aleyhimü-şşüḳḳah. veseyaḥlifûne billâhi levi-steṭa`nâ leḫaracnâ me`aküm. yühlikûne enfüsehüm. vellâhü ya`lemü innehüm lekâẕibûn.

    Mehmet Okuyan

    Yakın bir dünya malı ve kolay bir yolculuk olsaydı (o münafıklar) mutlaka sana uyup peşinden gelirlerdi. Fakat meşakkatli (zor) yol onlara uzak geldi. Onlar "Gücümüz yetseydi mutlaka sizinle birlikte çıkardık." diye kendilerini helak edercesine (yalan yere) Allah'a yemin edecekler. dipnot 1 Allah onların mutlaka yalancı olduklarını bilmektedir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu grup ayette dile getirilen ve münafıkların durumunu ortaya koyan anlatımlardan çıkarılabilecek sonuç şu olabilir: Böyle bir tavır sadece bu kişilerin kendilerini aldatmasından başka bir şey değildir. Çünkü onların bu türden ikiyüzlülükleri toplumun diğer fertleri tarafından kolayca anlaşılabilmektedir ve bunu yapanlar toplumsal hayatta çok kötü bir duruma düşmektedirler.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 42. ayet

  6. Tevbe suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 43. ayet. عَفَا ٱللَّهُ عَنكَ لِمَ أَذِنتَ لَهُمْ حَتَّىٰ يَتَبَيَّنَ لَكَ ٱلَّذِينَ صَدَقُوا۟ وَتَعْلَمَ ٱلْكَٰذِبِينَ

    `afe-llâhü `ank. lime eẕinte lehüm ḥattâ yetebeyyene leke-lleẕîne ṣadeḳû veta`leme-lkâẕibîn.

    Mehmet Okuyan

    Allah seni affetsin! dipnot 1 Doğru söyleyenler sana iyice belli olup, yalancıları bilinceye kadar onlara niçin izin verdin?

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Muhammed 47:19, Fetih 48:2, Tahrîm 66:1-2, ‘Abese 80:3-9 ve Nasr 110:3. ayetlerle birlikte okunmalıdır. "Bir peygamber aynı hatayı iki kere yapmaz; sürekli hata yapmaz, hatası düzeltilmeden ve istiğfar edip bağışlanmadan ölmez." Hatanın düzeltilmesi, söz konusu davranışın ümmet için bir hatanın devamını engellemeye yöneliktir. Peygamberlerin masumiyeti de vahyin insanlara ulaştırılması noktasındadır; yoksa hiç hata yapmamalarında değildir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 43. ayet

  7. Tevbe suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 44. ayet. لَا يَسْتَـْٔذِنُكَ ٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ أَن يُجَٰهِدُوا۟ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِٱلْمُتَّقِينَ

    lâ yeste'ẕinüke-lleẕîne yü'minûne billâhi velyevmi-l'âḫiri ey yücâhidû biemvâlihim veenfüsihim. vellâhü `alîmüm bilmütteḳîn.

    Mehmet Okuyan

    Allah'a ve ahiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad (fedakârlık) konusunda (geri kalmak için) senden izin istemezler. Allah muttakîleri (duyarlı olanları) bilendir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 44. ayet

  8. Tevbe suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 45. ayet. إِنَّمَا يَسْتَـْٔذِنُكَ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَٱرْتَابَتْ قُلُوبُهُمْ فَهُمْ فِى رَيْبِهِمْ يَتَرَدَّدُونَ

    innemâ yeste'ẕinüke-lleẕîne lâ yü'minûne billâhi velyevmi-l'âḫiri vertâbet ḳulûbühüm fehüm fî raybihim yeteraddedûn.

    Mehmet Okuyan

    Senden izin isteyenler yalnızca Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri şüpheye düşüp, kuşkuları içinde bocalayanlardır.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 45. ayet

  9. Tevbe suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 46. ayet. وَلَوْ أَرَادُوا۟ ٱلْخُرُوجَ لَأَعَدُّوا۟ لَهُۥ عُدَّةً وَلَٰكِن كَرِهَ ٱللَّهُ ٱنۢبِعَاثَهُمْ فَثَبَّطَهُمْ وَقِيلَ ٱقْعُدُوا۟ مَعَ ٱلْقَٰعِدِينَ

    velev erâdü-lḫurûce lee`addû lehû `uddetev velâkin kerihe-llâhü-mbi`âŝehüm feŝebbeṭahüm veḳîle-ḳ`udû me`a-lḳâ`idîn.

    Mehmet Okuyan

    Onlar (savaşa) çıkmak isteselerdi elbette bunun için bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah onların katılmasını uygun görmedi ve onları geri bıraktırdı. Onlara "Oturanlarla (kadın ve çocuklarla) birlikte oturun!" dendi.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 46. ayet

  10. Tevbe suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 47. ayet. لَوْ خَرَجُوا۟ فِيكُم مَّا زَادُوكُمْ إِلَّا خَبَالًا وَلَأَوْضَعُوا۟ خِلَٰلَكُمْ يَبْغُونَكُمُ ٱلْفِتْنَةَ وَفِيكُمْ سَمَّٰعُونَ لَهُمْ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِٱلظَّٰلِمِينَ

    lev ḫaracû fîküm mâ zâdûküm illâ ḫabâlev veleevḍa`û ḫilâleküm yebgûnekümü-lfitneh. vefîküm semmâ`ûne lehüm. vellâhü `alîmüm biżżâlimîn.

    Mehmet Okuyan

    Aranızda (onlar da savaşa) çıksalardı, size bozgunculuktan başka hiçbir katkıları olmazdı ve mutlaka size (karşı) fitne (çıkarmak) isteyerek aranıza sokulurlardı. dipnot 1 İçinizde, onlara iyice kulak verenler de vardır. Allah zalimleri bilendir. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki [le evda‘û] fiilinin başında yer alan [lâ] edatı Neml 27:21'deki [le ezbehannehû] ifadesinde olduğu gibi [lâ] şeklinde yazılsa da manayı "pekiştirici" bir anlam verecek şekilde [le] diye okunmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet grubunda yani Tevbe 9:45-47'de münafıkların yalancılıkları ve döneklikleri üzerinde durulmakta ve müslümanların böylesi bir tavır içerisine girmemeleri gerektiğine dikkat çekilmektedir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 47. ayet

  11. Tevbe suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 48. ayet. لَقَدِ ٱبْتَغَوُا۟ ٱلْفِتْنَةَ مِن قَبْلُ وَقَلَّبُوا۟ لَكَ ٱلْأُمُورَ حَتَّىٰ جَآءَ ٱلْحَقُّ وَظَهَرَ أَمْرُ ٱللَّهِ وَهُمْ كَٰرِهُونَ

    leḳadi-btegavu-lfitnete min ḳablü veḳallebû leke-l'ümûra ḥattâ câe-lḥaḳḳu veżahera emru-llâhi vehüm kârihûn.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki onlar (Tebük'ten) önce de fitne çıkarmak (huzur bozmak) istemişler ve sana (karşı) nice işler çevirmişlerdi. Sonunda gerçek gelmiş ve onlar istemedikleri hâlde Allah'ın emri ortaya çıkmıştı (yerini bulmuştu).

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 48. ayet

  12. Tevbe suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 49. ayet. وَمِنْهُم مَّن يَقُولُ ٱئْذَن لِّى وَلَا تَفْتِنِّىٓ أَلَا فِى ٱلْفِتْنَةِ سَقَطُوا۟ وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمُحِيطَةٌۢ بِٱلْكَٰفِرِينَ

    veminhüm mey yeḳûlü-'ẕel lî velâ teftinnî. elâ fi-lfitneti seḳaṭû. veinne cehenneme lemüḥîṭatüm bilkâfirîn.

    Mehmet Okuyan

    Onlardan öylesi de var ki: "Bana izin ver; beni fitneye düşürme!" der. Dikkat edin! Onlar zaten fitneye düşmüşlerdir. dipnot 1 Şüphesiz ki cehennem, kâfirleri mutlaka kuşatıcıdır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah Tebük Gazvesi öncesinde bazı münafıkların Hz. Muhammed'den izin istediklerini, savaşa katılmalarını isteyerek kendilerini fitneye yani sıkıntıya sokmamasını ondan talep ettiklerini bildirmektedir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 49. ayet

Münafıkların tutumu ve sadakalar hakkında dil uzatmaları 50–59

  1. Tevbe suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 50. ayet. إِن تُصِبْكَ حَسَنَةٌ تَسُؤْهُمْ وَإِن تُصِبْكَ مُصِيبَةٌ يَقُولُوا۟ قَدْ أَخَذْنَآ أَمْرَنَا مِن قَبْلُ وَيَتَوَلَّوا۟ وَّهُمْ فَرِحُونَ

    in tüṣibke ḥasenetün tesü'hüm. vein tüṣibke müṣîbetüy yeḳûlû ḳad eḫaẕnâ emranâ min ḳablü veyetevellev vehüm feriḥûn.

    Mehmet Okuyan

    Sana bir iyilik gelirse bu onları üzer. Başına bir musibet gelirse "(İyi ki) biz daha önce tedbirimizi almışız." derler ve kibirlenerek dönüp giderler. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah münafıkların Hz. Muhammed'e ve dolayısıyla müslümanlara bakışını, bir anlamda düşmanlıklarını ortaya çıkarmak üzere, Hz. Muhammed'in ve müslümanların başına bir iyilik gelse, bunun onları üzeceğini bildirmektedir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 50. ayet

  2. Tevbe suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 51. ayet. قُل لَّن يُصِيبَنَآ إِلَّا مَا كَتَبَ ٱللَّهُ لَنَا هُوَ مَوْلَىٰنَا وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ

    ḳul ley yüṣîbenâ illâ mâ ketebe-llâhü lenâ. hüve mevlânâ. ve`ale-llâhi felyetevekkeli-lmü'minûn.

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Allah'ın bizim için yazdığından başkası bize asla ulaşmaz. dipnot 1 O bizim mevlamızdır (efendimizdir). Onun için müminler yalnızca Allah'a güvensinler!"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet "alın yazısı"nı değil, ilahî hükümlerin yazılışını yani farz kılınışlarını içermektedir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 51. ayet

  3. Tevbe suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 52. ayet. قُلْ هَلْ تَرَبَّصُونَ بِنَآ إِلَّآ إِحْدَى ٱلْحُسْنَيَيْنِ وَنَحْنُ نَتَرَبَّصُ بِكُمْ أَن يُصِيبَكُمُ ٱللَّهُ بِعَذَابٍ مِّنْ عِندِهِۦٓ أَوْ بِأَيْدِينَا فَتَرَبَّصُوٓا۟ إِنَّا مَعَكُم مُّتَرَبِّصُونَ

    ḳul hel terabbeṣûne binâ illâ iḥde-lḥusneyeyn. venaḥnü neterabbeṣu biküm ey yüṣîbekümü-llâhü bi`aẕâbim min `indihî ev bieydînâ. feterabbeṣû innâ me`aküm müterabbiṣûn.

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Siz bizim için sadece iki güzellikten dipnot 1 birini beklemektesiniz. Biz de Allah'ın ya kendi katından veya bizim elimizle size bir azap vermesini bekliyoruz. Bekleyin! Şüphesiz ki biz de sizinle birlikte beklemekteyiz."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah'ın münafıklara iletmek üzere Hz. Muhammed'e emrettiği bilgi, onların beklentisi bağlamında müslümanların karşılaşacağı iki akıbetten her birinin "güzellik" olduğudur. Münafıkların müslümanlarla ilgili beslediği duygu ve beklediği akıbet müslümanların ister galibiyetine, isterse mağlubiyetine yönelik olsun, Yüce Allah bu ikisinin de müslümanlar için yakın veya uzak vadede güzellik olduğunu haber vermektedir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 52. ayet

  4. Tevbe suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 53. ayet. قُلْ أَنفِقُوا۟ طَوْعًا أَوْ كَرْهًا لَّن يُتَقَبَّلَ مِنكُمْ إِنَّكُمْ كُنتُمْ قَوْمًا فَٰسِقِينَ

    ḳul enfiḳû ṭav`an ev kerhel ley yüteḳabbele minküm. inneküm küntüm ḳavmen fâsiḳîn.

    Mehmet Okuyan

    De ki: "İster gönüllü, isterse zorla verin; (yaptığınız infak) sizden asla kabul edilmeyecektir. dipnot 1 Şüphesiz ki siz yoldan çıkan bir topluluk oldunuz."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah bu ayette dolaylı yoldan münafıkların dünyaya düşkünlüklerine değinmektedir. Ayrıca yoldan çıkan bir topluluk olduğunu ifade etmektedir. Anlaşılıyor ki infak denen eylem aslında şeklen ekonomik bir işlem gibi görünse de aslında bunun bir iman eylemi olduğudur. İmansız yapılan infak Yüce Allah'ın kabul edeceği bir yardım değildir. Çünkü bu işlem imansız yapıldığı için "salih amel" olarak isimlendirilemez.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 53. ayet

  5. Tevbe suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 54. ayet. وَمَا مَنَعَهُمْ أَن تُقْبَلَ مِنْهُمْ نَفَقَٰتُهُمْ إِلَّآ أَنَّهُمْ كَفَرُوا۟ بِٱللَّهِ وَبِرَسُولِهِۦ وَلَا يَأْتُونَ ٱلصَّلَوٰةَ إِلَّا وَهُمْ كُسَالَىٰ وَلَا يُنفِقُونَ إِلَّا وَهُمْ كَٰرِهُونَ

    vemâ mene`ahüm en tuḳbele minhüm nefeḳâtühüm illâ ennehüm keferû billâhi vebirasûlihî velâ ye'tûne-ṣṣalâte illâ vehüm küsâlâ velâ yünfiḳûne illâ vehüm kârihûn.

    Mehmet Okuyan

    Onların infaklarının (verdiklerinin) kabul edilmesini engelleyen sebep, onların Allah'ı ve Elçisini inkâr etmeleri, namaza sadece üşenerek gelmeleri dipnot 1 ve sadece istemeyerek infakta bulunmalarından (vermelerinden) başka bir şey değildir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Nisâ 4:140.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 54. ayet

  6. Tevbe suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 55. ayet. فَلَا تُعْجِبْكَ أَمْوَٰلُهُمْ وَلَآ أَوْلَٰدُهُمْ إِنَّمَا يُرِيدُ ٱللَّهُ لِيُعَذِّبَهُم بِهَا فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَتَزْهَقَ أَنفُسُهُمْ وَهُمْ كَٰفِرُونَ

    felâ tü`cibke emvâlühüm velâ evlâdühüm. innemâ yürîdü-llâhü liyü`aẕẕibehüm bihâ fi-lḥayâti-ddünyâ vetezheḳa enfüsühüm vehüm kâfirûn.

    Mehmet Okuyan

    Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin! Şüphesiz ki Allah bunlarla ancak dünya hayatında onların azaplarını çoğaltmayı ve onların kâfir olarak can vermesini istiyor. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Tevbe 9:85.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 55. ayet

  7. Tevbe suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 56. ayet. وَيَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ إِنَّهُمْ لَمِنكُمْ وَمَا هُم مِّنكُمْ وَلَٰكِنَّهُمْ قَوْمٌ يَفْرَقُونَ

    veyaḥlifûne billâhi innehüm leminküm. vemâ hüm minküm velâkinnehüm ḳavmüy yefraḳûn.

    Mehmet Okuyan

    (O münafıklar) mutlaka sizden olduklarına dair Allah'a yemin ederler. (Oysa) onlar sizden değillerdir dipnot 1 fakat onlar korkan bir toplumdur.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Münafıklar iki arada bir derede kalarak, ne müslümanlardan yana ne de yahudilerden yana bir tavır içerisine girmişlerdi; müslümanlarla birlikteyken müslüman, diğerleriyle birlikteyken de onlardan olduklarını söylüyorlardı. Benzer mesajlar: Bakara 2:14, 75; Al-i İmrân 3:119

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 56. ayet

  8. Tevbe suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 57. ayet. لَوْ يَجِدُونَ مَلْجَـًٔا أَوْ مَغَٰرَٰتٍ أَوْ مُدَّخَلًا لَّوَلَّوْا۟ إِلَيْهِ وَهُمْ يَجْمَحُونَ

    lev yecidûne melceen ev megârâtin ev müddeḫalel levellev ileyhi vehüm yecmeḥûn.

    Mehmet Okuyan

    Sığınacak herhangi bir yer veya (barınabilecek) mağaralar veya (sokulabilecek) herhangi bir delik bulsalardı koşarak o tarafa yönelip giderlerdi.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 57. ayet

  9. Tevbe suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 58. ayet. وَمِنْهُم مَّن يَلْمِزُكَ فِى ٱلصَّدَقَٰتِ فَإِنْ أُعْطُوا۟ مِنْهَا رَضُوا۟ وَإِن لَّمْ يُعْطَوْا۟ مِنْهَآ إِذَا هُمْ يَسْخَطُونَ

    veminhüm mey yelmizüke fi-ṣṣadeḳât. fein ü`ṭû minhâ raḍû veil lem yü`ṭav minhâ iẕâ hüm yesḫaṭûn.

    Mehmet Okuyan

    Onlardan sadakaların (dağıtımı) hakkında seni ayıplayanlar da vardır. (Sadakalardan) onlara da (bir pay) verilirse razı olurlar; kendilerine onlardan verilmezse hemen kızarlar.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 58. ayet

  10. Tevbe suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 59. ayet. وَلَوْ أَنَّهُمْ رَضُوا۟ مَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَقَالُوا۟ حَسْبُنَا ٱللَّهُ سَيُؤْتِينَا ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ وَرَسُولُهُۥٓ إِنَّآ إِلَى ٱللَّهِ رَٰغِبُونَ

    velev ennehüm raḍû mâ âtâhümü-llâhü verasûlühû veḳâlû ḥasbüne-llâhü seyü'tîne-llâhü min faḍlihî verasûlühû innâ ile-llâhi râgibûn.

    Mehmet Okuyan

    Onlar Allah'ın ve Elçisinin kendilerine verdiğine razı olup "Allah bize yeter; yakında bize Allah da lütfundan verecektir, Elçisi de. Biz yalnızca Allah'a rağbet edenleriz." deselerdi (daha iyi olurdu).

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 59. ayet

Zekâtın sarf yerleri; münafık erkekler ve kadınlar 60–72

  1. Tevbe suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 60. ayet. إِنَّمَا ٱلصَّدَقَٰتُ لِلْفُقَرَآءِ وَٱلْمَسَٰكِينِ وَٱلْعَٰمِلِينَ عَلَيْهَا وَٱلْمُؤَلَّفَةِ قُلُوبُهُمْ وَفِى ٱلرِّقَابِ وَٱلْغَٰرِمِينَ وَفِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱبْنِ ٱلسَّبِيلِ فَرِيضَةً مِّنَ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

    inneme-ṣṣadeḳâtü lilfüḳarâi velmesâkîni vel`âmilîne `aleyhâ velmüellefeti ḳulûbühüm vefi-rriḳâbi velgârimîne vefî sebîli-llâhi vebni-ssebîl. ferîḍatem mine-llâh. vellâhü `alîmün ḥakîm.

    Mehmet Okuyan

    Sadakalar Allah'tan bir farz olarak ancak yoksullara, düşkünlere, (zekât toplayan) memurlara, kalpleri (İslam'a) ısındırılmış olanlara, (özgürleşmek isteyen) kölelere, borçlulara, Allah yolunda olanlara, yolcuya mahsustur. Allah bilendir, doğru hüküm verendir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet "sadaka" özelinde bütün infak türlerinin farz olduğunu ve sekiz grup insana verilmesi gerektiğini hükme bağlamaktadır. Sadaka vermek sanıldığı gibi sünnet değil, farzdır. Sadaka da zekât da Tevbe 9:103, İsrâ 17:26, Rûm 30:38, Zâriyât 50:19 ve Me‘âric 70:24-25'te belirtildiği gibi "maldan" verilmelidir; konunun sadece "kâra" indirgenmesi doğru bir yaklaşım değildir. Çünkü "infak bir iman kurumudur; imkanla sınırlı değildir." İmanı olan herkesin infakı da olur, olmalıdır. Unutulmamalıdır ki "sadaka, bir müminin imanındaki sadakatinin görüntüsüdür;" asla ve asla hafife alınmamalı, geçiştirilmemeli ve görmezlikten gelinmemelidir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 60. ayet

  2. Tevbe suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 61. ayet. وَمِنْهُمُ ٱلَّذِينَ يُؤْذُونَ ٱلنَّبِىَّ وَيَقُولُونَ هُوَ أُذُنٌ قُلْ أُذُنُ خَيْرٍ لَّكُمْ يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَيُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِينَ وَرَحْمَةٌ لِّلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنكُمْ وَٱلَّذِينَ يُؤْذُونَ رَسُولَ ٱللَّهِ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    veminhümü-lleẕîne yü'ẕûne-nnebiyye veyeḳûlûne hüve üẕün. ḳul üẕünü ḫayril leküm yü'minü billâhi veyü'minü lilmü'minîne veraḥmetül lilleẕîne âmenû minküm. velleẕîne yü'ẕûne rasûle-llâhi lehüm `aẕâbün elîm.

    Mehmet Okuyan

    (Münafıklardan:) "O (Peygamber, her söyleneni dinleyen) bir kulaktır." diyerek Peygamber'i incitenler de vardır. De ki: "O, sizin için bir hayır kulağıdır. dipnot 1 (Çünkü) o Allah'a inanır, müminlere güvenir dipnot 2 ve o sizden iman edenler için de bir rahmettir. dipnot 3 Allah'ın Elçisine eziyet edenler için elem verici bir azap vardır."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Muhammed'e "hayır kulağı" denmesinin gerekçesi, onun "Yüce Allah'a iman etmesi", beraberinde "müminlere, onların sözlerine inanıp güvenmesi" ve muhatapların içinden "iman edenler" için de bir rahmet ve merhamet vesilesi olması"dır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette geçen [yu'minu] fiillerinin ilki Yüce Allah'a "iman etmeyi", ikincisi ise müminlere "güvenmeyi" içermekte, imanın hem inanç boyutunu hem de ahlâki boyutunu ortaya koymaktadır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesaj: Tevbe 9:128.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 61. ayet

  3. Tevbe suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 62. ayet. يَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ لَكُمْ لِيُرْضُوكُمْ وَٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥٓ أَحَقُّ أَن يُرْضُوهُ إِن كَانُوا۟ مُؤْمِنِينَ

    yaḥlifûne billâhi leküm liyürḍûküm. vellâhü verasûlühû eḥaḳḳu ey yürḍûhü in kânû mü'minîn.

    Mehmet Okuyan

    Sizi memnun etmek için (gelip) Allah'a (yalan yere) yemin ederler. Mümin iseler Allah ve Elçisi razı edilmeye daha layıktır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle şöyle de tercüme edilebilir: "Mümin iseler Allah'ı ve Elçisini yani onu (Allah'ı) razı etmeleri daha doğrudur (önceliklidir)." Buradaki [yurdûhu] ifadesindeki [hu] zamiri, Elçinin razı edilmesinin aslında Yüce Allah'ın razı edilmesi olduğunu gösterir. Benzer bir kullanım için bkz. Enfâl 8:24.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 62. ayet

  4. Tevbe suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 63. ayet. أَلَمْ يَعْلَمُوٓا۟ أَنَّهُۥ مَن يُحَادِدِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَأَنَّ لَهُۥ نَارَ جَهَنَّمَ خَٰلِدًا فِيهَا ذَٰلِكَ ٱلْخِزْىُ ٱلْعَظِيمُ

    elem ya`lemû ennehû mey yüḥâdidi-llâhe verasûlehû feenne lehû nâra cehenneme ḫâliden fîhâ. ẕâlike-lḫizyü-l`ażîm.

    Mehmet Okuyan

    (Hâlâ) bilmediler mi ki kim Allah'a ve Elçisine karşı çıkarsa, onun için içinde ebedî kalacağı cehennem ateşi vardır. İşte bu büyük rezilliktir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 63. ayet

  5. Tevbe suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 64. ayet. يَحْذَرُ ٱلْمُنَٰفِقُونَ أَن تُنَزَّلَ عَلَيْهِمْ سُورَةٌ تُنَبِّئُهُم بِمَا فِى قُلُوبِهِمْ قُلِ ٱسْتَهْزِءُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ مُخْرِجٌ مَّا تَحْذَرُونَ

    yaḥẕeru-lmünâfiḳûne en tünezzele `aleyhim sûratün tünebbiühüm bimâ fî ḳulûbihim. ḳuli-stehziû. inne-llâhe muḫricüm mâ taḥẕerûn.

    Mehmet Okuyan

    O münafıklar, kalplerinde olanı kendilerine bildirecek bir surenin onlara (müminlere) indirilmesinden çekinirler. De ki: "Siz alay edin (bakalım)! Şüphesiz ki Allah çekindiğiniz şeyi ortaya çıkaracaktır."

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 64. ayet

  6. Tevbe suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 65. ayet. وَلَئِن سَأَلْتَهُمْ لَيَقُولُنَّ إِنَّمَا كُنَّا نَخُوضُ وَنَلْعَبُ قُلْ أَبِٱللَّهِ وَءَايَٰتِهِۦ وَرَسُولِهِۦ كُنتُمْ تَسْتَهْزِءُونَ

    velein seeltehüm leyeḳûlünne innemâ künnâ neḫûḍu venel`ab. ḳul ebillâhi veâyâtihî verasûlihî küntüm testehziûn.

    Mehmet Okuyan

    Onlara (niçin alay ettiklerini) sorarsan, elbette "Biz sadece lafa dalmış şakalaşıyorduk." derler. De ki: "Allah ile, O'nun ayetleri ile ve Elçisi ile mi alay ediyordunuz?"

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 65. ayet

  7. Tevbe suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 66. ayet. لَا تَعْتَذِرُوا۟ قَدْ كَفَرْتُم بَعْدَ إِيمَٰنِكُمْ إِن نَّعْفُ عَن طَآئِفَةٍ مِّنكُمْ نُعَذِّبْ طَآئِفَةًۢ بِأَنَّهُمْ كَانُوا۟ مُجْرِمِينَ

    lâ ta`teẕirû ḳad kefertüm ba`de îmâniküm. in na`fü `an ṭâifetim minküm nü`aẕẕib ṭâifetem biennehüm kânû mücrimîn.

    Mehmet Okuyan

    (Boşuna) özür dilemeyin! (Çünkü) siz iman ettikten sonra elbette kâfir oldunuz. Sizden (tevbe eden) bir grubu bağışlasak bile suçlu olduklarından dolayı bir gruba da azap edeceğiz. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet dinden dönenlerin öldürülmemesi gerektiğinin en önemli delillerinden birisidir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 66. ayet

  8. Tevbe suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 67. ayet. ٱلْمُنَٰفِقُونَ وَٱلْمُنَٰفِقَٰتُ بَعْضُهُم مِّنۢ بَعْضٍ يَأْمُرُونَ بِٱلْمُنكَرِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْمَعْرُوفِ وَيَقْبِضُونَ أَيْدِيَهُمْ نَسُوا۟ ٱللَّهَ فَنَسِيَهُمْ إِنَّ ٱلْمُنَٰفِقِينَ هُمُ ٱلْفَٰسِقُونَ

    elmünâfiḳûne velmünâfiḳâtü ba`ḍuhüm mim ba`ḍ. ye'mürûne bilmünkeri veyenhevne `ani-lma`rûfi veyaḳbiḍûne eydiyehüm. nesü-llâhe fenesiyehüm. inne-lmünâfiḳîne hümü-lfâsiḳûn.

    Mehmet Okuyan

    Münafık erkekler ve münafık kadınlar (sizden değil), birbirlerindendir. dipnot 1 Kötülüğü emreder, iyilikten alıkor ve ellerini kısarlar (cimrilik ederler). Onlar Allah'ı unuttular. (Allah da) onları (kendi hallerinde) unuttu (terk etti)! dipnot 2 Şüphesiz ki münafıklar, yoldan çıkanların ta kendileridir. dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Mâide 5:51; Enfâl 8:73.
    2. metne dön, dipnot 2
      Meryem 19:64 ve Tâhâ 20:52'de Yüce Allah'ın unutmayacağı açık bir şekilde ifade edildiğinden, bu ayetteki unutma fiili "kendi hallerine terk etme" şeklinde anlaşılmalıdır. Benzer mesajlar: A‘râf 7:51; Tâhâ 20:126; Secde 32:14; Câsiye 45:34; Haşr 59:19.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu ayette 71. ayette geçen "müminlerin" özelliklerinin zıddına "münafıkların" bazı özelliklerinden söz edilmektedir. Münafıkların özellikleriyle ilgili bkz. Münâfikûn 63:4, dipnot 5.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 67. ayet

  9. Tevbe suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 68. ayet. وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلْمُنَٰفِقِينَ وَٱلْمُنَٰفِقَٰتِ وَٱلْكُفَّارَ نَارَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَا هِىَ حَسْبُهُمْ وَلَعَنَهُمُ ٱللَّهُ وَلَهُمْ عَذَابٌ مُّقِيمٌ

    ve`ade-llâhü-lmünâfiḳîne velmünâfiḳâti velküffâra nâra cehenneme ḫâlidîne fîhâ. hiye ḥasbühüm. vele`anehümü-llâh. velehüm `aẕâbüm müḳîm.

    Mehmet Okuyan

    Allah münafık erkeklere de münafık kadınlara da kâfirlere de içinde ebedî kalacakları cehennem ateşini vadetmiştir. O (cehennem) onlara yeter. Allah onlara lanet etmiştir! Onlar için kalıcı bir azap vardır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cehennemin ebedî oluşuyla ilgili bkz. Bakara 2:39, 81, 162, 217, 257, 275; Al-i İmrân 3:88, 116; Nisâ 4:14, 56, 93, 169; Mâide 5:37, 80; En‘âm 6:128; A‘râf 7:36; Tevbe 9:17, 63; Yûnus 10:27, 52; Hûd 11:8, 107; Ra‘d 13:5; Nahl 16:29; Tâhâ 20:101; Enbiyâ 21:99; Mü'minûn 23:103; Furkân 25:69; Secde 32:14; Ahzâb 33:65; Sâffât 37:9; Zümer 39:72; Mü'min 40:76; Fussilet 41:28; Zuhruf 43:74; Muhammed 47:15; Mücâdele 58:17; Haşr 59:17; Teğâbun 64:10; Cinn 72:23; Müddessir 74:28; Nebe' 78:23; İnfitâr 82:16; Beyyine 98:6.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 68. ayet

  10. Tevbe suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 69. ayet. كَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ كَانُوٓا۟ أَشَدَّ مِنكُمْ قُوَّةً وَأَكْثَرَ أَمْوَٰلًا وَأَوْلَٰدًا فَٱسْتَمْتَعُوا۟ بِخَلَٰقِهِمْ فَٱسْتَمْتَعْتُم بِخَلَٰقِكُمْ كَمَا ٱسْتَمْتَعَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكُم بِخَلَٰقِهِمْ وَخُضْتُمْ كَٱلَّذِى خَاضُوٓا۟ أُو۟لَٰٓئِكَ حَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ

    kelleẕîne min ḳabliküm kânû eşedde minküm ḳuvvetev veekŝera emvâlev veevlâdâ. festemte`û biḫalâḳihim festemta`tüm biḫalâḳiküm keme-stemte`a-lleẕîne min ḳabliküm biḫalâḳihim veḫuḍtüm kelleẕî ḫâḍû. ülâike ḥabiṭat a`mâlühüm fi-ddünyâ vel'âḫirah. veülâike hümü-lḫâsirûn.

    Mehmet Okuyan

    (Ey münafıklar! Siz de) sizden kuvvetçe daha üstün, mal ve evlatça daha çok olan sizden öncekiler gibi (yaptınız). dipnot 1 Onlar (dünya malından) paylarına düşenden yararlanmışlardı. Sizden öncekiler nasıl paylarına düşenden yararlandıysalar siz de payınıza düşenden yararlandınız ve (yanlışa) dalanlar gibi siz de daldınız. dipnot 2 İşte onların işleri dünyada da ahirette de boşa gitmiştir. dipnot 3 Onlar kaybedenlerin ta kendileridir. dipnot 4

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah münafıkları, kendilerinden önce geçmiş olan kâfirlere benzetmekte o kâfirlerin, bu münafıklardan daha güçlü, mal ve çocuk bakımından daha kalabalık olmakla nitelendirmiştir. Anlaşılıyor ki dünya lezzetini isteyip elde etmek amacıyla kendisine itaatten yüz çevirmiş olmaları hususunda bu benzetmeyi yapmıştır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Nisâ' 4:140; En‘âm 6:68; Müddessir 74:45.
    3. metne dön, dipnot 3
      Ahzâb 33:19 ve Muhammed 47:9, 28 ve 32'de de geçen [ahbeta/tuhbitu] fiilleri "silip yok etmek", "boşa çıkarmak", "iptal etmek" gibi anlamlar içermektedir. Ayrıca yine aynı konuyla ilgili olmak üzere çeşitli ayetlerde kullanılmakta olan [habita], [habitat], [tahbeta] ve [yahbeta] fiilleri de "(amellerin) silinmesi" manasına gelmektedir. Bu fiillerin çoğunlukla geçmiş zaman kalıbında getirilmesinin nedeni, olayın mutlak surette gerçekleşeceğini muhataplara öğretmektir ki bu bir Kur'an üslubudur.
    4. metne dön, dipnot 4
      Önceki daha güçlü ve çok daha kalabalık olanları cezalandıran iradenin beriki münafıkları haydi haydi cezalandıracağı haber verilmekte, bir anlamda kendilerine çeki düzen vermeleri gerektiğine dikkat çekilmektedir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 69. ayet

  11. Tevbe suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 70. ayet. أَلَمْ يَأْتِهِمْ نَبَأُ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ قَوْمِ نُوحٍ وَعَادٍ وَثَمُودَ وَقَوْمِ إِبْرَٰهِيمَ وَأَصْحَٰبِ مَدْيَنَ وَٱلْمُؤْتَفِكَٰتِ أَتَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلَٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

    elem ye'tihim nebeü-lleẕîne min ḳablihim ḳavmi nûḥiv ve`âdiv veŝemûde veḳavmi ibrâhîme veaṣḥâbi medyene velmü'tefikât. etethüm rusülühüm bilbeyyinât. femâ kâne-llâhü liyażlimehüm velâkin kânû enfüsehüm yażlimûn.

    Mehmet Okuyan

    Onlara kendilerinden öncekilerin, Nuh kavminin, Âd'in, Semûd'un, İbrahim kavminin, Medyen halkının ve altüst olan şehirlerin haberi ulaşmadı mı? Elçileri onlara apaçık deliller getirmişti. dipnot 1 Allah onlara haksızlık edecek değildi fakat onlar kendi kendilerine haksızlık etmekteydiler. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette eski kavimlerin içerisinden sadece bir kısmının adı verilmekte, örneklendirme yapılarak aslında bütün azgın ve sapkın kavimler bu kapsamda kastedilmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Bakara 2:57; Al-i İmrân 3:117; A‘râf 7:160, 177; Yûnus 10:44; Hûd 11:101; Nahl 16:33, 118; Kehf 18:49; ‘Ankebût 29:40; Rûm 30:9; Zuhruf 43:76.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 70. ayet

  12. Tevbe suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 71. ayet. وَٱلْمُؤْمِنُونَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتُ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَآءُ بَعْضٍ يَأْمُرُونَ بِٱلْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَيُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَيُطِيعُونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥٓ أُو۟لَٰٓئِكَ سَيَرْحَمُهُمُ ٱللَّهُ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

    velmü'minûne velmü'minâtü ba`ḍuhüm evliyâü ba`ḍ. ye'mürûne bilma`rûfi veyenhevne `ani-lmünkeri veyüḳîmûne-ṣṣalâte veyü'tûne-zzekâte veyüṭî`ûne-llâhe verasûleh. ülâike seyerḥamühümü-llâh. inne-llâhe `azîzün ḥakîm.

    Mehmet Okuyan

    Mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirlerinin dostudurlar. dipnot 1 (Birbirlerine) iyiliği emreder (öğütler), kötülükten engeller (sakındırır); dipnot 2 namazı kılar, zekâtı verir; Allah'a ve Elçisine itaat ederler. İşte Allah onlara merhamet edecektir. Şüphesiz ki Allah güçlüdür, doğru hüküm verendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Mâide 5:55-56; Enfâl 8:72.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:104, 110; Mâide 5:79; A‘râf 7:164, 199; Hûd 11:116.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 71. ayet

  13. Tevbe suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 72. ayet. وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَمَسَٰكِنَ طَيِّبَةً فِى جَنَّٰتِ عَدْنٍ وَرِضْوَٰنٌ مِّنَ ٱللَّهِ أَكْبَرُ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

    ve`ade-llâhü-lmü'minîne velmü'minâti cennâtin tecrî min taḥtihe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ vemesâkine ṭayyibeten fî cennâti `adn. veriḍvânüm mine-llâhi ekber. ẕâlike hüve-lfevzü-l`ażîm.

    Mehmet Okuyan

    Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara, içinde ebedî kalmak üzere altlarından ırmaklar akan cennetler ve durmaya değer cennetlerde dipnot 1 güzel meskenler vadetmiştir. Allah'ın rızası ise (hepsinden) büyüktür. Asıl büyük kurtuluş işte budur.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Durulmaya değer cennetler" anlamı verdiğimiz "‘Adn cennetleri" ifadesi Kur'an'da 11 kez yer almaktadır. Bkz. Tevbe 9:72; Ra‘d 13:23; Nahl 16:31; Kehf 18:31; Meryem 19:61; Tâhâ 20:76; Fâtır 35:33; Sâd 38:50; Mü'min 40:8; Saff 61:12; Beyyine 98:8.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 72. ayet

Münafıklarla cihad ve verdikleri sözü tutmayanlar 73–80

  1. Tevbe suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 73. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ جَٰهِدِ ٱلْكُفَّارَ وَٱلْمُنَٰفِقِينَ وَٱغْلُظْ عَلَيْهِمْ وَمَأْوَىٰهُمْ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ

    yâ eyyühe-nnebiyyü câhidi-lküffâra velmünâfiḳîne vagluż `aleyhim. veme'vâhüm cehennem. vebi'se-lmeṣîr.

    Mehmet Okuyan

    Ey Peygamber! O kâfirlerle ve o münafıklarla cihad et; onlara karşı sert davran! Onların barınağı cehennemdir. Ne kötü varış yeridir (orası)! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Tevbe 9:5, 123; Tahrîm 66:9.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 73. ayet

  2. Tevbe suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 74. ayet. يَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ مَا قَالُوا۟ وَلَقَدْ قَالُوا۟ كَلِمَةَ ٱلْكُفْرِ وَكَفَرُوا۟ بَعْدَ إِسْلَٰمِهِمْ وَهَمُّوا۟ بِمَا لَمْ يَنَالُوا۟ وَمَا نَقَمُوٓا۟ إِلَّآ أَنْ أَغْنَىٰهُمُ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ مِن فَضْلِهِۦ فَإِن يَتُوبُوا۟ يَكُ خَيْرًا لَّهُمْ وَإِن يَتَوَلَّوْا۟ يُعَذِّبْهُمُ ٱللَّهُ عَذَابًا أَلِيمًا فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ وَمَا لَهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ مِن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ

    yaḥlifûne billâhi mâ ḳâlû. veleḳad ḳâlû kelimete-lküfri vekeferû ba`de islâmihim vehemmû bimâ lem yenâlû. vemâ neḳamû illâ en agnâhümü-llâhü verasûlühû min faḍlih. feiy yetûbû yekü ḫayral lehüm. veiy yetevellev yü`aẕẕibhümü-llâhü `aẕâben elîmen fi-ddünyâ vel'âḫirah. vemâ lehüm fi-l'arḍi miv veliyyiv velâ neṣîr.

    Mehmet Okuyan

    (Münafıklar o sözleri) söylemediklerine dair Allah'a yemin ediyorlar. (Oysa) o küfür sözünü elbette söylemişler ve Müslümanlıktan sonra kâfir olmuşlar, başaramadıkları bir şeye de yeltenmişlerdi. dipnot 1 Sırf Allah ve Elçisi kendi lütfundan onları zenginleştirdiği için öç almaya kalkışmışlardı. Tevbe ederlerse onlar için hayırlı olur. Yüz çevirirlerse Allah onlara dünyada da ahirette de elem verici şekilde azap edecektir. Yeryüzünde onların dostu da yardımcısı da yoktur.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Münafıkların bir kısmı Hz. Muhammed Tebük'ten dönerken ona suikast düzenleme çalışması yapmışlar, ancak amaçlarına ulaşamamışlardı.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 74. ayet

  3. Tevbe suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 75. ayet. وَمِنْهُم مَّنْ عَٰهَدَ ٱللَّهَ لَئِنْ ءَاتَىٰنَا مِن فَضْلِهِۦ لَنَصَّدَّقَنَّ وَلَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

    veminhüm men `âhede-llâhe lein âtânâ min faḍlihî leneṣṣaddeḳanne velenekûnenne mine-ṣṣâliḥîn.

    Mehmet Okuyan

    Onlardan kimi de "(Allah) lütfundan bize verirse, mutlaka sadaka vereceğiz ve (özü sözü) iyilerden olacağız!" diye Allah'a söz vermişti.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 75. ayet

  4. Tevbe suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 76. ayet. فَلَمَّآ ءَاتَىٰهُم مِّن فَضْلِهِۦ بَخِلُوا۟ بِهِۦ وَتَوَلَّوا۟ وَّهُم مُّعْرِضُونَ

    felemmâ âtâhüm min faḍlihî beḫilû bihî vetevellev vehüm mü`riḍûn.

    Mehmet Okuyan

    Fakat (Allah) lütfundan onlara (zenginlik) verince, onda cimrilik edip (Allah'ın emrinden) yüz çevirerek (sözlerinden) dönmüşlerdi. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetlerin Sa‘lebe b. Hâtib ile ilişkili olduğu ifade edilmekteyse de hem anlatılan olayların Kur'an'a aykırılığı hem de ayetlerde kullanılan fiil ve zamirlerin kalıbı ayetlerin bir kişi değil de bir insan tipiyle ilgili olarak indirildiği apaçık bir gerçektir. Kaldı ki Tevbe 9:104'te belirtildiği gibi sadakaları kabul eden yalnızca Yüce Allah'tır. Bu kişinin vermek istediği sadakaları Hz. Muhammed'in ve diğer halifelerin kabul etmediği iddiaları gerçek olamaz.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 76. ayet

  5. Tevbe suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 77. ayet. فَأَعْقَبَهُمْ نِفَاقًا فِى قُلُوبِهِمْ إِلَىٰ يَوْمِ يَلْقَوْنَهُۥ بِمَآ أَخْلَفُوا۟ ٱللَّهَ مَا وَعَدُوهُ وَبِمَا كَانُوا۟ يَكْذِبُونَ

    fea`ḳabehüm nifâḳan fî ḳulûbihim ilâ yevmi yelḳavnehû bimâ aḫlefü-llâhe mâ ve`adûhü vebimâ kânû yekẕibûn.

    Mehmet Okuyan

    Sonunda, Allah'a verdikleri sözden döndüklerinden ve yalan söylediklerinden dolayı, (Allah) kendisiyle karşılaşacakları güne kadar onların kalbine nifakı (ikiyüzlülüğü) yerleştirmiştir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette verilmek istenen mesaj, kalplerine nifak yerleştirilenlerin bunu hak ettiklerini, kendilerine haksızlık edilmediğini bildirmektir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 77. ayet

  6. Tevbe suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 78. ayet. أَلَمْ يَعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ سِرَّهُمْ وَنَجْوَىٰهُمْ وَأَنَّ ٱللَّهَ عَلَّٰمُ ٱلْغُيُوبِ

    elem ya`lemû enne-llâhe ya`lemü sirrahüm venecvâhüm veenne-llâhe `allâmü-lguyûb.

    Mehmet Okuyan

    (Münafıklar), Allah'ın, onların sırrını da fısıltılarını da bildiğini ve gaybları (bilinemeyenleri) çok iyi bilen olduğunu dipnot 1 (hâlâ) anlamadılar mı? dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Mâide 5:109, 116; Sebe' 34:48.
    2. metne dön, dipnot 2
      İsteği, tercihi ve tavrı nifaktan yana olan bu kişilerin kararları onaylanmış ve ölüp gidecekleri yani Yüce Allah'ın huzuruna çıkacakları mahşer gününe kadar kalplerine nifak yerleştirilmiştir. Münafıkların nifakı ve nifaktaki kararlılıkları "sebep", kalplerine Yüce Allah'ın bunu yerleştirmesi ise "sonuç"tur.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 78. ayet

  7. Tevbe suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 79. ayet. ٱلَّذِينَ يَلْمِزُونَ ٱلْمُطَّوِّعِينَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ فِى ٱلصَّدَقَٰتِ وَٱلَّذِينَ لَا يَجِدُونَ إِلَّا جُهْدَهُمْ فَيَسْخَرُونَ مِنْهُمْ سَخِرَ ٱللَّهُ مِنْهُمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    elleẕîne yelmizûne-lmüṭṭavvi`îne mine-lmü'minîne fi-ṣṣadeḳâti velleẕîne lâ yecidûne illâ cühdehüm feyesḫarûne minhüm. seḫira-llâhü minhüm. velehüm `aẕâbün elîm.

    Mehmet Okuyan

    Sadakalar hakkında, müminlerden gönüllü verenleri ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya, Allah da onlarla alay edecektir. dipnot 1 Onlar için elem verici azap vardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle "Allah alay etmenin cezasını onlara verecektir" şeklinde anlaşılmalıdır. Bu tür ayetlerde geçen fiiller veya kelimeler insanlar için kullanıldığında olumsuz bir anlama gelirken, Allah için kullanıldığında kastedilen mesaj Yüce Allah'ın o fiilin cezasını vereceğini bildirmesidir. Benzer kullanımlar için bkz. Bakara 2:15; Al-i İmrân 3:54; Nisâ 4:142; Enfâl 8:30; Tevbe 9:67.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 79. ayet

  8. Tevbe suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 80. ayet. ٱسْتَغْفِرْ لَهُمْ أَوْ لَا تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ إِن تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ سَبْعِينَ مَرَّةً فَلَن يَغْفِرَ ٱللَّهُ لَهُمْ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَفَرُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْفَٰسِقِينَ

    istagfir lehüm ev lâ testagfir lehüm. in testagfir lehüm seb`îne merraten feley yagfira-llâhü lehüm. ẕâlike biennehüm keferû billâhi verasûlih. vellâhü lâ yehdi-lḳavme-lfâsiḳîn.

    Mehmet Okuyan

    Onlar için ister af dile, ister dileme; onlar için yetmiş kez af dilesen de Allah onları asla affetmeyecektir. dipnot 1 Bu, onların Allah'ı ve Elçisini inkâr etmelerinden ötürüdür. Allah yoldan çıkanlar topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen 70 sayısı "rakamsal bir değer" ifade etmenin ötesinde "çokluk" anlamına alınmalıdır. Çünkü kastedilen 70 kere af dileme sonuç vermese de 71. kez affın gerçekleşebileceği değildir. Çünkü devam eden cümlede geçen [len yağfirallâhu lehum] cümlesi bu türden bir çabanın hiçbir şekilde sonuç vermeyeceğini, yani "Yüce Allah'ın bu münafıkların günahlarını asla ve asla affetmeyeceğini" açıkça ortaya koymaktadır. Çünkü ifadede yer alan [len] edatı bir şeyin gelecekte asla ve asla olmayacağını manaya katmaktadır. Benzer mesaj: Münâfikûn 63:6.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 80. ayet

Seferden geri kalanlar; cenaze namazı yasağı 81–89

  1. Tevbe suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 81. ayet. فَرِحَ ٱلْمُخَلَّفُونَ بِمَقْعَدِهِمْ خِلَٰفَ رَسُولِ ٱللَّهِ وَكَرِهُوٓا۟ أَن يُجَٰهِدُوا۟ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَقَالُوا۟ لَا تَنفِرُوا۟ فِى ٱلْحَرِّ قُلْ نَارُ جَهَنَّمَ أَشَدُّ حَرًّا لَّوْ كَانُوا۟ يَفْقَهُونَ

    feriḥa-lmüḫallefûne bimaḳ`adihim ḫilâfe rasûli-llâhi vekerihû ey yücâhidû biemvâlihim veenfüsihim fî sebîli-llâhi veḳâlû lâ tenfirû fi-lḥarr. ḳul nâru cehenneme eşeddü ḥarrâ. lev kânû yefḳahûn.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın Elçisine muhalefet etmek için geri kalanlar (sefere çıkmayıp) oturmaları ile sevinmişler, mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad (fedakârlık) etmeyi çirkin görmüşler ve "Bu sıcakta sefere çıkmayın." demişlerdi. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcaktır! Keşke anlasalardı!"

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 81. ayet

  2. Tevbe suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 82. ayet. فَلْيَضْحَكُوا۟ قَلِيلًا وَلْيَبْكُوا۟ كَثِيرًا جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

    felyaḍḥakû ḳalîlev velyebkû keŝîrâ. cezâem bimâ kânû yeksibûn.

    Mehmet Okuyan

    Artık yapıp ettiklerinin bir karşılığı olarak az gülsünler, çok ağlasınlar! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki buyruk, bağlam gereği savaştan kaçan münafıklarla ilgilidir; yoksa mutlak anlamda gülmek ve ağlamakla ilgili değildir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 82. ayet

  3. Tevbe suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 83. ayet. فَإِن رَّجَعَكَ ٱللَّهُ إِلَىٰ طَآئِفَةٍ مِّنْهُمْ فَٱسْتَـْٔذَنُوكَ لِلْخُرُوجِ فَقُل لَّن تَخْرُجُوا۟ مَعِىَ أَبَدًا وَلَن تُقَٰتِلُوا۟ مَعِىَ عَدُوًّا إِنَّكُمْ رَضِيتُم بِٱلْقُعُودِ أَوَّلَ مَرَّةٍ فَٱقْعُدُوا۟ مَعَ ٱلْخَٰلِفِينَ

    feir race`ake-llâhü ilâ ṭâifetim minhüm feste'ẕenûke lilḫurûci feḳul len taḫrucû me`iye ebedev velen tüḳâtilû me`iye `adüvvâ. inneküm raḍîtüm bilḳu`ûdi evvele merratin faḳ`udû me`a-lḫâlifîn.

    Mehmet Okuyan

    Allah seni onlardan bir grubun yanına döndürür de (başka bir savaşa seninle birlikte) çıkmak için senden izin isterlerse, (onlara) de ki: "Benimle birlikte asla (savaşa) çıkmayacaksınız ve düşmana karşı benimle birlikte asla savaşmayacaksınız! Şüphesiz ki siz birinci kez (Tebük seferinde) yerinizde kalmaya razı oldunuz. Şimdi de geri kalanlarla (kadınlarla ve çocuklarla) birlikte oturun!"

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 83. ayet

  4. Tevbe suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 84. ayet. وَلَا تُصَلِّ عَلَىٰٓ أَحَدٍ مِّنْهُم مَّاتَ أَبَدًا وَلَا تَقُمْ عَلَىٰ قَبْرِهِۦٓ إِنَّهُمْ كَفَرُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَمَاتُوا۟ وَهُمْ فَٰسِقُونَ

    velâ tüṣalli `alâ eḥadim minhüm mâte ebedev velâ teḳum `alâ ḳabrih. innehüm keferû billâhi verasûlihî vemâtû vehüm fâsiḳûn.

    Mehmet Okuyan

    Onlardan ölmüş olan hiçbirine asla salât (dua) etme; dipnot 1 onun kabri (başı)nda da durma! Şüphesiz ki onlar, Allah'ı ve Elçisini inkâr ettiler ve yoldan çıkanlar olarak öldüler.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kimin inançsız olduğu kendi itirafının dışında bilinemeyeceği için, bu hükmü günahkârlara da yansıtmak doğru değidlir. Bu kişiler müslümanların aleyhine olmuşlar, onları yurtlarından çıkarmışlar, müslümanlarla birlikte değil de kâfirlerle işbirliğine girmişlerdi. Böylelerinin sözleri de hayatları da inkârlarına delil olduğu için, Tevbe 9:113 gereği onlara yönelik Yüce Allah'tan bağışlanma dileğinde bulunulamaz.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 84. ayet

  5. Tevbe suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 85. ayet. وَلَا تُعْجِبْكَ أَمْوَٰلُهُمْ وَأَوْلَٰدُهُمْ إِنَّمَا يُرِيدُ ٱللَّهُ أَن يُعَذِّبَهُم بِهَا فِى ٱلدُّنْيَا وَتَزْهَقَ أَنفُسُهُمْ وَهُمْ كَٰفِرُونَ

    velâ tü`cibke emvâlühüm veevlâdühüm. innemâ yürîdü-llâhü ey yü`aẕẕibehüm bihâ fi-ddünyâ vetezheḳa enfüsühüm vehüm kâfirûn.

    Mehmet Okuyan

    Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin! Şüphesiz ki Allah bunlarla ancak dünyada onlara azap etmeyi ve onların kâfir olarak can vermesini istiyor. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Tevbe 9:55.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 85. ayet

  6. Tevbe suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 86. ayet. وَإِذَآ أُنزِلَتْ سُورَةٌ أَنْ ءَامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَجَٰهِدُوا۟ مَعَ رَسُولِهِ ٱسْتَـْٔذَنَكَ أُو۟لُوا۟ ٱلطَّوْلِ مِنْهُمْ وَقَالُوا۟ ذَرْنَا نَكُن مَّعَ ٱلْقَٰعِدِينَ

    veiẕâ ünzilet sûratün en âminû billâhi vecâhidû me`a rasûlihi-ste'ẕeneke ülu-ṭṭavli minhüm veḳâlû ẕernâ neküm me`a-lḳâ`idîn.

    Mehmet Okuyan

    (Onlara) "Allah'a inanın, Elçisi ile birlikte cihad edin (fedakârlık yapın)!" diye bir sure indirildiği zaman, içlerinden servet sahibi olanlar senden izin istemişler ve "Bizi bırak; (evlerinde) oturanlarla birlikte olalım." demişlerdi.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 86. ayet

  7. Tevbe suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 87. ayet. رَضُوا۟ بِأَن يَكُونُوا۟ مَعَ ٱلْخَوَالِفِ وَطُبِعَ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَفْقَهُونَ

    raḍû biey yekûnû me`a-lḫavâlifi veṭubi`a `alâ ḳulûbihim fehüm lâ yefḳahûn.

    Mehmet Okuyan

    Geride kalan kadınlarla birlikte olmaya (kalmaya) razı oldular; (bu nedenle) onların kalplerine mühür vuruldu. dipnot 1 Artık (gerçeği) anlamazlar.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen "Onların kalplerine mühür vuruldu. Artık anlamazlar" cümlesi, geçerli mazereti olmamasına rağmen müslümanları savaş zamanlarında yalnız bırakıp kadınlarla birlikte şehirde kalmayı tercih eden münafıkların kalplerinin mühürlendiğini ve artık gerçekleri anlayamayacaklarını ifade etmektedir. Diğer konularda ise kişilerin kalplerinin mühürlenmesinin sebebi, inkârlarında ısrarcı olmalarıdır. Benzer mesajlar: Bakara 2:7, 88; Nisâ 4:155; A‘râf 7:100, 101; Tevbe 9:93, Yûnus 10:74; Nahl 16:108; Rûm 30:59; Mü'min 40:35; Muhammed 47:16; Münâfikûn 63:3.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 87. ayet

  8. Tevbe suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 88. ayet. لَٰكِنِ ٱلرَّسُولُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ جَٰهَدُوا۟ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ وَأُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمُ ٱلْخَيْرَٰتُ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

    lâkini-rrasûlü velleẕîne âmenû me`ahû câhedû biemvâlihim veenfüsihim. veülâike lehümü-lḫayrât. veülâike hümü-lmüfliḥûn.

    Mehmet Okuyan

    Fakat Elçi ve onunla birlikte inananlar, mallarıyla, canlarıyla cihad ettiler (fedakârlık yaptılar). İşte bütün hayırlar onlarındır ve onlar kurtulanların ta kendileridir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 88. ayet

  9. Tevbe suresi, 89. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 89. ayet. أَعَدَّ ٱللَّهُ لَهُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

    e`adde-llâhü lehüm cennâtin tecrî min taḥtihe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ. ẕâlike-lfevzü-l`ażîm.

    Mehmet Okuyan

    Allah onlara içlerinde ebedî kalacakları ve altlarından ırmaklar akan cennetler hazırlamış (olacak)tır. İşte bu, büyük kurtuluştur.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 89. ayet

Bedevîler: mazeret ileri sürenler ve samimi olanlar 90–99

  1. Tevbe suresi, 90. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 90. ayet. وَجَآءَ ٱلْمُعَذِّرُونَ مِنَ ٱلْأَعْرَابِ لِيُؤْذَنَ لَهُمْ وَقَعَدَ ٱلَّذِينَ كَذَبُوا۟ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ سَيُصِيبُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    vecâe-lmü`aẕẕirûne mine-l'a`râbi liyü'ẕene lehüm veḳa`ade-lleẕîne keẕebü-llâhe verasûleh. seyüṣîbü-lleẕîne keferû minhüm `aẕâbün elîm.

    Mehmet Okuyan

    Göçebelerden mazeret ileri sürenler, kendilerine izin verilsin diye gelmişlerdi. Allah'a ve Elçisine yalan söyleyenler ise (evlerinde) oturmuşlardı. Onlardan kâfir olanlara yakında elem verici bir azap gelecektir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 90. ayet

  2. Tevbe suresi, 91. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 91. ayet. لَّيْسَ عَلَى ٱلضُّعَفَآءِ وَلَا عَلَى ٱلْمَرْضَىٰ وَلَا عَلَى ٱلَّذِينَ لَا يَجِدُونَ مَا يُنفِقُونَ حَرَجٌ إِذَا نَصَحُوا۟ لِلَّهِ وَرَسُولِهِۦ مَا عَلَى ٱلْمُحْسِنِينَ مِن سَبِيلٍ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    leyse `ale-ḍḍu`afâi velâ `ale-lmerḍâ velâ `ale-lleẕîne lâ yecidûne mâ yünfiḳûne ḥaracün iẕâ neṣaḥû lillâhi verasûlih. mâ `ale-lmuḥsinîne min sebîlin. vellâhü gafûrur raḥîm.

    Mehmet Okuyan

    Allah ve Elçisi için samimi olduklarında, zayıflara, hastalara ve (savaşta) infak edecek (verecek) bir şey bulamayanlara herhangi bir günah yoktur. dipnot 1 (Zira) güzel davrananların aleyhine hiçbir yol yoktur. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah yalan mazeret üreterek izin isteyenleri veya hiç izin istemeye tenezzül bile etmeyenlerin durumunu ifade ettikten sonra, bu defa Tebük Gazvesi'ne katılamayacak durumda olan gerçek ve geçerli mazeret sahiplerini dile getirmektedir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 91. ayet

  3. Tevbe suresi, 92. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 92. ayet. وَلَا عَلَى ٱلَّذِينَ إِذَا مَآ أَتَوْكَ لِتَحْمِلَهُمْ قُلْتَ لَآ أَجِدُ مَآ أَحْمِلُكُمْ عَلَيْهِ تَوَلَّوا۟ وَّأَعْيُنُهُمْ تَفِيضُ مِنَ ٱلدَّمْعِ حَزَنًا أَلَّا يَجِدُوا۟ مَا يُنفِقُونَ

    velâ `ale-lleẕîne iẕâ mâ etevke litaḥmilehüm ḳulte lâ ecidü mâ aḥmilüküm `aleyh. tevellev vea`yünühüm tefîḍu mine-ddem`i ḥazenen ellâ yecidû mâ yünfiḳûn.

    Mehmet Okuyan

    Kendilerine binek sağlaman için sana geldiklerinde "Sizi bindirecek bir (binek) bulamıyorum." deyince, (savaş için) infak edecek hiçbir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözyaşı dökerek dönen kişilere de (sorumluluk yoktur). dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah Tebük Gazvesi'ne katılamayacağı için sorumluluktan uzak tuttuğunu bildirdiği dördüncü bir gruba değinmektedir. Sözü edilen kişilerin Hz. Muhammed'in yanına geldikleri, kendilerine binek vermesi için istekte bulundukları, Hz. Muhammed'in de kendilerine hitaben "Sizi savaşa götürmek için üzerinde taşıyabileceğim, bindirebileceğim bir binek yok" dediği insanlar olduğu ifade edilmektedir. Ayetin devamında, bu kişilerin Hz. Muhammed'den bu cevabı aldıktan sonra savaş için infak edebilecek herhangi bir şey bulamamanın derin hüznü içerisinde gözyaşlarına boğularak geri döndükleri bildirilmektedir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 92. ayet

  4. Buradan itibaren cüz 11

    Tevbe suresi, 93. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 93. ayet. إِنَّمَا ٱلسَّبِيلُ عَلَى ٱلَّذِينَ يَسْتَـْٔذِنُونَكَ وَهُمْ أَغْنِيَآءُ رَضُوا۟ بِأَن يَكُونُوا۟ مَعَ ٱلْخَوَالِفِ وَطَبَعَ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

    inneme-ssebîlü `ale-lleẕîne yeste'ẕinûneke vehüm agniyâ'. raḍû biey yekûnû me`a-lḫavâlifi veṭabe`a-llâhü `alâ ḳulûbihim fehüm lâ ya`lemûn.

    Mehmet Okuyan

    Sorumluluk sadece zengin oldukları hâlde senden izin isteyenlerin üzerinedir. (Çünkü) onlar geride kalan kadınlarla birlikte olmaya razı oldular. (Bu nedenle) Allah da onların kalplerini mühürlemiştir; artık (gerçeği) bilemezler.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 93. ayet

  5. Tevbe suresi, 94. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 94. ayet. يَعْتَذِرُونَ إِلَيْكُمْ إِذَا رَجَعْتُمْ إِلَيْهِمْ قُل لَّا تَعْتَذِرُوا۟ لَن نُّؤْمِنَ لَكُمْ قَدْ نَبَّأَنَا ٱللَّهُ مِنْ أَخْبَارِكُمْ وَسَيَرَى ٱللَّهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُۥ ثُمَّ تُرَدُّونَ إِلَىٰ عَٰلِمِ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    ya`teẕirûne ileyküm iẕâ raca`tüm ileyhim. ḳul lâ ta`teẕirû len nü'mine leküm ḳad nebbeene-llâhü min aḫbâriküm. veseyere-llâhü `ameleküm verasûlühû ŝümme türaddûne ilâ `âlimi-lgaybi veşşehâdeti feyünebbiüküm bimâ küntüm ta`melûn.

    Mehmet Okuyan

    (Seferden) kendilerine döndüğünüz zaman sizden özür dileyecekler. De ki: "(Boşuna) özür dilemeyin! Size asla inanmayız; dipnot 1 Allah elbette haberlerinizi bize bildirmiştir. İş(ler)inizi Allah da görecektir, Elçisi de. Sonra da görünmeyeni de görüneni de bilen (Allah)'a döndürüleceksiniz dipnot 2 ve yaptıklarınızı size bildirecektir." dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah Tebük Gazvesi sonrasında müslümanlar bunların yanına döndüklerinde münafıkların kendilerinden özür dileyeceklerini bir mucize olarak önceden haber vermektedir. Özür dilemek aslında bir erdemdir; ancak bu kişiler Tevbe 9:86 ve 94'te de belirtildiği gibi, durumları müsait yani zengin olmalarına ve haklı hiçbir mazeretleri bulunmamasına rağmen savaştan kaçmak için bahane üreten kişilerdi ve onların kimler olduğunu müslümanlar elbette biliyorlardı. Onların nifakına dair herhangi bir gizlilik ve bilinemezlik söz konusu değildi. Kaldı ki Medine toplumunda hali vakti yerinde olan kişilerin, gayrimüslimlerin herhangi bir kişiden veya çevreden korkmasını gerektirecek bir durum da zaten yoktu. Buna rağmen, müslümanlarla birlikte olmak istemeyen ve birlikte savaşa gitmeye yanaşmayan, bu yüzden de yalan yanlış bahaneler üreten kişilerin inkârcı, menfaatperest ve hem Allah'a hem de Elçisine yalan konuşan ikiyüzlü insanlar oldukları apaçık ortadaydı. Tevbe 9:80, 81, 84, 85, 87, 90 ve 93 gibi ayetlerde de yer aldığı üzere onların inkârcılıkları, yalancılıkları ve münafıklıkları kesinleşmişti. İşte bu kişilerin daha sonra dileyecekleri özrün bir anlamının olmadığı ifade edilmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:73; Tevbe 9:105; Ra‘d 13:9; Mü'minûn 23:92; Secde 32:6; Sebe' 34:3; Fâtır 35:38; Zümer 39:46; Haşr 59:22; Cum‘a 62:8; Teğâbun 64:18; Cinn 72:26.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesaj: Tevbe 9:105.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 94. ayet

  6. Tevbe suresi, 95. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 95. ayet. سَيَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ لَكُمْ إِذَا ٱنقَلَبْتُمْ إِلَيْهِمْ لِتُعْرِضُوا۟ عَنْهُمْ فَأَعْرِضُوا۟ عَنْهُمْ إِنَّهُمْ رِجْسٌ وَمَأْوَىٰهُمْ جَهَنَّمُ جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

    seyaḥlifûne billâhi leküm iẕe-nḳalebtüm ileyhim litü`riḍû `anhüm. fea`riḍû `anhüm. innehüm rics. veme'vâhüm cehennem. cezâem bimâ kânû yeksibûn.

    Mehmet Okuyan

    Onların yanına döndüğünüz zaman, size kendilerinden (onları cezalandırmaktan) vazgeçmeniz için Allah'a yemin edecekler. Artık onlardan yüz çevirin! Çünkü onlar (manevi olarak) pistir. dipnot 1 Kazandıklarına karşılık onların barınağı cehennemdir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Tevbe 9:28. ayetle birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 95. ayet

  7. Tevbe suresi, 96. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 96. ayet. يَحْلِفُونَ لَكُمْ لِتَرْضَوْا۟ عَنْهُمْ فَإِن تَرْضَوْا۟ عَنْهُمْ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يَرْضَىٰ عَنِ ٱلْقَوْمِ ٱلْفَٰسِقِينَ

    yaḥlifûne leküm literḍav `anhüm. fein terḍav `anhüm feinne-llâhe lâ yerḍâ `ani-lḳavmi-lfâsiḳîn.

    Mehmet Okuyan

    Onlardan memnun olasınız diye size yemin edecekler. Fakat siz onlardan memnun olsanız bile Allah yoldan çıkanlar topluluğundan razı olmaz.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 96. ayet

  8. Tevbe suresi, 97. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 97. ayet. ٱلْأَعْرَابُ أَشَدُّ كُفْرًا وَنِفَاقًا وَأَجْدَرُ أَلَّا يَعْلَمُوا۟ حُدُودَ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

    el'a`râbü eşeddü küfrav venifâḳav veecderu ellâ ya`lemû ḥudûde mâ enzele-llâhü `alâ rasûlih. vellâhü `alîmün ḥakîm.

    Mehmet Okuyan

    Göçebeler, kâfirlik ve münafıklık bakımından hem daha beter hem de Allah'ın Elçisine indirdiği sınırları tanımamaya daha meyillidir. Allah bilendir, doğru hüküm verendir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 97. ayet

  9. Tevbe suresi, 98. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 98. ayet. وَمِنَ ٱلْأَعْرَابِ مَن يَتَّخِذُ مَا يُنفِقُ مَغْرَمًا وَيَتَرَبَّصُ بِكُمُ ٱلدَّوَآئِرَ عَلَيْهِمْ دَآئِرَةُ ٱلسَّوْءِ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

    vemine-l'a`râbi mey yetteḫiẕü mâ yünfiḳu magramev veyeterabbeṣu bikümü-ddevâir. `aleyhim dâiratü-ssev'. vellâhü semî`un `alîm.

    Mehmet Okuyan

    Göçebelerden öylesi vardır ki (Allah yolunda) harcayacağını kayıp sayar ve sizin başınıza belâlar gelmesini bekler. (Müslümanlar için bekledikleri) kötülük çemberi kendi başlarına gelsin! dipnot 1 Allah duyandır, bilendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Fetih 48:6.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 98. ayet

  10. Tevbe suresi, 99. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 99. ayet. وَمِنَ ٱلْأَعْرَابِ مَن يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَيَتَّخِذُ مَا يُنفِقُ قُرُبَٰتٍ عِندَ ٱللَّهِ وَصَلَوَٰتِ ٱلرَّسُولِ أَلَآ إِنَّهَا قُرْبَةٌ لَّهُمْ سَيُدْخِلُهُمُ ٱللَّهُ فِى رَحْمَتِهِۦٓ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    vemine-l'a`râbi mey yü'minü billâhi velyevmi-l'âḫiri veyetteḫiẕü mâ yünfiḳu ḳurubâtin `inde-llâhi veṣalevâti-rrasûl. elâ innehâ ḳurbetül lehüm. seyüdḫilühümü-llâhü fî raḥmetih. inne-llâhe gafûrur raḥîm.

    Mehmet Okuyan

    Göçebelerden öylesi de vardır ki Allah'a ve ahiret gününe iman eder; (hayır için) yapmakta oldukları infaklarını Allah katında yakınlıklar ve o Elçinin salavâtı dipnot 1 (yardımları) edinir. Dikkat edin! O (harcadıkları mal, Allah katında) onlar için bir yakınlıktır. Allah onları merhametine koyacaktır. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen [salavât] kelimesi Tevbe 9:103'te de olduğu gibi "yardımlar, destekler" demektir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 99. ayet

Öne geçen muhacirler ve ensar; günahını itiraf edenler 100–106

  1. Tevbe suresi, 100. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 100. ayet. وَٱلسَّٰبِقُونَ ٱلْأَوَّلُونَ مِنَ ٱلْمُهَٰجِرِينَ وَٱلْأَنصَارِ وَٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُم بِإِحْسَٰنٍ رَّضِىَ ٱللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا۟ عَنْهُ وَأَعَدَّ لَهُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى تَحْتَهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

    vessâbiḳûne-l'evvelûne mine-lmühâcirîne vel'enṣâri velleẕîne-ttebe`ûhüm biiḥsânir raḍiye-llâhü `anhüm veraḍû `anhü vee`adde lehüm cennâtin tecrî taḥtehe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ ebedâ. ẕâlike-lfevzü-l`ażîm.

    Mehmet Okuyan

    (Müslüman olmada) öne geçen ilk muhacirler ve ensar ile onlara güzellikle uyanlar var ya, Allah kendilerinden razı, onlar da O'ndan memnun olmuşlardır. (Allah) onlara, içinde ebedî kalacakları, alt taraflarında ırmaklar akan cennetler hazırlamış (olacak)tır. İşte bu, büyük kurtuluştur.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 100. ayet

  2. Tevbe suresi, 101. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 101. ayet. وَمِمَّنْ حَوْلَكُم مِّنَ ٱلْأَعْرَابِ مُنَٰفِقُونَ وَمِنْ أَهْلِ ٱلْمَدِينَةِ مَرَدُوا۟ عَلَى ٱلنِّفَاقِ لَا تَعْلَمُهُمْ نَحْنُ نَعْلَمُهُمْ سَنُعَذِّبُهُم مَّرَّتَيْنِ ثُمَّ يُرَدُّونَ إِلَىٰ عَذَابٍ عَظِيمٍ

    vemimmen ḥavleküm mine-l'a`râbi münâfiḳûn. vemin ehli-lmedîneti meradû `ale-nnifâḳi lâ ta`lemühüm. naḥnü na`lemühüm. senü`aẕẕibühüm merrateyni ŝümme yüraddûne ilâ `aẕâbin `ażîm.

    Mehmet Okuyan

    Çevrenizdeki göçebe (Arap)lardan ve Medine halkından birtakım münafıklar vardır ki bunlar münafıklıkta ileri gitmiştir. Sen onları bilemezsin; onları biz biliriz. Onlara yakında iki kez azap edeceğiz; dipnot 1 sonra da onlar büyük bir azaba itileceklerdir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Devam eden cümlede "büyük azap ahirette olacağı için" burada sözü edilen "iki azap" ifadesi, dünyada çekilen çeşitli sıkıntılarla ilgili olmalıdır. Ayetteki [merrateyni] "iki kere" ifadesi, "defalarca" anlamında çokluk anlamı da verebilir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 101. ayet

  3. Tevbe suresi, 102. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 102. ayet. وَءَاخَرُونَ ٱعْتَرَفُوا۟ بِذُنُوبِهِمْ خَلَطُوا۟ عَمَلًا صَٰلِحًا وَءَاخَرَ سَيِّئًا عَسَى ٱللَّهُ أَن يَتُوبَ عَلَيْهِمْ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    veâḫarûne-`terafû biẕünûbihim ḫaleṭû `amelen ṣâliḥav veâḫara seyyiâ. `asa-llâhü ey yetûbe `aleyhim. inne-llâhe gafûrur raḥîm.

    Mehmet Okuyan

    Diğerleri ise günahlarını itiraf ettiler; iyi işi diğer kötü olanla karıştırdılar. Umulur ki Allah onların tevbesini kabul eder. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 102. ayet

  4. Tevbe suresi, 103. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 103. ayet. خُذْ مِنْ أَمْوَٰلِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكِّيهِم بِهَا وَصَلِّ عَلَيْهِمْ إِنَّ صَلَوٰتَكَ سَكَنٌ لَّهُمْ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

    ḫuẕ min emvâlihim ṣadeḳaten tüṭahhiruhüm vetüzekkîhim bihâ veṣalli `aleyhim. inne ṣalâteke sekenül lehüm. vellâhü semî`un `alîm.

    Mehmet Okuyan

    Onların mallarından dipnot 1 sadaka al; bununla onları temizlersin, onları arındırırsın. Onlara salât et (destek ol)! Şüphesiz ki senin salâtın (desteğin) onlar için huzur ve güven (kaynağı)dır. dipnot 2 Allah duyandır, bilendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle infakın, sadakaların ve zekâtın edilen "kâr"dan değil, sahip olunan "mal"dan verilmesi gerektiğinin apaçık delilidir. Benzer mesajlar: En‘âm 6:141; İsrâ 17:26; Rûm 30:38; Zâriyât 51:19; Me‘âric 70:24.
    2. metne dön, dipnot 2
      Buradaki [salli] emir kalıbı ile [salate] kelimesi, tıpkı Tevbe 9:99 ve Ahzâb 33:43'teki ilgili kelimelerde olduğu gibi "yardım etmek, destek olmak" demektir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 103. ayet

  5. Tevbe suresi, 104. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 104. ayet. أَلَمْ يَعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ هُوَ يَقْبَلُ ٱلتَّوْبَةَ عَنْ عِبَادِهِۦ وَيَأْخُذُ ٱلصَّدَقَٰتِ وَأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ

    elem ya`lemû enne-llâhe hüve yaḳbelü-ttevbete `an `ibâdihî veye'ḫuẕu-ṣṣadeḳâti veenne-llâhe hüve-ttevvâbü-rraḥîm.

    Mehmet Okuyan

    Yalnızca Allah'ın, kullarının tevbesini kabul edip sadakaları alacağını (geri çevirmeyeceğini) ve şüphesiz ki Allah'ın tevbeleri çok kabul eden, çok merhametli olduğunu (hâlâ) bilmezler mi? dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Tevbe 9:75-76 ile ilişkilendirilen Sa‘lebe olayının ne kadar asılsız olduğunun apaçık delilidir. Zira sadakaları kabul eden makam Yüce Allah'tır; başkalarının bu konuda yetkisi yoktur. Dolayısıyla Sa‘lebe'nin getirip vermek istediği zekâtı Hz. Muhammed'in ve sonraki halifelerin kabul etmediği iddiaları asla ve asla doğru olamaz.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 104. ayet

  6. Tevbe suresi, 105. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 105. ayet. وَقُلِ ٱعْمَلُوا۟ فَسَيَرَى ٱللَّهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُۥ وَٱلْمُؤْمِنُونَ وَسَتُرَدُّونَ إِلَىٰ عَٰلِمِ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    veḳuli-`melû feseyere-llâhü `ameleküm verasûlühû velmü'minûn. vesetüraddûne ilâ `âlimi-lgaybi veşşehâdeti feyünebbiüküm bimâ küntüm ta`melûn.

    Mehmet Okuyan

    De ki: "(Yapacağınızı) yapın! İş(ler)inizi Allah da görecektir, Elçisi de müminler de. (Sonra) görünmeyeni de görüneni de bilen (Allah)'a döndürüleceksiniz dipnot 1 de O size yapmış olduklarınızı bildirecektir." dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:73; Tevbe 9:94, 105; Ra‘d 13:9; Mü'minûn 23:92; Secde 32:6; Sebe' 34:3; Fâtır 35:38; Zümer 39:46; Haşr 59:22; Cum‘a 62:8; Teğâbun 64:18; Cinn 72:26.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Tevbe 9:94.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 105. ayet

  7. Tevbe suresi, 106. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 106. ayet. وَءَاخَرُونَ مُرْجَوْنَ لِأَمْرِ ٱللَّهِ إِمَّا يُعَذِّبُهُمْ وَإِمَّا يَتُوبُ عَلَيْهِمْ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

    veâḫarûne mürcevne liemri-llâhi immâ yü`aẕẕibühüm veimmâ yetûbü `aleyhim. vellâhü `alîmün ḥakîm.

    Mehmet Okuyan

    (Tebük Gazvesi'ne katılmayanlardan) diğer bir grup da Allah'ın emrine bırakılmışlardır. dipnot 1 O, kendilerine ya azap eder veya tevbelerini kabul eder. Allah bilendir, doğru hüküm verendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada sözü edilenler Tevbe 9:118'de ele alınan üç kişi olabilir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 106. ayet

Mescid-i Dırâr 107–110

  1. Tevbe suresi, 107. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 107. ayet. وَٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ مَسْجِدًا ضِرَارًا وَكُفْرًا وَتَفْرِيقًۢا بَيْنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَإِرْصَادًا لِّمَنْ حَارَبَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ مِن قَبْلُ وَلَيَحْلِفُنَّ إِنْ أَرَدْنَآ إِلَّا ٱلْحُسْنَىٰ وَٱللَّهُ يَشْهَدُ إِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ

    velleẕîne-tteḫaẕû mesciden ḍirârav veküfrav vetefrîḳam beyne-lmü'minîne veirṣâdel limen ḥârabe-llâhe verasûlehû min ḳabl. veleyaḥlifünne in eradnâ ille-lḥusnâ. vellâhü yeşhedü innehüm lekâẕibûn.

    Mehmet Okuyan

    (Münafıklar arasında) bir de zarar vermek, inkâr etmek, müminlerin arasına ayrılık sokmak ve daha önce Allah'a ve Elçisine karşı savaşmış olan kişiyi dipnot 1 beklemek için bir mescit edinenler ve "Biz güzellikten başka bir şey istemedik." diye mutlaka yemin edecek olanlar vardır. Allah onların elbette yalancı olduklarına şahittir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İslam tarihinde adına [Mescid-i Dırâr] yani "zarar vermek için inşa edilen mescit" olarak bilinen bu mescidi yapanlar, İbn Abbâs'ın verdiği bilgiye göre 12 veya 17 kişilik bir münafık gruptu ve bu mescitle Kuba Mescidi'ne zarar vermeyi, böylece İslam toplumunu bölmeyi amaçlamışlardı. Burada sözü edilenlerin başında Hanzala'nın babası rahib Ebû ‘Amir gelmekteydi. Bu kişi Hz. Muhammed, peygamberliğini ilan edince ona düşman olmuştu; çünkü böylece liderliği sona ermişti. Bu kişi Hz. Muhammed'e hitaben ‘Seninle savaşan bir topluluk bulduğumda, mutlaka onlarla birlik olur, sana karşı savaşırım' demişti. Huneyn Günü'ne kadar bu savaştan ve mücadelesinden geri durmamıştı. Hevazin Kabilesi hezimete uğrayınca, Şam'a gitmiş ve oradan münafıklara şöyle haber göndermişti: ‘Gücünüzün yettiğince kuvvet ve silah hazırlayın; benim için bir mescit yapın; zira ben şimdi Kayser'e gidiyorum. Kayser'in yanında bulunan orduları alıp geleceğim. Böylece Muhammed ve yanındakilere karşı kıyam edeceğim.' Bunun üzerine münafıklar bu mescidi yapmışlar ve o mescitte kendilerine namaz kıldırması için Ebû ‘Amir'in gelmesini gözleyip durmuşlardı (Taberî, [Câmi‘u'l-beyân], XI, 23-26).

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 107. ayet

  2. Tevbe suresi, 108. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 108. ayet. لَا تَقُمْ فِيهِ أَبَدًا لَّمَسْجِدٌ أُسِّسَ عَلَى ٱلتَّقْوَىٰ مِنْ أَوَّلِ يَوْمٍ أَحَقُّ أَن تَقُومَ فِيهِ فِيهِ رِجَالٌ يُحِبُّونَ أَن يَتَطَهَّرُوا۟ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلْمُطَّهِّرِينَ

    lâ teḳum fîhi ebedâ. lemescidün üssise `ale-ttaḳvâ min evveli yevmin eḥaḳḳu en teḳûme fîh. fîhi ricâlüy yüḥibbûne ey yeteṭahherû. vellâhü yüḥibbü-lmüṭṭahhirîn.

    Mehmet Okuyan

    Orada asla (namaza) durma! İlk günden takvâ (duyarlılık) üzerine kurulan mescitte namaz kılman elbette doğrudur. Onda temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah temizlenenleri sever. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetlerde dinde ayrılığın ve tefrikanın ulaştığı boyutlara dikkat çekilmektedir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 108. ayet

  3. Tevbe suresi, 109. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 109. ayet. أَفَمَنْ أَسَّسَ بُنْيَٰنَهُۥ عَلَىٰ تَقْوَىٰ مِنَ ٱللَّهِ وَرِضْوَٰنٍ خَيْرٌ أَم مَّنْ أَسَّسَ بُنْيَٰنَهُۥ عَلَىٰ شَفَا جُرُفٍ هَارٍ فَٱنْهَارَ بِهِۦ فِى نَارِ جَهَنَّمَ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    efemen essese bünyânehû `alâ taḳvâ mine-llâhi veriḍvânin ḫayrun em men essese bünyânehû `alâ şefâ cürufin hârin fenhâra bihî fî nâri cehennem. vellâhü lâ yehdi-lḳavme-żżâlimîn.

    Mehmet Okuyan

    Binasını Allah'a karşı bir takvâ (duyarlılık) ve (Allah) rızası üzerine kuran kimse mi hayırlıdır, yoksa yapısını yıkılacak bir uçurumun kenarına kurup, onunla birlikte kendisi de cehennem ateşine düşen kimse(ninki) mi? Allah zalimler topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 109. ayet

  4. Tevbe suresi, 110. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 110. ayet. لَا يَزَالُ بُنْيَٰنُهُمُ ٱلَّذِى بَنَوْا۟ رِيبَةً فِى قُلُوبِهِمْ إِلَّآ أَن تَقَطَّعَ قُلُوبُهُمْ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

    lâ yezâlü bünyânühümü-lleẕî benev rîbeten fî ḳulûbihim illâ en teḳaṭṭa`a ḳulûbühüm. vellâhü `alîmün ḥakîm.

    Mehmet Okuyan

    Yaptıkları bina, kalpleri parçalanıncaya kadar yüreklerine devamlı olarak bir kuşku (sebebi) olacaktır. Allah bilendir, doğru hüküm verendir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 110. ayet

Allah'ın mü'minlerden satın alması; tövbesi kabul edilen üç kişi 111–118

  1. Tevbe suresi, 111. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 111. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ ٱشْتَرَىٰ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ أَنفُسَهُمْ وَأَمْوَٰلَهُم بِأَنَّ لَهُمُ ٱلْجَنَّةَ يُقَٰتِلُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَيَقْتُلُونَ وَيُقْتَلُونَ وَعْدًا عَلَيْهِ حَقًّا فِى ٱلتَّوْرَىٰةِ وَٱلْإِنجِيلِ وَٱلْقُرْءَانِ وَمَنْ أَوْفَىٰ بِعَهْدِهِۦ مِنَ ٱللَّهِ فَٱسْتَبْشِرُوا۟ بِبَيْعِكُمُ ٱلَّذِى بَايَعْتُم بِهِۦ وَذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

    inne-llâhe-şterâ mine-lmü'minîne enfüsehüm veemvâlehüm bienne lehümü-lcenneh. yüḳâtilûne fî sebîli-llâhi feyaḳtülûne veyuḳtelûne va`den `aleyhi ḥaḳḳan fi-ttevrâti vel'incîli velḳur'ân. vemen evfâ bi`ahdihî mine-llâhi festebşirû bibey`ikümü-lleẕî bâya`tüm bih. veẕâlike hüve-lfevzü-l`ażîm.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Allah, Allah yolunda savaşan, öldüren ve öldürülen müminlerden, canlarını ve mallarını, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır. dipnot 1 (Bu), Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da O'nun üzerinde gerçek bir vaat olarak (böyledir). Sözünde Allah'tan daha vefalı kim olabilir ki! O'nunla yapmış olduğunuz alışverişinizden dolayı sevinin! Asıl büyük kurtuluş işte budur.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle "Şüphesiz ki Allah onlara malları ve canları karşılığında cenneti satmıştır" şeklinde de tercüme edilebilir. Çünkü ayette geçen [işterâ] fiili hem "satmak" hem de "satın almak" anlamında kullanılabilmektedir. Burada cennete gidebilmenin fedakarlıklara bağlı olduğuna da dikkat çekilmektedir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 111. ayet

  2. Tevbe suresi, 112. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 112. ayet. ٱلتَّٰٓئِبُونَ ٱلْعَٰبِدُونَ ٱلْحَٰمِدُونَ ٱلسَّٰٓئِحُونَ ٱلرَّٰكِعُونَ ٱلسَّٰجِدُونَ ٱلْـَٔامِرُونَ بِٱلْمَعْرُوفِ وَٱلنَّاهُونَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَٱلْحَٰفِظُونَ لِحُدُودِ ٱللَّهِ وَبَشِّرِ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    ettâibûne-l`âbidûne-lḥâmidûne-ssâiḥûne-rrâki`ûne-ssâcidûne-l'âmirûne bilma`rûfi vennâhûne `ani-lmünkeri velḥâfiżûne liḥudûdi-llâh. vebeşşiri-lmü'minîn.

    Mehmet Okuyan

    (Bu alışverişi yapanlar), tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler (övenler), (Allah yolunda) seyahat edenler (oruç tutanlar), rükû ve secde edenler, iyiliği emredip (öğütleyip) kötülükten engelleyen (sakındıran) ve Allah'ın sınırlarını koruyanlardır. (İşte bu) müminleri müjdele!

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 112. ayet

  3. Tevbe suresi, 113. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 113. ayet. مَا كَانَ لِلنَّبِىِّ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَن يَسْتَغْفِرُوا۟ لِلْمُشْرِكِينَ وَلَوْ كَانُوٓا۟ أُو۟لِى قُرْبَىٰ مِنۢ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمْ أَنَّهُمْ أَصْحَٰبُ ٱلْجَحِيمِ

    mâ kâne linnebiyyi velleẕîne âmenû ey yestagfirû lilmüşrikîne velev kânû ülî ḳurbâ mim ba`di mâ tebeyyene lehüm ennehüm aṣḥâbü-lceḥîm.

    Mehmet Okuyan

    (Kâfir olarak ölüp) cehennem halkı oldukları onlara açıkça belli olduktan sonra, akraba bile olsalar, (Allah'a) ortak koşanlar için af dilemek, Peygamber için de iman etmiş olanlar için de söz konusu olamaz. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet inkâr veya şirk üzere ölenler için bağışlanma dileğinde bulunulamayacağı hükmünü içermektedir. Hakkında Yüce Allah'ın bilgi verdiği Hz. İbrahim'in babası gibi bu türden insanlarla ilgili bağışlanma dilenemeyeceği gibi ölüm anında inkârcı olduğunu söyleyerek ölen kişiler için de bağışlanma dileğinde bulunulamaz. Bunun dışında hiç kimse hiç kimsenin nasıl öldüğünü yani mümin olarak mı inkârcı olarak mı öldüğünü bilemeyeceği için bu konuda kanaat sahibi olunamaz.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 113. ayet

  4. Tevbe suresi, 114. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 114. ayet. وَمَا كَانَ ٱسْتِغْفَارُ إِبْرَٰهِيمَ لِأَبِيهِ إِلَّا عَن مَّوْعِدَةٍ وَعَدَهَآ إِيَّاهُ فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُۥٓ أَنَّهُۥ عَدُوٌّ لِّلَّهِ تَبَرَّأَ مِنْهُ إِنَّ إِبْرَٰهِيمَ لَأَوَّٰهٌ حَلِيمٌ

    vemâ kâne-stigfâru ibrâhîme liebîhi illâ `am mev`idetiv ve`adehâ iyyâh. felemmâ tebeyyene lehû ennehû `adüvvül lillâhi teberrae minh. inne ibrâhîme leevvâhün ḥalîm.

    Mehmet Okuyan

    İbrahim'in babası için af dilemesi, sadece ona verdiği sözden dolayıydı. Onun Allah'ın düşmanı olduğu kendisi için açıklanınca ondan uzaklaşmıştı. Şüphesiz ki İbrahim çok yufka yürekliydi; çok hoşgörülüydü. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Meryem 19:47, Şu‘arâ 26:86 ve Mümtehine 60:4. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Hz. İbrahim'in babası için yaptığı dua babası sağken onun bağışlanmayı hak edecek bir dönüş gerçekleştirmesine yönelik olarak anlaşılmalıdır. Babasının Yüce Allah'a düşman olduğu ve böylece öldüğü bildirilince Hz. İbrahim bu duasından vazgeçmiştir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 114. ayet

  5. Tevbe suresi, 115. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 115. ayet. وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُضِلَّ قَوْمًۢا بَعْدَ إِذْ هَدَىٰهُمْ حَتَّىٰ يُبَيِّنَ لَهُم مَّا يَتَّقُونَ إِنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

    vemâ kâne-llâhü liyüḍille ḳavmem ba`de iẕ hedâhüm ḥattâ yübeyyine lehüm mâ yetteḳûn. inne-llâhe bikülli şey'in `alîm.

    Mehmet Okuyan

    Allah doğru yola ulaştırdıktan sonra, takvâlı (duyarlı) olacakları şeyleri kendilerine açıklayıncaya kadar hiçbir topluluğu sapkın (kabul) edecek değildir. dipnot 1 Şüphesiz ki Allah her şeyi bilendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet söyle de tercüme edilebilir: "Doğru yola ulaştırdıktan sonra, korunacakları (sorumlu ve duyarlı davranacakları) şeyleri kendilerine açıklayıncaya kadar Allah hiçbir topluluğu saptıracak değildir."

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 115. ayet

  6. Tevbe suresi, 116. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 116. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ

    inne-llâhe lehû mülkü-ssemâvâti vel'arḍ. yuḥyî veyümît. vemâ leküm min dûni-llâhi miv veliyyiv velâ neṣîr.

    Mehmet Okuyan

    Göklerin ve yerin otoritesi yalnızca Allah'a aittir. Diriltir ve öldürür. Sizin için Allah'a rağmen dost da yardımcı da yoktur.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 116. ayet

  7. Tevbe suresi, 117. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 117. ayet. لَّقَد تَّابَ ٱللَّهُ عَلَى ٱلنَّبِىِّ وَٱلْمُهَٰجِرِينَ وَٱلْأَنصَارِ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُ فِى سَاعَةِ ٱلْعُسْرَةِ مِنۢ بَعْدِ مَا كَادَ يَزِيغُ قُلُوبُ فَرِيقٍ مِّنْهُمْ ثُمَّ تَابَ عَلَيْهِمْ إِنَّهُۥ بِهِمْ رَءُوفٌ رَّحِيمٌ

    leḳat tâbe-llâhü `ale-nnebiyyi velmühâcirîne vel'enṣâri-lleẕîne-ttebe`ûhü fî sâ`ati-l`usrati mim ba`di mâ kâde yezîgu ḳulûbü ferîḳim minhüm ŝümme tâbe `aleyhim. innehû bihim raûfür raḥîm.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Allah içlerinden bir grubun kalpleri eğrilmeye yüz tuttuktan sonra, Peygamber'in ve güçlük zamanında ona uyan muhacirlerin ve ensarın tevbesini kabul etmiştir. dipnot 1 Sonra da onların tevbelerini kabul etmiştir. Şüphesiz ki O, onlara karşı çok şefkatlidir, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Muhammed'in yaptığı "izin verme hatası"nın sonucunda, bazı müminlerin kalplerinde Tebük Gazvesi'ne karşı bir isteksizlik hissi gelmiş olabilirdi. Bundan dolayı, Yüce Allah hem Hz. Muhammed'in hem de o sahâbîlerin bu kusurunu affettiğini söylemiş olabilir. Ayrıca, insan, ömrü boyunca, ister küçük günahlar kabilinden olsun, ister daha öncelikli olanı terk etmek türünden olsun, birtakım hatalardan kurtulamaz. Bu nedenle, başta Hz. Muhammed olmak üzere, diğer müminler, güçlüklerine ve yorgunluklarına katlanıp, mevsim sıcaklığı ve meyve hasadı zamanı oluşu gibi çeşitli mazeretlere ve sıkıntılara karşı direnç göstererek bu Gazve'ye katılmakla Yüce Allah'ın lütfuna mazhar oldukları ve işledikleri hataların bağışlandığı, çünkü bu büyük fedakârlığın onların diğer hatalarının kefaretini oluşturduğu da düşünülmelidir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 117. ayet

  8. Tevbe suresi, 118. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 118. ayet. وَعَلَى ٱلثَّلَٰثَةِ ٱلَّذِينَ خُلِّفُوا۟ حَتَّىٰٓ إِذَا ضَاقَتْ عَلَيْهِمُ ٱلْأَرْضُ بِمَا رَحُبَتْ وَضَاقَتْ عَلَيْهِمْ أَنفُسُهُمْ وَظَنُّوٓا۟ أَن لَّا مَلْجَأَ مِنَ ٱللَّهِ إِلَّآ إِلَيْهِ ثُمَّ تَابَ عَلَيْهِمْ لِيَتُوبُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ

    ve`ale-ŝŝelâŝeti-lleẕîne ḫullifû. ḥattâ iẕâ ḍâḳat `aleyhimü-l'arḍu bimâ raḥubet veḍâḳat `aleyhim enfüsühüm veżannû el lâ melcee mine-llâhi illâ ileyh. ŝümme tâbe `aleyhim liyetûbû. inne-llâhe hüve-ttevvâbü-rraḥîm.

    Mehmet Okuyan

    (Allah, Tebük Gazvesi'nden) geri bırakılan üç kişinin dipnot 1 de (tevbelerini kabul etmişti). Yeryüzü (bütün) genişliğine rağmen onlara dar gelmiş, dipnot 2 vicdanları kendilerini sıktıkça sıkmıştı. Allah'tan yine yalnızca Allah'a sığınmaktan başka çare olmadığını anlamışlardı. Sonra tevbe etmeleri (eski düzgün hallerine dönmeleri) için Allah onların tevbesini kabul etmiştir. Şüphesiz ki yalnızca Allah tevbeyi çok kabul edendir, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu kişiler Tevbe 9:106'da işaret edilen "şair Ka‘b b. Mâlik ", "hakkında [li‘an] ayeti inmiş olan Hilâl b. Ümeyye" ve "Mürâre b. er-Rabî‘" adlı üç kişidir. Bunların Tebük Gazvesi'ne gitmeyip geri bırakılanlar olduğuna değinilmektedir. Onları kimin geri bıraktığıyla ilgili olarak çevrelerindeki etkin bazı münafıkların buna sebep olduğu ifade edilebileceği gibi bu kişilerin savaş hazırlıkları bağlamında Hz. Muhammed'den izin aldıkları, bir süre gecikince de savaşa gidemedikleri için geri bırakıldıkları da belirtilmektedir. Tevbelerin kabul edilmesi, bunların kasıtlı bir geri kalış içerisine girmediği, şimdi bizim bilemediğimiz bir nedenle bu savaştan geri kaldıkları, ardından da bütün genişliğine rağmen yeryüzünün kendilerine dar geldiği ifade edilmektedir (Semerkandî, [Bahru'l-‘Ulûm], II, 95-99; Taberî, [Câmi‘u'l-beyân], XI, 21-22, 57-62; Zemahşerî, [el-Keşşâf], II, 298, 307; Râzî, [Mefâtîhu'l-Ğayb], XVI, 191).
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Tevbe 9:25.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 118. ayet

Sadıklarla beraber olun; her sureye verilen tepkiler ve kapanış 119–129

  1. Tevbe suresi, 119. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 119. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَكُونُوا۟ مَعَ ٱلصَّٰدِقِينَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-tteḳu-llâhe vekûnû me`a-ṣṣâdiḳîn.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun ve doğrularla birlikte olun!

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 119. ayet

  2. Tevbe suresi, 120. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 120. ayet. مَا كَانَ لِأَهْلِ ٱلْمَدِينَةِ وَمَنْ حَوْلَهُم مِّنَ ٱلْأَعْرَابِ أَن يَتَخَلَّفُوا۟ عَن رَّسُولِ ٱللَّهِ وَلَا يَرْغَبُوا۟ بِأَنفُسِهِمْ عَن نَّفْسِهِۦ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ لَا يُصِيبُهُمْ ظَمَأٌ وَلَا نَصَبٌ وَلَا مَخْمَصَةٌ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَا يَطَـُٔونَ مَوْطِئًا يَغِيظُ ٱلْكُفَّارَ وَلَا يَنَالُونَ مِنْ عَدُوٍّ نَّيْلًا إِلَّا كُتِبَ لَهُم بِهِۦ عَمَلٌ صَٰلِحٌ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجْرَ ٱلْمُحْسِنِينَ

    mâ kâne liehli-lmedîneti vemen ḥavlehüm mine-l'a`râbi ey yeteḫallefû `ar rasûli-llâhi velâ yergabû bienfüsihim `an nefsih. ẕâlike biennehüm lâ yüṣîbühüm żameüv velâ neṣabüv velâ maḫmeṣatün fî sebîli-llâhi velâ yeṭaûne mevṭiey yegîżu-lküffâra velâ yenâlûne min `adüvvin neylen illâ kütibe lehüm bihî `amelün ṣâliḥ. inne-llâhe lâ yüḍî`u ecra-lmuḥsinîn.

    Mehmet Okuyan

    Medine halkının ve civarlarındaki göçebe Arapların Allah'ın Elçisinden geri kalmaları ve onun canından (önce) kendi canlarını düşünmeleri doğru olmaz. İşte onların Allah yolunda bir susuzluğa, yorgunluğa ve açlığa uğramaları, kâfirleri öfkelendirecek bir yere (ayak) basmaları ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları da sadece bunların karşılığında kendilerine iyi bir iş yazılması içindir. Şüphesiz ki Allah güzel davrananların ödülünü ziyan etmez.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 120. ayet

  3. Tevbe suresi, 121. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 121. ayet. وَلَا يُنفِقُونَ نَفَقَةً صَغِيرَةً وَلَا كَبِيرَةً وَلَا يَقْطَعُونَ وَادِيًا إِلَّا كُتِبَ لَهُمْ لِيَجْزِيَهُمُ ٱللَّهُ أَحْسَنَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    velâ yünfiḳûne nefeḳaten ṣagîratev velâ kebîratev velâ yaḳṭa`ûne vâdiyen illâ kütibe lehüm liyecziyehümü-llâhü aḥsene mâ kânû ya`melûn.

    Mehmet Okuyan

    Küçük büyük yaptıkları her bir infak ve geçtikleri her bir vadi mutlaka onların lehine yazılır. Sonunda, Allah onları yapmakta olduklarının en güzeli ile ödüllendirecektir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Nahl 16:96, 97; Nûr 24:38; ‘Ankebût 29:7; Zümer 39:35; Ahkâf 46:16.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 121. ayet

  4. Tevbe suresi, 122. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 122. ayet. وَمَا كَانَ ٱلْمُؤْمِنُونَ لِيَنفِرُوا۟ كَآفَّةً فَلَوْلَا نَفَرَ مِن كُلِّ فِرْقَةٍ مِّنْهُمْ طَآئِفَةٌ لِّيَتَفَقَّهُوا۟ فِى ٱلدِّينِ وَلِيُنذِرُوا۟ قَوْمَهُمْ إِذَا رَجَعُوٓا۟ إِلَيْهِمْ لَعَلَّهُمْ يَحْذَرُونَ

    vemâ kâne-lmü'minûne liyenfirû kâffeh. felevlâ nefera min külli firḳatim minhüm ṭâifetül liyetefeḳḳahû fi-ddîni veliyünẕirû ḳavmehüm iẕâ race`û ileyhim le`allehüm yaḥẕerûn.

    Mehmet Okuyan

    Müminlerin hepsinin toptan çıkmaları (çıkıp gelmeleri) doğru değildir. Her birinden (her toplumdan) bir grup dinde derin anlayış sahibi olmak ve sakınırlar ümidiyle kendilerine döndüklerinde toplumlarını uyarmak için nefer olmalıdır (yola çıkmalıdır). dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet topluca savaşa gidip gitmemeyle ilgili değil de dini öğrenmek için çeşitli topluluklar içinden sadece belirli bir grubun gelmesi, sonra da kavimlerine dönüp gitmeleri ve onları kötülüklerden sakındırmalarıyla ilgili olarak okunmalıdır. Buna karşılık bu ayet şöyle de yorumlanmıştır: Burada konu müslümanların topluca savaşa gitmeleri ve Hz. Muhammed'i Medine'de yalnız bırakmamalarıyla ilişkili görülmüş ve hepsinin savaşa katılmasının gerekmediğine, o esnada indirilen ayetlerin de öğrenilmesi için belli bir grubun geride kalması gerektiğine dikkat çekilmiştir. Bu yorum bir sonraki ayetle ilişkilendirilerek yapılmaktadır (Semerkandî, [Bahru'l-‘Ulûm], II, 100; Taberî, [Câmi‘u'l-beyân], XI, 67-69).

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 122. ayet

  5. Tevbe suresi, 123. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 123. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ قَٰتِلُوا۟ ٱلَّذِينَ يَلُونَكُم مِّنَ ٱلْكُفَّارِ وَلْيَجِدُوا۟ فِيكُمْ غِلْظَةً وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلْمُتَّقِينَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû ḳâtilü-lleẕîne yelûneküm mine-lküffâri velyecidû fîküm gilżah. va`lemû enne-llâhe me`a-lmütteḳîn.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! kâfirlerden yakınınızda olanlara karşı savaşın ve onlar (savaş anında) sizde bir sertlik bulsunlar! dipnot 1 Bilin ki Allah şüphesiz ki muttakîlerle (duyarlı olanlarla) beraberdir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Bakara 2:190-193, 256, Nisâ 4:89-91, Enfâl 8:39-40, Tevbe 9:2-4, 12, 36, 73; Hacc 22:39, Mümtehine 60:8-9, Tahrîm 66:9 gibi ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 123. ayet

  6. Tevbe suresi, 124. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 124. ayet. وَإِذَا مَآ أُنزِلَتْ سُورَةٌ فَمِنْهُم مَّن يَقُولُ أَيُّكُمْ زَادَتْهُ هَٰذِهِۦٓ إِيمَٰنًا فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ فَزَادَتْهُمْ إِيمَٰنًا وَهُمْ يَسْتَبْشِرُونَ

    veiẕâ mâ ünzilet sûratün feminhüm mey yeḳûlü eyyüküm zâdethü hâẕihî îmânâ. feemme-lleẕîne âmenû fezâdethüm îmânev vehüm yestebşirûn.

    Mehmet Okuyan

    Herhangi bir sure indirildiği zaman içlerinden bir kısmı "Bu, sizin hanginizin imanını artırdı ki?" der. İman edenler var ya, (indirilen her sure) onların imanlarını artırır ve onlar sevinirler. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:173; Enfâl 8:2; Kehf 18:13; Meryem 19:76; Hacc 22:54; Ahzâb 33:22; Muhammed 47:17; Fetih 48:4; Müddessir 74:31.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 124. ayet

  7. Tevbe suresi, 125. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 125. ayet. وَأَمَّا ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ فَزَادَتْهُمْ رِجْسًا إِلَىٰ رِجْسِهِمْ وَمَاتُوا۟ وَهُمْ كَٰفِرُونَ

    veemme-lleẕîne fi ḳulûbihim meraḍun fezâdethüm ricsen ilâ ricsihim vemâtû vehüm kâfirûn.

    Mehmet Okuyan

    Kalplerinde hastalık bulunanlara gelince, onların da inkârlarını tamamen artırır ve onlar artık kâfir olarak ölürler.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 125. ayet

  8. Tevbe suresi, 126. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 126. ayet. أَوَلَا يَرَوْنَ أَنَّهُمْ يُفْتَنُونَ فِى كُلِّ عَامٍ مَّرَّةً أَوْ مَرَّتَيْنِ ثُمَّ لَا يَتُوبُونَ وَلَا هُمْ يَذَّكَّرُونَ

    evelâ yeravne ennehüm yüftenûne fî külli `âmim merraten ev merrateyni ŝümme lâ yetûbûne velâ hüm yeẕẕekkerûn.

    Mehmet Okuyan

    Onlar, her yıl bir veya iki kez (çeşitli belâlarla) imtihan edildiklerini görmüyorlar mı? dipnot 1 Sonra tevbe de etmiyorlar, (gerçeği) de hatırlamıyorlar.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnkârcıların her yıl sınandıkları imtihanların "inkâr ve nifak" olmasının yanında, bu denenme hastalık, kıtlık, açlık, savaş, cihad vs. şeklinde de gerçekleşmiş olabilir. Ayette geçen [merrateyni] kelimesi Tevbe 9:101'de de geçtiği üzere "iki kere", "defalarca" anlamında yorumlanabilmektedir. Bu durumda inkârcıların ve münafıkların her yıl bir defa veya defalarca yani sürekli olarak denendikleri ifade edilmiş olmaktadır. Onların her bir defa denenmesi aslında tevbe etmeleri için bir fırsat olmasına rağmen onlar bunu değerlendirememiş, tevbe etmemiş, gerçeğe yönelmemiş ve gerçekleri hatırlamaya yanaşmamışlar, böylece inkârları arttığı gibi mahşerdeki azaplarının da artmasına neden olmuşlardı. Bu durum dün böyle olduğu gibi sonrasında da aynı şekilde devam etmektedir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 126. ayet

  9. Tevbe suresi, 127. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 127. ayet. وَإِذَا مَآ أُنزِلَتْ سُورَةٌ نَّظَرَ بَعْضُهُمْ إِلَىٰ بَعْضٍ هَلْ يَرَىٰكُم مِّنْ أَحَدٍ ثُمَّ ٱنصَرَفُوا۟ صَرَفَ ٱللَّهُ قُلُوبَهُم بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لَّا يَفْقَهُونَ

    veiẕâ mâ ünzilet sûratün neżara ba`ḍuhüm ilâ ba`ḍ. hel yerâküm min eḥadin ŝümme-nṣarafû. ṣarafe-llâhü ḳulûbehüm biennehüm ḳavmül lâ yefḳahûn.

    Mehmet Okuyan

    Bir sure indirildiği zaman "(Çevreden) sizi birisi görüyor mu?" diye (sorar gibi) birbirlerine bakar, sonra da (sıvışıp) giderler. Anlamayan bir topluluk oldukları için Allah da onların kalplerini (gerçeklerden) uzaklaştırmıştır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada anlamayan bir topluluk olmak "sebep", kalplerinin gerçeklerden uzaklaştırılması ise "sonuç"tur. Yani bu kişilere herhangi bir haksızlık yapılmış değildir.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 127. ayet

  10. Tevbe suresi, 128. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 128. ayet. لَقَدْ جَآءَكُمْ رَسُولٌ مِّنْ أَنفُسِكُمْ عَزِيزٌ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَرِيصٌ عَلَيْكُم بِٱلْمُؤْمِنِينَ رَءُوفٌ رَّحِيمٌ

    leḳad câeküm rasûlüm min enfüsiküm `azîz. `aleyhi mâ `anittüm ḥarîṣun `aleyküm bilmü'minîne raûfür raḥîm.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki size kendinizden öyle bir Elçi gelmiştir ki sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. dipnot 1 Size çok düşkündür; müminlere karşı elbette çok şefkatlidir, merhametlidir. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Uğranılmasından söz edilen sıkıntının hem dünya hayatını, hem de mahşerde karşılaşılacak şeyleri içerdiğini düşünmekteyiz. Azap şöyle dursun, müslümanlara yönelik dünyadaki geçici ve küçük sıkıntılar bile ümmetine çok düşkün olan Hz. Muhammed'e ağır gelmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:159; Tevbe 9:61.

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 128. ayet

  11. Tevbe suresi, 129. ayet — tek başına aç

    Tevbe suresi, 129. ayet. فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَقُلْ حَسْبِىَ ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ ٱلْعَرْشِ ٱلْعَظِيمِ

    fein tevellev feḳul ḥasbiye-llâh. lâ ilâhe illâ hû. `aleyhi tevekkeltü vehüve rabbü-l`arşi-l`ażîm.

    Mehmet Okuyan

    (İnkârcılar) yüz çevirirlerse de ki: "Bana yalnızca Allah yeter. O'ndan başka ilah yoktur. Ben yalnızca O'na güvendim. O yüce arşın sahibidir."

    Ayet detayı — Tevbe suresi, 129. ayet