Diyanet İşleri
Cebrail, "Ben ancak Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir çocuk bağışlamak için gönderildim" dedi.
Meryem suresi
Meryem suresi, 19. ayet. قَالَ إِنَّمَآ أَنَا۠ رَسُولُ رَبِّكِ لِأَهَبَ لَكِ غُلَٰمًا زَكِيًّا
ḳâle innemâ ene rasûlü rabbik. liehebe leki gulâmen zekiyyâ.
Cebrail, "Ben ancak Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir çocuk bağışlamak için gönderildim" dedi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Meryem ve Îsâ Meryem 16–40 3
(16-17) (Ey Muhammed!) Kitap'ta (Kur'an'da) Meryem'i de an. Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasında bir perde germişti. Biz, ona Cebrail'i göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü.
Meryem, "Senden, Rahman'a sığınırım. Eğer Allah'tan çekinen biri isen (bana kötülük etme)" dedi.
Cebrail, "Ben ancak Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir çocuk bağışlamak için gönderildim" dedi.
Meryem, "Bana hiçbir insan dokunmadığı ve iffetsiz bir kadın olmadığım halde, benim nasıl çocuğum olabilir?" dedi.
Cebrail, "Evet, öyle. Rabbin diyor ki: O benim için çok kolaydır. Onu insanlara bir mucize, katımızdan bir rahmet kılmak için böyle takdir ettik. Bu, zaten (ezelde) hükme bağlanmış bir iştir" dedi.
Böylece Meryem, çocuğa gebe kaldı ve onunla uzak bir yere çekildi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
19. Cebrail aleyhisselam onun korkup endişelendiğini görünce: “dedi ki: Ben, ancak Rabbinin elçisiyim.” Yani benim görevim, benim işim, Rabbimin senin ile ilgili olarak bana vermiş olduğu elçiliği yerine getirmekten ibarettir. “Sana tertemiz bir oğul vermek için gönderildim.” Bu, ondan doğacak oğula ve onun tertemiz olacağına dair çok büyük bir müjdedir. Çünkü tertemiz olması, onun yerilmeyi gerektiren hasletlerden uzak, buna karşılık övülmeye değer hasletlere sahip olmasını gerektirir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Cebrail -aleyhisselam-: "Ben beşer değilim. Ancak ben Rabbinin sana tertemiz bir oğul bahşetmesinden dolayı sana gönderdiği elçisiyim." dedi.
Aynı kök: غلم (13 geçiş) · Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Ortak kavram: Zekât
Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında, adam (hemen) onu öldürdü. Musa, "Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi…
Aynı kıssa: Hz. Meryem · Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Ortak kavram: Zekât
"Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekatı emretti."
Aynı kök: غلم (13 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Meryem
Meryem, "Bana hiçbir insan dokunmadığı ve iffetsiz bir kadın olmadığım halde, benim nasıl çocuğum olabilir?" dedi.
Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Ortak kavram: Zekât
Namazı kılın, zekatı verin. Rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.
Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Ortak kavram: Zekât
Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese…
Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Ortak kavram: Zekât
Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı…
Aynı kök: غلم (13 geçiş)
Zekeriya, "Ey Rabbim! Bana ihtiyarlık gelip çatmış iken ve karım da kısır iken benim nasıl çocuğum olabilir?" dedi. Allah, "Öyledir, ama Allah…
Aynı kıssa: Hz. Meryem
Hani, İmran'ın karısı, "Rabbim! Karnımdaki çocuğu sırf sana hizmet etmek üzere adadım. Benden kabul et. Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Cebrail) "Ben sana tertemiz bir erkek çocuk vermem için Rabbinin sadece bir elçisiyim." demişti.
(Melek): "Ben sadece Rabbinin elçisiyim, sana pırıl pırıl bir oğlan çocuğu armağan etmek için buradayım!" dedi.
(Melek:) "Ben yalnızca Rabbinin bir elçisiyim" dedi, "(O Rab ki:) sana tertemiz bir oğul armağan edeceğim (diyor)."
(Ruh) dedi ki: "Ben Rabbinin Rasulüyüm! Sana safiye bir oğul hibe etmek için açığa çıktım. "
Demişti ki: "Ben, yalnızca Rabbinden (gelen) bir elçiyim; sana tertemiz bir erkek çocuk armağan etmek için (buradayım)."
Melek: Ben, yalnızca, sana tertemiz bir erkek çocuk bağışlamam için Rabbinin bir elçisiyim, dedi.
Dedi ki: "Sana, tertemiz bir oğul bağışlamak için, yalnızca, Efendinin elçisiyim!"
Ruh/melek, "Ben, ancak Rabbinin sana gönderdiği bir elçiyim, sana temiz bir oğlan bağışlamak için geldim" dedi.
(Melek:) "Ben, sana tertemiz bir erkek çocuğu vermek için görevlendirilmiş Efendinin bir elçisiyim" dedi.
(Melek:) 'Ben, sana tertemiz bir erkek çocuğu vermek için görevlendirilmiş Rabbinin bir elçisiyim,' dedi.
Ruh (Cebrail): "Haberin olsun, ben sana tertemiz bir oğlan vermek için Rabbinin elçisiyim sadece!" dedi.
(Ruh) dedi: haberin olsun ben sana gayet temiz bir oğlan vermek için sırf rabbının resulüyüm.
"Ben sadece "Rabb'inin elçisiyim." dedi. "Sana tertemiz bir oğul armağan etmek için geldim."
"Ben sadece Rabb'inin elçisiyim." dedi. "Sana tertemiz bir oğul armağan etmek için geldim."
"Ben sadece sana tertemiz bir oğul bağışlamak için senin Rabb'inin elçisiyim." dedi.
Demişti ki: "Ben, yalnızca rabbinden (gelen) bir elçiyim; sana tertemiz bir erkek çocuk armağan etmek için (buradayım)."
(Ruuh da): "Ben ancak sana (günahlardan) pak bir oğlan verme (ye vesile olmak) için (o istiaaze etdiğin) Rabbinin elçisiyim" dedi.
O da: Ben, Rabbının sana tertemiz bir oğul vermek için gönderdiği bir elçiden başka bir şey değilim, dedi.
(17-25) Kitapta Meryem’i hatırla / zikret, bir vakit çevresinden ayrılıp doğu tarafta bir mek âna çekildi. Bunun dışında onlarla arasına örtü çekti, ona Ruhumuzu gönderdik, ona aynı beşer gibi gözüktü. Meryem ona sakınan biri isen / takvalı biri isen ben, senden Rahmana sığınırım dedi. Ruh d edi ki ben, sana temiz bir erkek evlat hibe etmek için gönderilen Rabbinin bir elçisiyim. Benim nasıl bir çocu ğum olabilir ki bana bir beşer dokunmadı , iffetsiz / namussuz biri de değilim. Dedi ki bu böyledir. Senin Rabbin ki bu benim için kolaydır. Onu da / oğlunu da insanlara bir ayet ve benden bir rahmet yapacağız. Zaten bu gerçeklenecek bir işti / emirdi. Ona hamile kaldı onunla uzak bir mekâna çekildi. Derken doğum sancısı onu bir hurma dalın ın altına kadar götürdü, Ah keşke bundan önce öleydim ve de unutulup gitmiş olsaydım dedi. Alt tarafından ona seslendi ve asla üzülme kesinlikle sana Rabbin senin altından ırmak yaptı, sana doğru hurma dalını silkele , üzerine olgun hurmalar dökülsün. Ye, iç, gözün aydın olsun , eğer bir beşer görürsen, ona de ki , ben Rahman’a oruç adadım bugün insanla konuşamam. Onu taşıyarak kavmine kadar getirdi, dediler ki Ey Meryem sen ne garip / ne tuhaf bir işle aramıza geldin. Ey Harun’un kardeşi, senin baban kötü biri değildi ve de annende iffetsiz / namussuz biri değildi. O da onu / oğlunu işaret etti dediler ki beşikteki çocukla / sabi ile nasıl konuşuruz / kelam edebiliriz. Oğlan d edi ki ben Allah ’ın kuluyum bana bir kitap verdi ve beni bildirici / nebi yaptı. Beni nerede olursam olayım bereketli / mübarek yaptı. Bana diri olduğum sürece , namazı, zekâtı ve anneme iyi davranmamı vasiyet etti. Beni zorba ve isyankâr yapmadı. Selam olsun bana hem doğduğum günde hem öldüğüm günde hem de yeniden dirilip canlanacağım günde. İşte bu hakkında kuşkulandığınız Meryem oğlu İsa hakikati budur.
Cebrail: “Ben ancak Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir çocuk bağışlamak için gönderildim.” dedi.
(Ruh): "Ben, dedi, sadece Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir erkek çocuğu hediye edeyim diye (geldim)."
(Cebrail) Dedi ki: "Ben kesinlikle Rabbinin elçisiyim. dipnot 1 O, beni sana temiz huylu bir oğul bahşetmem için gönderdi. dipnot 2
Dedi ki "Ben sadece Rabbinin elçisiyim; sana gelişkin bir oğul vermek için geldim."
Ben, ancak Rabbinin bir elçisiyim. Sana tertemiz bir oğul vermek için gönderildim.
-Ben, ancak Rabbinin bir elçisiyim, sana tertemiz bir oğul vermek için gönderildim.
Ruh dedi: "Ben, sadece Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir oğlan bağışlamak için buradayım."
The disguised angel said: "But I am the Messenger of Allah, your Creator", I am assigned to grace you with the divine prerogative of procreating a son who is stamped with the character of sublimity, holiness and piety"
but he said, ‘I am but a Mes-senger from your Lord, [come] to announce to you the gift of a pure son.’
He said: "Nay, I am only a messenger from thy Lord, (to announce) to thee the gift of a holy son.
He said: "I am just a message-bearer of your Lord, I have come to grant you a most pure boy."
He said, ‘I am only your Lord’s messenger so that He can give you a pure boy. ’
(The angel) said: "I am only a messenger from your Lord, (to announce) to you the gift of a righteous son."
He said, ‘I am only a messenger of your Lord that I may give you a pure son. ’
He said, `I am but a messenger of your Lord. I give you (glad tidings of) a most pure son.'
If thou fearest God. .. He said, 'I am but a messenger come from thy Lord, to give thee a boy most pure.
The angel replied: "Relax, I am a Messenger from your Lord. I am sent to inform you that you are going to have a righteous son as a gift (in response to your devotion to God.)
Said he, 'I am only a messenger of thy Lord to bestow on thee a pure boy. '
He said, "I am the messenger of your Lord, that He may grant you the gift of a pure son."
He answered, verily I am the messenger of thy Lord, and am sent to give thee a holy son.
Said she, "Verily, I take refuge in the Merciful One from you, if you are god-fearing. "
He said, "Surely I am only a Messenger of your Lord to bestow upon you a most cleansed youth. "
He said: I am only a messenger of thy Lord, that I may bestow on thee a faultless son.
He replied: "I am only a messenger from your Lord (sent) to bestow a good son on you. "
[The angel] answered: "I' am but a messenger of thy Sustainer, [who says,] `I shall bestow upon thee the gift of a son endowed with purity. '"
He responded, "I am only a messenger from your Lord, ˹sent˺ to bless you with a pure son."
He said: "I am the messenger of your Lord, to give you the gift of a pure son. "
He said, "I am the messenger of your Lord, to grant you a pure son."
He said, "I am only the messenger of your Lord to give you [news of] a pure boy. "
He said: “I am only a messenger of thy Lord, that I might give thee a pure lad.”
He said, "I am only a Messenger of your Lord who says 'I shall bestow upon you the gift of a son endowed with a spotless character. '" (Tasreef with (3:45) is very important here).
He said: "I am a messenger from your Lord, (only to announce to) you, the gift of a righteous son:
He said, "I am but a message-bearer of your Lord (sent) to give you a boy, purified."
He said: "I am the messenger of your Lord, to grant you the gift of a pure son."