Bakara suresi

Bakara suresi, 43. ayet

Bakara suresi, 43. ayet. وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَٱرْكَعُوا۟ مَعَ ٱلرَّٰكِعِينَ

veeḳîmu-ṣṣalâte veâtü-zzekâte verke`û me`a-rrâki`în.

Diyanet İşleri

Namazı kılın, zekatı verin. Rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 40–46 · surenin 43. ayeti / 286

Konu İsrâiloğullarına çağrı: verdiğiniz sözü tutun Bakara 40–46 3

  1. Bakara 40

    Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden korkun.

  2. Bakara 41

    Elinizdeki Tevrat'ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin. Onu inkar edenlerin ilki olmayın. Ayetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının.

  3. Bakara 42

    Hakkı batılla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin.

  4. 43

    Namazı kılın, zekatı verin. Rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.

  5. Bakara 44

    Siz Kitab'ı (Tevrat'ı) okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz?

  6. Bakara 45

    Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.

  7. Bakara 46

    Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O'na döneceklerini çok iyi bilirler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

43. “Namazı dosdoğru” zahir ve batın şartlarına riayet ederek “kılın, zekâtı” hak edenlere “verin ve rükû edenlerle birlikte rükû edin.” Yani namaz kılanlarla birlikte siz de namaz kılın. Çünkü siz, Allah’ın peygamberlerine ve âyetlerine iman etmenin yanı sıra bunları da yerine getirecek olursanız, zahirî ve batınî amelleri, yüce Ma’buda ihlâsı ile O’nun kullarına ihsanı, kalbî ibadetler ile bedenî ve malî ibadetleri bir araya getirmiş olursunuz.

Yüce Allah’ın: “rükû edenlerle birlikte rükû edin” yani namaz kılanlarla birlikte namaz kılın, buyruğu namazı cemaat ile kılma emrini içermekte ve bunun her bir mükellefe vacip olduğuna delalet etmektedir. Ayrıca bu buyruktan rükûnun, namazın rükünlerinden birisi olduğu da anlaşılmaktadır. Çünkü Yüce Allah namazdan rükû’ diye söz etmektedir. Bir ibadetten onun bir kısmını zikrederek bahsedilmesi o kısmın, o ibadette rükün olduğunun bir delilidir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Rukünleri, farzları ve sünnetleri ile birlikte namazı tam bir şekilde eda edin. Allah'ın sizin elinize vermiş olduğu malların zekâtını çıkartıp verin. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ümmetinden itaat edenlerle birlikte Allah'a itaat edin.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَأَقِيمُوا۟ ve ekimu ve ayakta tutun kök: قوم
  2. ٱلصَّلَوٰةَ s-salate salatı kök: صلو
  3. وَءَاتُوا۟ ve atu ve verin kök: اتي
  4. ٱلزَّكَوٰةَ z-zekate zekatı kök: زكو
  5. وَٱرْكَعُوا۟ verkeu ve ruku edin kök: ركع
  6. مَعَ mea beraber
  7. ٱلرَّٰكِعِينَ r-rakiiyne rüku edenlerle kök: ركع

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ركع (13 geçiş) · Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş)

    Sizin dostunuz ancak Allah'tır, Resulüdür ve Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekatı veren mü'minlerdir.

  • Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Zekât

    Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese…

  • Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Zekât

    Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı…

  • Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Zekât

    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…

  • Aynı kök: ركع (13 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)

    Hani, biz Kabe'yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şöyle…

  • Aynı kök: ركع (13 geçiş)

    "Ey Meryem! Rabbine divan dur. Secde et ve (O'nun huzurunda) rüku edenlerle beraber rüku et" demişlerdi.

  • Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)

    Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.

  • Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)

    Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

66 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Namazı kılın, zekâtı verin; boyun eğenlerle birlikte boyun eğin!

Mustafa İslamoğlu

Namazı istikametle kılın, zekatı gönlünüzden kopararak verin, Allah'a rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin!

Muhammed Esed

Namazda dikkatli ve devamlı olun, karşılıksız yardımda bulunun ve namazda rüku edenlerle birlikte rüku edin.

Ahmed Hulusi

Salatı ikame edin (afaki ve enfüsi yönelişi yaşayın), zekatı (size bağışlananın bir kısmını karşılıksız) verin; rüku edenlerle beraber rüku edin.  (Varlığınızdaki Allah Esma'sının azametini hissedip, tespih edin ve bunun nefsin hakikati olan Muhıyt tarafından algılandığını, rükudan kalkıp "semi'Allahu. . . . . . " derken fark edin. )

Ali Bulaç

Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.

Ali Özek ve heyeti

Namazı dosdoğru kılın, zekâtı (hakkıyla) verin ve rükû edenlerle beraber rükû edin.

Ali Rıza Safa

Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve eğilenlerle birlikte eğilin. dipnot 16

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 16
    Zekat verilmesi buyruğu, Kur'an'ın otuz ayetinde ve namaz kılınması buyruğu ile birlikte bildirilmiştir. Zekat ölçüsü de 2:219 ayetinde bildirilmiştir. İsrailoğullarına bildirilen namaz ve zekat buyruğu, Tevrat, Mısır'dan Çıkış 12:27,28 ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "İsrailoğulları, eğilip secde kıldılar. Sonra gidip, Rabbin, Musa'yla Harun'a verdiği buyruğu eksiksiz uyguladılar."

Bayraktar Bayraklı

Namazı kılınız, zekatı veriniz ve rüku edenlerle beraber rüku ediniz.

Edip Yüksel

Salatı gözetin, zekatı verin ve eğilenlerle birlikte eğilin.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Namazı gözetin, zekatı verin ve eğilenlerle birlikte eğilin.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin!

Elmalılı Hamdi Yazır

hem namazı dürüst kılın ve zekatı verin, rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin

Erhan Aktaş

Salatı ikame edin, zekatı yapın. dipnot 1 Ve ruku edenlerle birlikte ruku edin. dipnot 2

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Salatın namaz kılmak anlamının yanı sıra bir çok anlamı bulunmaktadır. Bu ayetteki salat, "namaz kılmak" anlamında değildir. Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkip: İbadete layık yegane ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak; Allah'a yönelmeyi, kulluğu ve duayı "şirkten arınmış bir bilinçle; arınmış, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; dayanışmayı, yardımlaşmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkipteki "vermek" kelimesinin kök harfleri (Elif-Te-Ye) olup, 549 yerde geçmektedir. Her ne kadar bu terkipte," vermek" anlamına gelen "Atu" kelimesi yer alsa da () atu kelimesine, () Eta "yapmak" anlamının verilmesi de uygundur. Bu kelime kök anlamı itibarıyla yaygın olarak şu üç anlamda kullanılmaktadır: "Yapmak", "getirmek" ve "vermek." Arınmak, aklanmak, temizlenmek demek olan "zekat", verilen bir şey değil, "yapılan" bir şeydir. Kur'an, zekat kelimesini "arınmak" anlamında kullanmaktadır (Bkz. 19:13). Zekat, "mali yardım" demek değil, mali yardım yapılarak malın arınmasıdır. Kur'an'daki mali yardımın adı sadakadır (Bkz. 9:60). Sadaka verilirse, malın arınması gerçekleşmiş olacaktır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Allah'a bağlılığı ortaya koyanlarla, buyruklarına içtenlikle tabi olanlarla birlikte olun. Ruku, şirk koşmaksızın Allah'a itaat etmek, emrine amade olmak, değerini takdir etmek, yüceliğini, üstünlüğünü kabul etmek ve saygı göstermek. İçtenlikle boyun eğmek. Cahiliye Arapları puta tapmayıp yalnızca Allah'a tapanlara "rakea ilellah;" Allah'a ruku etti, derlerdi. Kur'an'da geçen ruku kelimeleri ile kast edilen şey namaz kılarken yapılan ve adına "ruku" denilen hareket değildir. Ancak namazdaki ruku ile amaçlanan şey de Allah'a bağlılık ve içtenliktir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Salatı ikame edin, zekatı yapın. dipnot 1 Ve ruku edenlerle birlikte ruku edin. dipnot 2

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkipteki "vermek" sözcüğünün kök harfleri أَ ت ي (Elif-Te-Ye)  olup, 549 yerde geçmektedir. Ve sözcük ağırlıklı olarak şu üç anlamda kullanılmaktadır: Yapmak, getirmek ve vermek. (اتى) Ata, vermek, (أَتَى) Eta yapmak anlamına gelmektedir. Her ne kadar bu terkipte, "vermek" anlamına gelen "Atu" yer alsa da (اتى) atu sözcüğü "yapmak" anlamının verilmesi de mümkündür. Zira arınmak demek olan "zekat", verilen bir şey değil, "yapılan" bir şeydir. Kur'an, zekat sözcüğünü "arınmak" anlamında kullanmaktadır. (Örneğin 19:13) Zekat, mali yardım değil, mali yardım yapılarak malın arınmasıdır. Mali yardım sadakadır. Sadaka verilirse, malın arınması gerçekleşmiş olacaktır. Bu terkip: İbadete layık yegane ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak; Allah'a yönelmeyi, kulluğu, duayı ve ibadeti, "şirkten arınmış bir bilinçle; arınmış, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; dayanışmayı, yardımlaşmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir."
  2. metne dön, dipnot 2
    Allah'a bağlılığı ortaya koyanlarla, buyruklarına içtenlikle tabi olanlarla birlikte olun.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Salatı ikame edin, zekatı verin. dipnot 1 Ve ruku edenlerle birlikte ruku edin. dipnot 2

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Salatı ikame etmek, zekatı vermek: İbadete layık yegane ilah olarak Allah'a inanmak; kulluğu, Allah'a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bir bilinçle ve arınmış, temizlenmiş bir benlikle yapmak; yardımlaşmayı, destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Allah'a bağlılığı ortaya koyanlarla, buyruklarına içtenlikle teslim olanlarla birlikte olun.

Gültekin Onan

Namazı gözetin (kıyam), zekatı verin ve eğilenlerle / rüku edenlerle (ma'arrakiiyn) birlikte eğilin / rüku edin (verkeu).

Hasan Basri Çantay

Dosdoğru namaz kılın, zekat verin, rüku' eden (mümin) lerle birlikde rüku' edin (cemaate devam edin).

İbni Kesir

Namazı kılın, zekatı verin, rüku' edenlerle birlikte rüku edin.

Mehmet Alagaş

(40-46) Ey İsrail oğulları size nimet olarak verdiğim nimetlerimi hatırlayın. Benle olan ahdinize / Sözleşmenize uyun ki / vefalı olun ki ben de size olan sözleşmeme uyayım , sadece benden korkun . (İhtiyat ve endişeyle gelen korku, ruhban, manastır hayatında Ruhban yetiştirmede korkunun kullanıldığı bilinir, korkulu bir deve merhametli bir deveden daha iyidir der Araplar) Beraberinizde olanı onaylayan / tasdik eden, bu indirdiğime de iman edin, Onu görmezden gelen ilk kişiler olmayın, az bir pahaya ayetlerimi satmayın, sadece benden sakının, gerçeğin üzerine geçersiz olanı / batıl olanı giydirmeyin, bile bile / bildiğiniz halde gerçeği gizlemeyin , namazı kılın , zekâtı verin ve rükû edenlerle rükû edin. İnsanlara iyiliği mi emrediyorsunuz? Kendinizi unutuyor musunuz? Ve kitabı da sesli okuyorsunuz, akıl etmez misiniz? Sabır ve namazla yardım isteyin , bu, kalbi tedirgin olanlar / haşyet içinde olanlar dışındakilere ağır gelir (yardım isteyemez onlar) onlar (tedirgin olanlar) Rableri ile buluşacaklarını ve ona döndürüleceklerini düşünürler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Namazı kılın, zekâtı verin, rükû edenlerle birlikte rükû edin.

Süleyman Ateş

Namazı kılın, zekatı verin, rüku edenlerle (Allah'ın huzurunda eğilenlerle) beraber eğilin.

Süleymaniye Vakfı

Namazı düzgün ve sürekli kılın, dipnot 1 zekatı verin; dipnot 2 rüku edenlerle birlikte rüku edin! dipnot 3

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Adem aleyhisselamdan Muhammed aleyhisselama kadar bütün nebiler namazı ve zekatı emretmişlerdir (Beyyine 98/5). Namazı kılıp zekatı vermek, nebilerin yolunda olmanın olmazsa olmaz göstergesidir. İsrailoğullarından da bu konuda söz alınmıştır (Bakara 2/83, Maide 5/12).
  2. metne dön, dipnot 2
    Zekat kelimesi, "gelişme" anlamına gelen z-k-v (زكو) kökünden türemiştir. Zekat, muhtaç kesimin ve kamunun (Tevbe 9/60) ihtiyacını giderip mal ve hizmet dolaşımının önündeki engelleri kaldırarak ekonomiyi geliştirir.
  3. metne dön, dipnot 3
    Bu ifade, namazı cemaatle kılmanın önemini gösterir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Namazı düzgün ve sürekli kılın, zekatı verin; rüku edenlerle birlikte rüku edin! dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet, ehl-i kitabın tıpkı bizim gibi namaz ve zekat ibadetleriyle yükümlü olduğunu gösterir.

Şaban Britch

Namazı kılın, zekâtı verin, rükû edenlerle birlikte rükû edin.

Şaban Piriş

Namazı kılın, zekatı verin, (Allah'ın emrine) boyun eğenlerle boyun eğin.

Yaşar Nuri Öztürk

Namazı kılın, zekatı verin; rüku edenlerle birlikte rüku edin.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Pay reverence and veneration to Me, and duly engage in worship and give zakat (alms), for zakat is but a vehicle of prayer, and bow the knees with those who bow their knees to Me in reverence and adoration".

Abdul Haleem

Keep up the prayer, pay the prescribed alms, and bow your heads [in worship] with those who bow theirs.

Abdullah Yusuf Ali

And be steadfast in prayer; practise regular charity; and bow down your heads with those who bow down (in worship).

Abul A'la Maududi

Establish Prayer and dispense Zakah (the Purifying Alms) dipnot 1 and bow in worship with those who bow.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Prayer and Purifying Alms (Zakah) have always been among the most important pillars of the Islamic faith. Like other Prophets, the Prophets of Israel laid great stress upon them. The Jews had, however, become very negligent about these duties. Congregational Prayer had all but ceased among them; in fact, a great majority of the Jews did not perform Prayers even individually. They had also not only ceased to pay Purifying Alms, but some had even gone so far as to make their living out of interest.

Aisha Bewley

Establish salat and pay zakat and bow with those who bow.

Al-Hilali & Khan

And perform As-Salât (Iqâmat-as-Salât), and give Zakât and bow down (or submit yourselves with obedience to Allâh) along with Ar-Raki‘ûn[1].

Ali Quli Qarai

And maintain the prayer, and give the zakāt, and bow along with those who bow [in prayer].

Amatul Rahman Omar

And observe Prayer, present Zakât (- purifying alms) and devote yourselves to the service of God along with those who are wholly devoted (to the service of one God).

Arthur John Arberry

And perform the prayer, and pay the alms, and bow with those that bow.

Bijan Moeinian

Worship Me on regular basis, devote a part of your income to charity, and join those who worship Me by bowing down before me.

E. Henry Palmer

Be steadfast in prayer, give the alms, and bow down with those who bow.

Edip-Layth

Observe the Contact prayer, and contribute towards betterment, and bow with those who bow.

George Sale

observe the stated times of prayer, and pay your legal alms, and bow down yourselves with those who bow down.

Hamid S. Aziz

Be steadfast in worship, give alms, and bow down with those who bow.

Mahmoud Ghali

And keep up the prayer and bring the Zakat (i. e., pay the obligatory poor-dues) and bow down with the ones bowing down.

Marmaduke Pickthall

Establish worship, pay the poor-due, and bow your heads with those who bow (in worship).

Mohamed Ahmed - Samira

Be firm in devotion; give zakat (the due share of your wealth for the welfare of others), and bow with those who bow (before God).

Muhammad Asad

and be constant in prayer, and spend in charity, and bow down in prayer with all who thus bow down.

Mustafa Khattab

Establish prayer, pay alms-tax,[1] and bow down with those who bow down.

Progressive Muslims

And hold the contact-method, and contribute towards betterment, and kneel with those who kneel.

Rashad Khalifa

You shall observe the Contact Prayers (Salat) and give the obligatory charity (Zakat), and bow down with those who bow down.

Sahih International

And establish prayer and give zakah and bow with those who bow [in worship and obedience].

Sam Gerrans

And uphold the duty, and render the purity, and be lowly with the lowly.

Shabbir Ahmed

And help establish the Divinely guided System in the society, and help set up the equitable Economic Order. And bow to these Commands as others have bowed.

Syed Vickar Ahamed

And be steadfast in prayer: Practice regular charity: And bow down your heads with those who bow down (in worship).

Taqi Usmani

And be steadfast in Salāh (prayer), and pay Zakāh, and bow down with those who bow down.

The Monotheist Group

And hold the contact prayer, and contribute towards purification, and kneel with those who kneel.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 43. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 43. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 43. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩