Meryem suresi

Meryem suresi, 50. ayet

Meryem suresi, 50. ayet. وَوَهَبْنَا لَهُم مِّن رَّحْمَتِنَا وَجَعَلْنَا لَهُمْ لِسَانَ صِدْقٍ عَلِيًّا

vevehebnâ lehüm mir raḥmetinâ vece`alnâ lehüm lisâne ṣidḳin `aliyyâ.

Diyanet İşleri

Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Onlar için yüce bir doğruluk dili var ettik (güzel bir söz ile anılmalarını temin ettik).

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Meryem 47–53 · surenin 50. ayeti / 98

Konu İbrâhim ve babası Meryem 41–50 3

  1. Meryem 47

    İbrahim, şöyle dedi: "Esen kal! Senin için Rabbimden af dileyeceğim. Şüphesiz O, beni nimetleriyle kuşatmıştır."

  2. Meryem 48

    "Sizi ve Allah'tan başka taptıklarınızı terk ediyor ve Rabb'ime ibadet ediyorum. Rabbime ibadet etmekle de mutsuz olmayacağımı umuyorum."

  3. Meryem 49

    İbrahim, onları da onların taptıklarını da terk edince, ona İshak ile Yakub'u bağışladık ve her birini peygamber yaptık.

  4. 50

    Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Onlar için yüce bir doğruluk dili var ettik (güzel bir söz ile anılmalarını temin ettik).

  5. Meryem 51

    Kitap'ta, Musa'yı da an. Şüphesiz o seçkin bir insan idi. Bir resul, bir nebi idi.

  6. Meryem 52

    Ona, Tur dağının sağ tarafından seslendik ve kendisi ile gizlice konuşmak için kendimize yaklaştırdık.

  7. Meryem 53

    Rahmetimiz sonucu kardeşi Harun'u bir nebi olarak kendisine bahşettik.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

50. “Hepsine de” yani İbrahim’e ve oğlu İshak ile torunu Yakub’a “rahmetimizden bağışladık.” Bu da Yüce Allah’ın onlara rahmet olmak üzere bağışladığı faydalı ilimleri, salih amelleri, içlerinde pek çok peygamber ve salih kimselerin bulunduğu, dört bir yana yayılmış kalabalık sayıdaki zürriyeti kapsar. “ve dillerden düşmeyen haklı ve yüce bir nam verdik.” Aynı şekilde bu da Allah’ın kendilerine bağışladığı rahmetin bir parçasıdır. Çünkü Allah, iyilik yapan her bir kimsenin iyiliği oranında övgüsünü/namını yayacağını vaat etmiştir. Bunlar ise iyilerin önderlerindendir. O yüzden de Allah gerçekten haklı ve yüce bir şekilde övülmelerini, saygı ile anılmalarını sağlamıştır. Onlara olan bu övgü doğrudur, yalan değildir, yüce ve aşikardır, gizli değildir. Dünyanın dört bir yanında onlardan övgü ile söz edilmektedir. Onların sevgisi kalpleri doldurmuş, övgüleri dillerde dolaşmıştır. Doğru yolu izleyenlere rehber, hidâyet bulanlara önder olmuşlardır. Çağlar boyunca da onların namları dillerden düşmeyecektir. Bu, Yüce Allah’ın bir lütfudur. Allah onu dilediğine verir, Allah büyük bir lütuf sahibidir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onlara, peygamberlikle birlikte birçok hayrı rahmetimizden bağışladık. Kulların dilinde sürekli olarak hayırla yâd edilmelerini sağladık.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَوَهَبْنَا ve vehebna ve lutfettik kök: وهب
  2. لَهُم lehum onlara
  3. مِّن min -den
  4. رَّحْمَتِنَا rahmetina rahmetimiz- kök: رحم
  5. وَجَعَلْنَا ve cealna ve verdik kök: جعل
  6. لَهُمْ lehum onlar için
  7. لِسَانَ lisane dili kök: لسن
  8. صِدْقٍ sidkin bir doğruluk kök: صدق
  9. عَلِيًّۭا aliyyen yüce kök: علو

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. İshak · Aynı kök: وهب (25 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim

    İbrahim, onları da onların taptıklarını da terk edince, ona İshak ile Yakub'u bağışladık ve her birini peygamber yaptık.

  • Aynı kıssa: Hz. İshak · Aynı kök: وهب (25 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim

    Ona İshak'ı ve ayrıca da Yakub'u bağışladık ve her birini salih kimseler yaptık.

  • Aynı kıssa: Hz. İshak · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim

    İbrahim'in karısı ayakta idi. (Bu sözleri duyunca) güldü. Ona da İshak'ı müjdeledik; İshak'ın arkasından da Yakub'u.

  • Aynı kök: لسن (25 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    "Sonra gelecekler arasında beni doğrulukla anılanlardan kıl."

  • Aynı kök: وهب (25 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim

    "Hamd, iyice yaşlanmış iken bana İsmail'i ve İshak'ı veren Allah'a mahsustur. Şüphesiz Rabbim duayı işitendir."

  • Aynı kök: وهب (25 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim

    "Ey Rabbim! Bana bir hikmet bahşet ve beni salih kimseler arasına kat."

  • Aynı kök: وهب (25 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim

    Ona (İbrahim'e) İshak'ı ve Yakub'u bahşettik. Onun soyundan gelenlere peygamberlik ve kitab verdik. Ayrıca ona dünyada mükafatını da verdik. Şüphesiz…

  • Aynı kök: لسن (25 geçiş) · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    "Kardeşim Harun'un dili benimkinden daha düzgündür. Onu da benimle birlikte, beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. Çünkü ben, onların beni…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

80 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlara rahmetimizden lütufta bulunmuş ve kendilerine yüksek bir doğruluk dili vermiştik. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayetin son cümlesi "Kendilerine sadakatin yüksek dilini (ününü), üstün bir anlatım gücü nasip etmiştik" şeklinde de tercüme edilebilir.

Mustafa İslamoğlu

dahası onlara rahmetimizi bahşettik; nihayet onları doğruluğun ve hakikatin yüce dili yaptık.

Muhammed Esed

ve o'nları rahmetimizle ödüllendirdik. Ve o'nlara doğru olanı (başkalarına) ulaştırmaları için üstün bir anlatım gücü bahşettik.

Ahmed Hulusi

Onlara rahmetimizden hibe ettik ve onlarda Sıddıkiyet (Hakikati yaşayarak tasdik) ilminin yüce anlatım kuvvesini oluşturduk.

Ali Bulaç

Onlara rahmetimizden armağan(lar) bağışladık ve onlar için yüce bir doğruluk dili verdik.

Ali Özek ve heyeti

Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk ve onlar için üstün güzel övgüler kıldık.

Ali Rıza Safa

Onlara, rahmetimizden de armağan ettik ve Onlar için çok yüce bir doğruluk dili oluşturduk.

Bayraktar Bayraklı

Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk, kendilerine haklı ve yüksek bir şöhret nasip ettik.

Edip Yüksel

Onlara rahmetimizden verdik. Onlara, doğru ve onurlu bir dil bağışladık.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlara rahmetimizden verdik. Onlara, doğru ve onurlu bir dil bağışladık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz, bunlara rahmetimizden lütuflar, ihsanlar ettik ve hepsine dillerde yüksek bir doğruluk şanı verdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve bunlara rahmetimizden ihsanlar eyledik ve hepsine dillerde yüksek bir yad-ı sıdk verdik

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve rahmetimizden onlara lutfettik dipnot 1 . Onların doğrulukla anılmalarını sağladık.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hoşnut ettik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve rahmetimizden onlara lutfettik dipnot 1 . Onların doğrulukla anılmalarını sağladık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hoşnut ettik.

Gültekin Onan

Onlara rahmetimizden armağan(lar) bağışladık ve onlar için yüce bir doğruluk dili verdik.

Hasan Basri Çantay

Bunlara rahmetimizden (peygamberlik, mal ve evlad) lutfetdik. Onlar için çok yüce sadakat dili de verdik.

İbni Kesir

Bunlara rahmetimizden lutfettik. Onlar için yüce bir doğruluk dili verdik

Mehmet Alagaş

(41-50) Kitapta İbrahimi hatırla sözüne bağlı / Sıddık bir bildirici idi / nebi idi. Babasına dedi ki ey babacığım işitmeyene , görmeyene, sana bir faydası olmayana niçin kulluk edersin / taparsın. Ey babacığım sana verilmeyen ilim bana verildi, bana uy / tâbi ol ki seni düzgün yola yönlendireyim. Ey babacığın şeytana ibadet etme, muhakkak ki şeytan Rabbine asi oldu. Ey babacığım sana Rahmanın azabının dokunmasından ve de şeytanla dost olmandan korkuyorum. Babası dedi ki; ey İbrahim, s en ilahlarımla mı ilgileniyorsun ? Eğer vazgeçmezsen seni taşlarım , benden uzunca bir süre uzaklaş. İbrahim dedi ki; selam senin üzerine olsun, Rabbime senin için sığınacağım kesinlikle O beni bana karşılık verendir. Sizden de Allah’ın dışında dua ettiklerinizden de çekiliyorum ve Rabbime dua ediyorum, umarım Rabbim duama karşı çıkmaz. Onlardan ve Allah’tan başka taptıklarından çekilince, biz de ona İshak ve Yakub’u hibe ettik. Hepsini de Bildirici / Nebi yaptık. Onlara da rahmetinizden hibe ettik ve de onlar için yüce bir bağlılık dili / sadakat dili / lisanı yaptık.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Onlar için yüce bir doğruluk dili var ettik (güzel bir söz ile anılmalarını temin ettik).

Süleyman Ateş

Onlara rahmetimizden (mal ve çocuk) lutfettik ve onlar için yüce bir doğruluk dili verdik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onların, doğruluklarıyla ve yücelikleriyle dilden dile aktarılan kişiler olmasını sağladık.

Şaban Britch

Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk ve Onlara dillerde yüksek ve sadakat (bir nam) bıraktık.

Şaban Piriş

Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk ve onlara üstün bir doğruluk dili verdik.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlara, rahmetimizden nimetler bağışladık. Ve kendileri için yüksek bir doğruluk dili oluşturduk.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We extended to them Our mercy and made all grace abound in them and We savoured their speaking tongue with prudence and truth that it was honoured in the wide circle of the all.

Abdul Haleem

We granted Our grace to all of them, and gave them a noble reputation.

Abdullah Yusuf Ali

And We bestowed of Our Mercy on them, and We granted them lofty honour on the tongue of truth.

Abul A'la Maududi

and We bestowed on them Our mercy, and granted them a truly lofty renown. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This is to give comfort to the migrants who had been forced to migrate from their homes. They were told that they would be honored and blessed with true renown just as Prophet Abraham (peace be upon him) had been blessed with true renown after his migration.

Aisha Bewley

We endowed them with Our mercy and made them highly honoured.

Al-Hilali & Khan

And We gave them of Our Mercy (a good provision in plenty), and We granted them honour on the tongues (of all the nations, i.e. everybody remembers them with a good praise).[1]

Ali Quli Qarai

And We gave them out of Our mercy, and conferred on them a worthy and lofty repute.

Amatul Rahman Omar

And We bestowed Our blessings upon them, and We granted them a sublime and lasting good name, and made the people remember and mention them.

Arthur John Arberry

and We gave them of Our mercy, and We appointed unto them a tongue of truthfulness, sublime.

Bijan Moeinian

I showered them all with My blessings and granted them an honorable position in history.

E. Henry Palmer

and we granted them of our mercy, and we made the tongue of truth lofty for them.

Edip-Layth

We granted them from Our mercy, and We made for them a tongue of truth to be heard.

George Sale

and We bestowed on them, through our mercy, the gift of prophecy, and children, and wealth; and We caused them to deserve the highest commendations.

Hamid S. Aziz

And when he had parted from them and what they served beside Allah, We granted him Isaac and Jacob, and each of them We made a prophet.

Mahmoud Ghali

And We bestowed upon them of Our mercy, and We made for them a tongue of sincerity, most exalted.

Marmaduke Pickthall

And we gave them of Our mercy, and assigned to them a high and true renown.

Mohamed Ahmed - Samira

And bestowed on them some of Our blessings, and gave them high renown.

Muhammad Asad

and We bestowed upon them [manifold] gifts out of Our grace, and granted them a lofty power to convey the truth [unto others].

Mustafa Khattab

We showered them with Our mercy, and blessed them with honourable mention.[1]

Progressive Muslims

And We granted them from Our mercy, and We made for them a tongue of truth to be heard.

Rashad Khalifa

We showered them with our mercy, and we granted them an honorable position in history.

Sahih International

And We gave them of Our mercy, and we made for them a reputation of high honor.

Sam Gerrans

And We gave to them of Our mercy, and We made for them a tongue of truthfulness exalted.

Shabbir Ahmed

We showered them with Our Grace and We granted them a high and true renown.

Syed Vickar Ahamed

And We blessed them from Our Mercy, and We granted them high honor on the tongue (of truth with praise).

Taqi Usmani

and We bestowed on them (a great deal) of our mercy, and caused them to have a good name at a high level.

The Monotheist Group

And We granted them from Our mercy, and We made for them a tongue of truthfulness to be heard.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Meryem suresi, 50. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Meryem suresi, 50. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Meryem suresi, 50. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩