Meryem suresi

Meryem suresi, 97. ayet

Meryem suresi, 97. ayet. فَإِنَّمَا يَسَّرْنَٰهُ بِلِسَانِكَ لِتُبَشِّرَ بِهِ ٱلْمُتَّقِينَ وَتُنذِرَ بِهِۦ قَوْمًا لُّدًّا

feinnemâ yessernâhü bilisânike litübeşşira bihi-lmütteḳîne vetünẕira bihî ḳavmel lüddâ.

Diyanet İşleri

Ey Muhammed! Biz, Allah'a karşı gelmekten sakınanları Kur'an ile müjdeleyesin, inat eden bir topluluğu da uyarasın diye, onu senin dilin ile (indirip) kolaylaştırdık.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Meryem 94–98 · surenin 97. ayeti / 98

Konu "Rahmân çocuk edindi" iddiası ve reddi Meryem 88–98 3

  1. Meryem 94

    Andolsun, Allah onları ilmiyle kuşatmış ve tek tek saymıştır.

  2. Meryem 95

    Onlar(ın her biri) kıyamet günü O'na tek başına gelecektir.

  3. Meryem 96

    İnanıp salih ameller işleyenler için Rahman, (gönüllere) bir sevgi koyacaktır.

  4. 97

    Ey Muhammed! Biz, Allah'a karşı gelmekten sakınanları Kur'an ile müjdeleyesin, inat eden bir topluluğu da uyarasın diye, onu senin dilin ile (indirip) kolaylaştırdık.

  5. Meryem 98

    Biz onlardan önce nice nesilleri helak ettik. Onlardan hiçbirini hissediyor yahut onların bir fısıltısını olsun işitiyor musun?

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

97. Yüce Allah, nimetinin bir eseri olarak bu Kur’ân’ı Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in diliyle kolaylaştırmış olduğunu haber vermektedir. Bu Yüce Kitab’ın lafızlarını da anlamlarını da kolay kılmıştır. Ondan gözetilen maksat gerçekleşsin ve ondan yararlanmak kolay olsun diye böyle yapmıştır. “Kendisiyle takva sahiplerini” müjdesi verilen dünyevi ve uhrevi mükâfaatları haber vererek ve müjdelenmeyi gerektiren sebeplere teşvik etmek suretiyle “müjdeleyesin ve inatçı bir toplumu da uyarasın diye senin dilinle (Arapça indirerek) kolaylaştırdık.” Batıllarında ısrarlı, küfürlerinde katı kimseleri de uyarıp korkutasın, böylelikle onlara karşı delil ortaya konmuş ve gerekli şekilde açıklanmış olsun diye. Bunun sonucunda da helâk olan apaçık bir delile binaen helâk olur, hayatta kalan da apaçık bir delile binaen hayatta kalır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul!- Emirlerimi yerine getirip, yasaklarımdan sakınan muttakileri müjdelemen, hakka itaat etmede kibirlenen ve husumette şiddetli olan kavmi kendisi ile korkutman için bu Kur'an'ı senin diline indirerek kolaylaştırdık.

Kelimeler

10 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَإِنَّمَا feinnema şüphesiz biz
  2. يَسَّرْنَـٰهُ yessernahu O'nu kolaylaştırdık kök: يسر
  3. بِلِسَانِكَ bilisanike senin diline kök: لسن
  4. لِتُبَشِّرَ litubeşşira müjdelemen için kök: بشر
  5. بِهِ bihi onunla
  6. ٱلْمُتَّقِينَ l-muttekine muttakileri (sakınanları) kök: وقي
  7. وَتُنذِرَ ve tunzira ve uyarman için kök: نذر
  8. بِهِۦ bihi onunla
  9. قَوْمًۭا kavmen bir kavmi kök: قوم
  10. لُّدًّۭا ludden inatçı kök: لدد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: لسن (25 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş)

    Bundan önce bir rehber ve bir rahmet olarak Musa'nın kitabı da vardı. Bu ise, onu doğrulayan ve zulmedenleri uyarmak, iyilik yapanlara müjde olmak…

  • Aynı kök: لدد (2 geçiş)

    İnsanlardan öylesi de vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider. Bir de kalbindekine (Sözünün özüne uyduğuna) Allah'ı şahit tutar.…

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdik ki, peygamberlerden sonra insanların Allah'a karşı bir bahaneleri olmasın. Allah, mutlak…

  • Aynı kök: لسن (25 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)

    Andolsun ki biz onların, "Kur'an'ı ona bir insan öğretiyor" dediklerini biliyoruz. İma ettikleri kimsenin dili yabancıdır. Bu Kur'an ise gayet açık…

  • Aynı kök: لسن (25 geçiş) · Aynı kök: يسر (44 geçiş)

    (18-19) Şüphesiz Allah içinizden, savaştan alıkoyanları ve kardeşlerine, "Bize gelin" diyenleri biliyor. Size katkıda cimri davranarak savaşa pek az…

  • Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)

    İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki biz onu (Kur'an'ı) muttakîleri (duyarlı olanları) müjdeleyesin ve (gerçeğe) karşı çıkan bir topluluğu uyarasın diye senin diline kolaylaştırdık. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Duhân 44:58; Kamer 54:17, 22, 32, 40; Müzzemmil 73:20.

Mustafa İslamoğlu

İşte sadece bu yüzden Biz onu senin (konuştuğun) dil aracılığıyla kolaylaştırdık ki, sorumluluk bilinci taşıyan kimseleri onunla müjdeleyip sorumsuzca savrulanları da uyarasın diye.

Muhammed Esed

işte yalnızca bu amaçla, bu (ilahi mesajı, ey Peygamber,) senin dilinde kolaylaştırdık ki Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyan kimseleri onunla müjdeleyip, (boş bir) inatla direnip duranları onunla uyarasın;

Ahmed Hulusi

Biz O'nu, O'nunla korunanları müjdeleyesin ve inatçı bir topluluğu da O'nunla uyarasın diye, senin anlatımınla kolaylaştırdık.

Ali Bulaç

Biz bunu (Kur'an'ı) senin dilinle kolaylaştırdık, takva sahiplerine müjde vermen ve direnen bir kavmi uyarıp korkutman için.

Ali Özek ve heyeti

(Ey Muhammed!) Allah'tan sakınanları müjdelemen ve düşman bir kavmi de korkutman için Kur'an'ı senin dilinde indirerek kolaylaştırdık.

Ali Rıza Safa

Onu, senin dilinle kolaylaştırdık. Sorumluluk bilinci taşıyanlara, Onunla sevinçli haberler vermen; inatçı bir toplumu da Onunla uyarman için.

Bayraktar Bayraklı

Biz Kur'an'ı, sadece Allah'tan sakınanları müjdeleyesin ve şiddetle karşı çıkan bir topluluğu uyarasın diye, senin dilinle kolaylaştırdık.

Edip Yüksel

Bunu senin dilinle kolaylaştırdık; onunla erdemlileri müjdeleyesin ve inatçı toplumu uyarasın diye. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Tanrı, anlamamız için, mesajını deney ve duyularımızla sınırlı olan dilimizle gönderir. Gerçeği onaylayanlar tarafından yapılan çeviriler de bu amaca hizmet eder. * Bak 41:44.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Bunu senin dilinle kolaylaştırdık; onunla erdemlileri müjdeleyesin ve inatçı toplumu uyarasın diye.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz, o Kur'an'ı sadece onunla takva sahiplerini müjdelemen ve inat edenleri de korkutman için senin dilinle kolaylaştırdık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sırf o Kur'anı senin lisanınla şunun için müyesser kıldık ki onunla müttekileri müjdeliyesin ınad edenleri de inzar edesin

Erhan Aktaş

Böylece Biz onu, dipnot 1 kendisi ile takva sahiplerini müjdelemen ve inat eden bir halkı uyarabilmen için senin dilinde kolaylaştırdık.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kur'an'ı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Böylece Biz onu dipnot 1 , kendisi ile takva sahiplerini müjdelemen ve inat eden bir halkı uyarabilmen için senin dilinde kolaylaştırdık.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kur'an'ı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Böylece Biz onu dipnot 1 , kendisi ile takva sahiplerini müjdelemen ve inat eden bir toplumu uyarabilmen için senin dilinde kolaylaştırdık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kur'an'ı.

Gültekin Onan

Biz bunu (Kuran'ı) senin dilinle kolaylaştırdık, takva sahiplerine müjde vermen ve direnen bir kavmi uyarıp korkutman için.

Hasan Basri Çantay

İşte biz onu (Kur'anı) ancak onunla takva saahiblerini müjdeleyesin, (baatılda) mücadele ve inad edenleri korkutasın diye senin dilinle (indirerek) kolaylaşdırdık.

İbni Kesir

İşte Biz; bunu muttakilere müjdeleyesin ve inatçı bir kavmi uyarasın diye senin dilinde indirerek kolaylaştırdık.

Mehmet Alagaş

(88-98) Rahman çocuk edindi dediler. Korkunç bir şey ortaya getirdiler. Rahman için çocuk duasında bulunduklarında Semalar neredeyse çatlayacaktı , Arz yarılacak dağlar yıkılıp çökecekti / yere kapanacaktı. Evlat edinmek Rahmana bir fayda sağlamaz. Göklerde ve yerde kim varsa hepsi Rahman'a ancak kul olarak gelir. Kesinlikle onları kuşatmıştır ve tek tek saymaktadır. Onların hepsi kıyamet günü, birey olarak ona gelecekler. Iman edenler, onarıcı işler / Salih amel yapanlar var ya, ilerde Rahman, onlar için sevgi oluşturacak. Onu (Kuranı) sakınanları müjdeleyesin ve inatçı boyları / kavimleri uyarırsın diye senin dilinle / lisanınla kolaylaştırdık. Onlardan önce nice memleketleri yok ettik / helak ettik. Onlardan herhangi birisini hissediyor musun veya onlardan en ufak bir ses işitiyor musun?

Rowwad Tercüme Merkezi

Muttakileri müjdelemen ve inatçı bir kavmi uyarman için, bu Kur’an’ı senin dilin ile kolaylaştırdık.

Süleyman Ateş

Biz o(Kur'a)n'ı senin diline kolaylaştırdık ki, onunla korunanları müjdeleyesin ve inatçı bir kavmi onunla uyarasın.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kur'an'ın senin dilinle kolaylaştırdık ki dipnot 1 kendini koruyanlara dipnot 2 onunla müjde veresin, karşı koyan topluluğu da uyarasın.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kullandığı Arapça açısından Kur'an-ı Kerim'in anlatımı, temel konuları her eğitim seviyesinden insanın kolayca anlayabileceği bir yapıdadır. Örneğin doktor olmamanıza rağmen rahimdeki ceninin gelişimini okuyup anlayabilirsiniz; ya da gök bilimci olmamanıza rağmen bu konuda da bilgi edinebilirsiniz. Ancak doktor veya gök bilimci iseniz ilgili konularda ortalama insanlardan çok daha fazla bilgi edinirsiniz. Kur'an'dan ne kadar fazla doğru hüküm (hikmet) elde edilebileceği o konuda çalışma yapan ilim adamlarının oluşturacağı çalışma ekipleri ve onların, Allah'ın yazdığı ve yarattığı ayetleri etraflıca ve metoduna uygun şekilde çalışmasına bağlıdır. (Bkz. Fussilet 41/3)
  2. metne dön, dipnot 2
    Müttaki: Allah'tan çekinerek korunan, kendini(fıtratını) bozmayan. Bkz Bakara 2/2.

Şaban Britch

Muttakileri müjdelemen ve inatçı bir kavmi uyarman için, bu Kur’an’ı senin dilin ile kolaylaştırdık.

Şaban Piriş

Muttakileri müjdelemen ve inatçı bir kavmi uyarman için, bu Kur'an'ı senin dilin ile kolaylaştırdık.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz onu; senin dilinle kolaylaştırdık ki, sakınanları onunla müjdeleyesin, inatçı bir kavmi de onunla uyarasın.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We have revealed it -the Quran- in a language conducive to ease, worded in your own tongue O Muhammad in order to use it when you announce joyful tidings to those who entertain the profound reverence dutiful to Allah and to warn the disdainful who are ready to contend to their life's end.

Abdul Haleem

We have made it easy, in your own language [Prophet], so that you may bring glad news to the righteous and warnings to a stubborn people.

Abdullah Yusuf Ali

So have We made the (Qur'an) easy in thine own tongue, that with it thou mayest give Glad Tidings to the righteous, and warnings to people given to contention.

Abul A'la Maududi

Therefore, We have revealed the Qur'an in your tongue and made it easy to understand that you may give glad tidings to the God-fearing and warn a contentious people.

Aisha Bewley

We have made it easy on your tongue so that you can give good news to those who have taqwa and warn stubbornly hostile people by it.

Al-Hilali & Khan

So We have made this (the Qur’ân) easy in your own tongue (O Muhammad صلى الله عليه وسلم), only that you may give glad tidings to the Muttaqûn (the pious - See V.2:2), and warn with it the Ludd[1] (most quarrelsome) people.

Ali Quli Qarai

Indeed We have made it simple in your language so that you may give good news thereby to the Godwary and warn with it a disputatious lot.

Amatul Rahman Omar

(Prophet!) We have made this (Qur'ân) easy (by revealing it) in your own tongue, that you may give glad tidings thereby to those who guard against evil and warn thereby a people stubbornly given to contention.

Arthur John Arberry

Now We have made it easy by thy tongue that thou mayest bear good tidings thereby to the godfearing, and warn a people stubborn.

Bijan Moeinian

Thus I have presented this Qur’an in an easy to understand Arabic so that you may deliver the good news (about the Heaven) to the righteous ones and warn with it the rebellious ones.

E. Henry Palmer

We have only made it easy for thy tongue that thou mayest thereby give glad tidings to the pious, and warn thereby a contentious people.

Edip-Layth

Thus We have made this easy in your tongue so that you may give good news with it to the righteous and that you may warn with it the quarrelsome people.

George Sale

Verily we have rendered the Koran easy for thy tongue, that thou mayest thereby declare our promises unto the pious, and mayest thereby denounce threats unto contentious people.

Hamid S. Aziz

Verily, those who believe and act aright, on them the Beneficent bestows love.

Mahmoud Ghali

So surely We have made it easy in your tongue only that you may bear good tidings thereby to the pious and warn thereby an obstinate people.

Marmaduke Pickthall

And We make (this Scripture) easy in thy tongue, (O Muhammad) only that thou mayst bear good tidings therewith unto those who ward off (evil), and warn therewith the froward folk.

Mohamed Ahmed - Samira

So We have made this (Qur'an) easy in your tongue that you may give good news to those who take heed, and warn the people who are contentious.

Muhammad Asad

and only to this end have We made this [divine writ] easy to understand, in thine own tongue, [O Prophet,] so that thou might convey thereby a glad tiding to the God-conscious, and warn thereby those who are given to [futile] contention:

Mustafa Khattab

Indeed, We have made this ˹Quran˺ easy in your own language ˹O Prophet˺ so with it you may give good news to the righteous and warn those who are contentious.

Progressive Muslims

Thus We have made this easy in your tongue so that you may give good news with it to the righteous and that you may warn with it the quarrelsome people.

Rashad Khalifa

We thus made this (Quran) elucidated in your tongue, in order to deliver good news to the righteous, and to warn with it the opponents.

Sahih International

So, [O Muúammad], We have only made Qur'an easy in the Arabic language that you may give good tidings thereby to the righteous and warn thereby a hostile people.

Sam Gerrans

And We have made it easy in thy tongue, only that thou bear glad tidings therewith to those of prudent fear, and thou warn therewith a contentious people.

Shabbir Ahmed

And only to this end We have made this (Qur'an) easy to understand in your own tongue (O Prophet). That you might convey thereby glad news to the righteous and warn people given to futile contention.

Syed Vickar Ahamed

So, We (Allah) have made (the Quran) easy in your own tongue, only that with it, you (O Prophet,) may give the good news to the righteous, and warnings to people used to challenge.

Taqi Usmani

So We have made it (the Qur’ān) easy through your tongue, so that you give with it the good news to the God-fearing, and warn with it an obstinate people.

The Monotheist Group

Thus We have made this easy in your tongue so that you may give good news with it to the righteous and that you may warn with it the quarrelsome people.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Meryem suresi, 97. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Meryem suresi, 97. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Meryem suresi, 97. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩