Müddessir suresi

Müddessir suresi, 17. ayet

Müddessir suresi, 17. ayet. سَأُرْهِقُهُۥ صَعُودًا

seürhiḳuhû ṣa`ûdâ.

Diyanet İşleri

Ben onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Müddessir 14–20 · surenin 17. ayeti / 56

Konu Yalnız yarattığım kişi ve Sekar Müddessir 11–30 3

  1. Müddessir 14

    Kendisine alabildiğine imkanlar sağladım.

  2. Müddessir 15

    Sonra da o hırsla daha da artırmamı umar.

  3. Müddessir 16

    Hayır, umduğu gibi olmayacak. Çünkü o, bizim ayetlerimize karşı inatçıdır.

  4. 17

    Ben onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.

  5. Müddessir 18

    Çünkü o, düşündü taşındı, ölçtü biçti.

  6. Müddessir 19

    Kahrolası nasıl da ölçtü biçti!

  7. Müddessir 20

    Yine kahrolası, nasıl ölçtü biçti!

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 11–30. ayetler için yazılmıştır.

Bu âyet-i kerimeler, hakka karşı inatla duran, Allah’a ve Rasûlüne savaş açan, onlara karşı duran el-Velîd b. el-Muğîre hakkında inmiştir. Yüce Allah onu başka hiçbir kimseyi yermediği bir şekilde yermiştir. İşte hakka karşı inatlaşan, hakka karşı mücadele veren kimsenin cezası budur. Bu dünya hayatında rezil olur. Âhiretteki azap ise daha bir rezil edicidir elbette. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

11. “Sen Bana bırak o tek başına yarattığım.” Malsız, ailesiz ve başka hiçbir şeye sahip olmaksızın yalnız başına yarattığım ve halen kendisine lütufta bulunup pek çok şeyler verdiğim;

12-13. “Kendisine bolca” pek çok “mal verdiğim ve” yanı başında “hazır duran oğullar” sürekli yanında bulunan, kendileri ile faydalanıp ihtiyaçlarını gördüğü, kendileri ile güç kazandığı erkek çocuklar verdiğim;

14. “Her türlü imkanı önüne serdiğim” ona dünyevî imkânlar ve bu imkânları elde etme yollarını bağışladı; öyle ki o ihtiyaçlarını kolaylıkla görebilmekte, arzuladığı ve istediği her şeyi elde etmektedir.

15. Bunca nimetler ve ihsanlarımla birlikte “bir de kalkmış (nimetleri) daha da artırmamı bekliyor.” Yani dünyada nimetlere nail olduğu gibi âhiret nimetlerine de nail olmayı ümit ediyor.

16. “Asla!” Durum onun istediği gibi olmayacaktır. Aksine onun istediğinin ve arzu ettiğinin tersine olacaktır. Bunun böyle olmasının sebebi ise şudur:

17. “Çünkü o, âyetlerimize karşı çok inatçıdır.” Âyetlerimizi anladığı halde onları inkâr etmiş, âyetlerimiz onu hakka çağırdığı halde onlara itaat etmemiştir. Hatta yüz çevirmekle de yetinmeyerek bunlarla savaşmaya koyulmuş, âyetlerimi iptal etmeye çalışmıştır. Bundan dolayı Yüce Allah onun hakkında şöyle buyurmaktadır:

18-20. “Çünkü o” kendi kendine “düşündü” Kur’ân-ı Kerîm’i kendisi ile çürüteceği söz söylemek maksadı ile hakkında düşündüğü hususları “ölçtü biçti. Kahrolası! Ne biçim ölçtü biçti? Yine kahrolası! Ne biçim ölçü biçti?” Çünkü o, kendisi ile asla boy ölçüşemeyeceği bir işe kalkışmıştı. Kendisinin ve benzerlerinin asla ulaşamayacağı bir yokuşa tırmanmaya çalışmıştı.

21-22. “Sonra” ne söyleyeceğine “baktı, sonra suratını astı, kaşlarını çattı.” Yüzünde ve dış görünüşünde haktan nefret ettiği ve hakka karşı kin duyduğu belirgin hale geldi.

23. “Sonra yüz çevirip” geri döndü “Büyüklük tasladı.” Bu ise onun düşünme çabasının fiilî ve sözlü olarak ortaya koyduklarının bir sonucudur.

24-25. “Nihayet dedi ki: “Bu (eskilerden) nakledilen bir sihirden ibarettir. Bu, insan sözünden başka bir şey değil!” Yani bu, Allah’ın kelâmı değildir, insan sözüdür. Aynı şekilde bu, iyi ve hayırlı insanların da sözü değildir. Aksine onların kötülerinin, günahkârlarının, her türlü yalancı ve sihirbazın bir sözüdür.

Kahrolasıca! Haktan ne kadar da uzak! Hüsran ve helâke ne kadar müstehak! En yüce ve en büyük söz olan, pek yüce ve azametli Rabbin sözünü yaratılmış, muhtaç ve her bakımdan aciz varlıkların sözüne benzediği nasıl düşünülebilir yahut bunu bir kimse nasıl tasavvur edebilir? Bu yalancı ve inatçı kişi, Yüce Allah’ın kelâmını bu şekilde nitelendirme cesaretini kendinde nasıl bulabilir?

Böylesinin çetin azaptan başka bir şeyi hak etmesi söz konusu değildir. Bundan dolayı da Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

26-28. “Ben onu Sekar’a sokacağım. Sekar’ın ne olduğunu sen nereden bilebilirsin ki? O, yakıp bitirmedik bir şey bırakmaz, ama yakmaktan da vazgeçmez.” Azaba uğratılan kimseye vermedik zorluk, sıkıntı ve acı bırakmaz.

29. “Derileri yakıp kavurur.” Onları kavurur, azabının içine alıp yakar. Aşırı sıcak ve aşırı soğuğu ile onlarda rahat namına bir şey bırakmaz.

30. “Başında da on dokuz” bekçi melek “vardır.” Bunlar, “(O ateşin) başında çok sert ve çok güçlü melekler vardır ki onlar, Allah'ın kendilerine verdiği emirlerde O’na isyan etmezler. Ne emredilirse onu yaparlar.” (et-Tahrim, 66/6)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onu dayanamayacağı azap dolu bir sıkıntıya sokacağım.

Kelimeler

2 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. سَأُرْهِقُهُۥ seurhikuhu onu sardıracağım kök: رهق
  2. صَعُودًا sauden dimdik bir yokuşa kök: صعد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: صعد (9 geçiş)

    Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder…

  • Aynı kök: صعد (9 geçiş)

    Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza…

  • Aynı kök: صعد (9 geçiş)

    Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı…

  • Aynı kök: رهق (10 geçiş)

    Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet. İşte onlar…

  • Aynı kök: رهق (10 geçiş)

    Kötü işler yapmış olanlara gelince, bir kötülüğün cezası misliyledir ve onları bir zillet kaplayacaktır. Onları Allah'(ın azabın)dan koruyacak hiçbir…

  • Aynı kök: رهق (10 geçiş)

    Musa, "Unuttuğum için bana çıkışma ve bu işimde bana güçlük çıkarma!" dedi.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

64 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onu ileride sarp bir yokuşa sardıracağım!

Mustafa İslamoğlu

Ben de onu sarp yokuşa süreceğim.

Muhammed Esed

(bu nedenle) onu acı veren çetin bir yokuşa süreceğim!

Ahmed Hulusi

Onu saud'a (sarp bir yokuş) mecbur edeceğim.

Ali Bulaç

Onu alabildiğine sarp bir yokuşa süreceğim.

Ali Özek ve heyeti

Ben onu sarp bir yokuşa sardıracağım!

Ali Rıza Safa

Yakında, sarp bir yokuşa süreceğim onu.

Bayraktar Bayraklı

Ben onu dik bir yokuşa süreceğim.

Edip Yüksel

Onu sarp bir yokuşa sardıracağım.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onu sarp bir yokuşa sardıracağım.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ben onu dimdik sarpa sardıracağım...

Elmalılı Hamdi Yazır

Ben onu dimdik sarpa sardıracağım

Erhan Aktaş

Onu sarp bir yokuşa sardıracağım.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onu sarp bir yokuşa sardıracağım.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onu sarp bir yokuşa sardıracağım.

Gültekin Onan

Onu alabildiğine sarp bir yokuşa süreceğim.

Hasan Basri Çantay

Ben onu sarp bir yokuşa sardıracağım.

İbni Kesir

Ben; onu sarp bir yokuşa sardıracağım.

Mehmet Alagaş

(8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onu sarp bir yokuşa zorlayıp süreceğim.

Süleyman Ateş

Onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.

Süleymaniye Vakfı

Onu dik bir yokuşa süreceğim dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Onun için her şeyi zorlaştıracağım" anlamındadır. Allah, yoldan çıktığını onaylamadan önce herkesi uyarır, yaptığı işin kötülüğünü içine ilham eder ve vazgeçsin diye içinde bir sıkıntı oluşturur (En'am 6/125, Şems 91/8).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onu dik yokuşa süreceğim.

Şaban Britch

Onu sarp bir yokuşa zorlayıp, süreceğim.

Şaban Piriş

Onu sarp bir yokuşa süreceğim.

Yaşar Nuri Öztürk

Ben onu dik bir yola süreceğim.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Such persons I will afflict with endless calamities and make the like unable to hold his own.

Abdul Haleem

I will inflict a spiralling torment on him.

Abdullah Yusuf Ali

Soon will I visit him with a mount of calamities!

Abul A'la Maududi

I shall soon constrain him to a hard ascent.

Aisha Bewley

I will force him to climb a fiery slope.

Al-Hilali & Khan

I shall oblige him to (climb a slippery mountain in the Hell-fire called As-Sa‘ûd, or) face a severe torment!

Ali Quli Qarai

Soon I will overwhelm him with hardship.

Amatul Rahman Omar

Rather I will inflict on him an increasingly overwhelming torment.

Arthur John Arberry

and I shall constrain him to a hard ascent.

Bijan Moeinian

Pretty soon he has to face me so that I sentence him to a terrible punishment.

E. Henry Palmer

I will drive him up a hill!

Edip-Layth

I will exhaust him in climbing.

George Sale

I will afflict him with grievous calamities:

Hamid S. Aziz

Will impose on him a fearful doom.

Mahmoud Ghali

I will soon oppress him to a (hard) mounting (in calamities).

Marmaduke Pickthall

On him I shall impose a fearful doom.

Mohamed Ahmed - Samira

I shall inflict on him hardship,

Muhammad Asad

[and so] I shall constrain him to endure a painful uphill climb!

Mustafa Khattab

I will make his fate unbearable,

Progressive Muslims

I will exhaust him in climbing.

Rashad Khalifa

I will increasingly punish him.

Sahih International

I will cover him with arduous torment.

Sam Gerrans

I will burden him with a steep ascent.

Shabbir Ahmed

I will cause him to walk an exhausting uphill climb.

Syed Vickar Ahamed

Soon will I visit him with a mountain of miseries!

Taqi Usmani

I will force him to climb the mountain Sa‘ūd.

The Monotheist Group

I will exhaust him in ascending.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Müddessir suresi, 17. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Müddessir suresi, 17. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Müddessir suresi, 17. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩