Nisâ suresi

Nisâ suresi, 43. ayet

Nisâ suresi, 43. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَقْرَبُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَأَنتُمْ سُكَٰرَىٰ حَتَّىٰ تَعْلَمُوا۟ مَا تَقُولُونَ وَلَا جُنُبًا إِلَّا عَابِرِى سَبِيلٍ حَتَّىٰ تَغْتَسِلُوا۟ وَإِن كُنتُم مَّرْضَىٰٓ أَوْ عَلَىٰ سَفَرٍ أَوْ جَآءَ أَحَدٌ مِّنكُم مِّنَ ٱلْغَآئِطِ أَوْ لَٰمَسْتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَلَمْ تَجِدُوا۟ مَآءً فَتَيَمَّمُوا۟ صَعِيدًا طَيِّبًا فَٱمْسَحُوا۟ بِوُجُوهِكُمْ وَأَيْدِيكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَفُوًّا غَفُورًا

yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ taḳrabu-ṣṣalâte veentüm sükârâ ḥattâ ta`lemû mâ teḳûlûne velâ cünüben illâ `âbirî sebîlin ḥattâ tagtesilû. vein küntüm merḍâ ev `alâ seferin ev câe eḥadüm minküm mine-lgâiṭi ev lemestümü-nnisâe felem tecidû mâen feteyemmemû ṣa`îden ṭayyiben femseḥû bivucûhiküm veeydîküm. inne-llâhe kâne `afüvven gafûrâ.

Diyanet İşleri

Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nisâ 40–46 · surenin 43. ayeti / 176

Konu Namaz ve temizlik; kelimeleri yerinden oynatanlar Nisâ 43–46 3

  1. Nisâ 40

    Şüphesiz Allah (hiç kimseye) zerre kadar zulüm etmez. (Yapılan) çok küçük bir iyilik de olsa onun sevabını kat kat arttırır ve kendi katından büyük bir mükafat verir.

  2. Nisâ 41

    Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onların üzerine bir şahit yaptığımız zaman, bakalım onların hali nice olacak!.

  3. Nisâ 42

    O kıyamet günü, Allah'ı inkar edip Peygamber'e isyan edenler, yer yarılıp içine girmiş olmayı isterler ve Allah'tan hiçbir söz gizleyemezler.

  4. 43

    Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.

  5. Nisâ 44

    Kendilerine Kitap'tan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan sapmanızı istiyorlar.

  6. Nisâ 45

    Allah, sizin düşmanlarınızı çok daha iyi bilir. Allah, dost olarak yeter. Allah, yardımcı olarak da yeter.

  7. Nisâ 46

    Yahudilerden öyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak "İşittik, karşı geldik", "İşit, işitmez olası!" "Ra'ina" derler. Halbuki onlar, "İşittik ve itaat ettik; dinle ve bize bak" deselerdi, bu kendileri için daha hayırlı olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lanetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

43. Yüce Allah mü’min kullarına sarhoş oldukları takdirde -kendilerine gelip ne söylediklerini bilinciye kadar- namaza yaklaşmalarını yasaklamaktadır. Bu yasağın kapsamına mescit gibi namaz kılınan yerlere yaklaşmak da girmektedir. Çünkü sarhoş bir kimsenin mescide girmesine müsaade edilmez. Aynı zamanda bu yasak, bizatihi namazı da kapsar. O bakımdan sarhoş bir kimsenin namaz kılması ve herhangi bir ibâdeti yapmaya kalkışması caiz değildir. Çünkü onun aklının düzeni bozulmuştur ve ne söylediğini bilmeyecek haldedir. Bundan dolayı Yüce Allah sarhoşun ne söylediğini bilmesini sınır olarak tespit etmiş ve bu gerçekleşmedikçe namaz kılmaktan uzak kalmasını istemiştir.

Bu âyet-i kerime mutlak olarak içkiyi haram kılan âyet ile nesh edilmiştir. Çünkü önceleri içki haram değildi. Daha sonra Yüce Allah kullarına nispeten üstü kapalı bir ifade ile içkinin haram olduğuna şu buyruğu ile işaret etti: “Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: İkisinde de hem büyük bir günah ve hem de insanlar için bazı faydalar vardır. Ama günahları faydalarından daha büyüktür.” (el-Bakara, 2/219) Daha sonra Yüce Allah bu âyeti kerimede olduğu gibi namaz vaktinde içki içmelerini yasakladı. Sonra Yüce Allah şu buyruğu ile bütün vakitlerde mutlak olarak içkiyi haram kıldı: “Ey iman edenler! İçki, kumar, putlar ve fal okları şeytanın pis işlerindendir. Artık bunlardan kaçının.” (el-Maide, 5/90) Bununla birlikte namaz vakti yaklaştığında içkinin içilmesinin haramlığı daha bir ağırdır. Çünkü beraberinde böyle bir kötülüğü de getirmektedir. Zira namazın maksadı, ruhu ve özü olan huşu ve kalp huzuru sarhoşlukla birlikte gitmektedir. Zira içki kalbi sarhoş eder, Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoyar.

Buyruğun ifade ettiği manadan kişinin, ne söylediğinin ve ne yaptığının farkına varamayacağı derecede aşırı uykulu iken namaza başlamasının yasak olduğu da anlaşılmaktadır. Hatta buradan şu işaret de anlaşılabilir: Namaz kılmak isteyen kimsenin, kafasını meşgul edecek her bir şeyi ortadan kaldırması gerekir. Küçük ve büyük abdestinin sıkıştırması, yemeği veya benzeri şeyin canının çekmesi gibi. Nitekim bu hususta sahih bir hadis de varid olmuştur.

Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “bir de cünüp iken -yolcu olmanız müstesna-” yani sizden herhangi birisi cünüp halde iken de namaza yaklaşmasın. Ancak o kimsenin yolcu olma hali müstesnadır. Yani bu durumda mescidden geçebilmekle birlikte orada kalmamalısınız. “gusledinceye kadar” gusledecek olursanız o zaman namaz kılabilirsiniz. O halde bu, cünüp olan bir kimsenin namaza yaklaşma yasağının nihai noktasıdır. Buna göre cünüp olan bir kimsenin sadece mescidden geçmesi helâl olur.

“Eğer hasta yahut yolculukta iseniz veya herhangi biriniz ayakyolundan gelirse ya da kadınlara dokunur da su bulamazsanız, temiz bir toprağa teyemmüm edin.” Yüce Allah su ister bulunsun, ister bulunmasın hasta kimsenin mutlak olarak teyemmüm etmesini mubah kılmıştır. Bunun illeti (sebebi) ise su kullanmayı zorlaştıran hastalıktır. Yolculuk da böyledir. Çünkü yolculukta su bulamama ihtimali kuvvetlidir. Yolcu olan bir kimse su bulamayacak olursa ya da sadece içme ve benzeri ihtiyacı için su bulmakla birlikte (abdest ve benzeri için) bulamazsa teyemmüm yapabilir. Aynı şekilde bir kimsenin, küçük ya da büyük abdest yahut kadınlara dokunmak sureti ile abdesti bozulur da su bulamazsa -âyetin umumi ifadesinin delalet ettiği üzere ister mukim ister yolcu olsun- teyemmüm yapması mubah olur.

Özetle Yüce Allah teyemmümü şu iki halde mubah kılmıştır: İster ikamet halinde ister yolculukta olsun mutlak olarak su bulamama hali bir de hastalık ve benzeri sebepler dolayısı ile su kullanmanın zor ve sakıncalı olma hali.

Müfessirler Yüce Allah’ın: “ya da kadınlara dokunur da...” buyruğundan maksadın ne olduğu hususunda farklı görüşlere sahiptirler. Acaba bundan kasıt cima mıdır? O takdirde âyeti kerime cünüp kimsenin teyemmüm etmesinin caiz olacağı hususunda açık bir nas olur. Nitekim bu konuda sahih hadisler de pek çoktur.

Bir diğer görüşe göre acaba maksat sadece el ile dokunmak mıdır ve bu da mezinin çıkma ihtimali olması kaydı ile birlikte mi söz konusudur? Ki böyle bir dokunma da ancak şehvetle dokunma halinde söz konusu olur. Bu durumda âyet-i kerime böyle bir dokunmanın abdesti bozduğuna delil teşkil eder mi? İşte bu hususlarda müfessirlerin farklı görüşleri vardır.

Fukahâ Yüce Allah’ın: “su bulamazsanız” buyruğunu namaz vaktinin girmesi ile birlikte su aramanın farz olduğuna delil göstermişler ve şöyle demişlerdir: Çünkü aramayan kimse için “bulamadı” demeye imkân yoktur. Arama işi gerçekleştirilmedikçe böyle bir şeyden söz etmek mümkün olmaz.

Yine bu buyruk temiz şeylerden herhangi birisi ile değişikliğe uğrayan suyun abdest için kullanılmasının caiz hatta gerekli olduğuna delil gösterilmiştir. Çünkü neticede o da sudur ve “su bulamazsanız” buyruğunun kapsamına girmektedir. Ancak bu kanaati ileri sürenlere böyle bir suyun mutlak su olamayacağı belirtilerek itiraz edilmiştir ki bu tartışmaya açık bir görüştür.

Bu âyet-i kerimeden Yüce Allah’ın bu ümmete lütuf ve ihsan ettiği bu büyük hükmün yani teyemmümün meşru olduğu hükmü anlaşılmaktadır. İlim adamlarının bu konuda icmaı vardır. Yüce Allah’a hamd olsun.

Teyemmüm, temiz toprak ile olur. Buradak topraktan kasıt ise yeryüzü tabakasının üstünde bulunan her şeydir. Tozu bulunsun yahut bulunmasın fark etmez. Bununla birlikte bunun toz çıkarma özelliği ile tahsis edilebilme ihtimali de vardır. Çünkü Yüce Allah Maide Sûresinde yer alan abdest ile ilgili âyet-i kerimede: “Bununla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin” (el-Maide, 5/6) buyurmaktadır. Toz çıkartmayan bir şeyle mesh yapılması ise söz konusu olmaz.

Yüce Allah’ın: “Yüzlerinizi ve ellerinizi mesh edin” buyruğu o temiz toprakla mesh edin demektir. Nitekim Maide Sûresi’nde yer alan âyet-i kerimede teyemmümdeki mesh yerleri de tespit edilmiştir ki bunlar, yüzün tamamı ile dirseklere kadar ellerdir. Sahih hadisler de buna delildir. Bunun Ammar yolu ile gelen hadisin delil olduğu üzere tek bir darbe ile yapılması da müstehabdır.

Ayrıca bu buyruktan cünüp bir kimsenin teyemmümünün cünüp olmayan kimsenin teyemmümü gibi olacağı ve yüz ile ellerine meshetmesinin yeterli geleceği de anlaşılmaktadır.

[Şeriat Ahkâmı ile İnsan Sağlığı:]

Faydalı bir not: Şu bilinmelidir ki tıbbın üç temel kaidesi vardır: Zararlı şeylere karşı sağlığı korumak, bunlarla karşılaşılması halinde bunları vücuttan uzaklaştırmak ve bunlara karşı bağışıklık kazanmak. Yüce Allah Kitab-ı Kerîm’inde bunlara dikkat çekmiştir.

Sağlığı korumak ve zararlı şeylere karşı kendini himaye etmek (bağışıklık) için Yüce Allah yemeyi, içmeyi ve bunlarda israf ve aşırıya gitmemeyi emretmiştir. Yine yolculara ve hastalara, sağlıklarını muhafaza etmek üzere oruç açmalarını mubah kılmıştır. Bu suretle yolcunun dengeli bir şekilde bedeni muhafaza edeecek şeyleri kullanması sağlanmış olur ve hasta da kendisine zararlı olacak şeylerden korunmuş olur.

Zararlı şeylerden kurtulmaya gelince şanı Yüce Allah ihramlı iken başındaki herhangi bir sebepten ötürü rahatsız olan kimsenin başındaki rahatsızlık verici şeyleri uzaklaştırmak için başını traş etmesini mubah kılmıştır. Bu ise küçük ve büyük abdestin, bulantının, meninin, kan ve buna benzer şeylerin dışarı atılmasının daha da öncelikli olarak söz konusu olduklarına işaret etmektedir. Bu hususa İbnu’l-Kayyım dikkat çekmiştir. Yüce Allah’ın rahmeti üzerine olsun.

Âyet-i kerimede yüz ve ellerin her tarafının meshedilmesinin farz olduğuna, teyemmüm almanın vakit dar olmasa dahi caiz olacağına ve farz sebebi ortada olmadıkça su arama emrine muhatap olunmadığına da delil vardır. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.

Daha sonra Yüce Allah âyet-i kerimeyi: “Şüphesiz Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır” buyruğu ile sona edirmektedir. Yani O, vermiş olduğu emirlerini kolaylaştırmak ve ilâhi emirleri yerine getirmekte kullara ağır gelmeyecek şekilde alabildiğine kolaylık sağlamak ve böylelikle onları zora koşmamak sureti ile mü’min kullarını çok affeden ve çok bağışlayandır.

Suyun kullanılmasının mümkün olmaması ya da zor ve zararlı olması halinde su yerine toprak ile teyemmümü meşru kılmakla bu ümmete rahmetini ihsan etmesi de Allah’ın affedici ve bağışlayıcı oluşunun bir tecellisidir. Yine günahkârlara karşı tevbe ve dönüş kapılarını açık bulundurması, onları kendisine dönmeye davet edip günahlarını bağışlayacağını vaad etmesi de O’nun affedici ve bağışlayıcılığının bir sonucudur. Mü’min, Yüce Allah’ın huzuruna yeryüzü dolusu günahla çıkacak olsa ama O’na hiçbir şeyi şirk koşmamış olsa, Allah da onu yeryüzü dolusu mağfiret ile karşılar ki bu da Allah’ın affedici ve bağışlayıcı olmasının bir tecellisidir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Allah’a iman eden ve resulüne tabi olanlar! Sarhoş olduğunuz durumlarda ayılana ve söylediğiniz sözleri ayırt edene kadar namaz kılmayınız. -Bu hüküm içkinin bütünüyle haram kılınmasından önceydi- Ayrıca cünüp olduğunuz durumlarda da namaz kılmayın. Bu durumda oralarda kalmayıp geçiş için kullanmak dışında banyo yapana kadar mescitlere girmeyin. Eğer size su kullanmanızın mümkün olmadığı bir hastalık isabet ettiyse, yolculuktaysanız, abdestinizi bozduysanız veya hanımlarınızla ilişkiye girmişseniz ve bu hallerde su bulamadıysanız temiz toprakla alın. O toprakla yüzünüzü ve ellerinizi mesh edin. Şüphesiz Allah kusurlarınızı bağışlar ve sizleri affeder.

Kelimeler

48 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. يَـٰٓأَيُّهَا ya eyyuha ey kök: ايي
  2. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  3. ءَامَنُوا۟ amenu inanan(lar) kök: امن
  4. لَا la
  5. تَقْرَبُوا۟ tekrabu yaklaşmayın kök: قرب
  6. ٱلصَّلَوٰةَ s-salate salatı kök: صلو
  7. وَأَنتُمْ veentum ve siz
  8. سُكَـٰرَىٰ sukara sarhoşken kök: سكر
  9. حَتَّىٰ hatta ki
  10. تَعْلَمُوا۟ tea'lemu bilesiniz kök: علم
  11. مَا ma
  12. تَقُولُونَ tekulune ne dediğinizi kök: قول
  13. وَلَا ve la ve (yaklaşmayın)
  14. جُنُبًا cunuben cünüp iken kök: جنب
  15. إِلَّا illa dışında
  16. عَابِرِى aabiri geçici olmanız kök: عبر
  17. سَبِيلٍ sebilin yoldan kök: سبل
  18. حَتَّىٰ hatta kadar
  19. تَغْتَسِلُوا۟ ۚ tegtesilu yıkanıncaya kök: غسل
  20. وَإِن ve in eğer
  21. كُنتُم kuntum iseniz kök: كون
  22. مَّرْضَىٰٓ merda hasta kök: مرض
  23. أَوْ ev yahut
  24. عَلَىٰ ala üzerinde
  25. سَفَرٍ seferin yolculuk kök: سفر
  26. أَوْ ev yahut
  27. جَآءَ ca'e gelmişse kök: جيا
  28. أَحَدٌۭ ehadun biriniz kök: احد
  29. مِّنكُم minkum sizden
  30. مِّنَ mine -ten
  31. ٱلْغَآئِطِ l-gaiti tuvalet- kök: غوط
  32. أَوْ ev yahut
  33. لَـٰمَسْتُمُ lamestumu dokunmuşsanız kök: لمس
  34. ٱلنِّسَآءَ n-nisa'e kadınlara kök: نسو
  35. فَلَمْ fe lem
  36. تَجِدُوا۟ tecidu bulamadığınız takdirde kök: وجد
  37. مَآءًۭ maen su kök: موه
  38. فَتَيَمَّمُوا۟ feteyemmemu teyemmüm edin kök: يمم
  39. صَعِيدًۭا saiyden toprağa kök: صعد
  40. طَيِّبًۭا tayyiben temiz kök: طيب
  41. فَٱمْسَحُوا۟ femsehu sürün kök: مسح
  42. بِوُجُوهِكُمْ bivucuhikum yüzlerinize kök: وجه
  43. وَأَيْدِيكُمْ ۗ ve eydikum ve ellerinize kök: يدي
  44. إِنَّ inne şüphesiz
  45. ٱللَّهَ llahe Allah kök: اله
  46. كَانَ kane kök: كون
  47. عَفُوًّا afuvven çok affedendir kök: عفو
  48. غَفُورًا gafuran çok bağışlayandır kök: غفر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: غوط (2 geçiş) · Aynı kök: غسل (4 geçiş) · Aynı kök: لمس (5 geçiş)

    Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı…

  • Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Aynı kök: نسو (59 geçiş) · Aynı kök: قرب (96 geçiş)

    Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza…

  • Aynı kök: مرض (24 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    (Ey Muhammed!) Şüphesiz Rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçirdiğini biliyor. Beraberinde…

  • Aynı kök: وجه (78 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: قرب (96 geçiş)

    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…

  • Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Aynı kök: قرب (96 geçiş) · Ortak kavram: Af

    Eğer onlara mehir tespit eder de kendilerine el sürmeden boşarsanız, tespit ettiğiniz mehrin yarısı onlarındır. Ancak kadının, ya da nikah bağı…

  • Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)

    Haram aylar çıkınca bu Allah'a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları…

  • Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Aynı kök: قرب (96 geçiş) · Ortak kavram: Af

    İçinizden varlık ve servet sahibi kimseler yakınlarına, düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere (kendi mallarından bir şey) vermeyeceklerine…

  • Aynı kök: صعد (9 geçiş) · Aynı kök: طيب (50 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki, şan ve şeref bütünüyle Allah'a aittir. Güzel sözler ancak O'na yükselir. Salih ameli de güzel sözler…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Ey iman edenler! Sarhoşken -ne söylediğinizi bilinceye kadar-, -yolcu olanlar hariç- cünüpken de yıkanıncaya kadar salât'a (namaza) yaklaşmayın! dipnot 1 Hastaysanız veya yolculuktaysanız veya sizden biriniz tuvaletten gelmişse ya da kadınlara (cinsel olarak) dokunup da (bu durumlarda) su bulamamışsanız, o zaman temiz bir toprak arayın ve yüzlerinizi de ellerinizi de (onunla) mesh dipnot 2 edin! dipnot 3 Şüphesiz ki Allah çok affedicidir, çok bağışlayandır.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Burada geçen [salât] kelimesi Mâide 5:6'daki kullanım gereği "namaz"dır.
  2. metne dön, dipnot 2
    "[Mesh] etmek", "dokunmak, temas etmek, sıvazlamak, sürmek" anlamlarına gelmektedir. Bu ayette kastedilen, su bulunamadığı durumlarda temiz toprağa sürülen ellerin, yüz ve kollara temas ettirilmesi ve bu şekilde abdest yerine geçecek şekilde teyemmüm yapılmasıdır.
  3. metne dön, dipnot 3
    Bu mesaj Mâide 5:6. ayetle birlikte okunmalıdır.

Mustafa İslamoğlu

Siz ey iman edenler! Sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar, cünüpken de -seyahat (gibi yıkanmayı güçleştiren haller) hariç- yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın! Fakat eğer hastaysanız ya da yolculuk yapıyorsanız veya ihtiyaç giderdikten sonra yahut kadınlarla birlikte olmuşsanız ve üstelik su da bulamıyorsanız, o zaman temiz bir toprak alıp yüzlerinizi ve ellerinizi onunla meshedin! Unutmayın ki Allah tarifsiz bir affedicidir, eşsiz bir bağışlayıcıdır.

Muhammed Esed

Siz ey imana ermiş olanlar! Sarhoş iken namaz kılmaya kalkışmayın, ne dediğinizi bilinceye kadar (bekleyin); ve boy abdestini gerektiren bir durumda (iken de) yıkanıncaya kadar seyahatte olmanız (ve yıkanma imkanından yoksun bulunmanız) hali dışında- (namaza kalkışmayın). Ama eğer hasta iseniz veya seyahatteyseniz yahut tabii ihtiyacınızı yeni gidermişseniz veya bir kadın ile birlikte olmuşsanız ve hiç su bulamıyorsanız, o zaman temiz toprağı alın, (onunla) yüzünüzü ve ellerinizi hafifçe ovun. Bilin ki Allah, gerçekten günahları temizleyendir, çok affedicidir.

Ahmed Hulusi

Ey iman edenler, kendinizi bilmez bir haldeyken (sarhoşken), ne dediğinizin bilincinde olacağınız zamana kadar ve bir de yolculukta olmanız hariç, cünüp iken, boy abdesti alıncaya kadar, salata (namaza) yaklaşmayın. Eğer hasta olmuşsanız veya bir yolculuktaysanız veya sizden biri def'i hacetten gelirse yahut cinsel ilişkide bulunmuşsanız, (boy abdesti alacak) su da bulamamışsanız, (o vakit) temiz toprağa teyemmüm edin. . . (Şöyle ki) yüzlerinizi ve ellerinizi mesh edin. . . Muhakkak ki Allah Afüvv'dür, Ğafur'dur.

Ali Bulaç

Ey iman edenler, sarhoş iken, ne dediğinizi bilinceye ve cünüp iken de -yolculukta olmanız hariç- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmişseniz yahud kadınlara dokunmuş da su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin, (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz, Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

Ali Özek ve heyeti

Ey iman edenler! Siz sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, cünüp iken de yolcu olan müstesna gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya bir yolculuk üzerinde bulunursanız, yahut sizden biriniz abdest bozmaktan geldiği, yahut da kadınlarla münâsebette bulunduğunuz ve su da bulamadığınız takdirde temiz bir toprağa teyemmüm edin; sonra da, yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah çok affedici ve çok bağışlayıcıdır.

Ali Rıza Safa

Ey inanca çağırılanlar! Sarhoşken, ne söylediğinizi bilinceye değin; eşeysel ilişkiden sonra da yolcu olmanız dışında yıkanıncaya değin, namaza yaklaşmayın. Sağlığınız bozuksa veya yolculuktaysanız veya doğal gereksiniminizi gidermiş veya kadınlarla birlikte olmuş da su bulamamışsanız, temiz bir toprağa ellerinizle dokunun ve onunla yüzünüzü ve ellerinizi kutsayın. Kuşkusuz, Allah, Affedicidir; Sınırsız Bağışlayandır. dipnot 87

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 87
    Kur'an'daki sözcükleri kasıtlı olarak korkusuzca değiştirenler bile, "Sarhoşken, ne söylediğinizi bilinceye değin" tümcesini değiştirmek yiğitliğini gösterememişler ve eksiksiz olarak tüm Kur'an çevirilerinde bu tümceyi tıpkısıyla yazmışlardır. Bu ayet, sınırı aşmadan içki içmenin yasak olmadığını çok açık bir biçimde bildirmektedir. Çünkü içki içmek yasaklanmış olsa, yasaklanmış bir eylemi yapan insanların, üstelik yasak eylemin izleri bile silinmeden, namaz kılmalarına Allah tarafından izin verilmiş olması düşünülemez. Nitekim zina, hırsızlık, faizcilik, domuz eti yemek, iftira etmek veya Allah'a ortaklar koşmak gibi Kur'an'da yasaklanmış olan eylemleri yapanlar için, buna benzer bir buyruk verilmemiştir. Bu buyruk, üç ayrı olguyu kapsamaktadır: Birincisi, "Ne söylediğinizi biliyorsanız, içkiliyken namaz kılabilirsiniz!"; ikincisi, "Ne söylediğinizi bilemeyecek denli sarhoş olmayın!" ve üçüncüsü, "Anlamını bilmediğiniz söylemlerle, ne söylediğinizi bilmeden namaz kılmayın; yakarışlarda bulunmayın!" Ayrıca, 5:87 ayetinde, "Allah'ın size helal yaptığı temiz şeyleri yasaklamayın; sınırı da aşmayın!" buyruğu bildirilmiştir. 2:219 ve 16:67 ayetlerinde, sarhoşluk veren içkilerin iyi yönleri; 5:90 ve 5:91 ayetlerinde ise sarhoşluk veren içkilerin kötü yönleri bildirilmiştir. Bu ayetlerin indiriliş sırasıyla ilgili yalanlar uydurarak, içki içmenin süreç içerisinde yasaklandığını söyleyenler de Allah'a iftira etmektedir. Yiyecek-içecek türünden yalnızca domuz etinin yasaklandığı 6:145 ayetinde bildirilmiş; 6:150 ayetinde ise "Allah'ın yasaklamadıklarına yasak diyen tanıklarınızı getirin!" uyarısı yapılmıştır. 6:119; 10:59,60 ve 16:35,116 gibi birçok ayette, Allah'ın helal yaptığını yasaklayanlar ve onlara uyanlar ‘Ortaklar koşanlar' olarak tanımlanmakta ve öfkeyle uyarılmaktadır. 66:1 ayetinde ise Allah'ın yasaklamadığını yasaklamak yetkisinin, peygambere bile verilmediği bildirilmiştir. Diyanet de ayetin anlamını onaylayarak, "Namaz kılacak kimsenin, ne söylediğini bilecek denli ayık olması gerekir. İçki içen kişi, ne söylediğini bilemeyecek denli sarhoş değilse namazlarını kılabilir!" fetvasını dergisinde yayımlamış; ama din sömürgenleri saldırıya geçince, Allah'tan korkması gereken Diyanet, Allah ile aldatanlardan korkarak, fetvasını, şöyle değiştirmiştir: "İçki haramdır; ama bu haramı işleyen kişi, içkinin haram olduğunu inkar etmediği sürece Müslümandır!" Madem öyle, Diyanet, şu fetvayı da vermelidir: "Zina gibi, kamu malını çalmak gibi, Allah'ın Kur'an'da yasakladığı tüm eylemleri yapan kişi, bunların haram olduğunu inkar etmediği sürece Müslümandır ve bu eylemlerini sürdürebilir!" Allah ile aldatarak her türlü alçaklığı yapanları, artık kim tutabilir?

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Sarhoş iken, ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayınız. Cünüp iken, yolcu olanlar müstesna, gusül edinceye kadar namaz kılmayınız. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız ya da biriniz abdest bozmaktan gelince veya cinsel ilişkide bulunup su da bulamazsanız, o zaman tertemiz toprakla teyemmüm ediniz. Niyetle yüzlerinize ve ellerinize sürünüz. Şüphesiz ki Allah, günahları temizleyendir; çok affedicidir.

Edip Yüksel

Gerçeği onaylayanlar! Sarhoşken, ne dediğinizi bilinceye kadar, yolcu olanlar hariç cinsel ilişkiden sonra yıkanıncaya kadar salata yaklaşmayın. Hasta veya yolcu iseniz, yahut biriniz tuvaletten gelmişse, yahut kadınlarla cinsel ilişkiye girmiş olup da su bulamamışsanız, temiz ve kuru bir toprağa niyetlenip yüzlerinize ve elinize sürünüz. ALLAH Affeder, Bağışlar. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Demek ki su olsa da hastalık veya yolculuk durumunda da teyemmüm yapılmalı. Bu ayetin teyemmümle ilgili ikinci cümlesinin okuması sembolik mantıkla şöyle ifade edilir: (pVq) V [(rVs) • t ] Teyemmüm.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnananlar! Sarhoşken, ne dediğinizi bilinceye kadar, yolcu olanlar hariç cinsel ilişkiden sonra yıkanıncaya kadar namaza durmayın. Hasta veya yolcu iseniz, yahut biriniz tuvaletten gelmişse, yahut kadınlarla cinsel ilişkiye girmiş olup da su bulamamışsanız, temiz ve kuru bir toprağa dokunup yüzünüze ve ellerinize sürerek teyemmüm edin. ALLAH Affeder, Bağışlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ey iman edenler, sarhoşken ne söylediğinizi bilinceye kadar; cünüp iken de -yolcu olmanız hariç- guslünüzü edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz hacet yerinden gelir veya kadınlara dokunup da su bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa teyemmüm edin; niyetle yüzünüze ve ellerinize sürün. Gerçekten Allah çok affedici ve günahları bağışlayıcıdır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey o bütün iman edenler! Sarhoş iken namaza yaklaşmayın: Söylediğinizi bilinceye kadar, cünüb iken de -yoldan geçmeniz başka- guslünüzü edinceye kadar, ve eğer hasta olur veya seferde bulunursanız veya biriniz hacet yerinden gelir veya kadınlara dokunursanız da suya güç yetiremezseniz o zaman temiz bir toprağa teyemmüm edin: Niyyetle yüzünüze ve ellerinize mesheyleyin, cidden Allah afvi çok bir gafur bulunuyor

Erhan Aktaş

Ey İman Edenler! Sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar; cünupken -yolculukta olmanız hariç- yıkanıncaya kadar salata dipnot 1 yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolcuyken sizden biriniz tuvaletten geldiyse veya kadınlarınızla ilişkiye girdiyseniz; o anda su bulamadıysanız, temiz kumla teyemmüm edin; onunla ellerinizi ve yüzlerinizi mesh edin. Kuşkusuz Allah, Çok Affedici'dir ve Çok Bağışlayıcı'dır.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Namaza. "Sarhoşken namaz kılmaktan alıkonulmak," namazın nasıl bir kulluk olduğunun en önemli göstergesidir. "Ne dediğini bilinceye kadar" koşulu aynı zamanda namazın sadece şekilsel bir ritüel olmadığını ve esas önemli olan şeyin ne yaptığını bilmek, bilinçli ve samimi olmak olduğunu göstermektedir. Bundan kime ve niçin yöneldiğini bilmeden, bilincinde olmadan kılınan namazın namaz sayılamayacağı anlaşılmaktadır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ey iman edenler! Sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar; cünüpken -yolculukta olmanız hariç- yıkanıncaya kadar salata dipnot 1 yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolcuyken sizden biriniz tuvaletten geldiyse veya kadınlarınızla ilişkiye girdiyseniz; o anda su bulamadıysanız, temiz kumla teyemmüm edin; onunla ellerinizi ve yüzlerinizi mesh edin. Kuşkusuz Allah, Çok Affedici'dir ve Çok Bağışlayıcı'dır.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Namaza. Sarhoşken namaz kılmaktan alıkonulmak, namazın nasıl bir ibadet olduğunun en önemli göstergesidir. Namaz kılarken gözetilmesi gereken en önemli şey, içtenliktir, kime ve niçin yöneldiğinin bilincinde olmaktır. İçtenlik ve bilinç yoksa namaz, namaz olmaz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ey iman edenler! Sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar; cünüpken -yolculukta olmanız hariç- yıkanıncaya kadar salata dipnot 1 yaklaşmayın. Eğer hastaysanız veya yolcuysanız; tuvaletten gelmişseniz, kadınlarla ilişkiye girmişseniz ve su da bulamamışsanız o zaman temiz bir toprakla ellerinizi ve yüzünüzü mesh ederek teyemmüm edin. Kuşkusuz Allah, Çok Affedici'dir ve Çok Bağışlayıcı'dır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Namaza. Sarhoşken namazdan alıkonulmak, namazın nasıl bir ibadet olduğunun en önemli göstergesidir. Namaz kılarken gözetilmesi gereken en önemli şey, içtenliktir, kime ve niçin yöneldiğinin bilincinde olmaktır. İçtenlik ve bilinç yoksa namaz, namaz değildir.

Gültekin Onan

Ey inananlar, sarhoş iken, ne dediğinizi bilinceye ve cünüp iken de -yolculukta olmanız hariç- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmişseniz yahud kadınlara dokunmuş da su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin, (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz, Tanrı bağışlayandır, esirgeyendir.

Hasan Basri Çantay

Ey iman edenler, siz, serhoşken, ne söyleyeceğinizi bitinceye ve cünüb iken de - yolcu olmanız müstesna - gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur, ya bir sefer üzerinde bulunursanız, yahud sizden biriniz ayak yolundan gelirse, yahud da kadınlara dokunub da bir su bulamazsanız o vakit temiz bir toprağa teyemmüm edin; yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şübhesiz Allah çok afvedici, çok yarlığayıcıdır.

İbni Kesir

Ey iman edenler; sarhoşken, ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de cünübken -yolcu olmanız müstesnagusül yapmadıkça namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz, yahut herhangi biriniz heladan gelirse veya kadınlara yaklaşıp da su bulamazsanız, temiz bir toprağa teyemmüm edin, yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz ki Allah; Afüvv ve Gafur olandır.

Mehmet Alagaş

(43) Ey iman edenler, sarhoş haldeyken, ne dediğinizi bilecek vakte kadar namaza yaklaşmayın , yolcu olmanız hariç cünüp iken de gusledinceye kadar yine namaza yaklaşmayın , eğer hasta iseniz yahut yolculukta iseniz seferdeyseniz veya içinizden biri tuvalete etmişse / gayta çıkarmışsa yahut kadınla temasta bulunmuşsa ve de üstelik su bulamamışsa, temiz bir toprak parçasına yönelsin / teyemmüm etsin , yüzlerinizi ve ellerinizi sürtün / meshedin , muhakkak ki Allah affedendir, bağışlayandır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ey iman edenler! Sarhoş iken ne dediğinizi bilinceye dek namaza yaklaşmayın. Cünüp iken de içinden geçici olmanız dışında gusledinceye kadar namaza (ve camiye) yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz veya tuvaletten gelmişseniz yahut kadınlarınızla münasebette bulunmuş da su bulamamışsanız, temiz bir toprakla teyemmüm edin, yüzlerinize ve ellerinize hafifçe sürün (mesh edin). Şüphesiz Allah affeden ve bağışlayandır.

Süleyman Ateş

Ey inananlar, sarhoşken namaza yaklaşmayın ki ne dediğinizi bilesiniz. Yoldan geçici olmanız dışında, cünüp iken de yıkanıncaya kadar (namaza yaklaşmayın). Eğer hasta, yahut yolculukta iseniz, yahut biriniz tuvaletten gelmişse, yahut da kadınlara dokunmuşsanız (bu durumlarda) su bulamadığınız takdirde temiz toprağa teyemmüm edin: (Toprağı) yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz Allah, çok affeden, çok bağışlayandır.

Süleymaniye Vakfı

Ey inanıp güvenenler! Sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar, dipnot 1 cünüpken de -yolda olmanız dipnot 2 dışında- yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın! Hasta veya yolculuk halinde olursanız ya da sizden biri abdest bozduğu yerden gelmişse yahut kadınlarınızla birleşmiş olur dipnot 3 da su kullanma imkanı bulamazsanız dipnot 4 temiz bir yüzeye dipnot 5 yönelip yüzünüzü ve ellerinizi dipnot 6 mesh edin. Allah daima affeden ve bağışlayandır. dipnot 7

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Namaz, zikir için, Kur'an'ı ve Kur'an'a uygun dua ve tesbihleri zihine yerleştirmek için kılındığından ne dediğini bilmeyen kişi bunu yapamaz (Nisa 4/103, Taha 20/14, Ankebut 29/45).
  2. metne dön, dipnot 2
    "Yolda olma" şeklinde tercüme edilen "abiri-sebil (عَابِرِي سَبِيلٍ)" şehir içindeki kısa yollar dahil her türlü yolda olma durumunu kapsar. Sonraki cümlede gelen "yolculuk halinde olma" ise seferi sayılmayı gerektiren uzun yolculuktur.
  3. metne dön, dipnot 3
    Buradaki ifade, mecazen karı-koca ilişkisi anlamındadır.
  4. metne dön, dipnot 4
    Gusletmek veya abdest almak gerektiğinde su yoksa veya suyun kullanımına engel olan hastalık, yıkanmanın mümkün olmaması gibi bir durum varsa teyemmüm yapılır (Maide 5/6). Alınan teyemmüm hem gusül hem abdest sayılır.
  5. metne dön, dipnot 5
    Said (صَعٖيدً) üste çıkmış şey anlamındadır. Dünya'nın dış yüzeyine (Kehf 18/8) ve yüzeyde olan her şeye said (Kehf 18/40) denir.
  6. metne dön, dipnot 6
    Arapçada "el" anlamına gelen "yed (يد)" kelimesi, sözlüklere göre omuzdan parmak uçlarına kadar tüm kolu ifade eder. Ancak kelimenin Kur'an'daki kullanımları, bilekten parmak uçlarına kadar olan, bir şeyi tutmaya yarayan bölümü ifade etmektedir. Bu durum A'raf 7/195 ve Taha 20/22. ayetlerde görülebilir. Bu sebeple Maide Suresi 5/6. ayette abdest tarif edilirken "ellerinizi dirseklerinize kadar yıkayın" denilerek sadece ellerin yıkanıp bırakılmaması, yıkanacak bölgenin dirseklere kadar uzatılması emredilmiştir. Ayrıca Nisa 43 ve Maide 6. ayetlerde "yüzünüzü ve ellerinizi meshedin" şeklinde tarif edilen teyemmümü, "dirseklere kadar" ifadesi kullanılmadığı için Nebimiz de ellerini bileklerine kadar mesh ederek yerine getirmiş, dirseklerine kadar mesh etmemiştir (Buhari, Teyemmüm 3; Ebu Davud, Taharet 123).
  7. metne dön, dipnot 7
    Bazı kişiler zaman zaman 'gusül gereken durumlarda teyemmümün yetmeyeceği' veya 'gusül ve abdestte yıkanması gereken yerleri tam olarak yıkayamadığı' vehmine kapılabilir. Bu vehimler kişinin namaz kılmasını zorlaştıracak hatta engelleyecek hale gelebilir. Ayetteki "daima affeden ve bağışlayan (عَفُوًّا غَفُورًا)" ifadesi böyle bir vehimle karşılaşan kişinin vehimlerinden kurtulabilmesi açısından önem taşır; çünkü Allah Teala affedici (günahları yok sayan) ve bağışlayıcı olduğunu belirtmiştir. Bu affedicilik ve bağışlayıcılık, istemeden eksik yıkanan bir yer varsa onu da kapsar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ey inanıp güvenenler (müminler)! Sarhoşsanız, ne dediğinizi bilinceye kadar; cünüpseniz yıkanıncaya kadar, namaza yaklaşmayın dipnot 1 . Seyir halinde olursanız o başka. Hasta veya yolculuk halinde[2] iseniz, yahut biriniz tuvaletten gelmişse ya da kadınlara temas etmiş olup su da bulamazsanız temiz bir toprağa dipnot 3 teyemmüm edin. Ondan yüzünüzü ve ellerinizi silin (mesh edin). Allah affeder ve bağışlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Görüldüğü gibi namaz kılmaya engel olan tek şey sarhoşluktur. Adetli kadınların namaz kılamayacağına dair söylenen sözlerin sağlam bir dayanağıo yoktur.
  2. metne dön, dipnot 3
    saiden(صَعٖيدًا): En yaygın anlamı topraktır. Ancak dış yüzey anlamına da gelir. Kur'an'da bu kelime Kehf 18/8 ayetinde Dünya'nın dış yüzeyi, yeryüzü anlamında geçmektedir.

Şaban Britch

Ey iman edenler! Sarhoş iken ne dediğinizi bilinceye dek namaza yaklaşmayın. Cünüp iken de içinden geçici olmanız dışında gusledinceye kadar namaza (ve camiye) yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz veya tuvaletten gelmişseniz yahut kadınlarınızla münasebette bulunmuş da su bulamamışsanız, temiz bir toprakla teyemmüm edin, yüzlerinize ve ellerinize hafifçe sürün (mesh edin). Şüphesiz Allah affeden ve bağışlayandır.

Şaban Piriş

-Ey iman edenler, sarhoş iken ne dediğinizi bilinceye ve cünüp iken de -yolculukta olmanız hariç- gusledinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz veya tuvaletten gelmişseniz yahut kadınlarınızla münasebette bulunmuş da su bulamamışsanız, temiz bir toprakla teyemmüm edin, yüzlerinize ve ellerinize hafifçe sürün. Şüphesiz Allah affeden ve bağışlayandır.

Yaşar Nuri Öztürk

Ey iman edenler! Sarhoşken, ne söylediğinizi bilinceye kadar, cünüpken de -yolculuk halinde olmanız müstesna- boy abdesti alıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hastalanırsanız yahut yolculuk halinde bulunursanız yahut biriniz tuvaletten gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız, bütün bu durumlarda su da bulamamışsanız, temiz bir toprakla teyemmüm edin. Yani yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Allah Afüvv'dür, günahları affeder, Gafur'dur, hataları bağışlar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

O you who conformed to Islam: Do not engage in the act of worship while you are under the influence of intoxicants nor pray when you are spiritually unconditioned, unless you are on the road, until you have bathed. And if you are sick or on the road or have defecated or touched women and the sensation or contact stirred you to passion, and you did not find water for ablution, then metaphoric ablution be a religious rite: apply clean sand, dust or dry earth lightly to your faces and hands; Allah is ever 'Afawun (Indulgent) and Ghafurun.

Abdul Haleem

You who believe, do not come anywhere near the prayer if you are intoxicated, not until you know what you are saying; nor if you are in a state of major ritual impurity- though you may pass through the mosque- not until you have bathed; if you are ill, on a journey, have relieved yourselves, or had intercourse, and cannot find any water, then find some clean sand and wipe your faces and hands with it. God is always ready to pardon and forgive.

Abdullah Yusuf Ali

O ye who believe! Approach not prayers with a mind befogged, until ye can understand all that ye say,- nor in a state of ceremonial impurity (Except when travelling on the road), until after washing your whole body. If ye are ill, or on a journey, or one of you cometh from offices of nature, or ye have been in contact with women, and ye find no water, then take for yourselves clean sand or earth, and rub therewith your faces and hands. For Allah doth blot out sins and forgive again and again.

Abul A'la Maududi

Believers! Do not draw near to the Prayer while you are intoxicated dipnot 1 until you know what you are saying dipnot 2 nor while you are defiled dipnot 3 - save when you are travelling - until you have washed yourselves. dipnot 4 If you are either ill or travelling or have satisfied a want of nature or have had contact with women dipnot 5 and can find no water, then betake yourselves to pure earth, passing with it lightly over your face and your hands. dipnot 6 Surely Allah is All-Relenting, All-Forgiving.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This is the second in the chronological sequence of injunctions concerning intoxicants. We came across the first injunction in (Surah al-Baqarah 2: 219). In that verse God merely indicated that drinking wine was a great sin, making it clear that it was reprehensible in His sight. This was quite enough to make some Muslims give up liquor altogether, though many others still took intoxicating drinks: they sometimes stood up to pray while still under the influence of alcohol, so that they even made mistakes in their recitations. This second injunction was probably revealed at the beginning of 4 A.H., making it forbidden, thenceforth, to pray in a state of intoxication. This led people to alter their drinking times. They drank only at those hours when there was no fear of their remaining under the influence of intoxicants when the time for Prayer came. The injunction embodying unconditional prohibition of intoxicants was revealed not long afterwards. See (Surah al-Ma'idah 5: 90-1.)It should also be borne in mind that the word used in the verse is derived from sukr, which embraces not merely intoxicating liquors but everything which causes intoxication. The injunction contained in the verse is valid even now, for though the use of intoxicants as such has been completely prohibited, praying in a state of intoxication is a graver sin.
  2. metne dön, dipnot 2
    It is on this basis that the Prophet (peace be on him) directed anyone who is under the influence of sleep, and dozes off again and again during the Prayer, to stop praying and go to bed. (Ibn Kathir, vol. 4, p. 494-Ed.) Some people argue, on the basis of this verse, that the Prayer of one who does not understand the Arabic text of the Qur'an will not be accepted. Apart from taking things too far such a conclusion is not supported by the words in the text. The expression used by the Qur'an is neither ( ) nor even ( ). On the contrary, the expression is ( ) (i.e. until you know what you are saying, rather than 'until you understand' what you are saying). What is required is that while praying one should at least be conscious enough to know what one is uttering in the Prayer.
  3. metne dön, dipnot 3
    The term janabah denotes the state of major ritual impurity, and is derived from the root meaning: 'to ward off'. The word ajnabi, meaning foreigner or stranger, is also derived from the same root. In Islamic terminology, janabah denotes the state of ritual impurity (in both male and female) which results from the act of intercourse or from seminal emission (either from sexual stimulation or from a wet dream).
  4. metne dön, dipnot 4
    One group of jurists and Qur'anic commentators interpret this verse to mean that one should not enter a mosque in the state of major ritual impurity (janabah), unless out of necessity. This is the opinion of 'Abd Allah b. Mas'ud, Anas b. Malik, Hasan al-Basri, Ibrahim al-Nakha'i and others. Another group thinks that the reference here is to travel. In the opinion of this group, if a traveller is in the state of major ritual impurity he may resort to tayammum (i.e. symbolic ablution attained through wiping the hands and face with clean earth). See (Surah al-Ma'idah 5: 6 and also n. 70 ) below - Ed.) This group considers it permissible to stay in the mosque in this state provided one has performed ablution. This is the view of 'Ali, Ibn 'Abbas, Sa'id b. Jubayr and some other authorities. The opinion that a traveller in the state of major impurity may perform ablution if he is unable to take a bath is supported by consensus, but while some authorities infer it from traditions others base it on the Qur'anic verse mentioned above. (See Jassas, vol. 2, pp. 201-6; and Ibn Kathir's commentary on this verse - Ed.)
  5. metne dön, dipnot 5
    There is disagreement as to what is meant here by the verb lamastum, which literally means 'you touched'. 'Ali, Ibn 'Abbas, Abu Musa al-Ash'ari, Ubayy b. Ka'b, Sa'id b. Jubayr, Hasan al-Basri and several other leading jurists are of the opinion that it signifies sexual intercourse. Abu Hanifah and his school, and Sufyan al-Thawri follow this view. But 'Abd Allah b. Mas'ud and 'Abd Allah b. 'Umar hold that it signifies the act of touching, the mere placing of one's hand on a woman's body. This is the opinion adopted by Shafi'i. Other jurists take an intermediate position. Malik, for instance, is of the opinion that if a man and a woman touch each other with sexual desire, their ablution is nullified, and if they want to perform the Prayer they are obliged to renew their ablution. He sees nothing objectionable, however, in the mere fact of a man touching a woman's body, or vice versa, provided the act is not motivated by sexual desire. (See Ibn Kathir's commentary on this verse - Ed.-)
  6. metne dön, dipnot 6
    The detailed rules of tayammum are as follows: A man who either needs to perform ablution or take a bath to attain the state of purity for ritual Prayer may resort to tayammum provided water is not available to him. Only then may he perform the Prayer. Permission to resort to tayammum, rather than make ablution with water or take a bath, is also extended to invalids whose health is likely to be harmed by the use of water. We have tried to convey both shades of meaning in the translation of the verse by using the expression 'have had contact with' instead of 'touched' - Ed. Tayammum literally means 'to turn to, to aim at, to head for, to intend'. The relevance of the term in the Islamic religious context is that when water is either not available or when its use is likely to cause harm one should 'turn to' clean earth.There is some disagreement among jurists about the manner of performing tayammum. According to some, one should strike one's palms on the clean earth, then gently wipe one's face, then strike one's hands again and gently wipe one's hands and arms up to the elbows. This is the view of Abu Hanifah, Shafi'i, Malik and the majority of jurists. Among the Companions and Successors, 'Ali, 'Abd Allah b. 'Umar, Hasan al-Basri, Sha'bi, Salim b. 'Abd Allah and many others are of the same opinion. Other jurists are of the view that it is sufficient to strike one's palms once on the clean earth, then wipe one's face and one's hands up to the wrist; it is not necessary to wipe the arms between the wrist and the elbow. This is the opinion of 'Ata', Makhul, Awza'i, and Ahmad b. Hanbal, and is generally followed by the Ahl al-Hadith. (Cf. Qurtubi, Ahkam al-Qur'an, vol. 5, pp. 239-41.) Tayammum is not necessarily performed by striking one's palms on earth proper. It is sufficient to strike the palms on anything which either has dust over it or anything consisting of the dry elements of the earth. It may be asked how one attains purity by striking one's palms on the earth and then wiping one's hands and face with them. In fact tayammum is a useful psychological device to keep the sense of ritual purity and the sanctity of Prayer alive in man's mind even when water - the principal agent of purification - is not available. The value of tayammum is that even if a man is unable to use water - and no one knows how long this situation may persist - his sensitivity to cleanliness and purity will endure. He will continue to observe the regulation laid down by the Law in respect of cleanliness and purity, and the distinction between the states in which one may and may not perform the Prayer will not be erased.

Aisha Bewley

You who have iman! do not approach the prayer when you are drunk, so that you will know what you are saying, nor in a state of major impurity – unless you are travelling – until you have washed yourselves completely. If you are ill or on a journey, or any of you have come from the lavatory or touched women, and you cannot find any water, then do tayammum with pure earth, wiping your faces and your hands. Allah is Ever-Pardoning, Ever-Forgiving.

Al-Hilali & Khan

O you who believe! Approach not As-Salât (the prayer) when you are in a drunken state until you know (the meaning) of what you utter, nor when you are in a state of Janâba ,(i.e. in a state of sexual impurity and have not yet taken a bath) except when travelling on the road (without enough water, or just passing through a mosque), till you wash your whole body. And if you are ill, or on a journey, or one of you comes after answering the call of nature, or you have been in contact with women (by sexual relations) and you find no water, perform Tayammum with clean earth and rub therewith your faces and hands (Tayammum)[1]. Truly, Allâh is Ever Oft-Pardoning, Oft-Forgiving.

Ali Quli Qarai

O you who have faith! Do not approach prayer when you are intoxicated, [not] until you know what you are saying, nor [enter mosques] in the state of ritual impurity —except while passing through— until you have washed yourselves. But if you are sick or on a journey, or any of you has come from the toilet, or you have touched women, and you cannot find water, then make your ablution on clean ground and wipe a part of your faces and your hands. Indeed Allah is all-excusing, all-forgiving.

Amatul Rahman Omar

O you who believe! do not go near Prayer when you are not in full possession of your senses, until you understand all that you say (in your Prayers); nor (occupy yourselves in Prayer) when you are unclean (and under an obligation to have a bath) until you have bathed yourselves. But (you can do without a bath) when you are travelling a long way. If you are taken ill or (are) on a journey, or if one of you comes from the privy, or you have had (sexual) contact with women and you find no water (for bathing or ablution) then have recourse to pure and clean dust and wipe your faces and your hands (therewith). Indeed, Allâh is Most Benign, Great Protector.

Arthur John Arberry

O believers, draw not near to prayer when you are drunken until you know what you are saying, or defiled -- unless you are traversing a way -- until you have washed yourselves; but if you are sick, or on a journey, or if any of you comes from the privy, or you have touched women, and you can find no water, then have recourse to wholesome dust and wipe your faces and your hands; God is All-pardoning, All-forgiving.

Bijan Moeinian

O’ you who believe, do not worship God while you are intoxicated [this is the first out of four verses that gradually prohibited the intoxication] so that you know what you are saying. Nor after sexual contact without bathing. If you are sick [and can not take a bath], traveling, have relieved yourself [have urinated, passed gas or defecated] and had sex with a woman and cannot find water, then touch clean soil and wipe of your hands and face; surely God [understands, makes it easy for your and] forgives and pardons [your shortcomings.]

E. Henry Palmer

O ye who believe! approach not prayer while ye are drunk, until ye well know what ye say; nor yet while polluted,- unless ye be passing by the way,- until ye have washed yourselves. But if ye are sick, or on a journey, or one of you come from the privy, or if ye have touched a woman, and ye cannot find water, then use good surface sand and wipe your faces and your hands therewith; verily, God pardons and forgives.

Edip-Layth

O you who acknowledge, do not come near the contact prayer while you are drunk, until you know what you are saying. Nor if you have had intercourse, unless traveling, until you bathe. If you are ill, or traveling, or one of you come from the bathroom, or you had sexual contact with the women, and could not find water: then you shall seek clean soil and wipe your faces and hands. God is Pardoning, Forgiving.

George Sale

O true believer, come not to prayer when ye are drunk, until ye understand what ye say; nor when ye are polluted by emission of seed, unless ye be travelling on the road, until ye wash yourselves. But if ye be sick, or on a journey, or any of you come from easing nature, or have touched women, and find no water; take fine clean sand and rub your faces and your hands therewith; for God is merciful and inclined to forgive.

Hamid S. Aziz

O you who believe! Approach not prayer while you are drunk (or mentally dull), until you know (can understand) what you are saying; nor yet while polluted - unless you are on a journey - until you have washed yourselves. But if you are sick, or on a journey, or one of you come from the toilet, or if you have touched a woman, and you cannot find water, then use clean sand (or earth) and wipe your faces and your hands therewith. Verily, Allah is Benign and Forgiving.

Mahmoud Ghali

O you who have believed, do not draw near to prayer (when) you are drunken until you know what you are saying, nor (when) you are ritually unclean, (i. e. unclean through the emission of semen, or sexual discharge "in woman") except when you are traversing a way, until you have washed yourselves. And in case you are sick, or on a journey, or (in case) any of you comes from the privy, or you have had contact with women, yet you have not found water, so have recourse to good soil, (i.e. a high dry place, a mounting place) then wipe (most of) your faces and hands. Surely Allah has been Ever-Clement, Ever-Forgiving.

Marmaduke Pickthall

O ye who believe! Draw not near unto prayer when ye are drunken, till ye know that which ye utter, nor when ye are polluted, save when journeying upon the road, till ye have bathed. And if ye be ill, or on a journey, or one of you cometh from the closet, or ye have touched women, and ye find not water, then go to high clean soil and rub your faces and your hands (therewith). Lo! Allah is Benign, Forgiving.

Mohamed Ahmed - Samira

O you who believe, do not perform your service of prayer when you are intoxicated until you are sure of what you are saying, nor when in a state of seminal pollution, until you have taken a bath, except when you are travelling. But in case you are ill or are travelling, or you have relieved yourself of nature's call, or cohabited with a woman, and cannot find water, then take wholesome dust and pass it over your face and hands: God is benign and forgiving.

Muhammad Asad

O YOU who have attained to faith! Do not attempt to pray while you are in a state of drunkenness, [but wait] until you know what you are saying; nor yet [while you are] in a state requiring total ablution, until you have bathed - except if you are travelling [and are unable to do so]. But if you are ill, or are travelling, or have just satisfied a want of nature, or have cohabited with a woman, and can find no water - then take resort to pure dust, passing [therewith] lightly over your face and your hands. Behold, God is indeed an absolver of sins, much-forgiving.

Mustafa Khattab

O believers! Do not approach prayer while intoxicated[1] until you are aware of what you say, nor in a state of ˹full˺ impurity[2]—unless you merely pass through ˹the mosque˺—until you have bathed. But if you are ill, on a journey, or have relieved yourselves, or been intimate with your wives and cannot find water, then purify yourselves with clean earth, wiping your faces and hands.[3] And Allah is Ever-Pardoning, All-Forgiving.

Progressive Muslims

O you who believe, do not come near the contact-method while you are drunk, until you know what you are saying. Nor if you have had intercourse, unless travelling, until you bathe. And if you are ill, or traveling, or one of you has excreted feces, or you had sexual contact with the women, and could not find water: then you shall make ablution with clean soil by wiping your faces and hands. God is Pardoning, Forgiving.

Rashad Khalifa

O you who believe, do not observe the Contact Prayers (Salat) while intoxicated, so that you know what you are saying. Nor after sexual orgasm without bathing, unless you are on the road, traveling; if you are ill or traveling, or you had urinary or fecal-related excretion (such as gas), or contacted the women (sexually), and you cannot find water, you shall observe Tayammum (dry ablution) by touching clean dry soil, then wiping your faces and hands therewith. GOD is Pardoner, Forgiver.

Sahih International

O you who have believed, do not approach prayer while you are intoxicated until you know what you are saying or in a state of janabah, except those passing through [a place of prayer], until you have washed [your whole body]. And if you are ill or on a journey or one of you comes from the place of relieving himself or you have contacted women and find no water, then seek clean earth and wipe over your faces and your hands [with it]. Indeed, Allah is ever Pardoning and Forgiving.

Sam Gerrans

O you who heed warning: approach not the duty when you are intoxicated until you understand what you say; nor when you are unclean (save passing by upon the path), until you wash. And if you were ill, or on a journey, or one of you comes from the privy, or you have lain with women, then find not water: resort to clean soil, and wipe your faces and your hands; God is pardoning and forgiving.

Shabbir Ahmed

(Those who attain belief shall promptly establish the Divine System in the community, and the Masjid would assume the role of the community center. The believers will assemble in the Masjid for prayer, and to address social welfare and community action). O You who have chosen to be graced with belief! Join not the Salat congregation if your mind is beclouded for any reason, until you understand what you utter, else you might say senseless words that disturb the assembly. Physical cleanliness contributes to moral purity. So, take a bath after ceremonial impurity. If you are traveling, or are ill, or coming from the privy, and cannot find water, take a little clean sand or earth and lightly rub your faces and hands, before entering the Masjid. (This will help you prepare psychologically for the assembly (5:6)). Allah pardons and absolves your imperfections.

Syed Vickar Ahamed

O you who believe! Do not approach prayers (in a murky mind) intoxicated, until you can understand all that you say— Nor in a state of ceremonial impurity except when traveling on the road, until after washing your whole body; And if you are ill, or on a journey, or one of you comes from offices of nature, or you have been in contact with women, and you find no water, then take for yourselves clean sand or earth and rub with it your faces and hands. Truly, Allah is Ever-Pardoning (’Afuw) and All Forgiving (Ghafoor, again and again).

Taqi Usmani

O you who believe! Do not go near Salāh when you are intoxicated, until you know what you say, nor in a state of ‘major impurity’.,-save when you are traversing a way-until you take a bath. If you are sick, or in travel, or if one of you has come after relieving himself, or you have had contact with women, and you find no water, go for some clean dust and wipe your faces and hands (with it). Surely, Allah is Most-Pardoning, Most-Forgiving.

The Monotheist Group

O you who believe, do not come near the contact prayer while you are intoxicated, until you know what you are saying. Nor if you have had intercourse, unless traveling, until you bathe. And if you are ill, or traveling, or one of you has excreted feces, or you had sexual contact with the women, and could not find water, then you shall select from the clean soil; you shall wipe your faces and hands. God is Pardoning, Forgiving.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 43. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 43. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 43. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩