Diyanet İşleri
"Nihayet ölüm bize gelip çattı."
Müddessir suresi
Müddessir suresi, 47. ayet. حَتَّىٰٓ أَتَىٰنَا ٱلْيَقِينُ
ḥattâ etâne-lyeḳîn.
"Nihayet ölüm bize gelip çattı."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Herkes kazandığına rehindir; suçlulara sorulanlar Müddessir 38–48 3
"Yoksula yedirmezdik."
"Batıla dalanlarla birlikte biz de dalardık."
"Ceza gününü de yalanlıyorduk."
"Nihayet ölüm bize gelip çattı."
Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez.
Böyle iken onlara ne oluyor da, öğütten yüz çeviriyorlar?
(50-51) Onlar sanki arslandan kaçan yaban eşekleridirler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 38–48. ayetler için yazılmıştır.
38. “Her nefis işledikleri” yaptığı şer ve kötü amelleri “karşılığında rehin alınmıştır.” Yaptıkları karşılığında sapasağlam zincire vurulmuştur. Bu zincirler, boyunlarına geçirilmiş olacaktır ve bu yaptıkları sebebi ile de azaba uğratılmaları hak olmuştur.
39. “Ancak amel defterleri sağdan verilenler hariç.” Onlar rehin olarak alınmayacak, aksine onlar zincire vurulmaksızın serbest bırakılacak ve sevineceklerdir.
40. “Onlar, cennetlerdedirler; birbirlerine soru sorarlar.” Yani cennetlerde bütün istediklerini elde etmiş olacaklar. Tam bir rahat ve huzura kavuşacaklardır. Nihâyet birbirlerine soru sormaya koyulacaklar.
41-42. Bu karşılıklı konuşmaları, nihayet günahkarlara dair bazı sorular sormaya kadar gidecek: Acaba onlar nasıl bir durumla karşı karşıyadırlar? Acaba Allah’ın kendilerine vaat ettiklerini bulmuşlar mıdır? Bunun üzerine birbirlerine: Ne dersiniz, onlara yukarıdan bir bakalım mı? diyecek ve onların cehennemin ortasında, azap görmekte olduklarını görecekler ve şöyle diyecekler: “Sizi Sekar’a ne sürükledi?” Yani bu cehenneme sokan sebep nedir? Hangi günahlarınız dolayısı ile siz bu cehennem azabını hak ettiniz?
43-44. “Derler ki: Biz namaz kılanlardan değildik, yoksula da yedirmezdik.” Ne mabuda karşı ihlâs ve ihsan makamındaydık, ne de yarattılmışlarından muhtaç olanlara faydamız vardı.
45. “(Batıla) dalanlarla birlikte biz de dalardık.” Bâtıla dalar ve onunla hakka karşı mücadele verirdik.
46. “Hesap gününü de yalanlardık.” İşte batıla dalmanın sonuçları budur: Hakkı hakikati yalanlamak. En büyük hakikatlerden biri de hesap günüdür.
Hesap günü, amellerin karşılığının verileceği, Yüce Allah’ın mutlak egemenliğinin ve diğer mahlukat hakkındaki adaletli hükmünün ortaya çıkacağı gündür.
47. İşte biz bu batıl yol üzere amelimizi sürdürüp gittik. “Nihâyet ölüm bize (bu haldeyken) gelip çattı.” Kâfir olarak öldükleri için artık hiçbir çareleri kalmadı ve karşılarında umut kapıları büsbütün kapanmış oldu.
48. “Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez” Çünkü şefaatçiler, ancak Allah’ın şefaate mazhar olmasına razı olduğu kimselere şefaat edebilirler. Bunların amellerinden ise Allah asla razı olmamıştır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
“Ölüm bize gelip çatıncaya dek yalanlamaya devam ettik.''
Aynı kök: يقن (28 geçiş)
Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar.
Aynı kök: يقن (28 geçiş)
Bilmeyenler, "Allah bizimle konuşsa, ya da bize bir mucize gelse ya!" derler. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişti.…
Aynı kök: يقن (28 geçiş)
(156-157) Bir de inkarlarından ve Meryem'e büyük bir iftira atmalarından ve "Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demelerinden…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sonunda kesin bir gerçek (olan ölüm) bize gelip çattı."
ta ki ölüm hakikati bizi gelip buluncaya kadar..."
(ölüm ile) her şey açık seçik ortaya çıkıncaya kadar."
"Sonunda yakin (hakikatle yüzleşmek) oluştu!"
"Sonunda yakin (kesin bir gerçek olan ölüm) gelip bize çattı."
sonunda bize ölüm geldi çattı.
"Gerçekler önümüze gelinceye dek!"
- Onlar da şöyle cevap vereceklerdir: "İnanıp kulluk edenlerden değildik. Yoksulları doyurmuyorduk. Batıla dalanlarla birlikte dalardık. Ceza gününü yalanlardık. Sonunda ölüm bize geldi çattı."
"Nihayet (şimdi) kesin gerçeğe ulaştık."
'Nihayet (şimdi) kesin gerçeğe ulaştık.'
bize o ölüm gelinceye kadar!"
Ta gelinciye kadar bize o yakin
"Bize yakin dipnot 1 gelene kadar."
"Bize yakin dipnot 1 gelene kadar."
"Bize yakin dipnot 1 gelene kadar."
"Sonunda yakin (kesin bir gerçek olan ölüm) gelip bize çattı."
"Nihayet bize ölüm gelib çatdı".
Nihayet ölüm bize gelip çattı.
(43-56) Bizler namazı / salahı kılmazdık, çalışma gücü olmayanları / miskini yedirmezdik, dalanlarla / kapılanlarla beraber bizler de dalar giderdik, bizler din gününü / hesaplaşma gününü yalanlardık. Ta ki yakın olan bizi alıncaya / ölüm bizi alıncaya değin yalanladık. Onlara şefaatçilerin şefaati de fayda vermez. Hatırlatmadan yüz çeviriyorlar. Aslandan kaçan ürkmüş eşek gibiler. Hatta her birine (kişiye özel) açıklama içeren / şerh edilmiş sayfalar verilm esini istiyorlar . ( Oysa k itap sıklıkla genele hitaplı) Hayır, hayır diğer hayattan / ahiretten korkmuyorlar. Yoo, hayır, hayır O, Onu hatırlamak isteyen kişiye bir hatırlatmadır. Allah ancak isterse , onlar hatırlarlar. O /Allah sakınma / takva ehlidir, bağışlama / mağfiret ehlidir.
“Nihayet ölüm bize gelip çatıncaya dek.''
"İşte böyle iken ölüm bize gelip çattı."
Sonunda o kesin gerçek /ölüm bize geldi çattı dipnot 1 ."
Sonunda ölüm geldi çattı." derler.
Ölüm bize gelene dek.
Ölüm bize gelene dek..
"Nihayet, tartışılmaz ve karşı çıkılmaz bilgi önümüze dikildi."
" Until we were caught in the jaws of death and were affronted with reality".
until the Certain End came upon us.’
"Until there came to us (the Hour) that is certain."
until the inevitable event overtook us." dipnot 1
until the Certain came to us. ’
"Until there came to us (the death) that is certain."
until death came to us. ’
`Till death overtook us. '
till the Certain came to us. ' --
"Till we faced the Day of Judgment. "
until the certainty did come to us!'
"Until the certainty came to us."
until death overtook us:
"Till the inevitable event (death) overtook us. "
Until the Certitude came up to us. "
Till the Inevitable came unto us.
Until the certainty (of death) had come upon us.
until certainty came upon us [in death]. "
until the inevitable came to us."
"Until the certainty came to us. "
"Until certainty came to us now."
Until there came to us the certainty. "
“Until the Certainty came to us.”
"Till the inevitable Truth came unto us. "
"Until there came upon us (the Hour) that is certain. "
until when we were overtaken by that which is certain."
"Until the certainty came to us."