Diyanet İşleri
Şüphesiz ki, peygamberlerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz.
Mü'min suresi
Mü'min suresi, 51. ayet. إِنَّا لَنَنصُرُ رُسُلَنَا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَيَوْمَ يَقُومُ ٱلْأَشْهَٰدُ
innâ lenenṣuru rusülenâ velleẕîne âmenû fi-lḥayâti-ddünyâ veyevme yeḳûmü-l'eşhâd.
Şüphesiz ki, peygamberlerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Ateşte tartışma ve peygamberlere yardım Mü'min 46–52 3
Büyüklük taslayanlar ise şöyle derler: "Biz hepimiz ateşin içindeyiz. Şüphesiz Allah, kullar arasında (böyle) hüküm vermiştir."
Ateşte olanlar cehennem bekçilerine, "Rabbinize yalvarın da (hiç değilse) bir gün bizden azabı hafifletsin" derler.
(Cehennem bekçileri) derler ki: "Size peygamberleriniz açık mucizeler getirmemiş miydi?" Onlar, "Evet, getirmişti" derler. (Bekçiler), "Öyleyse kendiniz yalvarın" derler. Şüphesiz kafirlerin duası boşunadır.
Şüphesiz ki, peygamberlerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz.
O gün zalimlere, mazeretleri fayda vermez. Lanet de onlaradır, kötü yurt da onlaradır.
(53-54) Andolsun, biz Musa'ya hidayet verdik. İsrailoğulları'na da, akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olarak o kitabı (Tevrat'ı) miras bıraktık.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
51. Firavun hanedanının cehennemdeki, berzah âlemindeki ve Kıyamet günündeki cezaları söz konusu edildikten, yine Allah’ın peygamberlerine karşı çıkan ve onlarla savaşan cehennemliklerin korkunç hali dile getirildikten sonra Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “Gerçek şu ki biz, peygamberlerimize ve iman edenlere hem dünya hayatında” deliller, belgeler ve ilâhî yardım ile “hem de şahitlerin şahitlik edecekleri günde” âhirette vereceğimiz hükümler ile “mutlaka yardım ederiz.” Onlara tâbi olanları mükâfatlandıracağız, onlara karşı savaşanları da şiddetle cezalandıracağız. Bu da onlara yapacağımız yardımın bir parçasıdır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Şüphesiz ki biz peygamberlerimize, Allah'a ve resulerine iman edenlere dünyada sahip oldukları delilleri güçlü kılıp, ortaya çıkararak ve düşmanlarına karşı onları destekleyerek yardım ederiz. Kıyamet günün de ise onları cennete koyarız. Peygamberler, melekler ve Müminlerin (dinin) tebliğ edilip ulaştırıldığı hakkında ve bu ümmetlerin bunu yalanladığına şahitlik etmesinden sonra dünyada iken onlara husûmet edenleri ateşe sokarak cezalandırırız.
Ortak kavram: Şahitlik · Ortak kavram: Dünya · Ortak kavram: Hayat
İnsanlardan öylesi de vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider. Bir de kalbindekine (Sözünün özüne uyduğuna) Allah'ı şahit tutar.…
Ortak kavram: Şahitlik · Ortak kavram: Dünya · Ortak kavram: Hayat
(O gün Allah, şöyle diyecektir:) "Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size ayetlerimi anlatan ve bu gününüzün gelip çatacağı hakkında sizi uyaran…
Ortak kavram: Dünya · Ortak kavram: Yardım (nusret) · Ortak kavram: Hayat
Onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Artık bunlardan azap hiç hafifletilmez. Onlara yardım da edilmez.
Ortak kavram: Dünya · Ortak kavram: Yardım (nusret) · Ortak kavram: Hayat
İbrahim, onlara dedi ki: "Sırf aranızda dünya hayatına mahsus bir sevgi (ve çıkar) uğruna Allah'ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet…
Ortak kavram: Dünya · Ortak kavram: Yardım (nusret) · Ortak kavram: Hayat
Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o mutsuz kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı elbette…
Ortak kavram: Şahitlik · Ortak kavram: Dünya
Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine…
Ortak kavram: Yardım (nusret) · Ortak kavram: Hayat
Şüphesiz göklerin ve yerin hükümranlığı yalnız Allah'ındır. O, diriltir ve öldürür. Sizin için Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.
Ortak kavram: Yardım (nusret) · Ortak kavram: Hayat
İşte o zaman sana, hayatın da, ölümün de katmerli acılarını tattırırdık. Sonra bize karşı kendine hiçbir yardımcı bulamazdın.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki biz elçilerimize ve iman edenlere hem dünya hayatında hem de şahitlerin (şahitliğe) duracakları günde yardım edeceğiz. dipnot 1
Şüphe yok ki Biz rasullerimize ve iman eden kimselere, hem bu dünya hayatında hem de şahitlerin dinleneceği günde (hasımlarına karşı) elbette yardım edeceğiz.
Bakın, Biz, elçilerimizi ve imana ermiş olanları (hem) bu dünya hayatında, hem de bütün şahitlerin hazır bulunacağı Gün'de koruyacağız.
Muhakkak ki biz Rasullerimize ve iman edenlere, dünya hayatında da şahitlerin kıyam ettiği günde de yardım edeceğiz.
Şüphesiz biz elçilerimize ve iman edenlere, dünya hayatında ve şahidlerin (şahidlik için) duracakları gün elbette yardım edeceğiz.
Şüphesiz peygamberlerimize ve iman edenlere, hem dünya hayatında, hem şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz.
Kuşkusuz, dünya yaşamında ve tanıkların hazır bulunacakları günde, hem elçilerimize hem de inananlara kesinlikle yardım ederiz.
Şüphesiz, peygamberlerimize ve iman edenlere, hem dünya hayatında, hem şahitlerin şahitlik edeceği günde yardım ederiz.
Biz elçilerimize ve iman edenlere bu dünya hayatında ve tanıkların duruşmalarda bulunacakları günde yardım ederiz.
Biz elçilerimize ve inananlara bu dünya hayatında ve tanıkların duruşmalarda bulunacakları günde yardım ederiz.
Elbette Biz peygamberlerimize ve iman edenlere hem dünya hayatında, hem de şahitlerin dikileceği günde yardım edeceğiz.
Elbette biz Resullerimizi ve iyman edenleri mansur kılacağız hem Dünya hayatta hem de şahidler dikileceği gün
Biz, Resullerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve tanıkların tanıklık edecekleri günde dipnot 1 kesinlikle yardım ederiz.
Biz, resullerimize ve inanan kimselere dünya hayatında ve tanıkların tanıklık edecekleri günde dipnot 1 kesinlikle yardım ederiz.
Biz, rasullerimize ve inanan kimselere dünya hayatında ve tanıkların, tanıklık edecekleri günde dipnot 1 kesinlikle yardım ederiz.
Şüphesiz biz elçilerimize ve inananlara, dünya hayatında ve şahidlerin (şahidlik için) duracakları gün elbette yardım edeceğiz.
Şübhesiz biz peygamberlerimize ve iman edenlere hem dünya hayatında, hem şahidlerin dikileceği gün herhalde yardım edeceğiz.
Şüphesiz ki Biz; peygamberlerimize ve iman etmiş olanlara hem dünya hayatında, hem de şahidlerin şehadet edecekleri günde mutlaka yardım ederiz.
(23-52) Kesin olan şu ki, Musa’yı ayetlerimizle ve açık delillerimizle Firavun’a, Haman ve Karun’a gönderdik. (Musa’ya) yalancı ve sihirbaz dediler. Onlar a yanımızdan hakikati getirince de onunla beraber olan iman edenlerin, oğullarını öldürün kadınlarını hayatta bırakın dediler , Kafirlerin entrikası / tuzak planı ancak ve ancak sapar. (Hedefini bulmaz), Firavun dedi ki, bırakın beni Musa’yı öldüreyim, O da Rabbini çağırsın , dininizi değiştirmesinden / bir başka dinle mübadele etmesinden yahut arzda bozgun çıkarmasından kesinlikle korkuyorum. Musa dedi ki kibirlenenlerin ve hesap gününe iman etmeyenlerin her birinden Rabbime, sizin de Rabbiniz olana sığındım. Firavun’un a ilesinden imanını gizlemiş mümin bir adam dedi ki (Musa, Harun iki kişi idi bu gelen destek ile üç oldular, destek önemli) Rabbim Allah’tır demesi dolayısıyla bir adam mı öldüreceksiniz? (Adam öldürmek bu kadar kolay mı?) Üstelik size Rabbinizden açıklamalar / beyanatlar getirmiş! Eğer ki yalancı ise yalanı kendi aleyhine, eğer ki doğru sözlü ise bazılarınıza vadettiği isabet edebilir, Muhakkak Allah, savurgan kişiyi / israf edeni ve yalancı kimseyi yola yönlendirmez / hidayet etmez. Ey kavmim bugün göründüğü kadarıyla arzda mülk sizin / idari inisiyatif ve yetki sizde. Bize Allah’tan bir hışım / be’s gelirse, bize kim yardım eder ki? Firavun dedi ki size ne görüyorsam ancak onu gösteririm, sizi de ancak ve ancak yetişkinlik yoluna / rüşt yoluna yönlendiriyorum. İman eden kişi de dedi ki Ey kavmim Hizipler gününün / taraftarlar gününün bir benzerinin size gelmesinden korkarım, tıpkı Nuh kavminin Ad’ın ve Semud’un ve onlardan sonrakilerin başına gelenler gibi, Allah’ın kullarına zulmetmek gibi bir dileği / muradı yoktur. Ey kavmim size bağrışıp çığrışma gününün üzerinize gelmesinden , arkasını dönüp kaçış gününden korkuyorum , Allah’tan sizi kurtara n / asım yoktur. Allah kimi saptırır ise onu yola sokacak yoktur. Kesin olan şu ki önceden Yusuf’ta size açıklamalarla / beyanatlarla gelmişti, O’nun size getirdiklerinden şüpheye düşerek yanıldınız / (zelle) hatta helak olduğu zaman / öldüğü zaman da Allah bundan sonra resul falan yaratmaz dediniz, böylece Allah sizden savurgan / müsrif ve şüpheci olanları / mürteb olanları saptırdı. (Ama Yusuf’tan sonra Musa geldi) Kendilerine verilmiş bir delil dayanağı /bir ispat / bir sultan olmadan Allah’ın ayetleri hakkında mücadele ederler, bu, Allah’ın ve iman edenlerin yanında büyük bir nefret kaynağıdır, Allah büyüklenenin ve zorbanın / cebbarın bu şekilde kalbini kilitler / mühürler. Firavun dedi ki Ey Haman, bana bir kule yap / sarh yap, umarım sebeplere / nedenlere ulaşabilirim, göklerin sebeplerine ulaşabilirim, Musa’nın ilahını kavrarım / muttali olurum , ben O’nun kesinlikle yalancı olduğunu sanıyorum / zannediyorum, böylece kötü faaliyeti / ameli Firavun’a süslü gösterildi, yoldan saptırıldı, Firavunun tuzağı, ziyan olur / tebab olur. İman eden kişi dedi ki Ey kavmim bana uyun ki sizi yetişkin eden yola yönlendireyim, ey kavmim bu dünya hayatı geçimliktir / metalıktır, kesinlikle Ahiret ise varıp kalınacak / karar edilecek yurttur , kim kötülük işlerse sadece misliyle karşılığını bulur , Mümin kadın yahut erkek kim de ıslah edici faaliyetler icra ederse, işte onlar cennete girecekler, hesapsız bir şekilde orada rızıklandırılacaklar / erzaklandırılacaklar. Ey kavmim ben sizi kaçıp kurtulmaya / necate davet ediyorum, siz ise beni ateşe davet ediyorsunuz , Beni, Allah’ı yok saymaya / Allah’a küfretmeye davet ediyorsunuz, hakkında herhangi bir bilgi olmayan / ilim olmayan şeyleri O’na ortak koşmaya davet ediyorsunuz, ben de sizi saygıdeğer olana, çok defa bağışlayana çağırıyorum / davet ediyorum. Besbelli ki sizin beni çağırdığınız şeyin dünyada ve ahirette davet edilecek bir hakikati yok , kesinlikle dönüşümüz Allah’adır , kesinlikle savurganlar / müsrifler de ateşin halkıdır. Benim size dediklerimi ileride hatırlayacaksınız, ben işim i Allah’a havale ediyorum / üfevvizu ilallah, Allah kullarını görendir, Allah’ta, kurdukları tuzağın kötülüğünden, onu (kavimden mümin olan kişiyi) korudu. Firavun ailesinin başına da azabın kötüsü geldi. Ateş! .... Sabah akşam ona sunulurlar / arz edilirler, saatin / (kıyamet saatinin) ortaya çıktığı günde Firavun ailesini, azabın şiddetlisine atınız. Ateşte tartışma içindeyken, zayıf bırakılanlar / mustazaflar büyüklenenlere diyecekler ki; biz kesinlikle sizlere tabi olduk , Ateşten bize isabet edeni / nasip olanı bizden savabilir misiniz? Büyüklenenler de diyecekler ki; muhakkak ki hepimiz onun içindeyiz / ateşin içindeyiz, kulları arasında hakem olan / karar verecek olan Allah’tır. Ateş içinde olanlar cehennem bekçilerine derler ki Rabbinize çağrıda bulunun, bir gün bile olsa azabı bizden hafifleştirsin. (Bu kadarını da mı? yapmaz) Derler ki (bekçiler) size Resuller açıklamalarla / beyanatlarla gelmediler mi? Dediler ki evet (geldiler) peki onlara çağrı da bulunun (bizi aracı kılmayın) Kafirlerin çağrısı / duası ise ancak ve ancak sapmıştır (hedefini bulmaz) Kesinlikle biz, Resullerimize ve iman edenlere, dünyada ve şahit olunacak kıyam gününde / kalkış gününde yardım edeceğiz / nusret edeceğiz. O gün kafirlere, özür beyanları / mazeretleri bir fayda sağlamayacak, onlara lanet vardır, onlara kötü bir yurt vardır.
Şüphesiz peygamberlerimize ve iman edenlere hem dünya hayatında, hem şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz.
Elbette biz elçilerimize ve inananlara hem dünya hayatında hem, şahidlerin (şahidliğe) duracakları günde yardım ederiz.
Elçilerimize ve inanıp güvenenlere hem dünya hayatında hem de şahitlerin getirileceği günde, kesinlikle yardım ederiz dipnot 1 .
Elçilerimize ve inanıp güvenenlere, hem dünya hayatında hem şahitlerin getirileceği günde, elbette yardım edeceğiz.
Biz, peygamberlerimize ve iman edenlere dünya hayatında da, şahitlerin (şahitlik için) ayağa kalkacağı kıyamet günü de yardım edeceğiz.
Biz, peygamberlerimize ve iman edenlere dünya hayatında da, şahitlerin ayağa kalkacağı kıyamet günü de zafer vereceğiz/yardım edeceğiz.
Şu bir gerçek ki, biz, resullerimize ve iman edenlere, hem dünya hayatında hem de tanıkların ayağa kalkacakları gün mutlaka yardım edeceğiz.
Indeed and as a matter of certainty, We will make victory Sit on Our Messengers helm and on the helm of those whose hearts have been impressed with the image of religious and spiritual virtues, both here and, on the Day when the Messengers, the actions, the faculties and the senses are called as witnesses.
We support Our messengers and the believers, in the present life and on the Day when witnesses arise.
We will, without doubt, help our messengers and those who believe, (both) in this world's life and on the Day when the Witnesses will stand forth,-
Surely We shall help Our Messengers and the believers in the life of this world dipnot 1 and on the Day when witnesses will rise to testify, dipnot 2
We will certainly help Our Messengers and those who have iman both in the life of this world and on the Day the witnesses appear,
Verily, We will indeed make victorious Our Messengers and those who believe (in the Oneness of Allâh - Islâmic Monotheism) in this world’s life and on the Day when the witnesses will stand forth, (i.e. Day of Resurrection) -
Indeed We shall help Our apostles and those who have faith in the life of the world and on the day when the witnesses rise up
Be assured that We do help Our Messengers and those who believe (in them) in the present life and (shall help them) on the day when witnesses will stand forth (to give evidence).
Surely We shall help Our Messengers and those who have believed, in the present life, and upon the day when the witnesses arise,
Be assured that I (God) will give the final victory to My Prophets and those who believed in this world as well as the Day that the witnesses will be summoned.
Verily, we will help our apostles, and those who believe, in the life of this world and on the day when the witnesses shall stand up:
We will indeed grant victory to Our messengers and to those who acknowledged the worldly life, and on the day when the witnesses will rise.
We will surely assist our apostles, and those who believe, in this present life, and on the day whereon the witnesses shall stand forth:
Most surely We help Our messengers, and those who believe, in the life of this world and on the Day when the witnesses arise,
Surely We indeed vindicate Our Messengers and the ones who have believed in the present life (Literally: lowly life, i. e., the life of this world) and upon the Day when the (noble) Witnesses rise up,
Lo! We verily do help Our messengers, and those who believe, in the life of the world and on the day when the witnesses arise,
We will certainly help Our messengers and those who believe, in this world, and on the day the witnesses take their stand,
BEHOLD, We shall indeed succour Our apostles and those who have attained to faith, [both] in this world’s life and on the Day when all the witnesses shall stand up
We certainly help Our messengers and the believers, ˹both˺ in this worldly life and on the Day the witnesses will stand forth ˹for testimony˺—
We will indeed grant victory to Our messengers and to those who believed in the worldly life, and on the Day when the witnesses will rise.
Most assuredly, we will give victory to our messengers and to those who believe, both in this world and on the day the witnesses are summoned.
Indeed, We will support Our messengers and those who believe during the life of this world and on the Day when the witnesses will stand -
We will help Our messengers and those who heed warning in the life of this world and the day the witnesses stand,
Behold, We verily do help Our Messengers and those who truly attain belief, in this world and also on the Day when the witnesses shall stand up. (On the Resurrection Day the humans will have a newly awakened consciousness within themselves witnessing the Truth).
Without doubt, We will make victors, Our messengers and those who believe, (both) in the life of the world and in the Day when the witnesses will stand forth—
Surely, We do help Our messengers and the believers, in the worldly life, as well as (we will help them) on the day in which witnesses will stand (to give their testimony)-
We will indeed grant victory to Our messengers and to those who believed in the worldly life, and on the Day when the witnesses will rise.