Diyanet İşleri
Biz, gökten belli bir ölçüde su indirdik de (faydalanmanız için) onu yeryüzünde tuttuk. Bizim onu tamamen gidermeye de muhakkak gücümüz yeter.
Mü'minûn suresi
Mü'minûn suresi, 18. ayet. وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءًۢ بِقَدَرٍ فَأَسْكَنَّٰهُ فِى ٱلْأَرْضِ وَإِنَّا عَلَىٰ ذَهَابٍۭ بِهِۦ لَقَٰدِرُونَ
veenzelnâ mine-ssemâi mâem biḳaderin feeskennâhü fi-l'arḍ. veinnâ `alâ ẕehâbim bihî leḳâdirûn.
Biz, gökten belli bir ölçüde su indirdik de (faydalanmanız için) onu yeryüzünde tuttuk. Bizim onu tamamen gidermeye de muhakkak gücümüz yeter.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İnsanın yaratılış evreleri ve gökten inen su Mü'minûn 12–22 3
Sonra (ey insanlar) siz bunun ardından muhakkak öleceksiniz.
Sonra yine muhakkak siz, kıyamet gününde (tekrar) diriltileceksiniz.
Andolsun, biz sizin üzerinizde yedi yol yarattık. Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz.
Biz, gökten belli bir ölçüde su indirdik de (faydalanmanız için) onu yeryüzünde tuttuk. Bizim onu tamamen gidermeye de muhakkak gücümüz yeter.
Onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bu bağ ve bahçelerde sizin için pek çok meyveler vardır ve siz onlardan yiyorsunuz.
Yine o su ile Sina dağında biten bir ağaç (zeytin ağacı) yarattık ki hem yağ, hem de yiyenlere katık verir.
Hayvanlarda sizin için elbette bir ibret vardır. Onların içlerindeki sütten size içiririz. Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır ve onlardan yersiniz de.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
18. “Gökten” hem sizin hem hayvanarınız için rızık olmak üzere ve size yetecek kadar “bir ölçü ile su indirdik.” Bu su bitkiler, ağaçlar ve yeryüzü için yeterli miktardadır. Ne maksadı gerçekleştirmeyecek kadar az, ne de meskenleri yok edecek, ağaçları ve bitkileri boğacak kadar çoktur. Aksine Allah, o suyu ihtiyaç duyulan bir zamanda indirir, sonra da devam etmesi zarar verecek hale geldi mi onu keser. “onu yeryüzünde(ki yerlerine) yerleştirdik.” Suyu yere indirdik. O da orada yerleşip karar kıldı ve kendisini ndirenin kudreti ile bütün bitkilerden çiftler çıkardı. Yine Allah, onu kaybolup gitmesin, kendisine ulaşılsın ve ondan yararlanılsın diye yeryüzündeki depolarda onu hazır olmak üzere yerleştirdi. “Şüphesiz o suyu yok etmeye de gücümüz yeter.” Ya o yağmuru hiç indirmeyiz yahut da onu indirsek de yerde kaybolur gider de ona ulaşılamaz ya da o yağmurdan gözetilen maksat ele geçmez. Bu buyrukla Yüce Allah, kullarının, nimetlerine karşılık şükretmeleri için dikkatlerini çekmekte; eğer bu nimetler olmasaydı ne gibi zararlarla karşı karşıya kalacaklarını düşünmelerini istemektedir. Nitekim başka bir yerde de şöyle buyurmaktadır: “De ki: Bana haber verin: Eğer suyunuz yerin dibine geçiriliverse size kaynayan bir pınarı kim getirebilir?” (el-Mülk, 67/30)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Gökten, ne çok yağıp sellere ve ne de az olup kuraklığa sebep olacak, bilakis tam ihtiyacı karşılayan yağmuru indirdik ve bu yağmur suyunu, insanların ve hayvanların ondan istifade etmesi için yeryüzünde tuttuk. Şüphesiz biz, bu suyu gidermeye kadiriz. Şayet böyle yaparsan, onlar bu gönderdiğimiz sudan faydalanamaz hale gelirler.
Aynı kök: ذهب (56 geçiş) · Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su
O, gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü. Süs eşyası veya yararlanılacak bir şey elde etmek…
Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su · Ortak kavram: Kader
Dünya hayatının hali, ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hali gibidir ki, insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip…
Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su · Ortak kavram: Kader
Onlara dünya hayatının örneğini ver: (Dünya hayatı), gökten indirdiğimiz yağmur gibidir ki, onun sebebiyle yeryüzünün bitkileri boy verip birbirine…
Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su · Ortak kavram: Kader
Allah, bütün canlıları sudan yarattı. İşte bunlardan bir kısmı karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayak üzerinde yürür, kimisi dört ayak üzerinde yürür.…
Aynı kök: ذهب (56 geçiş) · Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su
Hani (Allah) kendi tarafından bir güvenlik olarak sizi hafif bir uykuya daldırıyor; sizi temizlemek, sizden şeytanın vesvesesini gidermek,…
Aynı kök: ذهب (56 geçiş) · Ortak kavram: Kader · Ortak kavram: Kudret ve Ölçü
Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette…
Aynı kök: سكن (69 geçiş) · Ortak kavram: Kader · Ortak kavram: Kudret ve Ölçü
O, karanlığı yarıp sabahı çıkarandır. Geceyi dinlenme zamanı, güneşi ve ayı da ince birer hesap ölçüsü kıldı. Bütün bunlar mutlak güç sahibinin,…
Aynı kök: سكن (69 geçiş) · Ortak kavram: Kader · Ortak kavram: Kudret ve Ölçü
Bilin ki, ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri mutlaka Allah'a, Peygamber'e, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolculara…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Gökten bir ölçüyle su indirip onu yerde durdurmaktayız. Şüphesiz ki onu gidermeye de gücümüz yeter.
Ve gökten suyu bir yasaya bağlı olarak Biz indirtmekteyiz; ve yeryüzünde onu tutmaktayız; şu da var ki Biz, onu gidermeye elbette kadiriz.
Ve Biz suyu gökten (belirlediğimiz) bir ölçüye göre indiriyor, sonra da onu yeryüzünde tutuyoruz; ama, hiç şüphesiz, bu (nimeti) geri almaya da kadiriz!
Semadan belli bir ölçü ile su inzal ettik de onu arzda durdurduk (arza - bedene onunla hayat verdik). . . Doğrusu onu gidermeye de elbette Kaadirleriz.
Biz gökten belli bir miktarda su indirdik ve onu yeryüzünde yerleştirdik; şüphesiz biz onu (kurutup) giderme gücüne de sahibiz.
Gökten uygun bir ölçüde bir su indirdik ve onu yerde tuttuk. Biz onu gidermeye de elbet kâdiriz.
Gökten bir ölçüye göre su indirerek yeryüzünde tuttuk. Kuşkusuz, Bizim, onu geri alacak gücümüz de vardır.
Gökten uygun bir ölçüde yağmur indirip onu yeryüzünde durdurduk. Bizim onu gidermeye de elbet gücümüz yeter.
Gökten belli bir oranda su indirdik ve onu toprakta depoladık. Kuşkusuz onu gidermeye de gücümüz yeter.
Gökten belli bir oranda su indirdik ve onu toprakta depoladık. Kuşkusuz onu gidermeye de gücümüz yeter.
Gökten bir ölçü ile bir su indirdik ve onun yerde durmasını sağladık. Oysa Biz, onu giderme gücüne de sahibiz.
Ve Semadan bir kader ile bir su indirdik de onu yerde iskan eyledik, halbuki biz onu giderivermeğe de şübhesiz kadiriz
Gökten kararınca su indirdik. Ve onu yeryüzünde yerleştirdik. dipnot 1 Kuşkusuz Biz, onu gidermeye de gücü yetenleriz.
Gökten kararınca su indirdik. Ve onu yeryüzünde yerleştirdik. dipnot 1 Kuşkusuz Biz, onu gidermeye de gücü yetenleriz.
Gökten kararınca su indirdik. Ve onu yeryüzünde yerleştirdik. dipnot 1 Kuşkusuz Biz, onu gidermeye de gücü yetenleriz.
Biz gökten belli bir miktarda su indirdik ve onu yeryüzünde yerleştirdik; şüphesiz biz onu (kurutup) giderme gücüne de sahibiz.
Gökden de yetecek kadar su indirdik de onu yerde iskan etdik. Hiç şübhesiz ki biz onu gidermiye de kaadiriz.
Gökten belli bir miktarda su indirdik ve onu yerde durdurduk. Şüphesiz Biz; onu gidermeye de kadiriz.
(17-22) Kesin olan şu ki biz üzerinizde / fevkiniz de yedi adet yol / tarik yarattık , b izim yaratmak dikkatimizden kaçmaz / yaratmaktan gafil değiliz. (Tarik fiziki yol; sübülen yöntem metot) Gökten belli bir ayarda su indiriyoruz , onu Arzda yerleştiriyoruz / iskân ediyoruz , onun gitmesine de / giderilmesine de muktediriz, onunla hurma ve üzüm bahçeleri inşa ediyoruz, sizin için o bahçelerde çok meyveler var ve o meyvelerden yiyorsunuz, Tur-u Sina’da ki çıkan ağaçtan yağ elde edilir ve yiyenlere bir katık olur , hayvanlarda da sizin için dersler / ibretler vardır, karınlarındakinden size içiririz, o hayvanlarda, sizin için çok faydalar vardır, onlardan yersiniz, Onların üzerinde ve gemilerde taşınıyorsunuz.
Biz, gökten belli bir ölçüde su indirdik de (faydalanmanız için) onu yeryüzünde tuttuk. Bizim onu tamamen gidermeye de muhakkak gücümüz yeter.
Gökten belli ölçü ve miktarda su indirip onu yerde durdurduk. Biz onu (indirmeğe kadir olduğumuz gibi) gidermeğe de kadiriz.
Gökten belli ölçüde su indirip yerin içine depolarız dipnot 1 . Biz onu yürütmenin ölçüsünü de elbette koymuşuzdur dipnot 2 .
Gökten belli ölçüde su indirdik ve yerin içine yerleştirdik. O suyu yürütmenin ölçüsünü de koyduk.
Gökten belli bir ölçüde su indirdik. Onu yeryüzünde tuttuk. Onu gidermeye de elbette gücümüz yeter.
Gökten belli bir ölçüye göre su indirdik. Onu yeryüzünde tuttuk. Onu gidermeye de elbette gücümüz yeter.
Gökten bir kaderle/belli ölçüde bir su indirdik de onu yeryüzünde durdurduk. Elbette ki biz, onu gidermeye de gücü yetenleriz!
And We sent down from the floor of the vault of heaven rain water in due measure and We settled it on the planet earth partly without and partly within - enough to effect the necessary equilibrium, between the opposing forces of land and water, between cloud formation and fresh water in rivers and lakes maintaining life, between the clouds and the water deposited underground- and We are certainly able to make it vanish.
We sent water down from the sky in due measure and lodged it in the earth––We have the power to take it all away if We so wish––
And We send down water from the sky according to (due) measure, and We cause it to soak in the soil; and We certainly are able to drain it off (with ease).
We sent down water from the sky in right measure, and caused it to stay in the earth, dipnot 1 and We have the power to cause it to vanish dipnot 2 (in the manner We please).
We sent down a measured amount of water from heaven and lodged it firmly in the earth; and We are well able to remove it.
And We sent down from the sky water (rain) in (due) measure, and We gave it lodging in the earth, and verily, We are Able to take it away.
We sent down water from the sky in a measured manner, and We lodged it within the ground, and We are indeed able to take it away.
And We send down water out of the cloud according to (a certain) measure and We lodge it in the earth (as long as it is required), and remember, surely it is We who determine its taking away (through the process of evaporation and many more),
And We sent down out of heaven water in measure and lodged it in the earth; and We are able to take it away.
I send down water from the sky in exact measure. Then I let it stay on earth (in Aquifer.) Be careful (and do not provoke My anger) as I am capable of letting it escape (and then, even with an advanced technology you will become miserable.)
And we send down from the heaven water by measure, and we make it rest in the earth; but, verily, we are able to take it away;
We sent down from the sky water in due measure, then We let it reside in the land, and We are capable of taking it away.
And We send down rain from heaven, by measure; and We cause it to remain on the earth: We are also certainly able to deprive you of the same.
And We have created above you seven paths; and We are never heedless of creation.
And We have sent down from the heaven water in a determined estimate, then We made it to dwell in the earth; and surely We are indeed (the) Determiners over putting it away.
And we send down from the sky water in measure, and We give it lodging in the earth, and lo! We are Able to withdraw it.
We send down water from the sky in determined measure, and store it up in the earth; and We have power to drain it away.
And We send down water from the skies in accordance with a measure [set by Us], and then We cause it to lodge in the earth: but, behold, We are most certainly able to withdraw this [blessing]!
We send down rain from the sky in perfect measure, causing it to soak into the earth. And We are surely able to take it away.
And We sent down from the sky water in due measure, then We let it reside in the land, and We are capable of taking it away.
We send down from the sky water, in exact measure, then we store it in the ground. Certainly, we can let it escape.
And We have sent down rain from the sky in a measured amount and settled it in the earth. And indeed, We are Able to take it away.
And We sent down from the sky water in measure, and gave it lodging in the earth — and We are able to take it away —
And We send down from the sky water in due measure, and We lodge it in the earth. But, behold, We are Able to withdraw it.
And We send down water from the sky in (proper) quantity, and We make it sink (deep) in the soil; And truly We are able to drain it off.
And We sent down water from the sky in due measure, then We lodged it in the earth, and of course, We are able to take it away.
AndWe sent down from the sky water in due measure, then We let it reside in the land, and We are capable of taking it away.