Mü'minûn suresi

Mü'minûn suresi, 36. ayet

Mü'minûn suresi, 36. ayet. هَيْهَاتَ هَيْهَاتَ لِمَا تُوعَدُونَ

heyhâte heyhâte limâ tû`adûn.

Diyanet İşleri

"Halbuki bu size vaad olunan şey, ne kadar da uzak!"

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mü'minûn 33–39 · surenin 36. ayeti / 118

Konu Sonraki nesiller ve peygamberleri Mü'minûn 31–44 3

  1. Mü'minûn 33

    O peygamberin kavminden, Allah'ı inkar eden, ahireti yalanlayan ve bizim dünya hayatında kendilerine bol bol nimet verdiğimiz ileri gelenler şöyle dediler: "O da ancak sizin gibi bir insandır. Sizin yediğiniz şeylerden yiyor, içtiğiniz şeylerden içiyor."

  2. Mü'minûn 34

    "Andolsun, kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz mutlaka ziyana uğrarsınız."

  3. Mü'minûn 35

    "O, öldüğünüz, toprak ve kemik haline geldiğiniz zaman sizin tekrar mutlaka (diriltilip) çıkarılacağınızı mı vaad ediyor?"

  4. 36

    "Halbuki bu size vaad olunan şey, ne kadar da uzak!"

  5. Mü'minûn 37

    "Hayat, bu dünya hayatından ibarettir. Ölürüz ve yaşarız. Biz tekrar diriltilecek değiliz."

  6. Mü'minûn 38

    "Bu, Allah'a karşı yalan uyduran bir kimseden başkası değildir. Biz ona inanmayız."

  7. Mü'minûn 39

    O peygamber, "Ey Rabbim! Yalanlamalarına karşı bana yardım et!" dedi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 35–36. ayetler için yazılmıştır.

35-36. Onlar, peygamberlerinin risaletini inkâr ve reddettikleri gibi öldükten sonra dirilişe ve amellerin karşılıklarının verilmesine dair getirdiği haberleri de inkar ederek şöyle dediler: “Siz ölüp de toprak ve kemik olduktan sonra (diriltilip kabirden) çıkartılacağınızı mı size vaat ediyor? Heyhat! Size vaat edilen o şey, (gerçek olmaktan) ne kadar da uzak!” Onun size vaat ettiği öldükten sonra, paramparça olup toprak ve kemik yığını haline geldikten diriltileceğinize dair yaptığı bu vaat alabildiğine uzaktır. Onlar konuya kısır bir bakışla eğildiler. Onu kendi güçlerine kıyas ederek imkânsız bir şey kabul ettiler. Böylelikle yaratıcının gücünü, kendi güçleri ile kıyas ettiler. Allah, bundan yüce ve münezzehtir. O’nun ölüleri diriltmeye kadir olduğunu inkar edip böylelikle Allah’ın oldukça aciz olduğunu ileri sürdüler. Kendilerini ilk yaratanın O olduğunu, onları yoktan var edenin, çürümelerinden sonra onları bir daha yaratmasının çok daha kolay olacağını, daha doğrusu her iki yaratmanın da O’nun için çok kolay olduğunu unuttular. Onlar neden ilk yaratılışlarını inkâr etmiyorlar? Neden biz hiç yaratılmadık ve ezelden beri varız, demiyorlar? Böyle diyebilselerdi öldükten sonra dirilişi inkâr edişleri de kabul edilebilirdi. O zaman da onlara yüce yaratıcının varlığının ispatına dair deliller ortaya konurdu. Üstelik diriliş konusuda bir başka delil daha vardır: Ölümünden sonra yeryüzünü dirilten hiç şüphesiz ölüleri de diriltir. Çünkü O, her şeye gücü yetendir. Bir diğer delili de Yüce Allah, öldükten sonra dirilişi inkâr edenlere şu ayetlerde verdiği cevapta dile getirmektedir: “Bilakis kendilerine içlerinden bir uyarıcı geldi diye hayret ettiler de o kâfir olanlar: Şaşılacak şey!, dediler. Öldükten ve toprak olduktan sonra mı? Bu, uzak bir dönüştür. Biz yerin onlardan” çürümek sureti ile “neyi eksilteceğini muhakkak bilmişizdir. Yanımızda çok iyi tespit eden bir kitap da vardır.” (Kâf, 50/2-4)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ölümünüzün ardından çürümüş kemik ve toprağa dönüştükten sonra kabirlerinizden diri olarak çıkmak gerçekten çok uzak bir vaattir!

Kelimeler

4 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. هَيْهَاتَ heyhate heyhat (ne kadar uzak)
  2. هَيْهَاتَ heyhate heyhat (ne kadar uzak)
  3. لِمَا lima şey
  4. تُوعَدُونَ tuadune size va'dedilen kök: وعد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Ortak kavram: Vaad

    Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.

  • Ortak kavram: Vaad

    (Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda…

  • Ortak kavram: Vaad

    Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size, çirkinliği ve hayasızlığı emreder. Allah ise size kendi katından mağfiret ve bol nimet va'dediyor. Şüphesiz…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Size vadedilen çok uzaktır, çok uzak!

Mustafa İslamoğlu

Uzak, hem de çok uzak size iddia edilen bu şey!

Muhammed Esed

Çok uzak, gerçekten çok uzak bu vaad edildiğiniz şey!

Ahmed Hulusi

"Heyhat, heyhat böyle bir şeyin oluşması çok uzak!"

Ali Bulaç

"Heyhat, size va'dedilen şeye heyhat..."

Ali Özek ve heyeti

«Bu size vâdedilen (öldükten sonra yeniden dirilmek, gerçek olmaktan) çok uzak!»

Ali Rıza Safa

"Size sözü verilene; yazık ki, ne yazık!"

Bayraktar Bayraklı

Oysa bu size söylenenler, gerçek olmaktan ne kadar uzak!

Edip Yüksel

"Size söz verilen bu şey imkansızdır, imkansız!"

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Size söz verilen bu şey imkansızdır, imkansız!'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Heyhat, o vadolunduğunuz şey ne kadar uzak!

Elmalılı Hamdi Yazır

Heyhat o va'dolunduğunuz şey ne kadar uzak

Erhan Aktaş

"Yazık, yazık! Uyarıldığınız şey, hiç olacak şey mi?"

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Yazık, yazık! Uyarıldığınız şey, hiç olacak şey mi?"

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yazık, yazık! Uyarıldığınız şey, hiç olacak şey mi?

Gültekin Onan

"Heyhat, size vaadedilen şeye heyhat..."

Hasan Basri Çantay

"Tehdid olunageldiğiniz o şey ne kadar uzak, ne kadar uzak"!.

İbni Kesir

Vaad edildiğiniz şey ne kadar uzak, hem de ne kadar uzak.

Mehmet Alagaş

(2, 23, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44) Kesin olan şu ki, Nuh’u kavmine gönderdik ve kavmine dedi ki Ey kavmim, Allah’a ibadet edin, O’ndan başka size ilah yok. Sakınmıyor musunuz? Kavminin ileri gelen kafirleri dediler ki; Ne ki bu? Sizin gibi bir beşer , sizin üzerinizde bir üstün olma / fazilet arayışı var , Allah isteseydi melek indirirdi , biz evvelki babalarımızdan böyle bir şey işitmedik. O sadece cinlenmiş bir adam belli bir süre onu gözleyin. Nuh dedi ki Rabbim yalanlamalarına dair bana yardım et, biz de O’na gözümüz önünde ve vahiylerimizle bir gemi yap diye vahyettik, emrimiz geldiğinde ve tandır kaynayıp taşınca da her bir türden birer çift alarak ona yükle ve sözümüzden / azaptan etkilenecek olanlar hariç yakın çevreni de yükle, zalimlerle de asla muhatap olma, ki onlar boğularak ölecekler diye vahyet tik, sen ve beraberindekiler gemiye yerleştiğiniz de / istiva ettiğinizde deyin ki “Bizi zalim kavimden kurtaran Allah’a hamdolsun” ve deki “Rabbim bereketli / mübarek bir iniş yerine indir , sen en hayırlı indiricisin” İşte bunda ayetler vardır , biz, imtihan edendik. Sonra onların ardından başka nesiller inşa ettik, onlara kendilerinden olan Resuller gönderdik, Allah’a ibadet edin, O’ndan başka size ilah yok , sakınmıyor musunuz? (Resullerin ortak söylemi) Kavmin ileri gelen kafirleri ve ahiret ile buluşmayı yalanlayanlar ve dünya hayatında refah içinde ettiklerimiz (ahiret inanıp ta ahiret varmış gibi davranmamak onu yalanlamaktır) dediler ki; Ne ki bu? Sizin gibi bir beşer (aynı Nuh AS kavmi gibi dediler) O da sizin yediklerinizden yiyor sizin içtiklerinizden içiyor, sizin gibi bir beşere mi tabi oluyorsunuz? İşte o zaman tam olarak hasara uğramış olursunuz, öldüğünüzde toprak ve kemik olduğunuzda siz çıkarılacaksınız diye mi vaat ediyor? Ne kadar uzak / heyhat ki heyhat size vaat edilen (çok uzak bir ihtima l) Sadece dünya hayatımız vardır ölür ve yaşarız tekrar diriliş bize yoktur , O da Allah’a yalanı iftira eden bir adamdır , Ona iman edecek değiliz dediler. Resul dedi ki Rabbim bana, onların yalanlamalarına dair yardım et , Allah dedi ki Az kaldı pişman olanlar / nedamet getirenler olacaklar , gerçek bir ses onları yakaladı aldı , onlar çer çöp yaptık , zalim kavim uzak olsun! Sonra onların ardından başkaca nesiller inşa ettik. Hiçbir topluluk süresini geçemez yahut erteleteme , s onra ard arda elçiler göndeririz , her bir topluluğa elçilerimiz geldiğinde onu yalanladılar, onlardan bazıları bazılarına uydurduk / tabi ettirdik onlara hadiseler haline getirdik , iman etmeyen kavim uzak olsun!

Rowwad Tercüme Merkezi

“Hâlbuki bu size vaadolunan (öldükten sonra tekrar dirilme olayı gerçek olmaktan) ne kadar da uzak!”

Süleyman Ateş

"Heyhat, o size va'dedilen şey ne kadar uzak!"

Süleymaniye Vakfı

Olmayacak şeyler vaat ediliyor size; hem de hiç olmayacak şeyler!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Olmayacak şeyler vaad ediliyor size; hiç olmayacak şeyler!

Şaban Britch

Size vadedilen uzak, hem de çok uzak.

Şaban Piriş

Size vaat edilen uzak, hem de çok uzak.

Yaşar Nuri Öztürk

"Heyhat! Size vaat edilen o şey ne kadar uzak!"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"How inconceivable and how far from the truth is that you are promised!"

Abdul Haleem

What you are promised is very farfetched.

Abdullah Yusuf Ali

"Far, very far is that which ye are promised!

Abul A'la Maududi

Far-fetched, utterly far-fetched is what you are being promised.

Aisha Bewley

What you have been promised is sheer nonsense!

Al-Hilali & Khan

"Far, very far is that which you are promised!

Ali Quli Qarai

Far-fetched, far-fetched is what you are promised!

Amatul Rahman Omar

`How very far and away (from truth and understanding) is that which you are promised!

Arthur John Arberry

Away, away with that you are promised!

Bijan Moeinian

"Come on, come on, what kind of nonsense is this?"

E. Henry Palmer

'Away, away with what ye are threatened,-

Edip-Layth

"Far fetched is what you are being promised."

George Sale

Away, away with that ye are threatened with!

Hamid S. Aziz

"Does he promise you that when you are dead, and have become dust and bones, that then you will be brought forth?

Mahmoud Ghali

Away, away with whatever you are promised!

Marmaduke Pickthall

Begone, begone, with that which ye are promised!

Mohamed Ahmed - Samira

How far-fetched what you are promised;

Muhammad Asad

Far-fetched, far-fetched indeed is what you are promised!

Mustafa Khattab

Impossible, simply impossible is what you are promised!

Progressive Muslims

"Far fetched is what you are being promised. "

Rashad Khalifa

"Impossible, impossible indeed is what is promised to you.

Sahih International

How far, how far, is that which you are promised.

Sam Gerrans

“Far-fetched! Far-fetched is what you are promised!

Shabbir Ahmed

Impossible, impossible indeed, is what you are promised!

Syed Vickar Ahamed

"Far, very far is that which you are promised!

Taqi Usmani

Far too improbable is what you are being promised.

The Monotheist Group

"Far fetched is what you are being promised."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 36. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 36. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 36. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩