Mü'minûn suresi

Mü'minûn suresi, 44. ayet

Mü'minûn suresi, 44. ayet. ثُمَّ أَرْسَلْنَا رُسُلَنَا تَتْرَا كُلَّ مَا جَآءَ أُمَّةً رَّسُولُهَا كَذَّبُوهُ فَأَتْبَعْنَا بَعْضَهُم بَعْضًا وَجَعَلْنَٰهُمْ أَحَادِيثَ فَبُعْدًا لِّقَوْمٍ لَّا يُؤْمِنُونَ

ŝümme erselnâ rusülenâ tetrâ. küllemâ câe ümmeter rasûlühâ keẕẕebûhü feetba`nâ ba`ḍahüm ba`ḍav vece`alnâhüm eḥâdîŝ. febü`del liḳavmil lâ yü'minûn.

Diyanet İşleri

Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete kendi peygamberi geldikçe, onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından helak ettik ve onları birer ibretli hikaye yaptık. Artık inanmayan bir kavim, Allah'ın rahmetinden uzak olsun!

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mü'minûn 41–47 · surenin 44. ayeti / 118

Konu Sonraki nesiller ve peygamberleri Mü'minûn 31–44 3

  1. Mü'minûn 41

    Derken onları o korkunç ses, kaçınılmaz olarak kıskıvrak yakalayıverdi de kendilerini çör çöp yığını haline getirdik. Zalimler topluluğu, Allah'ın rahmetinden uzak olsun!

  2. Mü'minûn 42

    Sonra bunların arkalarından başka nesiller yarattık.

  3. Mü'minûn 43

    Hiçbir ümmet, kendi ecelinin önüne geçemez, onu geciktiremez de.

  4. 44

    Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete kendi peygamberi geldikçe, onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından helak ettik ve onları birer ibretli hikaye yaptık. Artık inanmayan bir kavim, Allah'ın rahmetinden uzak olsun!

  5. Mü'minûn 45–46

    (45-46) Sonra Musa ve kardeşi Harun'u mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun ve ileri gelenlerine peygamber olarak gönderdik de (onlar) büyüklük tasladılar ve kendilerini büyük görüp böbürlenen bir topluluk oldular.

  6. Mü'minûn 47

    Bu yüzden, "Kavimleri bize kul köle iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız" dediler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

44. Biz, bu ümmetlere iman ederler, doğru yola dönerler diye ardı arkasına peygamberler gönderdik. Fakat isyankâr ümmetlerin tutturageldikleri yol, küfür ve yalanlamak oldu. Azgın ve kâfir ümmetlerden her birisine peygamberleri geldiği her seferinde onu yalanladılar. Oysa her bir peygamber insanların benzeri ile karşılaşmaları halinde iman etmelerine yeterli gelecek türden pek çok âyet ve mucizeleri beraberinde getirmiştir. Hatta sadece peygamberlerin daveti ve şeriati bile onların getirdiklerinin hak olduklarının delilidir. “Biz de onları birbiri ardınca helak ettik.” Geriye onlardan hiçbir şey kalmadı. Onlardan sonra meskenleri ıssız kaldı. “hepsini (ibretlik) birer hikaye yaptık.” Onlardan sonra gelenler, onlardan söz edip durur ve onlar, muttakiler için ibret vesilesi, yalanlayanlar için de uyarı ve ibret olurlar. Bu onlar için de azaplarının üstüne başka bir rüsvaylıktır. “Artık (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun iman etmeyen kavim!” Ne bedbahttır böyle bir kavim! Yazıklar olsun onlara! Onlar ne kadar büyük bir hüsran içindedirler!

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Sonra peygamberlerimizi birbiri ardınca gönderdik. Her ümmete kendilerine gönderilen peygamberi geldikçe onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından helak ettik de helak edilmiş olan bu ümmetlerden geriye, Rablerinden peygamberlerinin getirdiklerine iman etmeyen bir toplumun helak edildiğine dair insanların konuştuğu (ibretlik) olaylardan başka bir şey kalmadı.

Kelimeler

19 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ثُمَّ summe sonra
  2. أَرْسَلْنَا erselna gönderdik kök: رسل
  3. رُسُلَنَا rusulena elçilerimizi kök: رسل
  4. تَتْرَا ۖ tetra ardı ardına kök: وتر
  5. كُلَّ kulle ne zaman kök: كلل
  6. مَا ma
  7. جَآءَ ca'e geldiyse kök: جيا
  8. أُمَّةًۭ ummeten bir ümmete kök: امم
  9. رَّسُولُهَا rasuluha elçileri kök: رسل
  10. كَذَّبُوهُ ۚ kezzebuhu onlar onu yalanladılar kök: كذب
  11. فَأَتْبَعْنَا feetbea'na biz de onları devirdik kök: تبع
  12. بَعْضَهُم bea'dehum birbiri ardınca kök: بعض
  13. بَعْضًۭا bea'dan birbiri ardınca kök: بعض
  14. وَجَعَلْنَـٰهُمْ ve cealnahum ve hepsini yaptık kök: جعل
  15. أَحَادِيثَ ۚ ehadise birer ibret hikayesi kök: حدث
  16. فَبُعْدًۭا febua'den uzak olsun kök: بعد
  17. لِّقَوْمٍۢ likavmin toplum kök: قوم
  18. لَّا la
  19. يُؤْمِنُونَ yu'minune inanmayan kök: امن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: وتر (3 geçiş)

    Sakın za'f göstermeyin. Üstün olduğunuz halde barışa çağırmayın. Allah sizinle beraberdir. Sizin amellerinizi asla eksiltmeyecektir.

  • Aynı kök: وتر (3 geçiş)

    Çifte ve teke andolsun,

  • Aynı kök: بعض (158 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    Peygamber, mü'minlere kendi canlarından daha önce gelir. Onun eşleri de mü'minlerin analarıdır. Aralarında akrabalık bağı olanlar, Allah'ın Kitab'ına…

  • Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet yaptık. Her ne…

  • Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    O, sana Kitab'ı indirendir. Onun (Kur'an'ın) bazı ayetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir. Kalplerinde bir eğrilik…

  • Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: "Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah'a teslim ettim." Kendilerine kitap verilenlere ve ümmilere de…

  • Aynı kök: حدث (36 geçiş) · Aynı kök: بعض (158 geçiş)

    Onlar iman edenlerle karşılaşınca, "İman ettik" derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: "Rabbinizin huzurunda delil olarak…

  • Aynı kök: حدث (36 geçiş) · Aynı kök: بعض (158 geçiş)

    Hani peygamber eşlerinden birine, gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi o sözü (başkasına) haber verip Allah da bunu peygambere bildirince, peygamber…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sonra elçilerimizi peyderpey göndermiştik. Her toplum, kendilerine gelen elçiyi yalanlamıştı. Biz de onları (helak ederek) birbiri ardına takmış ve onları sözlere (ibretlik anılara) dönüştürmüştük. İman etmeyen kavim (merhametten) uzak olsun!

Mustafa İslamoğlu

Daha sonra, birbiri ardınca elçilerimizi gönderdik: her bir topluma kendi elçisi geldi, (ama) onu yalanladılar; bu yüzden biz de onların (akıbetini) birbirine benzettik; ve hepsini efsaneye çevirdik: artık, uzak olsun imansızlar güruhu!

Muhammed Esed

Ve sonra birbiri ardından elçilerimizi gönderdik; (öyle ki,) bir ümmete kendi peygamberi gelmeye görsün, o'nu hemen yalanladılar; ve bu yüzden Biz de onları birbiri peşinden yok edip hepsini efsaneye çevirdik. Uzak olsun, inanmayanlar toplumu!

Ahmed Hulusi

Sonra Rasullerimizi birbiri ardınca irsal ettik. . . Her bir topluluğa kendi Rasulü geldikçe, Onu yalanladılar. . . Biz de onları art arda helak ettik (yaptıklarının sonucunu yaşattık); onları ibretlik hikayeler kıldık. . . Uzak olmanın sonuçlarını yaşasınlar, iman etmeyen kalabalıklar!

Ali Bulaç

Sonra birbiri peşi sıra elçilerimizi gönderdik; her ümmete kendi elçisi geldiğinde, onu yalanladılar. Böylece biz de onları (yıkıma uğratıp yok etmede) kimini kiminin izinde yürüttük ve onları (tarihin anlatıp aktardığı) bir olay kıldık. İman etmeyen kavim için yıkım olsun.

Ali Özek ve heyeti

Sonra birbiri arkasına peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamberi gelince, onu yine yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından yok ettik ve onları ibret hikâyelerine dönüştürdük. İman etmeyen böyle kavimler yok olsun.

Ali Rıza Safa

Sonra, birbiri ardınca elçilerimizi gönderdik. O'nun elçisi geldiği zaman, her topluluk, Onu yalanladı. Biz de birbiri ardınca onları devirdik ve birer söylence yaptık. "Artık, uzak olsun; inanmayanlar toplumu!"

Bayraktar Bayraklı

Sonra birbiri peşinden peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamberi geldikçe onu hep yalanladılar. Onları birbiri peşinden yok edip, hepsini birer efsaneye çevirdik. İnanmayan millete lanet olsun!

Edip Yüksel

Sonra biz, elçilerimizi ardı ardına gönderdik. Her ne zaman bir elçi toplumuna gittiyse onu yalanladılar. Biz de onları birbiri peşinden sürüp tarihe gömdük. Gerçeği onaylamayan bir topluluk yok olmayı haketmiştir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Sonra biz, elçilerimizi ardı ardına gönderdik. Her ne zaman bir elçi toplumuna gittiyse onu yalanladılar. Biz de onları bir biri peşinden sürüp tarihe gömdük. İnanmayan bir topluluk yok olmayı hakketmiştir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonra Biz, ardarda peygamberlerimizi gönderdik. Ne zaman bir ümmete peygamberi geldiyse, ona yalan söylüyorsun, dediler. Biz de onları birbiri ardınca yuvarladık ve onları birer efsane yaptık. Artık imana gelmez topluluk defolsun!

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra ardı ardına Resullerimizi gönderdik, her ümmete Resulü geldikçe onu tekzib ettiler, biz de onları birbiri ardınca yuvarladık ve hepsini birer efsane yaptık, artık defolsun öyle bir kavim ki iymana gelmezler

Erhan Aktaş

Sonra ardı ardına elçilerimizi gönderdik. Her ümmet, kendilerine gelen Resulleri yalanladı. Biz de onları ardı sıra devirdik. Ve onları halkın dilinde hadis dipnot 1 konusu yaptık. İman etmeyen halk uzak olsun.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Öykü, haber.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sonra ardı ardına elçilerimizi gönderdik. Her ümmet, kendilerine gelen resulleri yalanladı. Biz de onları ardı sıra devirdik. Ve onları halkın dilinde hadis dipnot 1 konusu yaptık. İnanmayan halk uzak olsun.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Öykü, haber.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonra ardı ardına elçilerimizi gönderdik. Her ümmet, kendilerine gelen rasulleri yalanladı. Biz de onları ardı sıra devirdik. Ve onları halkın dilinde öykü konusu yaptık. İnanmayanlar yok olsun.

Gültekin Onan

Sonra birbiri peşi sıra elçilerimizi gönderdik; her ümmete kendi elçisi geldiğinde onu yalanladılar. Böylece biz de onları [yıkıma uğratıp yok etmede] kimini kiminin izinde yürüttük ve onları [tarihin anlatıp aktardığı] bir olay kıldık. İnanmayan kavim için yıkım olsun.

Hasan Basri Çantay

Sonra peyderpey (diğer) peygamberlerimizi gönderdik. Bir ümmete peygamberi geldikçe onu tekzib etdiler. Biz de onlardan kimini kiminin arkasına katdık (helak etdik) ve onları hikayeler yapdık. Artık uzak olsun imana gelmeyecek bir kavm!

İbni Kesir

Sonra birbiri ardı sıra peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamber geldikçe onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardı sıra yok edip hepsini birer söylenti yaptık. İnanmayan bir kavim uzak olsun.

Mehmet Alagaş

(2, 23, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44) Kesin olan şu ki, Nuh’u kavmine gönderdik ve kavmine dedi ki Ey kavmim, Allah’a ibadet edin, O’ndan başka size ilah yok. Sakınmıyor musunuz? Kavminin ileri gelen kafirleri dediler ki; Ne ki bu? Sizin gibi bir beşer , sizin üzerinizde bir üstün olma / fazilet arayışı var , Allah isteseydi melek indirirdi , biz evvelki babalarımızdan böyle bir şey işitmedik. O sadece cinlenmiş bir adam belli bir süre onu gözleyin. Nuh dedi ki Rabbim yalanlamalarına dair bana yardım et, biz de O’na gözümüz önünde ve vahiylerimizle bir gemi yap diye vahyettik, emrimiz geldiğinde ve tandır kaynayıp taşınca da her bir türden birer çift alarak ona yükle ve sözümüzden / azaptan etkilenecek olanlar hariç yakın çevreni de yükle, zalimlerle de asla muhatap olma, ki onlar boğularak ölecekler diye vahyet tik, sen ve beraberindekiler gemiye yerleştiğiniz de / istiva ettiğinizde deyin ki “Bizi zalim kavimden kurtaran Allah’a hamdolsun” ve deki “Rabbim bereketli / mübarek bir iniş yerine indir , sen en hayırlı indiricisin” İşte bunda ayetler vardır , biz, imtihan edendik. Sonra onların ardından başka nesiller inşa ettik, onlara kendilerinden olan Resuller gönderdik, Allah’a ibadet edin, O’ndan başka size ilah yok , sakınmıyor musunuz? (Resullerin ortak söylemi) Kavmin ileri gelen kafirleri ve ahiret ile buluşmayı yalanlayanlar ve dünya hayatında refah içinde ettiklerimiz (ahiret inanıp ta ahiret varmış gibi davranmamak onu yalanlamaktır) dediler ki; Ne ki bu? Sizin gibi bir beşer (aynı Nuh AS kavmi gibi dediler) O da sizin yediklerinizden yiyor sizin içtiklerinizden içiyor, sizin gibi bir beşere mi tabi oluyorsunuz? İşte o zaman tam olarak hasara uğramış olursunuz, öldüğünüzde toprak ve kemik olduğunuzda siz çıkarılacaksınız diye mi vaat ediyor? Ne kadar uzak / heyhat ki heyhat size vaat edilen (çok uzak bir ihtima l) Sadece dünya hayatımız vardır ölür ve yaşarız tekrar diriliş bize yoktur , O da Allah’a yalanı iftira eden bir adamdır , Ona iman edecek değiliz dediler. Resul dedi ki Rabbim bana, onların yalanlamalarına dair yardım et , Allah dedi ki Az kaldı pişman olanlar / nedamet getirenler olacaklar , gerçek bir ses onları yakaladı aldı , onlar çer çöp yaptık , zalim kavim uzak olsun! Sonra onların ardından başkaca nesiller inşa ettik. Hiçbir topluluk süresini geçemez yahut erteleteme , s onra ard arda elçiler göndeririz , her bir topluluğa elçilerimiz geldiğinde onu yalanladılar, onlardan bazıları bazılarına uydurduk / tabi ettirdik onlara hadiseler haline getirdik , iman etmeyen kavim uzak olsun!

Rowwad Tercüme Merkezi

Sonra birbiri ardınca peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamberi geldikçe onu yalanladılar. (Biz de) onları birbiri ardından helâk edip, (ibretlik) konuşulan (olaylar) haline getirdik. Yok olsun iman etmeyen böyle bir toplum!

Süleyman Ateş

Sonra biz, elçilerimizi ardı ardına gönderdik. Hangi ümmete elçisi geldiyse onlar onu yalanladılar, biz de onları birbiri ardınca devirdik ve hepsini birer efsane yaptık. İnanmayan toplum uzak olsun.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonra elçilerimizi artarda gönderdik. Her toplum kendine gelen elçiyi yalancı saydı. Biz de o toplumlardan birini diğerinin arkasına kattık ve her birini birer hikayeye dönüştürdük. İnanmayanlar topluluğu uzak olsunlar.

Şaban Britch

Daha sonra da birbiri arkasına elçiler gönderdik. Her ümmete rasülü geldikçe onu yalancı saydılar. Onları birbiri peşinden helak edip, (ibretlik) konuşulan (olaylar) haline getirdik. Yok olsun iman etmeyen toplum!

Şaban Piriş

Daha sonra da birbiri arkasına elçiler gönderdik. Elçileri yalanladılar da biz de onları birbirine tabi kılarak yok edip, efsane haline getirdik. Yok olsun inanmayan toplum!

Yaşar Nuri Öztürk

Sonra, resullerimizi art arda gönderdik. Hangi ümmete resulü geldiyse onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardınca yuvarladık ve hepsini birer efsane yaptık. Dönmeze gitsin iman etmeyen bir topluluk!

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Thereafter, We sent Messengers, one succeeding another, and as often as a Messenger presented himself to his people he was accused of falsehood. In consequence, We punished them successively following One upon another and We made them the talk of all towns; Away with people who just refuse to acknowledge Allah.

Abdul Haleem

and We sent Our messengers in succession: whenever a messenger came to a community they invariably called him a liar, so We destroyed them one after the other and made them into cautionary tales. Away with the disbelievers!

Abdullah Yusuf Ali

Then sent We our messengers in succession: every time there came to a people their messenger, they accused him of falsehood: so We made them follow each other (in punishment): We made them as a tale (that is told): So away with a people that will not believe!

Abul A'la Maududi

Then We sent Our Messengers in succession. Whenever a Messenger came to his people they rejected him, calling him a liar. Thereupon, We made each people to follow the other (to its doom), reducing them to mere tales (of the past). Scourged be the people who do not believe! dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, those who do not believe in the Messengers.

Aisha Bewley

Then We sent Our Messengers one after another, at intervals. Each time its Messenger came to a community they called him a liar so We made them follow one another too and turned them into myths and legends. Away with the people who have no iman!

Al-Hilali & Khan

Then We sent Our Messengers in succession. Every time there came to a nation their Messenger, they denied him; so We made them follow one another (to destruction), and We made them as Ahadîth (the true stories for mankind to learn a lesson from them). So away with a people who believe not!

Ali Quli Qarai

Then We sent Our apostles successively. Whenever there came to a nation its apostle, they impugned him, so We made them follow one another [to extinction] and We turned them into folktales. So away with the faithless lot!

Amatul Rahman Omar

Then We sent Our Messengers successively (one after the other). Whenever there came to a community its Messenger (of God), they treated him as a liar. So We made some of them follow others (to destruction) and We reduced them to mere legendary tales. Therefore the people who do not believe are far removed (from the mercy of their Lord).

Arthur John Arberry

Then sent We Our Messengers successively; whenever its Messenger came to a nation they cried him lies, so We caused some of them to follow others, and We made them as but tales; so away with a people who do not believe!

Bijan Moeinian

I sent My Messengers one after another. Any time that a Messenger conveyed his Message, people denied them. Therefore, I destroyed them one after another. I let their life stories to serve as a reminder for the next generations. The Hell with the people who chose the disbelief.

E. Henry Palmer

Then we sent our apostles one after another. Whenever its apostle came to any nation they called him a liar; and we made some to follow others; and we made them legends; away then with a people who do not believe!

Edip-Layth

Then We sent Our messengers in succession. Every time there came to a nation their messenger, they denied him. So We made them follow one another, and We made them history. So away with a people who do not acknowledge!

George Sale

Afterwards We sent our apostles, one after another. So often as their apostle came unto any nation, they charged him with imposture: And We caused them successively to follow one another to destruction; and We made them only subjects of traditional stories. Away therefore with the unbelieving nations!

Hamid S. Aziz

No nation (or people) can hasten its appointed term, nor delay it.

Mahmoud Ghali

Thereafter we sent Our Messengers intermittently. Whenever its Messenger came to a nation, they cried lies to him. Then We caused some of them to follow others, and We made them (as) discourses, so far away (are gone) a people that do not believe!

Marmaduke Pickthall

Then We sent our messengers one after another. Whenever its messenger came unto a nation they denied him; so We caused them to follow one another (to disaster) and We made them bywords. A far removal for folk who believe not!

Mohamed Ahmed - Samira

Then We sent Our apostles one after the other. Every time an apostle came to a people they denied him. So We made one follow the other (to its doom), and turned them into bygone tales. Cursed be the people who do not believe!

Muhammad Asad

And We sent forth Our apostles, one after another: [and] every time their apostle came to a community, they gave him the lie: and so We caused them to follow one another [into the grave], and let them become [mere] tales: and so - away with the folk who would not believe!

Mustafa Khattab

Then We sent Our messengers in succession: whenever a messenger came to his people, they denied him. So We destroyed them, one after the other, reducing them to ˹cautionary˺ tales. So away with the people who refuse to believe!

Progressive Muslims

Then We sent Our messengers in succession. Every time there came to a nation their messenger, they denied him. So We made them follow one another, and We made them history. So away with a people who do not believe!

Rashad Khalifa

Then we sent our messengers in succession. Every time a messenger went to his community, they disbelieved him. Consequently, we annihilated them, one after the other, and made them history. The people who disbelieved have perished.

Sahih International

Then We sent Our messengers in succession. Every time there came to a nation its messenger, they denied him, so We made them follow one another [to destruction], and We made them narrations. So away with a people who do not believe.

Sam Gerrans

Then We sent Our messengers in succession. Every time its messenger came to a community, they denied him; and We caused some of them to follow others, and made them legends: — “Then away with a people who do not believe!”

Shabbir Ahmed

We sent Our Messengers in succession. Whenever a Messenger came to a nation, they denied him. Our Law of Requital caused them to follow one another in disaster, and We made them history. And so - away with people who would not believe!

Syed Vickar Ahamed

Then We sent Our messengers one after another: Every time there came to a people their messenger, they denied him (and blamed him of lying): So, We made them follow each other (with punishment): And We made them like a tale (that is told): So away with the a people who will not believe!

Taqi Usmani

Thereafter, We sent Our messengers successively. Whenever its messenger came to a community, they rejected him. Then We made some of them follow others (in destruction) and turned them into tales (of history). So, away with a people who do not believe.

The Monotheist Group

Then We sent Our messengers in succession. Every time there came to a nation their messenger, they denied him. So We made them follow one another, and We let them become narrations. So away with a people who do not believe!

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 44. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 44. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 44. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩