Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya
da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
İşte böylece sizin insanlığa şahitler olmanız, Elçinin de size şahit olması için sizi dengeli bir ümmet kıldık. Senin üzerinde bulunduğun (kıble edindiğin Kâbe'yi) biz ancak Elçi'ye uyanı, topukları üzerinde geri dönenden bil(dir)memiz (ortaya çıkarmamız) için kıble yaptık. Bu, Allah'ın doğru yola ulaştırdıklarından başkasına elbette ağır gelir. Allah sizin imanınızı asla boşa çıkaracak değildir. Şüphesiz ki Allah insanlara karşı çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
İşte böylece sizin dengeli bir ümmet olmanızı istedik ki, insanlığa örnek ve model olasınız ve Rasul de size örnek ve model olsun. Elçi'ye uyanların arasından topukları üzerinde geri dönenleri seçip ayırmak için, senin daha önce yöneldiğin yönü kıble olarak tayin ettik. Hiç şüphesiz bu olay Allah'ın yol gösterdikleri hariç, herkes için çok zor bir sınavdı; Allah sizin imanda ısrarınızı kesinlikle zayi etmeyecektir: Elbette Allah insanlara karşı sınırsız bir şefkat, sonsuz bir merhamet sahibidir.
Ve böylece sizin dengeli ve ölçülü bir toplum olmanızı istedik ki (hayatınızla) tüm insanlığın huzurunda hakikatin şahitleri olmanız ve Elçi de sizin huzurunuzda ona şahitlik yapsın. Ve Elçi'ye uyanlar ile ökçeleri üzerinde gerisin geri dönenler arasında açık bir ayrım yapabilmek amacıyla senin, (ey Peygamber) daha önce yöneldiğin hedefi (bu topluluk için) kıble olarak tayin ettik: Şüphesiz bu, Allah'ın doğru yola ulaştırdığı kişilerden başka herkes için zor bir sınavdı. Allah sizin inancınızı kesinlikle göz ardı etmeyecektir; zira, unutmayın ki, Allah insana karşı en şefkatli olandır, rahmet kaynağıdır.
Böylece, sizi insanlar üzere şahit, Rasulü de sizin üzerinize Şehiyd kıldık. Siz ümmeti Vasat'sınız (adalet ve Hakkaniyet üzere olan). Kendisine yöneldiğin kıbleyi, Rasule tabi olanlarla, ondan yüz çevirip geri dönenleri ayırt etmek için değiştirdik. Allah'ın hidayet ettiklerinin dışındakilere bu olay çok ağır gelecektir. Allah imanınızı boşa çıkarmaz. Allah insanlara hakikatlerinden açığa çıkan Rauf ve Rahıym'dir.
Böylece biz sizi, insanlara şahid (ve örnek) olmanız için orta bir ümmet kıldık; Peygamber de üzerinizde bir şahid olsun. Senin üzerinde bulunduğun (yönü, Ka'be'yi) kıble yapmamız, elçiye uyanları, topukları üzerinde gerisin geri dönenlerden ayırdetmek içindir. Doğrusu (bu,) Allah'ın hidayete ilettiklerinin dışında kalanlar için büyük (bir yük)tür. Allah, imanınızı boşa çıkaracak değildir. Şüphesiz, Allah, insanlara şefkat edendir, esirgeyendir.
İşte böylece sizin insanlara şâhitler olmanız, Rasûl'ün de size şahit olması için biz, sizi vasat (orta, mutedil) bir ümmet kıldık. Senin üzerinde bulunduğun kıbleyi, biz ancak Rasûl'e uyanı, ökçeleri üzerinde geri dönenlerden (ayırıp) bilelim diye kıble yaptık. Bu, (Kıblenin değiştirilmesi) Allah'ın hidâyet verdiği kimselerden başkasına elbette ağır gelir. Allah sizin imanınızı (namazlarınızı) asla zâyi edecek değildir. Zira Allah insanlara karşı şefkatli ve çok merhametlidir.
Ve işte böylece, sizi, orta bir topluluk yaptık; elçi de size tanık olsun. Elçiyi izleyenleri, topuklarının üzerinde geriye dönenlerden ayırmak için, senin yöneldiğini kıble yaptık. Bu durum, Allah'ın doğru yola eriştirdiklerinden başkasına kesinlikle zor gelir. Oysa Allah, inancınızı boşa çıkarmayacaktır. Kuşkusuz, Allah, insanlara karşı, doğal olarak, Sevecendir; Merhametlidir.
İnsanların sorunlarını çözesiniz/insanlara şahit olasınız diye, sizi orta noktada olan bir toplum yaptık; böylece Peygamber de sizin sorunlarınızı çözer/size şahit olur. Biz, Peygambere uyanı, topuğu üzerinde geriye dönenden ayıralım diye, senin eskiden yöneldiğin Kabe'yi kıble yaptık. Bu, Allah'ın yol gösterdiği kimselerden başkasına elbette ağır gelir. Allah sizin imanınızı hiçe sayacak değildir. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı şefkatlidir; merhametlidir.
Böylece sizi açık fikirli bir toplum kıldık ki halkın arasında tanıklar olabilesiniz ve elçi de aranızda tanık olabilsin. Elçiye uyanlarla topukları üzerinde geriye dönenleri birbirinden ayırmak için eskiden yöneldiğin kıbleyi değiştirdik. ALLAH'ın yol gösterdiği kimseden başkasına elbette bu ağır gelir. ALLAH onayınızı boşa çıkarmaz. ALLAH insanlara Şefkatlidir, Rahimdir.
Böylece sizi açık fikirli bir toplum kıldık ki halkın arasında tanıklar olabilesiniz ve elçi de aranızda tanık olabilsin. Elçiye uyanlarla topukları üzerinde geriye dönenleri birbirinden ayırmak için eskiden yöneldiğin kıbleyi değiştirdik. ALLAH'ın yol gösterdiği kimseden başkasına elbette bu ağır gelir. ALLAH imanınızı boşa çıkarmaz. ALLAH insanlara Şefkatlidir, Rahimdir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
İşte böyle sizi, bütün insanlar üzerine adalet örneği, hak şahitleri olasınız, Peygamber de sizin üzerinize şahit olsun diye, doğru bir caddeye çıkarıp ortada yürüyen bir toplum yaptık. Sana önceden durduğun Ka'be'yi kıble yapmamız da yalnız peygamberlerin izinde gidecekleri iki ökçesi üzerinde geri döneceklerden ayırt etmemiz içindir. Elbette o, Allah'ın doğru yola ilettiği kimselerden başkasına mutlaka ağır gelecekti. Allah imanınızı zayi edecek değildir. Allah insanlara karşı çok şefkatli ve merhametlidir.
ve işte böyle sizi doğru bir caddeye çıkarıp ortada yürüyen bir ümmet kıldık ki siz bütün insanlar üzerine adalet nümunesi, hak şahidleri olasınız, Peygamber de sizin üzerinize şahid olsun. Kıbleyi mukaddema durduğun Ka'be yapışımız da sırf şunun içindir: Peygamberin izince gidecekleri; iki ökçesi üzerinde geri döneceklerden ayıralım, o elbette Allahın hidayet eylediği kimselerden maadasına mutlak ağır gelecekdi, Allah imanınızı zayi edecek değil, Her halde Allah insanlara re'fetli çok re'fetlidir, rahimdir
Ve böylece, sizi vasat bir toplum yaptık ki insanlara karşı gerçeğin tanıkları olasınız; elçi de sizin üzerinizde tanık olsun. Senin arzulayıp da yönelemediğin Kıble'yi, Resul'e uyanları ökçeleri üzerinde geri dönenlerden ayırt etmek için kıble yaptık. Doğrusu, bu, Allah'ın hidayet ettiği kimselerden başkasına ağır gelir. Allah, imanınızı boşa çıkaracak değildir. Kuşkusuz Allah, insanlara karşı Çok Şefkatli ve Çok Bağışlayıcı'dır.
Ve böylece, sizi vasat bir toplum yaptık ki insanlara karşı gerçeğin tanıkları olasınız; elçi de sizin üzerinizde tanık olsun. Senin arzulayıp da yönelemediğin Kıble'yi, Resul'e uyanları ökçeleri üzerinde geri dönenlerden ayırt etmek için kıble yaptık. Doğrusu, bu, Allah'ın hidayet ettiği kimselerden başkasına ağır gelir. Allah, imanınızı boşa çıkaracak değildir. Kuşkusuz Allah, insanlara karşı Çok Şefkatli ve Çok Bağışlayıcı'dır.
Ve böylece, sizi vasat bir toplum yaptık ki insanlara karşı gerçeğin tanıkları olasınız; elçi de sizin üzerinizde tanık olsun. Senin arzulayıp da yönelemediğin Kabe'yi, Rasul'e uyanları ökçeleri üzerinde geri dönenlerden ayırt etmek için kıble yaptık. Doğrusu, bu, Allah'ın hidayet ettiği kimselerden başkasına ağır gelir. Allah, imanınızı boşa çıkaracak değildir. Kuşkusuz Allah, insanlara karşı Çok Şefkatli ve Çok Bağışlayıcı'dır.
Böylece biz sizi, insanlara şahid olmanız için orta bir ümmet kıldık; Peygamber de üzerinize şahid olsun. Senin üzerinde bulunduğun yönü [Kabe'yi] kıble yapmamız, elçiye uyanları, topukları üzerinde gerisin geri dönenlerden (yenkalibu) ayırdetmek içindir. Doğrusu (bu) Tanrı'nın hidayete ilettiklerinin dışında kalanlar için büyük (bir yük)tür. Tanrı inancınızı boşa çıkaracak değildir. Kuşkusuz Tanrı insanlara şefkat edendir, esirgeyendir.
Böylece sizi (Ey Muhammed ümmeti) vasat (orta) bir ümmet yapmışızdır, insanlara karşı (hakıykatın) şahidler (i) olasınız, bu peygamber de sizin üzerinize tam bir şahidi olsun diye. (Habibim) senin haala üstünde durageldiğin (Ka'beyi tekrar) kıble yapmamız; o peygambere (sana) uyanları (senin izince gidenleri) ayağının iki ökçesi üzerinde geri döneceklerden (irtidad edeceklerden ve münafıklardan) ayırd etmemiz içindir. Gerçi (Kıblenin bu suretle çevrilmesi) elbette büyük bir (mesele) dir. Ancak bu, Allanın, doğru yola iletdiği kimseler hakkında (asla varid) değil. Allah imanınızı zaayi edecek değildir. Çünkü Allah insanları çok esirgeyendir, (onlara) rahmet (ve inayet) ini rayigan edendir.
Böylece sizi vasat bir ümmet kıldık ki, insanların üzerine şahidler olasınız. Peygamber de sizin üzerinize şahid olsun. Ve senin üzerinde bulunduğun kıbleyi, peygambere uyanları, ayağının iki ökçesi üzerinde geri döneceklerden ayırdetmek için kıble yaptık. Gerçi bu, büyük bir şeydir. Ama Allah'ın doğru yola ilettiği kimseler için değil. Allah, elbette imanınızı zayi edecek değildir. Şüphesiz ki Allah, insanlara Rauf ve Rahim'dir.
(142-145) İnsanlardan akılsız olanlar diyecekler ki; onları yöneldikleri kıbleden ne çevirdi. (Şimdi niye başka bir kıbleleri var) De ki doğu da batıda Allah’ındır, dilediğini doğru yola yönlendirir. Böylece sizi, insanlara şahitler olasınız diye vasat / ortanca bir ümmet yaptık, Resul de size şahittir. Biz yöneldikleri yeri, kıble yapmamamızın nedeni, hangilerinizin Resule uyuyor, kim döneklik ediyor, bilelim diyedir, Allah’ın hidayet ettikleri hariç diğerlerine bu, büyük bir şey gelir / ağır gelir. (Hemen itaat edemezler) Allah onların / hidayette olanların imanlarını ziyan edecek / zayi edecek değildir. Allah insanlara şefkatlidir, esirgeyendir. Yüzünün semaya döndüğünü kesinlikle görüyoruz, seni hoşnut olacağın / razı olacağın kıbleye döndüreceğiz, artık yüzünü Mescid-i Haram’a döndür, her ne tarafta olursanız olun o yöne yüzünüzü çevirin. Muhakkak ki kitap verilenler kesinlikle onun, Rabbinden bir gerçek olduğunu bi leceklerdir. Allah yaptıklarından gafil değildir. (Dikkatinden bir şey kaçmaz) Kendilerine kitap verilenlere her bir a yeti versen dahi senin kıblene uymazlar, sen de onların kıblesine uyacak değilsin , Onların bazıları da bazılarının kıblelerine uymazlar (onların h epsinin kıblesi aynı değildir) Sana ilimden bir şeyler geldikten sonra onların keyiflerine hâlâ uyarsan muhakkak ki sen o vakit zalimlerdensindir.
Böylece, sizler insanlara birer şahit olasınız ve Peygamber de size şahit olsun diye, sizi orta yollu bir ümmet kıldık. Her ne kadar Allah’ın doğru yolu gösterdiği kimselerden başkasına bu ağır gelse de biz, yönelmekte olduğun kıbleyi ancak; Peygamber’e uyanlarla, yüz çevirip geri dönenleri ayırt edelim diye kıble yaptık. Allah, imanınızı (namazınızı) boşa çıkaracak değildir. Şüphesiz Allah, insanlara karşı çok şefkatli ve çok merhametlidir.
Böylece sizi orta bir ümmet yaptık ki, insanlara şahid olasınız. Elçi de size şahid olsun. Biz, Elçi'ye uyanı, ökçesi üzerinde geriye dönenden ayıralım diye, eskiden yöneldiğin Ka'be'yi kıble yaptık. Bu, Allah'ın yol gösterdiği kimselerden başkasına elbette ağır gelir. Allah sizin imanınızı zayi edecek değildir. Şüphesiz Allah, insanlara şefkatli, merhametlidir.
Böylece, sizi merkez topluluk yaptık ki insanlara örnek olasınız, bu resul de size örnek olsun. Yönelmekte olduğun kıbleyi (Kudüs'ü), sırf bu resule uyanla gerisin geri döneni bilelim diye kıble yaptık. Bu, Allah'ın doğru yolda olduklarını onayladığı kişilerin dışındakilere kesinlikle ağır gelir. Allah, (Kabe'nin tekrar kıble olacağına dair) inancınızı boşa çıkaracak değildir. Allah, insanlara karşı pek şefkatli ve ikramı bol olandır.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
İşte böyle! Sizi merkez toplum yaptık ki insanlara örnek olasınız, Kitabımız da yanınızda olsun. Yönelmekte olduğun kıbleyi (Beyt-i Makdis'i), sırf elçimize uyanla ona sırt çevireni bilelim diye, yaptık. Onun değişmesi, Allah'ın doğru yolda olduğunu onayladıklarından başkasına ağır gelir. Allah,(Kabe'nin tekrar kıble olacağına dair) inancınızı boşa çıkaracak değildir. İnsanlara pek şefkatli ve iyiliği bol olan Allah'tır.
Nitekim, insanlara şahit olmanız, Peygamber’in de size şahit olması için sizi vasat/adil/hayırlı bir ümmet kıldık. Senin üzerinde bulunduğun kıbleyi ise sırf peygambere uyanları, ökçesi üzerinde geri dönenlerden ayırt edelim diye kıble yaptık. Allah’ın doğru yolu gösterdiklerinden başkası için bu çok ağır bir şeydir. Allah sizin imanınızı (namazınızı) zayi edecek değildir. Allah insanlara çok şefkatli ve merhametlidir.
Nitekim, insanlara şahit olmanız, Peygamber'in de size şahit olması için sizi vasat /adil bir ümmet kıldık. Senin üzerinde bulunduğun kıbleyi ise sırf peygambere uyanları, ökçesi üzerinde dönenlerden ayırt edelim diye kıble yaptık. Allah'ın doğru yolu gösterdiklerinden başkası için bu çok ağır bir şeydir. Allah sizin imanınızı zayi edecek değildir. Allah insanlara çok şefkatli ve merhametlidir.
İşte böyle! Biz sizi, insanlar üstüne tanık olasınız, resul de sizin üstünüze tanık olsun diye, orta yolu izleyen bir ümmet yaptık. Biz, eskiden üzerinde olduğunu kıble haline getirdik ki resule uyanı, ökçesi üstüne gerisin geri dönenden ayıralım. Bu, Allah'ın kılavuzluk ettikleri dışındakilere gerçekten zor gelecektir. Ama Allah imanınızı işe yaramaz hale getirmeyecektir. Şu da bir gerçek ki, Allah öncelikle insanlara karşı çok acıyıcı, çok merhametlidir.