Diyanet İşleri
Hiçbir ümmet, kendi ecelinin önüne geçemez, onu geciktiremez de.
Mü'minûn suresi
Mü'minûn suresi, 43. ayet. مَا تَسْبِقُ مِنْ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسْتَـْٔخِرُونَ
mâ tesbiḳu min ümmetin ecelehâ vemâ yeste'ḫirûn.
Hiçbir ümmet, kendi ecelinin önüne geçemez, onu geciktiremez de.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sonraki nesiller ve peygamberleri Mü'minûn 31–44 3
Allah, "Yakın zamanda mutlaka pişman olacaklardır!" dedi.
Derken onları o korkunç ses, kaçınılmaz olarak kıskıvrak yakalayıverdi de kendilerini çör çöp yığını haline getirdik. Zalimler topluluğu, Allah'ın rahmetinden uzak olsun!
Sonra bunların arkalarından başka nesiller yarattık.
Hiçbir ümmet, kendi ecelinin önüne geçemez, onu geciktiremez de.
Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete kendi peygamberi geldikçe, onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından helak ettik ve onları birer ibretli hikaye yaptık. Artık inanmayan bir kavim, Allah'ın rahmetinden uzak olsun!
(45-46) Sonra Musa ve kardeşi Harun'u mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun ve ileri gelenlerine peygamber olarak gönderdik de (onlar) büyüklük tasladılar ve kendilerini büyük görüp böbürlenen bir topluluk oldular.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 42–43. ayetler için yazılmıştır.
42-43. Yani bu inatçı ve yalanlayıcılardan sonra başka nesiller var ettik. Her bir ümmetin belli bir süresi, sınırlandırılmış bir vadesi vardır. Ne ondan öne geçebilir, ne de ondan geriye kalabilirler.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Yalanlayan bu ümmetlerden herhangi biri, hangi vesilelere sahip olursa olsun; helak edilmeleri için belirlenmiş olan vaktin önüne geçemez ve onu geciktiremez.
Aynı kök: سبق (37 geçiş) · Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş)
Hiçbir toplum ecelini geçemez ve ondan geri de kalamaz.
Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ecel
Her milletin belli bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.
Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ecel
De ki: "Allah dilemedikçe, ben kendime bile ne bir zarar, ne de fayda verme gücüne sahibim. Her milletin bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne…
Aynı kök: سبق (37 geçiş) · Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Ortak kavram: Ecel
Rabbin tarafından daha önce söylenmiş bir hüküm ve belirlenmiş bir süre olmasaydı, onlar da hemen cezalandırılırlardı.
Aynı kök: سبق (37 geçiş) · Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Ortak kavram: Ecel
Onlar, kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer (azabın) belli bir süreye kadar (ertelenmesi ile…
Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Ortak kavram: Ecel
Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip…
Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet
Bunların bir de ümmi takımı vardır; Kitab'ı (Tevrat'ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar.
Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet
Bir zaman Rabbi İbrahim'i birtakım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: "Ben seni insanlara önder…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Hiçbir ümmet, ecelinin önüne geçemez ve onu geciktiremez. dipnot 1
herhangi bir toplum sonu yasayla belirlenmiş süresini ne savuşturabilir, ne de erteleyebilir.
çünkü hiçbir ümmet kendi süresini ne öne alabilir; ve ne de geciktirebilir.
Hiçbir topluluk ne ömrünü aşabilir, ne de erken gidebilir!
Ümmetlerden hiçbiri, kendisine tesbit edilmiş eceli ne öne alabilir, ne erteleyebilir.
Hiçbir ümmet, ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.
Hiçbir topluluk, belirlenmiş süresini öne alamaz ve erteleyemez.
Hiçbir ümmet, ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.
Hiçbir toplum kendisi için belirlenmiş süreyi çabuklaştıramaz, geciktiremez.
Hiç bir toplum kendisi için belirlenmiş süreyi çabuklaştıramaz, geciktiremez.
Hiç bir ümmet ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.
Hiç bir ümmet, ecelini sebkedemez ve geriletemezler
Hiçbir ümmet dipnot 1 ecelini dipnot 2 öne alamaz ve erteleyemez.
Hiçbir ümmet dipnot 1 ecelini dipnot 2 öne alamaz ve erteleyemez.
Hiçbir ümmet dipnot 1 ecelini dipnot 2 öne alamaz ve erteleyemez.
Ümmetlerden hiçbiri, kendisine tesbit edilmiş eceli ne öne alabilir, ne erteleyebilir.
Hiçbir ümmet (helakleri için mukadder) vaktini beriye getiremeyeceği gibi (bundan) geri de kalamazlar.
Hiç bir ümmet, kendi süresini öne de alamaz, geriye de bırakamaz.
(2, 23, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44) Kesin olan şu ki, Nuh’u kavmine gönderdik ve kavmine dedi ki Ey kavmim, Allah’a ibadet edin, O’ndan başka size ilah yok. Sakınmıyor musunuz? Kavminin ileri gelen kafirleri dediler ki; Ne ki bu? Sizin gibi bir beşer , sizin üzerinizde bir üstün olma / fazilet arayışı var , Allah isteseydi melek indirirdi , biz evvelki babalarımızdan böyle bir şey işitmedik. O sadece cinlenmiş bir adam belli bir süre onu gözleyin. Nuh dedi ki Rabbim yalanlamalarına dair bana yardım et, biz de O’na gözümüz önünde ve vahiylerimizle bir gemi yap diye vahyettik, emrimiz geldiğinde ve tandır kaynayıp taşınca da her bir türden birer çift alarak ona yükle ve sözümüzden / azaptan etkilenecek olanlar hariç yakın çevreni de yükle, zalimlerle de asla muhatap olma, ki onlar boğularak ölecekler diye vahyet tik, sen ve beraberindekiler gemiye yerleştiğiniz de / istiva ettiğinizde deyin ki “Bizi zalim kavimden kurtaran Allah’a hamdolsun” ve deki “Rabbim bereketli / mübarek bir iniş yerine indir , sen en hayırlı indiricisin” İşte bunda ayetler vardır , biz, imtihan edendik. Sonra onların ardından başka nesiller inşa ettik, onlara kendilerinden olan Resuller gönderdik, Allah’a ibadet edin, O’ndan başka size ilah yok , sakınmıyor musunuz? (Resullerin ortak söylemi) Kavmin ileri gelen kafirleri ve ahiret ile buluşmayı yalanlayanlar ve dünya hayatında refah içinde ettiklerimiz (ahiret inanıp ta ahiret varmış gibi davranmamak onu yalanlamaktır) dediler ki; Ne ki bu? Sizin gibi bir beşer (aynı Nuh AS kavmi gibi dediler) O da sizin yediklerinizden yiyor sizin içtiklerinizden içiyor, sizin gibi bir beşere mi tabi oluyorsunuz? İşte o zaman tam olarak hasara uğramış olursunuz, öldüğünüzde toprak ve kemik olduğunuzda siz çıkarılacaksınız diye mi vaat ediyor? Ne kadar uzak / heyhat ki heyhat size vaat edilen (çok uzak bir ihtima l) Sadece dünya hayatımız vardır ölür ve yaşarız tekrar diriliş bize yoktur , O da Allah’a yalanı iftira eden bir adamdır , Ona iman edecek değiliz dediler. Resul dedi ki Rabbim bana, onların yalanlamalarına dair yardım et , Allah dedi ki Az kaldı pişman olanlar / nedamet getirenler olacaklar , gerçek bir ses onları yakaladı aldı , onlar çer çöp yaptık , zalim kavim uzak olsun! Sonra onların ardından başkaca nesiller inşa ettik. Hiçbir topluluk süresini geçemez yahut erteleteme , s onra ard arda elçiler göndeririz , her bir topluluğa elçilerimiz geldiğinde onu yalanladılar, onlardan bazıları bazılarına uydurduk / tabi ettirdik onlara hadiseler haline getirdik , iman etmeyen kavim uzak olsun!
Hiçbir ümmet, ecelinin önüne geçemez ve onu geciktiremez.
Hiçbir ümmet, ne süresinden ileri geçebilir, ne de geri kalabilir.
Hiçbir toplum, ecelinin ilerisine geçemez, gerisinde de kalamaz dipnot 1 .
Bir toplum dipnot 1 ecelini ne öne alabilir, ne de geciktirebilir.
Hiç bir toplum ecelini ne öne alabilir ne de geri alabilir.
Hiç bir toplum süresini ne öne alabilir ne de geri bırakabilir.
Hiçbir ümmet ne süresinden ileri geçebilir ne de geri kalır.
No people or nation can predate their set period of time nor can they postdate it either -includes: span of prosperity, of misery, of other conditions as well as that of life -
no community can advance or delay its time-
No people can hasten their term, nor can they delay (it).
No nation can outstrip its term, nor can it put it back.
No nation can advance its appointed time nor can they delay it.
No nation can advance their term, nor can they delay it.
No nation can advance its time nor can it defer it.
No community can go ahead of its appointed time (and thus manage to escape their doom) nor can they remain behind (it, or delay it).
no nation outstrips its term, nor do they put it back.
No nation can advance its pre-determined fate, nor delay it.
No nation can anticipate its appointed time, nor keep it back.
No nation can hasten its appointed time, nor can it delay.
No nation shall be punished before their determined time; neither shall they be respited after.
Then after them We brought forth other generations.
In no way does any nation outstrip its term, and in no way are they able to postpone.
No nation can outstrip its term, nor yet postpone it.
No nation can live beyond its allotted time, or lag behind.
[for, ] no community can ever forestall [the end of] its term - and neither can they delay [its coming].
No people can advance their doom, nor can they delay it.
No nation can hasten its appointed time, nor can it delay.
No community can advance its predetermined fate, nor delay it.
No nation will precede its time [of termination], nor will they remain [thereafter].
No community outstrips its term, nor will they defer.
No nation can advance its term, nor delay it. (The Laws of the rise and fall of nations are unchangeable (7:34), (13:38), (15:5)).
No nation can quicken its term, nor can it delay (it).
No community can go ahead of its appointed time, nor can they become late.
No nation can hasten its appointed time, nor can it delay.