Mü'minûn suresi

Mü'minûn suresi, 43. ayet

Mü'minûn suresi, 43. ayet. مَا تَسْبِقُ مِنْ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسْتَـْٔخِرُونَ

mâ tesbiḳu min ümmetin ecelehâ vemâ yeste'ḫirûn.

Diyanet İşleri

Hiçbir ümmet, kendi ecelinin önüne geçemez, onu geciktiremez de.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mü'minûn 40–46 · surenin 43. ayeti / 118

Konu Sonraki nesiller ve peygamberleri Mü'minûn 31–44 3

  1. Mü'minûn 40

    Allah, "Yakın zamanda mutlaka pişman olacaklardır!" dedi.

  2. Mü'minûn 41

    Derken onları o korkunç ses, kaçınılmaz olarak kıskıvrak yakalayıverdi de kendilerini çör çöp yığını haline getirdik. Zalimler topluluğu, Allah'ın rahmetinden uzak olsun!

  3. Mü'minûn 42

    Sonra bunların arkalarından başka nesiller yarattık.

  4. 43

    Hiçbir ümmet, kendi ecelinin önüne geçemez, onu geciktiremez de.

  5. Mü'minûn 44

    Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete kendi peygamberi geldikçe, onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından helak ettik ve onları birer ibretli hikaye yaptık. Artık inanmayan bir kavim, Allah'ın rahmetinden uzak olsun!

  6. Mü'minûn 45–46

    (45-46) Sonra Musa ve kardeşi Harun'u mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun ve ileri gelenlerine peygamber olarak gönderdik de (onlar) büyüklük tasladılar ve kendilerini büyük görüp böbürlenen bir topluluk oldular.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 42–43. ayetler için yazılmıştır.

42-43. Yani bu inatçı ve yalanlayıcılardan sonra başka nesiller var ettik. Her bir ümmetin belli bir süresi, sınırlandırılmış bir vadesi vardır. Ne ondan öne geçebilir, ne de ondan geriye kalabilirler.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Yalanlayan bu ümmetlerden herhangi biri, hangi vesilelere sahip olursa olsun; helak edilmeleri için belirlenmiş olan vaktin önüne geçemez ve onu geciktiremez.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. مَا ma
  2. تَسْبِقُ tesbiku ileri geçemez kök: سبق
  3. مِنْ min hiçbir
  4. أُمَّةٍ ummetin ümmet kök: امم
  5. أَجَلَهَا eceleha süresinden kök: اجل
  6. وَمَا ve ma ve
  7. يَسْتَـْٔخِرُونَ yeste'hirune geri kalamaz kök: اخر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سبق (37 geçiş) · Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş)

    Hiçbir toplum ecelini geçemez ve ondan geri de kalamaz.

  • Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ecel

    Her milletin belli bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.

  • Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ecel

    De ki: "Allah dilemedikçe, ben kendime bile ne bir zarar, ne de fayda verme gücüne sahibim. Her milletin bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne…

  • Aynı kök: سبق (37 geçiş) · Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Ortak kavram: Ecel

    Rabbin tarafından daha önce söylenmiş bir hüküm ve belirlenmiş bir süre olmasaydı, onlar da hemen cezalandırılırlardı.

  • Aynı kök: سبق (37 geçiş) · Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Ortak kavram: Ecel

    Onlar, kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer (azabın) belli bir süreye kadar (ertelenmesi ile…

  • Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Ortak kavram: Ecel

    Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip…

  • Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    Bunların bir de ümmi takımı vardır; Kitab'ı (Tevrat'ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar.

  • Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    Bir zaman Rabbi İbrahim'i birtakım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: "Ben seni insanlara önder…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

herhangi bir toplum sonu yasayla belirlenmiş süresini ne savuşturabilir, ne de erteleyebilir.

Muhammed Esed

çünkü hiçbir ümmet kendi süresini ne öne alabilir; ve ne de geciktirebilir.

Ahmed Hulusi

Hiçbir topluluk ne ömrünü aşabilir, ne de erken gidebilir!

Ali Bulaç

Ümmetlerden hiçbiri, kendisine tesbit edilmiş eceli ne öne alabilir, ne erteleyebilir.

Ali Özek ve heyeti

Hiçbir ümmet, ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.

Ali Rıza Safa

Hiçbir topluluk, belirlenmiş süresini öne alamaz ve erteleyemez.

Bayraktar Bayraklı

Hiçbir ümmet, ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.

Edip Yüksel

Hiçbir toplum kendisi için belirlenmiş süreyi çabuklaştıramaz, geciktiremez.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Hiç bir toplum kendisi için belirlenmiş süreyi çabuklaştıramaz, geciktiremez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hiç bir ümmet ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hiç bir ümmet, ecelini sebkedemez ve geriletemezler

Gültekin Onan

Ümmetlerden hiçbiri, kendisine tesbit edilmiş eceli ne öne alabilir, ne erteleyebilir.

Hasan Basri Çantay

Hiçbir ümmet (helakleri için mukadder) vaktini beriye getiremeyeceği gibi (bundan) geri de kalamazlar.

İbni Kesir

Hiç bir ümmet, kendi süresini öne de alamaz, geriye de bırakamaz.

Mehmet Alagaş

(2, 23, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44) Kesin olan şu ki, Nuh’u kavmine gönderdik ve kavmine dedi ki Ey kavmim, Allah’a ibadet edin, O’ndan başka size ilah yok. Sakınmıyor musunuz? Kavminin ileri gelen kafirleri dediler ki; Ne ki bu? Sizin gibi bir beşer , sizin üzerinizde bir üstün olma / fazilet arayışı var , Allah isteseydi melek indirirdi , biz evvelki babalarımızdan böyle bir şey işitmedik. O sadece cinlenmiş bir adam belli bir süre onu gözleyin. Nuh dedi ki Rabbim yalanlamalarına dair bana yardım et, biz de O’na gözümüz önünde ve vahiylerimizle bir gemi yap diye vahyettik, emrimiz geldiğinde ve tandır kaynayıp taşınca da her bir türden birer çift alarak ona yükle ve sözümüzden / azaptan etkilenecek olanlar hariç yakın çevreni de yükle, zalimlerle de asla muhatap olma, ki onlar boğularak ölecekler diye vahyet tik, sen ve beraberindekiler gemiye yerleştiğiniz de / istiva ettiğinizde deyin ki “Bizi zalim kavimden kurtaran Allah’a hamdolsun” ve deki “Rabbim bereketli / mübarek bir iniş yerine indir , sen en hayırlı indiricisin” İşte bunda ayetler vardır , biz, imtihan edendik. Sonra onların ardından başka nesiller inşa ettik, onlara kendilerinden olan Resuller gönderdik, Allah’a ibadet edin, O’ndan başka size ilah yok , sakınmıyor musunuz? (Resullerin ortak söylemi) Kavmin ileri gelen kafirleri ve ahiret ile buluşmayı yalanlayanlar ve dünya hayatında refah içinde ettiklerimiz (ahiret inanıp ta ahiret varmış gibi davranmamak onu yalanlamaktır) dediler ki; Ne ki bu? Sizin gibi bir beşer (aynı Nuh AS kavmi gibi dediler) O da sizin yediklerinizden yiyor sizin içtiklerinizden içiyor, sizin gibi bir beşere mi tabi oluyorsunuz? İşte o zaman tam olarak hasara uğramış olursunuz, öldüğünüzde toprak ve kemik olduğunuzda siz çıkarılacaksınız diye mi vaat ediyor? Ne kadar uzak / heyhat ki heyhat size vaat edilen (çok uzak bir ihtima l) Sadece dünya hayatımız vardır ölür ve yaşarız tekrar diriliş bize yoktur , O da Allah’a yalanı iftira eden bir adamdır , Ona iman edecek değiliz dediler. Resul dedi ki Rabbim bana, onların yalanlamalarına dair yardım et , Allah dedi ki Az kaldı pişman olanlar / nedamet getirenler olacaklar , gerçek bir ses onları yakaladı aldı , onlar çer çöp yaptık , zalim kavim uzak olsun! Sonra onların ardından başkaca nesiller inşa ettik. Hiçbir topluluk süresini geçemez yahut erteleteme , s onra ard arda elçiler göndeririz , her bir topluluğa elçilerimiz geldiğinde onu yalanladılar, onlardan bazıları bazılarına uydurduk / tabi ettirdik onlara hadiseler haline getirdik , iman etmeyen kavim uzak olsun!

Rowwad Tercüme Merkezi

Hiçbir ümmet, ecelinin önüne geçemez ve onu geciktiremez.

Süleyman Ateş

Hiçbir ümmet, ne süresinden ileri geçebilir, ne de geri kalabilir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir toplum dipnot 1 ecelini ne öne alabilir, ne de geciktirebilir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    TOPLUM(ümmet) ve TOPLULUK(kavim) çeviril yapılmıştır. Çünkü ümmet bir liderin etrafında toplanma bilincinde olan topluluk iken KAVİM için bir liderin etrafında toplanma zorunluluğu yok. ÜMMET'in hamuru maruf ve din iken KAVİM, ırk, aynı zaman diliminde aynı coğrafyayı paylaşma gibi irade dışı kaynaklardan besleniyor. Hangi kavme üye olduğunuzu siz seçemiyorsunuz ama hangi ümmete dahil olacağınız tercihi kişinin iradesinde. İşte bu önemli detay nedeniyle çeviriye bu farkı mutlaka yansıtmamız ve meal çalışmasının tamamını elden geçirmemiz gerekir. Ben ÜMMET VE KAVİM geçen bütün ayetlere gerekli düzenleme tekliflerini yaptım ve yapıyorum. Lütfen onay makamı olarak tekliflerimi bu açıklama ışığında değerlendiriniz. En önemli delil :Nahl 16/120 ve Enam 6/38, Kavim ve Ümmet kelimelerinin aynı cümle içinde kullanıldığı ayet Araf 7/159

Şaban Britch

Hiç bir toplum ecelini ne öne alabilir ne de geri alabilir.

Şaban Piriş

Hiç bir toplum süresini ne öne alabilir ne de geri bırakabilir.

Yaşar Nuri Öztürk

Hiçbir ümmet ne süresinden ileri geçebilir ne de geri kalır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

No people or nation can predate their set period of time nor can they postdate it either -includes: span of prosperity, of misery, of other conditions as well as that of life -

Abdul Haleem

no community can advance or delay its time-

Abdullah Yusuf Ali

No people can hasten their term, nor can they delay (it).

Abul A'la Maududi

No nation can outstrip its term, nor can it put it back.

Aisha Bewley

No nation can advance its appointed time nor can they delay it.

Al-Hilali & Khan

No nation can advance their term, nor can they delay it.

Ali Quli Qarai

No nation can advance its time nor can it defer it.

Amatul Rahman Omar

No community can go ahead of its appointed time (and thus manage to escape their doom) nor can they remain behind (it, or delay it).

Arthur John Arberry

no nation outstrips its term, nor do they put it back.

Bijan Moeinian

No nation can advance its pre-determined fate, nor delay it.

E. Henry Palmer

No nation can anticipate its appointed time, nor keep it back.

Edip-Layth

No nation can hasten its appointed time, nor can it delay.

George Sale

No nation shall be punished before their determined time; neither shall they be respited after.

Hamid S. Aziz

Then after them We brought forth other generations.

Mahmoud Ghali

In no way does any nation outstrip its term, and in no way are they able to postpone.

Marmaduke Pickthall

No nation can outstrip its term, nor yet postpone it.

Mohamed Ahmed - Samira

No nation can live beyond its allotted time, or lag behind.

Muhammad Asad

[for, ] no community can ever forestall [the end of] its term - and neither can they delay [its coming].

Mustafa Khattab

No people can advance their doom, nor can they delay it.

Progressive Muslims

No nation can hasten its appointed time, nor can it delay.

Rashad Khalifa

No community can advance its predetermined fate, nor delay it.

Sahih International

No nation will precede its time [of termination], nor will they remain [thereafter].

Sam Gerrans

No community outstrips its term, nor will they defer.

Shabbir Ahmed

No nation can advance its term, nor delay it. (The Laws of the rise and fall of nations are unchangeable (7:34), (13:38), (15:5)).

Syed Vickar Ahamed

No nation can quicken its term, nor can it delay (it).

Taqi Usmani

No community can go ahead of its appointed time, nor can they become late.

The Monotheist Group

No nation can hasten its appointed time, nor can it delay.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 43. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 43. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mü'minûn suresi, 43. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩