Diyanet İşleri
O gün vay yalanlayanların haline!
Mürselât suresi
Mürselât suresi, 24. ayet. وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
O gün vay yalanlayanların haline!
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yaratılıştaki deliller Mürselât 16–28 3
(21-22) Sonra onu belli bir süreye kadar sağlam bir yerde (ana rahminde) tuttuk.
Sonra da ona ölçülü bir biçim verdik. Biz ne güzel biçim verenleriz!
O gün vay yalanlayanların haline!
(25-26) Biz yeryüzünü dirileri de ölüleri de toplayan (bir yurt) yapmadık mı?
Orada sabit yüce dağlar yaratmadık mı, size tatlı bir su içirmedik mi?
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 20–24. ayetler için yazılmıştır.
20-21. Yani ey Âdemoğulları “Biz sizi hakir bir sudan” son derece değersiz, sırt ile göğüs kemiği arasından çıkan bir sudan “yaratmadık mı? Onu sağlam bir yere” rahme “yerleştirdik.” O, orada yerleşip gelişir.
22. “Malum bir süreye” süresi tayin edilmiş bir vakte “kadar.”
23. “Bunu biz takdir ettik.” Yani Biz, o ceninin o karanlıklar içerisinde kalmasını takdir ettik ve bunun tedbirini aldık. Onu nutfeden bir kan damlacığına, ondan da bir lokmacık ete dönüştürdük. Sonunda Allah onu bir bedene döndürdü ve sonra da ona ruh üfledi. Bundan önce ölenler de vardır.
"ki ne güzel takdir edenleriz Biz!” Bununla Yüce Allah, kendi mukaddes zatını kastetmektedir. Çünkü O’nun takdiri, hikmetine tabidir ve hamde lâyıktır.
24. “O gün” Allah kendilerine ayetleri açıkladığı, ibret ve apaçık delilleri gösterdiği halde “yalanlayanların vay haline!”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
O gün; helak, azap ve hüsran Allah’ın kudretini yalanlayanların üzerine olsun!
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!
O gün vay haline (bu) hakikatı yalanlayanların!
O Gün vay haline hakikati yalanlayanların!
O süreçte yalanlayanların vay haline!
O gün, yalanlayanların vay haline.
O gün (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
Yalanlayanların; o gün, vay başlarına gelene!
O gün, yaratanını inkar edenlerin vay haline!
Yalanlayanların vay haline o gün!
Yalanlayanların vay haline o gün!
O gün yalan diyenlerin vay haline!
Vay haline o gün yalan diyenlerin
O Gün, yalanlayanların vay haline!
İzin Günü, yalanlayanların vay haline!
İzin Günü, yalanlayanların vay haline!
O gün, yalanlayanların vay haline.
(Kudretimizi) yalan sayanların vay o gün haaline!
Vay haline o gün, yalanlayanların.
(20-28) Biz sizi basit / hakir bir sudan yaratmadık mı? Onu da (o suyu da) Belli bir kader / takdir, sınırlı süre boyunca sağlam bir yerde tutmadık mı? Evet biz takdir ettik. Ne güzel bir takdir ediciyiz. O gün yalanlayanların vay haline! Yeri / Arzı dirilere ve de ölülere bir arada kalma alanı yapmadık mı? Onda (arzda) sabit eler, yükseltiler yapmadık mı? Berrak içilebilir sudan size pay vermedik mi? O gün yalanlayanların vay haline!
O gün yalanlayanların vay haline!
Yalanlayanların vay haline o gün!
O gün (doğrular karşısında) yalan söyleyip durmuş olanların vay haline!
O gün yalancılar çok çekecekler.
Vay haline o gün, yalanlayanların!
Vay haline o gün, yalanlayanların!
Vay başına o gün, yalanlayanların!
Woe then, to those who looked upon the truth as an intentional assertion of falsehood.
Woe, on that Day, to those who denied the truth!
Ah woe, that Day! to the Rejecters of Truth!
Woe on that Day to those that give the lie to the Truth! dipnot 1
On that Day, woe to the deniers!
Woe that Day to the deniers (of the Day of Resurrection)!
Woe to the deniers on that day!
On that day woe shall befall those who belie (the truth).
Woe that day unto those who cry it lies!
Sorrow and pity on that day to the rejecters of the truth.
Woe on that day for those who say it is a lie!
Woes on that day to the deniers.
On that day, woe be unto those who accused the prophets of imposture!
Woe on that day to the rejecters.
Upon that Day woe to the beliers!
Woe unto the repudiators on that day!
Alas the woe that day for those who deny!
Woe, on that Day unto those who give the lie to the truth!
Woe on that Day to the deniers!
Woe on that Day to the disbelievers!
Woe on that day to the rejectors.
Woe, that Day, to the deniers.
Woe, that day, to the deniers!
Anguish on that Day for those who deny the Truth in practice!
And, woe (sorrow and suffering), that Day for those (people) who reject the Truth.
Woe that Day to the deniers!
Woe on that Day to the disbelievers!