Mürselât suresi

Mürselât suresi, 34. ayet

Mürselât suresi, 34. ayet. وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.

Diyanet İşleri

O gün vay yalanlayanların haline!

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mürselât 31–37 · surenin 34. ayeti / 50

Konu Yalanlayanların karşılığı Mürselât 29–40 3

  1. Mürselât 31

    (30-31) "Üç kola ayrılmış gölgeye gidin ki, o ne gölgelendirir ne de alevden korur."

  2. Mürselât 32

    Şüphesiz cehennem, her biri saray büyüklüğünde kıvılcımlar saçar.

  3. Mürselât 33

    Bunlar sanki birer kızıl devedir.

  4. 34

    O gün vay yalanlayanların haline!

  5. Mürselât 35

    Bu, konuşamayacakları gündür.

  6. Mürselât 36

    Onlara izin de verilmez ki, özür dilesinler.

  7. Mürselât 37

    O gün vay yalanlayanların haline!

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 29–34. ayetler için yazılmıştır.

29 - 34. Yalancı günahkârlar için hazırlanıp onlara: “vay hallerine!” dedirten hususlardan birisi de Kıyamet gününde onlara söylenecek olan şu sözlerdir: “Haydi gidip yalanlamakta olduğunuz (o azaba) girin!” Daha sonra bu, şu buyruklarla açıklanmaktadır:

“Gidip üç kola ayrılmış bir gölgeye girin.” Yani ortasından üç kol, ateşten üç parça beliren, gidip gelen ve onunla bir arada bulunan cehennem ateşinin gölgesine gidin. Ancak “o, ne gölgelendirir.” Onda ne rahat, ne de huzur vardır. “ne de alevlere karşı” orada kalana bir “fayda sağlar.” Aksine alevler, sağından solundan, dört bir yanından onu çepeçevre kuşatır. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “Onların üstlerinde de ateşten tabakalar vardır altlarında da.” (ez-Zümer, 39/16); “Onlara cehennemden bir döşek vardır. Üstlerinde de (ateşten) örtüler. İşte Biz zalimleri böyle cezalandırırız.” (el-Araf, 7/41)

Daha sonra Yüce Allah, cehennemdeki kıvılcımların büyüklüğüne, korkunç manzaralarına ve kötü görünüşlerine delil teşkil edecek şu ifadeleri zikretmektedir:

"O, her biri saray kadar büyük kıvılcımlar atar ki (her bir kıvılcım) kara-kızıl develeri andırır.” Kara-kızıl develer, sarıya çalan siyah renkli develerdir. Bu da cehennem ateşinin alevinin, kor ateşinin ve kıvılcımlarının karanlık ve siyah renkli olduğuna, görünüşünün dehşet verici ve oldukça da sıcak olduğuna delildir. Yüce Allah’tan ateşten kurtarıp esenliğe kavuşturmasını, oraya yakınlaştırıcı amellerden de uzak tutmasını dileriz. “O gün yalanlayanların vay haline!”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

O gün helak, azap ve hüsran Allah’ın azabını yalanlayanların üzerine olsun!

Kelimeler

3 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَيْلٌۭ veylun vay haline
  2. يَوْمَئِذٍۢ yevmeizin o gün kök: يوم
  3. لِّلْمُكَذِّبِينَ lilmukezzibine yalanlayanların kök: كذب

Keşif

Bu ayet neyle ilişkili

Bu ayeti taşıyan yazmalar 7

53 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler8

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!

Mustafa İslamoğlu

O gün vay haline (bu) hakikati yalanlayanların!

Muhammed Esed

O Gün vay haline hakikati yalanlayanların,

Ahmed Hulusi

O süreçte yalanlayanların vay haline!

Ali Bulaç

O gün, yalanlayanların vay haline.

Ali Özek ve heyeti

O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

Ali Rıza Safa

Yalanlayanların; o gün, vay başlarına gelene!

Bayraktar Bayraklı

O gün, Allah'ın uyarısını yalanlayanların vay haline!

Edip Yüksel

Yalanlayanların vay haline o gün!

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Yalanlayanların vay haline o gün!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O gün yalan diyenlerin vay haline!

Elmalılı Hamdi Yazır

Vay haline o gün yalan diyenlerin

Erhan Aktaş

O Gün, yalanlayanların vay haline!

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İzin Günü, yalanlayanların vay haline!

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İzin Günü, yalanlayanların vay haline!

Gültekin Onan

O gün, yalanlayanların vay haline.

Hasan Basri Çantay

Yalan sayanların vay o gün haaline!

İbni Kesir

Vay haline o gün, yalanlayanların.

Mehmet Alagaş

(29-50) Yalanlamış olduğunuza doğru artık girin. Üç kola ayrık gölgeye girin. Ne gölgelendirir ne de aleve karşı bir faydası vardır. Muhakkak ki O (alev), Sarı deve sürüleri gibi (akkor halatlar gibi) köşkler / kasırlar kadar yüksek kıvılcımlar saçacaktır. O gün yalanlayanların vay haline! Bugün konuşulamayacak gündür / nutkun tutulacağı gündür. Onlara İzin verilmez ki mazeret sunsunlar. O gün yalanlayanların vay haline! Ayrışım günü budur. Sizi de Evvelkileri de topladık. Eğer sizin bir planınız varsa hemen planlayın . O gün yalanlayanların vay haline! Muhakkak ki sakınanlar / muttakiler onlarda gölgedeler ve de göze başındalar. İştahlandıkları ne ise onun içinde zevklenirler . Yaptıklarınızdan / Amellerinizden dolayı afiyetle yiyin için . İhsanda bulunanların / güzel davrananların karşılığı / cezası kesinlikle böyledir. O gün yalanlayanların vay haline! Suçlular olarak sizler birazcık geçinin / metalanın yiyin O gün yalanlayanların vay haline! Eğilin / Rükû edin denildiğinde rükû etmediler. O gün yalanlayanların vay haline! Bu sözden sonra hangi söze inanacaklar ki?

Rowwad Tercüme Merkezi

O gün yalanlayanların vay haline!

Süleyman Ateş

Yalanlayanların vay haline o gün!

Süleymaniye Vakfı

O gün (doğrular karşısında) yalan söyleyip durmuş olanların vay haline!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O gün yalancılar çok çekecekler.

Şaban Britch

Vay haline o gün, yalanlayanların!

Şaban Piriş

Vay haline o gün, yalanlayanların!

Yaşar Nuri Öztürk

Vay haline o gün, yalanlayanların!

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Woe then to those who looked upon the truth as an intentional assertion of what is false.

Abdul Haleem

Woe, on that Day, to those who denied the truth!

Abdullah Yusuf Ali

Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!

Abul A'la Maududi

Woe on that Day to those that give the lie to the Truth!

Aisha Bewley

On that Day, woe to the deniers!

Al-Hilali & Khan

Woe that Day to the deniers (of the Day of Resurrection)!

Ali Quli Qarai

Woe to the deniers on that day!

Amatul Rahman Omar

On that day woe shall befall those who belie (the truth).

Arthur John Arberry

Woe that day unto those who cry it lies!

Bijan Moeinian

Sorrow and pity on that day to the rejecters of the truth.

E. Henry Palmer

Woe on that day for those who say it is a lie!

Edip-Layth

Woes on that day to the deniers!

George Sale

Woe be, on that day, unto those who accused the prophets of imposture!

Hamid S. Aziz

Woe on that day to the rejecters.

Mahmoud Ghali

Upon that Day woe to the beliers!

Marmaduke Pickthall

Woe unto the repudiators on that day!

Mohamed Ahmed - Samira

Alas the woe that day for those who deny!

Muhammad Asad

Woe on that Day unto those who give the lie to the truth –

Mustafa Khattab

Woe on that Day to the deniers!

Progressive Muslims

Woe on that Day to the disbelievers!

Rashad Khalifa

Woe on that day to the rejectors.

Sahih International

Woe, that Day, to the deniers.

Sam Gerrans

Woe, that day, to the deniers!

Shabbir Ahmed

Anguish on that Day for those who deny the Truth in practice!

Syed Vickar Ahamed

And, woe (sorrow and suffering), that Day for those (people) who reject the Truth.

Taqi Usmani

Woe that Day to the deniers!

The Monotheist Group

Woe on that Day to the disbelievers!

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mürselât suresi, 34. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mürselât suresi, 34. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mürselât suresi, 34. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  8. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩