Diyanet İşleri
Bu, konuşamayacakları gündür.
Mürselât suresi
Mürselât suresi, 35. ayet. هَٰذَا يَوْمُ لَا يَنطِقُونَ
hâẕâ yevmü lâ yenṭiḳûn.
Bu, konuşamayacakları gündür.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yalanlayanların karşılığı Mürselât 29–40 3
Şüphesiz cehennem, her biri saray büyüklüğünde kıvılcımlar saçar.
Bunlar sanki birer kızıl devedir.
O gün vay yalanlayanların haline!
Bu, konuşamayacakları gündür.
Onlara izin de verilmez ki, özür dilesinler.
O gün vay yalanlayanların haline!
Bu, hüküm ve ayırma günüdür. Sizi ve öncekileri bir araya toplamışızdır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 35–37. ayetler için yazılmıştır.
35. Yani yalanlayanlara çok çetin gelecek bu pek büyük günde yalanlayıcılar, korku ve aşırı dehşetlerinden dolayı konuşamayacaklardır.
36-37. “Onlara izin de verilmeyecek ki özür dilesinler.” Yani özür dileyecek olsalar dahi özürleri kabul olunmayacaktır: “O zulmedenlere mazeret bildirmeleri fayda vermez ve onlardan (Rablerini) razı etmeleri de istenmez.” (er-Rûm, 30/57)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kendilerine izin de verilmez ki özür bildirsinler.
Aynı kök: نطق (12 geçiş)
Dedi ki: "Hayır! Bunu şu büyükleri yapmıştır. Konuşabiliyorlarsa, onlara sorun bakalım!"
Aynı kök: نطق (12 geçiş)
Sonra eski inanç ve inatlarına döndüler ve, "Andolsun, bunların konuşmayacağını sen de bilirsin" dediler.
Aynı kök: نطق (12 geçiş)
Biz hiçbir kimseye gücünün yettiğinden fazla yük yüklemeyiz. Katımızda hakkı söyleyen bir kitab vardır. Onlar zulme, haksızlığa uğratılmazlar.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Bu (mahşer, kâfirlerin) konuşamayacağı gündür.
Bu, ağızlarını açamayacakları bir gündür;
hiçbir söz söyle(ye)meyecekleri,
Bu, konuşamayacakları gündür.
Bu, onların konuşamayacakları bir gündür.
Bu, (kâfirlerin) konuşamayacağı bir gündür.
İşte bu, konuşamayacakları gündür.
Bu, konuşamayacakları gündür.
Bu, onların konuşamayacağı bir gündür.
Bu, onların konuşamıyacağı bir gündür.
Bugün onların nutukları tutulacağı gündür.
Bugün nutukları tutulacağı gündür
Bu, konuşamayacakları gündür.
Bu, konuşamayacakları gündür.
Bu, konuşamayacakları gündür.
Bu, onların konuşamayacakları bir gündür.
Bu, (hepsinin) dillerinin tutulacağı bir gündür.
Bu; onların konuşamayacakları gündür.
(29-50) Yalanlamış olduğunuza doğru artık girin. Üç kola ayrık gölgeye girin. Ne gölgelendirir ne de aleve karşı bir faydası vardır. Muhakkak ki O (alev), Sarı deve sürüleri gibi (akkor halatlar gibi) köşkler / kasırlar kadar yüksek kıvılcımlar saçacaktır. O gün yalanlayanların vay haline! Bugün konuşulamayacak gündür / nutkun tutulacağı gündür. Onlara İzin verilmez ki mazeret sunsunlar. O gün yalanlayanların vay haline! Ayrışım günü budur. Sizi de Evvelkileri de topladık. Eğer sizin bir planınız varsa hemen planlayın . O gün yalanlayanların vay haline! Muhakkak ki sakınanlar / muttakiler onlarda gölgedeler ve de göze başındalar. İştahlandıkları ne ise onun içinde zevklenirler . Yaptıklarınızdan / Amellerinizden dolayı afiyetle yiyin için . İhsanda bulunanların / güzel davrananların karşılığı / cezası kesinlikle böyledir. O gün yalanlayanların vay haline! Suçlular olarak sizler birazcık geçinin / metalanın yiyin O gün yalanlayanların vay haline! Eğilin / Rükû edin denildiğinde rükû etmediler. O gün yalanlayanların vay haline! Bu sözden sonra hangi söze inanacaklar ki?
Bu, onların konuşamayacakları bir gündür.
Bu, konuşamayacakları gündür.
Bu, onların konuşamayacakları gündür dipnot 1 .
Bu, onların konuşamayacakları gündür.
Bu, onların konuşamayacakları bir gündür
Bu, onların konuşamayacakları bir gündür.
Konuşamayacakları gündür bu!
This is the Day they are dumbfounded and unable to talk.
On that Day they will be speechless,
That will be a Day when they shall not be able to speak.
That will be the Day on which they will not (be able to) utter a word,
This is the Day they will not say a single word,
That will be a Day when they shall not speak (during some part of it),
This is a day wherein they will not speak,
This is a day when they shall not be able to speak,
This is the day they shall not speak
On the Day of Judgment, the disbelievers will loose their ability to talk.
This is the day when they may not speak, -
This is a day when they shall not speak.
This shall be a day whereon they shall not speak to any purpose;
This is the day on which they shall not speak,
This is the Day they will not pronounce (a word),
This is a day wherein they speak not,
They will not be able to speak that day,
that Day on which they will not [be able to] utter a word,
On that Day they will not ˹be in a position to˺ speak,
This is a Day when they shall not speak.
That is the day they do not speak.
This is a Day they will not speak,
This is the day they will not speak
This is a Day when they are not able to speak.
That will be a Day when they shall not be able to speak (for parts of the Day),
This is the day when they will not speak,
This is a Day when they shall not speak.