Mutaffifîn suresi

Mutaffifîn suresi, 14. ayet

Mutaffifîn suresi, 14. ayet. كَلَّا بَلْ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِم مَّا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

kellâ bel râne `alâ ḳulûbihim mâ kânû yeksibûn.

Diyanet İşleri

Hayır, hayır! Doğrusu onların kazanmakta oldukları kalplerini paslandırmıştır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mutaffifîn 11–17 · surenin 14. ayeti / 36

Konu Siccîn ve yalanlayanlar Mutaffifîn 7–17 3

  1. Mutaffifîn 11

    (10-11) O gün yalanlayanların; hesap ve ceza gününü yalanlayanların vay haline!

  2. Mutaffifîn 12

    Onu, ancak her azgın, günahkar kimse inkar eder.

  3. Mutaffifîn 13

    Ona ayetlerimiz okununca, "Eskilerin masalları" der.

  4. 14

    Hayır, hayır! Doğrusu onların kazanmakta oldukları kalplerini paslandırmıştır.

  5. Mutaffifîn 15

    Hayır, şüphesiz onlar, kıyamet günü Rablerini görmekten mahrum bırakılacaklardır.

  6. Mutaffifîn 16

    Sonra onlar muhakkak cehenneme gireceklerdir.

  7. Mutaffifîn 17

    Sonra da onlara, "Yalanlamakta olduğunuz işte budur" denecektir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 14–17. ayetler için yazılmıştır.

14-16. Ama işledikleri kalbini örten, günahları kalbini perdeleyen kimseler böyle değildirler. Bu gibi kimselerin önünde hakkı görmelerini engelleyen perdeler vardır. İşte bundan dolayı onlar da Yüce Allah'ı görmekten perdelenmek suretiyle cezalandırılacaklardır. Tıpkı kendileri, Allah’ın âyetlerine karşı kalplerini perdeledikleri gibi.

16-17. Bu, pek büyük cezanın yanı sıra “onlar hiç şüphesiz cehennemi boylayacaklardır.” Daha sonra da onlara azarlamak maksadı ile: “İşte sizin (dünyadayken) yalanlamakta olduğunuz şey budur, denilecektir.” Yüce Allah, onların üç türlü azaplarının olduğundan söz etmektedir: Cehennem azabı, azarlama ve kınama azabı, âlemlerin Rabbini göremeyerek bu nimetten mahrum kalma azabı ki bu da O’nun, onlara gazap etmesi ve öfkelenmesi anlamına gelir. Bu azap da onlar için cehennem azabından daha ağırdır.

Bu ayet-i kerimelerin mefhumu, mü’minlerin Kıyamet gününde ve cennette Rablerini göreceklerine, O’na bakmakla zevk alacaklarına, bu zevkin diğer zevk ve lezzetlerden çok daha büyük olacağına, O’nun hitabı ile sürûr ve neş’e ile dolacaklarına, O’na yakın olmaktan ötürü mutlu olacaklarına delil teşkil etmektedir. Nitekim Yüce Allah, bu hususu Kur’ân-ı Kerîm’in birkaç âyet-i kerimesinde zikretmiş ve bu konuda Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den gelmiş nakiller de tevâtür derecesine ulaşmıştır.

Yine bu âyet-i kerimelerde günahlardan sakındırma da vardır. Çünkü günahlar, yavaş yavaş kalbi örtüp perdeler, nihâyet kalbin nuru büsbütün söner, basireti ölür. Artık onun için gerçekler tersyüz olur; batılı hak, hakkı batıl görür. Bu ise günahlara verilebilecek en büyük cezadır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Durum o yalanlayanların zannettiği gibi değildir. Bilakis, işlemiş oldukları günahlar onların akıllarına üstün gelerek onu kaplamış ve böylece kalpleriyle hakkı görememişlerdir.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. كَلَّا ۖ kella hayır
  2. بَلْ ۜ bel doğrusu
  3. رَانَ rane paslanmıştır kök: رين
  4. عَلَىٰ ala üzeri
  5. قُلُوبِهِم kulubihim kalblerinin kök: قلب
  6. مَّا ma şeyler
  7. كَانُوا۟ kanu oldukları kök: كون
  8. يَكْسِبُونَ yeksibune kazanıyor(lar) kök: كسب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Allah, sizi kasıtsız yeminlerinizden dolayı sorumlu tutmaz, fakat sizi kalplerinizin kazandığı (bile bile yaptığınız) yeminlerden sorumlu tutar.…

  • Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Yanlarına döndüğünüz zaman, kendilerini rahat bırakmanız için size Allah adıyla yemin edeceklerdir. Artık onların peşini bırakın. Çünkü onlar pistir.…

  • Aynı kök: كسب (67 geçiş)

    Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab'ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, "Bu, Allah'ın katındandır" derler. Vay ellerinin…

  • Bakara 7 olası

    Ortak kavram: Kalp

    Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.

  • Ortak kavram: Kalp

    Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem…

  • Ortak kavram: Kalp

    Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

57 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Hayır, aksine! Kazandıkları (kötülükler nedeniyle) kalplerinin üzerinde pas tutmuştur.

Mustafa İslamoğlu

Ondan daha da beter: yaptıkları yüzünden kalpleri tümüyle pas tutmuştur.

Muhammed Esed

Hayır, onların kalpleri, yaptıkları (kötülükler) ile pas tutmuştur!

Ahmed Hulusi

Hayır (asla)! Aksine yaptıklarının getirileri onların şuurlarını (bir pas gibi) örtmüştür.

Ali Bulaç

Asla, hayır; onların kazandıkları, kalpleri üzerinde pas tutmuştur.

Ali Özek ve heyeti

Hayır! Bilakis onların işlemekte oldukları (kötülükler) kalplerini kirletmiştir.

Ali Rıza Safa

Hayır, asla! Kazandıkları, yüreklerinin üzerinde pas tutmuştur.

Bayraktar Bayraklı

Hayır! Doğrusu, işledikleri günahlar, kalplerinin üzerinde pas tutmuştur.

Edip Yüksel

Doğrusu, işledikleri günahlar kalplerini kaplamış.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Doğrusu, işledikleri günahlar kalplerini kaplamış.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hayır, hayır! Onların kazançları kalplerinin üzerine pas bağlamıştır!

Elmalılı Hamdi Yazır

Hayır hayır! Fakat onların kazancları kalblerinin üzerine pas bağlamıştır

Erhan Aktaş

Hayır, hayır! Bilakis, onların yapıp ettikleri şeyler kalplerini kararttı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hayır, hayır! Bilakis, onların yapıp ettikleri şeyler kalplerini kararttı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hayır, hayır! Bilakis, onların yapıp ettikleri şeyler kalplerini kararttı.

Gültekin Onan

Asla, hayır; onların kazandıkları, kalpleri üzerinde pas tutmuştur.

Hasan Basri Çantay

Hayır (hakıykat öyle değil), bil'akis, onların kazanmakda oldukları (irtikab edegeldikleri ma'siyetler) kalblerini yenmiş (paslandırmış) dır.

İbni Kesir

Hayır; onların kazandıkları, kalblerini paslandırıp körletmiştir.

Mehmet Alagaş

(7-28) Hayır ahlaksızların / yırtıkların / füccarın kaydı / kitabı siccindedir, sen siccin nedir bilebildin mi? / idrak edebildin mi? Rakamlaşmış kitaptır, yalanlayanlara yazıklar olsun, hesap verme gününü yalanlıyorlar, azgın her günahlı onu yalanlar, ona ayetlerimiz okunduğu vakit evvelkilerin masalları / satırları derler. Hayır! bilakis yap tıklarından ötürü kalpleri pas bağlamıştır, hayır o gün onlar Rablerine bakamaz haldedirler /perdelenmişlerdir / mahcupturlar, sonra onlar kesinlikle cehenneme yollanacaklardır, sonra onlara işte yalanladığınız bu! denilecektir. Hayır iyilerin kaydı / kitabı Illiyyindedir. Sen ılliyyin nedir idrak edebildin mi? Rakamlaşmış kitaptır , y akınlaşanlar ona tanıktır / şahittir. İyiler nimetler içindedirler, koltuklar üzerinde bakarlar, nimetlerin sevinç ışıltıları olan yüzlerinden onları tanırsın, İçmeleri için mühür kapaklı içecekler sunulur , içmesi bitiminde ise misk kokusu alınır , nefsi için imrenen buna imrensin , içerik özelliği / mizacı, tesnim kaynağındandır / gözesindendir, ondan yakın kılınmış olanlar içerler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Hayır, aksine onların kazandıkları kalplerini örtmüştür.

Süleyman Ateş

Hayır, doğrusu, onların işleyip kazandıkları şeyler, kalblerinin üzerine pas olmuştur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Hayır hayır… Aslında kazançları, yürekleri üzerinde pas oluşturmuştur.

Şaban Britch

Hayır! Aksine, kazandıkları (günahlar) onların kalplerini bürümüştür.

Şaban Piriş

-Hayır! aksine, kazandıkları onların kalplerini paslandırmıştır.

Yaşar Nuri Öztürk

İşin esası o değil! Onların kazanmakta oldukları, kalplerinin üstünde pas oluşturmuştur.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

No, but what deafened their hearts' ears and made them irresponsive was the blight which their hearts acquired through their ill deeds and woeful story.

Abdul Haleem

No indeed! Their hearts are encrusted with what they have done.

Abdullah Yusuf Ali

By no means! but on their hearts is the stain of the (ill) which they do!

Abul A'la Maududi

No indeed! The truth is that their hearts have become rusted on account of their evil deeds. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, they have no good reason for regarding the meting out of rewards and punishments as unreal. What has made them say is this: Is it that their hearts have become rusty because of their sins; therefore, a thing which is thoroughly reasonable appears unreal and unreasonable to them. The explanation of this rust as given by the Prophet (peace be upon him) is as follows: When a servant commits a sin, it marks a black stain on his heart. If he offers repentance, the stain is washed off, but if he persists in wrongdoing, it spreads over the entire heart. (Musnad Ahmad, Tirmidhi, Nasai, Ibn Majah, Ibn Jarir, Hakim, Ibn Abi Hatim, Ibn Hibban and others).

Aisha Bewley

No indeed! Rather what they have earned has rusted up their hearts.

Al-Hilali & Khan

Nay! But on their hearts is the Rân (covering of sins and evil deeds) which they used to earn.[1]

Ali Quli Qarai

No indeed! Rather their hearts have been sullied by what they have been earning.

Amatul Rahman Omar

Nay (not at all so), the truth is that their (evil) deeds have rusted their hearts.

Arthur John Arberry

No indeed; but that they were earning has rusted upon their hearts.

Bijan Moeinian

Their sins have stained their heart so badly that they can not accept the reality.

E. Henry Palmer

Nay, but that which they have gained has settled upon their hearts.

Edip-Layth

No, a covering has been placed on their hearts for what they have earned.

George Sale

By no means: But rather their lusts have cast a veil over their hearts.

Hamid S. Aziz

Nay! But what they used to do has become like rust upon their heart.

Mahmoud Ghali

Not at all! No indeed, (but) whatever they were earning has overlaid on their hearts.

Marmaduke Pickthall

Nay, but that which they have earned is rust upon their hearts.

Mohamed Ahmed - Samira

No. In fact what they have been doing has rusted their hearts.

Muhammad Asad

Nay, but their hearts are corroded by all [the evil] that they were wont to do!

Mustafa Khattab

But no! In fact, their hearts have been stained by all ˹the evil˺ they used to commit!

Progressive Muslims

No, a covering has been placed on their hearts for what they have earned.

Rashad Khalifa

Indeed, their hearts have become shielded by their sins.

Sahih International

No! Rather, the stain has covered their hearts of that which they were earning.

Sam Gerrans

No, indeed! The truth is, what they earned conquered their hearts.

Shabbir Ahmed

Nay, but their hearts get corroded by what they have earned. (2:7).

Syed Vickar Ahamed

By no means! But on their hearts is the stain of (the evil, ) whatever they do!

Taqi Usmani

No! But that which they used to commit has covered their hearts with rust.

The Monotheist Group

No,a covering has been placed on their hearts for what they have earned.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mutaffifîn suresi, 14. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mutaffifîn suresi, 14. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mutaffifîn suresi, 14. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩