Diyanet İşleri
Onu, ancak her azgın, günahkar kimse inkar eder.
Mutaffifîn suresi
Mutaffifîn suresi, 12. ayet. وَمَا يُكَذِّبُ بِهِۦٓ إِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ
vemâ yükeẕẕibü bihî illâ küllü mü`tedin eŝîm.
Onu, ancak her azgın, günahkar kimse inkar eder.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Siccîn ve yalanlayanlar Mutaffifîn 7–17 3
O, yazılmış bir kitaptır.
(10-11) O gün yalanlayanların; hesap ve ceza gününü yalanlayanların vay haline!
Onu, ancak her azgın, günahkar kimse inkar eder.
Ona ayetlerimiz okununca, "Eskilerin masalları" der.
Hayır, hayır! Doğrusu onların kazanmakta oldukları kalplerini paslandırmıştır.
Hayır, şüphesiz onlar, kıyamet günü Rablerini görmekten mahrum bırakılacaklardır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 10–13. ayetler için yazılmıştır.
10-11. “O gün yalanlayanların vay haline!” Daha sonra şu buyruğu ile bunların kim olduğunu açıklamaktadır: “Onlar ki o hesap gününü yalanlarlar.” Yani Allah’ın insanların amellerinin karşılığını kendilerine vereceği gün olan o ceza (amelerin karşılık) gününü yalanlarlar.
12. “Halbuki onu” Allah’ın haram sınırlarını çiğneyen, helali aşarak harama dalmak sureti ile “haddi aşan ve çok günahkâr kimseden başkası yalanlamaz.” İşte böylesinin haddi aşması kendisini yalanlamaya iter, büyüklenmesi de hakkı reddetmesini gerektirir. Bundan dolayı şöyle buyrulmaktadır:
13. “Böylesine” hakka ve peygamberlerin getirdiklerinin doğruluğuna delil teşkil eden “âyetlerimiz okunduğunda” onları yalanlar, onlara karşı inatla durur ve: Bunlar “Öncekilerin efsaneleri” yani daha önce geçmiş olanların akıl almaz sözleri, geçip gitmiş ümmetlerin kıssalarıdır. Bunlar, Allah’tan gelmiş şeyler değildir, “der” ve büyüklenerek, inat ederek bunları söyler.
İnsaf edip de maksadı apaçık hakkı görmek olan kimselere gelince onlar, hesap gününü yalanlamazlar. Çünkü Yüce Allah’ın hesap gününün gerçekliğine dair ortaya koymuş olduğu kesin delil ve belgeler, onun kesin bir gerçek olduğunu ortaya koymaktadır. Öyle ki bu günün gerçekliği onlar için gözlerin güneşi görmesi kadar açık bir gerçektir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
O günü ancak Allah’ın sınırlarını çiğnemiş, çok günahkâr olan kimselerden başkası yalanlamaz.
Aynı kök: اثم (49 geçiş) · Aynı kök: عدو (106 geçiş)
Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size…
Aynı kök: اثم (49 geçiş) · Aynı kök: عدو (106 geçiş)
Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah'tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da, istismar etmeksizin ve zaruret…
Aynı kök: اثم (49 geçiş) · Aynı kök: عدو (106 geçiş)
Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab'lerinden bol nimet…
Aynı kök: عدو (106 geçiş)
Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin…
Aynı kök: عدو (106 geçiş)
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Aynı kök: عدو (106 geçiş)
Şüphesiz siz, içinizden Cumartesi yasağını çiğneyenleri bilirsiniz. Biz onlara, "Aşağılık maymunlar olun" demiştik.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onu günahkâr azgınlardan başkası yalanlamaz.
halbuki onu ancak haddi aşan günahkarlar yalanlar:
oysa, hak ve adalet sınırlarını ihlal edenler (ve) günaha batmış (olan)lar dışında kimse onu yalanlamaz:
Onu yaşayacağını yalnızca her haddi aşan suçlular yalanlar!
Oysa onu, 'sınır tanımaz, saldırgan', günahkar olandan başkası yalanlamaz.
Onu ancak hükümleri çiğneyen ve günaha dalan kimseler yalanlar.
Sınır tanımayan suçludan başkası onu yalanlamaz.
- Yalanlayanların vay haline o gün! Onlar yargı gününü yalanlıyorlar. Oysa o günü, aşırı gidenler ve günahkarlardan başkası yalanlamaz.
Onu ancak azgın günahkarlar yalanlar.
Onu ancak azgın günahkarlar yalanlar.
Onu ancak her bir haddini aşkın, günaha düşkün yalanlar.
Ki onu ancak her bir haddini aşgın, günaha düşgün, tekzib eder
Onu haddi aşan günahkardan başka kimse yalanlamaz.
Onu haddi aşan günahkardan başka kimse yalanlamaz.
Onu haddi aşan günahkardan başka kimse yalanlamaz.
Oysa onu, 'sınır tanımaz, saldırgan', günahkar olandan başkası yalanlamaz.
Halbuki onu haddi aşkın ve taşkın, günaha düşkün olan her kişiden başkası yalan saymaz.
Halbuki onu, azgın günahkardan başka kimse yalanlamaz.
(7-28) Hayır ahlaksızların / yırtıkların / füccarın kaydı / kitabı siccindedir, sen siccin nedir bilebildin mi? / idrak edebildin mi? Rakamlaşmış kitaptır, yalanlayanlara yazıklar olsun, hesap verme gününü yalanlıyorlar, azgın her günahlı onu yalanlar, ona ayetlerimiz okunduğu vakit evvelkilerin masalları / satırları derler. Hayır! bilakis yap tıklarından ötürü kalpleri pas bağlamıştır, hayır o gün onlar Rablerine bakamaz haldedirler /perdelenmişlerdir / mahcupturlar, sonra onlar kesinlikle cehenneme yollanacaklardır, sonra onlara işte yalanladığınız bu! denilecektir. Hayır iyilerin kaydı / kitabı Illiyyindedir. Sen ılliyyin nedir idrak edebildin mi? Rakamlaşmış kitaptır , y akınlaşanlar ona tanıktır / şahittir. İyiler nimetler içindedirler, koltuklar üzerinde bakarlar, nimetlerin sevinç ışıltıları olan yüzlerinden onları tanırsın, İçmeleri için mühür kapaklı içecekler sunulur , içmesi bitiminde ise misk kokusu alınır , nefsi için imrenen buna imrensin , içerik özelliği / mizacı, tesnim kaynağındandır / gözesindendir, ondan yakın kılınmış olanlar içerler.
Onu; ancak her azgın, günahkâr kimse yalanlar.
Onu, saldırgan, günahkardan başkası yalanlamaz.
Sınırı aşanlar ve günahkarlar dipnot 1 dışında hiç kimse, o gün hakkında yalana sarılmaz.
Saldırgan (aşırılık yapan) ve günaha düşkün olandan başkası o günü yalan saymaz.
Onu, her haddi aşan günahkârdan başkası yalanlamaz.
Onu, her haddi aşan günahkardan başkası yalanlamaz.
Onu ancak her şımarıp azmış, günaha batmış olan yalanlar.
No one denies it but a transgressing impudent sinner;
Only the evil aggressor denies it:
And none can deny it but the Transgressor beyond bounds the Sinner!
Yet none gives the lie to it except the transgressor immersed in sin;
No one denies it except for every evil aggressor.
And none can deny it except every transgressor beyond bounds, (in disbelief, oppression and disobedience to Allâh) the sinner!
and none denies it except every sinful transgressor.
No one can treat it as a lie except every sinful transgressor,
and none cries lies to it but every guilty aggressor.
No one denies the Day of Judgment except the one who is the most sinful.
but none shall call it a lie except every sinful transgressor,
None will deny it except every transgressor who knows no bounds.
And none denieth the same as falsehood, except every unjust and flagitious person:
And none deny it but the transgressors beyond bounds, the sinful one
And in no way does anyone cry lies to it except every constantly vicious transgressor.
Which none denieth save each criminal transgressor,
None denies it but the sinful transgressors.
for, none gives the lie to it but such as are wont to transgress against all that is [and are] immersed in sin:
None would deny it except every evildoing transgressor.
And none will deny it except every transgressor who knows no bounds.
None disbelieves therein except the transgressor, the sinful.
And none deny it except every sinful transgressor.
And none denies it save every sinful transgressor.
And none denies it but he who drags down his own progress by crossing the bounds of reason. (The Law of Cause and Effect easily appeals to reason).
And none can deny it except the transgressor beyond limits, the sinner!
And none denies it but every sinful transgressor.
Andnone will deny it, except every transgressor, sinner.