Diyanet İşleri
Ona dünyada iyilik verdik. Şüphesiz o, ahirette de salihlerdendir.
Nahl suresi
Nahl suresi, 122. ayet. وَءَاتَيْنَٰهُ فِى ٱلدُّنْيَا حَسَنَةً وَإِنَّهُۥ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ لَمِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ
veâteynâhü fi-ddünyâ ḥaseneh. veinnehû fi-l'âḫirati lemine-ṣṣâliḥîn.
Ona dünyada iyilik verdik. Şüphesiz o, ahirette de salihlerdendir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İbrâhim; cumartesi; hikmetle davet ve sabır Nahl 120–128 3
Sonra, şüphesiz ki Rabbin; cahillik sebebiyle kötülük yapan, sonra bunun ardından tövbe eden ve durumunu düzeltenlerden yanadır. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Şüphesiz İbrahim, Allah'a itaat eden, hakka yönelen bir önder idi. Allah'a ortak koşanlardan değildi.
O'nun nimetlerine şükreden bir önderdi. Allah, onu seçmiş ve doğru yola iletmişti.
Ona dünyada iyilik verdik. Şüphesiz o, ahirette de salihlerdendir.
Sonra da sana, "Hakka yönelen İbrahim'in dinine uy. O, Allah'a ortak koşanlardan değildi" diye vahyettik.
Cumartesi gününe saygı, ancak onda görüş ayrılığına düşenlere farz kılındı. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
(Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
122. “Biz ona dünyada bir güzellik” geniş bir rızık, güzel bir eş, salih bir zürriyet ve üstün bir ahlâk “verdik. Şüphesiz ki o, âhirette de mutlaka” üstün mevkilere sahip ve Allah’a olabildiğince yakınlaştırılmış “salihlerdendir.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Biz ona dünyada peygamberlik, güzel bir övgü ve salih evlat verdik. Elbette ahirette de, Allah Teâlâ’nın kendileri için cennette yüksek dereceler hazırladığı salih kimselerdendir.
Ortak kavram: Dünya · Ortak kavram: İhsan
Onlardan, "Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru" diyenler de vardır.
Ortak kavram: Dünya · Ortak kavram: İhsan
Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar…
Ortak kavram: Dünya · Ortak kavram: İhsan
Allah da onlara hem dünya nimetini, hem de ahiretin güzel mükafatını verdi. Allah, güzel davrananları sever.
Ortak kavram: İhsan
Hani, "Şu memlekete girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve "hıtta!" (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki,…
Ortak kavram: İhsan
Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese…
Ortak kavram: İhsan
Hayır, öyle değil! Kim "ihsan" derecesine yükselerek özünü Allah'a teslim ederse, onun mükafatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Ona dünyada güzellik vermiştik. Şüphesiz ki o, ahirette de iyilerden (olacak)tır.
Biz de bu dünyada ona iyi bir (makam) bahşettik; şu kesin ki o, ahirette de dürüst ve erdemliler arasında yer alacaktır.
Biz de bunun için o'na bu dünyada iyilik bahşettik; şüphesiz ahirette de o kendini dürüst ve erdemli kimselerin arasında bulacaktır.
Biz Ona dünyada güzellikler verdik. . . O, sonsuz gelecek yaşamda da salihlerdendir.
Ve biz ona dünyada bir güzellik verdik; şüphesiz o, ahirette de salih olanlardandır.
Ona dünyada güzellik verdik. Muhakkak ki o, ahirette de sâlihlerdendir.
Ve Ona, dünyada güzellik verdik. Kuşkusuz, O, sonsuz yaşamda da kesinlikle erdemli olanlar arasında olacaktır.
Ona dünyada güzellik verdik. Elbette o, âhirette de iyilerdendir.
Ve ona bu dünyada mutluluk verdik, ahirette ise erdemlilerle birlikte olacaktır.
Ve ona bu dünyada mutluluk verdik, ahirette ise erdemlilerle birlikte olacaktır.
Ve Biz ona dünyada bir iyilik verdik. Şüphesiz ki o, ahirette de mutlaka iyiler arasında olacaktır.
Ve biz ona hem Dünyada bir hasene verdik, hem de şüphesiz ki o Ahırette elbette salihinden
Ona dünyada iyilikler verdik ve kuşkusuz o, ahirette de salihlerdendir. dipnot 1
Ona dünyada iyilikler verdik ve kuşkusuz o, ahirette de salihlerdendir. dipnot 1
Ona dünyada iyilikler verdik ve kuşkusuz o, ahirette de salihlerdendir. dipnot 1
Ve biz ona dünyada bir güzellik verdik; şüphesiz o, ahirette de salih olanlardandır.
Biz ona dünyada bir güzellik (iyi bir hal ve mevki) vermişdik. Şübhesiz ki o, ahıretde de mutlakaa saalihlerdendir.
Dünyada ona iyilik verdik. Doğrusu o, ahirette de iyilerdendir.
(120-128) Kesinlikle İbrahim Resulullah SAV boyun eğen, birlemiş / hanif, bir kişilik bir toplum / ümmet idi, müşriklerden değil idi, O’nun n imetlerine teşekkür edendi , Onu seçmiş ve ona doğru yola yönlenmesinde rehberlik etmiştir. Ona dünya hayatında güzellik verdik, kesinlikle O ahirette de salihlerdendir. Sonra sana da Hanif İbrahim dinine / milletine uy diye /tabi ol diye vahyettik, ki o müşriklerden değildi. (Hanif; doğru yola yönelme eğilimli, cenif; doğru yoldan sapmaya eğilimli) Üzerinde ihtilaf e denlerin üzerine cumartesi günü yapıldı, kıyamet günü Rabbin aralarında karşıtlaşt ıkları / ihtilaf ettikleri konularda hükmünü verecektir. Rabbinin yoluna gerekçelerle ve güzel vaazlarla / nasihatlerle çağır / davet et, onlarla güzellikle tartış / mücadele et / cedelleş / tartış. Allah, O ki yolundan kimin saptığını ve kimin rehberlik üzere olduğunu en iyi bilendir. Eğer siz cezaya çarptıracaksanız, çaptırıldığınız cezanın benzeri ile cezaya çaptırınız, eğer ki sabreder iseniz sabredenler için O / sabretmek daha hayırlıdır. Sabret senin sabredebilmen Rabbin ancak Allah’ın sayesindedir. Onlara hüzünlenme, onların tuzaklarına karşı darlanma / daralma. Muhakkak ki Allah sakınanlarla ve güzel davrananlarla beraberdir.
Ona dünyada iyilik verdik. Şüphesiz o, ahirette de salihlerdendir.
Ona dünyada iyilik vermiştik. O, ahirette de iyilerdendir.
Ona bu dünyada bir güzellik verdik. O, ahirette de elbette iyi kimselerden olacaktır. dipnot 1
Ona bu dünyada bir güzellik verdik. O, öbür dünyada da elbette iyilerden olacaktır.
Dünyada ona iyilik vermiştik. Ahirette de o salihlerdendir.
Dünyada ona iyilik vermiştik. Ahirette de o salihlerdendir.
Dünyada ona güzellik verdik, ahirette de o mutlaka barışsever iyiler arasında yer alacaktır.
And We bestowed upon him Our prevenient and efficacious grace here and he shall be a crown to the virtuous Hereafter.
We gave him blessings in this world, and he is among the right-eous in the Hereafter.
And We gave him Good in this world, and he will be, in the Hereafter, in the ranks of the Righteous.
We bestowed good upon him in this world, and in the Hereafter he shall certainly be among the righteous.
We gave him good in this world and in the Next World he will be one of the righteous.
And We gave him good in this world, and in the Hereafter he shall be of the righteous.
We gave him good in this world, and in the Hereafter he will indeed be among the Righteous.
And We granted him great success (and all comforts) of this life, and in the Hereafter he is most surely among the righteous.
And We gave him in this world good, and in the world to come he shall be among the righteous.
I granted him the best (peace, happiness, guidance and not necessarily materialistic things) in this world and will be among the righteous ones in the Hereafter.
And we gave him in this world good things; and, verily, in the next he will be among the righteous.
We gave him good in this world, and in the Hereafter he is of the reformed ones.
And We bestowed on him good in this world; and in the next he shall surely be one of the righteous.
And We gave him in this world good things; and, verily, in the Hereafter he is among the righteous.
And We brought him in the present (life) (Literally: the lowly "life", i. e., the life of this world) a fair (reward), and surely in the Hereafter he will indeed be among the righteous.
And We gave him good in the world, and in the Hereafter he is among the righteous.
And gave him what is good in the world, and in the Hereafter he will be among the righteous and the good.
And so We vouchsafed him good in this world; and, verily, in the life to come [too] he shall find himself among the righteous.
We blessed him with all goodness in this world,[1] and in the Hereafter he will certainly be among the righteous.
And We gave him good in this world, and in the Hereafter he is of the upright ones.
We granted him happiness in this life, and in the Hereafter he will be with the righteous.
And We gave him good in this world, and indeed, in the Hereafter he will be among the righteous.
And We gave him good in the World, and in the Hereafter he will be among the righteous.
We gave him good reward in the world. And in the Hereafter he shall be among those who fully developed their personalities (actualized their potentials).
And We gave him good in this world, and in the Hereafter, he will be together with the Righteous.
We bestowed good upon him in this world; and in the Hereafter, he is among the righteous.
And We gave him good in this world, and in the Hereafter he is of the upright ones.