Nebe suresi

Nebe suresi, 4. ayet

Nebe suresi, 4. ayet. كَلَّا سَيَعْلَمُونَ

kellâ seya`lemûn.

Diyanet İşleri

Hayır, ileride bilecekler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nebe 1–7 · surenin 4. ayeti / 40

Konu Sordukları büyük haber Nebe 1–5 3

  1. Nebe 1

    Birbirlerine neyi soruyorlar?

  2. Nebe 2–3

    (2-3) Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri büyük haberi (mi)?

  3. 4

    Hayır, ileride bilecekler.

  4. Nebe 5

    Yine hayır; ileride bilecekler.

  5. Nebe 6–7

    (6-7) Biz, yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı?

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 1–5. ayetler için yazılmıştır.

1-3. Yani şu Allah’ın âyetlerini yalanlayanlar, ne hakkında soruşturup duruyorlar? Daha sonra hakkında soruşturup durdukları hususu açıklayarak şöyle buyurmaktadır: “Hakkında anlaşmazlığa düştükleri o büyük haberi.” Yani yalanlamak ve uzak bir ihtimal görmek yönünde aralarında uzun boylu ihtilafa düştükleri ve anlaşmazıkların yaygınlık kazandığı o büyük haber hakkında birbirlerine soru sorup duruyorlar.

Halbuki o, herhangi bir şüpheyi kabil olmayan ve herhangi bir tereddüdün yaklaşamayacağı bir haberdir. Ancak Rablerine kavuşacaklarını yalanlayanlar, can yakıcı azabı görmedikleri sürece kendilerine her türlü âyet, belge ve mucize gelecek olsa dahi iman etmezler. Bundan dolayı Allah, şöyle buyurmaktadır:

4-5. Azap tepelerine indiği vakit, cehenneme sürüklene sürüklene, itile kakıla götürülecekleri vakit yalanladıkları şeyin mahiyetini bileceklerdir. O vakit onlara şöyle denilecek: “İşte bu, sizin yalan saydığınız ateştir.” (et-Tûr, 52/14)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bu durum hiç de onların iddia ettiği gibi değildir. Kur'an'ı yalanlayan o kimseler, yakında yalanlamalarının kötü akıbetini öğrenecekler.

Kelimeler

2 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. كَلَّا kella hayır
  2. سَيَعْلَمُونَ seyea'lemune yakında bilecekler kök: علم

Keşif

Bu ayet neyle ilişkili

Bu ayeti taşıyan yazmalar 7

50 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler8

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Hayır! İleride (gerçeği) bilecekler!

Mustafa İslamoğlu

Evet: Bir gün (gerçeği) öğrenecekler;

Muhammed Esed

Elbette, zamanı geldiğinde (onu) anlayacaklar!

Ahmed Hulusi

Hayır, (düşündükleri gibi değil), yakında (vefat edince) bilecekler!

Ali Bulaç

Hayır; yakında bileceklerdir.

Ali Özek ve heyeti

Hayır! Anlayacaklar!

Ali Rıza Safa

Asla! Yakında öğrenecekler.

Bayraktar Bayraklı

- Hayır! İleride anlayacaklardır. Yine hayır! İleride anlayacaklardır.

Edip Yüksel

Hayır, öğreneceklerdir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Hayır, öğreneceklerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hayır, ileride bilecekler!

Elmalılı Hamdi Yazır

Hayır ileride bilecekler

Erhan Aktaş

Hayır, yakında bilecekler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hayır, yakında bilecekler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hayır, yakında bilecekler.

Gültekin Onan

Hayır; yakında bileceklerdir.

Hasan Basri Çantay

Hayır (ihtilafa ve soruşdurmıya hacet yok), ileride (onu) bilecekler.

İbni Kesir

Hayır; ilerde, bileceklerdir.

Mehmet Alagaş

(1-16) Üzerinde karşıtlaştıkları / ihtilaf ettikleri çok büyük haberden neyi soruşturuyorlar? Hayır İleride bilecekler sonra yine hayır! ileride bilecekler, biz arzı döşek, dağları kazık olarak yapmadık mı? Sizleri de çiftler halinde yarattık, (Ezvac dedi ezdad demedi, eşyada çift kutupluluk yoktur, yoktan var edilenler de çift kutupluluk vardır ezvac denilir) (Halk; eşyanın var oluşuyla alakalı cevheri konulardaki yaratmaktır, Ceale ise: Eşyanın arazi eylemine yönelik yapmaktır.) Arzı biz beşik yapmadık mı? Uykunuzu dinlenme geceyi de örtü / elbise yaptık , gündüzü geçimlik zaman yaptık , üzerinize de yedi sağlam gök bina ettik , akkor halde parlayan lamba yaptık. Sıkışmış yağmur bulutlarından hububat ve bitki / nebat çıkarmak için şarıl şarıl akan su indirdik. (Muğsirat Asr; Sıkıp suyunu çıkarmak demekti r) Dalları iç içe / sarmaş dolaş bahçeler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Hayır! Onlar yakında öğrenecekler.

Süleyman Ateş

Hayır (dedikleri gibi değil), yakında bilecekler.

Süleymaniye Vakfı

(Tartışmalarına gerek) Yok, yakında öğrenirler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yok; yakında öğreneceklerdir.

Şaban Britch

Hayır, yakında öğrenecekler.

Şaban Piriş

Hayır, yakında öğrenecekler.

Yaşar Nuri Öztürk

Hayır, sandıkları gibi değil! Yakında bilecekler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

No, but they shall soon come to know.

Abdul Haleem

They will find out.

Abdullah Yusuf Ali

Verily, they shall soon (come to) know!

Abul A'la Maududi

No indeed; dipnot 1 soon will they come to know; dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, whatever they say about the Hereafter is false, and all their concepts about it are wrong.
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, the time is not far off when the same thing about which they are expressing all sorts of meaningless doubts and misgivings, will appear before them as a reality. Then they will realize that what the Messenger (peace be upon him) had foretold was absolutely true and what they were saying on the basis of conjecture and speculation had no truth in it.

Aisha Bewley

No indeed! They will soon know!

Al-Hilali & Khan

Nay, they will come to know!

Ali Quli Qarai

No indeed! They will soon know!

Amatul Rahman Omar

It is not as they assume. They shall surely know (the truth thereof).

Arthur John Arberry

No indeed; they shall soon know!

Bijan Moeinian

Pretty soon they will find out.

E. Henry Palmer

nay, they shall know too well!

Edip-Layth

No, they will come to know.

George Sale

Assuredly they shall hereafter know the truth thereof.

Hamid S. Aziz

Verily, they shall soon come to know

Mahmoud Ghali

Not at all! They will soon know!

Marmaduke Pickthall

Nay, but they will come to know!

Mohamed Ahmed - Samira

Indeed they will come to know soon;

Muhammad Asad

Nay, but in time they will come to understand [it]!

Mustafa Khattab

But no! They will come to know.

Progressive Muslims

No, they will come to know.

Rashad Khalifa

Indeed, they will find out.

Sahih International

No! They are going to know.

Sam Gerrans

No, indeed! They will come to know!

Shabbir Ahmed

Nay, they will soon come to know.

Syed Vickar Ahamed

Surely, they shall soon know!

Taqi Usmani

Indeed they will soon know.

The Monotheist Group

No, they will come to know.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nebe suresi, 4. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nebe suresi, 4. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nebe suresi, 4. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  8. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩