Diyanet İşleri
Yine hayır; ileride bilecekler.
Nebe suresi
Nebe suresi, 5. ayet. ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ
ŝümme kellâ seya`lemûn.
Yine hayır; ileride bilecekler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sordukları büyük haber Nebe 1–5 3
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 1–5. ayetler için yazılmıştır.
1-3. Yani şu Allah’ın âyetlerini yalanlayanlar, ne hakkında soruşturup duruyorlar? Daha sonra hakkında soruşturup durdukları hususu açıklayarak şöyle buyurmaktadır: “Hakkında anlaşmazlığa düştükleri o büyük haberi.” Yani yalanlamak ve uzak bir ihtimal görmek yönünde aralarında uzun boylu ihtilafa düştükleri ve anlaşmazıkların yaygınlık kazandığı o büyük haber hakkında birbirlerine soru sorup duruyorlar.
Halbuki o, herhangi bir şüpheyi kabil olmayan ve herhangi bir tereddüdün yaklaşamayacağı bir haberdir. Ancak Rablerine kavuşacaklarını yalanlayanlar, can yakıcı azabı görmedikleri sürece kendilerine her türlü âyet, belge ve mucize gelecek olsa dahi iman etmezler. Bundan dolayı Allah, şöyle buyurmaktadır:
4-5. Azap tepelerine indiği vakit, cehenneme sürüklene sürüklene, itile kakıla götürülecekleri vakit yalanladıkları şeyin mahiyetini bileceklerdir. O vakit onlara şöyle denilecek: “İşte bu, sizin yalan saydığınız ateştir.” (et-Tûr, 52/14)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Sonra bu, onlar için kesin olacak.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sonra, şüphesiz ki ileride (gerçeği) bilecekler!
evet, evet: Bir gün (gerçeği nasılsa) öğrenecekler.
Ve bir kez daha: Elbette, zamanı geldiğinde anlayacaklar!
Yine hayır (düşündükleri gibi değil), yakında bilecekler!
Yine hayır; yakında bileceklerdir.
Yine hayır! Onlar anlayacaklar!
Yine asla! Yakında öğrenecekler.
- Hayır! İleride anlayacaklardır. Yine hayır! İleride anlayacaklardır.
Hayır, kesinlikle öğreneceklerdir.
Hayır, kesinlikle öğreneceklerdir.
Hayır, hayır, ileride bilecekler!
Hayır, hayır ileride bilecekler
Yine hayır, yakında bilecekler.
Yine hayır, yakında bilecekler.
Yine hayır, yakında bilecekler.
Yine hayır; yakında bileceklerdir.
Yine hayır, ileride bilecekler onlar.
Yine hayır; ilerde, bileceklerdir.
(1-16) Üzerinde karşıtlaştıkları / ihtilaf ettikleri çok büyük haberden neyi soruşturuyorlar? Hayır İleride bilecekler sonra yine hayır! ileride bilecekler, biz arzı döşek, dağları kazık olarak yapmadık mı? Sizleri de çiftler halinde yarattık, (Ezvac dedi ezdad demedi, eşyada çift kutupluluk yoktur, yoktan var edilenler de çift kutupluluk vardır ezvac denilir) (Halk; eşyanın var oluşuyla alakalı cevheri konulardaki yaratmaktır, Ceale ise: Eşyanın arazi eylemine yönelik yapmaktır.) Arzı biz beşik yapmadık mı? Uykunuzu dinlenme geceyi de örtü / elbise yaptık , gündüzü geçimlik zaman yaptık , üzerinize de yedi sağlam gök bina ettik , akkor halde parlayan lamba yaptık. Sıkışmış yağmur bulutlarından hububat ve bitki / nebat çıkarmak için şarıl şarıl akan su indirdik. (Muğsirat Asr; Sıkıp suyunu çıkarmak demekti r) Dalları iç içe / sarmaş dolaş bahçeler.
Sonra tekrar hayır! Yakında öğrenecekler.
Sonra hayır (dedikleri gibi değil), yakında bilecekler.
Yok yok, yakında öğrenirler!
Yok yok… Yakında bir kez daha dipnot 1 öğreneceklerdir.
Sonra, Hayır! Yakında öğrenecekler.
Sonra, Hayır, yakında öğrenecekler.
Hayır, hayır! Düşündükleri gibi değil, yakında bilecekler.
No, but indeed they shall soon come to know. Then Allah reminds them by drawing their attention to His omnipotence; He says:
In the end they will find out.
Verily, verily they shall soon (come to) know!
again, no indeed; soon will they come to know.
Again, no indeed! They will soon know!
Nay, again, they will come to know!
Again, no indeed! They will soon know!
(We say it) again, the real thing is not as they believe. They shall surely come to know (the truth thereof).
Again, no indeed; they shall soon know!
Without any doubt they will find out themselves that Resurrection and Hereafter is true.
Again, nay, they shall know too well!
No, then again, they will come to know.
Again, assuredly they shall hereafter know the truth thereof.
Verily, verily, they shall soon come to know.
Thereafter, not at all! They will soon know!
Nay, again, but they will come to know!
They will indeed come to know soon.
And once again: Nay, but in time they will come to understand!
Again, no! They will come to know.
No, then again, they will come to know.
Most assuredly, they will find out.
Then, no! They are going to know.
Then no, indeed! They will come to know!
Nay, again, they will soon come to know.
Surely, (but) surely, they shall soon know!
Again, indeed they will soon know.
No, then again, they will come to know.