Diyanet İşleri
Şüphesiz biz sizi, kişinin önceden elleriyle yaptıklarına bakacağı ve inkarcının, "Keşke toprak olaydım!" diyeceği günde gerçekleşecek olan yakın bir azaba karşı uyardık.
Nebe suresi
Nebe suresi, 40. ayet. إِنَّآ أَنذَرْنَٰكُمْ عَذَابًا قَرِيبًا يَوْمَ يَنظُرُ ٱلْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلْكَافِرُ يَٰلَيْتَنِى كُنتُ تُرَٰبًۢا
innâ enẕernâküm `aẕâben ḳarîbâ. yevme yenżuru-lmerü mâ ḳaddemet yedâhü veyeḳûlü-lkâfiru yâ leytenî küntü türâbâ.
Şüphesiz biz sizi, kişinin önceden elleriyle yaptıklarına bakacağı ve inkarcının, "Keşke toprak olaydım!" diyeceği günde gerçekleşecek olan yakın bir azaba karşı uyardık.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Rabbin hükmü ve o günün gerçeği Nebe 37–40 3
(36-38) Bunlar kendilerine; Rabbinden, göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbinden, Rahman'dan bir mükafat, yeterli bir ihsan olarak verilmiştir. Onlar, Ruh'un (Cebrail'in) ve meleklerin saf duracakları gün Allah'a hitap edemeyeceklerdir. Sadece Rahman'ın izin vereceği ve doğru söyleyecek olan kimseler konuşabilecektir.
İşte bu, hak olan gündür. Artık dileyen kimse Rabbine ulaştıran bir yol tutar.
Şüphesiz biz sizi, kişinin önceden elleriyle yaptıklarına bakacağı ve inkarcının, "Keşke toprak olaydım!" diyeceği günde gerçekleşecek olan yakın bir azaba karşı uyardık.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
40. “Şüphesiz Biz sizi yakın bir azap ile uyardık.” Çünkü bu azap size doğru gelmektedir ve gelmekte olan her şey de yakındır.
"O gün kişi kendi elleriyle işlediklerini görecek.” Yani onun için tek önemli şey amelidir. O, ona sığınmaya çalışacak. O halde bu dünya yurdunda, ebedi kalınacak yurt için neler gönderdiğine iyice baksın: “Ey iman edenler! Allah’tan korkup sakının ve herkes yarın için ne hazırladığına bir baksın. Allah’tan korkup sakının. Şüphesiz ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır...” (el-Haşr, 59/18)
Eğer hayırla karşılaşırsa Allah’a hamdetsin, başkasını bulursa kendisinden başkasını kınamasın. İşte bundan dolayı kâfirler ileri derecedeki pişmanlıklarından dolayı ölümü temenni edeceklerdir: “ve kâfir: “Ah, keşke toprak olsaydım!” diyecek.”
Yüce Allah’tan bize küfürden ve bütün kötülüklerden esenlik vermesini dileriz. O, bağışı pek bol olandır, lütuf ve kerem sahibidir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey insanlar! Biz sizi çok yakında olacak bir azaba karşı uyardık. O gün herkes, dünyada yapmış olduğu amellerine bakacak ve kâfirler azaptan kurtulmayı temenni ederek şöyle diyecekler: "Kıyamet günü hayvanlara "Artık toprak olun!" denildiği zaman keşke ben de hayvanlar gibi toprağa dönüşseydim.”
Aynı kök: مرا (38 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Hani, İmran'ın karısı, "Rabbim! Karnımdaki çocuğu sırf sana hizmet etmek üzere adadım. Benden kabul et. Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla…
Aynı kök: قدم (48 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
İçlerinden bir adama insanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele diye vahyetmemiz,…
Aynı kök: قرب (96 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
(Ey Muhammed!) İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Zira o gün zalimler, "Ey Rabbimiz! Yakın bir süreye kadar bizi ertele de senin…
Aynı kök: قرب (96 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
(Önce) en yakın akrabanı uyar.
Aynı kök: قرب (96 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Hiçbir günahkar başka bir günahkarın yükünü yüklenmez. Günah yükü ağır olan kimse, (bir başkasını), günahını yüklenmeye çağırırsa, ondan hiçbir şey…
Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
İşte bu (Kur'an) da, bereket kaynağı, kendinden öncekileri (ilahi kitapları) tasdik eden ve şehirler anasını (Mekke'yi) ve bütün çevresini (tüm…
Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
(Ey Muhammed!) De ki: "Ben size ancak bir tek şeyi, Allah için ikişer ikişer, teker teker kalkıp düşünmenizi öğütlüyorum. Arkadaşınız Muhammed'de…
Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Kendisinden önce ve sonra uyarıcıların gelip geçmiş olan Ad kavminin kardeşini (Hud'u) hatırla. Hani Ahkaf'taki kavmini, "Ancak Allah'a ibadet edin,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki biz sizi yakın bir azap ile uyardık. dipnot 1 O gün kişi önceden yaptıklarına bakacak ve kâfir (olanlar) "Ah, keşke toprak olsaydım!" diyecektir.
Kuşku yok ki Biz sizi, çok yakın bir azaba karşı uyarıyoruz: o gün kişi elleriyle takdim ettiği şeylere bakacak; ve (yeniden dirilişi) inkar eden kişi şöyle diyecek: "Ah n'olaydım, keşke bir toprak olaydım!"
Gerçek şu ki, Biz sizi yakındaki bir azaba karşı uyarmaktayız; insanın ilerisi için yapıp ettiklerini (açıkça) göreceği ve hakikati inkar edenin: "Eyvah, keşke toprak olsaydım..!" diyeceği Gün(ün azabına)!
Doğrusu biz sizi yakın bir azap (ölüm) ile uyardık! O gün kişi, ellerinin (kendine) ne takdim ettiğine bakar; hakikat bilgisini inkar eden de şöyle der "Keşke toprak olsaydım!"
Gerçekten Biz sizi yakın bir azab ile uyardık. Kişinin kendi ellerinin önceden takdim ettiklerine bakacağı gün, kafir olan da: "Ah, keşke ben bir toprak oluverseydim" diyecek.
Biz, yakın bir azap ile sizi uyardık. O gün kişi önceden yaptıklarına bakacak ve inkârcı kişi: «Keşke toprak olsaydım!» diyecektir.
Aslında, yakın bir cezayla sizi uyardık. O gün, kişi, yapmış olduklarını görecek ve nankörlük eden, şöyle diyecek: "Keşke toprak olsaydım!"
Biz, yakın bir azap ile sizi uyardık. O gün kişi önceden yaptıklarına bakacak ve kafir, "Keşke toprak olsaydım!" diyecektir.
Biz, sizi yakın bir azap ile uyarmış bulunuyoruz. O gün kişi yapmış olduklarına bakar ve inkarcı ise, "Keşke toprak olsaydım!" der.
Biz, sizi yakın bir azap ile uyarmış bulunuyoruz. O gün kişi yapmış olduklarına bakar ve inkarcı ise, 'Keşke toprak olsaydım!' der.
Çünkü Biz size yakın bir azabı ihtar ettik. O gün kişi ellerinin önceden gönderdiğine bakacak ve kafir ise: "Ah ne olurdu ben bir toprak olsaydım!" diyecektir.
Çünkü biz size yakın bir azabı ıhtar ettik, o gün ki kişi ellerinin ne takdim ettiğine bakacak ve diyecek ki kafir: ah nolaydı ben bir türab olaydım
Sizi yakın bir azapla uyardık. O gün kişi ellerinin yaptıklarıyla dipnot 1 karşı karşıya gelecek ve Kafir kimse: "Keşke toprak olsaydım." diyecek.
Sizi yakın bir azapla uyardık. O gün kişi ellerinin yaptıklarıyla dipnot 1 karşı karşıya gelecek ve Kafir kimse: "Keşke toprak olsaydım." diyecek.
Sizi yakın bir azapla uyardık. O gün kişi ellerinin yaptıklarıyla dipnot 1 karşı karşıya gelecek ve gerçeği yalanlayarak nankörlük eden kimse: "Keşke toprak olsaydım." diyecek.
Gerçekten biz sizi yakın bir azab ile uyardık. Kişinin kendi ellerinin önceden takdim ettiklerine bakacağı gün, kafir olan da: "Ah, keşke ben bir toprak oluverseydim" diyecek.
Çünkü hakıykaten biz size yakın bir azabın tehlikesini haber verdik. O gün (her) kes iki elinin önden yolladığı ne ise (ona) bakacak, kafir ise "Ah, ne olurdu ben bir toprak olaydım" diyecek.
Biz, sizi yakın bir azabla uyardık. O gün; kişi elleriyle sunduğuna bakacak. Ve kafir: Keşki ben, toprak olsaydım, diyecektir.
(37-40) Semaların ve Arzın Rabbidir, acıyandır / rahmandır, O’na hitap edebilecek yoktur, ruh ve melekler saf halinde oldukları o gün, Rahmanın izin verdikleri dışında kimse konuşamaz , O da doğruyu söyler , işte bugün de gerçektir , artık dileyen kimse Rabbine varacak yol edinsin , biz sizi yakın bir azap ile uyardık , kişi o gün eliyle ne sunduğuna bakar ve kafirler der ki keşke toprak olaydım.
Biz, sizi çok yakın bir azapla uyardık. Herkes o gün, kendi elleriyle ne yaptığına bir bakar ve kâfir olanlar da: "Keşke toprak olsaydım!" der.
Biz sizi yakın bir azab ile uyardık. O gün kişi, ellerinin (yapıp) öne sürdüğü işlere bakar ve kafir: "Keşke ben, toprak olsaydım!" der.
Biz sizi, yakın bir azapla uyardık dipnot 1 . O gün herkes, kendi elleriyle yaptıklarına bakacak dipnot 2 , kafir olan şöyle diyecektir: "Ah! Keşke toprak olsaydım! dipnot 3 "
Biz sizi böylece yakın bir azapla uyarmış olduk. O gün kişi, yaptığı her şeye bakar. Kafir olan, "Ah, keşke toprak olsaydım !" der.
Biz, sizi yakın bir azap ile uyardık. Kişi o gün, elleri ile ne sunduğuna bakar. Kâfir olan da: "Keşke toprak olsaydım!" der.
Biz, sizi yakın bir azap ile uyardık. Kişi o gün, elleri ile ne sunduğuna bakar. Kafir olan da: -Keşke toprak olsaydım! der.
Biz sizi yakın bir azap ile uyardık. Bir gündedir ki o, kişi kendi ellerinin önden gönderdiğine bakar ve küfre sapan şöyle der: "Keşke toprak olsaydım!"
We have warned you of punishment evident and quite near that deserves attention. On the day it comes to pass shall every one look at his deeds, the lawful and the lawless which his wrongful and unclean hands had committed. The infidel shall wish, then, he had remained mere dust.
We have warned you of imminent torment, on the Day when every person will see what their own hands have sent ahead for them, when the disbeliever will say, ‘If only I were dust!’
Verily, We have warned you of a Penalty near, the Day when man will see (the deeds) which his hands have sent forth, and the Unbeliever will say, "Woe unto me! Would that I were (mere) dust!"
Lo! We warn you of a chastisement near at hand; dipnot 1 the Day when a man will look on what his own hands have sent forth, and the unbelievers shall say: "Oh would that I were utter dust." dipnot 2
We have warned you of an imminent punishment on the Day when a man will see what he has done, and the kafir will say, ‘Oh, if only I were dust!’
Verily, We have warned you of a near torment - the Day when man will see that (the deeds) which his hands have sent forth, and the disbeliever will say: "Woe to me! Would that I were dust!"
Indeed We have warned you of a punishment near at hand —the day when a person will observe what his hands have sent ahead and the faithless one will say, ‘I wish I were dust!’
Verily, We have warned you of a punishment which is close at hand, a day when a person shall see what (good or evil deeds) he has sent on before (for the next life), and the disbeliever will say, `Would that I were mere dust. '
Lo, We have warned you of a nigh chastisement, upon the day when a man shall behold what his hands have forwarded, and the unbeliever shall say, 'O would that I were dust!'
I (God) have sufficiently warned you of this upcoming day of punishment. The Day of Judgment is the day that everyone will see what his two hands’ deeds have prepared for such a day. On that day the disbelievers will say: "Oh, I wish I were nothing but dust."
Verily, we have warned you of a torment that is nigh: on a day when man shall see what his two hands have sent forward; and the misbeliever shall say, 'Would that I were dust!'
I have warned you of a retribution which is close, the day when man will look at what he has brought forth and the ingrate will say, "I wish I were dust!"
Verily We threaten you with a punishment nigh at hand: The day whereon a man shall behold the good or evil deeds which his hands have sent before him; and the unbeliever shall say, would to God I were dust!
Surely We have warned you of a doom near at hand: the day when man shall see that which his two hands have sent before, and the unbeliever shall say, "O! Would that I were dust!"
Surely We have warned you of a near torment on the Day when a person will look at whatever his hands have forwarded, and the disbeliever will say, "Oh, would that I were dust!"
Lo! We warn you of a doom at hand, a day whereon a man will look on that which his own hands have sent before, and the disbeliever will cry: "Would that I were dust!"
We have indeed warned you of a calamity near at hand, a day when man will see what he had sent (of his deeds) ahead, and the unbeliever will say: "Woe alas. Ah would that I were dust!"
Verily, We have warned you of suffering near at hand - [suffering] on the Day when man shall [clearly] see what his hands have sent ahead, and when he who has denied the truth shall say, "Oh, would that I were mere dust. ..!"
Indeed, We have warned you of an imminent punishment—the Day every person will see ˹the consequences of˺ what their hands have done, and the disbelievers will cry, "I wish I were dust."[1]
I have warned you of a retribution which is close, the Day when man will look at what he has brought forth and the rejecter will Say: "I wish I were dust!"
We have sufficiently warned you about an imminent retribution. That is the day when everyone will examine what his hands have sent forth, and the disbeliever will say, "Oh, I wish I were dust."
Indeed, We have warned you of a near punishment on the Day when a man will observe what his hands have put forth and the disbeliever will say, "Oh, I wish that I were dust!"
We have warned you of a near punishment: the day a man will look on what his hands sent ahead, and the false claimer of guidance will say: “Would that I were dust!”
Behold, We warn you of a retribution near at hand. A Day when every person will see what his own hands have sent forth. And when the denier of the Truth will say, "Oh, I wish I were mere dust."
Surely, We have warned you of a penalty near— The Day when man will see (the very acts) which his hands have sent forward, and the unbelievers will say, "Misery upon me! I may as well be (mere) dust!"
We have warned you of an approaching torment (that will be inflicted) on a day when one will see what his hands have sent ahead, and the disbeliever will say, "O would that I had turned into dust."
I have warned you of a retribution which is close, the Day when man will look at what he has brought forth and the rejecter will say: "I wish I were dust!"