Diyanet İşleri
(Önce) en yakın akrabanı uyar.
Şuarâ suresi
Şuarâ suresi, 214. ayet. وَأَنذِرْ عَشِيرَتَكَ ٱلْأَقْرَبِينَ
veenẕir `aşîrateke-l'aḳrabîn.
(Önce) en yakın akrabanı uyar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu "En yakın akrabanı uyar"; şairler Şuarâ 213–227 3
Zaten bu onların harcı değildir, buna güçleri de yetmez.
Çünkü onlar (vahyi) işitmekten uzaklaştırılmışlardır.
Öyle ise sakın Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarma, sonra azaba uğratılanlardan olursun!
(Önce) en yakın akrabanı uyar.
Mü'minlerden sana uyanlara kanatlarını indir.
Eğer sana karşı gelirlerse, "Şüphesiz ben sizin yaptığınız şeylerden uzağım" de.
(217-219) Namaza kalktığında, seni ve secde edenler arasında dolaşmanı gören; mutlak güç sahibi, çok merhametli olan Allah'a tevekkül et.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
214. İnsanlar arasında sana en yakın, dini ve dünyevi iyiliklerine herkesten daha çok hak sahibi olan “en yakın akrabanı uyar!” Bu, bütün insanları uyarmakla emrolunmuş olmasına aykırı değildir. Nitekim birine bütün insanlara iyilik yapması emredilse sonra da “Yakın akrabana da iyilik et” dense, bu özel emir, o hususa fazlasıyla teşvik ve bir pekiştir olur. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de bu ilâhi emre uyarak Kureyşin tüm kollarını davet etti. Genel olarak da özel olarak da onları uyardı, gücünün yettiği kadarıyla onlara öğüt verdi, nasihat etti. Hepsini hidâyete çağırdı. Neye gücü yetiyorsa bu konuda hepsini yaptı. Nihâyet hidâyet bulan buldu, yüz çeviren de yüz çevirdi.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey Resul! Kavminden en yakın akrabalarını şirk üzerine kalmaları halinde; kendilerine Yüce Allah'ın elem verici azabının başlarına geleceği hakkında uyarıda bulun.
Aynı olay: Açık davet — Safâ tepesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi
Mü'minlerden sana uyanlara kanatlarını indir.
Aynı olay: Açık davet — Safâ tepesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi
Eğer sana karşı gelirlerse, "Şüphesiz ben sizin yaptığınız şeylerden uzağım" de.
Aynı olay: Açık davet — Safâ tepesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi
Ebu Leheb'in elleri kurusun. Zaten kurudu.
Aynı kök: عشر (27 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
(O gün Allah, şöyle diyecektir:) "Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size ayetlerimi anlatan ve bu gününüzün gelip çatacağı hakkında sizi uyaran…
Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Kalk da uyar.
Aynı kök: قرب (96 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
(Ey Muhammed!) İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Zira o gün zalimler, "Ey Rabbimiz! Yakın bir süreye kadar bizi ertele de senin…
Aynı kök: قرب (96 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Hiçbir günahkar başka bir günahkarın yükünü yüklenmez. Günah yükü ağır olan kimse, (bir başkasını), günahını yüklenmeye çağırırsa, ondan hiçbir şey…
Aynı kök: قرب (96 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Şüphesiz biz sizi, kişinin önceden elleriyle yaptıklarına bakacağı ve inkarcının, "Keşke toprak olaydım!" diyeceği günde gerçekleşecek olan yakın bir…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Önce) yakın akrabanı uyar! dipnot 1
Artık sana en yakın olan aşiretini uyar;
Ve en yakınları(ndan başlayarak erişebildiğin herkesi) uyar
Uyarmaya en yakınlarından başla!
(Öncelikle) En yakın hısımlarını (aşiretini) uyar.
(Önce) en yakın akrabanı uyar.
En yakınlarını uyar.
Yakın akrabalarını uyar!
Sana en yakın olan insanları uyar.
Sana en yakın olan insanları uyar.
En yakın hısımlarını uyar.
Hem en yakın hısımlarını inzar et
Önce yakın akrabalarını uyar.
Önce yakın akrabalarını uyar.
Önce yakın akrabalarını uyar.
(Öncelikle) En yakın hısımlarını (aşiretini) uyar.
Sen (ilkin) en yakın hısımlarını inzar et.
Ve yakın akrabalarını uyar.
(192-227) Muhakkak ki o / kuran, alemlerin rabbinden indirilmedir, onu, güvenilir bir ruh, senin kalbine, uyarıcılardan olasın diye açık ve net bir lisan aracıyla / arabi lisanıyla indirdi. Muhakkak ki o / kuran, evvelkilerin yazıt levhalarında / Zeburlarında var, İsrail oğullarının bilgelerinin bunu biliyor olması onlar için bir gösterge / bir ayet değil midir? Eğer ki / velev ki onu yabancılardan birilerine indirseydik, yabancı onlara okusaydı, o halde iman eden olmazlardı. (Ama biz onu kendi dillerinde indirdik) Bu şekilde yaparak / kendi dilleri ile indirerek, biz onu / kuranı suçluların kalbine soktuk. Acıtıcı azabı / elim azabı görünceye kadar inanmıyorlar , o nlara azap ansızın geldi , onlar bunun bilincinde değillerdi / şuurunda değillerdi. Diyorlar ki bizler ertelenenlerden olur muyuz? Azabımızı acele mi buluyorlar ? (Çok hızlı gerçekleşti mi diyorlar?) Sen, onları senelerce geçindirdiğimizi / metalandırdığımızı görmedin mi? Sonra onlara vaat edilmiş oldukları ne ise, o geldi, tükettikleri şeyler, onlara bir fayda sağlamadı. Biz uyarıcı göndermeden hiçbir memleketi / karyeyi helak etmeyiz. Hatırlatmadır ki, bizler Zalimler değiliz. Onu şeytanlar indirmedi, onların buna yeterlilikleri yoktur, kapasiteleri de yetmez , onlar işitmekten de uzaklaştırılmışlardır / a zledilmişlerdir. Allah'la beraber başka bir ilah çağırma, azap edilenlerden olursun, soyundan yakınlarını / akrabalarını uyar, iman edenlerden sana tabi olanları kanadınl a koru / muhafaza et, eğer sana isyan ederlerse de ki ben sizin yaptıklarınızdan / amellerinizden uzağım beriyim / (beri durmak öte durmak öte beri) saygıdeğer olana, esirgeyene vekaletini ver / Ona tevekkül et, ayağa kalktığın her vakitte, secde edenlere her dönüştüğünde, O seni görür , muhakkak ki O, işitendir bilendir. Şeytanın kime indirdiğini sana haber vereyim mi? Her bir iftiracının üzerine, her bir kötünün üzerine iner. Şeytanlardan işittiklerini aktarırlar / talkın ederler ve onların çoğunluğu da yalancıdır. Şairler / şuaralar, azgınlar onlara / şairlere tabi olurlar, görmedin mi ki onlar / şairler, her bir vadide şaşkın şaşkın / deli divane dolaşıyorlar, onlar, kesinlikle yapmadıklarını söylüyorlar, iman edenler ve salih amel işleyenler, Allah'ı çok ananlar ve zulme uğra malarından sonra yardımlaşanlar hariç (onlar yaptıklarını söylerler). Zalimler, hangi dönüştürücü ile ne hale dönüştürüleceklerini ileride bilecekler.
Önce en yakın akrabalarını uyar.
En yakın akrabanı uyar.
En yakın çevreni dipnot 1 uyar dipnot 2 .
Sen kavminden en yakınlarını uyar.
En yakın akrabalarını uyar.
En yakın akrabanı uyar.
En yakın akraba ve hısımlarını uyar.
And warn O Muhammad your next and near kin.
Warn your nearest kinsfolk
And admonish thy nearest kinsmen,
and warn your nearest kinsmen; dipnot 1
Warn your near relatives.
And warn your tribe (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) of near kindred.[1]
Warn the nearest of your kinsfolk,
And (Prophet!) warn your nearest kinsmen,
And warn thy clan, thy nearest kin.
Preach the truth to the people who are closest to you.
but warn thy clansmen who are near of kin.
Warn your closest kin.
And admonish thy more near relations.
Therefore, call not upon gods other than Allah, lest you be of the doomed.
And warn your kinsmen, the nearest kin,
And warn thy tribe of near kindred,
And warn your near relations,
And warn [whomever thou canst reach, beginning with] thy kinsfolk,
And warn ˹all, starting with˺ your closest relatives,
And warn your closest kin.
You shall preach to the people who are closest to you.
And warn, [O Muúammad], your closest kindred.
And warn thou thy relatives.
And warn first those who are close to you.
And advise and warn your nearest relatives.
And warn the nearest people of your clan,
And warn your closest kin.