Diyanet İşleri
(33-34) Şimdi yüz çevireni; pek az verip de kaskatı cimrileşeni gördün mü?
Necm suresi
Necm suresi, 34. ayet. وَأَعْطَىٰ قَلِيلًا وَأَكْدَىٰٓ
vea`ṭâ ḳalîlev veekdâ.
(33-34) Şimdi yüz çevireni; pek az verip de kaskatı cimrileşeni gördün mü?
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Herkes çalıştığının karşılığını görür Necm 31–41 3
Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. (Bu) kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması, iyilik edenleri de daha güzeliyle mükafatlandırması için (böyle)dir.
Onlar, ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Şüphesiz Rabbin, bağışlaması çok geniş olandır. Sizi, topraktan yarattığında da ve analarınızın karnında ceninler iken de, en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, Allah'a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir.
(33-34) Şimdi yüz çevireni; pek az verip de kaskatı cimrileşeni gördün mü?
Gayb'ın ilmi kendi yanında da o gerçeği mi görüyor?
(36-37) Yoksa, Musa'nın ve Allah'ın emirlerini bütünüyle yerine getiren İbrahim'in sahifelerindeki şu hakikatler kendisine haber verilmedi mi?
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 33–35. ayetler için yazılmıştır.
33. “Gördün mü yüz çevireni?” Rabbine ibadet ve O’nu tevhid etmekle emrolunmakla birlikte bundan yan çizip yüz çevirenin durumunun ne kadar çirkin olduğunu gördün mü?
34. Böyle birisi az bir şeyler verecek olsa dahi bunu sürdüremez. Aksine fazla zaman geçmeden cimrilik edip bu verdiklerini keser ve engeller. Çünkü iyilikte bulunmak, böyle birisinin karakter ve tabiatı değildir. Aksine böyle birisinin tabiatı itaatten yüz çevirmek ve iyilik işlemekte sebat göstermemektir.
35. Bununla birlikte böyleleri kendilerini temize çıkarır, över durur ve Allah’ın kendilerini indirdiği konumdan başka bir konuma yükseltmeye çalışırlar. “Acaba gayb bilgisi onun yanındadır da kendisi onu mu” gaybı mı “görüyor” da gaybı haber veriyor? Yoksa o, Allah’a karşı yalan uydurmakta ve bu küstahlığı mı göstermektedir? Böylelikle hem kötülük, hem de kendisini temize çıkarmak gibi iki yasak işi bir arada işlemekte midir? Ki vakıa da böyledir. Çünkü böylesi, gayb ilmine sahip olmadığını kendi de bilmektedir. Böyle bir iddiaya sahip olduğu varsayılsa bile masum peygamber vasıtası ile gayb ilmine dair kat’i olarak verilen haberler, onun bu iddiasının aksini göstermektedir. Bu da onun iddiasının batıl olduğuna delildir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Malından azıcık verip sonra men eder. Çünkü cimrilik onun tabiatıdır. Bununla beraber kendi nefsini temize çıkarır.
Aynı kök: عطو (14 geçiş)
Kendilerine kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah'ın ve Resulünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslam'ı din…
Aynı kök: عطو (14 geçiş)
İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. Kendilerine ondan bir pay verilirse, hoşnut olurlar; eğer kendilerine ondan bir pay…
Aynı kök: عطو (14 geçiş)
Mutlu olanlara gelince, gökler ve yerler durdukça içinde ebedi kalmak üzere cennettedirler. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Bu, onlara ardı kesilmez…
Aynı kök: قلل (76 geçiş)
Elinizdeki Tevrat'ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin. Onu inkar edenlerin ilki olmayın. Ayetlerimi az bir karşılığa değişmeyin…
Aynı kök: قلل (76 geçiş)
Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab'ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, "Bu, Allah'ın katındandır" derler. Vay ellerinin…
Aynı kök: قلل (76 geçiş)
Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(33, 34) (Gerçeğe) sırt dönen, azıcık verip sonra vermemekte direneni bir düşün!
Azıcık verip ardından koklatmayanı?
ve (kendi ruhunun temizliği için kendisinden) bu kadar az ve bu kadar gönülsüzce vereni?
Az (bir şey) verip, (sonra vermeyi - infakı kesip) sımsıkı tutanı!
Azıcık verdi ve gerisini kaya gibi sımsıkı elinde tuttu.
Azıcık verip sonra vermemekte direneni?
Birazcık verip de çoğunu elinde tutanı?
Az verip sonra vermemekte direneni?
Ender olarak ve pek az verdi.
Ender olarak ve pek az verdi.
Biraz verip de dayatıvereni?
Ve biraz verip de dayatıvereni
Azıcık verip, inatla cimrilik edeni?
Azıcık verip, inatla cimrilik edeni?
Azıcık verip, inatla cimrilik edeni?
Azıcık verdi ve gerisini kaya gibi sımsıkı elinde tuttu.
(33-34) Şimdi (imandan) dönen, (malından) biraz (ını) verib de gerisini sert kaya gibi elinde tutan adamı gördün mü?
Biraz verip sonra vermemekte direneni.
(31-42) Göklerde ve yerde her ne varsa Allah içindir. Kötülük yapanları yaptıklarından dolayı karşılıklandıracak güzeli de daha güzeli ile karşılıklandıracak. (Sûe; cahillikle yapılan kötülük, seyyie; bile bile yapılan, devamlılık arz eden kötülük) Öyleler ki kötülüğün büyüklerinden ve iğrençliklerden / fahişeliklerden ufak tefek kusurlar / lemmeler hariç kaçınırlar. Rabbinin mağfireti / bağışlaması kesinlikle geniştir. O, arzdan sizi inşaa ettiği vakitte de annelerinizin karnında siz cin / cenin iken de sizleri biliyor. Asla nefislerinizi / kendilerinizi temize çıkarmayın, O, takvalıyı / sakınanı en iyi bilendir. Hele ki şu yüz çevireni gördün mü? az cık vereni ve vermekte direneni de gördün mü? Sanki gaybın / bilinemeyenin ilmi onda ve o da görüyor. Ayrıca ona Musa ’nın ve vefalı İbrahim’in sahifelerindekilerin haberi verilmedi mi? Asla bir günah yüklü kişi, başkasının yükünü yüklenemez. İnsan için ancak kendi çalışması vardır. Muhakkak çalışması ilerde ona gösterilecektir. Sonra onun karşılığı vefalı bir karşılık olacaktır. Muhakkak ki nihayet / son Rabbinedir.
Ve az bir şey verip sımsıkı tutanı.
Azıcık verdi, gerisini elinde sıkı sıkı tuttu?
biraz verip sonra (yardımı) tümden keseni dipnot 1 ?
Biraz verip arkasını keseni.
Azıcık verip sonra vermemekte direneni?
Biraz meyletmiş ve sonra katılaşmıştır/direnmiştir.
Azıcık verdi, sona inatla sıkıca tuttu.
And when he gives he gives a little, be it what confers somewhat to the need or comfort of others or rendering a service, or giving one his due, or imparting knowledge, or giving help in some way or another, and yet he stops short and gives grudgingly.
he only gave a little and then he stopped.
Gives a little, then hardens (his heart)?
who gave a little, and then stopped? dipnot 1
and gives little, and that grudgingly?
And gave a little, then stopped (giving)?
gave a little and held off?
And gives but a little (in the cause of Allâh) and does it grudgingly.
and gives a little, and then grudgingly?
and was stingy in charity?
who gives but little and then stops?
He gave very little, and then he stopped.
and giveth little, and covetously stoppeth his hand?
And gives a little and then withholds.
And gives little and (then) parsimoniously?
And gave a little, then was grudging?
Who gives but little, and is niggardly?
and gives so little [of himself for the good of his soul], and so grudgingly?
and ˹initially˺ paid a little ˹for his salvation˺, and then stopped?
And he gave very little, then he stopped.
Rarely did he give to charity, and then very little.
And gave a little and [then] refrained?
And gave a little, and then withheld?
And gives so little of himself, yet with a heavy heart?
Gives (in) a little then hardens his heart (and his feelings)?
and gave a little, and stopped?
And he gave very little, then he stopped.