Diyanet İşleri
Nitekim ayetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince, "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.
Neml suresi
Neml suresi, 13. ayet. فَلَمَّا جَآءَتْهُمْ ءَايَٰتُنَا مُبْصِرَةً قَالُوا۟ هَٰذَا سِحْرٌ مُّبِينٌ
felemmâ câethüm âyâtünâ mübṣiraten ḳâlû hâẕâ siḥrum mübîn.
Nitekim ayetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince, "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ ve dokuz mucize Neml 7–14 3
"Değneğini at." (Musa değneğini attı.) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce, dönüp ardına bakmadan kaçtı. (Allah, şöyle dedi): "Ey Musa, korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar."
"Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım, çok merhamet edenim."
"Elini koynuna sok; Firavun'a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak, kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Çünkü onlar fasık bir kavimdir."
Nitekim ayetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince, "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.
Kendileri de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri halde, sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkar ettiler. Ama bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!
Andolsun! Biz Davud'a ve Süleyman'a ilim verdik. Onlar, "Hamd, bizi mü'min kullarının birçoğundan üstün kılan Allah'a mahsustur" dediler.
Süleyman, Davud'a varis oldu ve, "Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur" dedi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
13. Mûsâ aleyhisselam, Firavun ve çevresindeki ileri gelenleri Yüce Allah’ın yoluna davet etti ve kendilerine mucizelerini gösterdi. Ama “Mucizelerimiz onlara açık seçik” hakka delâlet edecek şekilde, aydınlık saçıcı ve gözlerin güneş aydınlığı sayesinde görmesi gibi onlar sayesinde de basiretin aydılandığı bir halde “geldiğinde onlar: Bu apaçık bir sihirdir, dediler” Bu bir sihirdir, demekle de yetinmeyip onu apaçık olmakla, herkes tarafından açıkça görülmekle de nitelendirdiler. Bu ise çok şaşılacak bir husustur. Çünkü açık seçik mucizeler ve göz kamaştırıcı nurlar, aldatmacalar ve açıkça büyü olduğu görülen şeyler arasına katılmaktadır. Acaba bu, hakka karşı bile bile direnmenin ve yüzsüzce ileri sürülen safsataların bir örneği değil midir?
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Nitekim Musa'yı desteklediğimiz mucizelerimiz apaçık görünür bir şekilde gözlerinin önüne gelince şöyle dediler: "Musa'nın getirmiş olduğu bu mucizeler, apaçık bir sihirdir."
Aynı kök: سحر (63 geçiş)
"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…
Aynı kök: سحر (63 geçiş)
(16-17) (Bunlar), "Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru" diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda…
Aynı kök: سحر (63 geçiş)
O gün Allah, şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Gerçeği ortaya koyucu delillerimiz kendilerine gelince ‘Bu, apaçık bir büyüdür!' demişlerdi.
Fakat onlara göz açıcı nitelikteki (mucizevi) ayetlerimiz gelince: "Bu apaçık bir büyüdür" dediler.
Fakat onlara gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koyan mesajlarımız gelince: "Bu apaçık bir büyü!" dediler;
Mucizelerimiz apaçık onlara geldiğinde: "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.
Ayetlerimiz onlara, gözler önünde sergilenmiş olarak gelince dediler ki: "Bu, apaçık olan bir büyüdür."
Mucizelerimiz onların gözleri önüne serilince: «Bu, apaçık bir büyüdür» dediler.
Gözleriyle gördükleri ayetlerimiz onlara geldiğinde, şöyle dediler: "Apaçık bir büyü bu!"
Mucizelerimiz onların gözleri önüne serilince: "Bu, apaçık bir sihirdir" dediler.
Onlara açıkça görünen mucizelerimiz geldiğinde, "Bu apaçık bir büyüdür" dediler.
Onlara açıkça görünen mucizelerimiz geldiğinde, 'Bu apaçık bir büyüdür,' dediler.
Bu şekilde ayetlerimiz, hakikatı gözlerine sokarak onlara vardığı vakit: "Bu apaçık bir büyüdür!" dediler.
Bu suretle ayetlerimiz hakıkati gözlerine sokarak vardığı vakıt onlara bu apaçık bir sihir dediler
Onlara, gerçeği ortaya koyan ayetlerimiz dipnot 1 gelince, "Bu apaçık sihirdir." dediler.
Onlara, gerçeği ortaya koyan ayetlerimiz dipnot 1 gelince, "Bu apaçık sihirdir." dediler.
Onlara, gerçeği ortaya koyan ayetlerimiz dipnot 1 gelince, "Bu apaçık sihirdir." dediler.
Ayetlerimiz onlara gözler önünde sergilenmiş olarak gelince dediler ki: "Bu apaçık olan bir büyüdür."
Vaktaki ayetlerimiz böyle parlak (ve vazıh) olarak onlara geldi, "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.
Ayetlerimiz böyle vazıh olarak onlara gelince; bu, apaçık bir büyüdür, dediler.
(7-14) Musa yakın çevresine dedi ki muhakkak ki ben yakında bir ateş hissettim. Oradan size bir haber yahut ateşten bir kor getiririm, böylelikle belki ısınırsınız. Oraya geldiği zaman “Ateşteki ve etrafındakiler bereketli kılındı alemlerin Rabbi Allah'ı üstün tut” diye ona seslenildi. Ey Musa muhakkak ki O, benim, saygıdeğer ve hâkim olan Allah’ım, sopanı / asanı bırak dedi, bıraktığında onun sanki bir yılan gibi kımıldadığını gördü, arkasını dönüp kaçtı. Ey Musa korkma kesinlikle benim yanımda Resuller korkmazlar , zulmedenler hariçtir (onlar korksunlar) , zalimlikten sonra kötülüğü iyilikle yer değiştirirse / mübadele ederse eğer muhakkak ki ben de bağışlayanım, esirgeyenim. Elini koynuna sok , kusursuz bir beyazlıkta çıksın, firavuna ve kavmine karşı dokuz ayetlesin, Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış bir kavimdi. Her ne zaman onlara gör ebilecekleri ayetler geldi ise, o zaman dediler ki bu apaçık bir büyüdür / bir sihirdir. Kendi içlerinde inanmalarına / kanaat getirmelerine rağmen nefislerine yaptıkları z ulüm ve büyüklenme leri nedeniyle onunla mücadele ettiler. Şimdi, bozguncuların sonucu / akıbeti nasıl oluyor bir bak!
Nitekim ayetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince; “Bu apaçık bir sihirdir.” dediler.
Onlara açıkça görünen ayetlerimiz gelince: "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.
Ayetlerimiz /mucizelerimiz onlara, gerçeği gösterecek şekilde gelince: "Bunlar apaçık sihirdir." dediler dipnot 1 .
Her şeyi açıkça gösteren belgelerimiz onlara gelince: "Bunlar açık büyüdür" dediler.
Nitekim mucizelerimiz, onların gözleri önüne serilince: Bu, apaçık bir sihirdir! dediler.
Nitekim ayetlerimiz, gözleriyle görecekleri şekilde, kendilerine gelince: - Bu, apaçık bir sihirdir! dediler.
İşte bu şekilde ayetlerimiz göz ve gönül açar bir biçimde onlara geldiğinde şunu deyiverdiler: "Açık bir büyüdür bu..."
And when Our divine convincing signs were presented to them they blinded their minds' eyes and labeled them as magic with over-mastering influence.
But when Our enlightening signs came to them, they said, ‘This is clearly [just] sorcery!’
But when Our Signs came to them, that should have opened their eyes, they said: "This is sorcery manifest!"
But when Our Clear Signs came to them, they said: "This is plain magic."
When Our Signs came to them in all their clarity, they said, ‘This is downright magic,’
But when Our Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.) came to them, clear to see, they said: "This is a manifest magic."
But when Our signs came to them, as eye-openers, they said, ‘This is plain magic. ’
But when Our eye-opening signs were shown to them (- Pharaoh and his people) they said, `This is plain witchcraft (to cause disruption among the people). '
But when Our signs came to them visibly, they said, 'This is a manifest sorcery';
[What a shame that when] Moses presented My undeniable miracles they simply said: "These are nothing but plain magic. "
And when our signs came to them visibly, they said, 'This is obvious sorcery!'
So when Our signs came to them for all to see, they said, "This is clearly magic!"
And when our visible signs had come unto them, they said, this is manifest sorcery.
"Put your hand in they bosom, it shall come forth white without stain (or hurt); one of nine signs to Pharaoh and his people; verily, they are a rebellious, transgressing people. "
Then as soon as Our signs came to them, a beholding, (i. e., as a proof from Allah) they said, "This is evident sorcery."
But when Our tokens came unto them, plain to see, they said: This is mere magic,
And when Our signs came as distinct proofs, they said: "This is only magic. "
But when Our light-giving messages came unto them, they said, "This is clearly [but] spellbinding deception!"
But when Our enlightening signs came to them, they said, "This is pure magic."
So when Our signs came to them for all to see, they said: "This is clearly magic!"
When our miracles were presented to them, clear and profound, they said, "This is obviously magic."
But when there came to them Our visible signs, they said, "This is obvious magic. "
And when Our visible proofs came to them, they said: “This is obvious sorcery”;
But when they received Our Light-giving Messages, they said, "This is clearly a spellbinding deception. "
But when Our Signs came to them that should have (really) opened their eyes, they said: "This is clearly magic!"
So when Our signs came to them as eye-openers, they said, "This is a clear magic."
So when Our signs came to them for all to see, they said: "This is clearly magic!"