Neml suresi

Neml suresi, 16. ayet

Neml suresi, 16. ayet. وَوَرِثَ سُلَيْمَٰنُ دَاوُۥدَ وَقَالَ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ عُلِّمْنَا مَنطِقَ ٱلطَّيْرِ وَأُوتِينَا مِن كُلِّ شَىْءٍ إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلْفَضْلُ ٱلْمُبِينُ

veveriŝe süleymânü dâvûde veḳâle yâ eyyühe-nnâsü `ullimnâ menṭiḳa-ṭṭayri veûtînâ min külli şey'. inne hâẕâ lehüve-lfaḍlü-lmübîn.

Diyanet İşleri

Süleyman, Davud'a varis oldu ve, "Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur" dedi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Neml 13–19 · surenin 16. ayeti / 93

Konu Dâvûd, Süleymân ve karınca vadisi Neml 15–19 3

  1. Neml 13

    Nitekim ayetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince, "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.

  2. Neml 14

    Kendileri de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri halde, sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkar ettiler. Ama bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!

  3. Neml 15

    Andolsun! Biz Davud'a ve Süleyman'a ilim verdik. Onlar, "Hamd, bizi mü'min kullarının birçoğundan üstün kılan Allah'a mahsustur" dediler.

  4. 16

    Süleyman, Davud'a varis oldu ve, "Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur" dedi.

  5. Neml 17

    Süleyman'ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı. Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı.

  6. Neml 18

    Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca, "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler" dedi.

  7. Neml 19

    Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: "Ey Rabbim! Beni; bana ve ana babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!"

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

16. Yüce Allah, her ikisini bir arada övdükten sonra Süleyman aleyhisselam’ı özellikle ona ihsan ettiği nimetleriyle söz konusu etmektedir. Çünkü Yüce Allah, Süleyman’a pek büyük bir mülk vermiş ve babasının sahip olmadığı imkânlara onu mazhar kılmıştı. -Her ikisine de selam olsun- İşte bu konuda Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Süleyman, Davud’a mirasçı oldu.” Yani onun ilim ve peygamberliğini miras aldı. Babasının ilmi, onun da ilmine katılmış oldu. Babası hayatta iken kendisinin sahip olduğu ilmin yanı sıra babasının özel olarak sahip olduğu ilmi ondan öğrenmiş olma ihtimali de vardır. Çünkü önceden de geçtiği gibi Yüce Allah’ın: “Biz, en uygun hükmü Süleyman’a kavrattık” buyruğu, Süleyman’ın özel bir bilgiye sahip olduğunu göstermektedir. İşte Yüce Allah’a şükür etmek, O’nun ihsanında yüzdüğünü dile getirmek ve üzerindeki nimeti ifade etmek üzere şöyle demişti: “Ey insanlar! Bize kuşların dili öğretildi.” Süleyman aleyhisselam kuşların neler söylediğini ve ne konuştuklarını anlıyordu. Nitekim -ileride geleceği gibi- Hudhud ile karşılıklı konuştuğunu, ayrıca karıncanın diğer karıncalara söyledikleri sözleri anladığını görüyoruz. Bu, Süleyman aleyhisselam’dan başkasına ihsan edilmiş değildi. “Her şeyden de bize verildi.” Yani Yüce Allah, bizlere hiçbir insana vermediği hükümdarlık, saltanat ve başkalarını egemenlik altına almanın yol ve imkânlarını bağışlamış bulunuyor. Bundan dolayı Süleyman aleyhisselam yüce Rabbine şöyle dua etmiştir: “Rabbim, bana mağfiret buyur ve benden sonra hiç kimseye nasip olmayacak bir mülk ver bana!” (Sad, 38/35) Yüce Allah da ona şeytanları/cinleri amade kılmıştı. Onun emri altında dilediği ve başkalarının yapmaktan acze düştüğü her türlü işi yaparlardı. Gidişi bir ay, dönüşü de bir aylık mesafe olan rüzgarı da onun emrine vermişti. “Şüphe yok ki bu” Allah’ın bize bağışladığı, başkalarına üstün kılarak bize özel olarak ihsan ettiği bu şeyler “apaçık bir lütuftur.” Bu ifadelerle Yüce Allah’ın nimetini en mükemmel bir şekilde itiraf etmiş bulunuyordu.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Süleyman, babası Dâvûd'a peygamberlikte, ilimde ve krallıkta mirasçı oldu. Allah Teâlâ'nın kendisine ve babasına olan nimetinden bahsederek şöyle dedi: "Ey insanlar! Allah bize kuşların dilini öğretti ve bize peygamberlere ve krallara verdiği her şeyden verdi. Şüphesiz her noksanlıktan münezzeh olan Allah Teâlâ'nın bize bahşetmiş olduğu bu şey apaçık bir lütfudur."

Kelimeler

18 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَوَرِثَ ve verise ve mirasçı oldu kök: ورث
  2. سُلَيْمَـٰنُ suleymanu Süleyman
  3. دَاوُۥدَ ۖ davude Davud'a
  4. وَقَالَ ve kale ve dedi ki kök: قول
  5. يَـٰٓأَيُّهَا ya eyyuha ey kök: ايي
  6. ٱلنَّاسُ n-nasu insanlar kök: نوس
  7. عُلِّمْنَا ullimna bize öğretildi kök: علم
  8. مَنطِقَ mentika dili kök: نطق
  9. ٱلطَّيْرِ t-tayri kuşların kök: طير
  10. وَأُوتِينَا ve utina ve bize verildi kök: اتي
  11. مِن min (bir pay)
  12. كُلِّ kulli her kök: كلل
  13. شَىْءٍ ۖ şey'in şeyden kök: شيا
  14. إِنَّ inne şüphesiz
  15. هَـٰذَا haza bu
  16. لَهُوَ lehuve elbette o
  17. ٱلْفَضْلُ l-fedlu bir lutuftur kök: فضل
  18. ٱلْمُبِينُ l-mubinu açık kök: بين

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Aynı kıssa: Hz. Süleyman · Aynı kök: فضل (104 geçiş)

    Andolsun! Biz Davud'a ve Süleyman'a ilim verdik. Onlar, "Hamd, bizi mü'min kullarının birçoğundan üstün kılan Allah'a mahsustur" dediler.

  • Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Aynı kök: طير (29 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş)

    (10-11) Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir lütuf verdik. "Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin" dedik ve "(Bütün vücudu örtecek)…

  • Aynı kıssa: Hz. Dâvûd · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Derken, Allah'ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davud, Calut'u öldürdü. Allah, ona (Davud'a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini…

  • Aynı kıssa: Hz. Süleyman · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Kitaptan bilgisi olan biri, "Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm" dedi. Süleyman, tahtı yanında yerleşmiş halde görünce şöyle dedi:…

  • Aynı kök: ورث (35 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır! O kendileri için bir…

  • Aynı kök: ورث (35 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Sonra biz, o kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere (Muhammed'in ümmetine) miras olarak verdik. Onlardan kendine zulmedenler vardır. Onlardan…

  • Aynı kıssa: Hz. Süleyman · Aynı kök: طير (29 geçiş)

    Süleyman'ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı. Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı.

  • Aynı kıssa: Hz. Süleyman · Aynı kök: طير (29 geçiş)

    Süleyman, kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: "Hüdhüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?"

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

82 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Süleyman, Davud'a mirasçı olmuş ve şöyle demişti: "Ey insanlar! Bize kuşların dili öğretildi ve bize (yararlı) her şeyden (pay) verildi." Doğrusu bu apaçık bir lütuftur.

Mustafa İslamoğlu

Ve Süleyman Davud'a varis oldu; ve "Ey insanlar!" diye seslendi, "Bize kuşların mantığı öğretildi; ve bize bu alanda (gerekli olan) her şey bahşedildi; elbet bu, işte budur Allah'ın apaçık lütfu.

Muhammed Esed

Ve (bu bakımdan) Süleyman Davud'un (gerçek) varisi idi; öyle ki, o şöyle derdi: "Ey insanlar! Bize kuşların dili öğretildi; (güzel ve iyi) şeylerin hepsinden (cömertçe) bahşedildi; bu (bize Allah'ın) apaçık bir lütfudur!"

Ahmed Hulusi

Süleyman, Davud'a varis oldu ve dedi ki: "Ey insanlar. . . Bize Mantık-at Tayr (kuşdili - insan dışındaki canlılarla iletişim özelliği) öğretildi; (böylece) bize her şeyden (bilgi alma nasibi) verildi. . . Muhakkak ki bu, apaçık lütuftur!"

Ali Bulaç

Süleyman, Davud'a mirasçı oldu ve dedi ki: "Ey insanlar, bize kuşların konuşma dili öğretildi ve bize her şeyden (bol bir nimet) verildi. Gerçekten bu, apaçık bir üstünlüktür."

Ali Özek ve heyeti

Süleyman Davud'a vâris oldu ve dedi ki: Ey insanlar! Bize kuş dili öğretildi ve bize her şeyden (nasip) verildi. Doğrusu bu apaçık bir lütuftur.

Ali Rıza Safa

Ve Süleyman, Davut'a kalıtçı oldu. Şöyle dedi: "Ey insanlar! Bize kuşların dili öğretildi ve bize her şeyden verildi. Aslında, işte bu, apaçık bir lütuftur!" dipnot 306

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 306
    İşte, bir bilgi ayeti: Kuşların kendi aralarında bir anlaşma dili kullandıkları, yapılan araştırmalarla kesin olarak anlaşılmıştır. Kuşlar, çıkardıkları sesler ve beden dilleri aracılığıyla iletişim sağlarlar. Yönlerini şaşırmadan çok uzak yerlere gidebilme ve tekrar aynı yerlere dönebilme yetenekleri, uçuş düzenleri ve gelişmiş takım anlayışına örnek olan edimleri ise nasıl yaptıkları anlaşılamayan ve insanlara olağanüstü gelen özellikleridir.

Bayraktar Bayraklı

Süleyman, Davud'a mirasçı oldu ve şöyle dedi: "Ey insanlar!Bize kuşların dili öğretildi ve bize her şeyden biraz verildi. Şüphesiz bu apaçık bir lütuftur."

Edip Yüksel

Süleyman Davud'a varis oldu. Dedi ki, "Ey halk, bize kuşların dilini anlamak öğretildi ve bize her şeyden verildi. Bu apaçık bir lütuftur."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Süleyman Davud'a varis oldu. Dedi ki, 'Ey halk, bize kuşların dilini anlamak öğretildi ve bize her şeyden verildi. Bu apaçık bir lütuftur.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve Süleyman Davud'un yerine geçip dedi ki: "Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize herşeyden verildi. Şüphesiz ki bu apaçık bir lütufdur."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve Süleyman Davuda varis olup ey nas, didi: bize mantıkuttayr (kuş dili) ta'lim buyuruldu, hem bize her şeyden verildi, şübhesiz ki bu her halde o fazlı mübin

Erhan Aktaş

Süleyman, Davud'a mirasçı oldu. dipnot 1 Süleyman: "Ey İnsanlar! Bize kuşdili dipnot 2 öğretildi. Bize her şeyden verildi. Bu apaçık ilahi bir armağandır." dedi.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Davud'tan sonra onun yerine geçti.
  2. metne dön, dipnot 2
    Ses ve hareketlerinden ne demek istediklerini anlama bilgisi, yetisi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Süleyman, Davud'a mirasçı oldu dipnot 1 . Süleyman: "Ey insanlar! Bize kuşdili dipnot 2 öğretildi. Bize her şeyden verildi. Bu apaçık ilahi bir armağandır." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Davud'tan sonra onun yerine geçti.
  2. metne dön, dipnot 2
    Ses ve hareketlerinden ne demek istediklerini anlama bilgisi, yetisi. Konuşma illa sözle olmaz. Haber veren deliller, öğüt veren ibretler de konuşma olarak adlandırılır. Örneğin kitabın konuşması(45:29), derilerin konuşması (41:21), gibi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Süleyman, Davud'a mirasçı oldu dipnot 1 . Süleyman: "Ey insanlar! Bize kuşdili öğretildi dipnot 2 . Bize her şeyden verildi. Bu apaçık ilahi bir armağandır." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Davut'tan sonra onun yerine geçti.
  2. metne dön, dipnot 2
    Ses ve hareketlerinden ne demek istedikleri öğretildi.

Gültekin Onan

Süleyman, Davud'a mirasçı oldu ve dedi ki: "Ey insanlar, bize kuşların konuşma dili öğretildi ve bize her şeyden (bol bir nimet) verildi. Gerçekten bu, apaçık bir üstünlüktür."

Hasan Basri Çantay

Süleyman Davuda mirascı oldu. Dedi ki: "Ey insanlar, bize kuşların dili öğretildi. Bize her şeyden (behre) verildi. Şübhesiz ki bu, apaçık bir üstünlüğün ta kendisidir".

İbni Kesir

Süleyman da Davud'a varis oldu ve dedi ki: Ey insanlar; bize, kuş dili öğretildi. Ve bize, her şeyden bolca verildi. Doğrusu bu; apaçık bir lutuftur.

Mehmet Alagaş

(15-44) Yemin olsun ki biz Davud'a ve Süleyman'a ilim ver dik / bilgi verdik. Her ikisi de dedi ki Allah'a hamdolsun , Mümin kullarının çoğundan bizi üstün tuttu . Süleyman Davut'a mirasçı oldu ve dedi ki ey insanlar bana kuşlarla konuşmak / kuş mantığı öğretildi, bana her şeyden verildi, kesinlikle bu apaçık bir üstünlüktür. Süleyman insanlardan, cinlerden ve kuşlardan oluşan ordusunu topladı. Onlar da bir düzenle sevk oldular. Ta ki karınca vadisine vardılar, o vakit bir karınca dedi ki; Hey karıncalar yuvalarınıza meskenlerinize girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin. Süleyman karıncanın sözüne tebessüm ederek gülümsedi, Rabbim beni düzene koy ki bana ve anne babama verdiğin nimetlerine şükredeyim ve de razı olduğun salih ameller yapayım, salih kullarınla beraber beni de rahmetine dahil et dedi. Kuşlara şöyle bir göz attı, sonra dedi ki, neden hüd hüdü göremiyorum ? Yoksa o kayıp mı oldu? Ona şiddetli bir azap ile azap edeceğim yahut onun boğazını keseceğim (mezbaha) ya da bana apaçık bir ispatlayıcı / bir delil getirir. Uzun olmayan bir süre sonra hüd hüd geldi ve dedi ki kimsenin fark etmediği yaşadığım bir haberi Sebe den ben fark ettim ve sana getirdim, ben onlara meliklik yapan bir kadın buldum, ona her şeyden verilmiş, ve ayrıca büyük bir tahtı da var, onu ve kavmini Allah'ın dışında güneşe secde ederlerken buldum , şeytan onlara bu amellerini süslemiş, onları yoldan çıkarmış / saptırmış onlar da bir türlü yolu bulamıyorlardı, üstelik, gökte ve yerdeki saklı olanı ortaya çıkar an, gizlediklerini ve açığa çıkardıklarını bilen Allah'a secde etmiyorlardı. Allah! Ondan başka ilah yoktur , çok büyük tahtın Rabbidir. Süleyman d edi ki , doğru musun yahut yalancı mısın bakacağız , g it ve bu mektubumu onlara bırak , sonra onlardan geri çekil ve bak bakalım geri bana ne döndürecekler? Kadın dedi ki , ey ileri gelenler muhakkak ki bana verilmiş bir mektup bırakıldı , kesinlikle O, Süleyman'dandır, mektup, acıyan ve esirgeyen Allah'ın adıyla başlıyor , asla bana baş kaldırmayın ve teslim olmuş şekilde bana gelin diye yazıyor. Kadın dedi ki ey ileri gelenler ba na bu işimde kanaat bildirin / fetva verin. Sizler de şahit olmadan işleri kestirip atmış değilim. Dediler ki bizler kuvvetçe ulularız , şiddetli savaşta da ulularıyız, emir senindir bak, ne emredeceksen emret. Kadın dedi ki muhakkak ki mülk sahipleri ne zaman ki bir memlekete girmişlerse orayı bozarlar / ifsat ederler, izzetli olan halkını zilletli yaparlar , tam olarak bu şekilde davranırlar, şimdi ben onlara bir hediye ile bir elçi göndereyim, bir bakalım elçiler ne ile geri dönecekler. Elçiler Süleyman'a geldiklerinde Süleyman dedi ki bana mal yardımında mı bulunuyorsunuz? Allah sizin verdiğinizden daha hayırlısını bana zaten verdi, sizler hediyelerinizle mutlu mu oluyorsunuz . Geri dönün ve onlara karşı duramayacakları bir ordu ile varacağımızı, onları da oradan zillet içerisine ve aşağılanmış olarak çıka racağımızı söyleyin. Süleyman dedi ki, Ey ileri gelenler , hanginiz o kadının tahtını , onların teslim ol muş vaziyette bana gelmelerinden önce bana getirir. Cinlerden ifrit dedi ki ben onu sen oturduğun yerden / makamından kalkmadan önce sana getiririm, benim bu konuya kesinlikle gücüm yeter v e güvenilir biriyim. Yanında kitaptan bilgisi olan biri de dedi ki ben onu sana göz kapaklarını kırpmadan önce getiririm. Onu / kadının tahtını yanında kurulu vaziyette gördüğü gibi dedi ki bu Rabbimin hazinesindendir / fazlındandır , Beni şükredecek miyim yahut yok mu sayacağım diye imtihan ediyor, her kim şükrederse muhakkak ki kendi nefsi için teşekkür e tmiştir, her kim de yok sayar / görmezden gelirse muhakkak ki rabbim zengindir , (kendi kendine yeterlidir ) vericidir / ikram sahibidir. Süleyman dedi ki o kadının arşını belirsiz hale / tanınmaz hale getirin, bakalım yola mı girecek yahut yola girmeyenlerden mi olacak? Ne zaman ki kadın geldi ona bu senin tahtın mı denildi? Kadın dedi ki sanki o, bunun bilgisi ondan önce bize verilmişti (Biz biliyorduk zaten) ve teslim olanlar olduk. Allah'ın dışında tap tıklarının olması on u engellemiş idi , Muhakkak ki o kadın, kafir bir kavmindendi, O kadına den ildi ki köşke gir , tam girecekken onun derin bir su gibi değerlendirdi ve paçasını sıvadı / kaldırdı, Süleyman d edi ki köşk, parlatılmış şeffaf kristaldendir / billurdandır. O Kadın dedi ki rabbim ben nefsime kesinlikle zulmettim ve ben Süleyman'la beraber alemlerin Rabbine teslim oldum.

Rowwad Tercüme Merkezi

Süleyman, Dâvud’a mirasçı olmuş; "Ey insanlar! Bize kuşların dili öğretildi ve bize her şey verildi." demişti. İşte bu apaçık bir lütuftur.

Süleyman Ateş

Süleyman, Davud'a mirasçı oldu ve dedi ki: "Ey insanlar, bize kuşların dili öğretildi. Ve bize her şeyden (bolca) bir pay verildi. İşte bu, açık bir lutuftur."

Süleymaniye Vakfı

Süleyman, Davud'un varisi oldu. Dedi ki: "Ey insanlar! Bize iki kanatlıların dipnot 1 dili öğretildi ve her şeyden verildi dipnot 2 . İşte bu, açık bir lütuftur."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yerde hareket eden tüm canlılar ve iki kanadıyla uçanlar, tıpkı bizim gibi birer toplumdur. Kıyamet günü onlar da Allah'ın huzurunda toplanacaktır (En'am 6/38). Nebimiz şöyle demiştir: "Kıyamet günü, boynuzsuz koyunun hakkı, boynuzlu koyundan dengiyle alınacaktır" (Müslim, Birr 60, Tirmizi, Kıyamet 2). Hayvanlar imtihana tabi olmadıkları için kararlarını akıllarıyla verir, Allah'ın dininden bir başka dini kabul edemezler (Al-i İmran 3/83). Süleyman aleyhisselama iki kanatlıların dili öğretilmiş ve bunlar, kuşlar ve karıncalarla örneklendirilmiştir (Neml 27/16-19). Bu ayetlerden, onların da yeni bilgiler edindiklerini, o bilgileri değerlendiklerini ve yalan kurgular peşinde de olabileceklerini öğreniyoruz. İnsan, onlardan farklı olarak bir ruha sahip olduğu için kararlarını gönlüyle verir. Gönlü ile aklı arasında tam bir uyum kurarak yanlışlardan sakınanlar imtihanı kazanır, diğerleri kaybeder (Bakara 2/2,177, Zümer 39/32-35). Ayette geçen mantık'at-tayr (مَنطِقَ الطَّيْرِ) kavramı, "kuş dili" diye çevrilmektedir. Oysa karıncalar kuş değildir ama 18 ve 19. ayetlere göre Süleyman aleyhisselam onların dilini de bilmektedir. Karıncalar, biyolojik sınıflandırmada, zar kanatlılar takımında bulunurlar. Üreyebilen özellikteki karıncalar, çiftleşme dönemlerinde kanatlanırlar. Zaten (طيْر) tayr, havada uçan ya da yolculuk eden bütün kanatlılar için kullanılır (Müfredat).
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Süleyman Davud'un yerine geçti. Dedi ki; "Ey insanlar! Bize kuşların dili öğretildi ve her şeyden verildi. İşte bu,apaçık üstünlüktür.

Şaban Britch

Süleyman, Davud’a mirasçı olmuş, ey insanlar, bize kuşların dili öğretildi ve bize her şey verildi, demişti. İşte bu apaçık bir lütuftur.

Şaban Piriş

Süleyman, Davud'a mirasçı olmuş ve: -Ey insanlar, bize kuşların dili öğretildi ve bize her şey verildi, demişti. İşte bu apaçık bir lütuftur.

Yaşar Nuri Öztürk

Süleyman, Davud'a mirasçı oldu ve şöyle dedi: "Ey insanlar, bize kuşların dili öğretildi ve bize herşeyden biraz verildi. Kuşkusuz bu, apaçık lütfun ta kendisidir."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And then did Sulayman inherit Dawud's kingdom, spiritual insight and the prophetic office -attributes do not usually go from father to son- and there did he address his people, thus: "O you people" he said, "we have been gracefully taught the language of the birds and we have been granted -by Allah- something of everything, and this is indeed His efficacious grace effecting the end for which it is given.

Abdul Haleem

Solomon succeeded David. He said, ‘People, we have been taught the speech of birds, and we have been given a share of everything: this is a clearly a great favour.’

Abdullah Yusuf Ali

And Solomon was David's heir. He said: "O ye people! We have been taught the speech of birds, and on us has been bestowed (a little) of all things: this is indeed Grace manifest (from Allah.)"

Abul A'la Maududi

And Solomon succeeded David dipnot 1 and said: "O people, we have been taught the speech of birds dipnot 2 and we have been endowed with all kinds of things. dipnot 3 Surely this is a conspicuous favour (from Allah)."

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Succession here does not mean inheritance of wealth and properties, but the succession to the Prophet David (peace be upon him) in the prophethood and vicegerency. For the wealth and possessions, if at all transferred, could not be transferred to the Prophet Solomon (peace be upon him) only, because Prophet David (peace be upon him) had other children also. Therefore, this verse cannot be cited to refute the Hadith reported from the Prophet (peace be upon him), saying, "The inheritance left by us, the Prophets, is not divided as such. Whatever we leave behind is charity." (Bukhari). And, “There is no heir to a Prophet. Whatever he leaves behind is divided among the needy and the indigent of the Muslims.” (Musnad Ahmad).
  2. metne dön, dipnot 2
    The Prophet Solomon (peace be upon him) was the youngest son of the Prophet David (peace be upon him). His Hebrew name Solomon is a synonym of Salim (rightminded, affable). He succeeded the Prophet David (peace be upon him) in 965 B.C. and ruled his kingdom for forty years, till 926 B.C. (For other details of his life and works, see( E.N. 74-75 of Surah Al-Anbiyaa). Our commentators have greatly exaggerated the vastness of his kingdom, and have held that he ruled over a large part of the world. The fact, however, is that his kingdom comprised only the present Palestine and Transjordan and a part of Syria.
  3. metne dön, dipnot 3
    There is no mention in the Bible that the Prophet Solomon (peace be upon him) had been taught speech of the birds and animals, though the Israelite traditions contain a reference to it.

Aisha Bewley

Sulayman was Dawud’s heir. He said, ‘Mankind! we have been taught the speech of birds and we have been given everything. This is indeed clear favour.’

Al-Hilali & Khan

And Sulaimân (Solomon) inherited (the knowledge of) Dâwûd (David). He said: "O mankind! We have been taught the language of birds, and on us have been bestowed all things. This, verily, is an evident grace (from Allâh)."

Ali Quli Qarai

Solomon inherited from David, and he said, ‘O people! We have been taught the speech of the birds, and we have been given out of everything. Indeed this is a manifest advantage.’

Amatul Rahman Omar

And Solomon succeeded David and he said, `O you people! we have been taught the language of the birds (and also the technique of horsemanship), and bestowed with everything (essential for us). This indeed is a distinct favour (of God and His grace).'

Arthur John Arberry

And Solomon was David's heir, and he said, 'Men, we have been taught the speech of the birds, and we have been given of everything; surely this is indeed the manifest bounty. '

Bijan Moeinian

When Solomon inherited David’s kingdom, he said [to his people]: "God has taught me to communicate with the birds and has granted me many talents & knowledge out of his grace [that I am sincerely grateful for. ]

E. Henry Palmer

And Solomon was David's heir; and said, 'O ye folk! we have been taught the speech of birds, and we have been given everything; verily, this is an obvious grace!'

Edip-Layth

Solomon inherited from David, and he said, "O people, we have been taught how to understand the speech of creatures that fly, and we have been given from everything. This is indeed an evident grace."

George Sale

And Solomon was David's heir; and he said, O men, we have been taught the speech of birds, and have had all things bestowed on us; this is manifest excellence.

Hamid S. Aziz

And We gave David and Solomon knowledge; and they both said, "Praise belongs to Allah, Who hath favoured us over many of His believing servants. "

Mahmoud Ghali

And Sulayman was Dawûd's heir, (Literally: inherited "from" Dawûd "David") and he said, "O you mankind, we have been taught the language (Literally: the manner of pronunciation) of (the) birds, and we have been brought (much) of everything; surely this is indeed the evident Grace. "

Marmaduke Pickthall

And Solomon was David's heir. And he said: O mankind! Lo! we have been taught the language of birds, and have been given (abundance) of all things. This surely is evident favour.

Mohamed Ahmed - Samira

Solomon was heir to David, and he said: "O people, we have been taught the language of Tair, and have been given of everything. This is a clear favour indeed."

Muhammad Asad

And [in this insight] Solomon was [truly] David’s heir; and he would say: "O you people! We have been taught the speech of birds, and have been given [in abundance] of all [good] things: this, behold, is indeed a manifest favour [from God]!"

Mustafa Khattab

And David was succeeded by Solomon, who said, "O people! We have been taught the language of birds, and been given everything ˹we need˺. This is indeed a great privilege."

Progressive Muslims

And Solomon inherited from David, and he said: "O people, we have been taught how to understand the speech of birds, and we have been given from everything. This is indeed an evident grace."

Rashad Khalifa

Solomon was David's heir. He said, "O people, we have been endowed with understanding the language of the birds, and all kinds of things have been bestowed upon us. This is indeed a real blessing."

Sahih International

And Solomon inherited David. He said, "O people, we have been taught the language of birds, and we have been given from all things. Indeed, this is evident bounty."

Sam Gerrans

And Solomon inherited from David; and he said: “O mankind: we have been taught the speech of birds, and have been given of every thing; this is the clear favour.”

Shabbir Ahmed

Solomon was David's heir in continuation of Allah's Revelation. He said, "O People! We have been given a great cavalry of ready horses with the best knowledge of training them, and given every blessing. This evidently is a great Bounty on our nation." ((21:79), (34:10). Solomon ruled as King from 965 to 926 B.C.) )

Syed Vickar Ahamed

And Sulaiman (Solomon) was to inherit after Dawood (David). He said: "O you people! We have been taught the language of Birds, and to us is given (a little) of all things: Truly, this is (by Allah’s) clear Grace."

Taqi Usmani

And Sulaimān inherited (the traits of) Dāwūd and said, "O people we have been taught the speech of birds, and all sorts of things are given to us. Indeed, this is the evident grace (of Allah)."

The Monotheist Group

And Solomon inherited from David, and he said: "O people, we have been taught how to understand the speech of the creatures that fly, and we have been given from everything. This is indeed an evident grace."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Neml suresi, 16. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Neml suresi, 16. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Neml suresi, 16. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩