Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 17. ayet

Âl-i İmrân suresi, 17. ayet. ٱلصَّٰبِرِينَ وَٱلصَّٰدِقِينَ وَٱلْقَٰنِتِينَ وَٱلْمُنفِقِينَ وَٱلْمُسْتَغْفِرِينَ بِٱلْأَسْحَارِ

eṣṣâbirîne veṣṣâdiḳîne velḳânitîne velmünfiḳîne velmüstagfirîne bil'esḥâr.

Diyanet İşleri

(16-17) (Bunlar), "Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru" diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah'tan) bağışlanma dileyenlerdir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 14–20 · surenin 17. ayeti / 200

Konu İnkâr edenlerin sonu, Bedir ve dünya süsleri Âl-i İmrân 10–20 3

  1. Âl-i İmrân 14

    Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah'ın katındadır.

  2. Âl-i İmrân 15

    De ki: "Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah'ın rızası vardır." Allah, kullarını hakkıyla görendir.

  3. 16–17

    (16-17) (Bunlar), "Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru" diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah'tan) bağışlanma dileyenlerdir.

  4. Âl-i İmrân 18

    Allah, melekler ve ilim sahipleri, ondan başka ilah olmadığına adaletle şahitlik ettiler. O'ndan başka ilah yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

  5. Âl-i İmrân 19

    Şüphesiz Allah katında din İslam'dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf, aralarındaki ihtiras ve aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah'ın ayetlerini inkar ederse, bilsin ki Allah hesabı çok çabuk görendir.

  6. Âl-i İmrân 20

    Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: "Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah'a teslim ettim." Kendilerine kitap verilenlere ve ümmilere de ki: "Siz de İslam'ı kabul ettiniz mi?" Eğer İslam'a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah, kullarını hakkıyla görendir.

Tefsir4

1 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

el-Muhtasar 5

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

(Onlar): İtaatleri yerine getirmede, kötü amelleri terk etmede ve başlarına gelen musibetlerde sabreden kimselerdir. Onlar; sözlerinde ve amellerinde sadık olanlardır. Onlar; Allah'a tam bir şekilde boyun eğip itaat edenlerdir. Onlar; Allah yolunda infak eden ve gecenin sonlarında Allah'tan bağışlanma dileyenlerdir. Çünkü bu vakit; duanın kabul edilmesine en yakın olan vakittir. Bu vakitte kalp, kendisini alıkoyacak şeylerden uzak olur.

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ٱلصَّـٰبِرِينَ es-sabirine sabredenler kök: صبر
  2. وَٱلصَّـٰدِقِينَ ve ssadikine ve sadık olanlar kök: صدق
  3. وَٱلْقَـٰنِتِينَ velkanitine ve gönülden itaat edenler kök: قنت
  4. وَٱلْمُنفِقِينَ velmunfikine ve infak edenler kök: نفق
  5. وَٱلْمُسْتَغْفِرِينَ velmustegfirine ve istiğfar edenler kök: غفر
  6. بِٱلْأَسْحَارِ bil-eshari seherlerde kök: سحر

Keşif6

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: قنت (13 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    Şüphesiz müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mü'min erkeklerle mü'min kadınlar, itaatkar erkeklerle itaatkar kadınlar, doğru erkeklerle doğru…

  • Aynı kök: قنت (13 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından…

  • Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan…

  • Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen musibetlere sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak…

  • Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    İşte onların, sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında, mükafatları…

  • Aynı kök: قنت (13 geçiş) · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Allah, bir de iffetini sapasağlam koruyan ve bizim de kendisine ruhumuzdan üflediğimiz, Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını doğrulayan İmran kızı…

  • Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…

  • Aynı kök: سحر (63 geçiş) · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    İçlerinden bir adama insanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele diye vahyetmemiz,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 7

71 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler8

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

(zorluklara) sabredenleri, (imana) sadakat gösterenleri, (Allah'a) boyun eğenleri, (O'nun için) harcayanları, (günahlarından dolayı) seherlerde canı gönülden yalvaranları (da görür).

Muhammed Esed

Zorluklara sabredenlerin ve sözlerini tutanların, (Rablerine) yürekten bağlı olanların, (servetlerini Allah yolunda) harcayanların ve bütün kalpleriyle af dileyenlerin.

Ahmed Hulusi

(Onlar) sabredenlerdir, sadıklardır, kanitlerdir (kulluğunun idrakıyla boyun eğmişlerdir), (muhtaçlara) bağışlayanlardır, seher vakti (uyanma sürecinde) eksikliklerinden dolayı istiğfar edenlerdir.

Ali Bulaç

Sabredenler, doğru olanlar, gönülden boyun eğenler, infak edenler ve 'seher vakitlerinde' bağışlanma dileyenlerdir.

Ali Özek ve heyeti

Sabreden, sâdık (dürüst) olan, ibadet ve taatlerinde devamlı olan, (mallarını Allah yolunda) infâk eden ve seher vakitlerinde Allah'tan bağışlanma dileyen muttakîler içindir.

Ali Rıza Safa

Dirençli olanlar, doğruyu söyleyenler, içtenlikle özgüleyenler, yardımlaşmak amacıyla paylaşanlar ve güneşin doğmasına yakın zamanlarda bağışlanma dileyenlerdir.

Bayraktar Bayraklı

- Allah, "Ey Rabbimiz! Sana inanıyoruz, bizi affet, günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru" diyenlerin, zorluklara sabredenlerin ve sözlerini tutanların, Rablerine yürekten bağlı olanların, servetlerini Allah yolunda harcayanların ve seherlerde bütün kalpleriyle af dileyenlerin kalplerindeki her şeyi görür.

Edip Yüksel

Onlar, sabredenlerdir, doğru sözlülerdir, gönülden teslim olanlardır, insanlara yardım edenler ve seherlerde/gönülden bağışlanma dileyenlerdir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlar, sabredenlerdir, doğru sözlülerdir, gönülden teslim olanlardır, insanlara yardım edenler ve seherlerde bağışlanma dileyenlerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O sabredenleri, doğruluktan ayrılmayanları, divan duranları, nafaka verenleri ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyenleri koru! derler.

Elmalılı Hamdi Yazır

O sabr edenleri, o sıdk-u sadakatle gidenleri, o divan duranları, o nefaka verenleri, ve o seher vakitleri istiğfar eyleyenleri

Erhan Aktaş

Bunlar: Sabreden, dürüst olan, gönülden bağlı olan, infak eden ve seher vaktinde bağışlanma dileyenlerdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bunlar: Sabreden, dürüst olan, gönülden bağlı olan, infak eden ve seher vaktinde bağışlanma dileyenlerdir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bunlar: Sabreden, dürüst olan, gönülden bağlı olan, infak eden ve seher vaktinde bağışlanma dileyenlerdir.

Gültekin Onan

Sabredenler, doğru olanlar, gönülden boyun eğenler, infak edenler ve 'seher vakitlerinde' bağışlanma dileyenlerdir.

Hasan Basri Çantay

(16-17) (O takvaaya erenler): "Ey Rabbimiz, biz iman etdik. Artık bizim günahlarımızı yarlığa ve bizi o ateşin azabından koru" diyenler, sabredenler, (imanlarında) gerçek olanlar, (Allaha) itaatle boyun eğenler, infaak edenler, seharlarda Allahdan mağfiret isteyenlerdir.

İbni Kesir

Sabredenler, doğru olanlar, gönülden ibadet edenler, infak edenler ve seherlerde Allah'tan mağfiret dileyenlerdir.

Mehmet Alagaş

(14-17) Kadınlara, oğullara altın ve gümüş yığınlarına, nişanlı / markalı atlara, hayvanlara ve ekine yönelik arzulama sevgisi / şehvet sevgisi insanlara süslü gösterildi, bunlar dünya hayatının geçimlikleridir. (Sizi sadece geçindirmek içindirler kalıcı değiller, tüketim malzemeleri bunlar) ve Allah, O’nun yanındaki ne güzel yerdir. Size daha hayırlısını haber vereyim mi? Takva sahipleri için Rableri yanında altlarından nehirler akan cennetler vardır , Onlarda kalıcıdırlar. Tertemiz eşler / zevceler ve Allah’tan bir hoşnutluk , Allah kullarını görendir. Onlar ki Rabbimiz biz kesinlikle iman ettik, bizi günahlarımızdan bağışla, bizi ateş azabından koru diyorlar , sabredenler ve sözüne bağlılar / sadıklar boyun eğenler / kunut olanlar ve harcayanlar / infak edenler, seherlerde bağışlanma dileyenlerdir.

Rowwad Tercüme Merkezi

(Onlar): Sabredenler, sadık olanlar, gönülden boyun eğip itaat edenler, sadaka verenler ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyenlerdir.

Süleyman Ateş

Sabredenleri, doğru olanları, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranları, Allah için (mal) harcayanları ve seherlerde istiğfar edenleri (Allah'tan bağışlanmalarını dileyenleri Allah) görmektedir.

Süleymaniye Vakfı

O kullar sabırlı /duruşunu bozmayan, doğru sözlü, Allah'a içten boyun eğen, infak eden /hayra harcayan ve seher vakitlerinde dipnot 1 bağışlanma dileyenlerdir. dipnot 2

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Seher vakti, gecenin sonuna doğru güneş ışıklarının doğu ufkuna ulaşması ve ufkun üst tarafındaki zayıf ışıklı yıldızların kaybolmasıyla başlar. Güneş ufka yaklaştıkça aydınlık üstten aşağıya doğru bir kubbe şeklini alır ve alt taraftaki kara parçası gözükmeye başlar. Kara parçası, ufuk boyunca uzayan siyah bir çizgi haline gelince onun üstünde, çıplak gözle net olarak gözüken beyaz ışık çizgisi oluşur. Tam bu vakitte seher vakti biter, sabah namazı ve oruç tutma vakti başlar (Bakara 2/187). Seher vakti aynı zamanda sahur vaktidir.
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar sabırlı, özü sözü doğru, Allah'a içten boyun eğen, mallarından hayra harcayan ve seher vakitlerinde dipnot 1 bağışlanma dileyen kimselerdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Doğuda zayıf ışıklı yıldızların kaybolmasıyla başlayan seher vakti (fecr-i kazib = yalancı tan).

Şaban Britch

(Onlar): Sabredenler, sadık olanlar, gönülden boyun eğip itaat edenler, sadaka verenler ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyenlerdir.

Şaban Piriş

(Onlar): Sabredenler, sadık olanlar, gönülden boyun eğenler, sadaka verenler ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyenlerdir.

Yaşar Nuri Öztürk

Kullar ki sabredenlerdir, özü-sözü doğru olanlardır, ilahi huzurda duranlardır, nimet ve imkanlardan başkalarını yararlandıranlardır; seherlerde, bağışlanmak için yakaranlardır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

It is they who are patient and unwearied in the face of difficulties, who habitually tell the truth with their words and their deeds. It is they who are obedient and submissive to the will of Allah, who are charitable in divine service and the devout who pray to Allah and beseech His forgiveness far into the night and before the day dawns.

Abdul Haleem

those who are steadfast, truthful, truly devout, who give [in God’s cause] and pray before dawn for forgiveness.’

Abdullah Yusuf Ali

Those who show patience, Firmness and self-control; who are true (in word and deed); who worship devoutly; who spend (in the way of Allah); and who pray for forgiveness in the early hours of the morning.

Abul A'la Maududi

men who are steadfast, dipnot 1 truthful, obedient, spend (in the way of Allah) and implore the forgiveness of Allah before daybreak.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, they are those who remain steadfast in the cause of Truth; who do not lose heart when they either suffer losses or are subjected to afflictions; who do not despair when they encounter reverses; who are not seduced by temptations. They are the ones who remain faithful to the Truth, even when it apparently stands no chance of prevailing see also (Surah 2, n. 60 above.)

Aisha Bewley

The steadfast, the truthful, the obedient, the givers, and those who seek forgiveness before dawn.

Al-Hilali & Khan

(They are) those who are patient, those who are true (in Faith, words, and deeds), and obedient with sincere devotion in worship to Allâh. Those who spend [give the Zakât and alms in the Way of Allâh] and those who pray and beg Allâh’s Pardon in the last hours of the night.

Ali Quli Qarai

Patient and truthful, obedient and charitable, and pleading [Allah’s] forgiveness at dawns.

Amatul Rahman Omar

(And those who are) the patiently persevering, the truthful and the obedient, and those who spend (liberally in the cause of Allâh) and the implorers of Divine protection in the latter part of the night (and from the core of their hearts).

Arthur John Arberry

men who are patient, truthful, obedient, expenders in alms, imploring God's pardon at the daybreak.

Bijan Moeinian

Such people are patient, truthful, true worshippers of God, generous in charity and beg for the Lord’s forgiveness in the early hours of the morning.

E. Henry Palmer

the patient, the truthful, the devout, and those who ask for pardon at the dawn.

Edip-Layth

The patient, the truthful, the devout, the givers, and the seekers of forgiveness in the late periods of the night.

George Sale

The patient, and the lovers of truth, and the devout, and the almsgivers, and those who ask pardon early in the morning.

Hamid S. Aziz

Those who show patient, firmness and self-control, the truthful in word and deed, the devout in worship, and those who spend, and pray for forgiveness at dawn.

Mahmoud Ghali

(The ones who are) patient, and the sincere, and the devout, and the expenders (in the way of Allah), and (the ones who) ask forgiveness (from Allah) before dawn. (i.e. the hours before dawn)

Marmaduke Pickthall

The steadfast, and the truthful, and the obedient, those who spend (and hoard not), those who pray for pardon in the watches of the night.

Mohamed Ahmed - Samira

They are the patient, the sincere and devout, full of charity, who pray for forgiveness in the hours of dawn.

Muhammad Asad

those who are patient in adversity, and true to their word, and truly devout, and who spend [in God's way], and pray for forgiveness from their innermost hearts.

Mustafa Khattab

˹It is they˺ who are patient, sincere, obedient, and charitable, and who pray for forgiveness before dawn.[1]

Progressive Muslims

The patient, and the truthful, and the devout, and the givers, and the seekers of forgiveness in the late hours of the night.

Rashad Khalifa

They are steadfast, truthful, submitting, charitable, and meditators at dawn.

Sahih International

The patient, the true, the obedient, those who spend [in the way of Allah ], and those who seek forgiveness before dawn.

Sam Gerrans

The patient, the truthful, the humbly obedient, those who spend, and the seekers of forgiveness at dawn.

Shabbir Ahmed

They are proactively steadfast, truthful in word and action, ever submitting to the Commandments, keeping their wealth open for the society, and guarding themselves early against any forthcoming challenge.

Syed Vickar Ahamed

Those who show patience, firmness and self control; Who are true (in word and deed); Who pray with sincerity (and obedience); Who spend (in the way of Allah): And who pray for forgiveness in the early hours of the morning.

Taqi Usmani

(and those who are) the patient, the truthful and the devout, who spend (in Allah’s way) and who seek forgiveness in pre-dawn hours."

The Monotheist Group

The patient, and the truthful, and the dutiful, and the givers, and the seekers of forgiveness in the late hours of the night.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 17. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki eser tek görüş olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 17. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  6. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  7. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  8. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩